Kültür Sanat Edebiyat Şiir

dostluk sizce ne demek, dostluk size neyi çağrıştırıyor?

dostluk terimi Ülkü Ünlü tarafından 26.04.2002 tarihinde eklendi

  • Müteharrik Meyyit
    Müteharrik Meyyit 29.02.2016 - 15:48

    Arapların güzel bir söylemi vardır; ' evvel refik bade'l tarık'
    -Önce yoldaş, sonra yol..

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 24.01.2016 - 11:01

    “Bir kimse kurduğu dostluklara sahip çıkmasını beceremiyorsa nedeni dostları üzerinde hegemonya kurmak istemesidir.Böyleleri yalnızca kendilerini düşünür, kişisel üstünlüklerini kanıtlamayı amaçlarlar'
    (Alfred Adler)

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind 20.08.2012 - 22:58

    “Dostluk iki yürek arasında akan bir nehir gibidir;
    Gittiği yeri de temizler, geldiği yeri de.”

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind 11.04.2011 - 19:30

    Ey Can dostluk illa yan yana, diz dize olmak değildir asıl dostluk CAN CANA, KALB KALBE olmaktır.. Hz. Mevlana

  • Ayhan Bilge Ateş
    Ayhan Bilge Ateş 15.09.2010 - 17:58

    İyi ve kötü günde yüksek fedakarlık gösterilen, karşılığı beklenmeyen,ve doğal güven ortamının oluştuğu arkadaşlık

  • Ayhan Bilge Ateş
    Ayhan Bilge Ateş 15.09.2010 - 17:57

    İyi ve kötü günde yüksek fedakarlık gösterilen, karşılığı beklenmeyen,ve doğal güven ortamının oluştuğu arkadaşlık

  • Şüheda Nur
    Şüheda Nur 15.09.2010 - 15:41

    Hâkiki dostlukta, bayağı yaratılışta olanların tadamayacağı lezzet vardır...

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 17.07.2010 - 20:31

    Dostluklar şarap gibidir. Eskidikçe değerlenir.

  • Kübra Erdem
    Kübra Erdem 04.10.2009 - 13:59

    lekesiz bir gökyüzünden,bereketli kılmak için insanın tarlasına inen yağmurdur...

  • Mey Ziyade
    Mey Ziyade 25.08.2009 - 03:14

    Şöyle dediler;

    'gerçek dostluk, sükûnete ermiş ve bekâ bulmuş aşktır..'

  • Mine Karagüler
    Mine Karagüler 19.08.2009 - 11:40

    ' Büyümek; üşümektir..' demişti şair bir dizesinde.. Ben büyüdükçe üşüdüm.. üşüdükçe inançlarımın karanlıklarına gömüldüm.. Dostluğa olan inancımı yitirdim artık.. Üşüyorum...

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 24.04.2009 - 11:23

    Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. 'Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim' demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve 'Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim! ' demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Aileside
    dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış.
    Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. 'Kör kuyunun başına git ve oğlum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek! ' demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadıgı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, 'Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde! ' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı...
    'Hatalı olan oğlum olmalı! ' demiş ve yılandan özür dilemiş. 'Tekrar dost olalım! ' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş:

    'Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız! ' demiş.

  • Ferhat Atcı
    Ferhat Atcı 22.03.2009 - 22:48

    dostluk nedir bunu kimseye anlatamazsın herkesin yaşaması lazım hani bir söz vardır HAYATTA BİR DOSTUN OLSUN BİRDE CANIN HER CAN DOST OLMAZ HABERİN OLSUN CANDAN DOSTLARA SLM OLSUNNNN........

  • Ferhat Atcı
    Ferhat Atcı 22.03.2009 - 22:45

    bir zamanlar iki dost varmış birisi uyanık diğeri ise saf'mış birgün uyanık olan saf arkadaşından borç para istemiş saf olan ise işleri iyi olduğu için cebindeki son parasını vermiş birgün uyanık olan arkadaş yine gelmiş ve bizim saf tan nişanlısından ayrılıp onla evlenmek istediğini söylemiş bizim saf üzülerekte olsa nişanlısından vazgeçmiş uyanık olan arkadaşını kırmadan kabul etmiş.Bizim safın işleri kötüye gidince uyanık olan arkadaşının yanına gitmiş ve ondan çalışmak için iş istemiş ama uyanık olan ona iş vermemiş.Bizim saf birgün yolda giderken yaşlı bir adama rastlar adam çok aç olduğunu ve ilaç almak için parasının olmadığını söyler bizim saf'ta hiç düşünmeden adama yardım eder.Günler geçer ve birgün bir mektup gelir bizim saf'a yardım ettiği yaşlı adam ölmüştü saf buna çok üzülür fakat yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını bizim saf'a bırakır.Bizim safta biraz kırgınlığıylada olsa uyanık arkadaşının işyerinin karşısında çok güzel bir ev satın alır.Bir gün bizim saf'ın kapısı çalar yaşlı bir kadın aç olduğunu söyler bizim saf yine hiç düşünmeden dayanamayıp kadını içeri alır ve ona yemek verir.Yaşlı kadın bizim saf'a evde işlere yardım etmesini bunun karşılığındada evde kalmasını önerir bizim saf kabul eder.Birgün yaşlı kadın bizim saf'a evlenmesi gerektiğini söyler bizim safta nerden bulacaz öyle iyibir kızı der ve bizim yaşlı kadın bir tanıdığının kızı olduğunu söyler ve kızla onu tanıştırır.Bizim saf kızı çok sever kızda onu güngelir iki genç evlenmeye karar verirler.Güngelir ve nikah tarihidir bizim saf uyanık olan arkadaşınada bir davetiye gönderir gelde gör nasıl bir seviyeye ulaştım dercesine.Ogün sabah nikahtan önce bizim saf mikrofonu alır ve başlar başında geçenleri anlatmaya anlatır anlatır.Uyanık olan dayanamaz alır ve başlar konuşmaya; bir zamanlar benimde bir dostum vardı onu çok severdim birgün ondan işlerimin yolunda olmadığını söyledim ve borç para istedim cebindeki son parasını çıkarıp verdi ve yine birgün ona gittim ve nişanlısını çok beğendiğimi ve onla evlenmek istediğimi söyledim oda kabul etti.Birgün bana geldi ve benden iş istedi nasıl olurda kendi arkadaşımı emirim altında çalıştıra bilirdim nişanlısını istememin sebebi o kadının arkadaşıma yakışmaması ve okadının iyi birisi olmamasıdır yolda karşılaştığı benim babamdı onu ona ben gönderdim mirasını ona bırakması için kapısını çalan yaşlı kadın benim annemdi ona bakması ve yemekyapması için ben gönderdim şu anda evlenmek olduğu kız ise benim kızkardeşimdir onu arkadaşımla evlenmesi için ben ikna ettim deyince diğer saf olan dayanamaz ve uyanık olan arkadaşına sarılır İŞTE BİZ BÖYLE DOSTLARIZ derler......

  • Ali Erdem
    Ali Erdem 26.12.2008 - 12:08

    HERKES DOST BULAMAZ AMA HERKES ÇOK KOLAY DOST KAYBEDER... BENCE DOSTLAR SAYILIDIR.

  • Ali Erdem
    Ali Erdem 26.12.2008 - 12:08

    HERKES DOST BULAMAZ AMA HERKES ÇOK KOLAY DOST KAYBEDER... BENCE DOSTLAR SAYILIDIR.

  • Nazan Aslan
    Nazan Aslan 24.12.2008 - 17:56

    bekleyen omuz
    açık kucak
    ağlamaları dindiren
    yaraları sağaltan
    acıları azaltan

  • Ceyda Korkulu
    Ceyda Korkulu 04.12.2008 - 13:25

    dost diye bir şey yok malesef artık her şey gibi bununda anlamını harcadılar anlamını yitirmiş kelimelerden biri bence başkada bir şey değil! ! !

  • Erdem Eren
    Erdem Eren 19.11.2008 - 23:23

    Bölmektir ikiye,ekmeği.Dosta vermektir yağmurlu havada şemsiyeyi.Çay içmektir aynı bardaktan.Başımız dertteyken sarıldığımız,baktığımızda geriye dönüp anımsadığımız şeydir dostluk.Tanıdık bakış,gülümseyen yüzdür...

  • Abdulkadir Azaklı
    Abdulkadir Azaklı 16.11.2008 - 20:51

    Dostluk bir nevi karşılıklı güven olmalı,İki dost derler ya işte öyle..

    Dostluğu çok severim eğer gerçek olursa
    KEDERLİ GÜNLERİMDE ARAR BENİ BULURSA...

  • Mehmet Nurullah Çelik
    Mehmet Nurullah Çelik 29.10.2008 - 20:25

    dostluk içten sevmektir o kadar...

  • Mehmet Nurullah Çelik
    Mehmet Nurullah Çelik 29.10.2008 - 20:23

    bence dostluk bir insanın can yoldaşıdır

  • Saime Yadigar
    Saime Yadigar 03.07.2008 - 01:54

    Dostluk,hakkında çok konuşulan,çok düşünülen,hatta temcit pilavına dönüştürülmüş ama gerçekte var olmayan birşey.Dostluk belki bir ideal,belki bir hayal.Nasıl anlatsam bilmem ki,sanki zaman makinesi yapma hayali gibi,sanki uzayda dünya benzeri bir gezegen bulup oraya yerleşmek gibi bir hayal.Belki gerçekleşir, ama kimbilir ne zaman, cinsinden bir hayal.Oysa biz bu bencillik denizi toplumunda hepimizin hayali olan dostluk idealinden her geçen gün daha çok uzaklaşıyoruz.Peki nasıl olur,bu ne saçma şey diyeceksiniz.Herkes istiyorsa niye gerçekleşmez bir hayal.Çünkü herkes kendine bir dost edinmeyi hayal ediyor,kimse ideal bir dost olmayı hayal etmiyor.Ya da herkes dostluğunu,çok iyi bir dost olmanız karşılığında vermek istiyor.Kimse karşılıksız dostluk sunmuyor.
    DOST
    Dinler
    DOST
    Yargılamaz.
    DOST
    Paylaşır
    Kıskanmaz
    Yardım eder ama isterseniz
    Samimidir
    Asla arkanızdan iş çevirmez,hakkınızda dedikodu yapmaz.
    DOST
    Yapıcı öğütler verir,ihtiyaç duyarsanız.
    DOST
    Dingince ve saatlerce susar,öyle gerekiyorsa.
    DOST
    Saatlerce konuşur,sohbet istiyorsanız
    DOST
    Yine de bütün kararları size bırakır,karışmaz,müdahale etmez,gerekiyorsa sizi size bırakır.Bazen yalnızca onun varolduğunu bilmeniz yeterlidir çünkü...
    Var mı arkadaşlar içinizde böyle bir dost olabilirim diyen.Her yiğidin harcı değil di mi?

  • Gizliözne
    Gizliözne 02.07.2008 - 22:15

    DOSTLUĞUN BUZ TUTMUŞ KANIYLA DAMARLARI DAĞLANMIŞ,
    DOST İHANETİNİN EFKARIYLA SAÇLARI AĞARMIŞ,DOSTA VEFANIN SADAKATİYLE GAMZELERİNDE MENEKŞELER AÇMIŞ,YAŞADIĞIM HER SAHNEYE EN CANLI ŞAHİR GÖSTEREBİLECEĞİM BİR
    VİRANE-İ HANA DAVET ETTİĞİM NADİR İNSANLARDIR...
    DOSTLUK İÇİN BİNLERCE TARİF VARDIR GÖNÜLLERDE ÇÜNKÜ HER İNSAN İÇİN 'DOST' TARİFİ ŞAHSA MÜNHASIRDIR...
    BAZEN AZGIN SULARDA SIĞINACAK BİR LİMAN, HASTA İKEN İLAÇ, YANAN YÜREĞİNE SERPİLEN BERRAK BİR SU DAMLASIDIR...
    ÇIKARSIZ, RİYASIZ, İKİCİHANDA UNUTMADIĞIN, UNUTAMADIĞIN İNSANDIR...

  • Deniz
    Deniz 26.05.2008 - 08:35

    Dostluk iki yürek arasında akan nehir gibidir; gittiği yeride temizler, geldiği yeride.

  • Birgül Yeğin
    Birgül Yeğin 23.05.2008 - 10:26

    DOST DEDiGIN

    Dost dedigin; radikal olmali;
    Sevilecek biri olmadigin zamanlarda bile
    Seni Sevmeli
    Sarilinacak biri olmadigin zamanlarda bile
    Sana sarilmali
    Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile
    Sana Dayanmali
    Dost dedigin; fanatik olmali
    Bütün dünya seni üzdügünde
    Sana moral vermeli
    Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli,
    Ve agladiginda, seninle aglamali
    Ama hepsinden daha çok
    Dost matematiksel olmali
    Sevinci çarpmali
    Üzüntüyü bölmeli
    Geçmisi çikarmali
    Yarini toplamali
    Kalbinin derinliklerinde ihtiyaci hesaplamali
    Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı...
    işi bitince seni bir tarafa atmamalı...
    (alıntı)

  • Can
    Can 06.05.2008 - 00:31

    Günümüzde artık kalmayan,insanların birbirlerinden faydalanmak olarak gördükleri sıradan basit alalade anlam taşıyan bir kelime.

  • Özge Candan
    Özge Candan 22.12.2007 - 18:23

    belkide hiç bi zamn gerçek mi değilmi dostluğum değilmi gibi emin olamayacağım ulaşılması çok güç ulaşıldıktan sonrada asla kaybedilmemesi gereken ekmek gibi su gibi gerekli bir almazsa olmaz

  • Selcen Kahraman
    Selcen Kahraman 05.07.2007 - 23:13

    Slm :) DOSTLUĞU Bİ KAÇ SATIRLARLA ANLATM[K İSTERİM

    UNUTMA UNUTULANLAR,UNUTANLARI ASLA UNUTMAZ! ! !

    DEĞİLMİ Kİ HEPİMİZ[İN SONU KARA TOPRAK,ÖLÜMDEN YANA KORKUM YOK TEK KORKUM UNUTULMAK....

    BİZ KİMLERİZ DİYE SORMAYIN,
    BİZ HAYATI BOŞVERENLERDENİZ
    BİZE HAYAT NEDİR? DİYE SORMAYIN.
    BİZ HAYATIN,DERYASINDA YÜZENLERDENİZ,
    ARAMA BİZİ LÜKS HAYTLARDA.
    BİZ DOST ŞARABI İÇENLERDENİZ
    BİZE DOST NEDİR? DİYE SORARSANIZ
    İŞTE ONLAR İÇİN
    ÖLENLERDENİZ! ! ! !

    DOST DEMLİ BİR ÇAY GİBİDİR ŞEKERİ NE AZ NE DE FAZLA
    ÖNEMLİ OLAN ONA İHTİYAÇ DUYULMASIDIR VE DAMAKTA TAD BIRKAMAKTIR........

    ÇILGINCA VURSAMDA DALGALARLA KIYIYA,
    BİR GARİP RÜZGARIM SONUÇTA,
    NE KADAR İSTESEMDE ESEMİYORUM YANINA,
    AMA BİLKİ YÜREĞİM HEP SENİN YANINDA
    DOSTUMMMMM.....

    EVET İŞTE BU KADAR ŞU BEŞ SIRADAN OLUŞAN SÖZLER İNSANIN HAYATA TUTUNABİLMESİNE NEDEN OLUYOR. YA BENCE DOSTUM DEMK KADAR MÜKEMMEL BİŞEY YOK BU HAYATTA.
    UMARIM BU DOSTLUĞUMUZ ÖMÜRRR BOYU SÜRER ÇÜNKÜ BİZ ÇOKK GÜÇLÜYÜZ,ÇÜNKÜ BİZ ÇOKK ŞEYİN ÜSTESİNDEN GELDİK,ÇÜNKÜ BİZ BİRBİRİMİZ OLMADAN YAŞAYAMAYIZZZ VE ÇÜNKÜ BİZZZ DOSTUZZZZ.........
    SİZİ ÇOKKKKKKK SEVİYORUMMMMMMM

    ***SEN***
    BU GÜN TARİHE BAKTIĞIMDA 2007 YILINA ÇOKTAN GİRMİŞİZ BİLE OYSA DAHA DÜN OKULA BAŞLAMIŞTIM BN YAA DEMK Kİ ZAMN BU KADAR ACIMASIZ AMA ÖNEMLİ OLAN BU ACIMASIZLIKLARIN İÇİNDE MUTLU OLARAK YAŞAMAK DEĞİLMİDİR Kİ.....

  • Selcen Kahraman
    Selcen Kahraman 04.07.2007 - 21:52

    dostluk nedir biliyomusunuzdur? dostluk; an ve an yürekte olmaktır,dostluk acısıylada olsa tatlısıylada olsa yaşadığın günlerin gözlerinin önünden geçmesidir,dostluk; hiç bırakmayacak kadar sarılmaktır.dostluk; terkedilmektir ve dostluk ne kadar terkedilsende anıların hatırına onu hala sevmektir.
    çookkkk güzel bişeydir dostluk.mesela benim ilkokuldaiken bir dostum vardı ikimiz içinde hayat mükemmeldi ama ilköğretimde o mükemmel hayatımızla beraber ikimizde yok olduk sanki ama bir taneyken iki tane geldi yerine çokkkta mutluyuzzz çünkü çokk acı günlerimiz geçti ve biz hala birlikteyiz işte bunun için çokkk mutluyuz...
    Ama şunu söyleyim o bir tanenin yerine iki tanede olsa bir tanenin yeri başkaydı ve o boşluk iç dolmadı dolmayacak ta.....
    Siz ANladınız demk istediğimi.....
    SELCEN,EZGİ VE NAZAN............

  • Asi Hayat
    Asi Hayat 07.03.2007 - 13:59

    söze dökülen dostluklar zamanla sığlaşır zamana yenilirmiş,en gzel dostluklar sessizce yürekte yaşananmış,ne zaman dokunabilir ne söz kırabilirmiş,bir barışıklık sürer gidermiş zaman içinde zamansızlıklarda..

  • Gassan Bereket
    Gassan Bereket 23.02.2007 - 02:21

    dostluk....

    İki arkadaş çölde yürüyorlardı. Yolculuk sırasında bir tartışma yaşandı ve arkadaşlardan biri ötekine tokat attı. Tokadı yiyen kişinin canı acıdı ama hiçbir şey söylemeden eğildi ve kuma şöyle yazdı:

    “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı.”

    İki arkadaş bir vahaya gelene dek yürümeye devam ettiler ve vahaya gelince de suya girmeye karar verdiler. Tokadı yiyen kişi bataklığa saplandı ve kurtulmak için çırpınmaya başladı. Arkadaşı onu kolundan çekerek baplandığı yerden çıkardı ve yaşamını kurtardı. Tokadı yiyen kişi boğulmaktan kurtulduktan sonra bir taşa şöyle yazdı:

    “Bugün en iyi arkadaşım yaşamımı kurtardı.”

    Tokadı atan ve arkadaşının yaşamını kurtaran kişi bu olay karşısında çok şaşırdı ve merakını yenemeyip arkadaşına sordu:

    “Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa? ”

    Tokadı yiyen kişi bu soruyu şöyle yanıtladı:

    “Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki hiçbir rüzgar silemesin.”•

  • Yağmur Bulut
    Yağmur Bulut 30.01.2007 - 20:02

    Çok sevdigim bir şair ve filozof olan, Halil Cibran'in
    sözlerini paylaşmak istiyorum sizlerle:
    'Dostunuz size aklından geçenleri açıklarken ne 'hayır'ı ne de 'evet'i ona söylemekten korkmayınız.
    Ve o sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün; eğer dostun senin içindeki denizin alçalacağını bilmek zorundaysa, bırak yükseleceğini de bilsin..
    Yanlızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki?
    O, sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız boşluğunuzu doldurmak için değil..
    Ve dostluğunuzun uyumunda, bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın...'

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 29.01.2007 - 04:13

    Hayatımızda isimsiz, sıfatsız hatta zaman ötesi insanlar vardır...
    Yaşamlarımız apayrı akar. Ne renkler, ne de tonlar tutmaz yaşama bakışlarımızda...Ama gönüllerde bir tel aynı sesi çıkartmaktadır...Bir araya gelindiğinde doygun,tok ve coşkulu bir şarkıya dönüşen..Karşılıklı geldiğimizde kelimelerin pek bir anlamı olmasa da,başımız derde girdiğinde elle tutulur gözle görülür yardımlar gelmese de, içimiz sıcacık ayrılırız adsız dostumuzdan...Karşı koltukta oturmamız, başımızı omzuna yaslamışlık ve orada dinlenmişlik duygusuyla dolmuş olmamıza asla engel değildir...İnce, uzun aynı zamanda zarif eller, sadece hünerli olduklarından değil, hiç belli etmeyen bir şefkat taşıdığından; ayrılırken şefkatle başı okşanmış bir çocuk huzurunu da beraberimizde götürmemize sebep olur...Konuşurken onun bizi hiç anlamadığını sanacağınız kelimeler, cümleler havada uçuşurken, aniden bir gülüşe (ki o her zaman inanılmaz güzellikte bir gülüştür) bir söz ilave olur...
    Evet! ! ! Aslında kıvrak zekâ sahibi bir akılla konuştuğumuzu düşünüp, anlaşılmamak adına üzülürken, bizi anlayan bir kalple karşılaşırız...
    ............... Bu gece…
    Gecenin bir yarısında yıldızlarlarla söyleşirken, ağaçların yapraklarıyla, dallarıyla sohbette ilerlemişken, hatta uçuşan yarasalarla bile muhabbet koyulaşmışken... Sigaramın dumanından sevgimi gönderdim sevgili dostuma, geçmiş veya gelecek enkarnasyonlarımın ortağına...
    İsimsiz, sıfatsız ve derecesiz, hatta renksiz sevgimi gönderdim...
    Dünyasal hiçbir niteliğin uymayacağı, çok daha ayrı bir yerden gelen ve çok daha ayrı bir parlaklık taşıyan...Adsız, sansız, renksiz, gösterişsiz ama güvenilir, gerçek, kalıcı dostluklar yaşamımızda olsun...
    Olsun ki, her şey önce dostlukla başlasın ki, hayatımıza daha anlamlı devam edelim...Önce dostluk olunca, ardından gelen sıfatlar,aşkım, sevgili, eş, ortak, arkadaş, anne, kardeş vs. vs. vs. anlamını daha kolay ifade eder…)))

  • Dilek Demirhan
    Dilek Demirhan 26.01.2007 - 11:06

    Dostluğun öyküsü

    Ahmet ve Nihat adında iki arkadaş varmış. Aynı okulda okuyorlarmış.

    Ahmet istanbulda yaşayan, evi, arabası yeterince parası olan biriymiş. Nihat memleketten İstanbul'a gelmiş zor şartlar altında yaşayarak okuyormuş. Bunlar zamanla daha da iyi arkadaş olmuşlar. Ahmet Nihat'ın durumuna üzülüyor yardım yolları arıyormuş. Nihat'ı evine almış. Yedirmiş içirmiş. Cebine para koymuş. Üstünü giydirmiş. Kendine aldığı yeni kıyafetlerini bile ona vermiş.

    Artık beraber gül gibi yaşayıp gidiyorlarmış. Bir gün Ahmet camdan dışarı bakıyormuş. Karşıdan gelen uzun süredir hayran olduğu ve yakında açılmak istediği kızı görmüş. Ve sonra arkadan Nihat'ın onu takip ettiğini. Nihat eve gelmiş ve Ahmet'e o kızdan cok hoşlandığını aralarını yapıp yapamayacağını sormuş. Ahmet kendisinin de ondan hoşlandığını söyleyememiş.

    Arkadaşınin üzülmesini istememiş çünkü. Aralarını yapmış.

    Derken zamanla okul bitmiş. Nihat bir süre sonra Kayseri'ye vali olmuş. Evi arabası, yatı, katı, bir sürü parası olmuş. O kızla da evlenmiş. Ama Ahmet tam tersi. Evini arabasını kaybetmiş. Bütün parası bitmiş. Yatmaya yeri yemeye yemeği kalmamış. Aç sefil gezerken komşuları,

    - Senin bir arkadaşın vardi Nihat diye. O Kayseri'ye vali olmuş, neden ondan yardım istemiyorsun, belki sana bir iş verir demişler. Ahmet reddetmiş hemen. Bunu kabullenemem demiş. Komşular ne kadar ısrar ettiyse de bir türlü kabul ettirememişler.

    Ahmet için daha zor günler başlamış. Bakmış olacak gibi değil komşularını dinleyip tutmuş Kayseri nin yolunu. Valiliğe gelmiş. Ordaki odacolardan birine Nihat Beyi görmek istiyorum demiş. Odaco Nihat Beyin yanına girmiş çıkmış ve

    - Sizi görmek istemiyor. demiş. Nasıl olur demiş Ahmet. Ona İstanbul'dan çok yakın arkadaşın Ahmet geldi deyin. Odacı tekrar gitmiş ve,

    - Nihat bey sizi tanımadığını eğer daha fazla ısrar ederseniz kovduracağını söyledi demiş.

    Ahmet duyduklarına inanamamış. Nasıl olur da, yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, sevdiği kızı bile verdiği can ciğer arkadaşı Nihat onu tanımaz. Yıkılmış bir şekilde valilikten çıkıp doğru Nihat'ın evine eskiden hoşlandığı kızın yanına gitmiş. Belki yardım eder diye. Kapıyı çalmış. Birinin gelip dürbünden kendine baktığını hissetmiş. Ama kapıyı açmamış kadın.

    Bir kez daha yıkılmış. Dışarı çıkıp kendini toplamaya çalışırken yanına yaşlı bir amca yaklaşmış. Ahmet'in durumundan cok etkinlenmiş adam. Olayı anlatmasını istemiş. Ahmet'te olduğu gibi anlatmış. Adam cok üzülmüş.

    Demiş ki.. -Bak evladım. Seni cok sevdim. Dürüst bir insana benziyorsun. Bak benim şurada bir sarraf dükkanım var. Gel istersen benimle çalış. Hem para kazanırsın hem de yatmaya yerin olur. Ahmet hemen kabul etmiş ve çalışmaya başlamış.

    Gel zaman git zaman dükkana başka bir yaşlı amca gelip gitmeye başlamış.

    Çok iyi arkadaş olmuş Ahmet'le. Bir gün bu yaşlı amca elinde bir kutuyla gelmiş dükkana. Bak ben bir yere gidiyorum. Eğer 3 ay içerisinde dönmezsem bu kutu senindir, istediğin gibi kullan, demiş. Ahmet kutuyu almış, odasında bir yere koymuş. 3 ay geçmiş, 4 ay geçmiş, 6 ay geçmiş amca hala gelmemiş.

    Sonunda Ahmet kutuyu açmaya karar vermiş. Bakmış içinde, elmaslar, mücevherler, altınlar, bir sürü de para varmış. Ne yapacağını şaşırmış. Hemen patronuna gidip durumu anlatmış. Patronu da artık o kutunun kendisinin olduğunu istediği gibi kullanabileceğini söylemiş. Bir de öneride bulunmuş.

    - Bak sen bu işi iyice öğrendin. Gel sana bir kuyumcu dükkanı açalım. Gül gibi geçinip gidersin. Hemen dükkanı açmışlar. Ahmet almış başını yürümüş. Ev,araba, yat, kat. Zengin olmuş kısacası. Bir gün dükkana bir anne-kız gelmiş. Kızdan hoşlanmış Ahmet. Zamanla görüşmeye başlamışlar, derken nişanlanmışlar. Düğün vakti gelmiş. Davetiyeler hazırlanırken kız valiyi de çağıralım demiş. Ahmet kabul etmemiş. Nasıl olur demiş kız. Biz bu şehrin ileri gelenlerindeniz, valiyi çağırmasak olur mu? Ahmet yine kabul etmemiş.

    Kız ısrarla neden böyle davrandığını sorduğunda anlatmış Ahmet. Sorunun bu şekilde çözülmeyeceğini söylemiş kız. Biz çağıralım, o yaptığından utansın demiş. Ve ona da bir davetiye yazmışlar. Düğün günü gelmiş çatmış. Davetliler tek tek gelirken heyecan içindeymiş Ahmet.

    Nihat'ın gelip elmeyeceğini düşünüyormuş. Derken eşiyle kapıda görünmüş Nihat.

    Ahmet, ilk başlarda gözgöze gelmemeye çalışmış. Nihat ne yana gitse öbür tarafa kaçıyormuş Ahmet. Hiç gözgöze gelmemeye çalışıyormuş. Dayanamamış birden. Piste çıkmış, almış mikrofonu eline.

    Başlamış anlatmaya. Zamanında ben durumum iyiyken sevgili valimiz Nihat beyle aynı okulda okuyorduk. O zamanlar Nihat beyin durumu bu kadar iyi değildi. Nihat'ı evime aldım. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim. Sevdiğim kızı bile ona verdim. Bir gun benim durumum kötüleşti. Elimde avucumda ne varsa kaybettim. O kadar zor durumdaydım ki Nihat'a yardım istemeye gittim. Ama o beni tanımadığını söyledi, kovdurdu. Ordan çıkıp eşinin yanına gittim. Ama o kapıda benim olduğumu bildiği halde kapıyı açmadı.

    Şok olmuştum. Dışarıya çıkıp kendime gelmeye çalıştığım anda bir amcayla karşılaştım. Sağolsun bana bir iş, yatacak bir yer verdi. Orada çalışırken çevrem genişledi. Başka bir amcayla tanıştım. Gel zaman git zaman o amca elinde bir kutuyla geldi yanıma. Bir yere gideceğini 3 ay içerisinde dönmezse kutunun benim olacağını söyledi. Gelmedi. Kutuyu açtım. İçinde beni bugünlere getiren yüklü eşyalarla ve paralarla karşılaştım. Sonra kendime bir kuyumcu dükkanı açtım. Orada sevgili nişanlımla tanıştım. Ve evleniyorum.

    Anlattıklarım yalansa yalan desin Nihat Bey, demis ve bırakmış mikrofonu. Herkes şaşkınlık içinde Nihat Beye dönmüş.

    Acıyarak bakmışlar bir Ahmet'e, bir Nihat'a. Nihat bir cevap vermek zorunda kalmış. Almış mikrofonu. Başlamış anlatmaya. Evet Ahmet'in söylediklerinin hepsi doğrudur. Yalan diyemem. Zamanında bana çok yardım etti, hakkını ödeyemem. Sağolsun benim mutlu bir evlilik yapmama öncülük etti. Ama eşimi zamanında sevdiğini bilmiyordum. Durumunun kötüye gittiğini, bir gün bana geleceğini biliyordum. Hep o günü bekledim. Ve sonunda geldi.

    Onu kapıdan kovdurdum doğrudur. Ama niye kovdurdum. Eğer ben o zaman ona yardım etseydim gururuna yediremeyecekti. Belki de bir süre sonra intihar edecekti. Iyi bir arkadaşımı kaybetmek istemem.

    Burdan çıktıktan sonra direk eşime gideceğini biliyordum. Hemen eşime telefon açtım. Ona Ahmet'in geleceğini, kapıyı açmamasını söyledim. Açmadı. Derken bizim evin karşısında bir sarraf dükkanı işleten arkadaşım var. Ona hemen telefon açtım. Bizim evden çıkan bir adam görürse onu işe almasını yardımcı olmasını istedim. İşe aldı, yatacak yer verdi. Bir gün babamı gönderdim ona. Can yoldaşlığı etsin diye...İyi arkadaş oldular...

    Sonra babama bir kutu verdim Ahmet'e versin diye. O kutu babamın değildi. Benim de değildi. O zaten Ahmet'indi. Ona borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Ahmet kutuyu aldı. İyi kullandı ve bugünlere geldi. Bir gün annemle kızkardeşimi gönderdim. Durumu nedir bir kontrol edin diye. Orada birbirlerini görüp aşık olmuşlar, evleniyorlar.

    Bırakmış mikrofonu. Ahmet'le beraber herkes şaşkınlık içinde kalmış. Bir an gözgöze gelmişler. Derken birbirlerine sarılıp özür dilemişler. Güzel bir düğün olmuş, beraberce mutlu yaşamışlar.


    KiMiN NEREDE VE NE SEKiLDE KARSILASACAGI BiLiNMEZ...ÖYLE DEGiL Mi? ...

    gülüm.net

  • Gündüz Çepni
    Gündüz Çepni 09.12.2006 - 10:19

    insanın öteki yarısı

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel 24.11.2006 - 18:14

    Aynı dilden konuşmak... :))
    Ben de..
    Tam da..
    böyle söylemek istemiştim işte
    demektir... :))

  • İlhan Karabulut
    İlhan Karabulut 24.11.2006 - 18:08

    Dostluk paylaşmadır. Bir dilim ekmeği, cebinizdeki parayı, bir bardak suyu yada kanınızı, derdinizi veya neşenizi paylaşmaktır. Bunu karşılıklı olarak bir insanla gerçekleştirebiliyorsak eğer, dostluk budur işte.

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel 18.11.2006 - 11:35

    Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
    yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

    Gözümüzün dilinden anlar,
    elimizin sırrını bilirsin.

    Namuslu bir kitap gibi güler,
    alnımızın terini silersin.

    O gider, bu gider, şu gider,
    dostluk, sen yanı başımızda kalırsın...

    Nazım Hikmet

    Öyle mükemmel bir tanım ki üzerine söyleyecek söz yok... :)) Oyüzden; Yazmıştım önceden ama bir daha yazdım....

  • Çağrı Yılmaz
    Çağrı Yılmaz 16.10.2006 - 01:03

    dostluk hoşgörü sevinç üzüntü nedir

  • Şefik Kaan
    Şefik Kaan 15.10.2006 - 13:44

    eskiden başkaydı tabii ki... şimdilerde bir kısım zevat'ın mavi hayalleri yeşil otlaklara serip üzerinde geyik otlattıkları sohbet türü...

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 11.10.2006 - 22:09

    Şu zamanda bir sürü dostun olacak da ne olacak?
    Şöyle uzaktan bir selam, nasılsın iyi misin, o kadar.

    ömer hayyam.

    yahu bu alim zat 1050-1121 yılları arasında yaşamış
    ve
    dostluğa serzenişte bulunmuş..gerek görmemiş ve şiirleri yanlızlığa dayalı
    demek ki dostluk mefhumunun zamanla
    bir alakası yok..
    göreceli bir şey.
    dost olanın dostu vardır..
    ve dostlukta olmazsa olmaz gözükmeyen manevi bağlar mevcut..
    dostluk edinilmiş bir yetenek olmalı
    kişinin kendisiyle alakalı,
    başkalarını suçlamanın anlamı ne?

  • Efe Güven
    Efe Güven 21.09.2006 - 00:46

    Her dostluğun gökyüzünde bir meleği varmış, yeryüzünde biten her dostluk için gökyüzünde bir melek ağlarmış, sana ant olsun ki bizim meleğimiz asla ağlamayacak...

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel 13.09.2006 - 16:10

    Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
    yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

    Gözümüzün dilinden anlar,
    elimizin sırrını bilirsin.

    Namuslu bir kitap gibi güler,
    alnımızın terini silersin.

    O gider, bu gider, şu gider,
    dostluk, sen yanı başımızda kalırsın...

    Nazım Hikmet

    daha iyi tanımlanabilir mi? .. Sanmıyorum.... :))

  • Erkan Esendağ
    Erkan Esendağ 02.09.2006 - 10:33

    Bence dostluk hemcinslerden ziyade karşı cinslerle daha mükemmel oluyor ve bu ilişkide dünyanın en mükemmel ilişkisi.
    Karşılıklı potansiyel kadın ve potansiyel erkek olduklarını bildikleri halde,biraz kendi becerileriyle,biraz rastlantıların yardımıyla,cinsellik dışı bir arkadaşlık kurmuyı başarabilen ve bu arkadaşlığı sürdürebilenlerıin dostluğu.

  • Nevi Gazel
    Nevi Gazel 24.08.2006 - 17:35

    dost hasreti, sayfalarca mektuplar, şarkılar...
    bir gece yağmurun yüzünü ıslatması..telefonda konuşmanın yarıda kalması...uzak mesafelerde duyulan yakınlıklar...

    ve yine şarkılar;

    akşama doğru azalırsa yağmur
    kız kulesi ve adalar
    ah burda olsan, çok güzel hâlâ
    istanbul'da sonbahar...

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 09.08.2006 - 10:59

    gecenin bir yarısı
    arabayla karaköyden beşiktaş istikametine giderken
    dört kafadarın hep bir ağızdan
    bağıra bağıra yaşar ın 'sensiz olmuyor'
    şarkısını söyleyebilmektir..

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe 18.07.2006 - 00:59

    İyisi mi Veysel'e sorun..O bilir! ..

  • Fatih Duman
    Fatih Duman 18.07.2006 - 00:43

    dostluk bence insanların en fazla 2 tane dostu olmalı dostluk hayatının en kötü gününde en iyi zaman da kısaca hayatının her şartında yanında olandır bazen insanlar zanneder bu benim dostum diye ama yanılırlar çünki dostları her zaman onların yanında olanlardır ve dostunuzu siz secmelisiniz ve çok samimi oduğunuz insanları dostunuz sanmamalısınız iyce tanımalısınız sizi onu düşündüü kadar düşünüyormu sizi başkasının yanında nasıl koruyor insanların çok arkadaşı olur ve isterler hayatından çıkarırlar ama dostluk kolay değildir kolay kolay ayrılmazsınız bu aynı demir halkaların birbirine bağlı olmasına benzer ve içten yıkılmadıkçada başkalarının onların birbirini düşürmelerine neden olmaz gerçek dost senin hakkında belli belirsiz bişey duysa düsünür bu bunu yaparmı diye çünki onu en iyi tanıyan dostudur gerçek dostluk insanların içindedir.....

  • Nurdane
    Nurdane 04.07.2006 - 18:41

    DOSTLUK FESATLIK BENCİLLİK OLMADAN BİRLİKTE GECİRRİLEN BERABERLIKTIR