Kültür Sanat Edebiyat Şiir

orhan pamuk sizce ne demek, orhan pamuk size neyi çağrıştırıyor?

orhan pamuk terimi K E tarafından 20.05.2003 tarihinde eklendi

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 29.05.2017 - 11:32

    türkiye halkının çoğunluğu çok okumaz doğrudur ama okuyanı da öyle avrupalı gibi kedi besleme, köpek maması yapımı gibi basit şeyler okumaz. türk okuru nicelik olarak az ama nitelik olarak çok ilerdedir. lütfen türk okurunu küçümsemeyiniz. orhan pamuk elif şafak gibi milletine bir avrupalı kadar mesafeli davranan yazarları yazdıklarından tanır.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 29.05.2017 - 09:05

    neredeyse tüm kitaplarını okudum. iyi bir anlatıcı daha ilerisi yok. yani bence hiç bir zaman bir romancı olamayacak. sadece yazmak için yazıyor, bir amacı bir gayesi yok gibi. kar kitabında sürekli vurguladığı bir şey vardı alman yapımı sex kasetlerindeki gibi seviştik diye. aynen kitapları da batı yapımı romanların tekrarı gibi, onları taklit eder gibi. hiç yerli bulmuyorum, hiç sahici değil.
    bir yorumcu diyor ki bence gün gelecek kitapları ders kitabı olarak okutulacak , neden olmasın tevfik fikretin kitapları da okunmuyor mu mesela kendisi abdülhamid hana suikast girişimini gerçekleştiren ermeniyi nasıl da övüyor o kitaplarda , nasıl da hayıflanıyor kurşun isabet etmedi diye. iktidara chp geliverir bir bakarsınız elif şafak, orhan pamuk badem gözlü kör misali baş yazarolurlar, avrupanın en maşası kabilinden.

  • Mehmet Halil
    Mehmet Halil 31.12.2016 - 22:36

    Bütün yazılanları sabırla okudum. Sabırla diyorum çünkü eleştiri yok küfür var... Okuma alışkanlığı olmayan bir toplumda kelime haznesi de dar olur ve bu haznenin çoğu da küfürdür. Söyleyebileceği fazla bir şey olmayınca tek silahı küfür. Okumayan toplum, haliyle okuyandan çok biliyor ve çok kararlı oluyor. Çünkü güvendikleri güç odakları var. O odakların linç taburlarında gönüllü oluyorlar. Bu durumda saldıran küfür eden, taşlayan ne kadar çok olursa o insanın heykeli daha büyük olur, oluyor. Yani tarih onları layık olduğu yere oturtuyor. Çünkü söylenenler ve yazılanlar zamanla kendi doğruluğunu dayatıyor. Çoğunluk Orhan Pamuk'u Türkiye'ye layık görmüyor da, bu toplum Türkiye'ye layık mı onu sorgulayan hiç yok. Neden en az okuyan ülkeler arasındayız? Bunu bir sorgulayalım. Siyaset yapmayan bir aydın siyaset yapmayan bir yazar aranıyor... Sanki milliyetçilik yapmak siyaset değil ırkçılık siyaset değil... Siyasetsiz hayat var mı? Roman hayattan alınan bir parça değil mi? Kabul etmek gerekir. Orhan Pamuk var olanların en iyilerindendir. Dünyada Türkiye'nin yüzünü güldüren adamdır.

  • Işın Tuzcular
    Işın Tuzcular 27.10.2012 - 10:30

    Orhan Pamuk bir zamanlar çok okuduğum sonra kişiliğine, söylemlerine sinir olup yeni kitaplarını almadığım ama şimdi tekrar okumaya başladığım bir yazar. İlk romanını Boğaziçinde öğrenciyken almıştım. Sessiz Ev.... Beni derinden etkilemişti. Cevdet Bey ve oğullarını da sevdim. Kara Kitabı da.

    Bir avuç edebiyat sever onu okudurken son derece tutarlı, sahici bir adamdi. Nişantaşı'nda aile apartmanında oturan, oraya ait, ama neden ve niçinleri olan bir adam...

    Sonra okunmaya başladı. Önce İletişim yayınlarına transfer oldu, kitaplarının reklamları yapıldı. İşletme fakültesi - Pazarlama bölümü mezunu olan ben bile edebi bir yazarın reklam yapılmasını bayağı bulmuştum. Ama zamanın ruhuna çok uygun bir eylemdi aslında. Sanat yapıtı da sonuç olan tüketim toplumunun alışveriş çılgınlığının bir parçasıydı.

    Para kazandığında ilk iş olarak Cihangir'de manzaralı bir daire aldı. Nişantaşından kopuşu sonrası sahiciliği de azaldı sanki. Hedefi Nobel almaktı ve ona göre hareket etti. Her adımı planlıydı...

    Avrupa ve Amerikalılar onu çok sevmeye başladılar(?) . Türkiye'de ise best seller olmuştu. Ama artık eleştirmenler onu yerden yere vuruyorlardı. Türkçesi kötüydü, cümleleri bozuktu, kurgusu sahteydi. En önemlisi Beyaz Kale bir İspanyol yazarın kitabından kopyalanmıştı....

    Reklam nedeniyle romanlarını özellikle kadın okuyucuların aldığı ve kimsenin okumadığı, sadece rafları süslediği söylenmeye başladı...

    Pamuk gibi, Robert Kolejli bir yazar olan romancı Pınar Kür bir televizyon programında yazar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlatmış:

    'İlk üç romanını okudum. Ondan sonra Kara Kitap'ını resmen kalemle, hocalık var ya serde, kağıt düzeltir gibi biraz Türkçesi'ni düzelterek okudum. Ondan sonra okumadım... Edebiyat sade dil olunca iyidir anlamına gelmez ama ifade bozukluğu diye bir şey var... O yüzden Benim Adım Kırmızı'yı veya diğer kitaplarını İngilizce okusam belki daha zevk alırım. Çünkü İngiliz sentaksına göre yazıyor... Hiç bir zaman yazar günlük piyasa ile uğraşmaz. Adamı vardır o satar, kendine göre reklam kampanyası yapar falan. Yazarın bizzat bununla uğraşmasını yadırgıyorum. Niye yaptı demiyorum, yapsın.'


    İngiliz sentaksına göre yazmak konusunda Kür haklı bence cünkü küçük yaşta Türkçeyi iyi sökemeden İngilizce öğrenen kişilerde İngilizce düşünme durumu oluyor.


    Ancak Orhan Pamuk dilin yanı sıra toplumu bilmemekle de suçlanıyor, örneğin İlber Ortaylı'da Orhan Pamuk'un bir eserinde geçen 'imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanı okudu' cümlesini cımbızla çekmiş ve söyle eleştirmiş


    ''bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur.

    Bizim olan ama bizden olmayan bu yazar hakkında o kadar çok eleştiri var ki..

    Squidoo book club'ta bir Türk yazar tanıtmak düşüncesi ile yola çıktığımda da Orhan Pamuk'u yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ama tüm eserleri bir çok dile çevrilen, hakkında makaleler yazılan Türk yazarların Orhan Pamuk ve Elif Şafak olduğunu gördüm. Diğer yazarlarımızın tek tük kitapları yabancı dillere çevrilmişti. Bir Fan Page hazırladım. Squidoo'da yayınladım.

    http://www.squidoo.com/orhan-pamuk-fan-page


    Orhan Pamuk Okudunuz mu diye de bir bölüm açtım.

    Cevaplar: Never heard about him... New to me... vs. vs.

    Yorum yapmamayı tercih ediyorum....


    http://bibliopola.blogspot.com/

  • Işın Tuzcular
    Işın Tuzcular 27.10.2012 - 10:30

    Orhan Pamuk bir zamanlar çok okuduğum sonra kişiliğine, söylemlerine sinir olup yeni kitaplarını almadığım ama şimdi tekrar okumaya başladığım bir yazar. İlk romanını Boğaziçinde öğrenciyken almıştım. Sessiz Ev.... Beni derinden etkilemişti. Cevdet Bey ve oğullarını da sevdim. Kara Kitabı da.

    Bir avuç edebiyat sever onu okudurken son derece tutarlı, sahici bir adamdi. Nişantaşı'nda aile apartmanında oturan, oraya ait, ama neden ve niçinleri olan bir adam...

    Sonra okunmaya başladı. Önce İletişim yayınlarına transfer oldu, kitaplarının reklamları yapıldı. İşletme fakültesi - Pazarlama bölümü mezunu olan ben bile edebi bir yazarın reklam yapılmasını bayağı bulmuştum. Ama zamanın ruhuna çok uygun bir eylemdi aslında. Sanat yapıtı da sonuç olan tüketim toplumunun alışveriş çılgınlığının bir parçasıydı.

    Para kazandığında ilk iş olarak Cihangir'de manzaralı bir daire aldı. Nişantaşından kopuşu sonrası sahiciliği de azaldı sanki. Hedefi Nobel almaktı ve ona göre hareket etti. Her adımı planlıydı...

    Avrupa ve Amerikalılar onu çok sevmeye başladılar(?) . Türkiye'de ise best seller olmuştu. Ama artık eleştirmenler onu yerden yere vuruyorlardı. Türkçesi kötüydü, cümleleri bozuktu, kurgusu sahteydi. En önemlisi Beyaz Kale bir İspanyol yazarın kitabından kopyalanmıştı....

    Reklam nedeniyle romanlarını özellikle kadın okuyucuların aldığı ve kimsenin okumadığı, sadece rafları süslediği söylenmeye başladı...

    Pamuk gibi, Robert Kolejli bir yazar olan romancı Pınar Kür bir televizyon programında yazar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlatmış:

    'İlk üç romanını okudum. Ondan sonra Kara Kitap'ını resmen kalemle, hocalık var ya serde, kağıt düzeltir gibi biraz Türkçesi'ni düzelterek okudum. Ondan sonra okumadım... Edebiyat sade dil olunca iyidir anlamına gelmez ama ifade bozukluğu diye bir şey var... O yüzden Benim Adım Kırmızı'yı veya diğer kitaplarını İngilizce okusam belki daha zevk alırım. Çünkü İngiliz sentaksına göre yazıyor... Hiç bir zaman yazar günlük piyasa ile uğraşmaz. Adamı vardır o satar, kendine göre reklam kampanyası yapar falan. Yazarın bizzat bununla uğraşmasını yadırgıyorum. Niye yaptı demiyorum, yapsın.'


    İngiliz sentaksına göre yazmak konusunda Kür haklı bence cünkü küçük yaşta Türkçeyi iyi sökemeden İngilizce öğrenen kişilerde İngilizce düşünme durumu oluyor.


    Ancak Orhan Pamuk dilin yanı sıra toplumu bilmemekle de suçlanıyor, örneğin İlber Ortaylı'da Orhan Pamuk'un bir eserinde geçen 'imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanı okudu' cümlesini cımbızla çekmiş ve söyle eleştirmiş


    ''bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur.

    Bizim olan ama bizden olmayan bu yazar hakkında o kadar çok eleştiri var ki..

    Squidoo book club'ta bir Türk yazar tanıtmak düşüncesi ile yola çıktığımda da Orhan Pamuk'u yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ama tüm eserleri bir çok dile çevrilen, hakkında makaleler yazılan Türk yazarların Orhan Pamuk ve Elif Şafak olduğunu gördüm. Diğer yazarlarımızın tek tük kitapları yabancı dillere çevrilmişti. Bir Fan Page hazırladım. Squidoo'da yayınladım.

    http://www.squidoo.com/orhan-pamuk-fan-page


    Orhan Pamuk Okudunuz mu diye de bir bölüm açtım.

    Cevaplar: Never heard about him... New to me... vs. vs.

    Yorum yapmamayı tercih ediyorum....


    http://bibliopola.blogspot.com/

  • Kafamda Bir Tuhaflık
    Kafamda Bir Tuhaflık 06.07.2012 - 12:45

    ayy adam kıskanılıyormu ne? bir sürü eleştiri nobeli ne karıştırıyorsunuz önce bi iki romanını alın okuyun değerlendirin öyle yorum yapın beğenmiyor olabilirsiniz ama bu ülkede ve dünyada Orhan Pamuk'u beğenen ve okuyan bir çok kitlenin olduğunu da unutmayın......
    kendisi saygıyı sonuna kadar hak eden bir yazar ve aydındır........

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 20.11.2009 - 22:58

    Orhan Pamuk’u seversiniz yada sevmezsiniz.Hatta nefret bile edebilirsiniz(Tıpkı Nazım Hikmet gibi) Arabesk takılmayı da edebiyata tercih edebilirsiniz. Ama tarihe kazınan ve muhtemelen gelecekte ders kitaplarında okutulacak olan Nobel Edebiyat Ödüllü bir Türk romancısı olarak onu yok sayamazsınız.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 20.11.2009 - 21:32

    Orhan Pamuk, çıkan son romanın tanıtımını yapmak üzere panele katılmış. Paneldekilere hitaben:
    - İşte son romanım, demiş.
    Orda bulunan bir hiciv ustası cevabı yapıştırmış:
    - Sahi son romanınızmı sayın Pamuk, ne mutlu bize?

  • Osman Aslan
    Osman Aslan 14.06.2009 - 17:01

    Biraz mürekkep yalamış bir yurttaşımız :))

  • Lady Crysania
    Lady Crysania 25.10.2008 - 00:29

    anlatımda sonuca varamamak uzatmak uzatmak ve uzatmak..

  • Balamir Ercan
    Balamir Ercan 05.10.2008 - 16:22

    'Kara Kitap' ı bir postmodern destandır (bence) Türk edebiyatında hiçbir zaman aşılamayacaktır, (yine bence) Goethe nin Faust uyla beraber dünya edebiyatının en büyük romanıdır.(Faustroman mıdır?) (Son olarak bence) Onu eleştirenler bir kitabını baştan sona okuyamadıklarından kızgınlıklarını bir şekilde göstermek isteyenlerdir.

  • Asuva Dans Pistinde
    Asuva Dans Pistinde 31.08.2008 - 00:05

    yurdumda nobel ödülünü almış bildiğim kadarıyla tek insandır, aynı zamanda yazardır, bence artık yazmamalıdır, zira o yazdıkça ruhum daralmaktadır henüz başladığım hiç bi kitabını isteyerek okuyamadığım gibi severek okuyanıda bulamamışımdır, orhan pamuk'a burdan saygılarımla ve lütfen artık yazma

  • Bülent Bora Baltacı
    Bülent Bora Baltacı 15.07.2008 - 23:54

    'Maymun ormanda gezip dolaşıp, aslanın arkasından atıp, tutuyormuş.

    Ne yapıp ediyorsun diyenlere; 'Valla içip, gezip aslanı da şöyle böyle yapıyorum' demiş.

    Gel zaman, git zaman bu sözler aslanın kulağına gitmiş.

    Aslan meydanı boş bulan maymunun bu cesaretini sınamak için 'Dur, şuna bir görüneyim' demiş.

    Maymunun olduğu yere varıp;

    'Maymun efendi ne yapıp ediyorsun? ' diye sert sert sormuş.

    Aslanın halinden gevezeliklerinin aslanın kulağına gittiğini ve bunu bedelinin ağır olacağını da anlamış.

    Hemen kendine çeki düzen vererek 'Ne yapayım ormanların kralı, himmetinizle

    gezip, dolaşıyorum. Bazen içkiyi fazla kaçırıp, İ.ne… İ.ne… konuşuyorum' demiş.

  • Esra Bayrak
    Esra Bayrak 10.01.2008 - 17:24

    aldığı nobelinde tesiriyle bazı çevrelerce aydın ilan edildi. ama bence aydın değil. çünkü aydın; milletini karalayan ya da bunu yapanlara maşa olan değil, aksine milletini, değerlerini yüceltendir.

  • Muhammed Mücahit Yılmaz
    Muhammed Mücahit Yılmaz 27.10.2007 - 13:28

    kara kitap.. yani onun ismi geçtiğinde.. aklıma insanların yüzlerini inceleme merakı işleniyor.. bugünden sonra nobel ödüllü yazar diye onu hatırlayacak olmam acı! yine de edebiyatıyla takdire şayan..

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 07.09.2007 - 11:12

    Beyaz Kale’den…

    “Cenova'dan Napoli'ye giderken, hareketimizi haber alarak Ponz Adaları'nda bekleyen Türk donanmasının hücumuna uğradık.”

    “Venedik'ten Napoli'ye gidiyorduk, Türk gemileri yolumuzu kesti.”

    “Gene esir düşebiliriz korkusuyla, kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. Esir düşerlerse şikâyet göreni feci şekilde cezalandırırlar, hatta yok ederler.”

    -Orhan Pamuk-

  • Hülya Şengel
    Hülya Şengel 03.09.2007 - 10:27

    daha yeni fark ettim de meğer aynı gün doğmuşuz biz...

  • Haydar Sevimsiz
    Haydar Sevimsiz 27.04.2007 - 11:25

    Kendinizi nereye ait-yakın hissediyorsunuz, Doğu'ya mı, Batı'ya mı?

    Doğu'da olduğum belli değil mi… Dünyanın neresinde olursa olsun, ister Doğu'da ister Batı'da, cemaatlerinden kopup kendilerini kitaplarla bir odaya kapatan yazarlar geleneğinin bir parçası olarak görmek isterim kendimi. Benim için hakiki edebiyatın başladığı yer kitaplarla kendini bir odaya kapatan adamdır.

  • Haydar Sevimsiz
    Haydar Sevimsiz 27.04.2007 - 11:25

    yazıda var olmayı tercih ettiniz…

    Ödül alırken de söyledim; Ben boş sayfaya yavaş yavaş yeni kelimeler ekleyerek masamda oturdukça günler, aylar, yıllar geçtikçe, kendime yeni bir âlem kurduğumu, kendi içimdeki bir başka insanı, tıpkı bir köprüyü ya da bir kubbeyi taş taş kuran biri gibi ortaya çıkardığımı hissederdim. Biz yazarların taşları kelimelerdir. Onları elleyerek, birbirleriyle ilişkilerini hissederek, bazen uzaktan bakıp seyrederek, bazen parmaklarımızla ve kalemimizin ucuyla sanki onları okşayarak ve ağırlıklarını tartarak kelimeleri yerleştire yerleştire, yıllarca inatla, sabırla ve umutla yeni dünyalar kurarız. Türkçe'deki o güzel deyiş, iğneyle kuyu kazmak bana sanki yazarlar için söylenmiş gibi gelir.

  • Gökhan Akgün
    Gökhan Akgün 14.04.2007 - 17:11

    İşbirlikçi.

  • Blue Send Me
    Blue Send Me 19.03.2007 - 22:14

    bu kadar eleştiriyi yazanların kaçı bi kitabını okudu çok merak ediyorum açıkçası..
    yahu eleştirecem diyorsan bile yinede oku ne kaybedersin..
    ama okursan en azından elinde bazı veriler olur sağdan soldan duyduklarınla konuşmazsın..
    hem ne biliyon belki adam gerçekten nobel'lik bi yazardır...

    (aç gizli yüz'ü oku bari 130 sayfa bişey yok eğer o kadarda
    tembelsen artık sus bari demiyecem yinede, filmi çıktı bari onu izle
    e artık ben bunuda yapamam diyenler bi zahmet susversin cnm :)

  • Alper İnal
    Alper İnal 19.03.2007 - 11:43

    geçen gün gazetede okudum bir cümlede 4 yanlış yapıpta nobel ödülü alan yazarımız kimdir cevap orhan pamuk :)

  • Ender Öztürk
    Ender Öztürk 05.03.2007 - 13:02

    Orhan Pamuk Nobel'i kazanıp Türkiye'yi ve halkını kaybeden ermeni yandaşı bir yazardır.En yakın zamanda Türkiye tarihi araştırması yapmasını isterdim.Elime geçse suratına eşşek damgası vururdum.

  • King Predator
    King Predator 01.03.2007 - 12:04

    nobeli kazanmış ama halkını kaybetmiş kişi.tabi bu durumda halkı kim diye sormak lazım..

  • Şener Ak
    Şener Ak 01.03.2007 - 08:26

    Yalancı ve işbirlikçi

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 07.02.2007 - 11:15

    kendisi gerçekten iyi bir yazar olmasına rağmen NOBEL in aslında siyasi bir ödül verdiği için edebi yanına gölege düşen yazardır, Bir çok edebiyat profesörüne göre Yaşar kemal, Oğuz atay, Yahya Kemal Beyatlı (ki dünyada gelmiş geçmiş en iyi şiir yazan insanlardandır diye nitelendirilir kendisi) gibi ülkesinin orhan pamuktan çok daha iyi eserler vermiş kişileri Nobele konu bile olamazken, Orhan Pamuğun Nobel alması tamamiyle ermeni ve 301 açıklamasından kaynaklı olması beni üzen noktadır. Keşke bu açıklamalar yapılmadan yıllar önce yazılmış Benim adım kırmızıya yazıldıktan sonra Nobel verilseydi orhan pamuk yine o açıklamaları yapsaydı önemli değildi, şu şartlarda NOBEL in iğrençliği gözler önüne çıkıyor bunada üzülüyorum.

  • Mehmet Bozdag
    Mehmet Bozdag 14.01.2007 - 00:11

    once namus kavramını ıyıce ırdeleyıp kesın bı sonuca varıp sonrada orhan pamuk mu sıbel kekılı mı daha namuslu sorusunu once sormak lazım..belkı bu soruların yanıtından sonra orhan pamuga cevap kendılıgınden gelır...

  • Tuna Eflak
    Tuna Eflak 31.12.2006 - 00:40

    Her yıl Nobel ödüllerinin verildiği İnsan hakları havarisi İsveç'in Kendi içinde yüzyıllardır yaşamakta olan farklı ırklara karşı asimile politikasını araştırın! Şaşıracaksınız.Orhan PAMUK...Şimdi biryerlerine kına yakabilirsin! !

  • Deste
    Deste 26.12.2006 - 17:46

    orhan pamuk ülkesine bi iftira atan bunun üzerindende pirim sağlayan birisi.hiç sevmediğim bi kişilik hatta nefret ediyorum onun yazar olduğunada inanmıyorum.ama sadece bi yanından orhan pamuğu takdir ediyorum her ne kadar hakketmesede ülkemize nobel ödülünü getirdi.önemli olanda bu

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 24.12.2006 - 18:44

    Bence iyi bir yazar. Yazarının ödül almasına kızan bir toplum da, şaşırtıcı.

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 19.12.2006 - 22:11

    ORHAN PAMUK’U SEVMEYE Mİ BAŞLADIM NE?

    M.NİHAT MALKOÇ

    Son aylarda en çok konuşulan konuların başında romancı Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması geliyordu. Bir asırlık Nobel ödülü tarihinde Türk edebiyatında eser vermiş bir yazar ilk defa böyle büyük bir ödülle mükâfatlandırılıyordu. Bu edebiyatımız için çok büyük bir dönüm noktasıydı. Bizler millet olarak böyle bir başarıya açtık. Durum böyleyken sağdan ve soldan olmak üzere pek çok eleştirmen, gazeteci ve siyaset adamı bu ödülü sorgulayıp durdu. Çok az insan bu ödüle sevindi, pek çok kişi ödülü ve sahibini siyasi buldu. Çünkü ödül kritik bir zaman diliminde verilmişti. Ödülü alan Orhan Pamuk edebiyattan çok, siyasi demeçleriyle sivrilen popüler bir şahsiyetti.

    Şubat 2005 tarihinde İsviçre’de yayımlanan Tages-Anzeiger, Basler Zeitung, Berner Zeitung ve Solothurner Tagblatt adlı gazetelere, haftalık ek olarak çıkan Das Magazin dergisine verdiği demeçte ifade ettiği “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü ama hiç kimse bunları konuşmaya cesaret edemiyor.” sözleri Türkiye’de büyük eleştirilere neden olmuştu. Yazar, Kürt sorunu ve Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili bu sözleri yüzünden Türklüğe hakaret suçuyla 6 ay ila 3 yıl hapis istemiyle mahkemeye verildi. Mahkeme dünya çapında büyük ilgi uyandırdı. Orhan Pamuk’a karşı açılan bu dava T.C. Adalet Bakanlığı’nın onayını gerektiriyordu. Bu onay verilmeyince 23 Ocak 2006 tarihinde mahkeme yetkisizlik kararı verdi ve dava düştü.

    Yabancı yayın organlarına verilen bu demeçler Orhan Pamuk’un dış dünyadaki popülaritesini artırdıysa da Türkiye’deki konumunu ve şahsiyetini tepetaklak etti. Tam da Fransa’nın sözde Ermeni Soykırımı iddialarının reddinin suç sayılmasına dair kanununun çıktığı gün Pamuk’un Nobel ödülüne layık görülmesi Pamuk’a cephe alanları haklı çıkarır hale getirdi. Bunlar tesadüf müydü, yoksa özellikle yapılan şeyler miydi? Herkes fikrini söyledi, tartışmalar günlerce sürdü. Neticede Orhan Pamuk Nobel ödülünü İsveç kralının elinden aldı. Bu maddi ve manevi açıdan büyük bir ödüldü. Pamuk, ödülü almadan birkaç gün evvel yaptığı Nobel konuşmasında siyasetten uzak duygusal mesajlar verdi.

    Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’u en çok eleştirenlerden birisi de benim… Çünkü boyundan büyük laflar ediyordu o zamanlar… Tarihçi olmadığı halde tarihten konuşuyor, bilir bilmez ahkâm kesiyor, yanlış bilgi ve mesajlar veriyordu. Onun işi romancılıktı. Biz onun edebiyat üzerine konuşmasını beklerdik her zaman… Fakat bazı kesimler onun şöhretinden yararlanıp içlerinde ukde haline dönüşmüş duyguları tartışmaya açmak istiyordu. Sizin anlayacağınız Orhan Pamuk bazı çevreler tarafından kullanılıyordu.

    Pamuk, Nobel Ödülü’nü aldıktan sonra duruldu, siyasi mesajlar vermez oldu. Türkiye’yle, Türk insanıyla barışma yolunu seçti. Artık Türkiye’nin siyasi meselelerini telaffuz etmez oldu; asıl işi olan edebiyata döndü. Sansasyondan uzak demeçler vermeye başladı. Türkiye’yi Türkiye’den görmeye, bu milletin duygularını anlamaya gayret etti. Böyle yapınca Orhan Pamuk’a kanım ısınmaya başladı. Özellikle Nobel’den birkaç gün evvel çok güzel ve duygusal bir konuşma yaptı. Benim de çok muhatap olduğum ‘Niçin yazıyorsunuz? ’ sorusunu irdeledi, çarpıcı ifadelerle yazma gerekçelerini sıraladı. Sözlerinde siyaset değil, duygu ve edebiyat vardı. Pamuk, konuşmasında yazma gerekçelerini söyle sıraladı:

    “İçimden geldiği için yazıyorum! Başkaları gibi normal bir iş yapamadığım için yazıyorum. Benim yazdığım gibi kitaplar yazılsın da okuyayım diye yazıyorum. Hepinize, herkese çok çok kızdığım için yazıyorum. Bir odada bütün gün oturup yazmak çok hoşuma gittiği için yazıyorum. Ben, ötekiler, hepimiz, bizler İstanbul’da, Türkiye’de nasıl bir hayat yaşadık, yaşıyoruz, bütün dünya bilsin diye yazıyorum. Kâğıdın, kalemin, mürekkebin kokusunu sevdiğim için yazıyorum. Edebiyata, roman sanatına her şeyden çok inandığım için yazıyorum. Bir alışkanlık ve tutku olduğu için yazıyorum. Unutulmaktan korktuğum için yazıyorum. Getirdiği ün ve ilgiden hoşlandığım için yazıyorum. Yalnız kalmak için yazıyorum. Hepinize, herkese neden o kadar çok çok kızdığımı belki anlarım diye yazıyorum. Okunmaktan hoşlandığım için yazıyorum. Bir kere başladığım şu romanı, bu yazıyı, şu sayfayı artık bitireyim diye yazıyorum. Herkes benden bunu bekliyor diye yazıyorum.

    Kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarımın raflarda duruşuna çocukça inandığım için yazıyorum. Hayat, dünya, her şey inanılmayacak kadar güzel ve şaşırtıcı olduğu için yazıyorum. Hayatın bütün bu güzelliğini ve zenginliğini kelimelere geçirmek zevkli olduğu için yazıyorum. Hikâye anlatmak için değil, hikâye kurmak için yazıyorum. Hep gidilecek bir yer varmış ve oraya tıpkı bir rüyadaki gibi bir türlü gidemiyormuşum duygusundan kurtulmak için yazıyorum. Bir türlü mutlu olamadığım için yazıyorum. Mutlu olmak için yazıyorum.”

    Orhan Pamuk bizden biri olmaya başladı sanki.... Nobel konuşmasını, herkesin beklediği gibi İngilizce değil, Türkçe yaptı. Bu tavrını alkışlıyorum. Ben Pamuk’un Nobel aldıktan sonra daha da şımaracağını sanıyordum. Çok şükür ki yanılmışım.

    İnsanlar hata yapabilir, belki o da geçmişte yaptığı hataların farkına vardı, bunlardan döndü. Ben böyle olmasını umuyorum. Yaşarsak bunu ilerleyen zamanlarda hep birlikte göreceğiz. Benim, ülkemi seven kimseyle meselem olmaz. Orhan Pamuk bu ülkenin dilini işleyen ve Türkiye’nin adını dünyaya duyuran bir yazardır. Bu açıdan bakarsak Türkiye ona çok şey borçludur. Milyon dolarlarla yapamayacağımız tanıtımı Nobel’i alarak yapmıştır. Pamuk’a dair önyargılarımız yoktur. O, Türkiye’yi sevdiği ölçüde biz de onu seveceğiz.

  • Nihade Sıfır
    Nihade Sıfır 19.12.2006 - 13:04

    meğer her şeyin sebebi babasının bavuluymuş

  • Vera Tunahan
    Vera Tunahan 14.12.2006 - 13:10

    Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk bir kitabında şöyle bir cümle yazmış:

    ''Imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını

    okudu.'

    Profesör İlber Ortaylı bu tek cümleyi analiz ediyor:

    ''Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı
    bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır.
    Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar,
    YAPAMAZLAR.'

  • Şener Ak
    Şener Ak 11.12.2006 - 10:37

    Satılmış şimdi yeni bir kıvırma yolu buldu

  • Ali Baydemir
    Ali Baydemir 10.12.2006 - 14:34

    ORHAN PAMUK o ÜDÜLÜ HAKketi....kim ne dese desin türkiyenin bir numarali romancisi ve edebiyacisidir...catlayin.

  • Cansu Gurbuz
    Cansu Gurbuz 09.12.2006 - 00:40

    isveçte yaptığı konuşmadan sonra dedemin, hakkındaki tüm fikirlerini değiştirerek tapmaya başladığı, acilen birkaç kitabını sipariş ettiği yazar.

  • Ersinavci
    Ersinavci 06.12.2006 - 14:50

    kişiliğini veya ne düşündüğünü bilmiyorum ama büyük bi yazar oldugunu evet biliyorum.

  • Şener Ak
    Şener Ak 04.12.2006 - 17:29

    Sata sata nereye kadar değermiydi bir avuç avrupalı nın alkışları için.

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 27.11.2006 - 10:18

    Orhan PAMUK'A'a açık mektup (Mehmed Niyazi 13 Kasım 2006-)

    Saygıdeğer efendim; bildiğiniz üzere belki hiç kimsenin romancılığı sizinki kadar tartışılmamıştır. Kimileri sizi çok satan, fakat okunmayan yazar olarak nitelendirmektedir.
    Kimileri sadece eseriniz çıkınca ortalığı alabora ettiğinizi ileri sürmektedir. Kimileri dilinizi bozuk, üslubunuzu kekremsi, roman tekniğinizi zayıf bulmaktadır. Kimileri de sizi mükemmel bir romancı kabul etmektedir. Sizin de bildiğiniz gibi sanat eseri olarak romanın da kendine göre ölçüleri vardır; ama bu ölçüler birimlere dayanmamaktadır; güzelliği, zevki, ahengi içerdiği için sübjektif ağırlıklıdır. Aksi takdirde, 'Beyaz Gemi', 'Cemile', 'Gün Olur Asra Bedel' ve benzeri ürünleri insanlığa sunan Cengiz Aytmatov gibi kültür ve sanat adamının Nobel'i alamamasını izah edemeyiz. Kim ne derse desin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Nobel ödülünü almanız gerçekten sevindiricidir.
    Nobel ödülü alınır mı, verilir mi tartışması bir yana, en önemli ödülün sahibi olmanız sizi en az bir yıl dünyanın gündeminde tutacaktır. Gelecek yıl bir başkası alacağı için siz yavaş yavaş listelere yerleşeceksiniz. Bugünlerde söyleyeceğiniz söz çok geniş çevrelerde yankı bulur. Tolstoy, Çehov, Andre Malroux, Proust ve daha pek çok devin giremediği listeye kısa bir süre önce adını yazdıranların şimdilerde esamileri okunmuyor. Dolayısıyla sözlerinin etkisi de azalmıştır. Tabii en büyük temennimiz adınızın ve eserlerinizin hiçbir zaman dillerden düşmemesidir.


    Dostoyevski'nin cüretini ne sizden, ne de diğer bir romancıdan beklemeye hakkımız yok. Dostoyevski koyu bir Ortodoks, katıksız bir Rus'tu. Puşkin'in ölümünde, milliyetçiler adına yaptığı konuşmada bir genç heyecandan düşüp bayıldı; bütün Rus milleti sarsıldı. Milliyetçidir gerekçesiyle beynelmilel platformlardan kovulmasına sanatıyla karşı koyabileceğine inandığı için vicdanının sesini dile getirmekten endişe duymadı. Bir vatandaş olarak sizden milletimizi savunmanızı beklemiyorum; zira büyük milletlerin düşmanları da büyük olur. Onlara göğüs germenin kolay olmadığının farkındayım. Fakat gerçeği dile getirmek aydın olmanın birinci şartıdır.


    Sözde Ermeni soykırımı konusunda, tarihçilerimiz, gazetecilerimiz ekranlarda konuşurken hiçbir şey söylemediklerini elbette biliyorsunuzdur. Bu konuda hangi şartlarda konuştuğunuzu bilmiyorum; ama gerekli araştırmayı yapmadığınız aşikârdı. İnsanlar hatadan azade değildir; hepimiz yanlış yapıyoruz. Hatada ısrar bağnazlıktır; hatadan dönmek fazilettir. İnsanlığa mal olmuş bir aydına elbette ki bağnazlık yakışmaz. Hatta bağnazlıkta ısrara hakkı yoktur.


    Konuya dair yapacağınız sathi bir incelemeyle şunları göreceksiniz; Ermeni diasporası soykırım iddialarını İngiltere İmparatorluğu'na mal etmeyi göze alamaz; çünkü topraklarında yüz milyonlarca Müslüman yaşamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nin cumhurbaşkanlığına bu meseleyi mal ederler. Wilson da Genelkurmay Başkanı'nı kalabalık bir heyetle incelemek üzere ülkemize gönderir. Sosyolog, psikolog, antropolog, tarihçilerden oluşan heyet buradan Paris'e giden Ermenilerden incelemeye başlar. Bir Ermeni'ye soykırımın nasıl olduğunu sorunca şu cevabı alırlar: 'Çok feci oldu, ben iki defa katledildim.' İşin magazin boyutunu sezerler. Memleketimize de gelip kısa bir süre önce olayların geçtiği yerleri inceleyerek, Genelkurmay Başkanı soykırım olmadığını belirten ünlü raporunu verir. Bununla tatmin olmayan Ermeniler, baskı yapınca, Amiral Bristol görevlendirilir. O da soykırım yoktur tarzında rapor verir. İstanbul işgal edilir. Soykırımdan suçlu olabilecekler yakalanır, Ziya Gökalp gibiler Malta'dadırlar. İstanbul'da ve Malta'da mahkemeler kurulur. Hepsi beraat eder. Bu olaydan İtalya'da haberdar olan dönemin başbakanı Sait Halim Paşa; 'Milletime leke bırakmam' diyerek muhakeme edilmesi için Cemiyet-i Akvam'a ve Lahey Adalet Divanı'na başvurur. Onlar da muhakemeye gerek olmadığını belirten cevap verirler. Soykırım iddiasını dayandırdıkları İngilizlerin kaleme aldığı kitapta Almanların talimatıyla bu menfur fiili işlediğimiz belirtilmektedir. Yirmili yılların ortalarına doğru İngiliz hükümeti, Almanya'ya bunun bir savaş propagandası olduğunu bildirir. Lütfedip araştırırsanız, bunları, daha pek çoklarını göreceksiniz. İsterseniz adresinize hepsini postalayabilirim.


    Sayın Pamuk; romancılığınız tartışılıyor, ama siz bir aydınsınız. Aydın, sorumluluğunu bilen kimse demektir. Bu sorumluluk aileden başlar, içinde yaşanılan toplumdan taşarak insanlığı oluşturan bütün kesimlere ulaşır. Bu gerçeği dile getirirseniz, Türk milliyetçiliğiyle suçlanmanız da mümkün değildir; zira Türklerin de insanlığın bir parçası olduğunu mutlaka kabul edersiniz. Ve sonra bütün bu kararların Hıristiyan devletleri tarafından alınmaları, bir milletin Haçlı zihniyetiyle karşı karşıya olduğunda sizde de şüphe bırakmamış olmalıdır. Bu zihniyet sizi de rahatsız ediyorsa, konuşmanızın tam zamanıdır. Saygılarımla.

  • Ali Baydemir
    Ali Baydemir 20.11.2006 - 12:28

    O BİR NOBEL SAHBİDİR İStEr KABUL EDİN ister kabul etmeyin.turkiyenin yüz akidir kitablarini okumusum ve seviyorum onu. ayrica o soyledikleri kismen dogrudur bu onun gercekçi oldugunu gosteriyor...

  • Şener Ak
    Şener Ak 08.11.2006 - 08:33

    Para için neler yapıldığının güzel örneklerindendir

  • Keremila
    Keremila 04.11.2006 - 15:13

    'Orhan Pamuk, artık, ağırlığı eserlerine verecek, ‘oryantalist’ suçlamasını (Hilmi Yavuz’un kulakları çınlasın) haklı çıkaracak işler yapmayacak, spekülatif alanlarda ispat-ı vücut etmeye kalkmayacak.

    Bir aydın ve sanatçı olarak elbette düşüncelerini açıklayacak, açıklamalı, ama biz bundan sonra ‘romancı Orhan Pamuk’u konuşmalıyız..

    Geçen yıl, ödülü Harold Pinter’a kaptırdığında aynen şunları yazmıştım:

    İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Jürisi bir gün Türkiye’yi Nobel’le taltif etme gereği duyarsa, ödülü Yaşar Kemal haricinde birine, Mahmut Mutman’ın ifadesiyle, ‘bir kültürü, bir inancı, bir yaşama tarzını, sırf böyle olduğu için hakir görme veya küresel bir sistemin yarattığı eşitsizlikleri, o eşitsizliklerin kurbanlarının sırtına yükleme uyanıklığı’ gösteren ve batı medeniyetinin ‘insanlığın başına gelmiş en iyi şey’ olduğuna inanan bir yazara verecektir.

    Bu yazar da, o tarihe kadar daha uygunu çıkmazsa, büyük bir ihtimalle Orhan Pamuk olacaktır.

    Buradan, Orhan Pamuk yeteneksiz bir yazardır anlamı çıkarılmamalıdır. Bilakis, çok yetenekli ve başarılı bir yazardır, ama yeteneğiyle katetmesi gereken yolu bence politik duruşu ve yaptığı ilginç çıkışlarla katetmiş, bir anlamda ‘erken doğum’ olmuştur.

    Hem kötü bir yazar, hem berbat bir adam olan Salman Rüşdi, Pamuk’tan bahisle, ‘Yaşayan en büyük yazarını mağdur eden bir ülke, nasıl aynı zamanda AB’ye girebilir? ’ buyurmuş, bir anlamda Nobel sürecini hızlandıran beyanatlardan birinin altına imza atmıştı.

    Kuşku yok:

    Orhan Pamuk iyi bir yazardır.

    Türk iktisat tarihine yapılmış ‘derinlemesine yolculuğun’ öyküsü olan ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ hálá aşılamamış bir ‘çağ romanı’dır.

    Araya sıkıştırılmış ‘Sessiz Ev’, birincisinden izler taşısa da, resmî ideolojiye, resmî toplum tasavvuruna karşı bir yazarlık tutumunu yansıttığı, ‘bağımsız yazarlık tutumu nedir? ’ sorusuna cevap teşkil ettiği için önemlidir. Türk devrimlerinin, (Emre Kongar’ın çok sevdiği ve çok sık kullandığı ifadeyle) ‘Türk aydınlanması’nın mahiyetini anlamak isteyenler ‘Sessiz Ev’e, dolayısıyla unutulmaz Selahattin Darvınoğlu tiplemesine bakabilirler.

    Fakat yine de ‘yaşayan en büyük Türk yazarı’ değildir. İsmi en çok duyulan Türk yazarıdır... Bence Yaşar Kemal daha büyüktür; inanmayan ‘Ortadirek’e, ‘Kuşlar da Gitti’ye, ‘Akçasazın Ağaları’ ikilemesine bakabilir.

    Zaten yetenekli bir yazar olan Orhan Pamuk son yıllarda işi ‘Batı beğenisi’ne uygun romanlar üretmeye döktü. Nişantaşı’ndan bakarak, tuhaf, egzotik ve bizim de tanımakta güçlük çekeceğimiz bir ülke resmetmeye başladı ve sonunda çok istediği şeye, artık ‘politik bir ödül’ olan Nobel’e ulaştı.

    İyi oldu.

    Gerçi değerli romancı ve eleştirmen Tahsin Yücel, sürekli ‘zor okunan yazar’ Orhan Pamuk’un adına yaraşır bir romancı olmadığını, ‘kitaplarının tutucu içeriği’ yüzünden bu kadar el üstünde tutulduğunu, Pamuk’u el üstünde tutan çevrelerin aynı kötülüğü vaktiyle Kemal Tahir’in pehlivan tefrikalarını andıran romanlarına da yaptığını yazıp duruyor ama, Orhan Pamuk daha önce Nobel’le taltif edilmiş Naipaul’dan da, Coetzee’den de, Kertesz’den de, hatta Tahsin Yücel’in kendisinden de daha yetenekli, daha başarılı bir yazardır...

    Tutuculuk, şayet, bir ideolojiye, bir dine, bir ‘izm’e körü körüne bağlılıksa, Tahsin Yücel gibi kemalist retoriği neredeyse ‘dogmalaştırmış’ bağımsız bilimadamlarını nereye koyacağız? '
    13/10/2006 star Ahmet KEKEÇ

  • Alper İnal
    Alper İnal 01.11.2006 - 23:00

    pamuk gibi oğlan

  • Şener Ak
    Şener Ak 01.11.2006 - 09:04

    Satılmış

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah 26.10.2006 - 17:27

    bir yerde bir ermenimi ölmüş
    kim öldürmüş :))))))))))))))))))

  • Vera Tunahan
    Vera Tunahan 22.10.2006 - 19:55

    Kılığın kıyafetin sarmadı beni
    Söylediğin türküler bizim türkümüz değil
    Başka çeşmelerden doldurmuşsun tasını
    Yüreğinde nakış yok, acı yok bizden
    Bulutlar rahmetini kesmeden yavaş yavaş
    insanlar selâmını esirgemeden
    Savuş git içimizden...

    Yavuz Bülent Bakiler


    fazla söze ne hâcet.

  • Begüm Su
    Begüm Su 21.10.2006 - 14:43

    o türklerden önce kendini düşürdü bikere...tabi ona da türk denirse..hani binlerce dansöz varya buda onlardan biri....bide ödül almış alsın ödülü..nese ermenilerin biz türklere yaptıkları tuzaklar hain saldırıları ya bilmiyorsunuz yada önemsemiyorsunuz...ama onlar sizin atatlarınızı en vahşi şekilde katletti...binevi büyükbüyük annelerinize saldırdı...bugün vatandaşın böyle bişey yapsa kimbilir neyaparsın ki buda bir ermeni acının katlanması lasım ama yok başına illa gelecekk....o orhan pamuk ta benim için vatan hainidir ödül falanmıs sallayın...onuda hakkıyla almadı bence.işin özü şu: o yazdıgı kitap için değil, söylediği söz için aldı o ödülü yada almadı bazı oyunlar sonucu verildi...çünkü bazılarına yaradıı

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 16.10.2006 - 23:29

    fazlaca popüler olmasından,anlayan anlamayan herkesin diline sakız olmasından dolayı tepkisel olarak elim kitaplarına gitmiyor...

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 16.10.2006 - 23:22

    edebiyat dünyasının hülya avşarı..

  • Ali Dilek
    Ali Dilek 15.10.2006 - 14:21

    nobel'i ne pamuk ne yün haketti nobel'i hak eden 19 kişi.....(onaylamayan 19 kişi)