Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Haydar Baş sizce ne demek, Haydar Baş size neyi çağrıştırıyor?

Haydar Baş terimi Ömer Özcan tarafından 15.02.2005 tarihinde eklendi

  • Latif Doğan
    Latif Doğan 15.04.2018 - 18:52

    Hz. Muhammed2i 200.000 Sahabinin kandırdığını iddia eden ( ani gizlice Peygamber Efendimiz'n zekası ile dalga geçiyor ), kadiri şeyhi olduğunu söyleyip Abdulkadir Geylani hazretlerinin Türbesini yıktırmaya kalkan şah ismaili Türk büyüğü diye övmeye kalkan, evlya zina yapar deyip evliyanın anasıda zina yapar demeye çalışan ama bende evliyayım diyen bir akıl garibidir bence haydar baş .

  • Ergün Bülten
    Ergün Bülten 20.09.2015 - 22:09

    ADAM GİBİ ADAM HAYDAR BAŞ

  • İcmal Genci
    İcmal Genci 26.04.2015 - 01:01

    PROF.DR.HAYDAR BAŞ FİKİR ADAMI,BİR BİLİM İNSANI AYNI ZAMANDA NOBELEADAY GÖSTERİLMİŞ; 'MİLLİ EKONOMİ MODELİ'TEZİNİN SAHİBİDİR.....TÜRKİYE DEVLETİ'NİN KURTULUŞU VEDAHİ SELAMETİ BU TEZDE VE SAYIN PROF.DR.HAYDAR BAŞ BEY'İN FİKİR VE PROJELERİNDE SAKLIDIR.KENDİSİNİ TEBRİK EDİYORUM.HAYDAR BAŞ BEY'E ATILAN O ÇİRKİN İFTİRALARA SIRA GELİNCE HİÇ UZUN KONUŞMAYA GEREK YOK MEŞHUR BİR SÖZÜ ONLARA İLETİYORUM:'''İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR'''...

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 24.11.2013 - 13:41

    ALEVİLERİN HÜCCETÜL İSLAMI, KIZIL-CÜBBELİ AYHAN DEDE İLE KÖY TV'DEN ADEM BİRİNCİ ARASINDA GEÇEN KISA DİYALOG:

    Ayhan Aytaç'ın Notları...selam adem bey? ben ziya dinek tarafından size yönlendirilmiş bir kişiyim.alevilerin hüccetül-iislamı ve alevi dindarlar hareketi lideriyim.köy tv de aleviliğin karakutusunu açmak istiyorum? ? ?

    Ayhan Aytaç'ın Notları Adem Birinci:' haydar baş hocamız o kutuyu açtı...'

    Ayhan Aytaç'ın Notları alevilerin hüccetül-islamı, kızıl-cübbeli ayhan dede:'teorik olarak ehlibeyt külliyatını açmış olabilir.ama bu sessiz kuran ile konuşan kuran arasındaki fark gibidir.sizin açtığını ifade ettiğiniz sessiz kurandır biz konuşan kuranız.bizi inkar mı ediyorsunuz? ' rad suresi 7.ayet:'her kavmin bir hidayetçisi:(hüccetül-islamı?) vardır? '

    Ayhan Aytaç'ın Notları alevilerin hüccetül-islamı, kızıl-cübbeli ayhan dede:'yani burda adem birinci kardeşim demek istiyorki:'haydar baş aleviliğin karakutusunu çoktan açtı? ' buna göre biz alevi dedelerine babalarına zakirlerine ihtiyaç kalmamıştır.işte bizim korktuğumuz yer burasıdır.kraldan çok kralcı olmak? şimdi ben 'mehdi' bile olsam bunlar beni kabul etmiyeceklerdir vesselam :)))

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 19.06.2012 - 14:03

    Kimden: Mehdi dabbetül-arz 19
    Kime: Grup: Ayhan Aytaç'ın Notları
    Tarih: 19.6.2012 14:02 (GMT +2:00)


    Konu: AYHAN AYTAÇ'TAN HAYDAR BAŞ(BUĞ) A...?


    AYHAN AYTAÇ:
    ((HÜCCETÜL-İSLAM-I ALEVİ/BEKTAŞİ/Şİİ/NAKŞİ))

    makale:'ehl-i beyte hizmet nedir? '

    SELAM! İLMİ RAHMETÜL ALEYKÜM EHL-İ BEYTTEN VESSELAM :)

    EUZU:

    '...sayın haydar baş(buğ) ? ! ? imam ali adlı kitabınızın önzözünde diyorsunuz ki: 'tarih tekerrür ederse milletimizin varlık sebebi olan ehlibeyte hizmet edilmez ve eğitim/öğretim ekonomik destek sağlanmazsa (...tabir-i caiz ise, emevi,abbasi,selçuklu,osmanlı gibi helak olacağız?) kader şifreleri bzede tehlikeli bir akibet hazırlamaktadır? '...buraya kadar söylenenlerin hepsi doğrudur? ve bu doğruları tasdik etmiş olmanız ise takdire şayandır.bendenizde naçizane 2005 yılından beri sünni kardeşlerimize hal tercimesi ile bunu anlatmaya çalıştım...çok şükür ki, sizin gibi bir zat-ı muhterem bunu bize göstermiştir.gerçi bu bizim esas konumuz değildir.daha önemli olan gerçeklerle sizleri tanıştırmak için yazmaktayım.oda şudur.ehlibeyt diyorsunuz! hizmet diyorsunuz.öğretim-eğitim ekonomik destek diyorsunuz ama bunları nasıl yapacaksınız nasıl bir yol haritası çizeceksiniz artı bugün türkiyede ehlibeyti kimler temsil ediyor ki sizler onlara hizmetle yükümlüsünüz? işte tüm bu soruların cevabını sizlere vermeye çalışacağım inşaallah ve elhamdülillah...

    ...seyyid-i kainat, sebeb-i mevcudat er- reis-i ehl-i beyt hz.muhammed sallallhu aleyhi ve alihi vesselam derki:'ehlibeytimin önüne geçmeyin helak olursunuz? onlara birşey öğretmeyin onların ilmi sizlerin ilmini kuşatmıştır? ' işte bu hadisten ötürüdür ki uzun vadede 'emevi-abbasi-selçuklu-osmanlı' helak olmuştur sizlerinde tesbit etmiş olduğu hadiseler kapsamında.ve yine derki ümminebi:'bir zaman gelir ki, imam dua okur cemaatte amin der ama allah dualarını kabul etmez? çünki o imam benim ehlibeytimden değildir? '...yani imam ne seyyid nede şerifdir demek istiyor o resul.ve bakın bugün diyanet-i muaviyede bulunan % bin kadroya rağmen imam-müftü-hatip-hafız'a rağmen birtek seyyid veya şerif yok gibidir.bendeniz bahçelievler müftüsü ile konuşmuştum o bana imam-ı azamı anlatırken emevi ve abbasilerin hakim olması taleblerini reddettiğinden bahisle o makamların ehlibeytin hakkı olduğu için kabul etmedi diyor ama bilmiyor ki o müftü aynı zaman da ehlibeytin hakkı olan o müftülük makamını yine zamanın şerif veya seyyidlerinin elinden almakla kendisi bir çelişki ile oturmaktadır.yani şunu demek istiyorum? bugün en azından müftülükler şerif veya seyyidlerin elinde olmalıdır eğer ehlibeyte hizmet edilmek isteniyorsa...imanın alameti namaz, namazın alametide zekattır öylemi...takvanın alameti dua, duanın alametide sadakadır öylemi? ...eee ehlibeytin alameti nedir? veya sizin demenize göre ehlibeyte hizmetin alameti nedir? tabiki onların hakkı olan hidayet-i ümmmet-i muhammet makamlarının onlara teslim edilmesidir.mesela iranda cuma imamlığı seyyidlere aittir? ne ilginçtir alevilerdede ayin-i cem postu cuma akşamları seyyiddedelere aittir...bakın şiiler ve aleviler yukardaki hadise uygun düşerek bir vesile ehlibeyti kendilerine imam etmişler...onun içindir ki emevi-abbasi-selçüklı-osmanlı alevilerin önünde duramıyor ve helak oluyor aslında alevilerin kendilerine imam kıldıkları ehlibeytin önünde duramıyorlar o kuran ve ehlibeyt cahili alimleri ve kadılarıyla...biz ehl-i beytin görüşü budur? ayrıca bir kavm-i seyyidan veya kavm-i imamet ve velayet veyahutta kavm-i ehlibeyt veya kavm-i hanedan-ı ehlibeyt olan bugünki alevilerin hepsinin potansiyel şerif veya seyyid oldukları da sizlerce bile bilinmemektedir? tıpkı etno-teolojik anlamda yahudiler gibidir aleviler...bakın bendeniz anne cihetinden hz.hüseyin baba cihetinden de hz.hasanın soyundanım...ve bütün aleviler şerif veya seyyid olması hasebiyle ehlibeyttir...o zaman sizlerin hizmet edeceği kişiler bunlardır ekonomik yardım bunlara yapılmalıdır...ve daha korkunç olanı söyleyeyim hz.mehdi de şüphesiz alevilerin içinde çıkacaktır? yahudiler ve hıristiyanlar nasılki ahirzaman nebisiini hep içinden bekledilerde hor ve hakir gördükleri müşrik arapların içerisinden çıktığı gibi mehdide ne şii nede sünnilerin içinden çıkacaktır bil-akis hor ve hakir görülen materyalist alevilerin içinden çıkacaktır sırrıhikmet ile...bendeniz naçizane sizleri bu sırrıhakikatlerden haberdar etmekle görevli adlediyorum ki bize 313 seçkin dabbetülarzlar derler en büyüğümüzde KAİMMEHDİ 24 DABBETÜLARZDIR? ALLAHIN EN SEVDİĞİ YOBAZ MEHDİ DABBETÜLARZDIR...O ÖYLE BİR YOBAZDIR Kİ HZ.YAHYA GİBİ ORTAYA ÇIKAR VE MERYEM OĞLU MESİHE ZEMİN HAZIRLAR...VAY HALİNE O MÜNKİR VE MÜNAFIKLARIN HANGİ DİN MEZHEP VE TARİKATTEN VEDE SİYASETTEN OLURSA OLSUN GERÇEĞE HU ALLAH ALLAH HU GERÇEĞE....PAROLAMIZ:'MEHDİ'NİN ZUHURU YAKINDIR? ! ? '

    _ayhanaytaçınnotları/twitter-facebook-antoloji.com?

  • Rıza Kalyoncu
    Rıza Kalyoncu 14.02.2011 - 19:42

    kısaca türk halkına türklügün ve müslümanlıgı yaşatacak tek liderdir

  • Rıza Kalyoncu
    Rıza Kalyoncu 14.02.2011 - 19:39

    yigit düştügü yerden kalkar haydar baş merhum Mustafa Kemal ATATÜRK ten sonra vatanı için milleti için canını hiçe sayan tek liderdir 30 senelik dolu dolu bir siyasi hayatım vardı bu güne dek hiçbir siyasi liderden ben bu ülkeyi 6 ayda veya 1 yılda refaha kavuştururum 2. yılda kainat devleti yaparıım kısacası 'elveda fakirlik deyip' 70 milyona noter tastikli senet dagıtan bir lider görmedim belki bir asır sonra böyle bir lider daha gelir ALLAH haydar baş tan, kadrosundan, onlara gönül verenlerden razı olsun...

  • Osman Aslan
    Osman Aslan 12.06.2010 - 12:36

    Bir kaç kez 'Meltem Tv''de konuşmalarını izledim. Doğrusu ben de hiç olumlu bir intiba bırakmadı. Özellikle 'Lanlı, lunlu' konuşma tarzı, Profesör olmuş birinin ağırlığına hiç yakışmıyor..

  • Sinan Kaplan
    Sinan Kaplan 11.06.2010 - 20:59

    Haydar Baş ismi nasıl medyada milletten gizleniyorsa, internettede bu ismin karalamacıları tabiki olacaktır.Onca iftira ve yalanı okurken cahilliğe pes dedim.Haydar Baş hakkında açılan davaların hepsini (40 bin sayfa) kazanmış ve prof.luğu hakkında, 4 tane eşi var gibi iftiraları atan herkesten tazminat almıştır.Bu demek olurki, 'ortaya atılan iddialar iftira, Haydar Baş haklıdır'.Zaten verilen siteleri incelerseniz, ya kapanmış yada tekzip yazısı yayınlamak zorunda kalmıştır. Olay hukuka taşındığı zaman gerçekler ortaya çıkmış oluyor.İftira atan arkadaşların neci olduklarını bilmeyen kalmadı.Ama kardeşler gerçekten bu milletten saklanan, adına onlarca iftira sitesi açılan, birde medyada ismi özellikle halktan saklanan bir isimdir Haydar Baş.Geleceğiniz, çoluğunuz, çocuğunuz ve en önemlisi ahiretiniz için lütfen iftira atmayı bırakın.Bugün ülkemize sahip çıkan, insanlara artık demode gelen, miyadi dolmuş gibi gösterilen Atatürk,vatan, bayrak, din, ekonomi, toprak vs gibi konuları bizden uzak tuttular.Haydar Baş iyiki girdi siyasete bizde bunları ondan öğrendik.Lütfen bu isme sahip çıkalım, Milli ekonomi modeli hakkında dünyanın görüşlerini duysanız yaptığınız hatayı anlarsınız sanıyorum.Saygılar, Bu Vatan Bizimdir Bizim Kalacaktır!

  • Mehmet Kurt
    Mehmet Kurt 18.04.2010 - 23:25

    haydar hocam başta mustafa kemal atatürkten sonra vatana millete en ıyısını en guzelını yapabılecek olan ALLAH ın yarattıgı bır kulldur iş aş haydar baş

  • Osman Mete
    Osman Mete 13.10.2009 - 00:25

    Bu sahte profun en samimi arkadasi Dogu perincek daha fazla soze hacet var mi

  • Yunus Mert
    Yunus Mert 16.04.2009 - 16:20

    Prof.Dr.Haydar Baş; Kimsenin ne yapacağını bilmediği bir zamanda 'durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak'diyerek dünyada ve ukbada en müreffeh bir biçimde yaşamanın yollarını önce Türk milletine sonra bütün dünyaya gösteren deha,Allahın insanlara bir nimetidir.

    Prof.Dr.Haydar Baş; Sapık batının sapık fikirlerinden ve boyundurluğundan kurtulmanın adıdır.

  • Ergün Bülten
    Ergün Bülten 12.04.2009 - 17:39

    İş,aş Haydar BAŞ gerisi yalan

  • Serkan Akgün
    Serkan Akgün 20.03.2009 - 01:32

    Sayın HAYDAR BAŞ gibi ortaya proje koyup tahütname imzalayan bir babayiğit var mı.Sayın Haydar Baş keyfindem mi siyasete atıldı baktı ki bu başımızdaki ne iktidardan ne de muhalefet yapanlardan bir fayda yok.Haydar Baş benim için kurtuluşu saadeti huzuru mutluluğu tabi ki bunların da olabilmesi için Milli Ekonomi Modeli'nin Uygulanması gerekiyor....İnşallah Yaradanımız Bu uyuyan miletimizi kendine getirir ve gözlerinin önünde ki perdeyi çeker.Şunu untmayalım ki Bu millet bir gün geçekten doğan bir güneş görecek... Ayrıca 18 mart anısına Bu vatan için kanlarını ve canlarını seve seve feda eden şehit atalarımız için ruhlarına el-Fatiha........ Bu vatanın topraklarını satanlar ne Türktür ne de Müslüman.........

  • Kerim Yoldas
    Kerim Yoldas 01.12.2008 - 23:56

    bence haydar beyin fikir ve goruslerini dikkate alinmasinin gerektigini dusunuyorum.bazi yorum yapan arkadaslara tavsiyede bulnmak isterimki konu ve gorus ne olursa olsun insanlarin fikirlerini ciddibir sentezden gecirerek yorumyapmak lazim.fikirlerini kabul etmeye bilirsiniz ve gayet mantikli gelebilir ama herseyi olcu uzerin konusmakta fayda olacagini dusunuyorum

  • Yasin Baş
    Yasin Baş 21.11.2008 - 04:11

    Dünyayı kasıp kavuran bir ekonomik kriz var ve bunu yıllar öncesinden uyaran bir lider var Şuan ABD bile çaresizlik içinde kıvranırken Koskaca Dünyada Sadece Bir İNSAN evet evet BİR İNSAN, 'BEN BU İŞİN KİTABINI YAZDIM SADECE TÜRKİYEYİ DEĞİL DÜNYAYIDA BU ÇİLEDEN KURTARIRIM ' Diyor ve Bunu Sadece Bir iddiada Bırakmayıp Alanında uzman YÜZLERCE PROFÖSÖRÜN ÖNÜNE KOYUP Hepsinin TAKDİR ve ÖVGÜLERİNE MASHAR Oluyor. BUNCA GERÇEK VARKEN SİZ HALA NEYİ TARTIŞIYORSUNUZ...
    BAŞKA BİR ÇARESİ OLAN BU İŞİN MATEMATİĞİNİ FORMÜLÜNÜ BİLEN BİRİNİ BİLİYORSANIZ SÖYLEYİN ONUN PEŞİNDEN GİDELİM HODRİ MEYDAN.
    YOK HAYDAR BAŞ SİYASETE YAKIŞMIYORMUŞ TA YOK EFENDİM SAHTE PROF. MUŞTA... VS... VS... BU YAKIŞTIRMALAR İFTİRALAR BELGELERLE ÇÜRÜYELİ YILLAR OLUYOR SİZ HALA ORALARDAMISINIZ GÖZÜNÜZÜ AÇIN ARTIK ÖNÜNÜZDE KOSKOCA BİR GERÇEK DURUYOR BUNU DÜNYA GÖRDÜ AMA MAALESEF HALA ÜLKEMİZDE GÖREMEYEN YADA BİRYERLERE HİZMET ETTİĞİ İÇİN GÖRMEK İSTEMEYENLER VAR
    GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ KENDİNİZE GELİN
    BU GEMİ BATARSA HEPİMİZ BOĞULURUZ...

  • Abdurrahman Sevinç
    Abdurrahman Sevinç 11.11.2008 - 16:14

    Sn.Haydar BAŞ'a ben siyaseti yakıştıramıyorum neden diye soracaksınız herkesin bildiği gibi meltem hastenesi onun şahsen ben yengemle üç kere gittim o hastaneye üçü de rezillik her seferinde şikayetlerimizi iletiyoruz ama hiç bi sorun giderilmiyor ve bunu ben hastane sahibi haydar baş a bağlıyorum ve burdan sesleniyorum beş katlı hastaneyi yönetemiyorsunuz koskaca TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni yönetmeyi düşünüyorsunuz işte o rüya olsa gerek.....

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 30.03.2008 - 17:50

    Muslumanlıgı ve Turklugu tüm zerreleriyle yasayan de de yasatmak icin elinden geleni yapan, insanlığın huzuru için sosyal projeler ureten yuce sahsiyet...

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 30.03.2008 - 17:45

    HAYDAR BAŞ... tüm dünyanın muhtaç olduğu veya olacağı, önce Türkiye'ye ve sonra tüm dünya insanına gerçek huzuru,mutluluğu yaşatabilecek seviyede ve zamanımın tek gerçekçi modeli olan Milli Ekonomi Modeli'ni üreten; ilim,zeka ve ferasate sahibi olan kişidir...

  • Esra Can
    Esra Can 06.06.2007 - 20:54

    fırsatçı

  • Selçuk Solmaz
    Selçuk Solmaz 28.02.2007 - 00:32

    Milli Ekonomi Modeli Projesinin sahibi, ilim ve fikir adamı, gerçekten dini yaşayan bir Türk oğlu Türk evladı.
    Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı.
    www.milliekonomimodeli.com www.btp.org.tr
    Eş şeyh Es seyyid Hacı Mustafa Hayri Baba Hz. nin en büyük halifesi.

  • Mustafa Yağcı
    Mustafa Yağcı 19.02.2007 - 14:06

    Prof. Dr. Haydar Baş aleyhinde A’dan Z’ye iftira dolu bir kitap kaleme alınır. Kitap tam bir masa başı organizasyonudur. Ve tam da bu iftiraya uygun bir kişi tarafından kaleme alınmıştır. Bu kişi Hasan Songür ‘dür.


    Görüntüyü izlemek için uygun seçeneği tıklayınız:
    http://www.haydarbaskimdir.com/index.php? icerik=27

    Peki, Prof. Dr. Haydar Baş’ı karalamak için yazdırılan kitabın yazarı Hasan Songür kimdir? Nasıl bir karaktere sahiptir? Hangi özelliklerinden dolayı bazı medya organları tarafından kullanılmaktadır? İnternet sitelerinin büyük bir iştahla peşinden koştuğu Hasan Songür, Prof. Dr. Haydar Baş’ı karalama görevini hangi kişilik problemlerinden dolayı üstlenmiştir.
    Hasan Songür mahkemeler tarafından defalarca şantaj ve tehditten dolayı mahkûm edilmiştir. Türk mahkemeleri Songür’ün bu kitabı tehdit ve şantaj amaçlı yazdığını açıkça tescillemiştir.

    Songür, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2002/678 nolu kararıyla hakaretten ve İstanbul 13. Asliye ceza mahkemesi 13/10/2003 tarih 2003/680 nolu karar şantaj suçlamasıyla mahkûm olmuştur.
    (Belgeyi görmek için tıklayınız)
    Türk hukuku tarafından “şantajcı” olarak tescillenmiştir.
    Ve şimdi sıkı durun. Tüylerinizi diken diken edecek, “ Böyle şey olur mu? ” dedirtecek şok bir gerçeği açıklıyoruz:
    Bugün bazı medya gruplarının, “Sırf Prof. Dr. Haydar Baş’a çamur attığı için” el üstünde tuttuğu Hasan Songür, resmi nikahlı karısını başka erkeklere satmaya teşebbüs ettiği karakol zabıtlarına geçmiş bir kişidir.
    Evet, yanlış duymadınız. Hasan Songür’ün gerçek yüzü işte budur. Bu konuda da belgeleri konuşturalım:
    08/05/2000 tarihinde Ankara Demirlibahçe Karakolu tarafından gece saat 01.30’da tutulan tutanaktaki şu satırlar insanı tiksindirecek boyuttadır. Polis karakolunun raporunda şöyle denilmektedir:
    “08/05/2000 günü saat 01,30 sıralarında idaremiz dâhilince yapılan tahkikatta, (…) Hasan Songür’ün eşi Şevkiye Songür’ün alınan ifadesinde “Kendisinin konfeksiyonda çalıştığını ve 60.000.000 TL maaş aldığını, olay gecesi resmi nikahlı eşi olarak yukarıda açık kimliği yazılı sanık Hasan Ali Songür’ün kendisine ‘Bu paraya çalışılır mı? Sen üniversite mezunusun, seni satayım, parayı yarı yarıya paylaşırız.’ dediğini ve kendisini darp ettiğini beyanla şikayette bulunmuştur.”
    (Belgeyi görmek için tıklayınız)
    Prof. Dr. Haydar Baş hakkında akla hayale gelmeyecek iftiralar atan ve bazı medya gruplarının dört elle sarıldığı Hasan Songür’ün karakol zabıtlarındaki kişiliği işte böyle:
    “Karısını pazarlamaya teşebbüs eden bir mahluk”
    Buraya kadar hep belgeleri konuşturduk. Belgeleri konuşturmaya devam ediyoruz. Duyduklarınıza, gördüklerinize inanamayacaksınız. Hasan Songür hakkında kendisinden boşanan eski eşi Şevkiye Hanım’ın anlattıkları tüylerinizi diken diken edecek.
    İnternet sitelerinde bazı güç odakları tarafından Haydar Baş aleyhinde kullanılan Hasan Songür hakkında eski eşi Şevkiye Hanım’ı bulduk ve konuşturduk. Bir insanı kuşkusuz en iyi eşi tanır. Şimdi sıkı durun ve Şevkiye Hanım’a kulak verin; tklayın.
    http://www.haydarbaskimdir.com/index.php? icerik=27

  • Mustafa Yağcı
    Mustafa Yağcı 19.02.2007 - 13:58

    http://www.haydarbaskimdir.com/

  • Oktay Karahan
    Oktay Karahan 30.04.2005 - 21:16

    haydar bas=www.haydarbastarikati.com

  • Hamdi Guzel
    Hamdi Guzel 26.04.2005 - 14:17

    Bir Haydar bas magdurunun itiraflari ve cagristirdiklari

    Öncelikle açtığınız bu web sayfasından dolayı size çok teşekkür etmek istiyorum. Kurban bayramı sonrası, hacıların dönüşünden beri, çok yakın bir dostumun benimle paylaştığı bir konuyu işlemeniz beni çok sevindirdi. Arkadasimin yıllardan beri beraber olduğu Haydar Baş adlı şeyhin, yaptıklarının sadece web sayfasında yer verdiğiniz olaylarla sınırlı kalmadığının bütün halkımız tarafından bilinmesi düşüncesiyle, bu mektubu maille size Almanya’ dan gönderiyorum. Çok yakın dostum E. Ö. Nün Haydar Baş ile ilgili anlattığı insan üstü olaylar (O’nun ifadesiyle kerametleri) insanları nasıl etkilediği, derin bilgisi, Onunla olan sohbetimizin hep ana konuları oluyordu. Arkadasim E. Ö. Bu sene eşi A. Hanım la beraber, hacca gitmişti. Hacıya giderken bir uğurlama ile göndermiştik. Onu en fazla sevindiren ise hacca şeyhi Haydar Baş’ın da gelmesiydi. O’nunla daha yakın olmadan dolayı içi içine sığmıyordu. Hac dönüşü E. Ö. Yü ve eşi A. Hanımı karşılamaya gittik. E. Ö. Nün neşeli, hacı olmanın gururunu yaşamasını beklerken, E. Ö.'nün çok üzgün ve sinirli olması, beni çok şaşırtmıştı. Günler geçmesine rağmen, E. Ö. 'nün bu hali devam etti. Zayıflamaya ve daha çok kabuğuna çekilmeye başladı. A. Hanım Ondan daha kötü bir haldeydi. Bir ay önce E. Ö.'yüçok sıkıştırdım. Hacda başına anlatmasını istedim. E.Ö.' de yaşadıklarını bana detaylı olarak anlattı. Yalnız bunu kimseyle paylaşmamamı da sıkı sıkı tembih etti. Anlattığı olaylar, yenilir yutulur şeyler değildi. Söz vermeme rağmen, açtığınız web sayfasındaki çirkeflikleri görünce, Haydar Baş’ın zararının artık kimseye dokunmaması için, bunu size yazmaya ve dolayısı ile bütün halkımızla paylaşmaya karar verdim.

    Hac’ da E. Ö. Ve eşi A. Hanım ile bebarer Haydar Baş aynı otelde kalıyorlarmış. Otelde kadınlar ayrı, erkekler ayrı olarak kalıyorlarmış. Haydar Baş, sıklıkla kadınların olduğu tarafa geçmeye, bu ziyaretlerini akşamın ilerleyen saatlerine sarkıtarak yapmaya başlamış. Dostumun eşi geç gelince, A. Hanım şeyhin kendi katlarına geldiğini ve sohbet ettiğini söyleyince çok şaşırmış. Bunu kabullenmemiş ama ses de çıkarmamış. Geçen günler içinde bu durumdan eşi A. Hanım da çok rahatsız olmaya başlamış. Sohbette, ev kıyafetleriyle oturulmasını, Haydar Baş’ın kendisinden çekinmemelerini, her türlü soruyu sorabileceklerini söyleyerek, olmadık konular açarak sohbeti uzatıyormuş. A. Hanım, mecburen gittiği bu akşam sohbetlerine dayanamayan E. Ö. Şeyhin mi, eşin mi diye tepkisini göstermiş. Haydar Baş’ın daha ileriye giderek, Hacda yağan aşırı yağmur karşısında, ben olmasaydım, sizler yağmurda ölüp giderdiniz, korkmayın ben sizi korurum demesi ve bunları da otelde adeta alem yaparken söylemesi, çileden çıkartmaya başlatmış. Artık eşini de göndermeden, bir an önce haccın bitmesini beklemiş. Diğer müritler, E. Ö. Nün tepkisinin fazla olduğunu, şeyhin insan üstü olduğunu, korkacak bir şey olmadığını söyleyerek, teskin ediyorlarmış. Özellikle A. T. Adlı müridin eşi, kendi eşi ile gelip konuşmuş. Nihayet Hac bitince, Almanya’ya dönen E. Ö bunu içine atmış. Yemeden içmeden kesilmiş. Bir yandan şeyhi, bir yandan eşi. Eşini baya sıkıştırmış, Başından başka bir şey geçip geçmediğini sormuş. A. Hanım da sadece ağlayarak, bir şey olmadığını ifade ediyormuş.

    Web sayfanızdaki harem kadınlarının neler çektiklerini ve nasıl kandıırldıklarını, insan şimdi daha iyi anlıyor. Ama en çirkini, insanın bunu hacda bile düşünmesi. Anlaşılır şeyler değil. Anlattığım olaylarda, abartma ve yalan yoktur. E. Ö. Bunu azdığımı sonuçta öğrenecek, belki de bana çok kızacak. Ama bu olayların artık durması, bu şeyhin insanların dini duygularını kullanarak, yaptıklarının önüne geçilmesi, hukuksal açıdan bütün yaptıklarının hesabının sorulması gerekmektedi

  • Hamdi Guzel
    Hamdi Guzel 26.04.2005 - 13:33

    BÜYÜK HAYDARİ İSLAM DEVLETİ

    Atıcı şeyhe göre, Sovyetlerin yıkılışıyla ilgili söylenenlerin tümü hikayedir, hayvan gözüyle görülen vesveselerdir. Hakikat başkadır;
    “Allah'ın kainatı yönetme yetkisini verdiği kendisi, Allah'ın izniyle Rusya'yı çökertmiştir.” Tanrısal güçlerle donatılmış şeyh efendi, Rusya'daki dindaşlarının ve ırkdaşlarının gördüğü eziyete dayanamamış, çok öfkelenmiş. Kalbinden kutsal bir ışık peydahlayarak Rusya'ya göndermiş, bu yıkıcı ışık, dünyanın iki büyük imparatorluğundan birini çökertmiş. Türk ve Müslüman milletler de özgürlüklerine kavuşmuşlar.

    Bunlar, Müslümanlığın şuuruna iyice vardıktan sonra şeyh efendi, kalbinden bir ışık daha peydahlayacakmış. Bu ışık da tahmin edileceği üzere Amerika'yı parçalayacakmış. Dünyanın en büyük imparatorluğu Amerika yıkılınca. Müslüman ülkelerin halkları, Amerika kuklası yöneticileri alaşağı edeceklermiş. Kafirlerin boyunduruklarından kurtulan Müslümanlar, bir dünya İslam devleti kurmaları gerektiğini anlayacaklarmış.


    Bu devleti Sahte Şeyh, Sahte Prof Haydar Baba kuracakmış. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yöneticileri de şeyhin huzuruna gelip el pençe divan duracaklar, 'Muhterem hocam' diyeceklermiş, 'Bu devleti biz yönetemedik, layık olduğu gibi yönetmeye tek ehil kişi sizsiniz.' Böylece Türkiye'yi şeyh efendi'nin emin ellerine teslim edeceklermiş.


    Adı, BÜYÜK HAYDARİ İSLAM DEVLETİ olacak olan devlete, daha sonraları Japonya'dan tutunda, Almanya'dan Kanada'ya kadar bir çok ülke ilhak edecekmiş.

    BU NASIL OLACAK DEMEYİN,

    GAYET KOLAY OLACAKMIŞ! .....

    http://www.haydarbastarikati.com

  • Ahmet Dinler
    Ahmet Dinler 25.04.2005 - 12:47

    Haydar BOŞ

  • Mehmet
    Mehmet 24.04.2005 - 18:48

    HAYDAR BAŞ'IN 1 RESMİ, 4 İMAM NİKAHLI EŞLERİ VE BOŞADIKLARI


    BİRİNCİ EŞİ; “Ayşe B.” ile 1969’ da imam nikahıyla evlendi. 1971’ de resmi nikah yaptı. İlk eşi “Ayşe B.” den 8 çocuğu var.

    PARAYI BASTI PROFESÖR OLDU


    Bas parayı al profesörlüğü

    Bilimsel düşünüşün ne olduğunu bilmediğini konuşmalarıyla bariz biçimde ispat eden bu adamın nasıl profesör olduğunu sanıyorum bir çok kişi merak ediyordur. Doksanlı yılların başında şeyhin gözünde değerli bir yere sahip olan Mustafa Kaplan adındaki hekimin değeri 1994 yılında birden bire düşüşe geçti. Mürit Kaplan şeyhin akademik kariyere zaafının olduğunu biliyordu. Bu zaafı kullanarak eski konumuna yükselmek amacıyla kollarını sıvadı. Eğer şeyhi profesör yapabilirse, şeyhin tekrar sevgisini saygısını kazanacağından müritler arasında da, eskiden olduğu gibi aranılan, hürmet gören, örnek model abi olacaktı. Bundan iyisi can sağlığı. Bir alan araştırması yaptı. Türki Cumhuriyetlerdeki kimi üniversiteleri dolaştı. Girişimlerde bulundu, başarılı olamadı. Tarikatla iş bitiriciliğiyle ünlü, şeyhin televizyonunun genel müdürü Harun Kaydırakçı işe el attı. Böyle bir ganimeti kaçırtmayacak bir tipti. Şeyhin gözünde daha çok vazgeçilmez bir eleman olmak için yapmayacağı bir şey yoktu. Çantasına bir milyon dolar koydu. Türkiye'nin Kuzey Doğusundaki ülkelere doğru yolculuğa çıktı. Şeyh önce Dr. sonra Doç. En sonunda da Prof. Oldu. Kimilerinin senelerce beyin teri dökerek sahip olduğu akademik unvanları, bilimsel düşüncenin ne olduğunu bilmeden ele geçiren şeyh, göstermelik de olsa hangi bilimsel çalışmayla profesör olmuştur? Şu anda bunu kendisini bile hatırlayacağını sanmıyorum. Çünkü, üstünde adının yazdığı kitapları okumuş bile değildir. Çömezlerinin onlarcasına sordum; çoğu şeyhlerinin neyin profesörü olduğunu bilmedikleri gibi akademik sıfat için bilimsel bir tez hazırlamak gerektiğinden dahi habersizdiler. Onlar yalnızca; 'Hocamız büyük adam,' diyor başka bir şey demiyorlardı. Şeyhin isteği de zaten buydu. Şeyhin profesörlük tezi olan İslam Dinin de İnsan Hakları adlı kitap için bir ilahiyat doçentinin değerlendirilmesi şöyleydi: 'Bir lisans öğrencisinin tezi. En kötü öğrencimin tezi bundan daha niteliklidir.? ' 'Profesörlük unvanı eskiden utanılacak bir sıfat değildi. Şimdi beni birisiyle tanıştırırken 'profesör' dedikleri zaman mahcup oluyorum.' Böyle bir serzenişte bulunan Mina Urgan ne kadar da haklı. Bir şeyi hak ederek kazanmanın yüceliğine değer vermeyen, hak etme kavramının anlamsızlığına inanan şeyhin maskelere düşkünlüğü bir saplantı haline gelmiştir.






    İKİNCİ EŞİ; Ankara Tıp Fakültesi’nde öğrenci olan “Emine A.” ile 1989 yılında imam nikahı ile evlendi..


    ÜÇÜNCÜ EŞİ; Yine Ankara Tıp Fakültesi öğrencisi olan ve balerinlik yapan “Yıldız Y.” ile imam nikahı ile evlendi. “Yıldız Y.” ilk eşinden boşanıp kendisi ile resmi nikah yapacağı vaadiyle Haydar Baş ile evlendi. Resmi nikah yapılacağı vaadine rağmen evlilikleri bugüne kadar imam nikahı ile devam etti.


    DÖRDÜNCÜ EŞİ; Yargıtay’ın 15. Dairesi’ nin Üyesi olan İzzet Karadaş’ın kızı SİNEM KARADAŞ ile imam nikahı olarak yaptı. Haydar BAŞ, kızın ailesinin rızasını almaksızın bu nikahı gerçekleştirdi.


    DİĞER EŞLERİ; KADIN ZAAFINI; 3 ASİL BİR YEDEK HATUN KURALINI İŞLETEREK, İSLAM’IN VERDİĞİ ÖLÇÜYE UYDURMAYA ÇALIŞAN SAHTE ŞEYH HAYDAR BAŞ; acaba şimdiye kadar bunların dışında kaç kızı imam nikahı ile kandırdı ve onları boşadı.


    BÜTÜN BU MASUM BAYANLARIN İSİMLERİNİ VE BİLGİLERİNİ ÇOK YAKINDA BU SİTEDEN ÖĞRENECEKSİNİZ..



    Çocukları; İlk eşi “AYŞE B.” tan gerçekte 8 çocuğu olmasına rağmen, nüfus kaydında ilk eşinden olma 17 çocuğunun kayıtlı olduğu biliniyor.


    Eşleriyle Kaldığı Ev; Trabzonda müstakil bir apartmanda; her katı ayrı bir eşine tahsis eden Haydar BAŞ, hergün tercih ettiği ayrı bir eşinin yanında kalmaktadır. İstanbul ve Ankara’ya geldiğinde de kendisine ve ailesine tahsis edilmiş ev hazır beklemektedir.



    ŞEYHİN, KADIN VE KIZ MÜRİDLERLE SOHBETE ÖZEL İLGİSİ


    Ankara'ya gelir gelmez yaptığı ilk iş, kadınlara sohbet edeceğini söylemek olurdu. En kısa zamanda da bayan müritler, şeyhlerini dinlemek için bir evde toplanırlardı. Başka randevularına hiç dikkat etmeyen şeyh, bayanlara sohbet etmek için kararlaştırılan saatte saniye bile geçirmeden geliyordu. Oysa zavallı erkek müritler saatlerce aralarda dolaşır dururlar ama şeyhlerin yüzünü bile göremezlerdi. 1987 yılında, tarikatın yeni yeni palazlandığı günlerde, şeyh Ankara'ya gece saat üçte geldiğinde bile hemen yeni bir kız öğrencinin tarikata katılıp katılmadığını sorardı. Yeni müridenin olduğu eve telefon ettirirdi. Gecenin o saatinde üniversite öğrencisi mürideler uykularından uyandırılırdı. Bedeni kutsal olan şeyhin gelip kendilerini feyzlendirmesi için diz üstü çöküp beklemeye başlarlardı. As hanımlarından birini o zamanlar, bu evlerden birinde gözüne kestirmişti. Fatma Kavak'a işareti çakmış, o da kızın gönlünü etmişti. Gecenin bir saatinde, şeyhin evlerine gelmesini yadırgayıp tarikattan ayrılmış kızlardan bir kaçıyla görüşebildim. Onlardan birinin anlattığına göre, Bahtiyar Kaş, o zamanlar kendilerine şöyle diyormuş: 'Önce fiziksel bir yakınlık kurmalıyız ki, bu daha sonra manevi yakınlığa. dönüşebilsin. Aramızda fiziksel yakınlığı kuramazsak, Allah'tan aldığım feyzi size ulaştıramam.'

    O zamanlar, kimi mürideler, şeyhin karısı olan kadını cehennem ateşinin yakmayacağını söylüyorlarmış. Nedense şeyh, yalnızca kız müritlerini feyzlendirmek istiyor. Bunu o kadar çok istiyor ki, gecenin geç saatlerinde onları yataklarından uyandırtabiliyor. Şeyhin müridelerine öze! toplantıları amaçlarına uygun biçimde düzenleniyordu. Mürideler, halılar üzerine diz çöküyorlar, şeyh de görkemli koltuğuna kuruluyor, güya onlara dini öğretiyordu. Hep aynı klişe laflar... Kesinlikle değişen bir şeyler oluyordu elbette. Yeni taze müride yüzleri. Şeyhe gösterilmek istenen bu kızlar, görevlendirilmiş kadınlar tarafından ablukaya alınıyordu'. Bunlara deniyordu ki: 'Sakın ha, şeyhimizin yüzüne bakmayın. Bakarsanız gözleriniz, onun nurundan kör olur.' Tabii ki bu, şeyhin onların yüzünü rahat rahat seyredebilmesi için alınan bir önlemdi. Nedense evli ve güzel olmayan müritielerin gözlerinin kör olması umurlarında değildi. Onlardan bazılarının gözünden şeyh efendinin bakışlarındaki niyet kaçmamıştı.


    DEVAMI www.haydarbastarikati.com'DA

  • Yusuf Çalışkan
    Yusuf Çalışkan 23.04.2005 - 09:20

    yıllardan beri asla büyük olamamanın getirdiği ezikliği fethullah gülen ve erbakan gibi büyük islam önderlerine saldırarak gidermeye çalışan şahıs.

  • Mustafa Yağcı
    Mustafa Yağcı 21.04.2005 - 18:36

    Aslında onu anlatmakla onu tanımanızı sağlamak çok zor! Bu denli kıymetli bir insanı, hayatını, görüşlerini ve hala gece-gündüz uğraştığı yüce davasını takip etmelisiniz.
    Gelecekte dünyada ve Türkiye'de; onun deyimiyle dini ve milli beraberliği tesis ettiğimiz takdirde; hiçbir bunalım,sorun kalmayacaktır ki çözülmesin!
    Onu meltem tv den özellikle takip edin arkadaşlar!

    İşte BİOGRAFİSİ
    ---
    Prof. Dr. Haydar Baş 1947 yılında Trabzon’da doğmuştur. İlk, orta ve lise tahsilini Trabzon’da tamamlamasının ardından; 1970 senesinde, Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi’ne bağlı Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun olmuştur.

    Lisansüstü eğitimini ve doktorasını “Veda Hutbesinde İnsan Hakları” konusundaki tezi ile Bakü Devlet Üniversitesi’nde tamamlamış ve bu üniversitede göreve başlamıştır. Doktora sonrası akademik çalışmalarına devam ederek “İslam ve Hz. Mevlana”, “Tasavvuf Tarihi”, “Din Sosyolojisi” ve “Din Psikolojisi” konularındaki tezleri neticesinde “Profesörlük” unvanını da aynı üniversiteden almıştır.

    Dokuz yıldır Bakü Devlet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Sayın Baş, halen Doğu Dilleri ve Edebiyatlarını Araştırma Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde vazifesini sürdürmektedir.

    Akademik kariyerini eğitim sahasında yapmasına rağmen, aynı zamanda bir araştırmacı, yazar, işadamı, sanayici ve tüccar olan Prof. Dr. Haydar Baş’ın hayatından bazı kesitler şöyledir:

    a) Mefkureci Öğretmenler Derneği’nin Trabzon Şubesi Başkanlığını yapmıştır.
    b) Beş yıl Devlet Liselerinde, iki yıl Ticaret Liselerinde ve İmam Hatip Liselerinde olmak üzere yedi öğretim yılı öğretmenlik yapmıştır.
    c) İPA A.Ş.’nin Bölge Müdürlüğünü yürütmüştür.
    d) BAŞ Şirketler Grubunun, BAŞ Çelik Fabrikalarının, BAŞ Ticaret A.Ş.’nin ve BAŞ Isı Sanayi’nin kurucusudur.
    e) Halen başyazarlığını yapmakta olduğu İCMAL, ÖĞÜT ve MESAJ dergilerinin kurucusudur.
    f) Milli Basın Kurultayları’nı tertip eden Basın Kurulu’nun başkanıdır.
    g) Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) Genel Başkanı’dır.

    Kendisi Fransızca, Arapça, Farsça ve Azerice bilmektedir.
    Prof. Dr. Haydar Baş’ın görüşleri ve tezleri dünyada ve Türkiye’de çeşitli üniversitelerde lisansüstü tezlere ve akademik araştırmalara konu edilmiştir.

    * Illinois Universitesi (University of Illinois at Urbana- Champaign) Intensive English Institute “Prof. Dr. Haydar BAŞ” Urbana-2001

    * Dallas Üniversitesi İşletme Fakültesi. “An Alternative Prescription to the IMF’s Model for Economic Growth in Turkey (IMF Metoduna Alternatif olarak Türkiye’deki Ekonomik Büyümeye bir Reçete) ” Dallas-2002

    * ODTÜ (Saciology of Religion Fall Semester 1993 İCMAL, 1994)

    * Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü (Haydar Baş’a göre İdeal İnsan ve İdeal İnsanın Topluma Yansıması, 1999)

    * Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Prof. Dr. Haydar Baş ve Tasavvuf, 1993)

    * Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Prof. Dr. Haydar Baş’ın Tasavvufî Görüşleri, 1997)


    Prof. Dr. Haydar Baş, yurt dışındaki araştırma ve düşünce kuruluşlarında otuzun üzerinde ödüle layık görülmüştür. Verilen uluslararası ödüllerden bazıları şunlardır:


    1- Dünya Barışına, İnsan Haklarına ve Ekonomiye katkılarından ötürü verilen Saygın Liderlik Ödülü.
    Amerikan Biyografi Enstitüsü, bu ödülle Prof. Dr. Haydar Baş’ı “Uluslararası Seçkin Liderler Ansiklopedisi”nin 5. baskısında yer almak üzere seçmiştir.


    2- İnsan Haklarına yapmış olduğu hizmetlerden dolayı verilen Şeref Sertifikası.
    Bu sertifika Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından verilmiştir.


    3- “1994 Zirvede Kim Kimdir” ödülü.
    Bu sertifika Amerikan Biyografi Enstitüsü tarafından yılda bir kere, belli sahada hizmet veren sadece bir ilim adamına verilmektedir.


    4- Modern Ekonomik Görüşe hizmetlerinden dolayı verilen Uluslararası Liyakat Topluluğu Sertifikası.
    Bu ödül Uluslararası Biyografi Merkezi’nce verilmiştir.


    5- İletişim Endüstrisine katkılarından dolayı verilen Saygın Liderlik Ödülü.
    Amerikan Biyografi Enstitüsü tarafından layık görülmüştür.


    6- Uluslararası Araştırmacı Üyelik Ödülü.
    Amerikan Biyografi Enstitüsü tarafından verilen bu madalya, yapmış olduğu bilimsel araştırmalar ve Modern Ekonomik Görüşe olan hizmetleri nedeniyle enstitünün araştırmacı üyesi olduğunu belgelemektedir.


    7- Uluslararası Liyakat Topluluğu Excellantia (Mükemmel Şahsiyet) Ödülü:
    Bu ödül bulundukları ülkelerde Uluslararası Biyografi Merkezi’ni yaşamları, şahsiyetleri ve sosyal ilişkileri ile temsil eden ilim adamlarına verilmektedir.


    Fikir ve tezlerindeki bilimsel tutarlılığı ve isabeti, tarihi süreç içerisinde her zaman müşahade edilen Sayın Baş’ın, Türkiye ve dünyadaki gelişmelerle alakalı bazı önemli çıkışları şunlardır:

    Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Birlik ve Beraberliğin Temel Unsurları” isimli konferanslar dizisiyle Türkiye’de ve Avrupa’da milli birlik ve beraberliğin önemini anlatmıştır.

    Türkiye’nin AB üyeliğinin çokça gündem edildiği 1980’li yıllarda akademik çevrelerin ve iş dünyasının kesin gözüyle baktığı üyeliğimiz ile ilgili olarak, yalnızca Sayın Baş farklı bir yorumda bulunmuştur. 1986 yılında Berlin’de “AB Topluluğu bizi aralarına kabul etmeyecektir” tezini savunmuştur. Yıl, 2004 Türkiye halen üyelik müzakereleri için dahi tarih alamamıştır.

    90’lı yılların başında ülkemizdeki politikacılar ve aydınlar, Gümrük Birliği’ne girişimizi bir zafer olarak gösterirken; Prof. Dr. Haydar Baş, “AB’ye girmeden, Gümrük Birliği’ne dahil olmak Türkiye’nin aleyhinedir” demiştir. Her yıl 20 milyar doların üstünde dış ticaret açığı veren ülkemiz, Gümrük Birliği’nden dolayı 150 milyar dolara yakın zarar etmiştir.

    Özellikle 2000 yılından sonra kronikleşen ekonomik kriz ve enflasyon ortamından çıkışı IMF ve Dünya Bankası'nın talimatları ve kredileri ile aşma çabasındaki siyasi iradeye tek yanıt da Prof. Dr. Haydar Baş’tan gelmiştir: “Mevcut ekonomi politikalarıyla enflasyonun düşmesi mümkün değildir. Bu gidişatla Türkiye’yi batıracaklar. Türk coğrafyasını pazarlık konusu haline getirecekler.” Ülkemizin siyasi ve iktisadi talepler doğrultusunda bugün taşındığı nokta Prof. Dr. Haydar Baş’ın tespitleriyle aynı istikamettedir.

    Amerika’nın 1991 yılındaki Irak çıkarmasında, o tarihte “Bu çıkarma her ne kadar Irak’a yapılıyorsa da nihai hedef Türkiye’yi parçalamaya yöneliktir” şeklinde ikazda bulunmuştur. Bugün hayata geçirilen ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nden maksat da budur. İslam coğrafyasını ele geçirmek, Türkiye coğrafyasını parçalamaktır.

    Son dönemde, özellikle ülkemizin siyasi, kültürel ve stratejik kuşatma altına alınması, ekonomik kriz ve çıkış yolları üzerine eserler veren Prof. Dr. Haydar Baş’ın basılmış ve basılmakta olan eserleri şunlardır:

    1- Milli Ekonomi Modeli ve Kalkınma Projeleri,
    2- Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli,
    3- Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler,
    4- Veda Hutbesinde İnsan Hakları,
    5- İslam’da Kadın Hakları,
    6- Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sav) ,
    7- Makalat,
    8- Mektubat,
    9- İslam ve Mevlana,
    10- İslam’da Zikir,
    11- İslam’da Tevhid,
    12- İman ve İnsan,
    13- İnsan-ı Kamil ve Nefs Mertebeleri,
    14- Hacc’ın Hikmetleri,
    15- Hikmetin Sırları,
    16- Dua ve Evrad,
    17- Hıristiyanlık ve Yahudilik,
    18- Din Tahripçilerine Kur’an-ı Kerim’in Cevabı,
    19- Birliğe Doğru,
    20- Veda Hutbesi ve Evrensel Beyanname,
    21- Nefs Terbiyesi,
    22- Varoluşun Gayesi: Zikrullah.

  • Serdar Öztürk
    Serdar Öztürk 21.04.2005 - 09:15

    Haydar Başı önceleri dikkate almıyordum. Şubat soğuğu dizisindeki ŞAHVELİ karakterini görünce araştırmaya karar verdim. Adam tam dizide anlatıldığı gibi.

    Aylar öncesi medyaya yansıyan bu aşağıdaki haberler dizide anlatılan olayların ne kadar gerçeği yansıttığını gösteriyor.

    Tayyip Erdogan Düşmanı Tarikat
    01.02.2005 08:10
    Bir tarikat, Tayyip Erdoğan’ın mahvolması için, ‘kahır halkaları’ oluşturdu. Günlerce toplu halde Tayyip Erdoğan’a beddua edildi… İşte Türkiye’yi sarsacak Aktifhaber’in özel haberi….


    http://www.aktifhaber.com/read_news.php? nID=25341

    ___________________________________________________

    Şeyh H.B'nin Haremi
    02.02.2005 07:17
    Tarikatının kız evlerine gece ziyaretleri, sürekli evlenip boşandığı ama hep dörde tamamladığı birbirinden güzel karıları… İşte Tayyip Erdoğan ve AB düşmanı şeyhin haremi…

    http://www.aktifhaber.com/read_news.php? nID=25449

    __________________________________________________

    ŞEYH H.B’NİN KASETLERİ KİMDE?
    02.02.2005 06:32

    Geniş sınırlı haremi görüntülenen Şeyh H.B’nin, kasetleri kimde? Bu kasetler neden yayınlanmadı? H.B. hangi tavizleri verdi, kimlerle ittifak yaptı? Akifhaber farkıyla okuyun…

    http://www.aktifhaber.com/read_news.php? nID=25543&is_flash=yes

  • Serdar Öztürk
    Serdar Öztürk 21.04.2005 - 09:07

    ALLAH RIZASI A.Ş.

    Hasan Songür'ün HAYDAR BAŞ'IN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTEREN KİTABI

    Hasan Songür dokuz yıl boyunca Kadiri tarikatında Haydar Baş'ın müridi oldu. Tarikatın dergi, gazete ve televizyonlarında çalıştı. Sonunda sömürüldüğünü, aldatıldığını düşündü. Ayrılmaya karar verdi. Yaşadıkları, gördükleri, duydukları hakkında yüzlerce sayfa not aldı. Ve sonunda kendi imkanlarıyla bir kitap çıkardı: 'ALLAH RIZASI ANONİM AŞ.'

    1966 doğumlu olan Songür kitabında; TARİKAT-TİCARET-SİYASET-CİNSELLİK ilişkileri üzerine çarpıcı ve düşündürücü bir tablo çiziyor.

    İşte kitabın yazılış nedeni;

    Tarikattan ayrıldım çünkü şeyhim SAPIKTI.

    Sorgulamadan, irdelemeden, kendini göksel bir varlıkmış gibi lanse eden, gerçekte karanlıklar ülkesinin kötülük kralı bir ikona bağlanmanın sonucunda hayatımın alt üst olduğunu ayrımsadığımda, içimde kırılıp dökülmüş onarılması zor bir şeylerin varlığını hissettim.

    Ey okuyucu, şunu söylemek zorundayım ki, sana HAYDAR BAŞ'ın kadın zaafıyla ilgili olarak anlattığım sadece bir denizin dalgalarının köpükleri kadardır. Denizin kendisini anlatmamamın nedeni mi? KALEM TİTRİYOR, AR DAMARINDAN ÇATLIYOR!

    Ama bu kitabı bugün piyasada bulma imkanı yok. Ancak 2. el kitap satan kitapçılardan belki bulunabilir. Çünkü, Mafya gibi çalışan tarikat, bu kitabı basan Ankara’ daki ÇIRA YAYINCILIK’ ın sahibini tehdit etti, bu kitabın tekrar basılmasına engel oldu. Piyasadaki mevcut kitapları da, müritlerine satın aldırtarak, bu kitabın piyasada kalmamasını sağladılar.

    Bu kitapla ilgili Milliyet Gazetesi, 07.11.2002 tarihinde, Hasan Songür’le yapılan röportajı yayınlamaya başladı. Ama mafya gibi çalışan tarikat, hemen ertesi gün bu yayını durdurttu ve kendilerine ait yamuklukların kamuoyuna yansımasına engel oldular.


    http://www.kasiye.com/download/Allah_Rizasi_Anonim_Sirketi.pdf

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 21.04.2005 - 00:41

    Gulen terimindeki karalamalara bakip ibret almayan kardeslerim ayni hataya dusmekten geri kalmadiklari bir terim.

    Kotuluge kotuluk ile cevap veren cocuklar gibi durumu dengelendigi saniliyor amayaniliyorlar. Ofkeniz sagduyunuzu golgelerse sizi de mahveder. Ne demisler seytanla yatan seytanla kalkar. Ne de olsa camur savasini yeneyim derken her iki tarafta bu adamin bedavadan reklamini yapmasi tesaduf degil.

    Farkinda degiliz ama dinimiz ne guzel ogutluyor bize: Ya hayrli bir sey soyle ya da sus... Insallah hayirli bir seyler iletebilmisimdir...

  • Remzi Elmas
    Remzi Elmas 19.04.2005 - 18:57

    Yanımdaki dostlarıma sordum. Haydar BAŞ deyince size neyi hatırlatıyor?
    Haydar BAŞ deyince aklıma BİRLİK, BERABERLİK, MİLLET ve DEVLET BÜTÜNLÜĞÜ. BAYRAK, SANCAK, VATAN SEVDALISI, PEYGAMBER SEVDALISI, ALLAH SEVDALISI, KURAN SEVDALISI, Milletinin bekası, Vatanının bölünmez bütünlüğünü canı pahasına müdafaa eden ER KİŞİ geliyor aklımıza.

  • Remzi Elmas
    Remzi Elmas 19.04.2005 - 18:25

    Şimdi yazdıklarımı herkes iyi okusun ve anlasın.

    Prof. Dr. Haydar BAŞ'a yapılan saldırıların altındaki sebepler şunlardır.

    Güncel bir şekilde devam eden bir mücadele var Türkiye'de. Haddı zatında aslında bu mücadele Türkiye ile sınırlı değil. Dünyayı yeniden şekillendirmeye çalışan ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesini ortaya atmıştır. Bu projenin siyasi, dini, kültürel ayakları vardır. Bu manada Milletine ve Milli değerlerine, Dinine ve Manevi değerlerine ve de Vatanına aşık insanlarla BOP çatısı altında Ilımlı İslamcıların savaşıdır bu.

    Bu manada Fettullah Gülen BOP'un Türkiye ayağıdır. Nasıl mı? Şimdi siz düşünün ABD kalkıp Türkiye okullar, dershaneler açsa, televizyon kursa gazete çıkarsa kim buna itibar eder. Çocuğunu kim teslim eder. Gazeteyi TV’yi kim izler. Elcevap hiç kimse. Fettullah Gülen ABD'nin yani Haçlının Türkiye Ayağıdır. Ben iddiamın ne kadar büyük olduğunun farkındayım. İşte delillerimden sadece bir kaçı.

    Fettullah Gülen'in Papa'ya yazmış olduğu ZAMAN Gazetesi ve AKSİYON Dergisinin yayınladığı Mektupta 'Papalık konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere' orada bulunduğunu ifade ediyor. Bunun yanında 'Üç büyük dinin mensupları arasında kardeşlik ve hoşgörü' yayılması gerektiğini ifadeyle Kur'an daki 'Allah İndinde Gerçek Din sadece İslam'dır' ve de 'Ancak Müminler kardeştir' ayetlerini inkâr etmiş oluyor. Kur’an-ın bir ayetini veya tamamını inkar arasında hiç bir fark yoktur. 'Allah katında İslam'dan başka hiç bir din kabul edilemez.' Ayetinden anlaşılan odur ki Ehli Kitap’ın İslam la ilgisi yoktur. Ehli Kitapla ilgili Kuranda Onların Kâfir olduğunu, Müşrik olduğunu, necaset (Pislik) olduğunu ve ebedi olarak cehennemde kalacaklarını bildiren ayetler mevcuttur. Allah Ehli Kitaba lanet ediyor.
    Bu kadar açık ayetler varken Fettullah Gülen'in Küresel barışa Doğru eserinde Kurandaki Ehli Kitapla ilgili ayetlerin sert olduğunu ve o dönemdeki ehli Kitapla ilgili olduğunu yazıyor. Halbuki Kur’an-daki ayetler hem o dönemi hem de bu dönemi kapsamaktadır. Aksini düşünmek küfürdür.

    Yine Kur’an-da Allah’a ve Resulüne itaatin şart olduğunu peygamber olmazsa dinin olamayacağını, peygamberin vahiyden başka hiçbir şey konuşmayacağını bildirmesine rağmen Fettullah Gülen’in Küresel Barışa Doğru eserinde Lailaheillallah demenin iman için yeterli olduğunu Muhammederresululah bölümüne gerek olmadığını ve bunun kemal noktası olduğunu ifade ile Peygamberimizi Peygamber olarak kabul etmeyenlere merhamet gözüyle bakmamız gerektiğini ifadeyle Kurandaki ayetleri inkâr etmiş oldu. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Kurandaki bir ayeti inkar etmek dinden çıkmak için yeterlidir.
    Kimliği, şahsiyeti ne olursa olsun herkesin Kuran ve sünnete karşı tutum ve davranışları Allah’ın istediği şekilde olmalıdır. Kuran ve Sünnete karşı gelen her kim olursa olsun (Hoca, Hacı vs.) Buz gibi kâfirdir.

  • Ömer Özcan
    Ömer Özcan 16.04.2005 - 09:16

    TAHRİKÇİ ve PROVAKASYONCU HAYDAR BAŞ


    Savcıdan; Haydar Baş’ın Trabzon’daki Yerel TV si; Kadırga TV’ye provokasyon soruşturması

    13.04.2005

    Trabzon’da 6 Nisan’da 5 kişinin bildiri dağıtmasıyla başlayan olayların artmasında etkili olduğu ileri sürülen yerel televizyonlar hakkında Cumhuriyet Savcılığı’nca soruşturma başlatıldı.

    RTÜK de ulaştırılan kasetleri incelemeye aldı.

    Trabzon’da geçtiğimiz hafta bildiri dağıtımıyla başlayan olaylarda yerel televizyonların halkı kışkırttığı iddia edilmişti. Olayların başlaması ile birlikte yerel televizyonlar flaş gelişme olarak yayınlarını keserek telefon bağlantılarıyla yaşananları kamuoyuna aktarmaya başlamıştı. “Trabzon Uzunsokak’ta Türk bayrağına hain saldırı, Trabzon Uzunsokak’ta PKK bayrağı açan bir gruba linç girişimi, PKK bayrağı açan bir gruba Trabzonlunun tepkisi” şeklindeki altyazılarla canlı yayında olayı kamuoyuna duyuran ve ana haberlerde de bu şekilde program yapan televizyonlar hakkında Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Trabzon’da bölgesel yayın yapan Kadırga TV, Zigana TV, Trabzon TV ve Kuzey TV’nin alt yazıları ve yayınlarıyla, vatandaşların olay yerine akın etmesine neden olduğu belirtiliyor.

    RTÜK’e frekans tahsisi için Öz Karadeniz Televizyon ve Radyo Yayın Tic. AŞ şirket adıyla müracaat eden Kadırga TV’nin bir siyasi partinin eski il başkanına ait olduğu bildirildi. Kadırga TV’nin yayına ilk olarak Kasırga ismiyle başladığı da öğrenildi.

    Tahrik ve tahrikçiler

    Ali Bayramoğlu-Yeni Şafak-12.04.2005

    http://www.yenisafak.com.tr/abayramoglu.html

    Trabzon Valisi, kentte yaşanan olayları, bazı çevrelerin, daha doğrusu bildiri dağıtmak isteyen TAYAD üyelerinin kamu düzenini olumsuz etkileyecek tutum ve davranışlarıyla açıklamış. Şöyle diyor: 'Sivil toplum örgütleri hangi amacı gerçekleştirmek için kurulursa kurulsun, ortak payda bu ülkenin birliği, bütünlüğü ve güvenliğidir. Vazgeçilmez dengeleri kimse zedeleyemez...'

    İlginç bir açıklama bu.

    Yanlış hatırlamıyorsak Trabzon'da, sözü edilen sivil toplum örgütünün, TAYAD'ın üyeleri linç etmeye çalışanlar değil, linç edilmeye çalışılanlardı. Yaptıkları ise hapishanelerin durumu hakkında bildiri dağıtmaktı. Hukuk devletlerinde görüş bildirmek, görüş açıklamak, bildiri dağıtmak gibi eylemler en tabii demokratik haklardan kabul edilirler. Bu hakkı onu kullananlara teslim etmek için onlar gibi düşünmek gerekmez. Kamu otoritesinin bu tür tutum ve açıklamaları talihsiz tesadüf olmanın ötesine geçmiş bulunuyor. Bir gösteri sırasında genç bir kızın kafasına atılan tekmenin bizzat Başbakan tarafından genç kız ve arkadaşlarının tahrikleriyle açıklanması...

    Sütlüce Kaymakamı'nın Orhan Pamuk'un kitaplarını toplatma kararı vermesi ve bu eyleminden dolayı hiçbir idari soruşturmaya uğramaması... En nihayet linç girişimine maruz kalanların Trabzon Valisi tarafından bölücü ve tahrikçi olarak suçlanması... Bunların hepsi kısa bir süre içinde arka arkaya gelen, kamu otoritesinin otoriter-ataerkil zihniyetine işaret eden ve sistematik bir görüntü içeren gelişmelerdir. Bu tür girişim ve açıklamalar, gerekçeleri ne olursa olsun yüksek sesle dile getirildiği andan itibaren ise doğrudan doğruya 'özgürlükleri sakıncalı ilan eden bir anlayış'ı ortaya koyarlar. Nitekim ifade, yürüyüş, bildiri dağıtma temel hak ve özgürlüklerin ayrılmaz parçalarıdır, suç ve suçluluk bu özgürlüklerin kullanılmasıyla değil, kullanılmasının engellenmesiyle ortaya çıkar.

    Kamu otoritesi düzeni temel hak ve özgürlükleri kollayarak sağlamak zorundadır. Trabzon örneğinde olduğu gibi bildiri dağıtma eyleminin belirli koşullarda ve belirli bir zaman içinde kamu düzeni için tehlike yaratacağı düşünülüyorsa, o eylemi yasaklamak, önünü almak gibi bir yetkisi vardır kamu otoritesinin... Bu yetki zamanında ve yerinde kullanılmamışsa, tahrike ilişkin sorumluluk yine kamu otoritesine ait olur.

    Ortada bir tahrik olduğu doğrudur...

    Örneğin 'TAYAD'lıların dağıttığı bildiri öncesi Trabzon'daki yerel Kasırga televizyonunun üç kez alt yazı geçerek bayrak yakıldığını, PKK bayrağı açıldığını kamuoyuna duyurmasını' nasıl açıklıyor Trabzon Valisi?

    Daha olaylar başlamadan önce Trabzon'un kimi çevre ilçelerinden gelen, bayrağı kim yaktı telefonlarını nasıl izah ediyor?

    Trabzonlular bilir... Kasırga TV daha önce önceden Kadırga TV adını taşırdı. Kadırga TV, MGK'nın bir dönem devşirdiğini açıkladığı, özellikle Trabzon bölgesinde yapılan her toplantıda, benim de birkaç kez şahit olduğum üzere provokasyon yapmayı adet haline getirmiş, bir dini cemaatin, Haydar Baş'ın televizyonuydu.

    Trabzon Valisi tahrik ve tahrikçi arıyorsa merceğini bu çevreye, benzer çevrelere yöneltmelidir.

    Nitekim sadece Trabzon Valisi değil, diğer illerin sorumluları da bu tür tahrik gruplarının faaliyetlerini iyi takip etmeliler...

    Bunun yerine o çevreleri doğrulayan ve besleyen, mağduru suçlu ilan eden fütursuz açıklamalar ülkeyi sadece demokrasiden geri bırakmaz, etnik çatışmaya dahi sürükler... Soruları çözecek, tahrikleri kontrol altına almaya imkan verecek olan kimilerinin arkasına saklandığı milliyetçi rüzgar değildir, hukuk ve demokrasidir.

  • Mustafa Turna
    Mustafa Turna 03.04.2005 - 17:15

    Haydar Baş şeyh olduğunu söyleyen ama mitingine katılıp %42 oy alacağı yalanını duyduğum,kendisinden ve taraftarlarından başka müslüman bırakmayan,falancalar hakkında CD hazırlatıp dağıttıran,delikanlı,şerfli,iddiasında samimi ve mert olmadığı için bu CD'yi ben hazırladım diyemeyen acıdığım bir zavallı.

  • Remzi Elmas
    Remzi Elmas 03.04.2005 - 14:17

    Haydar BAŞ deyince aklıma vatanını canından çok seven, milletine aşık, devletini KAİNAT DEVLETİ yapmaya yemin etmiş zirve bir şahsiyet geliyor aklıma. Haydar BAŞ deyince yoksulun elinden tutan hiç bir haksızlağa boyun eğmeyen, Boyun eğmediği için çeşitli saldırılara maruz kalan ama yine de yılmayan bir şahsiyet geliyor aklıma. Haydar BAŞ deyince sahasında dünya çapında ödüller almış Türk'ün adını zirveye taşıyan bir şehit torunu geliyor aklıma. Selam sana ey Türk büyüğü.

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 29.03.2005 - 20:00

    ben sana dedim hocam fazla şunların ayaklarına basma darwincilerin nereden geldiğiyle sana ne ama anlamadın bak kusasım geldi şimdi

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 29.03.2005 - 17:20

    belli bir grubun çifte uygulamalarına maruz kalan biri
    sana yapılınca tu kaka müslüman ona yapılınca nedir hakmı etmiş olur
    Allahım sen akılver bize başka bir şey istemem
    sadece akıl yoksa iman da yoktur
    bknz iman

  • Oguzcan Demir
    Oguzcan Demir 29.03.2005 - 16:59

    büyük adam vesselam darvine takmış haydar hocam bırak bunları ben biliyorum nerden geldiğimi gerisi boş

  • Enes Kılıç
    Enes Kılıç 29.03.2005 - 16:53

    haydar baş akademik kariyer yapmadan prof.dr ünvanını kullanan büyk sahtekar...

  • Erdal Gök
    Erdal Gök 26.03.2005 - 14:36

    HAYDAR BAŞ bana islam dinini ve ülkemizi yozlastırıp bozmak isteyenlerin karsısında bir kale gibi duran.Onlara hiçbir zaman fırsat vermeyecek bir şahsiyeti anımsatıyor.

  • Ömer Özcan
    Ömer Özcan 08.03.2005 - 10:57

    Hased, İftira...

    Hased en önce hâsidi yer bitirir

    Allah affetsin.

  • Yunus Erol
    Yunus Erol 18.02.2005 - 13:37

    menfaat para siyaset kirlilik kendibi bi şey zannedip gaza gelme
    işte haydar baş.
    yazıklar olsun bu adama
    senin siyasette ne işin var

  • Ömer Özcan
    Ömer Özcan 18.02.2005 - 11:46

    Bir zamanlar kendisi ve çevresindekiler hakkında hüsn-ü zan beslerdim ama maymun gözünü açtı.

    Makam, mansıp ve şöhret hırsı ile gözleri kör olmuş bir zavallı. Din düşmanları ile birlik olup müslümanlara saldıran yolunu şaşırmış bir müfsid.