Kültür Sanat Edebiyat Şiir

çanakkale savaşı sizce ne demek, çanakkale savaşı size neyi çağrıştırıyor?

çanakkale savaşı terimi Işıl Erkurt tarafından 17.08.2003 tarihinde eklendi

  • Nagehan Nigah
    Nagehan Nigah 18.03.2010 - 18:27

    'Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.'
    Mehmet Akif ERSOY

  • Mehmet Erdoğan
    Mehmet Erdoğan 18.06.2009 - 08:30

    Destansı zafer

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 08.05.2009 - 20:38

    1914'den evvel harbe giren Osmanlı Ordusu 1916 Ocağında savaşlarını bitirmişti.
    Enver Paşa'nın bu konudaki sözleri= Arıburnu'ndan, 250 bin kişilik kuvvetin bir gecede çekilmesi tabii tasavvur edilemez.Peyderpey çekmişler. Bizim keşif kollarımız İngiliz siperlerine 20-30 metre sokuldukları vakidir.Böyle olduğu halde İngilizlerin,çekilmeye muaffak olduklarından dolayı ne kadar iftihar etseler yaridir.
    29 Ocak 1916 tarih 1663 numaralı Tasvir'de intişar eden Meclisi Ayan Beyanatından

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 20.03.2009 - 15:45

    Mehmet Akif'ten:

    ................................
    ................................
    ................................
    Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
    BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! ..
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ...
    BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    'Gömelim gel seni târîhe! ' desem, sığmazsın.
    ................................
    ................................
    ................................

  • Sebahattin Aydın
    Sebahattin Aydın 20.03.2009 - 02:10

    Ey Türk evladı şanlı tarihinle övün o sana bırakılmış en büyük miras.utanılacak değil gururlanacak bir tarihin var

  • ´m e R n n`
    ´m e R n n` 19.03.2009 - 13:49

    almanlar kazanınca biz de kazanmış sayıldık :))
    veya tam tersiydi :))
    unuttum şimdi
    mezun olalaı hayli oldu
    TC okullarından

  • Eren Erensoy
    Eren Erensoy 19.03.2009 - 12:33

    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer...

  • T£k Bir
    T£k Bir 18.03.2009 - 14:20

    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber..

  • Dilara Arslan
    Dilara Arslan 18.03.2009 - 09:05

    18mart'da bir destan yazıldı,o destan kii hala bekçileri yerlerini terketmeden nöbetlerinin başındalar,rahat uyu sehidim bayrağım şanlı dalgalanıyor,rahat uyu şehidim,emanetin canımdır..

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 17.03.2009 - 16:46

    Çanakkale savaşı,
    bir ulusun yokluk içinde,
    devrin emperyalist ve eğemen güçlerine karşı nasıl başarılı olunabileceğinin bir canlı isbat belgesidir.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 17.03.2009 - 16:43

    ÇANAKKALE,
    Yeniden varoluşun destanı


    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
    Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle 'bu, bir Avrupalı'
    Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer,
    Yedi iklimi cihanın duruyor karşında;
    Ostralya'yla beraber bakıyorsun Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.
    Sâde bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ..
    Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ...
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,
    Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harab.
    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
    Atılan her lâğımın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
    Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler! ..
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?
    Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerir azmini tevkîf edemez sun-u beşer;
    Bu gögüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;
    'O benim sun-u bedîim, onu çiğnetme! ' dedi.
    ÂSIM'ın nesli.. diyordum ya... Nesilmiş gerçek;
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek,
    Şühedâ gövdesi, baksan a, dağlar, taşlar
    O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
    BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! ..
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ...
    BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    'Gömelim gel seni târîhe! ' desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    'Bu, taşındır' diyerek KÂBE'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,
    Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...
    Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.
    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
    Şarkın en sevgili sultânı SELÂHADDÎN'i,
    KILIÇ ARSLAN gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;
    O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
    Ey şehid oğlu, isteme benden makber,
    Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER.

    Mehmed ÂKİF ERSOY

  • Sevgi Aktekin
    Sevgi Aktekin 17.03.2009 - 03:32

    Kast´I kafir Niyeti gaza,bastIgin yerleri toprak deyip gecme tanI,düsün altInda binlerce kefensiz yatanI........................Gururum,SanIm,Onurum,Atam sen rahat uyu,sehit adayI TÜRK´anasI ben varIm.

  • ´m e R n n`
    ´m e R n n` 13.03.2009 - 13:30

    1915te kazanılan muhabere
    1918teki total işgale engel olamadı maalesef

    görünen tek yararı
    bolşevik ihtilali sanırım
    ve kurtuluş savaşına ilham olması
    ve güç vermesi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 13.03.2009 - 11:16

    Bu savaşlar için, İngiliz Kuvvetleri Kumandanı Hamilton, yazdığı Gelibolu Savaşları adlı kitabında şöyle der:
    Türkler birbiri ardınca 'Allah, Allah' haykırışlarıyla hakikaten pek yiğitçe savaştılar. Bu savaşı yazı ile anlatmak mümkün değildir.


    İşte Çankkale savaşının özü bu.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 13.03.2009 - 11:14

    15 Şubat 1915, Çanakkale savaşlarının başlangıcıdır. Mustafa Kemal ilk günden beri elindeki kuvvetler ile savaşın başında ve içindedir. Var güçleriyle Çanakkale Boğazı'na saldıran düşman kuvvetleri 18 Mart 1915'de denizdeki savaşta yenilir. Fakat, İstanbul'a ulaşmak isteyen İtilaf Devletleri bu kez de karadan şanslarını denemeye kalkarlar.

    Bu arada 25 Nisan 1915 sabahı ilginç bir olay olur. Osmanlı Hükümeti ve Genelkurmayı Gelibolu ve Ege Denizi tarafından gelecek bir kara savaşını düşünmemektedir. Bu konuda hazırlıklı da değildir. Ancak Mustafa Kemal, düşmanın, ölü bir konumu olan Arıburnu'ndan çıkartma yapacağını anladığı için, emri altındaki 57. Alayı Kocaçimen mevkine getirir. Mustafa Kemal Conkbayırı'na vardığı sırada 9. Tümene bağlı 27. Alayın askerlerinin Conkbayırı'na doğru kaçtıklarını görerek önlerini keser ve sorar:

    - Nereye gidiyorsunuz?

    - Düşman geldi.

    - Nerede?

    Kaçan askerler 261 Rakımlı tepeyi işaret ederler. Gerçekten de, düşman önünde hiçbir engel olmayan tepeye doğru yaklaşmaktadır. Mustafa Kemal'in yanında ise bir, iki subay ve kaçan erlerden başka kimse yoktur. Kendi alayı hala Kocaçimen'dedir. Hemen kumandayı ele alarak emir verir:

    - Düşmandan kaçılmaz.

    - Cephanemiz yok.

    - Cephanenizden daha güçlü süngünüz var.

    - Süngü tak, hücum!

    Hemen arkasından 'Allah Allah' sesleri bütün ovaya yayılır. Kahraman Türk askeri şimdi süngüsüyle, boğaz boğaza çarpışmaktadır. Bu mücadele neticesinde biraz zaman kazanılmış ve 57. Alay savaş alanına yetişmişir ve Mustafa Kemal'in emriyle tekrar hücuma geçmiştir. Bu savaşı Türk Ordusu kazanmıştır. Ancak 57. Alay tümüyle şehit düşmüştür. 1 Haziran 1915'de Mustafa Kemal Albaylığa yükselmiştir.

    Bu yenilgiye rağmen İtilaf Devletleri 6-7 Ağustos gecesi Anafartalar'a asker çıkarmış ve şiddetli çarpışmalar başlamıştır. Bu sırada kurulan Anafartalar Grup Komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal 10 Ağustos'taki çarpışmalarda düşmana büyük kayıplar vermiş, düşmanın Conkbayırı'na yerleşmesini engellemiştir.

    Bu savaşlar için, İngiliz Kuvvetleri Kumandanı Hamilton, yazdığı Gelibolu Savaşları adlı kitabında şöyle der:

    Türkler birbiri ardınca 'Allah, Allah' haykırışlarıyla hakikaten pek yiğitçe savaştılar. Bu savaşı yazı ile anlatmak mümkün değildir.

    İngilizler, bütün çırpınmalarına rağmen, kahraman Mehmetçiğin savunma hatlarını aşıp, Çanakkale Boğazı'nı geçemezler ve 20 Aralık 1915 günü Çanakkale'den çekilmeye başlarlar.

  • Rabia Kobal
    Rabia Kobal 10.02.2009 - 22:22

    Hüzün, gurur, verilmeyen kaybedilmeyen onur...

  • Onur Tuncay
    Onur Tuncay 30.01.2009 - 15:39

    cok uzun zamandır osm. aleyhine akan suyun durmasıydı.

  • Servet Bozdoğan
    Servet Bozdoğan 01.11.2008 - 22:38

    itilaf devletleri ekonemik sıkıntı içinde bulunan rusyaya yardım götürmek ve osmanlı
    devletini savaş dışı bırakmak amacıyla bu cepheyi açmışlardır.MUSTAFA KEMAL ATATÜRK önderliğinde türk halkının üstün başarısı sayesinde düşman çanakkaleden geçemedi ve yüce ATATÜRK adını tüm dünyaya duyurmuştur......

  • Ahmet Bayrak
    Ahmet Bayrak 22.08.2008 - 00:43

    'bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor'

  • Yasemin Öz
    Yasemin Öz 21.08.2008 - 15:23

    kökü aslı soyu yok edilmek üzereyken damarındaki kanın gücünün inancın ve beraberliğin anlamını keşfetmiş bir ırkın küllerinden şerefi atası ve soyu için nasıl doğulacağını anlamanın verdiği hazla TÜRK ün asla pes etme kelimesinin sözcüğünde oladığı anlamına

  • Yaşar Türk
    Yaşar Türk 20.03.2008 - 20:06

    Gelmiş geçmiş en büyük savaş.. Vatanın dört bir yanından evini,barkını,ailesini,zifaf gecesinde helalini bırakıpta gelen kanının son damlasına kadar çarpışıp aç savaşan; yaralı düşman askerini kucağında taşıyan,içinde Allah aşkı ile mücadele edip şehadet şerbetini içen ÇANAKKALE GEÇİLMEZ sözünü tüm dünyaya kabul ettiren ismine şarkılar türküler yazılan; ECDADIMIZ'ın destanı

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 13.03.2007 - 20:10

    ÇANAKKALE’DE UYANIŞ

    M.NİHAT MALKOÇ


    18 Mart Çanakkale Zaferi dünyanın şahit olduğu en büyük hadiselerden biridir. Bu bir ölüm kalım mücadelesiydi. Bir milletin onca millete karşı gösterdiği bu amansız mücadele, mazlum ülkelere de güç ve umut vermiştir. Çanakkale Boğazı’nın geçilmezliğini bütün dünyaya haykıran Çanakkale Savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehitlik mertebesine yükselmiştir. Bizim şehitlerimizin sayısı miktarınca düşman askerleri de hayatlarının baharında ruhlarını Çanakkale sırtlarında bırakmıştır.

    Çanakkale edebiyatımıza sıkça konu olmuştur. Bugüne kadar Çanakkale üzerine neler yazılmadı ki! ... Onlarca roman ve hikâye, yüzlerce şiir Çanakkale’deki kurtuluş destanını ebedileştirmiştir. Her yıl yerel ve ulusal olmak üzere Çanakkale ile ilgili şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenlenir. Şair ve yazarlarımız bu yarışmalara katılarak hünerlerini gösterirler.

    Bu yıl İstanbul’da Kartal Belediyesi ile Zeytin Dalı Şiir-Edebiyat-Kültür-Sanat ve Dayanışma Grubu tarafından “Çanakkale Şehitleri ve Şehitler” konulu şiir yarışması düzenlendi. Yarışmada birinciye 1000 YTL, İkinciye 750 YTL, üçüncüye 500 YTL para ödülü verilmesi kararlaştırıldı. Yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce şair katıldı. Uzun incelemeler sonucunda yüzlerce şiir arasından seçim yapıldı. Elemeler neticesinde “Çanakkale’de Uyanış” adlı şiirimle Türkiye üçüncüsü oldum. Türkiye üçüncülüğü kazanan “Çanakkale’de Uyanış” adlı şiirimi dikkatinize sunuyorum:

    “Kasırgalar savurur; buz kestirir kar bizi
    Gece gündüz kavurur sıcağında nâr bizi

    Çanakkale’de zaman açılır sonsuzluğa
    Çağırır gül yüzüyle agûşuna yâr bizi

    Sabır ateşten gömlek, dua semaya kapı
    Bülbülün nağmesinde yakar ahûzar bizi

    Gözlerim kapanmadan ruhum dalar uykuya
    Elinde kırmızı gül, çağırır mezar bizi

    Fazilet yarışında önde gider yiğitler
    Zekeriya misali bölse de hızar bizi

    Gayya çukurlarından beslenirse kem gözler
    Sirkeyle bal misali öylece bozar bizi

    Kalbin orta yerine siner kirli bakışlar
    Kendimize getirir ilâhî nazar bizi

    Gök yarılsa ikiye, gün batsa da şafakta
    Çağların göbeğine tarihler yazar bizi

    Gök kubbenin altında dolaşırken avare
    Hicran ateşlerine atar intizar bizi

    Hafakanlar basmadan yetiş rahmet meleği
    Ölüme çeyrek kala çepeçevre sar bizi

    Efkâr basar sinsice hüzün coğrafyamıza
    Sevgilinin hayali eder bahtiyar bizi

    Gelibolu’da yağmur fırtınaya dönüşür
    Sular kaynar derinden, ateşi yakar bizi

    Ürperir maveradan koparıldıkça ruhlar
    Maziden arda kalan sermaye bakar bizi

    Ölü toprağı serper, gaflet kurşundan ağır
    Bir kez uyumaya gör yılanlar sokar bizi

    Doğar Anafartalar alacakaranlığa
    Aynadaki akisler Hakk’a muştular bizi

    Zaman alevden bir gül, safın önünde kısrak
    Düşmanı haklarım ben dostlardan kurtar bizi

    Kirli çizmeleriyle girer de haremime
    Hallac-ı Mansur gibi beyhude soyar bizi

    Kapımın kilidini çalan dünkü devşirme
    Düşünmez, bir kalemde kızıla boyar bizi

    Ay ışığı düşerken kapkaranlık geceye
    Uyanışın öncüsü, muzaffer sayar bizi

    Diner Çanakkale’de esen acı karayel
    Suya düşer cemreler ısıtır bahar bizi

    İl içi ve ilçeler arası yarışmalarda bugüne kadar 13 tane ödül kazandım. Bunlar arasında birincilik, ikincilik, üçüncülük ve mansiyonlar vardı. Türkiye genelinde elde ettiğim bu üçüncülük benim için çok önemliydi. Çünkü ilk kez ulusal bir yarışmada derece elde ettim. En büyük temennim Türkiye genelindeki ödüllerin devamının gelmesidir. Ödüller şair ve yazarların itici gücüdür. Zira marifet iltifata tabidir.

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 10.03.2007 - 18:56

    ÇANAKKALE HÜR İRADENİN ZAFERİDİR

    M.NİHAT MALKOÇ


    Uzakları yakın eden bir hissiyatın tercümanıdır Çanakkale… Vatan sevgisinin şahsi duygulara galebe çaldığı müstesna bir dönemin adıdır. Henüz bıyıkları bile terlemeyen delikanlıların bütün dünya nimetlerini ellerinin tersiyle itip vatan savunmasına, şahadete koştukları olağanüstü bir ruh halinin yansımasıdır. Bunu barış zamanlarında anlamak zordur.

    Çanakkale Savaşı Mustafa Kemal’in de adının duyulmasına vesile olmuştur. O, Türk’ün ateşle imtihan edildiği bir dönemde cesaretiyle ve ileri görüşlülüğüyle ordumuza büyük güç vermiştir. O, Anafartalar’da kahramanca savaşarak zaferde büyük pay sahibi olmuştur. Bütün dikkatler üzerinde toplanmıştır.

    Gelecekte Atatürk olacak olan Mustafa Kemal bu savaşta adeta bir efsane miti haline gelmiştir. Türk edebiyatının ünlü yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Atatürk” adlı eserinde bu büyük kahramanın Çanakkale’deki rolüyle ilgili olarak şunları söyler: “Bu genç kumandan, yanında bir avuç süngülü askerle, yerden, gökten, denizden gelen sürekli bir gülle, kurşun ve şarapnel sağanağının ortasında durmadan ileriye doğru atılıyor kollarıyla, kızgın boyunlarından yakalayıp denize yuvarlayacakmış gibi sıra sıra topların üstüne saldırıyor. Bu insan, ateşte yanmıyordu. Vücuduna kurşun işlemiyordu ve zırhlıların (savaş gemilerinin) attığı gülleler başının üstünden munisleşmiş, yırtıcı kuşlar gibi geçip gidiyordu”

    Anafartalar Komutanı Mustafa Kemal’in dediği gibi:“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

    Çanakkale Savaşı’nın efsaneleşen kahramanları sadece etten kemikten askerler değildir. Bir metal yığını olan Nusret Mayın Gemisi de bu savaşın kahramanları arasında sayılmalıdır. Çünkü bu küçük gemi güçlü müttefik donanmasını dağıtmış, müstakbel zaferi çok yakın gören ecnebileri hayrette bırakmıştır. Bu geminin döşediği 26 mayın, bir zamanlar tarihe altın harflerle adını yazdırmış bir milletin namusunu ve aziz topraklarını güvence altına almıştır. Bu gemi savaşın gidişatını değiştirmiş, adeta Türk’ün kaderini belirlemiştir.

    Çanakkale sömürgecilerin korkaklıklarına sahne olmuştur. Bu savaşta İngilizler kendileri savaşmamış, sömürgelerini savaştırmıştır. Anzaklar bu coğrafyada sömürge olmanın ağır bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Zira “ANZAC”(Australian and New Zealander Army Corps) kelimelerinin ilk harflerinden doğmuş bir kavramdır. ‘Avustralya-Yeni Zelanda Ordu Birlikleri’ anlamına gelir. İnsan içinden ‘Çanakkale nere, Avustralya nere’ diyesi geliyor. Fakat İngilizlerin canları tatlı olduğu için bu harpte Anzakları kalkan olarak kullanmışlardır.

    Savaş aslında en son başvurulması gereken bir yoldur. Fakat savaş, yurdunuzu paylaşmak için kollarını sıvayanlara karşı lüzumlu ve onurlu bir direniştir. Savaşın da bir ahlakı vardır aslında… Savaş ahlakı da olur mu demeyin, olur elbette… Bizim milletimiz her zaman savaş ahlakını ön planda tutmuştur. Askerlerimiz hiçbir zaman çocuklara ve kadınlara dokunmamıştır. Aman dileyen ve teslim olan yaralıları tedavi etmişlerdir. Bu insani tavır ve davranışlarımızla düşmanların bile övgüsüne mazhar olmuşuz. Bu duruma şahit olan Avustralya Genel Valisi Lord Casey’in anlattığı şu hadise dikkate değerdir:

    “Bir gün Türklerle çok şiddetli bir çarpışmaya girdik, adeta göğüs göğüse idik. Her iki taraf da çok can kaybı vermişti. Aramıza biraz mesafe koymak için siperlerimize dönmek istedik; büyük bir bölümümüz yerlerinizi almıştık. Bir İngiliz teğmen iki siper arasında, nerden atıldığı belli olmayan bir top mermisi ile bacağını kaybetti ve orada yığılıp kaldı. Feryat ediyordu, bizim siperlerden kimse kalkıp onu oradan almaya cesaret edemedi. Bekliyorduk… Bu arada Türk siperinden bir asker mevziinden ayağa kalktı; elindeki tüfeğini siperin önüne koydu. Uzun boylu, bıyıklı, bu yiğit asker, ağır adımlarla yaralı subaya yürüdü. Durumu kavradım. Bizim siperlerdeki askerlere kesinlikle ateş etmemelerini söyledim, Türk askeri yaralı subayı kucağına alarak bizim siperlerin önüne getirdi ve yere yavaşça bıraktı... Türk askeri arkasına dönerek, yine ağır adımlarla mevzinin önüne koyduğu tüfeğini alarak siperine girdi. ‘Ya Rabbi bu ne cesaret, bu ne asalet, bu ne ruh gücü’ demekten kendimi alıkoyamadım. Biz çok kahraman bir milletle savaştık.”

    Bizim atalarımız, Çanakkale’de insanlığını kaybedip adeta vahşileşenlere karşı şefkat ve merhametin en güzel örneklerini göstermişlerdir. Tüm dünya savaşın da bir ahlakı olabileceğine onlar sayesinde şahit olmuştur. Bu tutum imandan kaynaklanan bir ruh genişliğiydi. Onlarla ne kadar gurur duysak azdır. Bu ülke onların kanlarıyla bugünkü hürriyetini elde etmiştir. Çanakkale Zaferi’nin 92. yılında bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken, onlara şükranlarımızı da sunmayı mühim bir vazife addediyoruz.

  • Duygu Ulutaş
    Duygu Ulutaş 30.01.2007 - 11:56

    İstanbul'u zaptetme hayalleri ile 300 bin asker (ingiliz,fransız,avustralyalı) sarı,beyaz, siyah insan Mehmetçiğin imanlı göğsünde eridi.

  • Hamza
    Hamza 10.01.2007 - 19:03

    bir devin son şahlanışı...

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 01.11.2006 - 23:12

    Atatürkün 'Çanakkalede bir darülfünun kaybettik'sözünün açıklaması.:
    Birinci cihan harbi çıkınca hükümet yaptığı açıklamayla üniversite öğrencilerinini savaştan muaf tutmuş sadece isteyenlerin savaşa katılabileceğini duyurmuştu.
    Buradaki amaç zaten ülkede bir üniversite var bari az olan aydın kesimi koruyalım.
    Ama türk genci bu dururmu...Vatan aşkıyla yanan yüzlerce darülfünun genci Çanakkale ye Kafkasya ya Balkanlara Ortaddoğuya gitti vatan için...
    Ama sadece çanakkale de bu gençliğinin baharındaki vatan evlatlarının çoğu şehit oldu...

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 09.09.2006 - 14:58

    Başta Mustafa Kemal olmak üzere Türk emperyalizme vur
    duğu darbedir.
    Yokluk içinde fakirlik içinde kafire indirilen darbedir.
    Düşmanın topunun bombasının mehmetçiğin göğsünde parçalandığı savaştır.Mehmetçikin canıyla kanıyla savunduğu tarihe ÇANAKKALE GEÇİLMEZ damgasını vurduğu yerdir..

  • Hatice Yeğin
    Hatice Yeğin 02.09.2006 - 11:01

    MEHMETCİĞE DERİN SAYGI
    23 Nisan 1915 günü Conkbayırında Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyor. Siperler arasında 8-10 m. mesafe var. Süngü hucumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyor. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı. Arkasından arslan yapılı bir Türk askeri silahsız siperden çıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes alamıyor, ona bakıyorduk. Asker yavaş adımlarla yürüyor siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu. Asker yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden kucakladı, kolunu omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü. Teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri Mehmetciğe derin sevgi ve saygılar.
    Üsteğmen Cosey
    (Sonradan Avustralya Genel Valisi olmuştur)

  • Safiye Celik
    Safiye Celik 27.05.2006 - 19:32

    malesef yurtdisinda dogup büyüdügüm icin türk ve osmanli tarihi hakkinda cok fazla bilgim yok. kendi kendimi yetistirmeye calisiyorum.canakkale savasini ögrendigimde türk milletinin en serefli ve en mükemmel millet olduklarini anladim. vatan aski ve imanlariyla galip gelidler.
    ne mutlu türküm diyene! ! !

  • Fatihözcan
    Fatihözcan 03.05.2006 - 19:57

    Atalarımızın vatanı için verdiği eşsiz mücadele Türk,kürt,laz,çerkez demeden onbinlerce mücahidin vatanını,dinini,toprağını,ırkını savunmak için ölüme gülümseyerek gittiği,kahramanlık destanlarının yazıldığı savaş

  • Deniz Sema Mavim
    Deniz Sema Mavim 25.04.2006 - 15:13

    ''şu boğaz harbi nedir var mı ki dünyada eşi...''
    ''sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın..''(m.akif ersoy...)
    çanakkale türküsü ise deger tüm yaşananlara...

  • Hamza
    Hamza 19.03.2006 - 10:45

    geçmişini unutan geleceğide olmaz... ruhları şad olsun şehitlerimizin...

  • Ahmet Salih Demir
    Ahmet Salih Demir 19.03.2006 - 09:39

    geçmisini unutan oradakı şehitlerimizi ziyaret edsın.

  • Güneş Seninle Doğacak
    Güneş Seninle Doğacak 25.12.2005 - 22:31

    ANZAC'lar mı kimlerdi zannettiğiniz gibi ne bir millet ne de bir halkın ismiydi bu kelime; sadece ingilizler için vatanlarından onbinlerce kilometre uzağa bilmedikleri bir diyara getirilmiş;

    (A) ustralian and (N) ew (Z) elland (A) rmy (C) orps...
    A N Z A C

    Yani Avustralyalı ve Yeni Zellandalı Ordu Birlikleri'ydi onlar...

  • Serkan Kaan
    Serkan Kaan 03.11.2005 - 12:17

    yazıyı bulabileceğiniz adres; http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/29/yazidizi/yazidizi2.html

    'yere düşmeyen sancak 57.alay'

  • Serkan Kaan
    Serkan Kaan 03.11.2005 - 11:03

    türklüğün en büyük destanı. vatan, toprak sevgisinin bizim için ne demek olduğunu tüm dünyaya gösteren muhteşem zafer. bir de nihat genç'ten okuyun. ağlamayacak delikanlı tanımam.

  • Kenan Alpogan
    Kenan Alpogan 08.09.2005 - 03:37

    ALLAH aşkı ve vatan sevgisi için seve seve ölüme koşan Anadolu'nun bağrından kopan 15-18 yaşlarındaki genç delikanlıların,çocuklarını yetim bırakacağını bile bile vatanı ve dini için ölüme koşan babaların ve son vazifesini yapmak isteyen cesur dedelerin hikayesi..Namaz kıldıktan sonra ölmeye giden bu insanların dünyada bir eşi var mıdır acaba? veya kıamete kadar olacak mı? ?

  • Tuğrul Gerçel
    Tuğrul Gerçel 02.09.2005 - 22:18

    -Osmanlının gerçekten kazandığı tek cephe

    -Atatürk'ün öne çıktığı savaş

    -250.000'ne yakın şehit verdiğimiz bir destan bunun yaklaşık 100.000'ni aydın, okur kişi.Bu da Türkiye'nin 100 yıllık muhteşem tarihinin kaybedildiği demek oluyor

    -Sonuçları ile düyada büyük etkileri görülen bir dönüm noktası

  • Esra Tahtalıoğlu
    Esra Tahtalıoğlu 26.06.2005 - 10:21

    M.Kemal'in tanınmasına yol açan, Kurtuluş savaşını uzatan, Bolşevik Devrimi'nin dış nedenlerinden olan 1915 yılları.

  • Eda Yıldırımtürk
    Eda Yıldırımtürk 20.03.2005 - 22:17

    Çanakkale ruhundan ne kadar da uzağız...
    Yeniden bizi o ruha döndürecek herşeye muhtacız...

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 19.03.2005 - 13:54

    Cok kücükken dedem ne zaman canakkale mevzusu gecse bir hikaye lufteder ve nihayete erdirislerinde heyecanla 'Canakkale gecilmez derdi..'o hikayeleri bir mucize olarak nitelendirmisimdir hep zira onlar birer mucizedir...

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 19.03.2005 - 13:50

    Arkadaşlar çok güzel anlatmış.Ekleyecek ne kaldı kii.

    Aneyimin dedeside katılmış ama şehit olamamış.11 sene askerlik yapmış.geldikten 2 sene sonra rahmetli olmuş.Nur içinde yatsın.(amin)

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 19.03.2005 - 11:09

    Birinci Dünya savaşının birinci yılında Osmanlı'nın çatırdamaya başlayan tahtından yayılan gıcırtıların halk tarafından onarılmaya kalkmasının başarısıdır.

    Kuvai Milli daha oluşmamış, 1919'dan 4 yıl önce 1915te Atatürk daha Osmanlı Ordusundan ayrılmamıştır. Misakı Milli ortada yoktur. Bir imparatorluğun yok oluşunu önlemek için diline yaşantısına hep 2. sınıf vatandaş muamelesi görmüş insanların din duygusu ile olağan üstü savunmasıdır.

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 16.03.2005 - 14:07

    “Bombasırtı vak’asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların yerine geçiyor. Fakat, ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğinibiliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler elerinde Kuranıkerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelimeyi şahadet çekerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

    Mustafa Kemal.

  • __talebe__
    __talebe__ 27.01.2005 - 17:03

    Vatan nasıl savunulur yedi düvele gösterdiğimiz savaş.

  • Murat Er
    Murat Er 19.11.2004 - 22:08

    vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor!
    ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
    ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhid’i...
    bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
    “gömelim gel seni tarihe”desem, SIĞMAZSIN

  • Çağrı Z
    Çağrı Z 03.08.2004 - 16:44

    Çanakkale'de Kaybolan Alay

    'Bölükler Anzak Koyu'na çikarken 1915'te
    Gelibolu'da yartlar korkunçtu: Dizanteri,
    erleri yere yikip, her tarafa cesetler yayildikça,
    kabus büyüyordu...'

    10 Agustos 1915 Çanakkale... Günesin göz kamastiran parlakligi, toplarin bitmez, tükenmez gürlemelerine karisiyor... Gelibolu Savasi'nin son dönemi, Cehennemi Çanakkale'ye
    tasimis... Siperler firin gibi... Savas kokusu ile dolu sicak bir rüzgar, ovada eserken, ince bir koz tabakasini da havaya kaldiriyor. Yiyeceklerin, siperlerin, ölü ve yaralilarin üzerine bulutlar halinde çöken iri yesil sinekler, dizanteriye yakalanan Ingiliz askerlerini büsbütün perisan ediyor... Ve Mehmet Akif'in dedigi gibi 'O ne müthis tipidir ki; savrulur enkazi beser'

    iNGiLiZ KOMUTAN YENiILECEKLERiNi ANLAYINCA

    Ingiliz askeri tarihinin en büyük yenilgilerinden birine adim adim yaklasiyor. Ingiliz komutan Sir Ian Hamilton, korkunç bir yenilgiye ugrayacaklarini sezmis, savasi kazanmanin tek yolunu, taze kuvvetlerle birlikte yapilacak büyük bir saldirida görmüstü.

    NORFOLK ALAYI GELiYOR

    Kraliyet Norfolk Alayi, taze kuvvetlerin bir parçasi olarak 29 Temmuz 1915'te Ingiltere'de gemilere bindirildiler. Savas tecrübeleri yoktu. Ordu mensuplarinca tatil gecebi askerleri diye anilan savunma birliklerine bagliydilar. Norfolk alayi, savas hatti gerisinde iklime alismalari için bekletilmeden 10 Agustos günü Suvla Koyu'nda unutulmaz bir macera yasamak hayali yerine, cehennemi andiran kabusla kucaklastilar.

    BASLARINA GELECEKTEN HABERSiZ

    Sahile yakin bir yerdeki tuz gölü, kavurucu yaz günesinin etkisi ile kurumus ve günesin
    parlakligini ve isisini ayna gibi Norfolk alayinin üzerine yansitiyordu. Kuzeydeki Kireçtepe, iki yaninda Kavaktepe ve Tekketepe, güneydeki Saribayir arasinda kalan Suvla düzlügü, dev bir arenayi andiriyordu. Ingiltere'nin Dereham Kasabasi'nda toplanan Norfolk alayi 4. ve 5. taburlari, anayurtlarindan uzak bu topraklarda, kendilerinden önce gelenlere mezar olan bölgede saskina döndüler. Savasta hersey olabilirdi ama, Norfolklular, savasin disinda baslarina gelecek olayi asla düsünemezlerdi...

    iNGiLiZLERiN BOSUNA HÜCUMLARI

    Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri'ne bir gece karanliginda ani ve hizli bir saldiri yapmayi planlamisti. Bu is için 12 Agustos gecesi 54. tümen ilerlemeye basladi. Içlerinde Norfolk tugayi da bulunuyordu. Tepelerin yamacina kadar gemecekler ve safak sökerken saldirmak üzere hazirlanacaklardi. Fakat, gece yürüyüsünün yapilacagi bölgede, Küçük Anafarta Ovasi denilen yerde, Türk askerinin pusuya yattigi saniliyordu. Bu yüzden Bir Norfolk tümeni önden yolu açsin diye 12 Agustos ögleden sonrasi harekete geçti.
    Bu öncü tümenin ilerleyisi tam bir bozgunla sonuçlanmisti. Gelibolu savasinda Ingilizler'in gösterdigi saskinlik ve beceriksizlik, topçu atisinin 45 dk. önce baslamasina neden oldu. Bosuna cephane harcayan Ingilizler, savas alaninida hiç incelememislerdi. Araziyi bilmiyorlardi. Hedeflerin yerini çalakalem belirlemislerdi. Gücünden habersiz olduklari Türk
    birliklerini yarimadanin diger tarafinda çizilmisti.
    4. Norfolk Taburu, geride olmak üzere 163. tümen, gün isiginda çiplak ovayi geçmeye çalismanin bariz bir hata oldugunu anladiginda, ancak 900 m ilerleyebilmisti. Türkler'in direnci, Ingilizler'in tahmin ettiginden çok daha büyüktü. Ingiliz tümenin büyük bir kismi yogun makineli tüfek atisi altinda kaldigi için oldugu yerde çakilmisti. Ancak sag tarafta yer alan 5. Norfolk taburu daha az bir mukavemetle karsilastigi için ilerlemeye devam etti...

    BULUTUN iÇiNE DOGRU

    Iste tam bu sirada 22 kisilik bir Yeni Zelanda sahra birliginin gözleri önünde Norfolk alayinin 4. taburuna bagli çok sayida asker, karsilarindaki tepeye yürümeye basladilar. Tepenin
    üzeri ekmek somunu biçimli beyaz bir bulutla kapliydi. Ingiliz askerleri, yavas yavas tepeye yaklastilar ve bulutun içinde kayboldular. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, bulut sanki kargosunu almis gibi yavasça havalandi ve rüzgarin aksi yönüne dogru hareket etti...
    Dahasi gökyüzünde bu bulutun kopyasi olan 3-4 bulut da rüzgara ragmen yerlerini koruyorlar.
    Ve sanki diger buluta eskortluk ediyorlar...

    KOMUTAN HAMILTON ANLATIYOR

    Kumandan Hamilton, Ingiliz Savas Bakani Lord Kitchener'e gönderdigi telgrafta, olayi
    söyle anlatiyordu:
    'Savas sirasinda, 163. tümen her bakimdan üstün oldugu bir anda, çok garip bir sey meydana geldi... Türkler'in zayiflamakta olan kuvvetlerine karsi, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hizla ilerledi ve savasin en güzel kismi böyle basladi. Mücadele daha kizismis ve iyice kizismisti.
    Bu askerlerin çogu yarali ve susuzluktan perisan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayi ve 250 askeriyle önüne düsmani katmis,
    hizla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadik.Ormanlik bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadi. Içlerinden hiç biri geri dönmedi.'
    267 kisi, hiç bir iz birakmadan kaybolup gitmisti.

    YENiLGi KAÇINILMAZ OLDU

    O gün ögleden sonra baslayan ilerleyisin basarisizlikla sonuçlanmasi, Sir Ian Hamilton'in
    savasi kendi lehine döndürme ümidini de yok etmisti. Böylece, 1915 yili sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye ugradilar. Gelibolu savasi, sekiz buçuk ay sürdü.ve 46 bin askerin ölümüyle sonuçlandi. O zamanin savaslari için, korkunç bir rakamdi bu. 1916'da Ingiliz Hükümeti, savasin kaybedilme nedenlerini arastirmak üzere, resmi bir kurulu görevlendirdi.

    GiZLENEN RAPOR

    Gelibolu Kurulunun Son Raporu adi altinda bastan asagi sansür denetiminden geçmis bir rapor, önce 1917'de ve daha sonra da 1919'da yayinlandi. Raporun asli, 1965 yilina kadar ortaya çikarilmadi.
    1918 sonunda, ingilizler, gelibolu'ya sanki galip gelmisçesine geri döndüler. Isgal Kuvvetleri'nin bir askeri savas alaninda gezinirken, Kraliyet Norfolk Alayi'na ait bir rozeti buldu. Çevrede yaptigi bir sorusturma sonunda, bir Türk çiftçisinin kendi arazisinde buldugu bir sürü cesedi, yakindaki bir dereye attigini ögrendi.

    DOSYA KAPANMADI

    8.5 ay süren Çanakkale Savasi Bogaz'in iki yani için de tam bir Cehennem olmustu. Savasin tarihi yazildi. Ölenlerin, yaralilarin, kayiplarin sayisi tespit edildi. Fakat bir tek sey, özellikle unutulmadi. Kaybolan Norfolk Alayi Askerleri... Ikinci dünya savasindan kalan Philedelphia Efsanesi gibi bu savastan da bu olay tüm gizemiyle kalmisti ortada. Bir çok kitapta bu olaya genis yer verilir hatta bazilari bunun Çanakkale Savasi'nin kendisinden de önemli oldugunu düsünüyor.
    Philedelphia 2. deneyinde de Eldridge 'in ilk görüldügü limanin NORFOLK olmasi sanki
    bu isimde bir sey var diye düsündürüyor.
    Güncel bir konu Titanik... Herkes filmini konusuyor ama arkada inanilmaz bir tarihi gizem
    var. Olaydan bir asir kadar önce bir yazar kitabinin içerigini bir transatlantigin üzerine kurmustu. Romaninda dev bir transatlantik Avrupa-Amerika seferine çikiyor ve bu ilk seferinde gemi evet bir buz dagina çarparak batiyor. Romandaki geminin adi TITANIA ve ölçüleri asagi yukari Titanik'le ayni.

  • Hasan Özyurt
    Hasan Özyurt 02.08.2004 - 10:43

    İstanbulspora renklerini veren savaş.istanbul lisesinin bütün erkek öğrencileri bu savaşta şehit olmuş ve okulun sarı duvarlarına siyah çizgiler çekilmiştir.
    beni ağlatan tek şey

  • Hasan Özyurt
    Hasan Özyurt 02.08.2004 - 10:38

    onur ve gözyaşı

  • Murat Dalgın
    Murat Dalgın 29.02.2004 - 20:39

    Anafartalar kahramani MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve 212.000 SEHIT.