AŞK! ! kollarını açıp etrafında hiç durmadan dönmek demektir.herşey güzeldir.renkler,cisimler,herşey! bir süre sonra başın döner vede düşersin asıl ozaman aşkın ne demek olduğunu anlarsın.canın yanar,ama hala aşkını düşlersin.....
düşerken canını yakıcak olsa bile buna değen vede yaşanması çok güzel olan,acıyla karmaşık duygu......bulutların üstünde zıplamak gibi bişey! ! ! !
aşk, gökyüzünü unutana kadar O ' nun kalbinde hapis kalmak seni serbest bıraktığında ise gökyüzüne baktığında bile O ' nu görmek demektir. SEVGİYLE KALIN
kocaman bir karanlıktır aşk...ve yaşamak zordur bu karanlığın içinde.eğer ki bir kişi yolunuza ışık tutuyorsa dünyadaki en büyük mutluluk olur...Fakat bu karanlığı tek başınıza yaşamak zorundaysanız,dünyanın en berbat şeyidir aşk...
Aşk...zifiri karanlık bir odada,onun gözlerindeki parıltıyla yüreğinizi ısıtabilmektir...
benim asla bi daha yakalayamayacağım bi şey. kimse de artık bana aşık olmaz. benim sonsuza kadar unutmam gereken şey ve yanında getirdiği güzellikler. sadece sen bana hediyesin diyebilceğim birini istemiştim. allahın bana verdiği bi belasın diyebileceğim biri çıktı karşıma. neyse aşk yok mutluluk ve mutsuzluk da yok. ortada bi hiçlik...................
öylesine yoğundur ki...dizginleri bir kez elinizden kaçırıverirseniz eğer bir metafor gibi içinde yok eder..ne benlik kalır geriye,ne gurur,ne umut,,,bir kalan vardır birde giden..giden olamadım..hep o gitti..ve giderken bende bulduğu ne varsa hepsini beraberinde alıp götürdü...gitmek hep kolay mı? her gidişin öylesine çabuk ve hızlıydı ki.el mahareti gelişmiş terzilerin bir yırtığı yamalama becerisindeki hıza sahipti gidişin.her gidişin bir öncekinden daha da hızlı ve sakindi sende.bende ise her gidişinin öfke patlamaları bir öncekinden daha derin yaralar açıyordu.her yanım kan revan içerisindehiç bir sabaha birlikte uyanamadık seninle ne acı..galiba en büyük yara unutulmaya yüz tutulduğunu hissetmesi insanın.ve ben unutulmaya yüz tutmuş bir masal kahranıyım kendi yazdığım bir romanda evindesin ve televizyon kumandası elinde uzanmış seyrediyorsun televizyonu muhtemelen..ah..böyle hallerinde o sokulmak istemi koltuğunun altına..ne hazandır bir bilsen.3.5 yıl süren bir serüven miydi bu.bilmiyorum kabul etmek isimlendirmek istemiyorum.bir sıfatı bile olmayan bir aşk masalı.benim her demini sancılarla yaşadığım seninse dayatılarak yaşadığın..bu kaçıncı günü gidişinin.çok yeni henüz ama yıllar olmuş gibi sanki ve o kadar uzaktasınki.sesin çok derinlerde yüzünse grilerde.bakışların sert artık,dudakların kenetlenmiş bana bakarken.senden hep korktum biliyormusun hemde çok korktum.öyle ince bir zar vardıki aramızda yumuşaklığınla tenim boyun eğerdi sevgiyle,hiddetinde ise acılara dayanırdı her hücrem.canımı yakmandan hep korktum.ve sen hep canımı yaktın.hiç birisinde nedenlerin olmadı bana söyleyecek içinde yaşadın belkide.en edepsiz sevdayı yaşadım belkide seninle arsız ca sevdim seni ben en utanmadık hallerimi takındım kimbilir şimdi utançla başımı her öne eğişimde yerin beni kendine doğru çekmesi bundan.sakat çocuklara benzetiyorum sana duyduğum sevgiyi.hani saklarsın el içne çıkaramazsın.korursun onu evde.evet sakat bir çocuk gibiydi sana duyduğum bu sevgi.dışarıya karşı korumak zorunda olduğum.işin en acı veren yanı ise sana karşı bile savunmak zorunda kalışlarım.evet.evet belkide beni en çok inciten buydu.inanamadın bir türlü bu kadar sevebileceğime bu kadar sevilebileceğine.inanmadın mı yoksa bu kadar sevgiye kendini mi layık göremedin bilmiyorum.lk başlarda hep sorardın -ne buldun bende bu kadar sevececek diye.ve her bu soruyu soruşunda içim acırdı sus derdim öyle deme ne olur..sen herşeyin en güzeline layıksın..acıyla gülümsüyorum..hayatımda sana koskoca bir yer açmışken sen o yerde koskoca bir yara bırakıp ve bu yarayla beni başbaşa salıp gittin..şimdi tüm eşyaları evin ortasına yığılmış bir oda gibiyim hangisini nereye koyacağımı bilmiyorum..çünkü o eşyaların hepsini seninle birlikte almadıysam bile seni düşünerek dokumuşum tel tel hepsini..şimdi bana tek başına yerleştir emri verildi oysa bu eşyalar sadece bana mı ait?
'ne idüğü belirsiz,ne ettiğinden bellidir 'denilen şeyvarimsi bile denilmeyecek şey........ ki alameti kıyamet olmayasınız diye size peşkeş çekilen ulvi hissi sağanak....... şehvetli şuh ablanın apış arasının piyasada ki adı...... kalbur üstü geyiğin çiftleşmesine olanak sağlayan yaldızlı örtü... yemelerden içmelerden kestirip önce sonra delice bir israfa salan şey..... oyun arkadaşının küskün gezdiği oyun...barışınca çiftleşilir,barışmayınca duygu iyesi arşa erdirilir........
Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz. Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar, güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak herşeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı. Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı. Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, 'Aşık oldum' dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik, aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır, aşk hayatın bütün tek düzeliğine, bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede, yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz vermemeli aşkından, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk işte o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız, bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir. İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu... Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir... Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı. Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.! ! . Lütfen ona haksızlık etmeyelim..
genelde tutku sevgi ve aşk karıştırılır. Size bunları birbirinden ayıran bir şey anlatmak istiyorum: tutku; kirda dolaşırken bir yamaçta bir papatya görüp onu çok beğenip kopararak yolumuza devam etmektir sevgi; yine dolaşırken bir papatya gürüp onu çok beğenmek ama koparmaya kıyamamak onu orda bırakıp gitmektir. aşk ise; yine dolaşırken bir papatya görüp onu çok beğenmek koparmaya kıyamamak fakat ondan da kopamamak geceni gündüzünü orada papatyanın yanında geçirmektir
aşk iyi duygularının yanında kız ve erkeğin birbirine büyük yada küçük yalan söyleme, kendini olduğundan asil gösterme devresidir bence önemli olan 2-3 aydan sonraki birbirini tanıdıktan sonraki sevginin olduğu ilk zamanlardaki kurmacaların yaşanmadı dönem önemlidir
bir anda karşına çıkıverir ne yapacağını şaşırırsın.o günden sonra herşey değişir.artık hayat sana pembe görünür..ne heyecanlar ne fırtınalar kopar içinde..kelimeler yetmez anlatmaya içindekilerini dile getiremezsin..kalbin kitlenir beynin uyuşur...neler olmaz ki...neler düşünmezsin ki..tüm kapılar açılır sana.artık tanıyamazsın kendini ve nereye göz atsan karşına hep 'o' çıkar..işte aşk böyledir...ne başı vardır ne de sonu.
Aşk bir yaz günü birden bastıran yağmurdur.Kış günü açan nilüfer.Aşk mantığın dışıdır ve çok bilinmeyenli bir denklemdir.Aşk dokununca biten, ayrılık varsa çoğalan, gururun önemsenmediği ve kendimizi, duygularımızı kullanabilmeyi istediğimiz çalışma alanıdır.
Bilir misin Aşk tek kişiliktir. Yani ben divane olsam ne kilometrelerce uzakta Sen kendi dünyanı kuruyorsun Hiç ölmeyecekmiş gibi Oysa ben hep senden haber bekledim Yalnız gecelerde. Sen yine aynı sen Zaman istiyorsun benden Halbuki ben bütün zamanlarımı sana bıraktım Zadece zamanları bıraksam iyi Hayatım iki dudağının arasında Olsa ne yazar Sen yine aynı sen Ben yine aşığım umursamayışına Ama seninle ortak yönümüz de yok değil Dediği gibi şairin İkimizde seni çok seviyoruz Ve aşk yanmakmış sevgili tek kişi için Ve ben yanıyorum Bir gün bulursan küllerimi karadenizde Bil ki Bunlar seni sen kadar seven Bu garibin yüreğinin tükenmiş halidir Ve sakın üzülme aşk tek kişiliktir
Aşk mı? bizim mahalleye hiç uğramadı.aşkı tanımlayamam, yaşamadık aşkı...belki bir gün kapımızı çalarsa belki tanışırız.işte o zaman tanımlarız aşkı...
aşk bence hayatın her anında aşık olduğun kişiye duyduğun saygı ve sevgidir. Onu her an hatırlama ve özlemaktir. Ve ona duyduğun bağlılıktır. Eğer karşılık alıyorsanız bu gittikçe güçlenmelidir. Her yaşadığını onunla paylaşmaktır aşk.hiç birşey gizlemeden ona duyduğun sevgiyi söylemektir aşk.
aşk..bence karsıdaki insana karsı duyulan ilk heyecanın bi zaman sonra alışkanlık yapmasıdır.. :) (evlenince neden yoksa hersey laçkalaşsın ki...?) alışkanlığa donusmesinden kaynaklandığı ichin..
belki bi gün yine beni bulur uğrar yanıma. ama ben onu bu kadar hırpalamışken bu duygu gelir mi acaba yine bana. yanında beklediğimi getirerek...........
hala onu deliler gibi sevmemdir.. ben sana hep aşıktım vede hep aşık kalıcam galiba..2 senedir sana aşığım bebeğim vede bundan sonrada öyle olucak sanırım çünkü seni her gördüğümden aynı şeyi hissediyorum, uzakta olman, yakınımda olman, kavga etmemiz, gülmeemiz hiçbişey bunu değiştirmedi..
sen birtek şunu anlayamadın; aşık olunca kızlar hırçınlaşır.. hep kafan karıştı, yaptıklarıma bir anlam veremedin.. ama ben seni çok sevdim...sana aşık olduğumdandı bunlar hepsi aşktandı....
aşkımın hiç son bulmadığı tek insan sensin.. aradan geçen zamansa önemsiz nolursa olsun. ister 1 gün ister 1 yıl
Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler, para, bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre 'gözleme' yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.
Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.
Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla 'geçimsiz' bir ilaçtır.
Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde 'saf' olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.
Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.
Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..
Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..
Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.
İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni...
AŞK! ! kollarını açıp etrafında hiç durmadan dönmek demektir.herşey güzeldir.renkler,cisimler,herşey! bir süre sonra başın döner vede düşersin asıl ozaman aşkın ne demek olduğunu anlarsın.canın yanar,ama hala aşkını düşlersin.....
düşerken canını yakıcak olsa bile buna değen vede yaşanması çok güzel olan,acıyla karmaşık duygu......bulutların üstünde zıplamak gibi bişey! ! ! !
aşk, gökyüzünü unutana kadar O ' nun kalbinde hapis kalmak seni serbest bıraktığında ise gökyüzüne baktığında bile O ' nu görmek demektir. SEVGİYLE KALIN
aşk diye birşey yoktur; yalnızca yanlış yönlenmiş duygular vardır.
Aşk; her zaman yağmurla güneşin birarada olmasıdır.
kocaman bir karanlıktır aşk...ve yaşamak zordur bu karanlığın içinde.eğer ki bir kişi yolunuza ışık tutuyorsa dünyadaki en büyük mutluluk olur...Fakat bu karanlığı tek başınıza yaşamak zorundaysanız,dünyanın en berbat şeyidir aşk...
Aşk...zifiri karanlık bir odada,onun gözlerindeki parıltıyla yüreğinizi ısıtabilmektir...
namık kemal kara
benim asla bi daha yakalayamayacağım bi şey. kimse de artık bana aşık olmaz. benim sonsuza kadar unutmam gereken şey ve yanında getirdiği güzellikler. sadece sen bana hediyesin diyebilceğim birini istemiştim. allahın bana verdiği bi belasın diyebileceğim biri çıktı karşıma. neyse aşk yok mutluluk ve mutsuzluk da yok. ortada bi hiçlik...................
öylesine yoğundur ki...dizginleri bir kez elinizden kaçırıverirseniz eğer bir metafor gibi içinde yok eder..ne benlik kalır geriye,ne gurur,ne umut,,,bir kalan vardır birde giden..giden olamadım..hep o gitti..ve giderken bende bulduğu ne varsa hepsini beraberinde alıp götürdü...gitmek hep kolay mı? her gidişin öylesine çabuk ve hızlıydı ki.el mahareti gelişmiş terzilerin bir yırtığı yamalama becerisindeki hıza sahipti gidişin.her gidişin bir öncekinden daha da hızlı ve sakindi sende.bende ise her gidişinin öfke patlamaları bir öncekinden daha derin yaralar açıyordu.her yanım kan revan içerisindehiç bir sabaha birlikte uyanamadık seninle ne acı..galiba en büyük yara unutulmaya yüz tutulduğunu hissetmesi insanın.ve ben unutulmaya yüz tutmuş bir masal kahranıyım kendi yazdığım bir romanda
evindesin ve televizyon kumandası elinde uzanmış seyrediyorsun televizyonu muhtemelen..ah..böyle hallerinde o sokulmak istemi koltuğunun altına..ne hazandır bir bilsen.3.5 yıl süren bir serüven miydi bu.bilmiyorum kabul etmek isimlendirmek istemiyorum.bir sıfatı bile olmayan bir aşk masalı.benim her demini sancılarla yaşadığım seninse dayatılarak yaşadığın..bu kaçıncı günü gidişinin.çok yeni henüz ama yıllar olmuş gibi sanki ve o kadar uzaktasınki.sesin çok derinlerde yüzünse grilerde.bakışların sert artık,dudakların kenetlenmiş bana bakarken.senden hep korktum biliyormusun hemde çok korktum.öyle ince bir zar vardıki aramızda yumuşaklığınla tenim boyun eğerdi sevgiyle,hiddetinde ise acılara dayanırdı her hücrem.canımı yakmandan hep korktum.ve sen hep canımı yaktın.hiç birisinde nedenlerin olmadı bana söyleyecek içinde yaşadın belkide.en edepsiz sevdayı yaşadım belkide seninle arsız ca sevdim seni ben en utanmadık hallerimi takındım kimbilir şimdi utançla başımı her öne eğişimde yerin beni kendine doğru çekmesi bundan.sakat çocuklara benzetiyorum sana duyduğum sevgiyi.hani saklarsın el içne çıkaramazsın.korursun onu evde.evet sakat bir çocuk gibiydi sana duyduğum bu sevgi.dışarıya karşı korumak zorunda olduğum.işin en acı veren yanı ise sana karşı bile savunmak zorunda kalışlarım.evet.evet belkide beni en çok inciten buydu.inanamadın bir türlü bu kadar sevebileceğime bu kadar sevilebileceğine.inanmadın mı yoksa bu kadar sevgiye kendini mi layık göremedin bilmiyorum.lk başlarda hep sorardın -ne buldun bende bu kadar sevececek diye.ve her bu soruyu soruşunda içim acırdı sus derdim öyle deme ne olur..sen herşeyin en güzeline layıksın..acıyla gülümsüyorum..hayatımda sana koskoca bir yer açmışken sen o yerde koskoca bir yara bırakıp ve bu yarayla beni başbaşa salıp gittin..şimdi tüm eşyaları evin ortasına yığılmış bir oda gibiyim hangisini nereye koyacağımı bilmiyorum..çünkü o eşyaların hepsini seninle birlikte almadıysam bile seni düşünerek dokumuşum tel tel hepsini..şimdi bana tek başına yerleştir emri verildi oysa bu eşyalar sadece bana mı ait?
zoooooor!
şefkatın başlangıcı
'ne idüğü belirsiz,ne ettiğinden bellidir 'denilen şeyvarimsi bile denilmeyecek şey........
ki alameti kıyamet olmayasınız diye size peşkeş çekilen ulvi hissi sağanak.......
şehvetli şuh ablanın apış arasının piyasada ki adı......
kalbur üstü geyiğin çiftleşmesine olanak sağlayan yaldızlı örtü...
yemelerden içmelerden kestirip önce sonra delice bir israfa salan şey.....
oyun arkadaşının küskün gezdiği oyun...barışınca çiftleşilir,barışmayınca duygu iyesi arşa erdirilir........
Aşk cesaret ister, kocaman bir
yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır,
Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz.
Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de
asla yakışık olmaz.
Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir
şeyse nedir bu yaşanan somut acılar, güzellikler?
Tek başına aşkı tanımlamak herşeyden soyutlamak mümkün mü?
Hayır! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı. Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.
Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir,
bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir.
Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur,
'Aşık oldum'
dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla
anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik, aşkın sırrını da çözerdik herhalde.
Ama o zaman da aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.
Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır,
aşk hayatın bütün tek düzeliğine,
bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır.
Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı
suçlamak, yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz.
Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede,
yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz
vermemeli aşkından, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli göğsünü gere gere.
Aşk işte o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın
kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk,
doğru insanda işte odur.
Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı.
Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını
kurutmaya çalışmanız, bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir.
İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu...
Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de
hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve
bekletilmeye tahammülü de yoktur.
Bir başka göze bakmaya, bir başka tene
dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...
Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı.
Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin
içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.! ! .
Lütfen ona haksızlık etmeyelim..
Alper AYGÜN
genelde tutku sevgi ve aşk karıştırılır. Size bunları birbirinden ayıran bir şey anlatmak istiyorum:
tutku; kirda dolaşırken bir yamaçta bir papatya görüp onu çok beğenip kopararak yolumuza devam etmektir
sevgi; yine dolaşırken bir papatya gürüp onu çok beğenmek ama koparmaya kıyamamak onu orda bırakıp gitmektir.
aşk ise; yine dolaşırken bir papatya görüp onu çok beğenmek koparmaya kıyamamak fakat ondan da kopamamak geceni gündüzünü orada papatyanın yanında geçirmektir
Ask kotu bir aliskanliktir ama asla sevgiye donusmeyecek ve cok cabuk bitecek bir duygudur. Asik mi oldun Allah sana kolaylik versin! !
aşk iyi duygularının yanında kız ve erkeğin birbirine büyük yada küçük yalan söyleme, kendini olduğundan asil gösterme devresidir bence önemli olan 2-3 aydan sonraki birbirini tanıdıktan sonraki sevginin olduğu ilk zamanlardaki kurmacaların yaşanmadı dönem önemlidir
bir anda karşına çıkıverir ne yapacağını şaşırırsın.o günden sonra herşey değişir.artık hayat sana pembe görünür..ne heyecanlar ne fırtınalar kopar içinde..kelimeler yetmez anlatmaya içindekilerini dile getiremezsin..kalbin kitlenir beynin uyuşur...neler olmaz ki...neler düşünmezsin ki..tüm kapılar açılır sana.artık tanıyamazsın kendini ve nereye göz atsan karşına hep 'o' çıkar..işte aşk böyledir...ne başı vardır ne de sonu.
Aşk bir yaz günü birden bastıran yağmurdur.Kış günü açan nilüfer.Aşk mantığın dışıdır ve çok bilinmeyenli bir denklemdir.Aşk dokununca biten, ayrılık varsa çoğalan, gururun önemsenmediği ve kendimizi, duygularımızı kullanabilmeyi istediğimiz çalışma alanıdır.
AŞK
Bilir misin
Aşk tek kişiliktir.
Yani ben divane olsam ne
kilometrelerce uzakta
Sen kendi dünyanı kuruyorsun
Hiç ölmeyecekmiş gibi
Oysa ben hep senden haber bekledim
Yalnız gecelerde.
Sen yine aynı sen
Zaman istiyorsun benden
Halbuki ben bütün zamanlarımı sana bıraktım
Zadece zamanları bıraksam iyi
Hayatım iki dudağının arasında
Olsa ne yazar
Sen yine aynı sen
Ben yine aşığım umursamayışına
Ama seninle ortak yönümüz de yok değil
Dediği gibi şairin
İkimizde seni çok seviyoruz
Ve aşk yanmakmış sevgili tek kişi için
Ve ben yanıyorum
Bir gün bulursan küllerimi karadenizde
Bil ki
Bunlar seni sen kadar seven
Bu garibin yüreğinin tükenmiş halidir
Ve sakın üzülme aşk tek kişiliktir
Aşk mı? bizim mahalleye hiç uğramadı.aşkı tanımlayamam, yaşamadık aşkı...belki bir gün kapımızı çalarsa belki tanışırız.işte o zaman tanımlarız aşkı...
yaşama biçimidir
aşk bence hayatın her anında aşık olduğun kişiye duyduğun saygı ve sevgidir. Onu her an hatırlama ve özlemaktir. Ve ona duyduğun bağlılıktır. Eğer karşılık alıyorsanız bu gittikçe güçlenmelidir. Her yaşadığını onunla paylaşmaktır aşk.hiç birşey gizlemeden ona duyduğun sevgiyi söylemektir aşk.
aşk..bence karsıdaki insana karsı duyulan ilk heyecanın bi zaman sonra alışkanlık yapmasıdır.. :) (evlenince neden yoksa hersey laçkalaşsın ki...?) alışkanlığa donusmesinden kaynaklandığı ichin..
belki bi gün yine beni bulur uğrar yanıma. ama ben onu bu kadar hırpalamışken bu duygu gelir mi acaba yine bana. yanında beklediğimi getirerek...........
Özlemim....gel artık....
Kurtar bu zavallı ruhumu zalimlerin elinden....
Elimden tut...ve mavi ummanlara götür beni....
Yeşil ormanlara götür...
Gökkuşaklarını göster bana....
Göster ki...
Artık üşümesin yüreğim....
Ağlamasın gözlerim.....
Varlığınla....can ver bana......
O kadar ki....
Ana rahmine dönen kalbimden...
Bir bebek doğsun dünyaya...
Ve o bebeğin adı....AŞK....olsun....
eternalflame/kasım 2003
aşk a bak bee en çok msj sana yazılmış aşkk..canım ülkemde ne kadar da aşkı yaşayan aşık insan var. ne seninle ne sensiz.... :)
'düşümde aşkı gördüm; insanları arıyordu
uyandım insanları gördüm; aşkı arıyorlardı'
(Özdemir Asaf)
hala onu deliler gibi sevmemdir.. ben sana hep aşıktım vede hep aşık kalıcam galiba..2 senedir sana aşığım bebeğim vede bundan sonrada öyle olucak sanırım çünkü seni her gördüğümden aynı şeyi hissediyorum, uzakta olman, yakınımda olman, kavga etmemiz, gülmeemiz hiçbişey bunu değiştirmedi..
sen birtek şunu anlayamadın; aşık olunca kızlar hırçınlaşır.. hep kafan karıştı, yaptıklarıma bir anlam veremedin.. ama ben seni çok sevdim...sana aşık olduğumdandı bunlar hepsi aşktandı....
aşkımın hiç son bulmadığı tek insan sensin.. aradan geçen zamansa önemsiz nolursa olsun. ister 1 gün ister 1 yıl
hiç bişeyden çok herşeyden az
Bilmiyorum 18 yaşında biraktım sonrada hiç tatmadım nasıl birşey olduğunu unuttum gitti güzel birşey olsa gerek.
kelimeler ile ifade edilebilinir mi ki bu kadar cok satirlar dolmus buraya? Belki de söyle düsünmek lazim fiziksel aksülamel...baska birsey degil...
Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?
İlacın Adı: Aşk
Familya: Sevdaca
Bitki Adı: Aşkus Tadarus
Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler, para, bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre 'gözleme' yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.
Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.
Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla 'geçimsiz' bir ilaçtır.
Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde 'saf' olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.
Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.
Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..
Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..
Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.
İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni...