mevlanaya sormuşlar Ask nedir? cevap ilginc:asık olda anlarsın. O nasıl olacak demis adam Mevlana dan harika bir cevap daha gelir: ben gibi ol anlarsın
Aşk; Büyük aşk, Ölçüsüz aşk, Bazıları aşk ile tutkuyu karıştırırlar. Aşk, tüm gücüyle bir yüreğe çarptığında, kiyamet kopar, günlük hayatın dengesi bozulur, sınırlar silinir.
Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir; başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bi fazlalıktır.
Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. Kadının ise aşkında belki bir hayata...
Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise Akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delilirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir. Çünkü aşık kadın 'nasıl olsa bitecek' sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise 'nasıl olsa sonsuza dek sürecek' yanılgısıyla... Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.
Kadın Ne İster? Ne mi ister? Hepsini ister. Ve aynı anda.
Peki erkekler ne ister? Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.
Peki neden korkarlar? Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder. Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. Onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayı.
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadınların aklıdır. Ve sadece bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler.
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler. Dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan LSD, Mescaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akıl mı? Akıl sezginin uşağıdır. O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman. Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür.
Aşk insan hücrelerinin metobolik organizmalarla fizyolojik değişimlere uğrayarak ve bunlara bağlı olarak farmolojik özellikleri tespit edilemeyen endikasyonları tartışılabilir homojen ve bi okadarda ototrof olmasına rağmen elde edilen biseptik karışımlarla yapılan flemen bir doku ile insan vücüduna bağlanan bağlandığı yerlerde endoplazmik retikulmlar için gerekli maya ve bizim dilimizde ispirozen dediğimiz ve kemoterapi gerektirebilen bir pediatri uzmanlığında yaşanması gereken hem stropal yapı ve hidelarofor yapıya sahip olması gereken, oldukça sert bir çeper olan iofen dokusuyla korunan ve korunurken aynı zamanda besin değeri olan biseptik meynesel lerle beslenen çok önemli bir olgudur. İnşallah anlatabilmişimdir. Artık bundanda birşeyler anlayamıyorsanız ben bişey diyemem aşk anca bu kadar açık tarif edilir.
AŞK! ! kollarını açıp etrafında hiç durmadan dönmek demektir.herşey güzeldir.renkler,cisimler,herşey! bir süre sonra başın döner vede düşersin asıl ozaman aşkın ne demek olduğunu anlarsın.canın yanar,ama hala aşkını düşlersin.....
düşerken canını yakıcak olsa bile buna değen vede yaşanması çok güzel olan,acıyla karmaşık duygu......bulutların üstünde zıplamak gibi bişey! ! ! !
aşk, gökyüzünü unutana kadar O ' nun kalbinde hapis kalmak seni serbest bıraktığında ise gökyüzüne baktığında bile O ' nu görmek demektir. SEVGİYLE KALIN
kocaman bir karanlıktır aşk...ve yaşamak zordur bu karanlığın içinde.eğer ki bir kişi yolunuza ışık tutuyorsa dünyadaki en büyük mutluluk olur...Fakat bu karanlığı tek başınıza yaşamak zorundaysanız,dünyanın en berbat şeyidir aşk...
Aşk...zifiri karanlık bir odada,onun gözlerindeki parıltıyla yüreğinizi ısıtabilmektir...
benim asla bi daha yakalayamayacağım bi şey. kimse de artık bana aşık olmaz. benim sonsuza kadar unutmam gereken şey ve yanında getirdiği güzellikler. sadece sen bana hediyesin diyebilceğim birini istemiştim. allahın bana verdiği bi belasın diyebileceğim biri çıktı karşıma. neyse aşk yok mutluluk ve mutsuzluk da yok. ortada bi hiçlik...................
öylesine yoğundur ki...dizginleri bir kez elinizden kaçırıverirseniz eğer bir metafor gibi içinde yok eder..ne benlik kalır geriye,ne gurur,ne umut,,,bir kalan vardır birde giden..giden olamadım..hep o gitti..ve giderken bende bulduğu ne varsa hepsini beraberinde alıp götürdü...gitmek hep kolay mı? her gidişin öylesine çabuk ve hızlıydı ki.el mahareti gelişmiş terzilerin bir yırtığı yamalama becerisindeki hıza sahipti gidişin.her gidişin bir öncekinden daha da hızlı ve sakindi sende.bende ise her gidişinin öfke patlamaları bir öncekinden daha derin yaralar açıyordu.her yanım kan revan içerisindehiç bir sabaha birlikte uyanamadık seninle ne acı..galiba en büyük yara unutulmaya yüz tutulduğunu hissetmesi insanın.ve ben unutulmaya yüz tutmuş bir masal kahranıyım kendi yazdığım bir romanda evindesin ve televizyon kumandası elinde uzanmış seyrediyorsun televizyonu muhtemelen..ah..böyle hallerinde o sokulmak istemi koltuğunun altına..ne hazandır bir bilsen.3.5 yıl süren bir serüven miydi bu.bilmiyorum kabul etmek isimlendirmek istemiyorum.bir sıfatı bile olmayan bir aşk masalı.benim her demini sancılarla yaşadığım seninse dayatılarak yaşadığın..bu kaçıncı günü gidişinin.çok yeni henüz ama yıllar olmuş gibi sanki ve o kadar uzaktasınki.sesin çok derinlerde yüzünse grilerde.bakışların sert artık,dudakların kenetlenmiş bana bakarken.senden hep korktum biliyormusun hemde çok korktum.öyle ince bir zar vardıki aramızda yumuşaklığınla tenim boyun eğerdi sevgiyle,hiddetinde ise acılara dayanırdı her hücrem.canımı yakmandan hep korktum.ve sen hep canımı yaktın.hiç birisinde nedenlerin olmadı bana söyleyecek içinde yaşadın belkide.en edepsiz sevdayı yaşadım belkide seninle arsız ca sevdim seni ben en utanmadık hallerimi takındım kimbilir şimdi utançla başımı her öne eğişimde yerin beni kendine doğru çekmesi bundan.sakat çocuklara benzetiyorum sana duyduğum sevgiyi.hani saklarsın el içne çıkaramazsın.korursun onu evde.evet sakat bir çocuk gibiydi sana duyduğum bu sevgi.dışarıya karşı korumak zorunda olduğum.işin en acı veren yanı ise sana karşı bile savunmak zorunda kalışlarım.evet.evet belkide beni en çok inciten buydu.inanamadın bir türlü bu kadar sevebileceğime bu kadar sevilebileceğine.inanmadın mı yoksa bu kadar sevgiye kendini mi layık göremedin bilmiyorum.lk başlarda hep sorardın -ne buldun bende bu kadar sevececek diye.ve her bu soruyu soruşunda içim acırdı sus derdim öyle deme ne olur..sen herşeyin en güzeline layıksın..acıyla gülümsüyorum..hayatımda sana koskoca bir yer açmışken sen o yerde koskoca bir yara bırakıp ve bu yarayla beni başbaşa salıp gittin..şimdi tüm eşyaları evin ortasına yığılmış bir oda gibiyim hangisini nereye koyacağımı bilmiyorum..çünkü o eşyaların hepsini seninle birlikte almadıysam bile seni düşünerek dokumuşum tel tel hepsini..şimdi bana tek başına yerleştir emri verildi oysa bu eşyalar sadece bana mı ait?
'ne idüğü belirsiz,ne ettiğinden bellidir 'denilen şeyvarimsi bile denilmeyecek şey........ ki alameti kıyamet olmayasınız diye size peşkeş çekilen ulvi hissi sağanak....... şehvetli şuh ablanın apış arasının piyasada ki adı...... kalbur üstü geyiğin çiftleşmesine olanak sağlayan yaldızlı örtü... yemelerden içmelerden kestirip önce sonra delice bir israfa salan şey..... oyun arkadaşının küskün gezdiği oyun...barışınca çiftleşilir,barışmayınca duygu iyesi arşa erdirilir........
Aşk cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır, Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de asla yakışık olmaz. Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar, güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak herşeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı. Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı. Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, 'Aşık oldum' dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir. Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik, aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır, aşk hayatın bütün tek düzeliğine, bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede, yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz vermemeli aşkından, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk işte o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur. Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya çalışmanız, bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir. İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu... Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir... Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı. Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.! ! . Lütfen ona haksızlık etmeyelim..
genelde tutku sevgi ve aşk karıştırılır. Size bunları birbirinden ayıran bir şey anlatmak istiyorum: tutku; kirda dolaşırken bir yamaçta bir papatya görüp onu çok beğenip kopararak yolumuza devam etmektir sevgi; yine dolaşırken bir papatya gürüp onu çok beğenmek ama koparmaya kıyamamak onu orda bırakıp gitmektir. aşk ise; yine dolaşırken bir papatya görüp onu çok beğenmek koparmaya kıyamamak fakat ondan da kopamamak geceni gündüzünü orada papatyanın yanında geçirmektir
Gözlerde başlayan aşk;
Mutluluğun en son evresidir...
Kimi yaşar, kimi yaşamaz.
Sevgi dağının zirvesidir...
Bazen ulaşılır bazen ulaşılmaz.
Gözün kör, kulağın sağır olması. Ama bütün duyuların kalpte toplanıp orada atması.
eksiyle artı kutupların birbirleri için canını dahi vermesi gibi bir şey
mevlanaya sormuşlar Ask nedir? cevap ilginc:asık olda anlarsın. O nasıl olacak demis adam Mevlana dan harika bir cevap daha gelir: ben gibi ol anlarsın
Aşk bir varoluş biçimidir 'Vurulmak' değil asla'Vermektir; ' bir tek insanla sınırlanmiş bir eylem değil genel anlamda bir ilişki kurma biçimidir.
aşkı anlatan bir güzel söz:
KIYIYI KAYBETMEYİ GÖZE ALAMAYAN OKYANUSU KEŞFEDEMEZ
AŞK insanin bulabileceği en büyük en değerli hazinedir.....
Aşk; Büyük aşk, Ölçüsüz aşk, Bazıları aşk ile tutkuyu karıştırırlar.
Aşk, tüm gücüyle bir yüreğe çarptığında, kiyamet kopar, günlük hayatın dengesi bozulur, sınırlar silinir.
aşk ateşlerle dansı göze almaktır
ve aşk, ateşlere gönül açtığında, yüreğini serinleten bir bahardır..
aşk öyle bir şeydir ki, konakladığı kalbe huzur verirken, aynı anda onu yok etmesidir. Aşk ne canlıdır, nede canlı kalnlarda kalır.....
ASK Allah'ın bıze lutfettıgı seylerin en güzeli........
Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir; başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bi fazlalıktır.
Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. Kadının ise aşkında belki bir hayata...
Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. Kadınlar ise Akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delilirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir. Çünkü aşık kadın 'nasıl olsa bitecek' sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise 'nasıl olsa sonsuza dek sürecek' yanılgısıyla... Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle.
Kadın Ne İster?
Ne mi ister?
Hepsini ister.
Ve aynı anda.
Peki erkekler ne ister?
Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.
Peki neden korkarlar?
Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder. Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. Onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayı.
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç tereddüt etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadınların aklıdır. Ve sadece bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler.
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar. Duyamadıklarını ise sezerler. Dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan LSD, Mescaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır. Kapanı, tuzağı ve oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akıl mı?
Akıl sezginin uşağıdır.
O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman. Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür.
İnce ve şuh bir zekadır...
AŞK,aklına geldikçe mutluluk duyduğun,sevince garkolduğun,sıcaklık hissi...SONUÇTA,herşeyin sonunda ONA VARDIĞIN..VARLIK SEBEBİ...varlık sebebim...
yaşanabilecek en güzel TUTKU...
Aşk insan hücrelerinin metobolik organizmalarla fizyolojik değişimlere uğrayarak ve bunlara bağlı olarak farmolojik özellikleri tespit edilemeyen endikasyonları tartışılabilir homojen ve bi okadarda ototrof olmasına rağmen elde edilen biseptik karışımlarla yapılan flemen bir doku ile insan vücüduna bağlanan bağlandığı yerlerde endoplazmik retikulmlar için gerekli maya ve bizim dilimizde ispirozen dediğimiz ve kemoterapi gerektirebilen bir pediatri uzmanlığında yaşanması gereken hem stropal yapı ve hidelarofor yapıya sahip olması gereken, oldukça sert bir çeper olan iofen dokusuyla korunan ve korunurken aynı zamanda besin değeri olan biseptik meynesel lerle beslenen çok önemli bir olgudur. İnşallah anlatabilmişimdir. Artık bundanda birşeyler anlayamıyorsanız ben bişey diyemem aşk anca bu kadar açık tarif edilir.
aşk.. acıyı duyumsuyorsanız aşk tam ordadır
Aşkın tarifi olmaz abicim, aşk yaşanır:P Ciddiyim ya :)) Ama bazı rivayetlere göre iki yumurta sarısı, bir tutuam......
Elbette Tasavvuf...
AŞK! ! kollarını açıp etrafında hiç durmadan dönmek demektir.herşey güzeldir.renkler,cisimler,herşey! bir süre sonra başın döner vede düşersin asıl ozaman aşkın ne demek olduğunu anlarsın.canın yanar,ama hala aşkını düşlersin.....
düşerken canını yakıcak olsa bile buna değen vede yaşanması çok güzel olan,acıyla karmaşık duygu......bulutların üstünde zıplamak gibi bişey! ! ! !
aşk, gökyüzünü unutana kadar O ' nun kalbinde hapis kalmak seni serbest bıraktığında ise gökyüzüne baktığında bile O ' nu görmek demektir. SEVGİYLE KALIN
aşk diye birşey yoktur; yalnızca yanlış yönlenmiş duygular vardır.
Aşk; her zaman yağmurla güneşin birarada olmasıdır.
kocaman bir karanlıktır aşk...ve yaşamak zordur bu karanlığın içinde.eğer ki bir kişi yolunuza ışık tutuyorsa dünyadaki en büyük mutluluk olur...Fakat bu karanlığı tek başınıza yaşamak zorundaysanız,dünyanın en berbat şeyidir aşk...
Aşk...zifiri karanlık bir odada,onun gözlerindeki parıltıyla yüreğinizi ısıtabilmektir...
namık kemal kara
benim asla bi daha yakalayamayacağım bi şey. kimse de artık bana aşık olmaz. benim sonsuza kadar unutmam gereken şey ve yanında getirdiği güzellikler. sadece sen bana hediyesin diyebilceğim birini istemiştim. allahın bana verdiği bi belasın diyebileceğim biri çıktı karşıma. neyse aşk yok mutluluk ve mutsuzluk da yok. ortada bi hiçlik...................
öylesine yoğundur ki...dizginleri bir kez elinizden kaçırıverirseniz eğer bir metafor gibi içinde yok eder..ne benlik kalır geriye,ne gurur,ne umut,,,bir kalan vardır birde giden..giden olamadım..hep o gitti..ve giderken bende bulduğu ne varsa hepsini beraberinde alıp götürdü...gitmek hep kolay mı? her gidişin öylesine çabuk ve hızlıydı ki.el mahareti gelişmiş terzilerin bir yırtığı yamalama becerisindeki hıza sahipti gidişin.her gidişin bir öncekinden daha da hızlı ve sakindi sende.bende ise her gidişinin öfke patlamaları bir öncekinden daha derin yaralar açıyordu.her yanım kan revan içerisindehiç bir sabaha birlikte uyanamadık seninle ne acı..galiba en büyük yara unutulmaya yüz tutulduğunu hissetmesi insanın.ve ben unutulmaya yüz tutmuş bir masal kahranıyım kendi yazdığım bir romanda
evindesin ve televizyon kumandası elinde uzanmış seyrediyorsun televizyonu muhtemelen..ah..böyle hallerinde o sokulmak istemi koltuğunun altına..ne hazandır bir bilsen.3.5 yıl süren bir serüven miydi bu.bilmiyorum kabul etmek isimlendirmek istemiyorum.bir sıfatı bile olmayan bir aşk masalı.benim her demini sancılarla yaşadığım seninse dayatılarak yaşadığın..bu kaçıncı günü gidişinin.çok yeni henüz ama yıllar olmuş gibi sanki ve o kadar uzaktasınki.sesin çok derinlerde yüzünse grilerde.bakışların sert artık,dudakların kenetlenmiş bana bakarken.senden hep korktum biliyormusun hemde çok korktum.öyle ince bir zar vardıki aramızda yumuşaklığınla tenim boyun eğerdi sevgiyle,hiddetinde ise acılara dayanırdı her hücrem.canımı yakmandan hep korktum.ve sen hep canımı yaktın.hiç birisinde nedenlerin olmadı bana söyleyecek içinde yaşadın belkide.en edepsiz sevdayı yaşadım belkide seninle arsız ca sevdim seni ben en utanmadık hallerimi takındım kimbilir şimdi utançla başımı her öne eğişimde yerin beni kendine doğru çekmesi bundan.sakat çocuklara benzetiyorum sana duyduğum sevgiyi.hani saklarsın el içne çıkaramazsın.korursun onu evde.evet sakat bir çocuk gibiydi sana duyduğum bu sevgi.dışarıya karşı korumak zorunda olduğum.işin en acı veren yanı ise sana karşı bile savunmak zorunda kalışlarım.evet.evet belkide beni en çok inciten buydu.inanamadın bir türlü bu kadar sevebileceğime bu kadar sevilebileceğine.inanmadın mı yoksa bu kadar sevgiye kendini mi layık göremedin bilmiyorum.lk başlarda hep sorardın -ne buldun bende bu kadar sevececek diye.ve her bu soruyu soruşunda içim acırdı sus derdim öyle deme ne olur..sen herşeyin en güzeline layıksın..acıyla gülümsüyorum..hayatımda sana koskoca bir yer açmışken sen o yerde koskoca bir yara bırakıp ve bu yarayla beni başbaşa salıp gittin..şimdi tüm eşyaları evin ortasına yığılmış bir oda gibiyim hangisini nereye koyacağımı bilmiyorum..çünkü o eşyaların hepsini seninle birlikte almadıysam bile seni düşünerek dokumuşum tel tel hepsini..şimdi bana tek başına yerleştir emri verildi oysa bu eşyalar sadece bana mı ait?
zoooooor!
şefkatın başlangıcı
'ne idüğü belirsiz,ne ettiğinden bellidir 'denilen şeyvarimsi bile denilmeyecek şey........
ki alameti kıyamet olmayasınız diye size peşkeş çekilen ulvi hissi sağanak.......
şehvetli şuh ablanın apış arasının piyasada ki adı......
kalbur üstü geyiğin çiftleşmesine olanak sağlayan yaldızlı örtü...
yemelerden içmelerden kestirip önce sonra delice bir israfa salan şey.....
oyun arkadaşının küskün gezdiği oyun...barışınca çiftleşilir,barışmayınca duygu iyesi arşa erdirilir........
Aşk cesaret ister, kocaman bir
yürek ister. Aşk hayata karşı işlenilen en doğru suç ortaklığıdır,
Aşk hayatın tekdüzeliğine, bütün sıradanlığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz.
Ve elbette Aşkı suçlamak, yargılamak, karalamak inkar etmek de
asla yakışık olmaz.
Niçin aşk? Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir
şeyse nedir bu yaşanan somut acılar, güzellikler?
Tek başına aşkı tanımlamak herşeyden soyutlamak mümkün mü?
Hayır! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı. Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.
Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir,
bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir.
Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur,
'Aşık oldum'
dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla
anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik, aşkın sırrını da çözerdik herhalde.
Ama o zaman da aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.
Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır,
aşk hayatın bütün tek düzeliğine,
bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır.
Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı
suçlamak, yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz.
Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede,
yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz
vermemeli aşkından, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli göğsünü gere gere.
Aşk işte o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın
kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk,
doğru insanda işte odur.
Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı.
Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını
kurutmaya çalışmanız, bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir.
İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yürekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu...
Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de
hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve
bekletilmeye tahammülü de yoktur.
Bir başka göze bakmaya, bir başka tene
dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...
Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı.
Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin
içinde gerçek ve doğru olan tek güzellik AŞK.! ! .
Lütfen ona haksızlık etmeyelim..
Alper AYGÜN
genelde tutku sevgi ve aşk karıştırılır. Size bunları birbirinden ayıran bir şey anlatmak istiyorum:
tutku; kirda dolaşırken bir yamaçta bir papatya görüp onu çok beğenip kopararak yolumuza devam etmektir
sevgi; yine dolaşırken bir papatya gürüp onu çok beğenmek ama koparmaya kıyamamak onu orda bırakıp gitmektir.
aşk ise; yine dolaşırken bir papatya görüp onu çok beğenmek koparmaya kıyamamak fakat ondan da kopamamak geceni gündüzünü orada papatyanın yanında geçirmektir
Ask kotu bir aliskanliktir ama asla sevgiye donusmeyecek ve cok cabuk bitecek bir duygudur. Asik mi oldun Allah sana kolaylik versin! !