Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışması
  • üç şey27.03.2006 - 14:46

    Benim için önemli olan 3 şey vardır anadınmı. Gerisi boş anadınmı
    1-Delikanlılığın direği Tespih
    2-Delikanlılığın ev sahibi sivri burunlu, yumurta topuklu ayakkabılarım
    3-Babamdan önce gelen Orhan Gencebay

    Anadınmııı

  • adolf hitler 27.03.2006 - 14:35

    Bir zamanların Almanyasında genç yaşlarda hayat mücadelesi ile başladığı yaşamına, açık sıvı deterjan, sabun satarak devam eden bir insandı. En büyük hayali birgün kuracağı sabun fabrikaları zinciri ile Almanyada hatırı sayılı iş adamlarının arasına girip Medyada güzel güzel manitalarla boy göstermekti. İşporta usulü ile Gelsenkirchen kapalı çarşısının önünde başladığı ticaret hayatına, sürekli peşine takılan zabıtaların Köln senin Berlin benim diyerekten kovalamaları sonucu rahat yüzü bulamayarak işportayı bırakarak başka mesleklere yönelmek zorunda kalmıştır. Fakat kendisinin ilkokul 3 terk olması nedeni ile girdiği her işte dikiş tutturamaması sonucu son çare olarak orduya katılmıştır. İlk yıllarda ne kadar mutlu olsada onun en büyük hayali olan sabun fabrikalar zinciri kurma isteği onu bırakmayarak üstüne kara bir gölge gibi çökmüştür. Sürekli rüyalarını, hayellerini sabunlar süslemiş ve bunun sonucunda bizim Adolf, Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde 1 yıl tedavi görmüştür. Tedavisinden sonra askeri kariyerine kaldığı yerden devam eden Adolf azmi ve psikopata bağlanmaları sebebi ile Astsubay üsçavuş olarak başladığı askerlik hayatında çok geçmemiş generalliğe kadar yükselmiştir. Generalliğe yükselir yükselmez ilk iş olarak bütün orduya takılması için Sıvı Sabunun baş harflerinin oluşturduğu SS harflerini güzel bir dizayn ile X e benzeterek kolluk haline getirmiş ve bütün ordusuna bu kolluğu taktırmıştır. Gün geçtikçe hayallerinin önüne geçemeyen Adolf, bir gece eline aldığı sazını tıngırdatırken gene derin hayallere dalmış ve birden buldum diye irkilmiştir. Ordudan aldığı 3-5 markla bir fabrika açamayacağını anlayan Adolf, işte o gece kuracağı sabun fabrikalarının ilk temelini atmıştır. Ertesi gün ilk iş olarak kiremitten ve kerpiçten bir bina yaptırıp içine bir kaç parça sabun imalatında kullanılacak makina yerleştirdikten sonra, kapısına Adolf Hitler Temizlik Malzemeleri İmalat ve Dağıtım A.Ş. tabelasını astırmıştır.Bütün hazırlıklar tamamdır ama sabun imal etmesi için gerekli hammaddeyi sağlayacak para kalmamıştır Adolfta. Ne yapsın ne etsin diye düşünürken aklına birden 'Hayvandan çıkıyorsa insandanda çıkar bu sabun hem vergisi felanda olmaz birde devletten ARGE yardımı alırım' diyerek esir Alman mahkumlar gelmiştir. Domuz eti yediklerinden hayli yağlı olan Hanslar; bizim Adolfun 'Ulan bunların bir tanesinden 1 kutu nemlendiricili sabun çıkartır, Hacı Şakire bile rakip olurum' diye iştahını kabartmıştır. Fakat daha sonra 'Ya bu domuz eti müslümanlara aykırı, sonra benim sabunlarımı islam ülkelerine ihraç edemem ' diyerek mecburen rotasını esir kamplarındaki yahudilere çevirmiştir. Genç ve orta yaşlılardan banyo sabunu imal ederken, ihtiyarlardanda tuvalet sabunu imal etmiştir. Kurduğu şirket gittikçe büyümekte ve yeni işçiler yeni yatırımlar yapmaktaydı.İşlerin iyi olması nedeniyle ordudan istifa etmiştir. Fakat yılların ardından stoklardaki yahudilerin bitmesi, ve işçilerin greve gitmesi ve hakkında çıkan Aşk dedikoduları Adolfu içinden çıkamaz bir duruma sokmuş ve bankalardan aldığı kredileri ödeyemez duruma gelmiştir. Fabrikalarına ve evlerine 1 nci İcradan memurların biri gelip bir gitmekte idi. Eldeki avuçtakini kaybeden Adolf son çare olarak tefecilerin eline düşmüş. Onlarada borcunu ödeyemeyince bir gece intihar süsü verilerek çek-senet mafyasının kurşunlarıyla hayata veda etmiştir.
    Kaynak: 'Yüzyılın En Başarılı 100 Sabuncuları' adlı eserinden alınmıştır.

  • aşk27.03.2006 - 14:33

    Aşk insan hücrelerinin metobolik organizmalarla fizyolojik değişimlere uğrayarak ve bunlara bağlı olarak farmolojik özellikleri tespit edilemeyen endikasyonları tartışılabilir homojen ve bi okadarda ototrof olmasına rağmen elde edilen biseptik karışımlarla yapılan flemen bir doku ile insan vücüduna bağlanan bağlandığı yerlerde endoplazmik retikulmlar için gerekli maya ve bizim dilimizde ispirozen dediğimiz ve kemoterapi gerektirebilen bir pediatri uzmanlığında yaşanması gereken hem stropal yapı ve hidelarofor yapıya sahip olması gereken, oldukça sert bir çeper olan iofen dokusuyla korunan ve korunurken aynı zamanda besin değeri olan biseptik meynesel lerle beslenen çok önemli bir olgudur. İnşallah anlatabilmişimdir. Artık bundanda birşeyler anlayamıyorsanız ben bişey diyemem aşk anca bu kadar açık tarif edilir.

  • kürdoloji14.10.2004 - 18:24

    Evet kürdoloji bilimsel bir olgudur ve kimse bunu inkar edemez. Yapılmış olan çalışmalar hala bunun nasıl bir bilim dalı olduğu hakkında olumlu bir meyve vermemiştir. Ama elde edilen son sonuçlara göre konuşacak olursak efendim Kürdoloji, Kürdan bilimidir. Bağlı bulunduğum şirketimin yapmış olduğu büyük masraflar sonucu elde ettiği elimizdeki bilgileri sizinle paylaşmak isterim. Efendim kürdan dediğimiz bu nesneler ki nesne diyorum zira bunlar cansızdırlar. Uzun uçları sivri ve kıymık yakıştırması yakışmayacağı gibi ona benzeyen insanoğlunun kullan at mantığıyla yaklaştığı marketlerde, bakkallarda ve tahtakalelerde üzerlerinde vasati 1000 adet yazısı ile piyasaya sürülen nesnelerdir efenim. Şimdi diyeceksiniz çok biliyorsun sen! biliyorum evet biliyorum burda bilim konuşuyor efenim. Kürdoloji kelime anlamı ile kürdan bilimidir. Heralde tutup olmayan bir milletin kendine ait dil bilimi demeyeceksiniz. Lütfen lütfen arkadaşlar bana bunlarla gelmeyin bilimi kandıramazsınız. Biz neciyiz efenim burda bilim adamıyız dimi ozaman dediklerime inanın.

  • nuwandas15.01.2004 - 12:47

    Şimdi burda nuwandas ile alacaçakırı ele almak lazım. Nasılki elma deyince armut, armut deyince ayı, ayı deyince sevgilim (ay pardon) yani bunlar hep birbirini tamamlayan olgulardır. Dikkatimi çeken konu şudur ve ona değinmek isteyeceğim. Anladığım kadarıyla bu iki afacan şöyle bir oyun bir hilebazlık düşünmüşler. Alacaçakır nuwandasa 'Bana bak lan sen çok iyi soğan gırıyon, belkim bunu keşfeden birileri çıkar şöhret olursun paraya para demeyis, bunu bi yerde ortaya çıkaralım' demiş. Nuwandas ise 'Ulan doğru diyon ha ben bi soğana kodummu yumruğu cücüğünü bilem tanıyamazla, hemide senin donlar bende galdıydı ya arkadaşlığımızın ne derece ileri derecede olduğunu herkes bilir aklını sevem' diyerekten bu afacanlar antoloji comun emekli,dul yetim,işsiz güçsüz takımına ve şehitlere beleş olan forum sayfalarına iki bölüm açarak, kendilerini dünya kapılarına açmışlardır. Soğan ve don konusundan sonra hızlarını alamayarak okudukları fıkralarının başkahramanı ben olacağım ayağına birbirlerine girmişler ve nuwandasın galip gelmesiyle alacaçakır mecburen boynunu bükerek fıkralarda figüranlığı kabul etmiştir. Asıl kahraman nuwandastır. Ayrıca kahramanlarımız sinemaya gidip aynı zamanda at yarışı oynayarak sanat ve kumarı bir araya getirerek bir ilki gerçekleştirmişler, topluma büyük bir hizmet vermişlerdir. Son olarak nuwandasın çok nadide araba koleksiyonundan bahsetmek isterim. Jaguar, porsche, lotus, ferrari lerden sıkılan arkadaşımız değişiklik olması açısından kendini el arabası koleksiyonuna vurmuş. ÖTV vergilerinin çok olması nedeniyle bunları galeriler yerine yakınlarındaki fabrikadan aşırmak suretiyle biriktirmeye başlamıştır. İlgilenenler bu nadide koleksiyonu İstanbulda 13 Marttaki World Of the Amele Fair (Dünya Amele Fuarı) de sergilenirken görebilirler. Her nekadar bekledikleri ilgiyi bulamayan kahramanlarımızdan nuwandas şimdi masaya soğanı koyup kulakla kırmayı deneyerek kendini geliştirmekte, alacaçakır ise donunu vücuduna bağlamak suretiyle sağda solda bırakmayarak azimle hareket edenin mermeri deleceğine işaret etmektedir. İlerleyen tarihte onların yeni maceralarını sabırsızlıkla bekliyorum. Dostlukları çok sağlam olan bu arkadaşlarımızı sevgiyle kucaklıyorum.

  • Yedi Numara14.01.2004 - 10:29

    Leyla ile Mecnun kadar olmasada Ferhatla Şirine yakın idiler. Onlar sevenlerin gören gözü, sevmeyenlerin, taş kalplilerin merhametli yüreği oldular. Onlar binlerce sevenin kalbine taht kurmuş 12 nci yüzyılın iki büyük aşığı Number ile Dillişah idiler. 'Vur topuza daha güçlü aşık isen, Bırak yarini yadellere Number kadar sevmediysen' demiş aşık. Number genç yakışıklı tıknaz bir delikanlı. Dillişah ise dillere destan, gülüşü bir ömüre bedel bir dilber idi. Babası demir ustası olan Number; internet cafede çalışarak eve 3-5 altın yardım yapmakta ve her fırsatta belediye kamyonlarından atılan yardım paketlerini eve taşıyarak ev ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Babası vezir olan Dillişah dilber ise bir elimde cımbız bir elimde ayna, umurumdamı ki dünya misali bir hayat yaşamaktaydı. Ayrı dünyaların insanı olan bu kişiler ileride birbirlerini delice seveceklerini akıllarının ucundan bile geçiremezlerdi. Numberin Dillişahla ilk tanışması tesadüften ibarettir. Çalıştığı internet cafeyi temizledikten sonra biraz ICQ yapmak isteyen Numberin 18-22 yaş aralığı ve Female cinsiyetini seçerek arama yapması sonucu bulduğu Dillişahın 'prettywoman' nikine attığı bir slmla başlayan muhabbetin ileride çok büyük bir aşka dönüşebileceği ikisininde aklına bile gelmemişti. Gün geçtikçe ilerleyen muhabbet yerini yavaş yavaş alışkanlığa hatta ve hatta aşka bırakmıştı. Artık Number yardım kamyonlarının peşinden koşmayarak ev ekonomisine yardım etmiyor, hatta cafeden aldığı 3-5 altınıda tekrar cafeye vererek sabahlara kadar sevdiği insanla mesajlaşıyordu. Dillişah ise artık saray şenliklerine katılmıyor, zengin mutfak yemekleri yerine vakit kaybetmemek için, sevdiğinden ayrılmamak için bilgisayar karşısında sarayın fast-foodundan aldığı hamburgerlerden yiyordu.Çok geçmediki bu durum Dillişahın babasının gözünden kaçmadı. Hemen zamanın en ünlü hackerlarını saraya çağırtarak kızının bilgisayarda neler yaptığını öğrenmek istediğini bildirdi. Çok geçmeden gerçeği öğrendide.Ve ilk iş olarak Dillişahın bilgisayarını elinden aldı ve aklı başına gelsin diye Dillişahı zindana attırdı. Aradan haftalar geçmiş fakat Number Dillişahtan tek bir msj alamamış ve okadar özlemişki dillişahın:=) simgesini, dayanamayarak saraya koşmuş. Kapıdaki otopark görevlisinin eline 3 altın sıkıştırarak durumu öğrenmiş. Aldığı haberle deliye dönen Number ne yapacağını bilemez bir durumda çıkar yol aramaya başlamış. İnternetten sarayın krokisini alan Number sevdiği insanın bulunduğu zindanı iyi ezber yapmış ve hemen Escort bilgisayardan bir pentıum 4 bilgisayarla, 3 km kablo almış. Gece dememiş gündüz dememiş 2 günde kazdığı tünelle Dillişahın kaldığı zindana ulaşmış. Ulaştığında Dillişahın uyuduğunu gören Number bilgisayarı bırakıp Türk Telekomu bile kıskandıracak 1062 ADSL bağlantısını çekerek, geldiği tünelden tekrar geri gitmiş. Dillişah uyandığında bilgisayarı görünce önce şaşırmış daha sonra merakına yenilerek açmış. ICQ yu açtığında Numberin “Günaydınn Assskımm” mesajını görünce olanları anlamış. Ve cevap olarak “Ulan öküz bilgisayarı bırakacağına buraya beni alıp kaçırsaydın ya” demiş. Bu mesajla yıkılan Number kendisini çöllere vurmuş ve bir daha haber alınamamış. Onun bu halini gören herkes ona acıyarak bakmış ve sevginin ne denli acımasız olduğunu anlamış. Ve o gün bugündür halk, bu aşk hikayesini anlatırken Dillişaha Sevmeyen Dillişah, Numbere ise dilimizde 7 NUMARA anlamına gelen Seven Number lakabını takmış. Bu bir rivayettir mecmua kenarında yazılı, biz gördük anlattık herkes üstüne düşen hisseyi ala, her ne kadar sürçü lisan ettiysek af ola.

  • bayhan gürhan13.01.2004 - 14:41

    Küçük kurbaa küçük kurbaa kuyruğun nerede
    Kuyruğum yok, kuyruğum yok yüzerim delede
    Küçük kurbaa küçük kurbaa prensin nerede
    Prensim yok prensim yok Popstar olacak o sahnede

    *Bayyyyhann Kurrrrrbağalarrrr Prrrrensi*
    Çok yakında Türkiye ile aynı anda bütün dünyada

  • adolf hitler 12.01.2004 - 12:16

    Bir zamanların Almanyasında genç yaşlarda hayat mücadelesi ile başladığı yaşamına, açık sıvı deterjan, sabun satarak devam eden bir insandı. En büyük hayali birgün kuracağı sabun fabrikaları zinciri ile Almanyada hatırı sayılı iş adamlarının arasına girip Medyada güzel güzel manitalarla boy göstermekti. İşporta usulü ile Gelsenkirchen kapalı çarşısının önünde başladığı ticaret hayatına, sürekli peşine takılan zabıtaların Köln senin Berlin benim diyerekten kovalamaları sonucu rahat yüzü bulamayarak işportayı bırakarak başka mesleklere yönelmek zorunda kalmıştır. Fakat kendisinin ilkokul 3 terk olması nedeni ile girdiği her işte dikiş tutturamaması sonucu son çare olarak orduya katılmıştır. İlk yıllarda ne kadar mutlu olsada onun en büyük hayali olan sabun fabrikalar zinciri kurma isteği onu bırakmayarak üstüne kara bir gölge gibi çökmüştür. Sürekli rüyalarını, hayellerini sabunlar süslemiş ve bunun sonucunda bizim Adolf, Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde 1 yıl tedavi görmüştür. Tedavisinden sonra askeri kariyerine kaldığı yerden devam eden Adolf azmi ve psikopata bağlanmaları sebebi ile Astsubay üsçavuş olarak başladığı askerlik hayatında çok geçmemiş generalliğe kadar yükselmiştir. Generalliğe yükselir yükselmez ilk iş olarak bütün orduya takılması için Sıvı Sabunun baş harflerinin oluşturduğu SS harflerini güzel bir dizayn ile X e benzeterek kolluk haline getirmiş ve bütün ordusuna bu kolluğu taktırmıştır. Gün geçtikçe hayallerinin önüne geçemeyen Adolf, bir gece eline aldığı sazını tıngırdatırken gene derin hayallere dalmış ve birden buldum diye irkilmiştir. Ordudan aldığı 3-5 markla bir fabrika açamayacağını anlayan Adolf, işte o gece kuracağı sabun fabrikalarının ilk temelini atmıştır. Ertesi gün ilk iş olarak kiremitten ve kerpiçten bir bina yaptırıp içine bir kaç parça sabun imalatında kullanılacak makina yerleştirdikten sonra, kapısına Adolf Hitler Temizlik Malzemeleri İmalat ve Dağıtım A.Ş. tabelasını astırmıştır.Bütün hazırlıklar tamamdır ama sabun imal etmesi için gerekli hammaddeyi sağlayacak para kalmamıştır Adolfta. Ne yapsın ne etsin diye düşünürken aklına birden 'Hayvandan çıkıyorsa insandanda çıkar bu sabun hem vergisi felanda olmaz birde devletten ARGE yardımı alırım' diyerek esir Alman mahkumlar gelmiştir. Domuz eti yediklerinden hayli yağlı olan Hanslar; bizim Adolfun 'Ulan bunların bir tanesinden 1 kutu nemlendiricili sabun çıkartır, Hacı Şakire bile rakip olurum' diye iştahını kabartmıştır. Fakat daha sonra 'Ya bu domuz eti müslümanlara aykırı, sonra benim sabunlarımı islam ülkelerine ihraç edemem ' diyerek mecburen rotasını esir kamplarındaki yahudilere çevirmiştir. Genç ve orta yaşlılardan banyo sabunu imal ederken, ihtiyarlardanda tuvalet sabunu imal etmiştir. Kurduğu şirket gittikçe büyümekte ve yeni işçiler yeni yatırımlar yapmaktaydı.İşlerin iyi olması nedeniyle ordudan istifa etmiştir. Fakat yılların ardından stoklardaki yahudilerin bitmesi, ve işçilerin greve gitmesi ve hakkında çıkan Aşk dedikoduları Adolfu içinden çıkamaz bir duruma sokmuş ve bankalardan aldığı kredileri ödeyemez duruma gelmiştir. Fabrikalarına ve evlerine 1 nci İcradan memurların biri gelip bir gitmekte idi. Eldeki avuçtakini kaybeden Adolf son çare olarak tefecilerin eline düşmüş. Onlarada borcunu ödeyemeyince bir gece intihar süsü verilerek çek-senet mafyasının kurşunlarıyla hayata veda etmiştir.
    Kaynak: 'Yüzyılın En Başarılı 100 Sabuncuları' adlı eser

  • armağan çağlayan31.12.2003 - 17:19

    Ben armağını popstar ile tanımlamayacağım. Çok eskiden beri tanırım kendisini. Elimde doğdu desem yeri var. Zamanın en teknolojik açından zayıf olduğu bir dönemde ebe hatçe hanım tarafından piyasaya sürülen bu model. Evin yanındaki okuldan söylenen Türküm Doğruyum..... 'ın son kıtasındaki Varlığım Türk varlığına ARMAĞAN olsun bölümündeki büyük harfle yazılan kısmı ile isimlendirilmiştir. Armağan ismini yadırgamamakla beraber çokta sevdiğini; okul çağlarında arkadaşlarının birbirlerine sana bir armağanım var diyerek bizim armağanı, kafasına bir fiyonk yaparak piyasaya sürmeleri ve armağanında pişmiş kelle gibi sırıtarak süprizzzzzz diye bağırması ile anlamış bulunmaktayız. Zamanla kendi üstüne; yırtık dondan çıkma tarzı ile herşeye atlama misyonunu yüklemiştir. Orta okul ve lise yıllarında şişe çevirmece oyununda yaptığı soytarılıklarla sanatsal yönünü ortaya çıkartmıştır. Arkadaş ortamında sürekli yırtık dondan çıkma misyonunu yerine getirmeye çalışan armağanımız sivri dili ile fazla tutunamayarak dışlanmıştır. Bu dışlanma onu yıkmamış daha çok hırs kazanmasına ve görevini ifaa etmesi için bir ortam aramaya sevk etmiştir. İlk başlarda camilerde hocaların vaazlarına muhalefet olmuş. Fakat Kozyaka Köy camisi hocası Necati hocaya 'Hocam sana bir Kuran hediye etmek istiyorum. Al bunu çalış haftaya sorucam' demesiyle cemaatin büyük tepkisini toplamış ve mecburen başka ortamlara yönelmiş. Yönelmiş ama girdiği her ortamdan çok geçmemiş dışlanmış. Kendisine ortam bulamayan kahramanımız artık iyice umudunu kesmişken, ilkokul arkadaşı Aysel Gürel tarafından yapılan bir kıyakla asgari ücret+ssk+yemek+servis ile kendini bir yarışma programında bulmuş. İlk zamanlar zorluk çeken kardeşimiz (ki benim değildir) daha sonra ortama alışınca muhalefet ve herşeye atlama dürtüsünün yardımıyla yarışmanın baş kahramanlarından bir olup çıkmıştır.Ve yıllarca yaşadığı acılarını unutması için 3000 kişiyle sar sar sarr makarayıııı oynayan armağan şimdi çok mutludur. Ve hatta turkcell deki sağlam kaynaklardan alınan bilgilere göre kendisinin Turkcell altyapılı yarışmaya muhalefet için Telsim hattı kullandığıda bilgilerimiz arasındadır. Büyük ihtimal yarışmadan sonra topuklarından vurulmaktan yırtabilirse suya karışmayan sallama çay imalatına başlayacağı söylentiler arasındadır. İyi bir muhalefetçi olarak siyasete girmeside an meselesi olup, Seyfettin Elyakan tarafından partisine katılma çağrısı aldığıda rivayet olmaktan ileri gidememiştir. Kendisi hakkında detaylı bilgiyi Böyök Loruse ansiklopedisinin 26 ncı cildinin 1376 nolu sayfasında bulabilirsiniz.

  • ölüm08.12.2003 - 10:32

    ölüm ölmek demektir. ölmek ölümle eş anlamlıdır eğer insan ölümlüyse ölmüş demektir. Eğer ölmicekse ölüm olmazdı.Eğer ölüm varsa ölecek demektir.Ölmek güzel değildir ölümde güzel değildir. Ölmekle ölüm aynı şeydir. Ölmekte ölüm demektir.Bir canlı ölmüşse ölmüştür. Ölüm olmazsa ölmek diye bir şeyde düşünülemez. Ölümle ölmek birbirini tamamlar. Ölmek varsa ölüm kaçınılmazdır. Ölümle ölmek birbirine doğru orantlıdır. Ölmek olmadan ölümün peşine düşülmes. Ay sıkıldımm