Kültür Sanat Edebiyat Şiir

seyduna sizce ne demek, seyduna size neyi çağrıştırıyor?

seyduna terimi Ses Sizlik tarafından tarihinde eklendi

  • Süleyman Korkutata
    Süleyman Korkutata

    Aşk tek kelimedir. Ama anlatılmaz
    Gel benimle yıllanmış şarap içelim
    Bak gözlerime aşkı idam edelim
    Dokunsun dudağın parmak uçlarıma
    İstersen parmak uçlarımızı keselim

    Aşk tek kelimedir. Ama hiç konuşmaz
    Gel benimle aşkı kadehleyip tek yudumda içelim
    Yoksa al yanağın toprak ile kirlenir
    Suyu temiz olan benim
    Gel benimle aşkı içelim

    Aşk tek kelimedir. Ama hiç paylaşılmaz
    Şahrudum sınama beni, ellerim yorgun
    Gel seninle tek bir ömre sığalım
    Kaderler çift yaratılmıştır şahrudum
    Sen gel biz tek yaşayalım
    Seni alnıma yazana secde halindedir alnım
    Uzatma gel
    Gel boz namazımı şahrudum
    Gel ki aşk ile ölelim,,,

  • Burak Mert Oldaç
    Burak Mert Oldaç

    Tunay Bozyiğit'in adını zikretmek lazım.

  • Hüseyin Güneş
    Hüseyin Güneş

    seyduna şiiliğin bir kolu olan ismaililik mezhebinde tam karşılığı olmasada halifelik denebilir.ismailikte sıradan askerler, seçilmiş askerler (fedailer) , onların üstü dailer ve onların üstü büyük dailer var. En üstte Seyduna var. Seyduna Hasan Sbbah'ın kendine verdiği isim. Yedi imamın sonuncusu. İtikadi boyutunun doğruluğu yanlışlığı bir yana bu lyapılanma Tapınak Şövalyelerinden, ahilik sistemine kadar birçok tarihi organizasyonun temelini oluşturuyor.
    Seyduna inanç,gizem ve organizasyon demek. Seyduna deyince ilk akla gelen ismin Hasan Sabbah olduğu düşünülürse derinliğini anlamak bakımından Ömer Hayyamla (Ve Nizamülmülkle) Hasan Sabbah'ın çok yakın arkadaş olduklarını göz ardı etmemek lazım.

  • Suware Cucikan
    Suware Cucikan

    sahrud gökyüzü geliniydi.
    yüzüne bulut inse dolardi masal gözleri.
    bir solukluk rüzgarda bile
    usul usul kanardi gelincik bedeni.

    seyduna yeryüzü cehennemi.
    ölüm, çagrili uçurumlarda sinardi sevdasini
    yalniz ufuk çizgisinde bulusurlardi,
    onu da günes günde iki kez atese verirdi.

    ıki iklim ayrildilar.
    “ya sahrud! ” dedi seyduna
    “gözlerime mermi diye sevdani sürdüm.
    ardina bakma, gözyasimla vurulursun.
    su gibi git.”

    sahrud’un yüzüne keder mayin gibi durdu.
    ve zaman gözlerinin su yesilinde kuruldu.
    hüzün bir buda heykeli gibi çirilçiplak,
    yüzlerine oturdu.

    rivayet odur ki,
    sahrud vardigi denizlerde hala
    seyduna türküleriyle uyanmakta,
    seyduna, sahrud’un gözlerinden kalan
    masalla yaslanmakta.)

  • İlkay Fatih
    İlkay Fatih

    gökyüzüyle yeryüzünün o büyükçoşkusu büyük bir anda karşılanışı ve tutuluşu ve ayrılmazcasına yanışı...

  • Nazlı Akın
    Nazlı Akın

    SEYDUNA VE ŞAHRUD '

    'Seyduna şahrud iki sevdalı ırmaktır elbruz eteklerinde
    Şahin gelip dalına konar şahrudun,seydunanın suyundan içer
    Umutlar tazelenir alamut kalesinde' diyor Tunay Bozyiğit.

    'Seyduna ve Şahrud' efsanesinin mitolojik olduğu, Şahrud'un 'hayat veren ırmak' anlamına geldiği, ünlü Alamut kalesini çevreleyen 'cennetin içinden geçen ırmak' da denen nehrin ismi olduğu bu yüzden Alamut Kalesi’nin muhteşem hükümdarı Hassan Sabbah’a da Seyduna denildiği söylenmektedir..... Tunay Bozyiğit “Kadın toprağın ve suyun ta kendisidir o yüzden Şahrud dedim” diyor. Ve böylece Şahrud Seyduna serüveni de başlamış oluyor.

    Onların hikayesi öyle bi hikayedir ki Leyla ile Mecnun’u kendilerine imrendirir, Kerem’i Aslı için dağları delmekten vazgeçirir. Onlar ki yalnızca ufuk çizgisinde buluşan, onuda güneşin günde iki kez ateşe verdiği iki sevdalıdır.Kavuşamayan iki sevdanın, bir efsanenin öyküsüdür Seyduna ve Şahrud’un öyküsü..Fakat öyle bir sevdadır o ki mitolojik de olsa ihtiyacımız olan bir şey olsa gerek ki inanmak istiyoruz. Ufuk çizgisinde buluşmayı bekleyen nice sevdaları temsil ediyordur belki de.


    Rivayete göre onlar birbirine kavuşamayan iki sonsuzluktur. Seyduna gökyüzü, Şahrud ise yeryüzüdür, denizdir. Hep birbirlerini görürler ama kavuşamazlar. Birbirlerine kavuşma aşkı ile yanarlar. Sevdalı bir bülbül gülüne uçar konar ona şakır ama Seyduna ve Şahrud için bu geçerli değildir. O sevda öyle bir sedadır ki ikisi de sonunda birbirlerine kavuşamayan birer nehir olurlar. Faklı nehirlerdir ama artık birdirler. Şahrud suyundan içen Seyduna’yı, Seyduna’dan içen Şahrud’u bulur...

    Yitik öyküdür)
    Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
    İki ayrı yürekte durmadan kanayan
    Seyduna’yla Şahrud
    Yüreklerin akarken bıraktığı izi
    Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
    Yoktu.
    İki iklim farkıydılar
    Ne zaman göz göze değseler
    Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
    Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
    Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

    Şahrud gökyüzü geliniydi.
    Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
    Bir solukluk rüzgarda bile
    Usul usul kanardı gelincik bedeni.

    Seyduna yeryüzü cehennemi.
    Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
    Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
    Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

    İki iklim ayrıldılar.
    “Ya Şahrud! ” dedi Seyduna
    “Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
    Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
    Su gibi git.”

    Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
    Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
    Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
    Yüzlerine oturdu.

    Rivayet odur ki,
    Şahrud vardığı denizlerde hala
    Seyduna türküleriyle uyanmakta,
    Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
    Masalla yaşlanmakta.)


    (biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku bogazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA........)




    iki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında duruyordu. bahara yenildiler. şahrud taptazeydi. filizdi. yüreği güneşi içecek denli kar yangınıydı. her ucu ayrı bir yeşile sevdalı..
    cemreler yaşamla arasında ana sütüydü. toprak var gücüyle ayakta tutuyor kendini ve doğurganlığını ona sunuyordu.

    Seyduna ise her dal yeşile bir tomurcukla karşılık veriyordu. içtiği her damla güneşle çiçekleri çıtlıyordu. sanırsın rengarenk gülümseyen yeryüzüydü... seyduna ölüme ölümüne yakındı. çınardı. şahrud`un giyindiğini soyunuyordu ve gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu. solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu; ten soğuması çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu. seyduna`yla şahrud`un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak uçlarında tutunmalarıydı.
    mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular...
    artık birbirlerinin kışında bile yoktular..

  • Nesimi Hallac
    Nesimi Hallac

    heteredoks seyduna

    yaranamadı ne musaya ne isaya seyduna , herkes birer karalamalar uydurdu,
    hristiyan ortaçağ kafası zaten baştan sabıkalı dedi,
    sonra müslümanlar, türkler, moğollar, satılık kalemler, oryantalistler ....zaten idam sehpasına yollamışlardı
    hakikat ehli bilir onu , hamlar çözemez seydunayı
    ' Bilginlerle düşüp kalkan hükümdar, hükümdarların en iyisidir.
    hükümdarlarla düşüp kalkan bilginler, bilginlerin en kötüsüdür ' diyen seydunayı bilmek
    derinlik, çaba gerektirir . ezberlenmiş , basmakalıp fikirler çuvala sığmaz

  • Medine Yılmazer
    Medine Yılmazer

    Antolojide gezerken gördüm bu ismi seyduna türküleri diye dinliyorum sevdiğim müzik tarzı ama ilk defa duyduğum için gerçekten anlamını merak ediyorum bence müzkleri baktığım da güzellikler olmalı sevgi adına aşk adına yürekli olmak.

  • Dilek Güngör
    Dilek Güngör

    seyduna hasan sabbah ın diğer adıdır. adı değildir aslında ama seyduna diye de bilinir
    Hasan sabbah ise dünyada ilk terör örgütünü başlatan, akerlerine afyon vererek onlar cennet vaad eden batınıliği yaymaya çalşan şahsiyettir.

  • Muharrem Gözüdok
    Muharrem Gözüdok

    Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
    Cehennem yangınlarından
    Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
    Benim olmalıyım, benim.
    Yeter yüreğimi bir çift gözün
    Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı
    Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
    Sisinden alan, firarını mermisine
    Emanet eden bir namludur bu
    Eşkıya sevda ki; zulasında asılı
    Durur kefenlediği ölümü.
    Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
    Adem`den beri. Bilir ve intihar
    Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
    Güneşin kızılca kıyametine çatar
    Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa
    Cehennemden beter yanmalı!
    Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
    Özleminin çiseyle yıkanmış şafak
    Değerini kim? Hani ellerine kuşlar
    İnerdi, kardan üşüyen kuşlar...
    Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
    Şahrud.
    Eşkıya yüreğime çığ düştü
    Üşüyorum ha...
    Aç ellerini. '

  • Muharrem Gözüdok
    Muharrem Gözüdok

    (Yitik öyküdür)
    Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan İki ayrı yürekte durmadan kanayan
    Seyduna’yla Şahrud..Yüreklerin akarken bıraktığı izi..Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
    Yoktu. İki iklim farkıydılar..Ne zaman göz göze değseler..Yangın çıkmayacak denli uzaktılar. Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı..Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

    Şahrud gökyüzü geliniydi. Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri. Bir solukluk rüzgarda bile Usul usul kanardı gelincik bedeni.

    Seyduna yeryüzü cehennemi. Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı, Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

    İki iklim ayrıldılar.
    “Ya Şahrud! ” dedi Seyduna “Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm. Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
    Su gibi git.”

    Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu. Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
    Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak, Yüzlerine oturdu.

    Rivayet odur ki, Şahrud vardığı denizlerde hala Seyduna türküleriyle uyanmakta,
    Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan Masalla yaşlanmakta.)

    (biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku bogazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA........)

  • Havva Sarı
    Havva Sarı

    seydunayı seviyorum napim bir resime aşık olurmu insan oluyormuş işte AŞK HAYAL KURMAK KADAR KOLAY UNUTMAK HAYALİ GERÇEKLEŞTİRMEK KADAR ZOR:(

  • Havva Sarı
    Havva Sarı

    seyduna şahrut facebook ta tanıştığım biri ondan çok hoşlanmıştım çok yakışıklı
    ama ben evliyim o bekar kadersizim nediyim offffff:(((

  • Rukiye
    Rukiye

    seyduna ablamın msn adresi
    çok hoşuma gidiyo anlamını dah yeni ögrendim
    çok güzel miş yaww
    hepinizi seviyorummmmmmm

  • Azap Fesli
    Azap Fesli

    ya kardeşim biraz ac araştır kulaktan dolma efsanelere yer yoktur tarihte
    (arkeoloji uzmanı) bütün sırlar birgün acığa cıkar merak etme...

  • Azap Fesli
    Azap Fesli

    seyduna gökyüzüdür şahrutta İran'da Elbruz dağlarının en yüksek tepesine kurulan Alamut'un altından akan ırmaktır.ewet bunaların asıl anlatmak istediği aralarındaki aşktır yani imkansız aşktır burda onu anlatırr ok byyyyyyyy elştirilerini beklerim


    fesliazap_01@hotmail.com

  • Hasret Vuslat
    Hasret Vuslat

    Tunay Bozyiğit'in ne akla hizmet bilmem mahlas olarak kullandığı isim.Türküleri en katı yüreği bile eriteceği kanaatindeyim.
    Bir diğer değişle,
    Seyduna; Hasan Sabbah'tır.(İsmaili) Batınilik-Haşhaşi tarikatının lideri.ilk terörist.seydunanın anlamı bildiğim kadarıyla 'efendimiz' demektir.Şahrud ise İran'da Elbruz dağlarının en yüksek tepesine kurulan Alamut'un altından akan ırmaktır.Hasan Sabbah bir dahi değildir.Fakat zekidir.Ki haşhaşla saf fedaileri kullanmıştır..ve son olarak kendisini tam tarihini bilmiyorum 1124'tü sanırım Şahrud Irmağına atlayıp öldüğü söyleniyor.'Bin yıl sonra geri geleceğim' demesi de bir başka efsane...
    saygılar..

  • Fahri Murat
    Fahri Murat

    Tunay Bozyiğitin lakabı. birbirine aşık kavuşamayan iki ırmaktan biri(diğerinin ismide Şahrud) .
    Adına türküler yazılmış, şiirler okunmuş; sevdası herkesin sevdası olmuş bir ırmak

  • Gökhan Akbaba
    Gökhan Akbaba

    aslında yukarıdaki nota baktığımda yayınlanması önemli değil.seydunaya bakınca buraya böle entel yazılar yazası geliyor insanın yazı dilimin güçsüz kaldığından eminim şahrut seydunada böle ifade ediyor hayat denilen sonsuzluğu ve yaşamak kadar güzel olan aşkı yazı dili gibi yaşanılan duyguları gizemleri anlatmaktan aciz olduğum zamanların ilacı olduğunu söyleyebilirim ve karşılıksız yapıyor bunları bana. uzun zamandır askerdeyim ve yaşayamadığım bi çok şeyi kendi o boğuk sesimle söylediğim türkülerle ve hiç şiire uymasa bile okumaya çalıştığım şiirlerle yaşamaya çalışıyorum şahrut ve seydunadan ve çoğu zaman kaçağım eşkiya aşklar yaşıyorum durmadan kaşla göz dağla uçurum arası konup göçüyorum sürgünlüğümü yurtlanmıyor yerleşik sevdalar....................

  • Umut Uzun
    Umut Uzun

    SEYDUNA BENİM SİTEMDİR WWW.SEYDUNA.DE.Kİ SÜPER SİTEDE SEYDUNA MÜZİKLERİ VARDIR

    WWW.SEYDUNA.DE.Kİ

    bu site ayrılığın hüzünlerin gözyaşlarıyla hazırlanmıştır
    İKİ AYRI BAHARIN DALIYDILAR BİRİ İLK DİĞERİ SONDU VE KAN TER İÇİNDE BİR YAZ ARALARINDA DURUYORDU BAHARA YENİLDİLERR ŞAHRUD TAPTAZEYDİ. FİLİZDİ YÜREĞİ GÜNEŞİ İÇECEK DENLİ KAR YANGINIYDI HER UCU AYRI BİR YEŞİLE SEVDALI CEMRELER YAŞAMLA ARASINDA ANA SÜTÜYÜ TOPRAK VAR GÜCÜYLE AYAKTA TUTUYOR KENDİNİ VE DOĞURGANLIĞINI ONA SUNUYORDU ŞAHRUD İSE HER DALI YEŞİLE BİR TOMURCUKLA KARŞILIK VERİYORDU İÇTİĞİ HER DAMLA GÜNEŞLE ÇİÇEKLERİ ÇITLIYORDU SANIRSIN RENGARENK GÜLÜMSEYEN YERYÜZÜYDÜ SEYDUNA ÖLÜME ÖLÜMÜNE YAKINDI. ÇINARDI ŞAHRUD'UN GİYİNDİĞİNİ SOYUNUYORDU VE GELİNSİ DALLARI SOYUNDUKÇA ÇIPLAKLIĞINDAN UTANIYORDU SOLAN YÜREĞİYLE HER SEHER GÜNE BİRAZ DAHA SARI DURUYOR VE BİLİYORDU; TEN SOĞUMASI ÇOĞU KEZ ELİNDE AK KETENİYLE VAKTİNDEN ÖNCE GELİYORDU ÖLÜMLE YAKIN DOSTLUĞUNA BİRAZDA BU YÜZDEN MİNNET DUYUYORDU SEYDUNA'YLA ŞAHRUD'UN TEK VE BÜTÜN BAĞLARI AYRILIKLARIDA OLAN MEVSİMİN EN UZAK UÇLARINA TUTUNMALARIYDI. MEVSİM HAZİRAN SONUNDA KENDİNİ YAKINCA, KOPTULAR ARTIK BİRBİRLERİNİN KIŞINDA BİLE YOKTULAR

  • Sezin Dere
    Sezin Dere

    Şahrud gökyüzü geliniydi.
    Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
    Bir solukluk rüzgarda bile
    Usul usul kanardı gelincik bedeni.

    Seyduna yeryüzü cehennemi.
    Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
    Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
    Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

    Rivayet odur ki,
    Şahrud vardığı denizlerde hala
    Seyduna türküleriyle uyanmakta,
    Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
    Masalla yaşlanmakta…'

  • Birkangümüş
    Birkangümüş

    seyit mertebesine erişmiş kişi

  • Keman Cı
    Keman Cı

    ^^mum^^ un en sevdiği..

  • Ses Sizlik
    Ses Sizlik

    ACIYA GÜLMEK
    Öpüyorsam ayrılığı gözünden
    Söküyorsam yüreğimi göğsümden
    Geciyorsam gözlerinin icinden
    Sana olan sevdamdandır bilesin
    Geciyorsam bir çiçeğin özünden
    Sana olan sevdamdandır bilesin.

    Meğer ne yanlızız insan olmuşsak
    Yaprak gibi dalda sesziz solmuşsak
    Yeri gelmiş acıyda gülmüşsek
    Sana olan sevdamdandır bilesin
    Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
    Sana olan sevdamdandır bilesin

    Biliyorum sen yine parmak uclarında üşüyorsun....
    Aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat
    Ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını
    Ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun...
    Sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
    Ve cırılcıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda..
    Apansız pencerende gülümsüyor güneş ne güzel.....
    Bütün parmakların tıkır tıkır işliyor
    İştahla gülüyorsun yaşamaktır aşk
    Geceyle gündüzün sesziz gecişimidir bir uyku boyunda....
    Delice bir yangın parmaklarının buzulunda
    Ah şahrut her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli....

    Karşılıksız sevebilmekse sevda
    Gercek seven küle dönmüş her cağda
    Elim kolum bağlanmışsa kıyında
    Sana olan sevdamdandır bilesin
    Sevdunayım gebermişsem kıyında
    Sana olan sevdamdandır bilesin...

  • Esra Ozan
    Esra Ozan

    seyduna şahrut; şahrut seyduna başka biş iyok Adam gibi açıklayında anlayalım şunu.Seyduna ne Şahrut kim ya da tam tersi. Ortada iyi türkü okuyan biri var. bide güzel türküler ama kim kimin nesi belli değil.

  • Nesrin Gelincik
    Nesrin Gelincik

    Seyduna Türküleri 'ni anımsattı bana..

  • Nurcan Biricik
    Nurcan Biricik

    şahrutun aşkı..