Seni harcamak isteseydim sevgilim Önce kazanırdım Ben direkt olarak harcadım Şimdilerde bir züppenin cebindesin Görüyorum, bir gün düşecek logar kapağına gireceksin Sonrası zulüm Kimse açmayacak o kapağı
Tartmadım ama acılarımın yarısı etmezsin Acılarım benim, baharatlı pekmezim Dört nala koştururdum eklemek için Bilirsin işte bir ayda kazanır Yavaş yavaş harcarsın
29 Mayıs 1453 Ortaçağ kapanır Yeniçağ açılır. Konstantinopolis artık İSTANBUL olmuştur . Fatih Sultan Mehmet Han ve o gün bu fetihte görev alan bütün insanlar. Allah mekanınızı cennet eylesin.!
tanrılardan pek anlam ama sanırım ırmak güçlü boz bir tanrıdır. somurtkan güçlü ve serkeş bir yere kadar sabırlı, sınırdır diye bilindi önceleri; yararlıydı bir ticaret yolu olarak güven vermezdi sonra köprü mimarları önündeki mesele oldu yalnız bir kere çözüldü mü mesele, unuttular boz tanrıyı kentlerde oturanlar o yine de aman vermez kaldı daima terketmedi kendi mevsimlerini, taşkınlığını, yıkıcı insanların unutmayı seçtiğinin hatırlatıcısı makinaya tapanların gözünden gönlünden düşmüş ama bekliyor, gözetliyor ve bekliyor.
Su tüm dünya ihtiyaçlarımıza yetecek kadardı İnsan doğdu, üzümü ayakları altında ezikleyip Şarabı, başının üstünde taşıdı Tanrı'ya şunu demiş oldu ; yetmez!
Bence üzümü yemek şarabı tüketmekten daha keyif vericidir
Sana koynunda kargaşa getirene Kürek kemiğinden barikatlar yap Zaman varken sana sus olandan Mevsimini değiştiren göçmen kuşlara kat kendini git Varlığın ödül yokluğun ceza değil hadi beni yokluğuna İT
evet bizlerin kainat karşısında durumumuzu çok güzel anlatmış halil gibran. doğan her gün alınan her nefes yaratanın varlığını olumlarken yeni mucizelere ihtiyaç duymamız ne büyük gaflet
Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran. Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya Benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya. Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu sakın Styks sularının heyulası sanmayın er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu, biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak ne ellerin hırsla yaban tutuşu ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır dev iştihasıyla bende kabaran aşkı yetmez karşılamaya. İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır o ferah ve delişmen birçok alınlarda betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim şakaklarıma dayanınca güneş can çekişen bir sansar edasıyla uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum kadınların sahiden doğurduğuna toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum nicedir kavrayamam haller içinde halim demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları bir harfin başlattığı yangın ile söndür beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım öyle mahzun ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
tuval tiryakinim diyor ve sokak lambalarını bekleyişine özlemine şahit tutuyor. biz yaşamanın sevmenin tiryakisiyiz tuval. ve düşünmenin sanatın tiryakisi olan siz kürsü üyeleri herkese günaydın
Ustam! Aklım firarda. Gözbebeklerimde müebbet hüzün, Dilimde ay kesiği bir yara, Düşüm kırık dökük, Umudumun boynu bükük, Bir öksüzün omuzlarında sukut. Yüreğim sana emanet sıkı tut. Tut ki; kancık pusulara düşmesin. Bir hain kurşunu gelip deşmesin.
Ustam, Ne zaman o senin bildiğin zaman, Ne sevda gördüğün masallardaki. Eskiden, Halı tezgahında dokunurdu aşklar, Nakış nakış, körpe kız ellerinde. Mendillere yazılırdı isimler, Yüreklere kazılırdı gizlice. Sevdalılar asil ve de yürekli Sevdalar, kavgalar iki kişilik. Oysa şimdi; Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde. Meşru sevdalardan, Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara, Günahkar gecelerden.
Beni herkes sevdaya asi sanır, Oysa aşk, beni nerde görse tanır, Hasret tanır, Zulüm tanır, Ölüm tanır, Yüzüm yüzümden utanır.
Yorgunum ustam; Ne katıksız somun isterim senden, Ne bir tas su, Ne taş yastıkta bir gece uykusu. Var gücünle asıl sükunetime, Çığlığım kopsun, Uzat ellerini güneşe dokun, Uyandır uykusundan, Tut yüreğimden ustam tut, Tut beni, sür güne…
Kalbimde bu son perde Rol yap dur sen kendince Kalbimde bu son perde İzlicem seni keyfimce Tüm güç bende Büyükçe bi hazine Saklı içimde Çek kenara Çek Kenara ..
5 tane pamuk şekerim olsun istiyorum, akşam sabah serinliğinde şal niyetine omzuma atacağım bir gökkuşağım olsun istiyorum, en bitkin, en yorgun olduğum anlarda yeşil çimen gibi uzanıp dinleneceğim onun gözlerini istiyorum, bide herşey sonsuza kadar çok güzel olsun istiyorum, çok mu şey istiyorum sanki ??????????¿......
Bir parça zamanda kaybolmak istiyorum
Kimse yol göstermesin
Seni harcamak isteseydim sevgilim
Önce kazanırdım
Ben direkt olarak harcadım
Şimdilerde bir züppenin cebindesin
Görüyorum, bir gün düşecek logar kapağına gireceksin
Sonrası zulüm
Kimse açmayacak o kapağı
Tartmadım ama acılarımın yarısı etmezsin
Acılarım benim, baharatlı pekmezim
Dört nala koştururdum eklemek için
Bilirsin işte bir ayda kazanır
Yavaş yavaş harcarsın
Her şey ismimizin yanında yazıyormuş :)
And olsun yeni fark ettim
Sayıları, sevemedim
Zaten zamanın sayılarla anlatılması yeterince mantıklı değil
Benden senden öğrendim salkım
Yarın günlerden ne?
Saat kaç? gerçekten bilmiyorum ve umurumda değil
Asalet, asalet :)
29 Mayıs 1453
Ortaçağ kapanır Yeniçağ açılır.
Konstantinopolis artık İSTANBUL olmuştur .
Fatih Sultan Mehmet Han ve o gün bu fetihte görev alan bütün insanlar. Allah mekanınızı cennet eylesin.!
Bizi sarmaş dolaş
Bizi sırılsıklam gören biri var
Sesimizi nefezimi bilen biri var
Bizi bizden bilen bize yakın bizden biri var
Bugün seslendirdiğim şiir Ümit Yaşar Oğuzcan - Sevi (Ben snin en çok...)
tanrılardan pek anlam ama sanırım ırmak
güçlü boz bir tanrıdır. somurtkan güçlü ve serkeş
bir yere kadar sabırlı, sınırdır diye bilindi önceleri;
yararlıydı bir ticaret yolu olarak güven vermezdi
sonra köprü mimarları önündeki mesele oldu yalnız
bir kere çözüldü mü mesele, unuttular boz tanrıyı
kentlerde oturanlar
o yine de aman vermez kaldı daima
terketmedi kendi mevsimlerini, taşkınlığını, yıkıcı
insanların unutmayı seçtiğinin hatırlatıcısı
makinaya tapanların gözünden gönlünden düşmüş
ama bekliyor, gözetliyor ve bekliyor.
T. S. Eliot (the dry salvades)
Bülbül
dikene kızıp gülden geçmedi...
Diken kavgasına sarıldı
Gül kokusuna
Bülbül sevdasına
Su tüm dünya ihtiyaçlarımıza yetecek kadardı
İnsan doğdu, üzümü ayakları altında ezikleyip
Şarabı, başının üstünde taşıdı
Tanrı'ya şunu demiş oldu ; yetmez!
Bence üzümü yemek şarabı tüketmekten daha keyif vericidir
Bir iki üç US
Koca bir karpuzsun dünya,
ama kelek
Hastane morgunu hurdacıya satmak nedir ya? Adam satmış resmen. Yok artık, vallahi pes...
Sana koynunda kargaşa getirene
Kürek kemiğinden barikatlar yap
Zaman varken sana sus olandan
Mevsimini değiştiren göçmen kuşlara kat kendini git
Varlığın ödül yokluğun ceza değil hadi beni yokluğuna İT
evet bizlerin kainat karşısında durumumuzu çok güzel anlatmış halil gibran. doğan her gün alınan her nefes yaratanın varlığını olumlarken yeni mucizelere ihtiyaç duymamız ne büyük gaflet
Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
İsmet Özel
tuval tiryakinim diyor ve sokak lambalarını bekleyişine özlemine şahit tutuyor. biz yaşamanın sevmenin tiryakisiyiz tuval. ve düşünmenin sanatın tiryakisi olan siz kürsü üyeleri herkese günaydın
Gün AyMışş..
..
xD : ))
Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.
Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.
Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.
Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne…
S.U
Kalbimde bu son perde
Rol yap dur sen kendince
Kalbimde bu son perde
İzlicem seni keyfimce
Tüm güç bende
Büyükçe bi hazine
Saklı içimde
Çek kenara Çek Kenara
..
Beylik yere düşünce bozulmaz
Beylik yeri unutunca, anlamsızlaşır
Eşref Kolçağa Allahtan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum....
ETME
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meyIediyorsun, etme.
Sen yadeIIer dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüIIüyü kastediyorsun, etme.
ÇaIma bizi, bizden bizi, gitme o eIIere doğru.
ÇaIınmış başkaIarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay, feIek harab oImuş, aItüst oImuş senin için…
Bizi öyIe harab, öyIe aItüst ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üzerinde oIan kişi,
Sen varIık sahasını öyIe terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek oIsan, ay kapkara oIur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak oIsan.
GözIerimizi öyIe yaş doIu ediyorsun, etme.
AşıkIarIa başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyIeyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey, cennetin cehennemin eIinde oIdugu kişi,
Bize cenneti öyIe cehennem ediyorsun, etme.
ŞekerIiğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerIe sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyIe.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
Harama buIaşan gözüm, güzeIIiğinin hırsızı.
Ey hırsızIığa da değen hırsızIık ediyorsun, etme.
İsyan et ey arkadaşım, söz söyIeyecek an değiI.
Aşkın baygınIığıyIa ne meşk ediyorsun, etme.
Mevlânâ Celaleddin-i RUMÎ
Öyle sitemkar susma
beni hüzne şikayet ediyorsun
5 tane pamuk şekeri hariç hepsi kolay abla :)
şimdi 5 tane pamuk şekerini bulmak imkansız çünkü....
iyi geceler diliyorum abla
5 tane pamuk şekerim olsun istiyorum,
akşam sabah serinliğinde şal niyetine omzuma atacağım bir gökkuşağım olsun istiyorum,
en bitkin, en yorgun olduğum anlarda yeşil çimen gibi uzanıp dinleneceğim onun gözlerini istiyorum,
bide herşey sonsuza kadar çok güzel olsun istiyorum,
çok mu şey istiyorum sanki ??????????¿......
Karizma , ben de senin gibi Sakarya yensin istiyorum ama golü atan Karagümrük oldu:(