dedim mazi deyince hep yaşanmamışlıklar düşüyor önüme hayallerimin hep kimsesizlikler tuttu önünü sonra yapabileceklerimi yapmaya çok mu geç başladım, diye düşündüm yorgun his ediyorum boşlukta taşıdığım bir kafa tası bir roman dinler gibi dinliyorum hayatı ne aşık, ne maşuk platonik garip bir durum bu hepsi, hepsi bu anlamsız,zehirlenmiş bir vucudun kurtulmaya gayreti
“Ameller niyetlere göredir” Hz. Musa nın kendisine nimet verilenlerden biri ile yaptığı seyahati hatırlarsanız hadisin karşılığını bulursunuz... kötü niyet ameli gerçekleştirinceye kadar günah sayılmıyor hatta tövbe opsiyonu bile gözönünde tutuluyor... fakat iyi niyet amel gerçekleşsin veya gerçekleşmesin sevap yazılıyor. İnsanlar insanları niyetleri ile yargılayamazlar.
Yasalar her zaman masum değildir Müzeyyen hanım. Bir sabah uyandınız ve birileri diyor ki size; “sabah kahvaltısında zeytin yemek yasak” ne olurdu?
+ Sabah kahvaltısında zeytin yemeyiz…
- Yanlış. Her yasak kendi isyancısını yaratır. Zeytin severler bir örgüt kurarlardı, üzerinde zeytin dalı amblemi olan bir bayrakları olurdu, zeytinlere özgürlük diye bir marşları olurdu belki. Şimdi soruyorum size; zeytin severler ayaklanıp dağa çıksa, dağa çıkan mı suçlu yoksa zeytini yasaklayan mı?
Kimse cevabı bulamıyor. Herkes kendi cevabını buluyor ve göçüp gidiyor bu dünyadan. O zaman bu hayatı ızdırap ile geçirmenin anlamı ne? Bir kaçış yolu arıyoruzdur belki. Güçsüzlüğümüzün bir yansımasıdır belki bu arayışımız. Kendi cevabını bulanlar da asıl cevabı bulmak istemişlerdi,bu da bir çeşit yanılgı değil mi? Cevabı bulabilecek kadar yeterli olduğumuzu düşündüren ne? Kibir değil mi bizi bunu düşünmeye iten,kendimizi özel hissettiren? Ama hayır, hepimiz bu kibirle hareket ediyor olamayız. Hiçliğimizde cevaplarımızı arıyoruz ve cevapları bulma arzumuzdan da vazgeçmiyoruz. İşte güzel bir soru daha: "Soru neydi? İlk soru neydi?" Sorunun varlığından ne kadar emin olabiliriz ki?
Aramakla geçiyor bir ömür Amaç bulmak değil belli ki...
Adı gibi Gülen idi. Her zaman enerjisi ile ışık saçtı bize. Deli idi ama hep yalnızlıktan yakınırdı. Yalnız da göçtü gitti aramızdan. Hala daha inanmak istemiyorum. Mekanın cennet olsun GÜLEN ablam...
Canım,biliyormusun bugün, yokluğunun yıl dönümü. o güne kadar,nedense hiç, gençtik, düşünmemiştik ölümü, zira daha okunmamıştı, mutluluk defterinin uzun bir bölümü,öldüğün andan beri, hasretin bir kabus olup çöktü üstüme yıllarca isminin her hecesi, tesbih oldu dilime. senden sonra,mutluğun zerresi bile hiç geçmedi elime. Yüce Rabbimin seni benden alması için bana göre erkendi. zira daha yapacağımız, neler,neler vardı. hani söz vermiştin Malabadi köprüsünde, gurubu seyredecektik, Tranzon 'a gidip Sümela manastırını gezecektik., Nemrut dağında güneşin doğuşunu, beraberce izleyecektik. bazı günler avare gezip,daha sonra, Eminönün de, ne balığıdır diye tartıştığımız, balık ekmek yiyecektik., kızımızdan sonra,birde oğlumuz olacaktı,ismini Deniz koyacaktık.neylersin ki bunların hiçbiri olmadı, olamadı, felek bunlara fırsat komadı.hesapladımda yokluğunun üstünden, koskoca bir oniki yıl geçmiş dün gibi anımsıyorum ölümünü, işte o gün, silmiştim yaşamdan ben, mutluluk bölümünü. artık bana sevgiyle bakan bir çift mavi göz yoktu, yoktu fırtınalı,şimşekli , soğuk gecelerde sıcacık,sevecen kollar, zira sen ahrette,ben burda, şimdilik ayrılmıştı yollar, sevenler umutla sevdiğinin, geleceğini ,gelecekmiş gibi bekler. benimse umut fidanım kurudu hepten,yıllarca ne yediğimi bilmeden yedim. yıllarca ne söylediğimi bilmeden, kimbilir,neler,neler dedim. ama seni sevdiğimi,herşeyde, seni aradığımı,buldum sanıpta, kahrolduğumu bugün anladım,bildim.kanımca Yüce Rabbin seni benden alması için zamanlaması şaştı, yada, beni sana göndermesi için, zamanı yavaştı. zira yaşamak benim için, daha, baştan, kaybedilmiş savaştı. yoruldu bu yorgun savaşçı, süreci çabuklaştır Tanrım, dinleme amanı, bence artık, geldi kavuşmak zamanı...
dedim
mazi deyince
hep yaşanmamışlıklar düşüyor önüme
hayallerimin
hep kimsesizlikler tuttu önünü
sonra
yapabileceklerimi yapmaya çok mu geç başladım,
diye düşündüm
yorgun his ediyorum
boşlukta taşıdığım bir kafa tası
bir roman dinler gibi dinliyorum hayatı
ne aşık, ne maşuk
platonik garip bir durum
bu hepsi, hepsi bu
anlamsız,zehirlenmiş bir vucudun kurtulmaya gayreti
Sabır
Onca derdim ile başbaşa,
Sabır yoluna sardın beni,
Kime diyem ki çok yaşa,
Sabır yoluna sardın beni.
Dertler içinde dert beğendim,
Nicesi geldi zor dayandım,
Hep dert ile sınandım,
Sabır yoluna sardın beni.
Kime sorsam çarem yok,
Kimi aç yatar kimi tok,
Çıkarma hançeri yerine sok,
Sabır yoluna sardın beni.
Az kaldı ömrüm diye bilirim,
Vuslata beş kala ölebilirim,
Sıkı tut elimden düşebilirim,
Sabır yoluna sardın beni.
Gamı yaratan elbet Allah,
sSabır mü'minde bir silah,
Uyansam erken hem de sabah,
Sabır yoluna sardın beni.
Ha bitti elem elbet bitecek,
Ölümden var mı kaçacak,
Bekler beni Rabb'im Rabb'im ancak,
Sabır yoluna sardın beni.
Dünyadan murad alınmazmış,
Kimin derdi var bilinmezmiş,
Duydum ki namaz kılınmazmış,
Sabır yoluna sardın beni.
İlletten illete sürüklendi millet,
Hastalık tembellik hem de atalet,
Ol esma ile gel dua et,
Sabır yoluna sardın beni.
Dinlesin alem cümle ahali
İşte durum işte arzuhali,
Kişi sabır ile bulur kemali,
Sabır yoluna sardın beni.
Evet biz her zaman vatan düşmanlarının, din tacirlerinin teröristlerin ve onları himaye eden herkesin düşmanı olduk. Gençliğe Hitabe bunun için var...
Bayağı bir hain olmak lazım ... veya zır cahil....
“Ameller niyetlere göredir” Hz. Musa nın kendisine nimet verilenlerden biri ile yaptığı seyahati hatırlarsanız hadisin karşılığını bulursunuz... kötü niyet ameli gerçekleştirinceye kadar günah sayılmıyor hatta tövbe opsiyonu bile gözönünde tutuluyor... fakat iyi niyet amel gerçekleşsin veya gerçekleşmesin sevap yazılıyor. İnsanlar insanları niyetleri ile yargılayamazlar.
Yasalar her zaman masum değildir Müzeyyen hanım. Bir sabah uyandınız ve birileri diyor ki size; “sabah kahvaltısında zeytin yemek yasak” ne olurdu?
+ Sabah kahvaltısında zeytin yemeyiz…
- Yanlış. Her yasak kendi isyancısını yaratır. Zeytin severler bir örgüt kurarlardı, üzerinde zeytin dalı amblemi olan bir bayrakları olurdu, zeytinlere özgürlük diye bir marşları olurdu belki. Şimdi soruyorum size; zeytin severler ayaklanıp dağa çıksa, dağa çıkan mı suçlu yoksa zeytini yasaklayan mı?
Ali Ve İlim
Selam olsun size canlar,
Ali demeyen ilim bilmez,
İlme aşık olan anlar,
Ali demeyen ilim bilmez.
Odur ilmin hem kapısı.
Muhammet'te ilmin hepisi
Ehli beytin efendisi,
Ali demeyen ilim bilmez.
Oku fişte Ali vardır,
Ali candır Ali yardır,
Her işte hikmet vardır,
Ali demeyen ilim bilmez.
Aşık der ki kapıya gidek,
Ali'ye serimiz verek,
Ali'siz ilim ne gerek,
Ali demeyen ilim bilmez.
mühim değil sinan bey:) her insanın içinde bi şeytan var kimseye güvenilmez
bi insanın diğerine yapamayacağı kötülük yok.bir insana dayanıp güvrnmektense kendini uçurumdan at.
Sözcükler tufanında
Alabora oldu hayaller
Kurtarıcı gibi kızıllıklar
Davetkar uzanışta..
Onurlu bakışlar ufka
Anlamaz şair tutkusu
Yanar yakılır bozlakla
Kanayan yarası varsa da
Unutulmaz macerada
Artık zaman kötü
Yerle bir ediyor dünyayı
Ne seven ne sevilen kaldı
Kor gibi hala ufuk çizgisi
efes // 35..19042020
Dalgalar gelir gider, denizler baki kalır.
Nice zaferler kazandı bu millet şerefle... Şanı nice topraklara yayıldı, önder oldu. Merhameti dağları deldi de bozkırlar yeşerdi. Şehidim ruhun huzur bulsun. Rüzgar al bayrağımızı gökte sonsuza dek dalgalandıracaktır.
Sevgi için yürek, sürdürmek için emek gerek. Sevgiyi her anımızda yaşamak ve yaşatmak, hayatımıza yansıtmak gerek.
Ne güzel söylemiş şair: Gülmeyi çocuklar icat etti, bizler tüketiyoruz.
Güzel, iyi olan her ne varsa hep içimizde tutuyoruz...
Sevgiliye verilen en güzel hediye sadakattir. Hz. Ali
Sevgi dünyadaki yaşamın aktığı nehirdir. Henry Beecher
Tüm iyi şeyler sabırdan sonra gelir. Hz. Mevlana
Gönlü güzel, yüreği temiz, bizleri düşünen, samimi insanlara ihtiyacımız var. Gerçek dostlarımızın varlığı bizi güçlendiriyor.
Kimse cevabı bulamıyor. Herkes kendi cevabını buluyor ve göçüp gidiyor bu dünyadan. O zaman bu hayatı ızdırap ile geçirmenin anlamı ne? Bir kaçış yolu arıyoruzdur belki. Güçsüzlüğümüzün bir yansımasıdır belki bu arayışımız. Kendi cevabını bulanlar da asıl cevabı bulmak istemişlerdi,bu da bir çeşit yanılgı değil mi? Cevabı bulabilecek kadar yeterli olduğumuzu düşündüren ne? Kibir değil mi bizi bunu düşünmeye iten,kendimizi özel hissettiren? Ama hayır, hepimiz bu kibirle hareket ediyor olamayız. Hiçliğimizde cevaplarımızı arıyoruz ve cevapları bulma arzumuzdan da vazgeçmiyoruz. İşte güzel bir soru daha: "Soru neydi? İlk soru neydi?" Sorunun varlığından ne kadar emin olabiliriz ki?
Aramakla geçiyor bir ömür
Amaç bulmak değil belli ki...
Ahh ahh..Işığı bol ...devri daim... menzilli kamil olsun.
Sıkıntılar misafirdir.
Gelir ve gider.
Önemli olan gönderenin hatırına
misafire sabretmektir.
Mevlana
Adı gibi Gülen idi. Her zaman enerjisi ile ışık saçtı bize. Deli idi ama hep yalnızlıktan yakınırdı.
Yalnız da göçtü gitti aramızdan. Hala daha inanmak istemiyorum. Mekanın cennet olsun GÜLEN ablam...
Maral ablamdan olsun bu şiir :-(
KAVUŞMAK ZAMANI
Canım,biliyormusun bugün,
yokluğunun yıl dönümü.
o güne kadar,nedense hiç,
gençtik, düşünmemiştik ölümü,
zira daha okunmamıştı, mutluluk
defterinin uzun bir bölümü,öldüğün andan beri, hasretin bir kabus
olup çöktü üstüme
yıllarca isminin her hecesi,
tesbih oldu dilime.
senden sonra,mutluğun zerresi bile
hiç geçmedi elime.
Yüce Rabbimin seni benden
alması için bana göre erkendi.
zira daha yapacağımız,
neler,neler vardı.
hani söz vermiştin Malabadi köprüsünde,
gurubu seyredecektik,
Tranzon 'a gidip Sümela manastırını
gezecektik.,
Nemrut dağında güneşin doğuşunu,
beraberce izleyecektik.
bazı günler avare gezip,daha sonra,
Eminönün de, ne balığıdır diye
tartıştığımız, balık ekmek yiyecektik.,
kızımızdan sonra,birde oğlumuz
olacaktı,ismini Deniz koyacaktık.neylersin ki bunların hiçbiri olmadı,
olamadı,
felek bunlara fırsat komadı.hesapladımda yokluğunun üstünden,
koskoca bir oniki yıl geçmiş
dün gibi anımsıyorum ölümünü,
işte o gün, silmiştim yaşamdan
ben, mutluluk bölümünü.
artık bana sevgiyle bakan
bir çift mavi göz yoktu,
yoktu fırtınalı,şimşekli ,
soğuk gecelerde sıcacık,sevecen
kollar,
zira sen ahrette,ben burda,
şimdilik ayrılmıştı yollar,
sevenler umutla sevdiğinin,
geleceğini ,gelecekmiş gibi bekler.
benimse umut fidanım kurudu hepten,yıllarca ne yediğimi bilmeden yedim.
yıllarca ne söylediğimi bilmeden,
kimbilir,neler,neler dedim.
ama seni sevdiğimi,herşeyde,
seni aradığımı,buldum sanıpta,
kahrolduğumu bugün anladım,bildim.kanımca Yüce Rabbin seni benden
alması için zamanlaması şaştı,
yada, beni sana göndermesi için,
zamanı yavaştı.
zira yaşamak benim için, daha,
baştan, kaybedilmiş savaştı.
yoruldu bu yorgun savaşçı,
süreci çabuklaştır Tanrım,
dinleme amanı,
bence artık,
geldi kavuşmak zamanı...
GÜLEN
Kayıt Tarihi : 2.3.2020 15:59:00
Yeni yuvası cennet olsun dilerim. Huzur içinde uyusun. Çok üzüldüm.
Yeni yuvası cennet olsun dilerim. Huzur içinde uyusun. Çok üzüldüm.
Allah rahmet eylesin.mekanı ebedi cennet olsun inşallah.
Antolojinin gülen bir yüreğini yitirmişiz, çok üzüldüm.
Allah rahmet eylesin. Nurlar içinde uyusun
Buğday başakları en büyük fırtınada yatar ama yeniden doğrulur. Beton ise yıkılır. Irvin Yalom
Temiz kalbi anlatıyor bana papatya.