**EVET çok doğru dersiniz? Özellikle 2018 de sonra soru sormak SUÇ teşkil eder oldu. Özellikle sosyal medyada sorular hep tek taraflı sorulmaktadır... --Kardeşim, benim adımı bir öğretmen akrabamız koymuş. ÇAKIROĞLU Mahlasımı Edebiyatçı Servet Temur koydu. Günümüzde binlerce çocuk isimlerini Ana-Baba değil akraba-i taallukat koymaktadır. Bundan daha doğal ve daha mantıklı ne olabilir ki? --Bakınız Osmanlı tam 600 yıl bir SOYADI kanun çıkaramamış. Padişah isimleri bile 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7.------diye seyretmektedir? Asıl vahamet budur? Ayrıca bütün Padişahlar nikâhsız yaşamışlardır. Yani alenen pay-i tahtın başında *ZİNA* yapmışlardır. Sorgulanması gereken o kadar olumsuz olaylar var ki???? VESSELAM -----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
**NOT= BİR ÖNCEKİ YAZIMIN DEVAMIDIR** --Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemlerin de, Dine dayalı hiç bir yaptırımı adil ve eşit olarak sağlayamasın. Çünkü, her *DİN* kendine taraftır. Misak-ı Milli sınırları içerisinde yaşayan cümle vatandaşların farklı-farklı DİNİ inançları vardır. Eğer ki Devlet sathın da Dinsel yönetim hakimse, kendinden olmayan DİNİ inançlara asla fırsat tanımaz? --Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, işte tam bu nedenlerden dolayı LAİKLİK ilkesini kanun hükmünde güvence altına almıştır. LAİKLİK İLKESİ, Ülkemizde ki mevcut olan bütün Dinlerin hürriyetini ifa ve icrasını özgür bir şekilde yaşanmasını sağlar. --Ben diğer yorum ve görüşlere saygı duymakla beraber, Demokratik Laik, sosyal ve hukuk Devlet sisteminden yanayım. Bu hür ve kutlu Cumhuriyetimize gönülden bağlıyım... -----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
***** TOPLUMSAL AHLAK ***** --Ait olduğun toplumun bütün değer yargılarına, sosyal ve kültürel yapısına ve her türlü müspet yaşam şekillerine, Anayasal haklarına saygı duyarak uyması gereken kurallar bütünlüğüne Toplumsal ahlak denir. --Bireyler bütün vatandaşlık haklarını kollayıp-korumak zorundadır. Ancak kendi haklarına sahip çıkarken, başkalarının haklarına da saygı duymak zorundadır. Yaşamsal devinim içerisinde sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, şefkat ve merhamet duygularını besleyen ve devinimleştiren kurallar bütünlüğüne Toplumsal AİDİYET denir... . ***** EVRENSEL AHLAK ***** Uluslar arası diplomasinin kurallar bütünlüğüne, her türlü ticari anlaşmalara, Milletler arası her türlü Siyasal ve sosyal haklara riayet edilmesi. İnsan hakları mahkemesinin sosyal ve hukuksal yaptırımlarına saygı duymak. Bütün bu kurallar içerisinde Din-mezhep, ırk, renk, milliyet ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Evrensel etiğin yerine getirilmesine EVRENSEL AHLAK denir... . ***** DİNSEL ve MEZHEPSEL AHLAK ***** Bireyler mensup olduğu Dinin, belirlemiş olduğu gidişatın tamamına kayıtsız ve şartsız. uyulması ve her türlü ibadet ve davranış eylemlerinin bağlı olduğu dini vecibeler doğrul- tusun da icra ve ifa etme eylemlerinin bütününe DİNİ ahlak denir.. ***** MEZHEPSEL AKLAK ***** Bireylerin bağlı olduğu, ve ya peşinden gittiği Mezhebin emrettiği ve eylemleştirdiği bütün yaptırımlara kayıtsız ve şartsız bağlı kalmasına mezhepsel AHLAK denir.... . ***** KAMUSAL ve ULUSAL AHLAK ***** --Cümle bireylerin Yurttaşı Olduğu Devletin, Siyasal, sosyal, hak-hukuk ve adalet gidişatına kayıtsız şartsız uyulmasına riayet etmek. Toplumsal anayasal haklara saygı duymak. Bütün ticaret ve her türlü iletişim eylemlerini ilgili kanun doğrultusunda icra etmek. Bireysel, komünal ve toplumsal kurallara asi olmadan, Din-mezhep, ırk, renk, dil, milliyet ve cinsiyet ayırt etmeden yazılı ve sözlü kuralların bütünüdür. Benim de benimsediğim, ve basiretimin algıladığı ölçüde riayet ettiğim AHLAK şeklidir... --Kamusal ve ulusal ahlaki kavramları Devlet sistemiyle icra ve ifa edilmesini sağlayan Dünya'da tek Lider ve Devlet Adamı Ulu Önder Mustafa Kemal Hazretleridir...Bunu da ilke ve inkılaplarıyla hayata geçirmiştir. KUL ve FERMAN Devlet rejiminden Cumhuriyet ve Demokrasi yönetim sistemine geçmiştir. Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk sistemiyle Fikri hür, irfani hür, vicdani hür, dini ve mezhebi hür bir toplum yaratmıştır.... --Yüce Yaradan Cumhuriyetimize mukayyet olsun. Vatan, Millet ve Bayrak düşmanı her türlü şerefsiz hainlere fırsat vermesin... VESSELAM -------------OZAN ÇAKIROĞLU --------------
İnsan, var olduğu andan itibaren kendini anlatma ihtiyacıyla hareket etmiştir. Bu anlatma eylemi kimi zaman bir iz, kimi zaman bir imge, kimi zaman da bir sözcük olarak ortaya çıkmış; zamanla sanat ve edebiyat adı altında biçimlenmiştir. Edebiyat, sanat ve insan bu nedenle birbirinden bağımsız alanlar değil, aynı kaynaktan beslenen bütüncül bir varoluş biçimidir. İnsan anlatır, sanat biçim verir, edebiyat ise bu anlatıyı anlamla kalıcı kılar.
Tarih boyunca toplumlar kendilerini sanat yoluyla görünür kılmış, bireyler ise edebiyat aracılığıyla iç dünyalarını tanımıştır. Bu yönüyle edebiyat yalnızca estetik bir üretim alanı değil; insanın yaşadığı çağa, topluma ve kendine tuttuğu bir aynadır. Sanat ise bu aynanın duyusal ve görsel boyutunu oluşturur.
21.yüzyılda anlatı biçimleri değişmiş, okuma hızlanmış ve görsellik ön plana çıkmış olsa da insanın kendini anlamlandırma ihtiyacı değişmemiştir. Bu makale, edebiyat, sanat ve insan arasındaki bu sürekliliği zamanın başından bugüne uzanan bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır.
Zamanın Başı: Görsel Anlatı
İnsanın ilk anlatısı görseldir. Mağara resimleri, semboller ve hiyeroglifler; hem sanatın hem de anlatının en erken biçimleri olarak karşımıza çıkar. Bu görseller yalnızca estetik izler değil, aynı zamanda okunabilir anlatılardır. İnsan, henüz yazıyı bulmadan önce bile yaşadığını, gördüğünü ve hissettiğini aktarmanın yollarını aramıştır.
Bu dönemlerde sanat, anlatının kendisidir. Görsel anlatı, insanın kolektif hafızasını oluşturan ilk kayıt alanı olarak edebiyatın da temelini atmıştır.
Zaman İçinde Evrilen Anlatı
Zaman ilerledikçe anlatım biçimleri değişmiş; söz, ritim, mit ve destanlar ortaya çıkmıştır. Anlatı, yalnızca iz bırakma amacı taşımaktan çıkarak anlam üretmeye yönelmiştir. İnsan, bireysel deneyimini toplumsal hafızayla birleştirmiş; edebiyat bu birlikteliğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.
Biçimler evrilmiş, anlatım yolları çeşitlenmiş; ancak anlatma ihtiyacı sürekliliğini korumuştur. Değişen şey araçlar olmuş, kaynak ise aynı kalmıştır.
Yazıyla Gelen Dönüşüm
Yazının bulunmasıyla birlikte anlatı kalıcı hâle gelmiş, insan düşüncesi zamanın dışına taşınmıştır. Edebiyat bu noktada yalnızca bireysel bir ifade alanı olmaktan çıkmış; kültürün, tarihin ve toplumsal belleğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.
Sanat, anlatının duyusal boyutunu üstlenirken; edebiyat insan deneyimini sözcüklerle derinleştirmiştir. Böylece insan, kendini yalnızca yaşadığı an için değil, gelecek kuşaklar için de anlatabilir duruma gelmiştir.
21. Yüzyıla Geliş
21. Yüzyıl hızın, yoğunluğun ve görselliğin çağıdır. Metinler kısalmış, anlatılar yoğunlaşmış; okuma alışkanlıkları değişmiştir. Ancak bu değişim, edebiyatın özünü ortadan kaldırmamıştır.
Günümüz edebiyatı geçmişin bir kopyası ya da taklidi olmak zorunda değildir. Edebiyat, geçmişten beslenir; fakat onu tekrar etmez. Taklit biçimi çoğaltır, kopya yüzeyi üretir. Oysa edebiyat, insanı merkeze alarak çağla birlikte büyür ve dönüşür.
Sosyolojik ve Sosyo-Kültürel Boyut
Sanat ve edebiyat, bireysel duygu ile kolektif yaşam arasında güçlü bir bağ kurar. Toplumlar kendilerini sanatla ifade ederken, bireyler edebiyatla kendilerini tanır. Bu iki alan, sosyolojik ve kültürel açıdan birbirini tamamlayan yapılardır.
Bir elin parmakları gibi; ayrı ayrı var olsalar da birlikte anlam kazanırlar. İnsan, bu bütünlüğün merkezinde yer alır.
Son Söz
Gelecek yüzyıllar bugünü, geride kalan anlatılar üzerinden okuyacaktır. Resimde, sözcükte, biçimde ve seste insanın kendini nasıl anlattığını arayacaktır. Biçimler değişecek, araçlar çoğalacak; ancak insanın kendini anlatma ihtiyacı varlığını sürdürecektir.
Kopyalanan ve taklit edilen anlatılar zamanla silinir. İnsanı merkeze alan anlatılar ise kalır.
Çünkü edebiyat tekrar değildir, sanat süs değildir, insan da bir araç değildir.
Edebiyat ve sanat, insanın kendini her çağda yeniden anlatma biçimidir.
İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak bulunmaktadır. Haya da imanın bir parçasıdır." hadis Peki imanin bu, yetmis kusur subesi neler olabilir Bence hadiste gecen 70 kusur tam bir rakamdan ziyade cokluguna vurgudur. Cunku artirilabilinir
Imami beyhakiye gore imanin 77 subesi,
KALP ILE ILGILI Allaha, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, Ahirete, Kadere, IMAN
Allahi sevmek Allah icin sevmek/buguz etmek
Ihlasli olmak Tevbe/istigfar Sabretmek Sukur etmek Tevekkul etmek Gokleri ve yerleri Okuma, /tefekkur
Allahtan korkmak Allahtan umit etmek Allahtan umit kesmemek
Kaderine razi olmak/Allahtan, resulden,kurandan razi olmak Mutevazi olmak Kibirli olmamak Haset etmemek Kin tutmamak Merhamet etmek Hayali edepli olmak Iyi niyetli olmak Kalbi temiz olmak Dunya sevgisine kapilmamak Ölumu hatirlamak
DIL ILE ILGILI SUBELER kuran okumak Ilim ogrenmek ve ogretmek Zikir Dua Selam vernek/selam almak Iyiligi yayip kotulugu engellemek
VUCUT ILE ILGILI SUBELER namaz Oruc Hac Zekat Cihad Anne-babaya iyilik Akrabaya iyilik Komsuya iyilik Yetime sahip cikmak Fakire yardim etmek Misfire ikram Emanate riayet Dogruluk/durustluk Adaletli olmak Sozunun eri olmak Haksizlik yapmamak Icki icmemek Kumar oynamamak Zina yapmamak Hirsizlik yapmamak Giybet etmemek Yalan soylememek Gozunu haramdan sakinmak Kul hakkindan sakinmak Temizlik Abdest Gusul Tesettur/ avrat yerini ortmek Hayvanlara iyi davranmak Haksiz yere cana kiymamak/ insanlara zarar vermemek Yoldan eziyeti kaldirmak/ tabiata zarar vermemek
DAHASI: israf etmemek helal rizik icin calismak Zamani bosa harcamamak Iki gunu bir gecirmemek, yani kendini gelistirmek Agac dikmek Cocugunu sevmek Cocugu hayirli yetistirmeye calismak Resulullahi (as.) anne babadan evladindan cok sevmek Kufre dusmekten korkmak Her zaman Hidayet istemek Selavat getirmek Itikafa girmek Allahin uzerindeki nimetlerini anmak Faiz yememek Luzumsuz harcama yapmamak Kurana, kabeye, kutsal seylere saygi Adil ve dindar idareciye itaat Muminleri sevmek, selami yaymak Sadaka vermek, comert olmak Ensar ve muhaciri sevmek Tebessum etmek ...
*** BU NASIL BİR ÇELİŞKİDİR *** Diyanet başkanlığı demişler ki, her türlü musibet, melanet, afat-tufan, deprem ve zelzele fıtratı kaderdir. Ülkemize *ZAM-ZAM* yağmurunu yağdıran, enflasyonu azdıran, garip-gurebayı, fakir fukarayı ezdiren ve bütün yoksullukları Yüce Yaradan Kullarını imtihan etmek için yapıyor demişler? 1--Bizim memleketimiz Şimal-i Şark'ta hiç deprem olmuyor. Demek ki Deprem orada yaşayanların kaderine işlenmemiş? 2--Madem ki, her türlü musibet ve melanetler fıtrat-ı kaderdir? O zaman hiç önlem almaya gerek yok. Heyelan, Erozyona ve her türlü sel baskınlarına karşı hiç önlem almaya gerek yok? 3--Ülkemiz de bu kadar ağaçlandırma ve barajlar beyhude yapılıyor? 4--O zaman her türlü anarşi ve terör olayları da fıtrat-ı kader dir? Yüce Yaradan bu hakkı-hakikatı bilmez yalancı, hilafçı ve martavalcı Mollalara sratel müstakimler ihsan eylesin......... --------------OZAN ÇAKIROĞLU------------
koca bir şiir o günden geceye düşen düş mü hayal mi yoksa delice sevda mı ruhun ateşe düştüğü anda mağmalaşan hisler döngüdeki duygular arzu fırtınası okyanuslarda
koca bir şiirdi şarkılara güfte ozan dilinde kayan yıldız çağdan çağa içte sessiz çığlık dışta kanatlanmış muştu
koca bir şiirdi okuyan sen yumuşayan taş yürek bilinmezliği yaşatan özne aşk merdiveni bir çiçek saksıda hangi dalı seçersen seç her basamak kutsiyet eriştirir sevinin sevdasına
o bir şiirdi kişiye özel algı yaratır benlikte sonsuzluğa açılan gez göz arpacıkta vurulan yürek.. hadi ey can şiirinin şairi seni sunakta bekler e f e s //35...02012026
2026’nın hepimize sağlık, huzur ve başarı getirmesini dilerim. Yarım kalan işler tamam olsun, niyet edilen her şey hayırla sonuç bulsun. Evi, eşyayı, arabayı gönlünden geçiren alsın; hasret çeken kavuşsun. Dilerim bu 365 gün, herkesin muradına vesile olsun.
***** RUBAİYAT ***** Gün gelir devran döner, hazan düşer bedene Kusur kendinde ara, bağlama bir nedene Ne sağına minnet et, ne de solundan yürü Biraz hürmetin olsun, Halka hizmet edene... ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sebepsizce yürüdüm o gecede Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile Yaslandım o buz gibi duvarlara Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi Ama okşuyorduda azrail saçlarımi Senmiydin gelen yoksa Sessizce gelen yanıma Yoksa gölgenmiydi beni takip eden Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde Kana kana içiyorum sensizliği Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik... Vedalar acı gercekler can yakıyor Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan Söküp neden almadın ki Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi Cambazca oynadın sevdayı belkide Ya ruhun odamı cambazdı Bile bile attın beni en dibe Çıkamayacaksın diye diye Dediğin gibide oldu Bıraktığın yerdeyim O buz gibi duvara yaslı çocuk O yola bakıp hayaller kuran Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu .....
Sn. Pehlevan bey, “HER MEFHUM KENDİ LİSANIYLA KENDİ ÖZÜNÜ İFADE EDER* demişsiniz. Her halde MEFHUM kelimesini devinim sağlayan bir canlı ve ya bir nesne olarak aldınız? Eğer ki, anladığım şekildeyse, Ehh benimde şahsıma münhasır bir tarzım vardır.” Konteks: Mefhum kelimesi terminolojide nasılsa öyle aldım yani kavramlaşabilen ne varsa babında ele aldım, çünkü sadece canlı varlıklar kendi özünü ifade etmez, cansız varlıklarda birtakım şeyler ifade eder. Devinim kelimesini sıkça kullandığınızı varsayarsak bazı şeyler sadece heterojen etkide bulunmaz homojen etkidede bulunabilir. Tarzınıza gelince değişime dönüşüme açık olmanızı tavsiye ederim, nitekim yeni nesilinde yeni generasyonunda eski nesile eski generasyona göre daha fazla imkanlara sahip olduğu gibi olanakları kullanma açısından bir çok hususta daha kabiliyetli ve şanslı olduğu malumumuz. Bu bağlamda yeni nesilin yeni genarasyonun yozlaşması yanlış bir tesbit olur. İnanın youtube ve antoloji hariç hiçbir sosyal medya aracı kullanmıyorum ve böyle fazlasıyla çok rahatım…
“--Muammer bey, düz ve yorumsal yazılarınızı takip ediyorum. Antoloji'nin bize vermiş olduğu imkânları değerlendiriyorum. Ben sizi, bir kılı bile kırka ayırıp inceleyen birisi olarak tanıdığımı sanıyordum. Yani her hangi bir mevzuyu araştırmadan, irdelemeden yorum yapmaz ve hüküm vermez diye biliyordum. Oysa bir önce ki yazınızda gayet aleni ve oldukça ön yargılı bir davranış eyleminde bulunmuşsunuz?” Konteks: Kendimi tanıtmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum, çünkü terminolojinin dışına çıkmadan birşeyler paylaşmaya gayret ediyorum bu sebepten dolayı bir kılı kırka ayırıp inceleyen izlenimi vermiş olabilirim kesinlikle aslında teferruata takıntılı bir birey olmadığımı belirtirim. Sadece herhangibi sosyal medya aracı kullanmadığımdan buralara bazen takılıyorum. Önyargılı davrandığımıda düşünmüyorum eğer önyargılı bir davranışım olsaydı size alelen böyle cevap vermezdim. Şunuda bilmekte fayda var bazen önyargılı davranmak pisikolojik savunma mekanizma gereği faydalı olabilir!…
“--Bakınız Orman Bakanlığının 2007 den sonra üretim etalarını %500 oranın da artırmasına, Baltalıkların köylüden alınmasına, Enerji ormanların kıyımına, Plantasyon eylem planlarının artırılmasına, Maktaların müteahhit sistemiyle çalıştırılmasına tepki gösterip ve ilgili makama görüş bildiren 60 kişiden biriyim...“ Konteks: Böyle bir eylemde bulunmanız ne güzel, kesinlikle emekli olmakla eski görevin sona erdiğine inananlardan değilim, manevi anlamda emekli olanlarında toplumda etkin yer bulmaları için bazı hususlarda tecrübelerine dayanarak kamuya yönelik görüşlerinin alınması tarafındanım…
İnsanlara iyi dilekler besleyin, İyi,iyi,hep iyi, Yolda iyi, Sağda, solda iyi, İyilikler bitmez ki, İyilik kahretmez ki, Bir iyilik, on iyilik, On iyilik,yüz iyilik, Yüz iyilik, Bin iyilik, Hep iyilik.
Güzellik ve Devleti ve Şiir ve Dua sayfa 354 Kenan Aydın
*** MUAMMER ORAK *** --Mevzuya Zat-i alinizin bir sözüyle girelim... Ne demişsiniz? *HER MEFHUM KENDİ LİSANIYLA KENDİ ÖZÜNÜ İFADE EDER* demişsiniz. Her halde MEFHUM kelimesini devinim sağlayan bir canlı ve ya bir nesne olarak aldınız? Eğer ki, anladığım şekildeyse, Ehh benimde şahsıma münhasır bir tarzım vardır. Herkesin olduğu gibi... --Muammer bey, düz ve yorumsal yazılarınızı takip ediyorum. Antoloji'nin bize vermiş olduğu imkânları değerlendiriyorum. Ben sizi, bir kılı bile kırka ayırıp inceleyen birisi olarak tanıdığımı sanıyordum. Yani her hangi bir mevzuyu araştırmadan, irdelemeden yorum yapmaz ve hüküm vermez diye biliyordum. Oysa bir önce ki yazınızda gayet aleni ve oldukça ön yargılı bir davranış eyleminde bulunmuşsunuz? --Bakınız Orman Bakanlığının 2007 den sonra üretim etalarını %500 oranın da artırmasına, Baltalıkların köylüden alınmasına, Enerji ormanların kıyımına, Plantasyon eylem planlarının artırılmasına, Maktaların müteahhit sistemiyle çalıştırılmasına tepki gösterip ve ilgili makama görüş bildiren 60 kişiden biriyim... --Ayrıca, Memleket meselelerine benim kadar duyarlı ve alenen tepki gösteren Antoloji sayfalarında Şiir yazan kişi sayısı 40 ı geçmez. Eğer ki zamanınız olursa benim sayfamı ziyaret etmenizi gönülden arzu ederim... Eleştirel, tepkisel ve öğütsel şiirlerimden bir-kaçının başlıklarını yazıyorum. 1--Eli Baltalıya Kızar Ağaçlar 2--Demokrasi Araf ta kaldı. 3--Köy perişan-köylü perişan. 4--Rantiye atına binmiş gidiyor. 5--Bozuldu milletin dirlik düzeni. 6--Şaşı belli değil-kör belli değil. 7--Bu devranın haline bakın. 8--Dünya'nın çarkı bozuldu. 9--Adalet pınarı akmıyor usta. 10-Sovyetler dağıldı Sol değişti. Muammer bey eğer ki bu şiirlerimi okursanız, beni daha yakinen tanımış olursunuz? Ben size hayırlı, meşru, fıtri, makul ve baki muhabbetler dilerim... ----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
Soru: - Kuraklığa karşın en etkin mücadelelerden birisi nedir?
Cevap: - Kuraklığa karşın en etkin methotlardan birisi, üniversitelerde botanik alanında iklim ve arazi şartlarına dahil ağaç türlerinin geliştirilmesi. Üniversitelerin botanik dalı ve bu alana vakıf olan kuruluşların himayesinde etkin şekilde planlı ağaçlandırma çalışmalarının sürdürülmesi…
Misal: Gözlemlememde, İç Anadolu bölgesinde, iklim şartlarına ve arazi şartlarına en uygun ve hızlı büyümeye el verişli ağaç türü iğde ağacıdır…
”**Sesini gereğinden fazla yükselten donjuan kılıklı zırtapozlar, vicdanlarının sesini asla duyamazlar... ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------”
- Bunu sizmi söyluyorsunuz? - Sesinizi yükseltmektense… - Madem, onca yıl orman bakanlığında görev yaptığınızı belirtmişiniz, onca orman yangını varken konuyla alakalı bir çift laf söylediğinizi görmedik! Konuyla alakalı alanınızla ilgili iki çift laf söyleseydinizde görevinizin adamı olduğunuzu anlasaydık(!)
**EVET çok doğru dersiniz? Özellikle 2018 de sonra soru sormak SUÇ teşkil
eder oldu. Özellikle sosyal medyada sorular hep tek taraflı sorulmaktadır...
--Kardeşim, benim adımı bir öğretmen akrabamız koymuş. ÇAKIROĞLU
Mahlasımı Edebiyatçı Servet Temur koydu. Günümüzde binlerce çocuk
isimlerini Ana-Baba değil akraba-i taallukat koymaktadır. Bundan daha doğal
ve daha mantıklı ne olabilir ki?
--Bakınız Osmanlı tam 600 yıl bir SOYADI kanun çıkaramamış. Padişah
isimleri bile 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7.------diye seyretmektedir? Asıl vahamet budur?
Ayrıca bütün Padişahlar nikâhsız yaşamışlardır. Yani alenen pay-i tahtın
başında *ZİNA* yapmışlardır. Sorgulanması gereken o kadar olumsuz
olaylar var ki???? VESSELAM
-----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
"bilmek b ü t ü n k ö t ü l ü k l e r i n anasıdır"
"neçayınız neçorbanız var.... n i y e böyleoldunuz k ü r s ü m i l l e t i n i n insanları"
**NOT= BİR ÖNCEKİ YAZIMIN DEVAMIDIR**
--Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemlerin de, Dine dayalı hiç bir yaptırımı
adil ve eşit olarak sağlayamasın. Çünkü, her *DİN* kendine taraftır. Misak-ı Milli sınırları
içerisinde yaşayan cümle vatandaşların farklı-farklı DİNİ inançları vardır. Eğer ki Devlet
sathın da Dinsel yönetim hakimse, kendinden olmayan DİNİ inançlara asla fırsat tanımaz?
--Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri, işte tam bu nedenlerden dolayı LAİKLİK ilkesini
kanun hükmünde güvence altına almıştır. LAİKLİK İLKESİ, Ülkemizde ki mevcut olan bütün
Dinlerin hürriyetini ifa ve icrasını özgür bir şekilde yaşanmasını sağlar.
--Ben diğer yorum ve görüşlere saygı duymakla beraber, Demokratik Laik, sosyal ve hukuk
Devlet sisteminden yanayım. Bu hür ve kutlu Cumhuriyetimize gönülden bağlıyım...
-----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
***** TOPLUMSAL AHLAK *****
--Ait olduğun toplumun bütün değer yargılarına, sosyal ve kültürel yapısına ve her türlü
müspet yaşam şekillerine, Anayasal haklarına saygı duyarak uyması gereken kurallar
bütünlüğüne Toplumsal ahlak denir.
--Bireyler bütün vatandaşlık haklarını kollayıp-korumak zorundadır. Ancak kendi haklarına
sahip çıkarken, başkalarının haklarına da saygı duymak zorundadır. Yaşamsal devinim
içerisinde sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, şefkat ve merhamet duygularını besleyen ve
devinimleştiren kurallar bütünlüğüne Toplumsal AİDİYET denir...
.
***** EVRENSEL AHLAK *****
Uluslar arası diplomasinin kurallar bütünlüğüne, her türlü ticari anlaşmalara, Milletler arası her
türlü Siyasal ve sosyal haklara riayet edilmesi. İnsan hakları mahkemesinin sosyal ve hukuksal
yaptırımlarına saygı duymak. Bütün bu kurallar içerisinde Din-mezhep, ırk, renk, milliyet ve
cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Evrensel etiğin yerine getirilmesine EVRENSEL AHLAK denir...
.
***** DİNSEL ve MEZHEPSEL AHLAK *****
Bireyler mensup olduğu Dinin, belirlemiş olduğu gidişatın tamamına kayıtsız ve şartsız.
uyulması ve her türlü ibadet ve davranış eylemlerinin bağlı olduğu dini vecibeler doğrul-
tusun da icra ve ifa etme eylemlerinin bütününe DİNİ ahlak denir..
***** MEZHEPSEL AKLAK *****
Bireylerin bağlı olduğu, ve ya peşinden gittiği Mezhebin emrettiği ve eylemleştirdiği
bütün yaptırımlara kayıtsız ve şartsız bağlı kalmasına mezhepsel AHLAK denir....
.
***** KAMUSAL ve ULUSAL AHLAK *****
--Cümle bireylerin Yurttaşı Olduğu Devletin, Siyasal, sosyal, hak-hukuk ve adalet gidişatına
kayıtsız şartsız uyulmasına riayet etmek. Toplumsal anayasal haklara saygı duymak. Bütün
ticaret ve her türlü iletişim eylemlerini ilgili kanun doğrultusunda icra etmek. Bireysel, komünal
ve toplumsal kurallara asi olmadan, Din-mezhep, ırk, renk, dil, milliyet ve cinsiyet ayırt etmeden
yazılı ve sözlü kuralların bütünüdür. Benim de benimsediğim, ve basiretimin algıladığı ölçüde
riayet ettiğim AHLAK şeklidir...
--Kamusal ve ulusal ahlaki kavramları Devlet sistemiyle icra ve ifa edilmesini sağlayan Dünya'da
tek Lider ve Devlet Adamı Ulu Önder Mustafa Kemal Hazretleridir...Bunu da ilke ve inkılaplarıyla
hayata geçirmiştir. KUL ve FERMAN Devlet rejiminden Cumhuriyet ve Demokrasi yönetim sistemine
geçmiştir. Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk sistemiyle Fikri hür, irfani hür, vicdani hür, dini ve
mezhebi hür bir toplum yaratmıştır....
--Yüce Yaradan Cumhuriyetimize mukayyet olsun. Vatan, Millet ve Bayrak düşmanı her türlü
şerefsiz hainlere fırsat vermesin... VESSELAM
-------------OZAN ÇAKIROĞLU --------------
EDEBİYAT – SANAT – İNSAN
Giriş
İnsan, var olduğu andan itibaren kendini anlatma ihtiyacıyla hareket etmiştir. Bu anlatma eylemi kimi zaman bir iz, kimi zaman bir imge, kimi zaman da bir sözcük olarak ortaya çıkmış; zamanla sanat ve edebiyat adı altında biçimlenmiştir. Edebiyat, sanat ve insan bu nedenle birbirinden bağımsız alanlar değil, aynı kaynaktan beslenen bütüncül bir varoluş biçimidir. İnsan anlatır, sanat biçim verir, edebiyat ise bu anlatıyı anlamla kalıcı kılar.
Tarih boyunca toplumlar kendilerini sanat yoluyla görünür kılmış, bireyler ise edebiyat aracılığıyla iç dünyalarını tanımıştır. Bu yönüyle edebiyat yalnızca estetik bir üretim alanı değil; insanın yaşadığı çağa, topluma ve kendine tuttuğu bir aynadır. Sanat ise bu aynanın duyusal ve görsel boyutunu oluşturur.
21.yüzyılda anlatı biçimleri değişmiş, okuma hızlanmış ve görsellik ön plana çıkmış olsa da insanın kendini anlamlandırma ihtiyacı değişmemiştir. Bu makale, edebiyat, sanat ve insan arasındaki bu sürekliliği zamanın başından bugüne uzanan bir perspektifle ele almayı amaçlamaktadır.
Zamanın Başı: Görsel Anlatı
İnsanın ilk anlatısı görseldir. Mağara resimleri, semboller ve hiyeroglifler; hem sanatın hem de anlatının en erken biçimleri olarak karşımıza çıkar. Bu görseller yalnızca estetik izler değil, aynı zamanda okunabilir anlatılardır. İnsan, henüz yazıyı bulmadan önce bile yaşadığını, gördüğünü ve hissettiğini aktarmanın yollarını aramıştır.
Bu dönemlerde sanat, anlatının kendisidir. Görsel anlatı, insanın kolektif hafızasını oluşturan ilk kayıt alanı olarak edebiyatın da temelini atmıştır.
Zaman İçinde Evrilen Anlatı
Zaman ilerledikçe anlatım biçimleri değişmiş; söz, ritim, mit ve destanlar ortaya çıkmıştır. Anlatı, yalnızca iz bırakma amacı taşımaktan çıkarak anlam üretmeye yönelmiştir. İnsan, bireysel deneyimini toplumsal hafızayla birleştirmiş; edebiyat bu birlikteliğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.
Biçimler evrilmiş, anlatım yolları çeşitlenmiş; ancak anlatma ihtiyacı sürekliliğini korumuştur. Değişen şey araçlar olmuş, kaynak ise aynı kalmıştır.
Yazıyla Gelen Dönüşüm
Yazının bulunmasıyla birlikte anlatı kalıcı hâle gelmiş, insan düşüncesi zamanın dışına taşınmıştır. Edebiyat bu noktada yalnızca bireysel bir ifade alanı olmaktan çıkmış; kültürün, tarihin ve toplumsal belleğin taşıyıcısı hâline gelmiştir.
Sanat, anlatının duyusal boyutunu üstlenirken; edebiyat insan deneyimini sözcüklerle derinleştirmiştir. Böylece insan, kendini yalnızca yaşadığı an için değil, gelecek kuşaklar için de anlatabilir duruma gelmiştir.
21. Yüzyıla Geliş
21. Yüzyıl hızın, yoğunluğun ve görselliğin çağıdır. Metinler kısalmış, anlatılar yoğunlaşmış; okuma alışkanlıkları değişmiştir. Ancak bu değişim, edebiyatın özünü ortadan kaldırmamıştır.
Günümüz edebiyatı geçmişin bir kopyası ya da taklidi olmak zorunda değildir. Edebiyat, geçmişten beslenir; fakat onu tekrar etmez. Taklit biçimi çoğaltır, kopya yüzeyi üretir. Oysa edebiyat, insanı merkeze alarak çağla birlikte büyür ve dönüşür.
Sosyolojik ve Sosyo-Kültürel Boyut
Sanat ve edebiyat, bireysel duygu ile kolektif yaşam arasında güçlü bir bağ kurar. Toplumlar kendilerini sanatla ifade ederken, bireyler edebiyatla kendilerini tanır. Bu iki alan, sosyolojik ve kültürel açıdan birbirini tamamlayan yapılardır.
Bir elin parmakları gibi; ayrı ayrı var olsalar da birlikte anlam kazanırlar. İnsan, bu bütünlüğün merkezinde yer alır.
Son Söz
Gelecek yüzyıllar bugünü, geride kalan anlatılar üzerinden okuyacaktır. Resimde, sözcükte, biçimde ve seste insanın kendini nasıl anlattığını arayacaktır. Biçimler değişecek, araçlar çoğalacak; ancak insanın kendini anlatma ihtiyacı varlığını sürdürecektir.
Kopyalanan ve taklit edilen anlatılar zamanla silinir.
İnsanı merkeze alan anlatılar ise kalır.
Çünkü edebiyat tekrar değildir,
sanat süs değildir,
insan da bir araç değildir.
Edebiyat ve sanat, insanın kendini her çağda yeniden anlatma biçimidir.
07.01.2026
Hamiye GÜL
İman yetmiş küsur bölümdür; en üstte 'Allah'tan başka ilâh yoktur' sözünü kabul etmek ve en altta insanlara sıkıntı veren bir nesneyi yoldan çekmek/kaldırmak bulunmaktadır. Haya da imanın bir parçasıdır." hadis
Peki imanin bu, yetmis kusur subesi neler olabilir
Bence hadiste gecen 70 kusur tam bir rakamdan ziyade cokluguna vurgudur. Cunku artirilabilinir
Imami beyhakiye gore imanin 77 subesi,
KALP ILE ILGILI
Allaha,
Meleklere,
Kitaplara,
Peygamberlere,
Ahirete,
Kadere, IMAN
Allahi sevmek
Allah icin sevmek/buguz etmek
Ihlasli olmak
Tevbe/istigfar
Sabretmek
Sukur etmek
Tevekkul etmek
Gokleri ve yerleri Okuma, /tefekkur
Allahtan korkmak
Allahtan umit etmek
Allahtan umit kesmemek
Kaderine razi olmak/Allahtan, resulden,kurandan razi olmak
Mutevazi olmak
Kibirli olmamak
Haset etmemek
Kin tutmamak
Merhamet etmek
Hayali edepli olmak
Iyi niyetli olmak
Kalbi temiz olmak
Dunya sevgisine kapilmamak
Ölumu hatirlamak
DIL ILE ILGILI SUBELER
kuran okumak
Ilim ogrenmek ve ogretmek
Zikir
Dua
Selam vernek/selam almak
Iyiligi yayip kotulugu engellemek
VUCUT ILE ILGILI SUBELER
namaz
Oruc
Hac
Zekat
Cihad
Anne-babaya iyilik
Akrabaya iyilik
Komsuya iyilik
Yetime sahip cikmak
Fakire yardim etmek
Misfire ikram
Emanate riayet
Dogruluk/durustluk
Adaletli olmak
Sozunun eri olmak
Haksizlik yapmamak
Icki icmemek
Kumar oynamamak
Zina yapmamak
Hirsizlik yapmamak
Giybet etmemek
Yalan soylememek
Gozunu haramdan sakinmak
Kul hakkindan sakinmak
Temizlik
Abdest
Gusul
Tesettur/ avrat yerini ortmek
Hayvanlara iyi davranmak
Haksiz yere cana kiymamak/ insanlara zarar vermemek
Yoldan eziyeti kaldirmak/ tabiata zarar vermemek
DAHASI:
israf etmemek
helal rizik icin calismak
Zamani bosa harcamamak
Iki gunu bir gecirmemek, yani kendini gelistirmek
Agac dikmek
Cocugunu sevmek
Cocugu hayirli yetistirmeye calismak
Resulullahi (as.) anne babadan evladindan cok sevmek
Kufre dusmekten korkmak
Her zaman Hidayet istemek
Selavat getirmek
Itikafa girmek
Allahin uzerindeki nimetlerini anmak
Faiz yememek
Luzumsuz harcama yapmamak
Kurana, kabeye, kutsal seylere saygi
Adil ve dindar idareciye itaat
Muminleri sevmek, selami yaymak
Sadaka vermek, comert olmak
Ensar ve muhaciri sevmek
Tebessum etmek
...
*** BU NASIL BİR ÇELİŞKİDİR ***
Diyanet başkanlığı demişler ki, her türlü musibet, melanet, afat-tufan, deprem
ve zelzele fıtratı kaderdir. Ülkemize *ZAM-ZAM* yağmurunu yağdıran, enflasyonu
azdıran, garip-gurebayı, fakir fukarayı ezdiren ve bütün yoksullukları Yüce Yaradan
Kullarını imtihan etmek için yapıyor demişler?
1--Bizim memleketimiz Şimal-i Şark'ta hiç deprem olmuyor. Demek ki Deprem orada
yaşayanların kaderine işlenmemiş?
2--Madem ki, her türlü musibet ve melanetler fıtrat-ı kaderdir? O zaman hiç önlem
almaya gerek yok. Heyelan, Erozyona ve her türlü sel baskınlarına karşı hiç önlem
almaya gerek yok?
3--Ülkemiz de bu kadar ağaçlandırma ve barajlar beyhude yapılıyor?
4--O zaman her türlü anarşi ve terör olayları da fıtrat-ı kader dir?
Yüce Yaradan bu hakkı-hakikatı bilmez yalancı, hilafçı ve martavalcı Mollalara
sratel müstakimler ihsan eylesin.........
--------------OZAN ÇAKIROĞLU------------
koca bir şiir o
günden geceye düşen
düş mü hayal mi yoksa delice sevda mı
ruhun ateşe düştüğü anda
mağmalaşan hisler
döngüdeki duygular
arzu fırtınası okyanuslarda
koca bir şiirdi
şarkılara güfte
ozan dilinde kayan yıldız
çağdan çağa
içte sessiz çığlık
dışta kanatlanmış muştu
koca bir şiirdi
okuyan sen yumuşayan taş yürek
bilinmezliği yaşatan özne
aşk merdiveni bir çiçek saksıda
hangi dalı seçersen seç
her basamak kutsiyet
eriştirir sevinin sevdasına
o bir şiirdi
kişiye özel algı yaratır benlikte
sonsuzluğa açılan gez göz arpacıkta
vurulan yürek..
hadi ey can şiirinin şairi
seni sunakta bekler
e f e s //35...02012026
Hz. Ali ve İlim
Selâm olsun size canlar,
Ali demeyen ilim bilmez,
İlme aşık olan anlar,
Ali demeyen ilim bilmez.
O'dur ilmin hem kapısı,
Muhammet'te ilmin hepisi,
Ehli beytin efendisi,
Ali demeyen ilim bilmez.
Oku! Fişte Ali vardır,
Ali candır, Ali yardır,
Her işte hikmet vardır,
Ali demeyen ilim bilmez.
Âşık der ki kapıya gidek,
Ali'ye serimiz verek,
Ali'siz ilim ne gerek,
Ali demeyen ilim bilmez.
Güzellik ve Devleti ve Şiir ve Dua sayfa 576 Kenan AYDIN
İlme aşık olan anlar,
Ali demeyen ilim bilmez....
İNŞALLAH...MİLLETÇE HUZUR ve REFAHA KAVUŞURUZ.
2026’nın hepimize sağlık, huzur ve başarı getirmesini dilerim. Yarım kalan işler tamam olsun, niyet edilen her şey hayırla sonuç bulsun. Evi, eşyayı, arabayı gönlünden geçiren alsın; hasret çeken kavuşsun. Dilerim bu 365 gün, herkesin muradına vesile olsun.
İyi seneler
***** RUBAİYAT *****
Gün gelir devran döner, hazan düşer bedene
Kusur kendinde ara, bağlama bir nedene
Ne sağına minnet et, ne de solundan yürü
Biraz hürmetin olsun, Halka hizmet edene...
----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Sebepsizce yürüdüm o gecede
Gelmeyeceğini göremeyeceğimi bile bile
Yaslandım o buz gibi duvarlara
Hüngür hüngür ağlayacağımı duya duya
Titredi ruhum adete çıkacağım der gibi
Ama okşuyorduda azrail saçlarımi
Senmiydin gelen yoksa
Sessizce gelen yanıma
Yoksa gölgenmiydi beni takip eden
Duramayacağımı bile bile yürüdum o gecede
Islık sesi var uzaklarda adını ıslıyor dudaklarım
Ne ağıt var kalbimde ne acı gözümde
Kana kana içiyorum sensizliği
Kanatacağını göre göre adımlarımı sıklaştırıyorum
Gelmedim hayır gelemedim o kapının sana açılmayacağını biliyorum
Sana çıkmayacak yolu bile bile yürüyorum
Gelmedim gelemedim belkide yüruyemedik...
Vedalar acı gercekler can yakıyor
Ya gözlerin ,silinemeyesice ruhumdan
Söküp neden almadın ki
Belkide bilerek yaptın kaderin değil senin cilvendi
Cambazca oynadın sevdayı belkide
Ya ruhun odamı cambazdı
Bile bile attın beni en dibe
Çıkamayacaksın diye diye
Dediğin gibide oldu
Bıraktığın yerdeyim
O buz gibi duvara yaslı çocuk
O yola bakıp hayaller kuran
Belki diyerek iç çekerken son sigarasını yakan
Sessizce kabullenişlerini bile sineye çeken
Ama yine de goz göre göre eriyen o sokak çocuğu
.....
Z KUŞAĞI NE YANA KOŞUYOR
Ülkemin fıtratı, yazılmış kara
Karanlık içinde, eğlenmez yara
Toplumu düşürdü ah ile zara
Tabiat kükredi taşıyor usta.
Çakallar bürünmüş derviş postuna
Tuzaklar kuruyor, ata dostuna
Çekmiş kılıcını, millet kastına
Cehalet çağladı, coşuyor usta.
Yobazlar paraya, pula kandılar
Üzüm şarabını, bade sandılar
Kanayan yaraya, tuzu bandılar
Haşhaşi haddini, aşıyor usta.
Papazı, fetbazı doğru söylemez
Gözleri perdeli, hakkı göremez
Hak, hukuk adalet, çare eğlemez
Vatandaş devlete küsüyor usta.
İşsizlik çoğaldı, geçim Kalmadı
Halkın feryadını, duyan olmadı
Riyaset hünkârı, çare bulmadı
Kürsüden çok fena esiyor usta.
Masayı kurdular körler, şaşılar
Sayınca tamamı, altı kişiler
Kavgaya tutuştu, erkek dişiler
Siyaset yolundan şaşıyor usta.
Çakıroğlu yazdı, eğledi fasıl
Siyaset yapmıyor, şimdiki nesil
Z.. kuşağı sargın, bilmiyor usul
Neslimiz ne yana koşuyor usta.
VEZİR PEHLEVAN
Sn. Pehlevan bey,
“HER MEFHUM KENDİ LİSANIYLA KENDİ ÖZÜNÜ İFADE EDER* demişsiniz. Her halde MEFHUM kelimesini devinim sağlayan bir canlı ve ya bir nesne olarak
aldınız? Eğer ki, anladığım şekildeyse, Ehh benimde şahsıma münhasır bir tarzım
vardır.”
Konteks: Mefhum kelimesi terminolojide nasılsa öyle aldım yani kavramlaşabilen ne varsa babında ele aldım, çünkü sadece canlı varlıklar kendi özünü ifade etmez, cansız varlıklarda birtakım şeyler ifade eder. Devinim kelimesini sıkça kullandığınızı varsayarsak bazı şeyler sadece heterojen etkide bulunmaz homojen etkidede bulunabilir. Tarzınıza gelince değişime dönüşüme açık olmanızı tavsiye ederim, nitekim yeni nesilinde yeni generasyonunda eski nesile eski generasyona göre daha fazla imkanlara sahip olduğu gibi olanakları kullanma açısından bir çok hususta daha kabiliyetli ve şanslı olduğu malumumuz. Bu bağlamda yeni nesilin yeni genarasyonun yozlaşması yanlış bir tesbit olur. İnanın youtube ve antoloji hariç hiçbir sosyal medya aracı kullanmıyorum ve böyle fazlasıyla çok rahatım…
“--Muammer bey, düz ve yorumsal yazılarınızı takip ediyorum. Antoloji'nin bize vermiş
olduğu imkânları değerlendiriyorum. Ben sizi, bir kılı bile kırka ayırıp inceleyen birisi olarak
tanıdığımı sanıyordum. Yani her hangi bir mevzuyu araştırmadan, irdelemeden yorum
yapmaz ve hüküm vermez diye biliyordum. Oysa bir önce ki yazınızda gayet aleni ve
oldukça ön yargılı bir davranış eyleminde bulunmuşsunuz?”
Konteks: Kendimi tanıtmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum, çünkü terminolojinin dışına çıkmadan birşeyler paylaşmaya gayret ediyorum bu sebepten dolayı bir kılı kırka ayırıp inceleyen izlenimi vermiş olabilirim kesinlikle aslında teferruata takıntılı bir birey olmadığımı belirtirim. Sadece herhangibi sosyal medya aracı kullanmadığımdan buralara bazen takılıyorum. Önyargılı davrandığımıda düşünmüyorum eğer önyargılı bir davranışım olsaydı size alelen böyle cevap vermezdim. Şunuda bilmekte fayda var bazen önyargılı davranmak pisikolojik savunma mekanizma gereği faydalı olabilir!…
“--Bakınız Orman Bakanlığının 2007 den sonra üretim etalarını %500 oranın da artırmasına,
Baltalıkların köylüden alınmasına, Enerji ormanların kıyımına, Plantasyon eylem planlarının
artırılmasına, Maktaların müteahhit sistemiyle çalıştırılmasına tepki gösterip ve ilgili makama
görüş bildiren 60 kişiden biriyim...“
Konteks: Böyle bir eylemde bulunmanız ne güzel, kesinlikle emekli olmakla eski görevin sona erdiğine inananlardan değilim, manevi anlamda emekli olanlarında toplumda etkin yer bulmaları için bazı hususlarda tecrübelerine dayanarak kamuya yönelik görüşlerinin alınması tarafındanım…
- Bende size makul ve baki muhabbetler dilerim.
İyilik
İnsanlara iyi dilekler besleyin,
İyi,iyi,hep iyi,
Yolda iyi,
Sağda, solda iyi,
İyilikler bitmez ki,
İyilik kahretmez ki,
Bir iyilik, on iyilik,
On iyilik,yüz iyilik,
Yüz iyilik,
Bin iyilik,
Hep iyilik.
Güzellik ve Devleti ve Şiir ve Dua sayfa 354 Kenan Aydın
*** MUAMMER ORAK ***
--Mevzuya Zat-i alinizin bir sözüyle girelim... Ne demişsiniz?
*HER MEFHUM KENDİ LİSANIYLA KENDİ ÖZÜNÜ İFADE EDER* demişsiniz.
Her halde MEFHUM kelimesini devinim sağlayan bir canlı ve ya bir nesne olarak
aldınız? Eğer ki, anladığım şekildeyse, Ehh benimde şahsıma münhasır bir tarzım
vardır. Herkesin olduğu gibi...
--Muammer bey, düz ve yorumsal yazılarınızı takip ediyorum. Antoloji'nin bize vermiş
olduğu imkânları değerlendiriyorum. Ben sizi, bir kılı bile kırka ayırıp inceleyen birisi olarak
tanıdığımı sanıyordum. Yani her hangi bir mevzuyu araştırmadan, irdelemeden yorum
yapmaz ve hüküm vermez diye biliyordum. Oysa bir önce ki yazınızda gayet aleni ve
oldukça ön yargılı bir davranış eyleminde bulunmuşsunuz?
--Bakınız Orman Bakanlığının 2007 den sonra üretim etalarını %500 oranın da artırmasına,
Baltalıkların köylüden alınmasına, Enerji ormanların kıyımına, Plantasyon eylem planlarının
artırılmasına, Maktaların müteahhit sistemiyle çalıştırılmasına tepki gösterip ve ilgili makama
görüş bildiren 60 kişiden biriyim...
--Ayrıca, Memleket meselelerine benim kadar duyarlı ve alenen tepki gösteren Antoloji
sayfalarında Şiir yazan kişi sayısı 40 ı geçmez. Eğer ki zamanınız olursa benim sayfamı
ziyaret etmenizi gönülden arzu ederim... Eleştirel, tepkisel ve öğütsel şiirlerimden bir-kaçının
başlıklarını yazıyorum.
1--Eli Baltalıya Kızar Ağaçlar
2--Demokrasi Araf ta kaldı.
3--Köy perişan-köylü perişan.
4--Rantiye atına binmiş gidiyor.
5--Bozuldu milletin dirlik düzeni.
6--Şaşı belli değil-kör belli değil.
7--Bu devranın haline bakın.
8--Dünya'nın çarkı bozuldu.
9--Adalet pınarı akmıyor usta.
10-Sovyetler dağıldı Sol değişti.
Muammer bey eğer ki bu şiirlerimi okursanız, beni daha yakinen tanımış olursunuz?
Ben size hayırlı, meşru, fıtri, makul ve baki muhabbetler dilerim...
----------OZAN ÇAKIROĞLU------------
Soru:
- Kuraklığa karşın en etkin mücadelelerden birisi nedir?
Cevap:
- Kuraklığa karşın en etkin methotlardan birisi, üniversitelerde botanik alanında iklim ve arazi şartlarına dahil ağaç türlerinin geliştirilmesi. Üniversitelerin botanik dalı ve bu alana vakıf olan kuruluşların himayesinde etkin şekilde planlı ağaçlandırma çalışmalarının sürdürülmesi…
Misal: Gözlemlememde, İç Anadolu bölgesinde, iklim şartlarına ve arazi şartlarına en uygun ve hızlı büyümeye el verişli ağaç türü iğde ağacıdır…
”**Sesini gereğinden fazla yükselten donjuan kılıklı
zırtapozlar, vicdanlarının sesini asla duyamazlar...
----------OZAN ÇAKIROĞLU----------”
- Bunu sizmi söyluyorsunuz?
- Sesinizi yükseltmektense…
- Madem, onca yıl orman bakanlığında görev yaptığınızı belirtmişiniz, onca orman yangını varken konuyla alakalı bir çift laf söylediğinizi görmedik! Konuyla alakalı alanınızla ilgili iki çift laf söyleseydinizde görevinizin adamı olduğunuzu anlasaydık(!)