Kültür Sanat Edebiyat Şiir

peyami safa sizce ne demek, peyami safa size neyi çağrıştırıyor?

peyami safa terimi Bilal Ali Kotil tarafından 13.01.2003 tarihinde eklendi

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş 14.07.2017 - 23:51

    Dünya edebiyatı tarihinde kahramanı olmayan tek romanı yazmış kişi...

  • Hasan Ayar
    Hasan Ayar 30.01.2015 - 16:06

    'AZ ÜMİT EDİP ÇOK ŞEY ELDE ETMEK HAYATIN HAKİKİ SIRRIDIR'

  • Sezgin Turan
    Sezgin Turan 02.12.2012 - 14:21

    biz Türklerin Victor Hugo'su.

  • Sezgin Turan
    Sezgin Turan 02.12.2012 - 14:21

    biz türklerin victor hugosu

  • Gümüş Kapı
    Gümüş Kapı 19.04.2011 - 18:57

    'Ağlamak ruhun işemesidir' demişti...

  • Hatice Semiz
    Hatice Semiz 13.11.2009 - 14:14

    nazım hikmet kompleksli biriydi.

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 28.10.2009 - 12:40

    Cumhuriyet dönemi yazarlarından..Edebiyat-ı Cedide şairi
    İsmail Safa' nın oğlu. Hastalığı nedeniyle iyi bir eğitim görememiştir.
    Bu olumsuzluklara rağmen kendisini geliştirmiş önemli yazarlarımızdan..
    Annesinin isminden esinlenerek Server Bedi takma adını kullanarark
    edebiyata atılmıştır..Maddi sıkıntılar sebebiyle eser vermiştir..
    O başarılı bir polisiye yazarı olmayı da başarmıştır..

    bknz: Cingöz Recai, Selma ve Gölgesi vs.

    Hayatının ilk demlerinde sol görüşlü olmakla birlikte
    nasyonalizm ve sosyalizm görüşlüdür. Daha sonraları
    milliyetçiliğe yönelen yazar, hayatının son dönemlerinde mistisizme yönelmiş ve
    bu doğrultuda eserler vermiştir.

    bknz: Matmazel Noralya'nın koltuğu.(mistik)

    Romanlarının çoğunda kendisini anlatmış, kendisini anlattığı romanlarında
    ismini gizlemiştir..Psikolojik tahlilleri mükemmel bir şekilde sunan Safa,
    nükseden tüm olumsuzlukları eserlerine yansıtmıştır..
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu isimli romanını Nazım Hikmet'e itafen yazmıştır..

    Umarım unuttuğum bir şey yoktur.

  • Reading Time Benna
    Reading Time Benna 10.06.2009 - 16:38

    iyi yazar, sağlam yazar, oturaklı yazar..

    'yalnızız' adlı romanı hassas kimseler tarafından okunmamalı zira Samim, insanı çok etkiliyor..

  • Dursun Tiftik
    Dursun Tiftik 12.12.2008 - 23:18

    'Peyami Safa,yaşayışıyla ferdi bir örnek olmuştur.Mücadeleci ve idealist bir şahsiyet olarak Tük gençlerinin örnek alabileceği değerli bir insandır.Fikirleri ise,Türk milletinin buhranlarına şifa niyetindedir.O,bu fikirleriyle inananlara fikri bir zemin hazırlamıştır.'Büyük Türk Romancısı' olarak anılacak kadar usta bir sanatkârdır da üstelik.Romana teknik olarak,yeni bir boyut katmış,teorik düşünceleriyle kendinden sonraki sanatçıları etkilemiştir.Bu çok yönlü etkisi,güneşin her sabah doğması gibi sürüp gidecektir.'Objektif Serisinde Temalar,Dursun Tiftik,Samsun 1994,Üniversite Bitirme Tezi,Sayfa 77)

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 06.09.2007 - 22:47

    Şimşek
    Yazar : Peyami SAFA
    Yayınevi : Ötüken Neşriyat
    Kitap Türü : Roman
    Dili : Türkçe
    Açıklama;
    'Hiç kimse bir Şimşek aydınlığı gördükçe Pervin'in niçin haykırdığını, niçin saçını başını yolduğunu, kendini yerlere attığını, niçin kafasını taşlara vurduğunu, niçin tepindiğini anlamıyor, çünkü bu anda hastanın gözleri önüne gelen manzarayı bilmiyor, bu onlar için ebedî meçhûldür, bunu yalnız biz [YANİ BU ROMANI OKUYANLAR], bu hâileyi en yakından, bu hâileyi içinden seyredenler, bunu yalnız biz [YANİ BU ROMANI OKUYANLAR] biliyoruz.'

  • Gülçin Yalçın
    Gülçin Yalçın 04.09.2007 - 18:06

    tanıyanlar tarafından kadın düşmanı olarak tarif edilen çok çok iyi yazar...
    psikolojisinden bize ne...adam sağlam yazıyor.

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 04.09.2007 - 13:37

    Kendisi ilkokul mezunudur. Ömrü boyunca türlü hastalıklarla cebelleşmiş, daha çocuk yaşta babasını kaybetmiş bir yetimdir. Kendi kendine Fransızca öğrenmiş ve zamanla birçok alanda kendisini geliştirmiştir. Hatta bazı mevzularda profesörlerle dahi tartışabilecek düzeye gelmiştir.

    Psikoloji ve tıp alanında bile kendini kanıtlamıştır. Toplum meseleleriyle ilgilenmiş; insanlara hakikate giden yolun “maddiyattan” değil, “maneviyattan” geçtiğini göstermeye çalışmıştır.

    Peyami Safa, Türkiye’nin “sağlam kafalı” yazarlarından biri olup, tam mânâsı ile bir vatanperverdir.

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 04.09.2007 - 12:58

    Peyami Safa-Bir Tereddütün Romanı

    KONUSU:
    Yazdığı güzel eserler sayesinde birçok kadınla tanışan fakat tereddütünün kurbanı olan yazar, kararsızlığı yüzünden ilişkilerinin hiçbirinde kesin bir sonuç elde edemez. Yazarın olaylara karşı bu ilgisizliği sadece kendisinin degil tanıştığı insanların hayatını da karartmıştır.

    ÖZETİ:
    Mualla hanım kendisine yakın bir dostu tarafından tavsiye edilen kitabı tereddüt içinde okur. Kitapta anlatılanlar Mualla hanımın ilgisini çok çok çeker. Kitabı elinden bir türlü bırakamaz. Kitapta zehirlenen, ölüm ile yaşam arasında mekik dokuyan bir adamın hiç geçmeyen zamanı, yanlız bir şekilde ölüm korkusu anlatılıyor. Mualla hanım kitabın yazarını merak eder ve daha sonra bir aile dostu olan Raif Bey tarafından yazarla tanıştırılır. Raif Bey Mualla hanımın saf, temiz ve iyi bir aile kızı olduğunu, bekar olan yazarın onunla evlenmesinin uygun olacağını söyler. Kızla tanışan yazar kızı çok beğenir ve evlenme teklif eder, fakat cevabı için Mualla? ya zaman verir.
    Yazarın bu teklifini, İtalya? dan kocasından ayrılıp yazar için İstanbul? a gelen, yazarın eserlerini hayranlıkla okuyan, yazardan tiyatro eserleri için bilgi almaya gelen ve yazara aşık olan Vildan, bir partide duyunca soluğu bir gece yarısı yazarın otelinin önünde alır. Şöför yazarı otelden alır ve onu bekleyen arabaya getirir. Yazar koltuğa yayılmış, şaşkına dönmüş kadını görünce tanıyamaz. Dikkatli baktıktan sonra hatırlar. Vildan hanım Mualla hanıma yapılan teklifi kıskanmaktadır. Yazar o gece ona özel olarak hazırladığı odaya götürmek için ısrar eder. Yazarın bütün bu ısrarlarına karşı gitmemek için direnir ve sonunda çok geç olduğunu bahane ederek onu ikna eder. Daha yazara telefon açıp müsait bir zamanda gideceklerdi?
    Sabah olunca yazar, oteli çok sevdiği için otelden taşınmaz ancak kapıcıyı kendisini telefonla soranlara otelden taşındığını söylemesi için tembihler. Daha sonra Vildan hanım iş yerine gelerek yazarı bulur. Yazar kimsenin Vildan? ı işyerinde görmemesi için gideceğine dair söz verir. Bir perşembe günü gidecektir. Vildan hanım her şeyi hazırlayıp heyecan içinde beklerken tereddüt içinde olan yazar kapıdan geri döner. Sonra gitmediğine pişman olur. Yazar yine tereddüt içindedir ama perşembe günü geleceğini bildirir.
    Vildan hanım yazarı eşi gibi karşılar. Tereddüt içindeki yazar biraz rahatlar. Bu rahatlık uzun sürmez. Vildan hanım aldığı fazla alkol ve ilaçların etkisiyle kendisinden geçip bilinçsizce sayıklar. Gerçek adının Vildan olmadığını, ermeni asıllı olduğunu, anlatılan her şeyin hikaye olduğunu söyler. Sonra üzerinda İtalyanca? Bu hançer bir kalbe girecek? diye yazılan bir hançer çıkarır. Vildan hanım çok uzaklara gidip ıssız bir ormanda hançeri kalbine sokmanın planlarını yapmaktadır. Uzun süre sayıklayan bitkin haldeki Vildan derin bir uykuya dalar. Yazar, sabahleyin kapıyı açtığında kapıcıyı görür Vildan? ı ona teslim edip uzaklaşır. Aradan bir hafta geçince evine tekrar uğradığında Vildan hanımın adresi bilinmeyen bir yere taşındığını öğrenir. Yazar için Vildan hanım tarihe karışmıştır.

    ANA FİKRİ: Tereddütle yapılan bir işte başarı elde etmek mümkün değildir. En kötü karar kararsızlıktan daha iyidir.

    OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
    Mualla: okumayı seven, dürüst, saf ve temiz bir aile kızıdır.
    Vildan: Yazarı elde etmeye çalışan, bu uğurda İtalya? dan kocasını terkedip gelen, kıskanç bir kadın. Yazarın tereddütleri karşısında tarihe karışmştır.
    Yazar: Karar vermekte güçlük çeken ve herşeye tereddüyle yaklaşan kararsızlığı yüzünden kalıcı ilişkiker kuramayan duygusal bir kişiliğe sahiptir. (04.09.2007 12:40)

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 04.09.2007 - 12:55

    Peyami SAFA
    Doğum Tarihi: 02 Nisan 1899 Doğum Yeri: İstanbul
    Ölüm Tarihi: 15 haziran 1961
    Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine [1901] yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden 'Yetim-i Safa' adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanısıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Sonradan bu günlerini ünlü Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanında dile getirmiştir. Ayrıca Fatih-Harbiye gibi diğer romanlarında da kendi hastalığının buhranını yansıttığı karakterlere rastlanır.

    Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, o sıralar Maarif Nazırı olan Recaizade Ekrem Bey (Recaizade Mahmut Ekrem) , bu görevinden ayrılınca onu Galatasaray Lisesi'nde okutma vaadini yerine getirememiş, Peyami Safa da hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Keaton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, açılan sınavı kazanarak Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914) . Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir.

    1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları '20. Asır' adlı akşam gazetesinde 'Asrın Hikâyeleri' başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanısıra, roman da tefrika etmiştir.

    1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961) . Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan tek oğlu murat'ın ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da ölmüştür.
    Yazın yaşamına 20. Asır'daki öyküleriyle başlayan Peyami Safa, tam 43 yıl, hemen hemen hiç ara vermeden Türkiye'de yayımlanan tüm gazete ve dergilerde çeşitli zamanlarda fıkra, makale ve romanlarını yayımlamış, son derece verimli bir yazar olmuştur. Kendi kendini yetiştirmiş bir kişi olan Peyami Safa, çağın düşünce akımlarıyla ilgilenmiş, siyasal sorunlar karşısında tavır almış, bu yüzden Türk basınında derin izler bırakan polemiklere girişmiştir. Bunlar arasında en ünlüleri Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Sabiha ve Zekeriya Sertel ve Aziz Nesin'le yaptığı kalem kavgalarıdır.

    İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu (1931) Nazım Hikmet’e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924) , Şimşek (1928) , Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa’nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi.

    İlk uzun öyküsü Gençliğimiz'i 1922 yılında Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kimi yapıtlarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı annesinin Server Bedii adını benimsemiş, bu takma adla 80'e yakın ün vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur.

    Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır.

    Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir 'Zalim' olarak tanıttıkları hun hükümdarı Atilla'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır.

    Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır.

    ESERLERİ
    Hikâye
    Bir gencin hayati (1921)
    Gençliğimiz (1922)
    Siyah Beyaz Hikâyeler (1923)
    İstanbul Hikâyeleri (1923)
    Aşk Oyunları (1924)
    Süngülerin Gölgesinde (1924)
    Ateşböcekleri (1925)
    İki Öksüz Arkadaş

    Roman
    Mahşer (1924)
    Bir Akşamdı (1924)
    Sözde Kız (1925)
    Canan (1925)
    Şimşek (1928)
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1931)
    Atilla (1931)
    Fatih - Harbiye (1931)
    Bir Tereddüdün Romanı (1933)
    Biz İnsanlar (1947)
    Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949)
    Yalnızız (1951)

    Oyun
    Gün Doğuyor (1937)

    Düşünsel Yapıtları
    Zavallı Celal Nuri Bey (1914)
    Büyük Avrupa Anketi (1938)
    Türk Inkılâbına Bakışlar (1938)
    Felsefî Buhran (1939)
    Millet ve İnsan (1943)
    Mahutlar (1959)
    Sosyalizm (1961)
    Mistisizm (1962)
    Nasyonalizm (1962)
    Doğu - Batı Sentezi (1963)
    Nasyonalizm - Sosyalizm - Mistisizm (1968)
    Osmanlıca - Türkçe - Uydurmaca (1970)

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 03.09.2007 - 22:02

    Olmuyooor, olmuyooooor. Siz değer, kıymet bilmedikçe ben dilimin döndüğünce, gücümün yettiğince her gün yazacağım. ki değeri anlaşılsın, kıymet verilsin, insanımız faydalanabilsin. Sessiz de olsa çığlık çığlıktır.

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 02.09.2007 - 12:33

    Yeter artık. Bu kadar da olmaz.Kaç ay oldu bir kişi bile bu bölüme yazı yazmıyor. Olmaz ki kardeşim. Bu kadar mı vefasızlaştık. Bu kadar zengin bir kelam erbabına yapılan reva mı? Allah okumayan bu neslin ve toplumun sonunu hayr etsin.

  • İlayda Kambur
    İlayda Kambur 10.09.2006 - 17:59

    Soluk yüzlü, mütereddid, mütecessis bazen.
    Gökgürültüsünü uzaktan dinleyen, yağmur altına çıkamayan, sesle iktifa eden ruh. Bilmem ki, galiba hep takip eden.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 08.09.2006 - 07:34

    'Bu yaşıma kadar evlenmeği daima tereddütle karşıladığım halde,günün birinde mutlaka evleneceğimi bana haber veren kuvvetli bir his taşıdığım için,zevcem olacak meçhul insan etrafında,senelerden beri türlü hayaller kurmuş ve tahminler yapmıştım.'Kim bu kadın? derdim; elbette,şimdi,o da benim gibi yer yüzündedir,hatta fazla bir ihtimal ile Türkiye'dedir ve daha fazla bir ihtimal ile İstanbul'dadır.O da benimle bahtını ve hayatını birleştireceğini bilmeden,kendi kendine müstakbel zevcinin kim olabileceğini sorup duruyor.Nasıl bir tesadüf,nasıl bir hadise veya mecburiyet,hangi yollarda,nerde ve ne zaman bu iki insanı karşılaştıracak,tanıştıracak ve birbirine yaklaştıracak? Gazali'nin meçhul sevgilisi için kendi kendine sorduğu gibi, 'Nerde şimdi o? Sarı saçlı mıdır,esmer midir ve gecenin büyülü şiiri içinde,acaba,şimdi ne düşünüyor? '

    (Bir Tereddüdün Romanı,sh.38)

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 15.07.2006 - 13:26

    Edebiyatımızın gelmiş geçmiş en büyük söz ustası, kelime hazinesi,.... gibi bir çok övgüleri sıralayabiliriz. Ama onu okumayan kişiler bunların abartısı aşırı övgüler olduğunu düşünmekten kendilerini alamayacaklardır. Lütfen Peyami Safayı (hangi kitabı olursa olsun) okuyun ve onun dünyasında doyumsuz bir edebi hazza kendinizi bırakın. Ki okumanın güzelliğini yakalama fırsatını onun elinden kazanmada ilk adımı atın.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 20.06.2006 - 06:16

    'a' nın üstünde şapka olacaktı...yoksa mana değişiyor...

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 16.06.2006 - 19:47

    'Hangi anımın içinde ben varım? ' P.Safa

  • Cem Burak
    Cem Burak 21.05.2006 - 15:20

    Peyami Safa Türk edebiyatı'nda babıyı en iyi yakalamış romancımızdır.Bir tereddüdün romanı ve Fatih-Harbiye'de zirveye çıkmıştır.Özellikle psikolojik tahlillerdeki üstünlüğü insanı nasıl tanıdığını ortaya çıkarmıştır.

  • Gulsahnur
    Gulsahnur 19.05.2006 - 15:35

    geçim sıkıntısı yüzünden yazdıgı kitaplarında takma bir isim kullandıgını duyduktan sonra ismini duyunca hep üzülmüşümdür..

  • Ali Veli
    Ali Veli 17.05.2006 - 10:56

    'Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'na doğru ağaçların bile sıhatine imrenerek yürürdüm.'

    Hasta çocuk.

  • Hakan Akbulak
    Hakan Akbulak 07.05.2006 - 15:23

    Sadece dokuzuncu hariciye koğuşundan ibaret sananlara ne demeli peki? ? ?

  • Serap Aslanoglu
    Serap Aslanoglu 05.05.2006 - 16:43

    her kitabında ayrı bir tat ama deişmeyen bir zeka..dahada yakından tanımak isteyenler için beşir ayvazoğlunun peyami adlı eseri edinilebilir..

  • Hakan Akbulak
    Hakan Akbulak 23.04.2006 - 18:33

    Ben rastgele bir kitabını buldum ilk önceleri.1000 temel eseri vardı Peyami safa nın.Böyle bir şey olamaz.Bir insanın bu kadar zek olması haksızlık :) şaka bir yana gerçekten inanılmaz tespitleri ve ileri görüşlülüğü vardır bu insanın.Milliyetçi oluşunun yanında doğal olarakta devrim züppelerinin amansız düşmanıdır.Ama düşmanılığı hiç bir zaman kalemden öteye geçmemiştir..Herkesin okuması gerekir bu büyük ustayı..

  • Feyza Yüksel
    Feyza Yüksel 13.07.2005 - 21:29

    Fatih Harbiye güzel romanlarındandır.
    Doğu-batı çatışması.
    Batılılaşmanın yanlış anlaşılması.
    Fatih doğuyu ve bünyesinde taşıdığı değerleri temsil ederken,Harbiye batıyı-baloları,alafranga çalgıları simgelemektedir.
    Fatih-Harbiye arasında gidip gelen tren bir bakıma bu bağlantıyı sağlamaktadır.
    Cumbadan Rumbaya da yine aynı konu üzerine yazılmıştır.

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 13.07.2005 - 16:22

    yazdıkları güncel kalan sevgili adam.

  • Zeki Nasip
    Zeki Nasip 14.05.2005 - 21:08

    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden
    Roman alanında Türk Edebiyatı'nın Dostoyevski'si diyebiliriz (ama kesinlikle Dostoyevski diyemeyiz.Çünkü Onun gibisi daha gelmedi aleme)
    Romanlarında telepatiye ve psikolojik çözümlemelere sık sık rastlarız.
    Bana göre en önemli eserleri,
    Yalnızız
    Fatih-Harbiye
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ve
    Matmazel Noralya'nın Koltuğu.

    Sözde Kızlar,Bir Tereddüt'ün Romanı,Mahşer gibi romanları yukarıdaki başyapıtlara bir geçiş özelliği taşıyor.

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 27.02.2005 - 19:37

    Hepimiz kahkahalarimizi gözyaslarimizla ödüyoruz...

  • Beyza
    Beyza 23.01.2005 - 20:08

    Yalniziz okumasi sabir gerektiricek bir kitab ki uc karakterleri bir kitabda toplamakda maharet gerektiricek bir meziyet olsa gerek efendim! !

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 19.01.2005 - 01:41

    Dokuzuncu hariciye kogusunu okudugum yillarda kitabdaki hasta genc beni fevkalade etkilemisti.Ama kitabin sonlarina dogru ne zaman korkularini herkes gibi yasamaya basladi kahramanliginida yitirdi.

  • Elif Ak
    Elif Ak 04.01.2005 - 22:50

    `Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır; zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.` Peyami Safa

  • Elif Ak
    Elif Ak 04.01.2005 - 22:49

    Gürbüz Azak şöyle anlatır:

    Burnumun sızladığı an:

    1960 belki 61 tam hatırlayamıyorum.
    Matbacı Ergun bey (Ergun Göze yâni) nûruosmaniye caddesi'nden geçen birini gösterdi. Pencereden, göründüğü kadarı ile ufak tefek, sırtında ceketi bile iğreti duran, hafifçe kamburumsu kişiyi takip ediyorum.

    -kim ki bu?

    Ergun bey'in yüzünde acılı-kırık bir tebessüm.
    + ona Peyami Safa diyorlar.

    -niye bir tuhaf yürüyor? ne diye koskoca bir ceketin içinde?

    +bu muhteşem yazar, ömrü boyunca yeni elbise alacak para sahibi olamamıştır. Ceketleri, elbiseleri o yüzden hep eski ve iğretidir.

    Boğazınızı bir yumruğun tıkadığı hiç olmuş muydu?
    ben, işte ilk o vakit nefes alamadım ve burnumun direği bir acaip sızladı...

  • Yılmaz Osman
    Yılmaz Osman 19.12.2004 - 17:43

    Peyami Safa....Yalnızız adlı kitabı benim hayatımda ilk okuduğum kitapdı, ve en çok etkilendiğim kitap... ve bana kitap okuma ve yazma aşkını aşılayan kitap...Ağır bir kullanılır romanlarında ve okuyucu için kültürel ve kelime dağarcığını arttırmada büyük bir rol üstlenir onun kitaplar... Peyami Safa hayatımda ilk tanıdığım yazar, ve onu okumayı hep sevdim.. onun nalatımını hep sevdim....

  • Boran
    Boran 15.12.2004 - 18:58

    Kelimenin tam anlamıyla üstad...Solun kendisini yok saydığı bir değer...

  • Aldous Huxley
    Aldous Huxley 14.12.2004 - 14:18

    'O'nun bu aralar, yeniden okumaya başladığı bir kitabın yazarı. 'O' Peyami Safa'nın dünyası içinde gezinmekten çok hoşlanıyor.........Ben de 'O'nu her hali ile izlemekten...........

  • Dolce Farniente
    Dolce Farniente 02.12.2004 - 10:57

    sözde kızlar ı okudum bitek baya güseldii

  • Gencay Doyran
    Gencay Doyran 30.11.2004 - 21:47

    Yalnızız, Matmazel Noralya'nın Koltuğu, 9. Hariciye Koğuşu gibi edebiyat tarihimizin en önemli eserlerine imza atmış olan şahsen benimde en çok sevdiğim Türk yazarımız..Kabri Edirnekapı'da..Umarım rahat uyuyordur..Okuymayan arkadaşlar, O'nun herhangi bir eserini okuyarak başlayabilirsiniz..Her eseri ayrı bir başyapıt..

  • Orhan Turan
    Orhan Turan 30.11.2004 - 01:00

    O bir söz üstadı.Onu okumak Onu anlamak=Hayatı anlamak,anlamlandırmak

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 24.07.2004 - 11:08

    Peyami Safa

    (1899- 15 Haziran 1961) : Yazar. İstanbul'da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa'nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918) , gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul'da öldü.

    Kardeşi İlhami ile Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Bu gazetede 'Asrın hikâyeleri' ilk hikâyelerini imzasız yayınladı (1919) , Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki de dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve'yi askerliğini yaptığı sıra kaybetmesi Peyami Safa'yı çok sarstı. Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul'da öldü. Edirnekapı Şehitliği'nde gömülüdür.

    Peyami Safa kendi kendisini yetiştirmiş ender şahsiyetlerden biridir. Fransızcayı Fransızca gramer kitabı yazabilecek kadar öğrenmiştir. 43 yıl hiç durmadan yazdı. Güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçidir. Nâzım Hikmet Ran, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin'le polemiğe giriştir.

    Öldüğü zaman Son Havadis gazetesi baş yazarı idi.

    Peyami Safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını 'Server Bedi' imzası ile yayınladı. Sayıları 80'i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Peyami Safa'nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem verdi. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.

    Romanları: Gençliğimiz (1922) , Şimşek (1923) , Sözde Kızlar (1923) , Mahşer (1924) , Bir Akşamdı (1924) , Süngülerin Gölgesinde (1924) , Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925) , Canan (1925) , Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930) , Fatih-Harbiye (1931) , Atilla (1931) , Bir Tereddüdün Romanı (1933) , Matmazel Noralya'nın Koltuğu (1949) , Yalnızız (1951) , Biz İnsanlar (1959) . Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980) . Oyunu: Gün Doğuyor (1932) . İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938) , Büyük Avrupa Anketi (1938) , Felsefî Buhran (1939) , Millet ve İnsan (1943) , Mahutlar (1959) , Mistisizm (1961) , Nasyonalizm (1961) , Sosyalizm (1961) , Doğu-Batı Sentezi (1963) , Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970) , Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970) , Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971) , Din-İnkılâp-İrtica (1971) , Kadın-Aşk-Aile (1973) , Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976) , Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976) , 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976) . Ders Kitapları: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929) , Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929) , Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929) , Yeni Talebe Mektupları (1930) , Büyük Mektup Nümuneleri (1932) , Türk Grameri (1941) , Dil Bilgisi (1942) , Fransız Grameri (1942) , Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948) .

    Beşir Ayvazoğlu, Peyami, Hayatı, Sanatı Felsefesi Dramı'nı yayınladı (1998) .

    ESERLERi:

    BiZ INSANLAR

    Mütefekkir romancı bu eserde insan ruhunun derinliklerine büyük zekasının ışığını tutmaktadır. romanda asil bir ruhun insanın anlaşılmazlığı karşısındaki bunalımları, ikiyüzlülüğe ve bayağılıklara karşı isyanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâi hayanı verilmektedir. Harb yıllarının ahlâkı ve içtimâî hayatı perişan eden havası iinde dürüstlüğün ve ülkücülüğün savunması yapılmakta, kozmopolitliğe karşı milliyetçilik, materyalizme karşı maneviyatçılık bayraklaştırılmaktadır.

    YALNIZIZ

    Peyami Safa, bu eserinde insanlığı materyalizmin kör çenberini kırmağa, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır. Asrımızda insanın bütün problemleri bu noktada düğümlenmektedir. Ve Allah'ı bilmedikçe, insanlık buhrandan buhrana yuvarlanacak, huzur ve sükun bulamayacaktır.

    FATiH HARBiYE

    Yazar bu romanında Tanzimat'tan kopup gelen, Millî Mücadelede ve sonraki yıllarda alevlenen batılılaşma hareketlerinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir.

    MATMAZEL NORALiYA' NIN KOLTUĞU

    Peyami Safa'nın mizac ve ruh yapısına uygun düşen bir konuyu ihtiva etmektedir. Ruhçu ve akılcı dünya görüşünün yazarın anlayışı çerçevesinde birleştirilmesi esasına dayanır.

    DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU

    Roman, yalnız ve hasta bir çocuğun ızdırabını, çocukça aşkını ve kıskançlığını; mes'ud olmak isteyen bir genç kızın temiz sevgisini; inanmak arzusu bütün benliğini saran bir insaın kuruntularını ve çıplak hastahane duvarı gerisindeki hıçkırıklarını anlatır.

    MAHŞER

    Yazarın görüşlerini değişik bir tarzda işlediği bir romandır.

    ŞİMŞEK

    Yazarın ilk romanlarındandır. Yazar bunda da bütün eserlerinde işlediği konuları, bir başka tarzda yeniden işlemektedir.

    CANAN

    Peyami Safa'nın 'Şimşek', 'Bir Akşamdı', 'Mahşer' romanları tarzında bir diğer eseridir.

    SÖZDE KIZLAR

    Günümüzün kızlarını, onları mesud yahud bedbaht edebilecek hususları birer ibret levhası gibi yansıtmaktadır.

    TÜRK İNKILABINA BAKIŞLAR

    Atatürk İnkılâbları öncesindeki fikir cereyanlarını en gerçek kaynaklarıyla ortaya koymaya çalışmıştır.

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 24.07.2004 - 11:07

    server bedi takma isimli yazar..

  • Emine Tansu
    Emine Tansu 03.06.2004 - 11:54

    'Mahşer'e ilk başladığımda 'ne kadar ağır...' ifadesini aklımdan geçirdiğim için üzülüyorum. İki gün içinde anlayıp, bitirebileceğim bir kitap olduğunu bilemezdim. Öylesine bir kalemki ellerinden akan, bilmediğiniz kelimeleri bile o an anlamlandırıveriyorsunuz zihninizde. Çünkü anlatılanlar öyle 'siz'den ki...İçinde barındırdığı yalnızlığın ve yoksulluğun, satırlarına tohum gibi serpildiği Safa için, 'anlaşılamamak' kelimesi uygun bulmuyorum. Anlaşıp, anladığıklarını anlamazdan gelenlerin düsturudur o...

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 30.04.2004 - 12:42

    önce diyalektik, sonra yalnızız...sırayı takip etmeyen kitaba fransız oğlu fransız kalır.

  • Hasan Özyurt
    Hasan Özyurt 30.04.2004 - 11:44

    Değeri ne yazıkkı öldükten sonra da yeterince anlaşılamamış,imkansızlıklarla dolu ömrünü muhteşem eserlerle donatmış yazar.

  • Güler Genç
    Güler Genç 27.04.2004 - 15:07

    beni en çok etkileyen,dizisi.filmi çekilen 'sözde kızlar'ın yazarı.

  • Beyazyel
    Beyazyel 26.04.2004 - 20:11

    Peyami Safa Türk romancıları arasında en önemli romancıdır.Gözlemleriyle, kullandığı kelimelerle onun gibi bir şahsiyet gelmemiştir.İnsanı çok iyi tanımış ve romanlarında işlemiş.Bütün romanlarını severek okudum.Bana çok şey kazandırdı.Bütün gençlere de çok şey kazandıracağına eminim.

  • Ahmet Dinler
    Ahmet Dinler 19.03.2004 - 15:17

    Kitap okumaya onunla başladım

  • Sait Diyapoğlu
    Sait Diyapoğlu 16.03.2004 - 18:51

    şu sıralar ev arkadaşımın tezi olarak 'fatih harbiye' romanını aldığı ve ben tezin yazımında yardım edeceğim diye okumak zorunda kalacağım romanın yazarı..nazım'ın bir dönem arkadaşı, sonra kavgalısı..