Kültür Sanat Edebiyat Şiir

mevlana sizce ne demek, mevlana size neyi çağrıştırıyor?

mevlana terimi Sezen Ünlü tarafından tarihinde eklendi

  • Yağmur Bulut
    Yağmur Bulut

    'Ben, hem âşık, hem de maşukum.
    Ben hem aynayım, hem güzelliğim, hem de güzelliği seyreden.'

    hz.mevlana

  • Bon Jovi
    Bon Jovi

    yasasaydıda görseydi............türk gençliginin ne halde oldugunu.................ırkçılıgın hoşgörüsüzlügün alıp başını gittigini..............................

  • Sevim Gitar
    Sevim Gitar

    Mevlana şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul etmiştir. Şu konuları işlemiştir.
    1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı
    2. Suçtan kurtuluş, akıl yolu ile gafletten uyanış
    3. İnanç'daki kudret
    4. Tövbe edip doğru yolu bulanların Allah'ın sevgili kulu olacakları
    5. Bilginin değeri
    6. Gaflete dalış
    7. Aklın önemi

  • Sel Suyu
    Sel Suyu

    HZ.MEVLANA derki

    'Aşkta tıpkı ELİF gibidir isminde gizlidir o olmadan da besmele sese gelmez o herşeyin başıdır '

  • Memet Sever
    Memet Sever

    kelime anlamı (sahibimiz) demektir
    bu kelimeyi bir insan için kullanmak doğru deyildir
    çünkü hür ve yetişkin bir insanın sahibi yalnız allahtır
    yalnız köle ve çocuğun sahibi insan olabilir
    kuran ve hadislerde bu kelime sadece allahı kasteder
    ama bazı ehli tasavvuf bu kelimeyi allaha ortak koştukları şeyhleri için kullanıyorlar
    bunlardan en ünlüsü celalettin rumidir
    onun islamda haram olan heykelinide yaptılar
    niçin bu insanı o kadar yücelttiniz
    namazı terkedip şarap içtiği içinmi
    yoksa rasulullah sav ve ashabının yapmadığı, kendi etrafında dönme (sema) diye bir bidat ihtas etti diyemi
    yada musikiyi islama soktu diyemi

  • Edaa
    Edaa

    Oraya gitme demedim mi sana
    Seni yalnız ben tanırım demedim mi

    Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim
    Bir gün kızsan bana, alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen

    Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi
    Demedim mi şu görünene razı olma

    Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl.
    Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi

    Ben bir denizim demedim mi sana.
    Sen bir balıksın demedim mi,

    Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın.
    Senin duru denizin benim demedim mi?

    Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi
    Demedim mi senin uçmanı sağlayan benim,

    Senin kolun kanadın benim, demedim mi
    Demedim mi yolunu vururlar senin,

    Demedim mi tövbeni bozarlar senin.
    Oysa senin ateşin benim, sıcaklığın benim demedim mi

    Türlü şeyler derler sana demedim mi.
    Ölmezlik kaynağını kaybedersin, yani

    Ben’i kaybedersin demedim mi?
    Söyle, bunları sana hep demedim mi?

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Anlamak lazım...

  • Edaa
    Edaa

    BENLİĞİN ŞIMARTILMASI
    Ten kafese benzer. Girenlerin, çıkanların, insanla dostluk edenlerin aldatmasıyla can bedende dikendir. Bu,? Ben senin sırdaşın olayım? der. Öbürü? Hayır, senin akranın, emsalin benim? der.

    Bu der ki:? Varlık aleminde güzellik fazilet, iyilik ve cömertlik bakımından senin gibi hiçbir kimse yok.? Öbürü der ki:? İki cihan da senindir. Bütün canlarımız senin canına tabidir.? O da, halkı, kendisinin sarhoşu görünce kibirlenir, elden, avuçtan çıkmağa başlar. Şeytan onun gibi binlerce kişiyi ırmağa atmıştır!

    Dünyanın lutfetmesi ve yaltaklanması, hoş bir lokmadır, ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır! Ateş gizlidir, zevki meydanda. Dumanı sonunda meydana çıkar.

    Sen? Ben o medihleri yutar mıyım? O, tamahından methediyor. Ben, onu anlarım? deme! Seni metheden, halk içinde aleyhinde bulunursa onun tesiriyle gönlün, günlerce yanar.

    Onun; mahrumiyetten senden umduğunu elde edemeyip ziyan ettiğinden dolayı aleyhinde bulunduğu halde, O sözler, gönlüne dokunur, onun tesiri altında kalırsın. Medihten de bir ululuk gelir, dene de bak! Medihin de günlerce tesiri altında kalırsın. O medih canın ululanmasına, aldanmasına sebebolur.

    Fakat bu tesir, zahiren görünmez, çünkü methedilmek tatlıdır. Kınanmak acı olduğundan derhal kötü görünür. Kınanmak, kaynatılmış ilaç ve hap gibidir; içer, yahut yutarsa uzun bir müddet ızdırap ve elem içinde kalırsın.

    Tatlı yersen onun zevki bir andır, tesiri öbürü kadar sürmez.Zahiren uzun sürdüğü için de tesiri, gizlidir. Herşeyi, zıddıyla anla! Medhin tesiri, şekerin tesirine benzer; gizli tesir eder ve bir müddet sonra vücütta deşilmesi icabeden bir çiban çıkar.

    Nefis çok öğülmesi yüzünden Firavunlaştı. Alçak gönüllü, hor, hakir ol; ululuk taslama! Elinden geldikçe kul ol, sultan olma! Top gibi zahmet çekici ol, çevgan olma! Yoksa; senin bu letafetin, bu güzelliğin kalmayınca o, seninle düşüp kalkanlar, senden usanırlar.

    Evvelce seni aldatıp duranlar, o vakit seni görünce? Şeytan? adını takarlar. Seni kapı dibinde görünce hepsi birden? Mezarından çıkmış hortlak? derler; Genç oğlan gibi. Ona önce Allah adını takarlar, bu yaltaklıkla tuzağa düşürmek isterler. Fakat kötülükle adı çıkıp da zaman geçince bu kötülükte sakalı çıkınca; artık ona yaklaşmaktan Şeytan bile utanır.

    Şeytan, adamın yanına bir kötülük için gelir; senin yanına gelmez. Çünkü sen Şeytan? dan da betersin. Şeytan, sen insan oldukça izini izler, ardından koşar, sana şarabını tattırırdı.

    Ey bir işe yaramaz adam! Şeytan huyunda ayak direyip şeytanlaşınca senden Şeytan da kaçmaktadır. Eteğine sarılan kimse de, sen bu hale gelince senden kaçar!

    Mesnevi'den Hikayeler - Cilt 1

  • Harun İşlek
    Harun İşlek

    Asırlık evliya ve alim bir zâta ' Filozof ' diye bayağı bir ifade ile tasvir ederlerya, kabullenemem ben bunu...! ! !

  • Edaa
    Edaa

    MEVLÂNÂ’NIN AZ BİLİNEN BİR YÖNÜ: MEVLÂNÂ MÜSPET İLİMLE DE İLGİLENDİ

    Mevlânâ Celaleddin Rumî sadece dinî ilimlerle değil aynı zamanda müspet ilimlerle de ilgilenmiş, eserlerine de bu durum yansıtılmış- Onun özellikle Mesnevi adlı eserinde bahsettiği mevzular arasında Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi, atom gibi konuları sayabiliriz. Mevlânâ, Mesnevi’sinde Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi ile ilgili şunları söyler:

    Dolap gibi dönüp duran gökten kıyas tut. Onun dönmesi nedendir?

    ... Ey gök, ne vakte dek yerin etrafında dönüp duracaksın?

    ... Bu gökyüzü de elinde olmaksızın dönüp durmada.”

    Yine Mesnevi’de yer alan bazı beyitlerde günümüzün bilim adamlarını dahi şaşırtacak biçimde atmosferi bir yumurtanın beyazına, dünyayı ise bu yumurtanın sarısına benzetmekte, dünyanın uzayda boşlukta durduğuna işaret etmekte, ayrıca mıknatıs ve kehribar örneğini vererek yer çekiminin varlığına değinmektedir.

    Mevlânâ’nın değindiği bir diğer konu da atomdur. Mevlânâ atom için “zerre” kelimesini kullanarak henüz yakın zamanda keşfedilen “atom, atomun yapısı ve atomun patlaması”na gönderme yapmaktadır. Mevlânâ’nın zerrenin (atomun) içindeki güneşin (atom çekirdeğinin) “patlaması hâlinde her tarafın yerle bir olacağından bahsetmesi” ve bu çekirdeği de “kuzu postuna bürünmüş aslan”a benzetmesi oldukça ilgi çekicidir.

  • Edaa
    Edaa

    Kötü yaratılışlı kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesen eşkıyanın eline kılıç vermeye benzer.

  • Ceyda Şirin
    Ceyda Şirin

    'Bir padişah var ki neyi örter, gizlersen bilir.
    Dilsiz dudaksız köpürsen bile bilir O...
    Herkes söz satma hevesini bilir,
    Bense susmayı bilenin
    Kulu kölesiyim...'

  • Nalan Bezirgan
    Nalan Bezirgan

    Gene gel! Gene gel! Her ne isen gene gel! Kafir sen,ateşe tapıyorsan,puta tapıyorsanda,gene gel! Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil.Yüz kere tevebeni bozsanda gene gel! ! ! ! ! ! ! ! ! !
    Hz.Mevlana
    Bu sözle tüm dünya insanlarını kucaklamıştır! ...

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç

    MEVLANA’NIN GÖNÜL ÇAĞLAYANI

    M.NİHAT MALKOÇ

    Bazı şahsiyetler vardır ki fikri ne olursa olsun bütün kesimlerin ortak hafızası olurlar. Herkes onların yazdıklarında birleşir. Bunlar toplumun asgari müşterekleri konumundadırlar. Onlar bu haliyle toplumun denge unsurudurlar. Kavgalar ve sıcak tartışmalar bu büyük şahsiyetlerin buz dağlarına çarparak bertaraf edilir. Bu yüce ruhlar her dönemdeki zehirlere karşı panzehir vazifesi görürler. Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Hoca Ahmet Yesevi ve Mevlana Celaleddin Rumî bunlardan sadece birkaçıdır.

    Ruhlarımızdaki manevi kirleri silip gönüllerimizin pasını zımparalayan muhabbet erlerinden birisi de bundan 800 yıl evvel dünyaya gelen Mevlana’dır. O, yediden yetmişe kadar Türk milletinin kucakladığı ve benimsediği bir aşk kahramanıdır. Onun kitabında sevgi ve hoşgörü kavramları altın yaldızlı harflerle yazılmıştır.

    Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Bu yıl onun doğumunun 800. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. İyi ki doğmuş ve yazdıklarıyla bize hayat vermiş… Onun olmadığı bir dünya ne kadar eksik olurdu. Mevlana’nın Mesnevi’sinin olmadığı bir kütüphane ne kadar da boş kalırdı. Onunla cilalanmayan yürekler bir harabeden farksız olurdu.

    Onun 26 bin beyitten meydana gelen Mesnevi’si bir birlik dükkânıdır. Fitne ve fesadı yok eden manevi dermanların toplandığı eczanedir. Bunu “Mesnevi’miz, birlik dükkânıdır; birden başka ne belirirse puttur.” diyerek vurgulamıştır. Bu dükkânın vitrinlerinde aşk, sevgi, hoşgörü, vefa, ilim ve muhabbet sergilenir. Bunların alıcıları aynı zamanda satıcılarıdır.
    Gönül adamları ölümden korkmazlar. Çünkü onlara göre gerçek anlamda ölüm yoktur. Ölüm gurbetten asli vatana göçüştür. Mevlana da bu anlayıştan yola çıkarak ölümü bir vuslat olarak görmüştür. Kulun Allah’ına ulaştığı sevimli bir an olarak nitelendirmiştir. Onun içindir ki ölümü olgunlukla ve büyük bir ruh genişliği içerisinde karşılamıştır.

    Mevlana, ölüm vaktine ‘şeb-i arus’(düğün gecesi) demiştir. O, kabri temsili bir mekân olarak kabul etmiştir. Onun içindir ki “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir” diyerek ölümsüzlüğün imanlı gönüllere girerek sağlanabileceği hakikatini teslim etmiştir. Gerçekten de dediği gibi kendisi imanlı gönüllerde yaşayarak bugünlere kadar ulaşabilmiştir. Sesinin yankısı yedi asır sonrasında duyulabilmiştir.

    Mevlana sevgi ve hoşgörü anahtarının bütün kapıları açabileceğine yürekten inanmıştır. Bunun canlı örneklerini bizzat yaşayarak müşahede etmiştir. Bununla ilgili olarak söylediği şu güzel sözler sevgi tılsımının gücünü ortaya koymaktadır: “Sevgiden acılıklar tatlılaşır. Sevgiden bakırlar altın kesilir. Sevgiden tortulu, bulanık sular, arı duru bir hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padişahlar kul olur.”

    Aşk adamıdır Mevlana… Fakat Mevlana’nın aşkını beşeri aşklarla karıştırmayalım sakın... O, bütün aşkların ilahi aşktan neşet ettiğine inanan ve eşyaya o gözle bakan engin ruhlu bir gönül eridir. Allah aşkını yüreğinin merkezine yerleştiren Mevlana, varlığa da Allah’ın mahlûku olması açısından hikmetle bakmıştır. Her şeyi muhabbet penceresinden seyretmiştir O…Onu anlamak için bu açıdan bakmak gerekir öncelikle…

    Aşktan mahrum gönülleri virane olarak görmüştür Mevlana… Aşkı her şeyin ön şartı olarak kabul etmiştir. Aşka gönül alfabesinin ‘elif’i gözüyle bakmıştır. Her beytine aşkın ruhaniyetini sindirmiştir. Bir beytinde “Aşkı olmayan kişi, ne de zevksizdir ya; bir sevgilisi olmayan kişi, ne de ölüdür ya. Aşktan diri olmak gerek, ölüde iş yok. Diri kimdir, bilir misin? Aşktan doğan kişi. Aşkın eteğine yapış, onun eteği keremdir, ihsandır; ondan başka kimsecikler kurtaramaz seni yabancılıktan. Aşk, güzellik padişahının damına çıkılacak bir merdivendir; sen gel de miraç hakikatini aşığın yüzünden oku.” diyor, Hz. Mevlana…

    O, aşksız yaşamanın aşsız yaşamaktan daha beter olduğuna inanıyordu. Kendisini doğumunun 800. yılında rahmet ve minnetle anıyoruz. İyi ki doğmuşsun; hasta ruhlarımızın ilacı, hissiyatımızın serdarı, gönül çağlayanı Mevlana… Senin manevi ikliminde ve ‘Mesnevi’ ağacının dalları altında gölgelenenlere ne mutlu… İyi ki varsın postnişinim, sevgi ırmağım… Asırlardan beri viran gönüllerimizi mamur eyledin. Doğum günün kutlu olsun…

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç

    ATATÜRK’ÜN MEVLANA SEVGİSİ

    M.NİHAT MALKOÇ

    Milletleri ayakta tutan asli unsurlar, asırlarca yaşattıkları değerleri ve değerlileridir. Türk milleti de bu değerleri ve değerlileri sayesinde bu günlere gelmiştir. Bütün şer güçlerin saldırılarına rağmen onların manevi tasarruflarıyla hâlâ dimdik ayaktayız. Onlara sarıldıkça ve yollarından gittikçe hakikate erişiriz. Buna inanmalı ve öylece yaşamalıyız.

    Müslüman Türk milletinin manevi dinamiklerinin başında Mevlana Celaleddin Rumî gelmektedir. O, 13. asırdan günümüze akan bereketli bir manevi çağlayandır. Onun duru sularında ruhumuzu yıkadıkça kötülüklerden arınırız. Mevlana’nın Mesnevi’sinden ilham alanlar ve onun çizdiği yolda yürüyenler asla sapık kollara sapmazlar. İslam akidelerini hayatlarının temel ilkeleri bilip hayatlarını onların etrafında şekillendirirler.

    Mesnevi’sini Farsça yazmış olsa da Mevlana bizden biridir. Dine sevgi, hoşgörü, akıl ve mantık çerçevesinde bakanlar, onu sevmiş ve benimsemiştir. Mevlana’yı çok seven ve onu kendine yakın bulan kişilerden birisi de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’le Mevlana arasında yedi asır gibi uzun bir zaman farkı olsa da bu iki ulu şahsiyetin hayata hoşgörü ve sevgi penceresinden bakmaları bu iki büyük insanı birbirine yakınlaştırmıştır. Atatürk, ömrü boyunca Mevlana’nın fikirlerinden çok etkilenmiş, onun manevi şahsiyetine büyük bir tazim ve itibar göstermiştir.

    Atatürk, Konya’daki Mevlana Dergâhı ve türbesini, Konya’ya ilk gelişi olan 3 Ağustos 1920 günü ziyaret etmiş ve bu ziyaretten pek etkilenmişti. Daha sonraki gelişlerinde Mevlana Türbesini ziyaret etmeden Konya’dan ayrılmamıştır. 3 Nisan 1922 günü gerçekleştirdiği ziyaretlerinde, kendisi için açılan Sema meydanında hazır bulunmuş, 22 Mart 1923 günü yaptığı ziyarette postnişin Abdülhalim Çelebi’nin davetlisi olarak dergâhta yemek yemiş, Hz. Mevlana’nın büyüklüğü üzerine takdir ve hayranlık dolu sözler söylemiştir.

    Yakın tarihle ilgilenenlerin belirttiğine göre Atatürk ömrü boyunca Konya’ya dokuz kere gelmiş, her gelişinde de Mevlana Türbesi’ni ziyaret etmiştir. Onun türbesini ziyaret etmeden şehirden ayrılmayı bir eksiklik saymıştır. O, Mevlana’nın türbesinden büyük bir manevi huzurla ayrılırdı. Atatürk’ün şu sözleri onun Mevlana’ya bakışını özetlemektedir:

    “Ne zaman bu şehre(Konya’ya) gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz. Mevlana düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, çağları aşan bir yenilikçidir.”

    “Mevlana, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren büyük bir reformatördür. Müslümanlık aslında geniş manasıyla hoşgörülü ve modern bir dindir. Araplar onu kendi bünyelerine göre anlamış ve tatbik etmişlerdir. Sıcak bir iklimde oturan, suyu nadiren kullanan, genel bir hareketsizlik içinde ömür süren Badiye Arapları için günde beş vakit abdest ve namaz, çok ileri seviyede bir yaşama hareketidir.

    Hz. Muhammed insanları uyuşukluktan harekete sevk etmiştir. Sarp dağlar, yüksek yaylalarda at koşturan, erimiş kar suları ile yıkanan Türkler için abdest ve namaz çok tabii olmuştur. Mevleviliğe gelince, o tamamen dönerek, ayakta ve hareket ederek Allah’a yaklaşma fikri, Türk dehasının en tabii ifadesidir.”

    Atatürk’ün dine ve inançlara bakışı her zaman saygı çerçevesinde olmuştur. O, Müslüman Türk milletinin bir ferdi olmakla daima iftihar etmiştir. Dini değerleri hep önemsemiştir. Atatürk, tekke ve zaviyelerin görevlerini tamamlaması ve dolayısıyla kapatılması yönünde çıkan kanun sırasında Hz. Mevlana’nın türbesini müze haline dönüştürerek tüm insanlık âlemine açık halde kalmasını sağlamıştır. Burayı kapatmayı aklının ucundan bile geçirmemiştir. Bu onun dini değerlere saygısını ve Mevlana Celaleddin Rumî’ye duyduğu sevgisini göstermesi açısından dikkate değer bir davranıştır.

    Atatürk her fırsatta Mevlana’nın Mesnevi’sini okumuş, ondan süzülen rahmet damlalarından istifade etmiştir. İslamiyet’e Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü penceresinden bakmayı ilke edinmiştir. Her ikisini de rahmet ve minnetle anıyoruz.

  • Religion Religion
    Religion Religion

    ...Sus yeter artık,
    var git yokluğa haydi,
    yoklukla yok ol.
    Git, yokluklardan tanı
    yokluktan var olanı.

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.
    ( mevlana)

  • Harun İşlek
    Harun İşlek

    İsmi duyulduğu vakit, her türden inanışa sahip olan insanların saygı ile andığı, ama her nedense, inanış ve itikâdını bilmeden (!) eleştirip, sırt çevirdiğimiz yüce alim ve evliya...

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel

    Bak... Bil ki domuzların önüne inciler serilmez
    Mücevherlerden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez
    Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir camda
    Sana bakan bir kör ise sakın kendini camdan sanma

    MEVLANA

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar

    'Ya olduğun gibi görün,
    Ya göründüğün gibi ol.'

    Mevlana

  • Kevser Ekinci
    Kevser Ekinci

    Aslen Türkest egerçi Hindu guyem.
    (Her ne kadar Farsça söylüyorsam da aslım Türk'tür.)

  • Kevser Ekinci
    Kevser Ekinci

    Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var

    mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa,

    vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın

    meziyetlerden daha üstün bir kişidir.

  • Kevser Ekinci
    Kevser Ekinci

    aşk davaya benzer,cefa şahide...şahidin olmadan davayı kazanamazsınki..
    mevlana celaleddini rumi hz.

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    ne olursan ol yine de gel

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Ben sana geldim, Mevlana,
    Sevdiğimi, umudumu, kaybettim.
    Aşkımı, sevgimi kaybettim.
    Acılar içinde geldim...

  • Harun İşlek
    Harun İşlek

    Görüşleri, eserleri, hayatı, metodları her zaman anlatılan her zaman söylenilen ama ne hikmetse islam alimi denilmekten kaçınılan! ! !
    eşsiz insan... Nedendir bilinmez artık bizim mevlanamızı bir filozof yapıp kenara koyabilecek kadar cahil insanlarımızda var, yok değil....Mevlana hazretleri bir felsefeci değil...o gerçeklerle yoğrulan bir insan, teorilerle değil....

  • Savt-ı Dicle
    Savt-ı Dicle

    Sultan Veled'i babası

  • Suna Sarılale
    Suna Sarılale

    aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler..

    mevlana

  • Nihan Koçyiğit
    Nihan Koçyiğit

    testide ne varsa, çatlaktan o sızar.

  • Nihan Koçyiğit
    Nihan Koçyiğit

    *eşekten şeker esirgenmez ama
    eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

    *kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. ama
    bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    *dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
    selviyi hür bir halde yücelten,
    kederi de sevinç haline sokabilir.

    *birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
    dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

    *birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
    suyu başına döksen, başı kırılmaz.
    toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
    toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

    *kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
    içinde inci vardır.

    *bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de
    bu yüzden kafes çeker onları ama
    kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

    *altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da
    nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
    bir sevgiliye feda edilmedikten sonra….