Kültür Sanat Edebiyat Şiir

emin çölaşan sizce ne demek, emin çölaşan size neyi çağrıştırıyor?

emin çölaşan terimi F tarafından 07.07.2004 tarihinde eklendi

  • Mustafa Emre Özgen
    Mustafa Emre Özgen 20.06.2008 - 17:35

    Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi isimli kitabı Demokrasimizle Yüzleşmek'ten sonra, yine bir kaynak...

  • Esra Kaya
    Esra Kaya 28.05.2008 - 15:08

    çölaşan karnesi.....
    yazılarında tayyip den bahsetme:10
    türbandan bahsetme:10
    yazılarında laikmiş gibi yapma:10
    dini her türlü imgeye kelimeye şahsa duruma saldırma:10
    düşünme yeteneği:0
    adalet anlayışı:0

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 03.01.2008 - 10:44

    kitabını bitirdiğimde saygım bir kat daha artmış insandır, kitabın konusundan yada dincilerle olan çekişmesinden, haksızlığa gerdiği göğsünden değildir bu saygı, bunu her özgür insan zaten yapmalıdır yapmayan yaşadığını zannetmemelidir, bende saygı uyandıran şey otel santralini 5 saat kilitleyen sevenleri adına görevliyi arayıp meşguliyet verdik mazur görün demesidir, (ki bunun gibi bir çok incelik var kitapta) sanmamki bunu ne özkök soyadlı sözüm ona soylu insan yapsındır nede doğan soyadlı zengin korkak...

  • Murat Karacuban
    Murat Karacuban 03.11.2007 - 01:00

    satilmis ve azgin bir kürt düsmaniydi sayin emin bey sana hatirlatilirdi bir gün sana da adalet lazim olacak diye sen dinlemedin hep sadik kalacam dedin e unutugun bir sey vardi ki sahibin de bir insan di ne ettin de sana ekmek vermedi oysa hep sadik kalmistin adalet lazim mi cöl asmayan bey ama unutma kürtler afediciler gel sigin kürtlere

  • Emre Selman Kaplan
    Emre Selman Kaplan 19.08.2007 - 16:02

    iyi günler arkadaşlar
    tabi bir kişinin işinden olmasına üzülmemek elde değil.fakat bu emin çölaşan dediğimiz şahıs para karşılığı yazı yazan bir kişi, kim para veriyorsa para verenin istediği şekilde yazı yazıyor.
    ama ben size başka bir şey söyleyeceğim.içinizde araştırmacılık varsa
    bu adamın ailesinin geçmişini araştırın.bu adamın soyismini nereden geldiğini bir araştırın

  • Murdu
    Murdu 15.08.2007 - 16:06

    Hürriyet gazetesine ödettirdiği tazminatlarından dolayı, soluğu hürriyetin kapısında alan, zavallı (cık) ...! !

    Bu yaştan sonra işverende olmaz kendisine, Bulvara müracaat etsin, tam kendisine lâyık bir gazete ''

    diiipnüt: Önceki bulunduğu gazetelerin bulvardan bir farkı yok zaten...

  • Ayça Çavaş
    Ayça Çavaş 15.08.2007 - 14:15

    duyarlı bi arkadaşımın gazetesine yolladığı,çirkin ve küstah bi yazıyı,yine aynı duyayrlılık ve özenle dün köşesinde yayınlamış kişi..umraım savcılığı devreye sokmayı başarır.

  • Cgl Cgl
    Cgl Cgl 15.08.2007 - 12:21

    hürriyetten kovulmuş yazar...okurdum...

  • Garbi Yeli
    Garbi Yeli 15.08.2007 - 09:22

    cesur ve aydın bir gazeteci...

  • Murdu
    Murdu 28.06.2007 - 11:42

    Bu adam köşe yazılarını ya ' aç karnına ', ya da ' uykulu ' bir halde yazmış olmalı ki, her yazdığında yalan, her yazdığı ile gerçekler arasında uçurumlar bulunuyor...(yaşlılığı hesaba katmadım.)

    Kutlu doğum haftasını idrak ederken, sayfasında şöyle bir yazı bulundurmuş hilkat garibesi; ' Kutlu doğumu kutlayacak başka bir hafta bulamamışlarmı ki, 23 Nisan'a denk getirdiler...! ! !

    Gülermisin, ağlarmısın sözünü dedirtecek bu yazı, emin beyin kalemlerinden aksettirilmiştir...eshef yani, ancak bu kadar cehalet olabilir.

  • Mehlika Ersan
    Mehlika Ersan 15.05.2007 - 10:23

    kendi yazdıklarına inanıp inanmadığı hususunda mütereddit olduğum, bir insanın hem de bir gazetede köşe sahibi birsinin nasıl olup da bu kadar at gözlüğüyle olaylara baktığını ve dar düşüncelerini hiç sıkılmadan yazdığını hayretengiz bir şekilde seyrettiğim kişi.

  • Muzaffer Sen
    Muzaffer Sen 14.05.2007 - 19:23

    kendi okuruna yalanda olsa vakit geçirmeyi gaye edinmiş biri işte...

  • Haydar Sevimsiz
    Haydar Sevimsiz 27.04.2007 - 12:03

    Yeni cumhurbaşkanımızı tanıyalım... Varan 1


    ADAYIMIZ Abdullah Gül siyasette epeyce eski. Onu çok iyi tanımak gerekiyor. Öyle ya, işler ters gitmezse 11. cumhurbaşkanımız olacak. Geçmişte belli zamanlarda bakanlık görevinde bulunmuş, Refahyol döneminde Devlet Bakanı olarak görev yapmıştı.

    Türkiye Kalkınma Bankası kendisine bağlıydı.

    Abdullah Bey’in emriyle bu bankaya yaptırılan yasadışı harcamaları bankanın Teftiş Kurulu inceledi. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında bu yasadışı harcamalara yer verildi.

    Paralar kendisinden istendiği halde vermedi. Yani iade etmedi.

    Sonuçta, Türkiye Kalkınma Bankası, Abdullah Gül’ü mahkemeye verdi. Hakkında tazminat davası açıldı.

    Dava dilekçesinde, Bay Gül’ün kendisi için bankaya yaptırdığı yemek, çiçek, hediyelik eşya, kartvizit gibi harcamaların kendisinden tahsili isteniyordu.

    Davaya Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi baktı. Mahkemenin Esas 1999/216, Karar 1999/6l8 sayılı gerekçeli kararında özetle şöyle denildi:

    'Davalının (Gül’ün) bankaya yaptırdığı (o günkü değerlerle) 1 milyar 652 milyon liralık harcamanın görevle ilgisi olmayan şahsi harcama niteliğinde olduğu saptanmıştır. Kişisel ilişkileri ile ilgilidir. Görev gereği değildir.

    Teftiş Kurulu tarafından tespit edilen bu para davalıdan istenmiştir.

    Ancak davalı tarafından ödeme yapılmamıştır.

    Bunun üzerine uyuşmazlık çıkmış ve dava açılmıştır.

    Açıklanan olgular, harcamalara ilişkin belgeler, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriği ile doğrulanmıştır.

    Bu bakımdan davalı (Abdullah Gül) bizzat kendisi ödemekle yükümlüdür.

    (Devlete ait olan devlet parası) 1 milyar 652 milyon liranın yüzde 50 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya (devlete) verilmesine karar verilmiştir.'

    * * *

    Abdullah Gül, hakkında mahkeme tarafından verilen bu karara Yargıtay’da itiraz etti.

    Şimdi Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından oybirliği ile verilen Esas 2000/6788, Karar 2000/7375 sayılı karara bakalım:

    'Dosyadaki yazılarda, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlerde, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükmün ONANMASINA ve yazılı onama harcının davalı Abdullah Gül’e yükletilmesine 11 Eylül 2000 günü oybirliği ile karar verildi.'

    Abdullah Gül, kişisel amaçla kullandığı devlet parasını bu kesinleşmiş yargı kararı sonrasında devlete ödemek zorunda kaldı.

    Sevgili okuyucularım, yazımın burasında hemen bir not düşeyim.

    Ben bu belgeli olayı bugün ilk kez yazmıyorum.

    25 Ekim 2002 tarihli ’AKP ve Hukuk’ başlıklı yazımda bu olayı sizlere anlatmıştım.

    Kendisi o zaman AKP milletvekili adayı olarak 3 Kasım 2002 seçimine girmek üzereydi!

    Zaman onun lehine çalıştı! Önce AKP’nin Başbakanı, sonra Erdoğan’ın Dışişleri Bakanı oldu.

    Refah Partisi milletvekili kimliği ile Meclis’te yaptığı konuşmalarda AB’ye dümdüz giderdi! Hükümete gelince bir numaralı ABD ve AB savunucusu kesildi. Refah Partisi kimliği ile ve Necmettin hocasının emriyle yaptığı o Meclis konuşmalarını da burada belgelemiştim.

    Abdullah Gül şimdi cumhurbaşkanı adayımız.

    Tayyip abisi bizlere çelik çomak oynatırken, iki dudağı arasından onun ismi çıkıverdi!

    * * *

    Türk milleti, geleceğin cumhurbaşkanını elbette ki iyi tanımak zorunda. Her yönü ve her boyutu ile! Bu yazıyı onun için yazdım.

    Geçmişte söyledikleri, ağzından Cumhuriyet rejimi ile ilgili olarak çıkan sözler...

    Şimdi kalkmış 'Ben Cumhuriyet rejimine sözde değil, özde bağlıyım' gibi laflar ederek askerlere ve toplumun büyük kesimine hoş görünmeye çalışıyor.

    Önemli olan 'aman vakvakları ürkütmeyelim' diye bugün zevahiri kurtarmak için söyledikleri değil, beyninin kıvrımlarına ve genlerine yerleşmiş olan geçmişteki sözleridir.

    Sıra onlara da gelecek! Cumhuriyet ilkelerine nasıl bağlı olduğunu (!) burada kendi ağzından yazmayı sürdüreceğim ki, bu zihniyeti herkes iyi tanısın.

    Yeni cumhurbaşkanı için bugün ilk oylama yapılacak. Kendisini bugün söyledikleri ve yapmak zorunda kaldığı takıyye ile değil, geçmişiyle tanımak zorundayız ki, otomatik oy makineleri biraz düşünsün! Öyle değil mi efendim!

    emin çölaşan
    pek muhteremsin hocam!
    sen var ol!

    27,04,007

  • Hamza
    Hamza 07.04.2007 - 11:31

    stanbulda yürürken kaza ile birinden parmak yese melih gökçekten bilecek kadar ruh hastası bi zat..

    oysa melih gökçek ankarada :)

  • Memed Berber
    Memed Berber 08.02.2007 - 09:13

    Gündemi takip; yaptığı yorumları ters çevirdiğiniz an gerçekleri görebileceğiniz bir ayna; derin devletin sözcüsü

  • Mukadder Yılmaz
    Mukadder Yılmaz 14.12.2006 - 22:13

    türkiyenin en büyük mizahçılarından

  • Cansu Gurbuz
    Cansu Gurbuz 09.12.2006 - 01:08

    yıllarca hürriyet alıp okuduysam bunun tek nedeni emin çölaşan'dır. geçen haftaki programda beni çok güldürdü. taktir ediyorum kendisini.

  • Harun İşlek
    Harun İşlek 13.10.2006 - 15:39

    Mahkemede ödediği maddi ve manevi tazminatlarla devletimize rahatlıkla bir okul yaptıracak kapasitede bir insan, ama malesef o hala insanlarla uğraşmayı ve onları aşağılamayı kendine amaç edinmiş ak sakallı bir keşiş...

  • Fatih Karakaş
    Fatih Karakaş 19.09.2006 - 00:53

    Sürekli mahkeme kararıyla tekzip yiyen yalancı bi yazar.Hala akıllanmadı en son 1 ay önce devletin bir binayı bi cemaat dersanesine kiraladığı iftirasını attı çok geçmeden mahkeme kararıyla köşesinde koskoca bi tekzip yayınlamaya mahkum oldu.Ama hala aynı tas aynı hamam devam ediyor.Böle bi tip işte ne diim tekziplerin devamını dilerim.

  • Serpil Saygılı
    Serpil Saygılı 16.09.2006 - 21:11

    tetikçi olmak kendisine daha cok yakışırdı bence..

  • Hasan Kara
    Hasan Kara 17.08.2006 - 20:13

    Gazeteci olduğunu iddia eden, ama yaptığı tek şey derin devlet olduğunu sanan oligarşik bir gurubun tetikçiliğini yapmaktan ibaret olan biri.Dr:Bahadırhan Karakoç,Dr.Lutfi Yalçın ve Dr.Abdurahman Sevgili'nin üzerine aldığı talimat gereği gitmiş,haklarında 7-8 gün üfürükten yazılar yazmış,ama derinden derin baskıları görünce tırsmış adam.

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe 14.08.2006 - 21:57

    Her pazar TV de Mustafa Balbay'ın karşısında...ben ne düşünüyorsam aynen onları söyleyen biri..Hayret valla...

  • Cem Sagol
    Cem Sagol 14.08.2006 - 21:46

    çok önemli bir yazar begenerek okuyoruz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK türkiyesinin bu gibi adamlara ihtiyacı var

  • Bekir Yılmaz
    Bekir Yılmaz 14.08.2006 - 21:04

    Doğruları dobra dobra yazan ve bunu yaparken de sahte dindarlardan ve cahil yobazlardan asla korkmayıp yoluna devam eden cesur bir Türk aydını.

  • Akın Arda
    Akın Arda 12.08.2006 - 11:51

    bu adam tam bir mason bunu bilmiyan yoktur adam mason bu kadar basit

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe 30.07.2006 - 12:30

    Eee doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar Emin bey...boşver nasıl olsa bir 10 cu köy vardır...siz de benim gibi yapın 10 köyü arayın...

  • Renas
    Renas 25.07.2006 - 16:16

    kendini medeni zanneden geri kafalınınbiri olup islam ve kürt düşmanı

  • Akın Arda
    Akın Arda 13.07.2006 - 15:40

    gazeteci olduğunu idda eden müsvete

  • Ayse Öztürk
    Ayse Öztürk 10.06.2006 - 00:19

    emin çölaşan 23 mayıs 2006 tarihinde yazdığı yazıda utanmadan yalan yazdığına şahit olduğum kişi.resimlerle ilköğretim başlıklı yazısında eryaman(bende orda oturuyorum ordan biliyorum) bahar ilköğretim okulunda 23 nisan kutlamalarının yapılmadığını iddia etmiş! ama acaba bizmi rüya gördük 23 nisanda.hadi biz yalan söylüyoruz görüntüleri kaydeden kameralarda mı yalan söylüyo.bide gitmiş yalanına kılıf uydurmak için derslik sistemiyle eğitim veren (her dersin farklı sınıfı var örneğin fen dersinin fen din dersinin dinsınıfı) okulda 23 nisan ile aynı haftaya denk gelen kutlu doğum haftası için din dersi sinıfında asılı olan eğitimi öven hadis yazılarıyla habereni süslemiş. okulda 23 nisan kutlanmadı demişsin hodri meydan bizim elimizde kamera görüntüleri var.

  • Banu Akel
    Banu Akel 20.05.2006 - 02:12

    Dürüst,cesur,adil....gerçek bir gazeteci.

  • Mustafa Aykurt
    Mustafa Aykurt 03.05.2006 - 10:39

    islamiyete ve onun kutsallarına karşı son derece agresif, düşman...Sadece 27 Nisan 2006 günkü yazısını okumanız bile yeterli...Okumayan varsa mutlaka ama mutlaka okusunlar.Özellikle o adını söylemekten bile iğrendiğim zatı öven arkadaşlar! ! Önce siz..!

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 08.04.2006 - 03:26

    dürüst ama elinde belge olmayınca, konuşamayan,yazamayan yeteneksiz adam....

  • Nev Bahar
    Nev Bahar 13.02.2006 - 13:49

    çölü aşacağından emin olmayan,karamsardüşünceleri ile tanınan minik kuşun habercisi yazmayı bilmeyen

  • John Doe
    John Doe 28.09.2005 - 21:19

    Sol hükümete ayarı verirken iyi, sağcılara bindirdi mi tu kaka...
    Aman efendim geçiniz,objektif olunuz!

  • Neden Yoksun Can
    Neden Yoksun Can 28.08.2005 - 18:42

    hasta

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 04.02.2005 - 11:19

    Melih Gökçek için çalışan zavallı

  • Hasan Gürelliler
    Hasan Gürelliler 24.11.2004 - 09:26

    Gazetecilik ünvani yakismayan bir sahsiyet

  • Murat Tarakci
    Murat Tarakci 24.11.2004 - 02:34

    ulkemizdeki cesur ender aydinlardan birisi yazilarini okudukca ulkem hakkinda umutlaniyorum bu ulkede boyle aydinlar oldugu surece yikilmayiz ona laf atanlar ise zavalli surusu olarak nitelendiriyorum bu ulkede meslegini profesyenelce yapan cok az sayidaki insandan birisi

  • Erhan Taşkıran
    Erhan Taşkıran 30.09.2004 - 14:12

    İktidarda, muhalefette kim olursa olsun, ne icraat yaparsa yapsın, her yazısında yukarıdakilere bağırıp çığıran şahsiyet (antolojiden kovulmayacağımı bilsem sonuna siz koyardım...)
    Türk milletine icraat beğendirmek zor ya...
    Malum kişi de halkın sesi olmaya çalışıyor işte...

    Bırakın bağırsın, çığırsın..
    Ateş olsa cürmü kadar yer yakar....

  • Emrah Çekiç
    Emrah Çekiç 18.08.2004 - 09:57

    gazeteci yerine zurnacı olması gereken adam.zurnacı emin.

  • Ebrar Anadolu
    Ebrar Anadolu 28.07.2004 - 18:43

    yer kaplayan lezyon! ! !

  • Gül Demir
    Gül Demir 28.07.2004 - 14:56

    Satılık olmayan ender gazetecilerden biri

  • F
    F 28.07.2004 - 14:23

    Raylardaki kan:
    MUALLA Kurumlu ismini bilmiyorsunuz ama onu anımsayacaksınız. Tren kazasının olduğu gece Bay Başbakan’a ‘Kocamı bulun’ diye bağıran, sonra oradan apar topar uzaklaştırılan hanım.

    Dün beni aradı. Telefonda hüngür hüngür ağlıyordu:

    ‘O raylarda benim kocam mimar Erol Kurumlu’nun kanı var. Ben o gece ölüp ölmediğini bilmezken, Başbakan’dan yardım isterken, benim suratıma bile bakmadı. Korumaları ile devletin üniformalı polisleri orada kavga ettiler. Telsizler havada uçuşuyordu. Bize bunları yaşattılar. Kocamı Eskişehir’de gömdük. Bunların hiçbirine vatandaş olarak hakkımı helal etmiyorum. Lütfen bunları yazın.’

    Ne diyebilirsiniz? Acılı hanımı dinledim, yüreğim bir kez daha burkuldu.
    *
    Tekin Çınar ismini de belki bilmezsiniz. 1972 yılında DDY’de müfettiş olarak çalışmaya başladı. 1984-1989 yılları arasında Genel Müdür Yardımcısı, 1990-1992 döneminde Genel Müdür olarak görev yaptı. Daha sonra Ulaştırma Bakanlığı’nda DDY’den sorumlu Müsteşar Yardımcısı oldu, bu görevde 3.5 yıl kaldı.

    İzleyen aşamada 1996-1998 yılları arasında ikinci kez DDY Genel Müdürü oldu. Demiryollarını baştan sona en iyi bilenlerden biri.

    Bir arkadaşım, Tekin Çınar’ın bu hızlı-hızlandırılmış, her neyse trenin çok riskli olduğunu DDY Genel Müdürü’ne anlattığını söylemişti. Dün Çınar’ı arayıp bu olayı sordum. Aynen doğruladı. Söyledikleri inanılır gibi değildi:

    ‘Bundan yaklaşık 3 ay önce Genel Müdür Süleyman Karaman’la baş başa görüştük. Kendisine demiryollarının bu altyapısı ile bu raylarda hızlı veya hızlandırılmış tren olamayacağını, bunun çok büyük tehlikeler getireceğini anlattım. Bu hız emirle yapılmaz dedim. Ortaya ciddi sorunlar çıkacağını, bizim bu işi iyi bildiğimizi, gerektiğinde bize danışmalarını rica ettim. Hiçbir şey danışmadılar, çünkü kararı vermişlerdi. Hiç kimseyi dinlemediler. Bu bir cinayettir.’
    ***
    Günlerden beri Pamukova kazasını yazıyoruz, olayı bütün boyutlarıyla dile getiriyoruz.

    Bu, normal bir kaza değil.

    Demiryollarında bugüne kadar da kazalar oldu. Makas yanlış açılır, raylarda sorun olur, başka aksamalar meydana gelir.

    Ama bu farklıydı.

    Yönetim böyle bir kazanın olacağını, bu altyapıda trenin bu hıza ulaşmasının mümkün olmadığını önceden biliyordu.

    Uzmanlar uyarmıştı. Hiçbir önlem alınmamıştı.
    Dün yazmıştım. DDY Genel Müdür Yardımcısı Erol İnan kazadan günler önce gazetelere konuşuyor, makinistlere ‘Allah rızası için yavaş gidin’ çağrısında bulunuyordu!
    Kazadan sonra yapılan resmi açıklamalarda ise DDY Genel Müdürvekili ‘Allah’ın takdiri’ diyordu.

    İşler Allah’a emanet edilmiş, ancak kullar gerekeni yapmamıştı.

    Şimdi bunlardan hesap sorulmasın mı?
    ***
    Toplum tepkili. Vatandaş tepkili. Gazeteciler Bay Başbakan’a ‘haddini aşan! ’ sorular soruyor.

    Ulaştırma Bakanı ses vermiyor. Sadece ‘Zoru görünce bırakıp kaçmam’ diyebiliyor.
    Dünkü gazetelerde DDY Genel Müdürü Süleyman Karaman ile yapılan söyleşiler vardı. Bakınız beyefendi aynen ne diyor:
    ‘Bu normal bir tren. Ama biz ilgi çeksin, yolcular gelsin diye hızlandırılmış tren adını verdik. Buna ‘Normal tren yaptık, gelin yolcular binin’ desek ilgi çekmezdi. Hızlandırılmış tren diyerek yolcu ilgisi çekildi. Bunda da başarılı olduk.’
    Başarıdan söz ediyor! Dün bir başka gazetede ise şu sözleri var:
    ‘Risk olmasın diye trenin hızını yavaşlatmıştık. Makinist hızlı gelmiş, frene basmış. Freni ya kesti, ya da gazı kesti, bilemiyoruz. Bu teknik bir olay. Böyle yaptı demiyorum ama frenle uğraşmasaydı tren oradan geçerdi. Bir şey olmazdı. Şimdiye kadar hepsi geçiyordu da, bir bu mu yanlış anladı, biz mi yanlış anlattık! Bu adamcağız ne yapmış bilmiyorum.’
    Bir gazeteye ‘hızlandırılmış tren yok’ diyen Genel Müdür, aynı gün ötekine şöyle diyor:
    ‘Hızlandırılmış tren, hızlandırılmamış bölgede kaza yaptı.’

    Pes yani! Söyleyecek bir şey yok!

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden, sadece ve sadece Recep Tayyip Erdoğan ekibinden oldukları için cımbızla seçilip Ulaştırma Bakanı ve DDY Genel Müdürü yapılan deneyimsiz ve işi bilmeyen şahıslar, 38 ölümlü bu cinayetin altında ezilmeye ve hesap vermeye mahkum.
    28-07-2004

  • Boran
    Boran 28.07.2004 - 10:26

    Üstünüze sıçrar uzak durun...

  • Mustafa Adil
    Mustafa Adil 27.07.2004 - 15:38

    Ankara halkı onun parası ile döner ekmeğe doydu, o hala yalan yazmaya doyamadı.....
    Bir de bu yalanı mahkemece tescillenmiş olduğunu bilmeyenler var hala....
    Derin bürokrasinin şamar oğlanı-I

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 26.07.2004 - 18:50

    başkaları koşar, çölleri bile geçseler, Emin çöl aşar peşlerini bırakmaz:P

  • F
    F 26.07.2004 - 15:07

    DOĞAN YAYIN HOLDİNG A.Ş in en önemli gazetesinin yazarlarından Emin ÇÖLAŞAN'ın 10 MART 2004 günü Hürriyet gazetesinde TAYYİP hakkında yazdığı yazı:

    Başbakan'ın şirketleri vergi affında!

    SEVGİLİ okuyucularım, bundan birkaç gün önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlunun şirketleri ve özellikle kendileri tarafından devlete ödenen vergi miktarını sormuştum.

    Aradan günler geçti, ses yok! Demek ki vergilerini açıklamak istemiyorlar! CHP Diyarbakır milletvekili Mesut Değer bu konuyu Meclis gündemine taşıdı. Önerge verip bu soruların yanıtını istedi. TBMM Başkanı Bülent Arınç önergeyi uygun bulup işleme koyduğu takdirde rakamları öğreniriz. (Çünkü bazı önergeleri geri çeviriyor.)

    Ortada tuhaf bir durum var. Bir başbakan kendisinin, maliye bakanı oğlunun vergilerini gizleyince, akıllara başka sorular geliyor.

    Şimdi konunun bir başka boyutuna bakalım, bazı rakamları gündeme getirip Recep Tayyip Erdoğan'a yeniden soralım. Soruların özü şu:

    ‘‘İktidarınız tarafından çıkarılan vergi affı yasasına sizin şirketleriniz de girdi mi? Girdiyse niçin? ’’

    Bu aşamada elimdeki verileri sizlere aktarayım. Eğer bir yanlışım varsa, Başbakan veya ilgili kişiler açıklama gönderir ve size buradan iletirim.

    Maaşıyla geçinemediğini, o nedenle ticaret yaptığını söyleyen Başbakan'ın ortak olduğu 4 şirket var. Bunlar Ülker bayiliği, gıda alım satım ve dağıtımı yapıyor. Son olarak Yenidoğan Pazarlama A.Ş. Aralık 2003'te kuruldu. Bu şirketin şu anda vergiyle ilişkisi yok. Öteki 3 şirketine bakalım. Rakamları yuvarlak veriyorum:

    ***

    Emniyet Gıda San. ve Tic. A.Ş: 1999 için 74 milyar kazanç gösterip 19 milyar vergi ödemiş. 2000 yılı beyannamesinde vergiye tabi geliri yok. 2001'de 850 milyar, 2002'de 1 trilyon 127 milyar kazanç bildirmiş. AKP Şubat 2003'te vergi affı yasası çıkarınca başvuruda bulunup matrah arttırımı denilen inceleme affından yararlanmış. Bu ne demek? Bir şirket herhangi bir nedenle vergi incelemesinden kurtulmak istiyorsa, incelenmesinden korktuğu yıllar için yasada yazılı tarifeye göre ek bir vergi ödüyor ve o yıllar için vergi incelemesi yapılmıyor. Yani bu şirket trilyonlarca lira vergi kaçırmış bile olsa, incelemeden kurtulmuş oluyor! Hiçbir güç bir lira bile ceza kesemez.

    İhsan Gıda Pazarlama Ltd. Şirketi: Başbakan'ın bu şirketi de AKP'nin vergi affından yararlanmış. ‘‘1998-2001 dönemini incelemeyin’’ diye ek para yatırmış ve af kapsamına girmiş. Aynı şirket 2000 ve 200l yıllarında ‘‘Vergiye tabi bir kuruş bile kazancım yok’’ diye beyanda bulunmuş! Gelir olmayınca vergi de ödememiş! Ancak yine de vergi incelemesinden kurtulmak istemiş ve af yasasındaki asgari tarifeye göre 2000 yılı için 8, 2001 yılı için 11 milyar lira gelir (matrah) beyan edip 1998 ve 1999 yıllarıyla birlikte af yasası vergisini ödemiş!

    Böyle olunca da, Başbakan'ın ortak olduğu bu şirket de 1998-2001 dönemini kapsayan vergi incelemesinden otomatik olarak kurtulmuş. Bu şirketler trilyonlarca lira vergi kaçırmış bile olsa bunun hesabı artık sorulmayacak, bir liralık bile vergi ve ceza kesilmeyecek! .. Çünkü inceleme muafiyeti kazanmış oldu.

    İhsan Gıda Pazarlama A.Ş: Bundan öncekiyle ismi aynı. Ancak önceki limited, bu anonim şirket. Bu şirketin vergi affı açısından durumu da, öncekilerle aynı! 1997-2001 döneminde 20 ila 82 milyar lira kazanç gösteriyor. Kazancı 2002 yılında 204 milyar liraya fırlıyor. Şirket aynı yöntemle af yasasından yararlanma başvurusu yapıyor, istenen en düşük vergileri ödüyor ve bu yolla vergi incelemesinden kurtulmuş oluyor.

    Şirketlerin tamamının vergi affından yararlanması acaba rastlantı mı!

    ***

    Başbakan'ın şirketlerinden gelir elde edebilmesi, bu şirketlerin kár dağıtmasıyla mümkün oluyor. Alınan kár payının da Erdoğan tarafından vergi dairesine beyan edilip gelir vergisi ödenmesi gerekiyor. (Aynı durum Unakıtan'ın oğlu için de geçerli.) Bu anlamda bir gelir vergisi ödendiğine şu dakikaya kadar rastlanmadı. Kendileri de burada yaptığım çağrıya uyup ‘‘Şu yıllarda şu kadar kazandık (ya da zarar ettik) şu kadar gelirimiz oldu, şu kadar vergi ödedik’’ demediler!

    Çağrımı burada yineliyorum. Lütfen bu sorulara kamuoyu önünde net ve somut yanıt versinler. Devleti yönetenlerin ödenen (veya ödenmeyen) vergilerini gizlemesi yakışık almıyor. Böyle bir konuda suskun kalma hakları yok.

    Ve son soru: İktidar vergi affı yasasını hangi nedenle ve kimler için çıkarmış? !
    -
    Bu köşe yazısından sonra Aydın Doğan tarafından Çölaşan'a izne çıkması tavsiye edilmiştir.Bundan yaklaşık 1 hafta sonra Çölaşan tekrar Hürriyette yazmaya başlamıştır.