coelho bir batılı yazardır ve hat sanatı doğuya daha özelde de islama ait bir alandır. önce biz bu aşağılık kompleksinden kurtulup kendi sanatçımızı küçük görmeyeceğiz millet olarak.
Avrupa medeniyeti neden kendi medeniyetinin kültürü dururken bizim medeniyetimizi süsleyip bize satsın ki. Biz batıya öykünüyoruz çünkü onlar yapıyor biz yapmıyoruz. Ya da yaparken kendi kültürümüzden kopup kötü taklitler yapıyoruz.. ..
Osmanlı da hat sanatı çok yaygındı ve elif vav gibi harfleri kusursuz yazmak hattatların mertebesini belirlerdi. merak ettim şimdi batının orasından burasından tırtıkladığı doğu kültürü ve mistisizmini üstelik bayağılaştırıp yüzeyselleştirerek, best seller kitapları gişe rekoru kıran filmleri yoluyla bize tekrar yaldızlayıp ambalajlayıp sunduğu kendi kültürümüzü kendi sanatçımızı ne zamana kadar görmezden geleceğiz.
Yani bunca yıldır kendime saklıyordum ama hadi bugün ramazan sadakası olsun diye söylüyorum. Cumhurbaşkanlığı forsuna Anadoluda ki medeniyetleri de eklediğimiz gün büyük devlet olduğumuz gündür... Atatürk Türk Dil ve Tarih coğrafya kurumunu kurarken bunu bir gün Türkiye Cumhuriyeti başarabileceğini düşünmemiş olamaz. Büyük olmak büyük düşünüp kibirlenmeden bütün bir tarihi biriktirip bütün bu birikimleri aktaracak nesiller yetiştirip onların kalplerinde yeralmakla mümkündür.
İnsan eşref-i mahlûkattır derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı kararmış rakamların yarıklarından sızarak bu söz yüreğime kadar alçaldı damar kesildi, kandır akacak ama kan kesilince damardan sıcak sımsıcak kelimeler boşandı aşk için karnıma ve göğsüme ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden aşk ve ölüm bana yeniden su ve ateş ve toprak yeniden yorumlandı.
Dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın yanık yağda boğulan yapıların arasında delirmek hakkını elde bulundurmak rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için bana deha değil belgeler gerekli kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza gençken peşpeşe kaç gece yıllarca acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım bilmezdim neden bazı saatler alaturka vakitlere ayarlı neden karpuz sergilerinde lüküs yanar yazgı desem kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma Tokat aklıma bile gelmezdi babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda ben o yaşta koltuğumda kitaplar işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları kafamda yasak düşünceler, Gide mesela. Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar resimli bir kitaptan çalardım hayatımı oysa hergün merkep kiralayıp da kazılan kökleri Forbes firmasına satan babamdı.
Budur işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku işte şehirleri bayındır gösteren yalan işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla güç bela kurduğum cümle işte bu; ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan tenimin olanca ağırlığı yok oldu. Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak bile bir bir çınlayan ihtilal haberidir ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu nisan ayları gelince vücudu hafifletir şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim gider şehre ve şaraba yaltaklanarak biraz ağlayabilmek için fotoğraflar çektirir babam seferberlikte mekkâredir.
İnsanın gölgesiyle tanımlandığı bir çağda marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak belki ruhların gölgesi düşer de marşlara mümkün olur babamı varlık sancısıyla çağırmak: Ezan sesi duyulmuyor Haç dikilmiş minbere Kâfir Yunan bayrak asmış Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim Hep verelim elele Patlatalım bombaları Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat binlerce yılın yabancısı bir ses değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur polistir babam Cumhuriyetin bir kuludur bense anlamış değilim böyle maceralardan ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur yalnız coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan nüfus cüzdanımda tuhaf ekmek damgası durur benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu etin ıslak tadına doğru yavaş yavaş uyanmak çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp hırsız cenazelerine bine bine temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme korkak dualarından cibinlikler kurarak dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz nakışsız yaşamakları silâhlanmak sanarak çıkardım boğaza tıkanan lokmanın hartasını çıkınımda güneşler halka dağıtmak için halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa fly Pan-Am drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları biri kör batakların çırpınışında kutsal biri serkeş ama oldukça da haklı. Ölümler ölümlere ulanmakta ustadır hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada aşk ve çocuk birbirine katışmaz nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı kendi tehlikesi peşinden gider insan putların dahi damarından aktığı güne kadar sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan? Nerde, hangi yöremizde zihnin tunç surlardan berkitilmiş ülkesi ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan parti broşürleri yoksa kafiyeler mi? Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim takvim yapraklarının arasını dolduran nedir o katı şey ki gücü gönlün dağdağasını durultacak? Hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak. Ve rüzgâr. ona kendimi sonradan ben ekledim pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu ham yüreğin pütürlerini geçtim gövdemi alemlere zerkederek varoldum kayrasıyla Varedenin eşref-i mahlûkat nedir bildim.
Rabia hanım Elif in anlamını bilen ilahiyatcı varmıdır çok merak ediyorum. Paulo Coelho kadar bir kitap da yer vermiş herhangibir müslüman varmıdır onu da merak ediyorum. Bazı sürelere başlarken mesela "Bakara" neden harflerle başlandığı ve ne anlama geldiği konusunda bir kaynak varmıdır merak ediyorum. Bütün bu merak ettiklerimden bir anlam çıkarbildimiz mi onu da şimdi merak etmeye başladım..
Neden böyle oluyor.. İş dönüp dolaşıp biz iyiyiz en iyisi biziz dünyaya medeniyet öğrettik dünya medeniyeti bizden öğrendi ama biz medeni kalamadık a dönüyor iş... Cehalet... Genel kabul görmüş medeniyet saiklerine göre bize medeni dünyanın hiç bir yerinde yer vermiyorlar.. Sebebi basit bilim toplumu olamıyoruz.. Bu bilim toplumu denilen her derde deva şey medeniyetin en küçük parçası ama çok işlevsel devletlerin ilahinihaye yaşamasını sağlıyor. 16 devlet kurup yıkmakla övünen başka bir toplum olmadığı için bunun iyi mi kötü mü olduğuna dünyanın medeniyet tarihi karar verecek. Aklımızı başımıza almazsak ki almayacağa benziyoruz medeni dünyada yerimiz olmayacak..
Acaba neyi çarpıtıyoruz. Daha "Elif" in ne anlama geldiği konusunda en küçük bir entellektüel bilgisi olmayan yurdum insanının hergün tv ekranlarından bir iki otel sahibi nitelikli dolandırıcı vasfına sahip hatip oğullarınca sömürülmesinin arkasında ne var zannediyorsunuz. Elifi mertek zanneden ülkelerde islam adına yapılanlara gözlerini kapayan müslümanlara "yaradan Rabbin adıyla oku" demek çarpıtmaksa Allah yardımcımız olsun..
Neden amin deriz.. rivayet o dur ki Cemaatle kılınan namazlarda yüksek sesle okunan Fatiha'dan sonra cemaatin yüksek sesle amin dediği peygamberinde imamın duymayacağı şekilde söylemeleri konusunda cemaati uyardığı söylenir. bu uygulama Namaz sonu dualarda yüksek sesle söylenmesine devam edilmiştir İslami karşılık olarak Allah kabul etsin anlamında kullanılır ki etimolojik anlamı konusunda tartışmalar henüz sonlanmamışa benziyor. Mitolojik olarak yapılan araştırmalar ilahi araştırmaların önüne geçmiştir. Arkeolojik araştırmaları ve kitabeleri okumakta ilahiyat dan daha hevesli görünen mitolojiciler aslında dinin bir komedi olduğu düşüncesini dincilerinde ekmeklerine yağ sürerek dillendirmektedirler. İslam aleminin en köklü medeniyetlerinde aklı başında bir etimolojik kurum yoktur. Arkeoloji mitoloji felsefe mantık ve matematiği söylemiyorum bile.. Böyle olunca hergün her vakit her saniye Allaha dua eden insanın duasının kabul olmadı için söylediği söz aslında Allaha bir yakarış mı yada ortak koşmayın mı olduğu konusunda kafalar karışabilir. "Oku"mayan ve" kalemle yazmayı öğreten" Rabbine iki kelam bırakmayan insanın cehaleti "bilmiyorlar,bilselerdi yapmazlardı" ile özetlenebilir. Helak olmuyorsak duadan dır... Allahım Sen kabul et...
Denizim aslında amon inancı da tek tanrı inancıymış gibi dursa da halen 200 tanrıya daha inanış devam ediyordu. Amon ve Ra evrenin tüm gücüne sahip iki farklı tanrı idi. Aralarındaki farkları anlatmak uzun sürecek. Ve Mısır halkı onların her ikisini de kabul ediyordu. Bir zaman sonra ikisi Amon Ra olarak anılmaya başladı. Yani onlara tapılırken bile hala tek tanrılı dinden bahsetmek pek mümkün değil. İşte asıl bombayı patlatıp tüm tanrıları yasaklayan firavun AKHENATON olmuştur. Onun Hz Musa veya Hz. Yusuf olduğuna inanlar oldu. Bazıları ise Firavunun Hz. Yusuftan etkilendiğini söylerler. Ancak sonuç olarak tek tanrılı dine geçiş AKHENATON yasakları ile olmuştur. Şüpheli ölümünün ardından amon rahipleri yine eski sisteme geri dönmüşlerdir.Kaynak istediğin için bunu buldum ama benim anlattıklarım okuduklarımın, öğrendiklerimin özeti.
Kuran-ı Kerim'de amin kelimesi geçmemesine rağmen her duanın sonunda ''amin'' kelimesini bu kadar kesinlikle ve hiç düşünmeden nasıl kullanmaya başlamışız. Bazı ilim kitaplarında Peygamberin hadislerinden bahsedilse de Kuranı esas almak gerekirse bizler neden ''amin'' diyoruz?
Hz. Yusuf'a etmediğini bırakmayan amon rahiplerini düşününce bizlerin ''amin'' demesin çok ilginç değil mi? Akhenaton 'un Hz. Musa olduğu söylentisini de önümüze koyacak olursak gerçek olduğuna inandığımız Tevrat ve sonra gelen kitapların tek sahibini koruyanları yok eden bir halkın tanrısı Amona, amen, amin dememiz ilgnç değil mi?
Manipülasyon hiç farkına varmadığımız yollardan bize kimlerin istediklerini söyletip yaptırıyor?
Ramazan için bence düşündürücü bir konu. Biraz beyin jimnastiği yapın bakalım
Nuri Bilge ceylani düşündüm sabah sabah ve zeki demirkubuzu Yeşilçam in basmakalıp halkla mesafeli jargonlarindan sonra bize nefes aldıran yüz akı yapımlar ortaya koydukları için olsa gerek
Gamze : Kaslardaki doku eksikliginden meydana gelen sıradan bir çukurdur Kitaplar gamzeyi kusur olarak yazarlar "Gülmek anarşist bir eylemdir" diyenlere itibar etme Artaç buldugun her firsatta ağiz dolusu gül emi :)
Sizinle takılmak güzel şey Ama her an bir kavganın ortasın da kalabilirim diye korkuyorum :) Belalilariniz var sizin Onlar gelince gözünüz bir sey görmeyecek Uzun cümleler degişik terimler edebi hakaretler havada uçuşacak Kavganin ortasinda kalan assolist gibi kalamaktan korkuyorum ;)
Lannnn o göz neydi öyle tepemde dikildi deniz deniz deniz diye ödüm patladı olum ha
:))
Yarın size daha ayrıntılı anlatırım. Şimdilik o kayboldu dediğin halkın izine az biraz daha düş canım sen. Bu illuminati abiler onların soyundan gelirmiş derler. Bunların başındaki korkunç gücün elebaşı abide bu Amondan emir alırmış derler. Amon bir fani iken nasıl tanrı olmuş sa bak allan işine sen .. neyse masal böyle devam ederken bu tanrı sanılan meğer şeytan değil miymiş. Bu illuminati abiler meğer bilerek veya bilmeyerek şeytandan amon yapıp emrine girmişler ya abijimmm... böyle böyle uzar gider amma filmin sonu en makara kısmı ha .. onuda siz bulun bakalım
neden kızayım düşündüklerimi yazıyorum sayın ilhanın sözleri üzerine
coelho bir batılı yazardır ve hat sanatı doğuya daha özelde de islama ait bir alandır.
önce biz bu aşağılık kompleksinden kurtulup kendi sanatçımızı küçük görmeyeceğiz millet olarak.
peki neden coelho simyacı da doğu mistisizmini ve hat sanatını temel arka fon yapar
Avrupa medeniyeti neden kendi medeniyetinin kültürü dururken bizim medeniyetimizi süsleyip bize satsın ki. Biz batıya öykünüyoruz çünkü onlar yapıyor biz yapmıyoruz. Ya da yaparken kendi kültürümüzden kopup kötü taklitler yapıyoruz.. ..
Osmanlı da hat sanatı çok yaygındı ve elif vav gibi harfleri kusursuz yazmak hattatların mertebesini belirlerdi. merak ettim şimdi batının orasından burasından tırtıkladığı doğu kültürü ve mistisizmini üstelik bayağılaştırıp yüzeyselleştirerek, best seller kitapları gişe rekoru kıran filmleri yoluyla bize tekrar yaldızlayıp ambalajlayıp sunduğu kendi kültürümüzü kendi sanatçımızı ne zamana kadar görmezden geleceğiz.
Yani bunca yıldır kendime saklıyordum ama hadi bugün ramazan sadakası olsun diye söylüyorum. Cumhurbaşkanlığı forsuna Anadoluda ki medeniyetleri de eklediğimiz gün büyük devlet olduğumuz gündür... Atatürk Türk Dil ve Tarih coğrafya kurumunu kurarken bunu bir gün Türkiye Cumhuriyeti başarabileceğini düşünmemiş olamaz. Büyük olmak büyük düşünüp kibirlenmeden bütün bir tarihi biriktirip bütün bu birikimleri aktaracak nesiller yetiştirip onların kalplerinde yeralmakla mümkündür.
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
Rabia hanım Elif in anlamını bilen ilahiyatcı varmıdır çok merak ediyorum. Paulo Coelho kadar bir kitap da yer vermiş herhangibir müslüman varmıdır onu da merak ediyorum. Bazı sürelere başlarken mesela "Bakara" neden harflerle başlandığı ve ne anlama geldiği konusunda bir kaynak varmıdır merak ediyorum. Bütün bu merak ettiklerimden bir anlam çıkarbildimiz mi onu da şimdi merak etmeye başladım..
Neden böyle oluyor.. İş dönüp dolaşıp biz iyiyiz en iyisi biziz dünyaya medeniyet öğrettik dünya medeniyeti bizden öğrendi ama biz medeni kalamadık a dönüyor iş... Cehalet...
Genel kabul görmüş medeniyet saiklerine göre bize medeni dünyanın hiç bir yerinde yer vermiyorlar.. Sebebi basit bilim toplumu olamıyoruz.. Bu bilim toplumu denilen her derde deva şey medeniyetin en küçük parçası ama çok işlevsel devletlerin ilahinihaye yaşamasını sağlıyor. 16 devlet kurup yıkmakla övünen başka bir toplum olmadığı için bunun iyi mi kötü mü olduğuna dünyanın medeniyet tarihi karar verecek. Aklımızı başımıza almazsak ki almayacağa benziyoruz medeni dünyada yerimiz olmayacak..
Acaba neyi çarpıtıyoruz. Daha "Elif" in ne anlama geldiği konusunda en küçük bir entellektüel bilgisi olmayan yurdum insanının hergün tv ekranlarından bir iki otel sahibi nitelikli dolandırıcı vasfına sahip hatip oğullarınca sömürülmesinin arkasında ne var zannediyorsunuz. Elifi mertek zanneden ülkelerde islam adına yapılanlara gözlerini kapayan müslümanlara "yaradan Rabbin adıyla oku" demek çarpıtmaksa Allah yardımcımız olsun..
Neden amin deriz.. rivayet o dur ki Cemaatle kılınan namazlarda yüksek sesle okunan Fatiha'dan sonra cemaatin yüksek sesle amin dediği peygamberinde imamın duymayacağı şekilde söylemeleri konusunda cemaati uyardığı söylenir. bu uygulama Namaz sonu dualarda yüksek sesle söylenmesine devam edilmiştir İslami karşılık olarak Allah kabul etsin anlamında kullanılır ki etimolojik anlamı konusunda tartışmalar henüz sonlanmamışa benziyor.
Mitolojik olarak yapılan araştırmalar ilahi araştırmaların önüne geçmiştir. Arkeolojik araştırmaları ve kitabeleri okumakta ilahiyat dan daha hevesli görünen mitolojiciler aslında dinin bir komedi olduğu düşüncesini dincilerinde ekmeklerine yağ sürerek dillendirmektedirler. İslam aleminin en köklü medeniyetlerinde aklı başında bir etimolojik kurum yoktur. Arkeoloji mitoloji felsefe mantık ve matematiği söylemiyorum bile.. Böyle olunca hergün her vakit her saniye Allaha dua eden insanın duasının kabul olmadı için söylediği söz aslında Allaha bir yakarış mı yada ortak koşmayın mı olduğu konusunda kafalar karışabilir. "Oku"mayan ve" kalemle yazmayı öğreten" Rabbine iki kelam bırakmayan insanın cehaleti "bilmiyorlar,bilselerdi yapmazlardı" ile özetlenebilir. Helak olmuyorsak duadan dır... Allahım Sen kabul et...
Denizim aslında amon inancı da tek tanrı inancıymış gibi dursa da halen 200 tanrıya daha inanış devam ediyordu. Amon ve Ra evrenin tüm gücüne sahip iki farklı tanrı idi. Aralarındaki farkları anlatmak uzun sürecek. Ve Mısır halkı onların her ikisini de kabul ediyordu. Bir zaman sonra ikisi Amon Ra olarak anılmaya başladı. Yani onlara tapılırken bile hala tek tanrılı dinden bahsetmek pek mümkün değil. İşte asıl bombayı patlatıp tüm tanrıları yasaklayan firavun AKHENATON olmuştur. Onun Hz Musa veya Hz. Yusuf olduğuna inanlar oldu. Bazıları ise Firavunun Hz. Yusuftan etkilendiğini söylerler. Ancak sonuç olarak tek tanrılı dine geçiş AKHENATON yasakları ile olmuştur. Şüpheli ölümünün ardından amon rahipleri yine eski sisteme geri dönmüşlerdir.Kaynak istediğin için bunu buldum ama benim anlattıklarım okuduklarımın, öğrendiklerimin özeti.
https://www.academia.edu/37647989/TEK_TANRIYA_%C4%B0NANAN_TEK_MISIR_FIRAVUNU_AKHENATON
Mj remember time. Amon falan derken uygun düştü..
... benim asıl merak ettim süreç çok Tanrıcılıktan, Tek Tanrıcılığa geçiş sebebi ???
Neden ???
Buna dair varsa bir kaynağın önce onu okuyalım Mari .. !
Başlangıç nedeni belli olan bir akımı tanımak daha kolay olur ..
Duaların sonunda söylediğimiz bir kelimeyi dinle ilişkilendirmemek çok saçma. Sorgulamaktan korkma Kesra :))
Sayfa açılmıyor Atilla
Kuran-ı Kerim'de amin kelimesi geçmemesine rağmen her duanın sonunda ''amin'' kelimesini bu kadar kesinlikle ve hiç düşünmeden nasıl kullanmaya başlamışız. Bazı ilim kitaplarında Peygamberin hadislerinden bahsedilse de Kuranı esas almak gerekirse bizler neden ''amin'' diyoruz?
Hz. Yusuf'a etmediğini bırakmayan amon rahiplerini düşününce bizlerin ''amin'' demesin çok ilginç değil mi? Akhenaton 'un Hz. Musa olduğu söylentisini de önümüze koyacak olursak gerçek olduğuna inandığımız Tevrat ve sonra gelen kitapların tek sahibini koruyanları yok eden bir halkın tanrısı Amona, amen, amin dememiz ilgnç değil mi?
Manipülasyon hiç farkına varmadığımız yollardan bize kimlerin istediklerini söyletip yaptırıyor?
Ramazan için bence düşündürücü bir konu. Biraz beyin jimnastiği yapın bakalım
:)))
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=%23&ved=2ahUKEwjW6cDdvZriAhWHMewKHaOuCGsQ8TUwAXoECAkQEQ&usg=AOvVaw0VTJzWxrN8ZFOD4xbU2nov
Günaydın :))
Rihanna Amon Ra yı çok sevmiş diyorlar
:)))
Nuri Bilge ceylani düşündüm sabah sabah ve zeki demirkubuzu Yeşilçam in basmakalıp halkla mesafeli jargonlarindan sonra bize nefes aldıran yüz akı yapımlar ortaya koydukları için olsa gerek
Hayırlı sabahlar kürsü
Denizler yeniden dalgalnmak için cekilirler
Uslubunu yumusatmaya çalısma beceremiyorsun ;)
Gamze : Kaslardaki doku eksikliginden meydana gelen sıradan bir çukurdur
Kitaplar gamzeyi kusur olarak yazarlar
"Gülmek anarşist bir eylemdir" diyenlere itibar etme Artaç buldugun her firsatta ağiz dolusu gül emi :)
Sizinle takılmak güzel şey
Ama
her an bir kavganın ortasın da kalabilirim diye korkuyorum
:)
Belalilariniz var sizin
Onlar gelince gözünüz bir sey görmeyecek
Uzun cümleler degişik terimler edebi hakaretler havada uçuşacak
Kavganin ortasinda kalan assolist gibi kalamaktan korkuyorum ;)
Ağlamak
bilinen en eski ayindir
Bunu da bir yere yaz Deniz
Gamzesi olmayanlara gülmeyi yasakladım Artaç
Ama yine gülenler oldu
Anarşist oldu onlar
Lannnn o göz neydi öyle tepemde dikildi deniz deniz deniz diye ödüm patladı olum ha
:))
Yarın size daha ayrıntılı anlatırım. Şimdilik o kayboldu dediğin halkın izine az biraz daha düş canım sen. Bu illuminati abiler onların soyundan gelirmiş derler. Bunların başındaki korkunç gücün elebaşı abide bu Amondan emir alırmış derler. Amon bir fani iken nasıl tanrı olmuş sa bak allan işine sen .. neyse masal böyle devam ederken bu tanrı sanılan meğer şeytan değil miymiş. Bu illuminati abiler meğer bilerek veya bilmeyerek şeytandan amon yapıp emrine girmişler ya abijimmm... böyle böyle uzar gider amma filmin sonu en makara kısmı ha .. onuda siz bulun bakalım
:))
açııın kapıyyııı......
Gülenler anarşisttir
Gamzesi olmayan gülmesin