İktidarı biz eleştirebiliriz ama hal edemeyiz... iktidarı eleştirirken deaştan pkk ya pyd den ışid e tamamen batının icad ettiği ve her nedense haçlı topraklarında hiç bir törist faliyette bulunmayan teröristlerin kendilerini hem silah hem maddi olarak destekleyen batının politikalarına hizmet etmeleri hiç garip değil öyle mi... Iraklılara Libyalılara Suriye Mısır kısacası diktatörlükle yönetilen tüm ülkelere sorun bakalım kim daha diktatör. Batılılar doğulular için özgürlük istiyorsa onları kendi sokaklarında köpek gibi vurmaktan vazgeçsin önce sonra bakarız demokrasi nedir nasıl yenir diye... üç kağıtçı ahlaksız bir yazı düzeltilecek yanı bile yok..
Hava kapalı cam buğulu sokak ıslanmış yollarda küçük halkaları var yağmurun inatçı bir sinek yazın bittigini anlamıyor bir türlü sokuldukça sokuluyor lambaya öyle anlıyorum ki onu elimde çay bardağıyla bir kışın kapısını bekliyorum İstemeden kabul ediyorum Bir yaz daha bitti.
Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan, Ersan Şen hükümeti ve bizzat Tayyip Erdoğan' ı kıyasıya eleştiren laflarını hiç eğip bükmeyen bir çok insandan sadece aklıma gelen bir kaçı . ve bunlar yandaş dedğiniz medya tarafından ne fetöcülükle ne bölücülükle ne hainlikle suçlanmışlardır. Mehmet Ocaktan' a cevap
kel keçal Severek Evlendiği Eşiyle 20 Yıl Boyunca Hiç Konuşmadı Otou ve Katayama Yumi isimli Japon çift severek evlendi. Ancak işler istedikleri gibi gitmedi, aynı evin içinde yaşamalarına rağmen tam 20 yıl konuşmadılar.
Hiçbir kadın bir ilişkiye biteceğini düşünerek başlamaz, son olmasını diler.. Erkek için tecrübeden ibaret olan bazı yaşanmışlıklar, kadın için büyük kayıplar demektir. Bu yüzden kolay bitiremezler yüreklerinde, biraz zaman gerekir. Dünyanın neresine gidersen git bu böyle..
Yaşadığı ilişkinin etkisinden çıkmaya başlayan kadın daha da güzelleşir. İşte tüm güzellik ve ihtişamıyla evren o zaman kucak açar ona. Keşfedilmemiş bütün harikalarını sunar. Hayatın tadılmamış en muhteşem günlerinin kapıları aralanır. Etrafındaki insanların sayısı artar.. Bu yüzden kaybetmek istemediğin kadını sakın yokluğuna alışacak kadar yalnız bırakma. Seviyorsan eğer; basit tartışmalardan sonra onu aramamakla cezalandırmaya çalışma, gurur yapma.. Bir kadın, bir erkeğin sesini duymamaya alışırsa daha sonradan duymaya tahammül bile edemez. Çünkü kadını bağlayan şey ne kadar sevildiği değil, ne kadar sevdiğidir. Sen ne kadar seversen sev, onun sevgisi bittiğinde her şey bitmiş demektir.
Bir kadın gitmeyi koymuşsa kafasına, buna engel olamazsın.. Sevse de gider.. Aklı sende olsa gider, gönlü sende kalsa da gider.. Kaybetmek istemediğin bir kadını asla incitme, çünkü bunu telafi edemezsin. Çünkü kadın vazgeçtiği kalbe yabancılaşır. Bir kadın karşısında hiç tanımadığı sıradan bir erkek bile, beyninde bitmiş bir erkekten daha şanslıdır..
Bir kadını mutlu etmek o kadar da zor değil, çünkü çok şey istemez bir kadın. Onu gülümsetebilmek için pahalı hediyelere ihtiyacın yok aslında. Ona kendini hediye et, ona ait olduğunu hissettir.. Biraz ilgi göster, onu sevdiğini söyle, kendini değerli ve özel hissetmesini sağla yeter. Çünkü bir kadını fethetmek, ona teslim olmaktan geçer..
Günlerin damla damla ilerlediği sekiz aylık zindan tutsaklığının ardında yeniden bu çok kullanılmış gökyüzünün altındayım ... İnsanı insandan ayıran tecriti bu gayya kuyusuna atılma hissini biyografime ekledikten sonra .... Artık uzağı görebiliyorum dört duvara çakılıp kalmıyor görmek istediklerim ve uzun yürüyüşlere çıkabilirim on adımlık voltalara alışılmışken .. Şimdi dokunduğum her şey dünya kokuyor ..ve hayatın dokunuşlarını hissedebiliyorum ..cezaevine girerken ilkbahar gülümsüyordu bana ..şimdiyse doğadaki değişimi kendime bakarak da görebiliyorum ..saçımda sakalımda çoğalan aklar nasılda benziyor sonbahara .. Bir çok insanın görmediğin görünce,görmeninde bir bedeli olduğunu yeniden görüyorsun .. Ve özgürlüğün kaybedilene kadar fark edilmeyen çok boyutlu bir duygu/düşünce olduğunu anlıyorsun .. Sığlık çukuruna yuvarlanmış bu ülkede toplum ürünü kalıba dökülmüş bir insan olmamanı,giysilerimiz gibi ambalajlı fikirlere tavır almanın ,modern kadercilik anlayışının ruhumuza korku üfleyen bütün duygularımızı düşüncelerimizi köreltiğini bilmenin bir bedeli olmalıydı ve oldu .. Bazen düşünüyordum ya Tanrı'nın bilmediğim bir hesabı vardı benimle yada bu acı gerekliydi bana ....hem aşkı hem hayatı daha iyi anlayabilmek için ..sanırım bundan sonra geçmişimin sadece hatırlamakta zevk alacağım kadarını düşüneceğim ..başka türlü kendimin ve yaşamımın mimarı olamam ..(geçmişe dair bir restorasyon şart).. Sürekli içimde bir boşluk hissi ve o hissin içinde yaşamın gelgitlerinin ikilemi bunun kolay olmadığını söylese bile.. İçerde yeni bir düşünce biçimi yaratıyorsun ..sahip olduğun tek özgürlük düşünmek olunca ..kendi kendine yakın olma sanatını yeniden keşfediyorsun ..kafandaki sınırlar kalkıyor ,düğümler çözülüyor,ruh izini süre süre yeniden kendini buluyorsun ..bunca zamandır içinde taşıyıpta tanımadığın benleri yeniden tanıyorsun .. Her an bir önceki anın kötü bir kopyası olsa bile ,geçmişinle hesaplaşıp borçlu çıkarken gün içinde kitaplara gömülüp duvarları kaldırıyorsun .. Bu betondan fanusun içinde iyice fark ediyorsun ki en büyük acı acıya dayanmaktır .. Ve artık biliyorsun ,yeni acılar eski acıları eskitiyor ..
Gerçekten cehaletinizin sınırlarını aklım almıyor. Dünya üzerinde nerede görülmüş devrimsiz, ihtilalsiz monarşinin Cumhuriyetle takas edildiği. Nereden okuyorsunuz, okuduğunuzu nasıl anlıyorsunuz bilemedim ben. Yahu adam 30 küsur sene iktidarda kalıp iki kez meşrutiyet ilan edip başaramamış. NEDEN ? Ondan sonra meşrutiyet dillendiren kimse olmuş mu? Onun bunu yapma sebebi kendi isteğiyle mi olmuş yoksa JÖN TÜKlerin parmağı ve dahi köşeye sıkıiştığı başka meseleler mi olmuş? Gidin biraz gerçekten anlayarak tarih okuyun da böyle komik olmayın. Senin öve öve bitiremediğin esaretin koynundaki abdülhamit otuz seneyi neler feda ederek geçirmiş bir öğren bakalım. sonra da git ATATÜRK'ün sadece beş yılda hem de savaştan çıkmış bir memlekette neler yapmış bir öğren. Osmanlı devleti monarşisini lağvedip ne yapacaktı? Nasıl olacaktı? Hangi şehzade sınırsız gücünden vazgeçecekti? Hepsi birden oldu tamam ya artık biz bir çeşit tanrı olmaktan vazgeçelim de halk kendi kendisini yönetsin mi diyeceklerdi? Yavaş yavaş cuhmuriyete geçmek diye birşey nasıl oluyor yahu ? :)))
Cumhuriyet sayesinde Cumhuriyete ağız dolusu hakaret edebildiğiniz için gidin ATATÜRK'e dua edin. Kabaran hain damarlarınızla bile özgürlüğünüzün sebebinin Yüce Önder ATATÜRK olduğu gerçeğini yutkuna yutkuna da olsa bal gibi biliyorsunuz. ATAM'ın sizlere bahşettiği özgür nefeslerinizi onu karalamaya çalışmak için dahi olsa kullanabiliyor olmanız bir ATATÜRKÇÜ olarak beni mutlu ediyor. Bir kadın olarak biliyorum ki eğer ki ATATÜRK ve devrimleri olmasa idi bugün burada yazan pek çok kadın üye sırf bunu yaptıkları için bile en ağır şekilde cezalandırılacaktı. YAŞASIN ÖZGÜRLÜK!
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. DAHA NİCE 100 YILLARA İNŞALLAH.
Güz suları bizim şehrin önünden akar Kış savunması Bizim şehir üs öbür şehirlere Dakka şimdi bir doğu kamerası Ölümü çeken
*
Geleceği parmakların bir bir gösterdi Yeşil bir harmani dizlerinde Çek denizi aradan And anıtları koy Eski çağ taşlarının üstüne Yeni çağ silahları üstüne
*
Eylem öğlesi Gül kurularını birbirine bağladık Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını Kitabı açarak Yonttuk
*
Soluğunda gül kokusu Okunan ve bitmeyen bir sayfa Gibi Beni çeker bir girişime
*
Daha dinç ötede Gerçekte olduğundan daha parlak Yeresel Otuzüç katlı bir yapı gibi Damarlarımızda dolaşan kan gibi Hamid çizgisi
*
II
At ipi atladı Kitap soluyan atlar Çocuk atı çağırdı At çocuğu tanıdı
*
Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili At geçer o zaman denizi
*
Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir Biner ona Sünnetçi
*
Cezayir’e atlarla gidilirdi Babam atla bağa gelirdi Yeni Ali Paris’i atla dolaşacak
*
İyi binen ata Bir solukta geçer Hazer’i Yavaş yavaş ingiliz Tuzağına düşer at süren yiğitlerin
*
III
Tûr Dağını yaşa Ki bilesin nerde Kudüs Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e Boşuna vakit geçirirsin Buz tutar Gözün görmez olur
*
Gel Anne ol Çünkü anne Bir çocuktan bir Kudüs yapar
*
Adam baba olunca İçinde bir Kudüs canlanır
*
Yürü kardeşim Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin
(Ocak 1972)
*
IV
Narin bir üzüm anne yüreği ağlaması çocuğun çöl tülbent üstünde sarar onunla anne yüreğini
*
Çocuk harita anne çocuğun gözleriyle bakar uyur çocuk anne bekçi daim
*
Sokaklar dar mı boğulur anne bu atlar geniş alan isterler
*
Çocuk koşar ardından K da insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır
*
Irmak yatağıdır çocukların cepleri bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları akşamları çocuk ceplerindedir
*
Erişince kelime beyi çocuğun etine pamuk gibi yumuşak olur o dağ anneler her yerde o dağı ararlar
*
Dener çocuk öndeki çocuk boynu mitralyözdür toz kalktı mı ayaklardan Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır
*
Doğudan mı batıdan mı yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse ben çok önce çıktım doğu’dan anneler her yerde ararlar beni
*
Çocuk akdeniz görmüş her ülkede bulunan bir K’dır
*
Büyüyor elinde bomba bombanın gerçeği yumuk çocuk eli ama çocuk aykırı görülür ölüme
*
Ölüm de yasadır artar K annelere sunu günaydın çocuk önder
Devletler birlikten oluşurlar.. Devleti oluşturan millet bilinci onu ebediyete kadar payidar kılar.. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir birliktelik destanının adıdır...
Lafımın arkasındayım şayet Cumhuriyet gösterilerini güven içinde sağlayacak valiler yoksa bir an önce işgal ettikleri makamlardan istifa etsinler zira bu Cumhuriyeti kuranlar canları pahasına kurdular koruyamayacak olan kansızlar istifa etmeleri şerefsizlik içinde yaşamlarından evladır...
Cumhuriyet Bayramının birlik beraberlik huzur barış içerisinde geçecek nice yüzyıllar nasip etmesini yüce Allah tan niyaz ederim. Türkiye Cumhuriyeti bize miras bırakan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi Rahmet selamet ve minnetle anıyoruz
Hükümetin ortadoğu politikasında tavrı baştan yanlış olabilir ve bunu defalarca eleştirdik... Terör konusunda ki hatalarını da... Ama Avrupa ve amerikanın o zaman ki tehditi şimdikinden daha az değildi. Hatırlamayanlarınız için ben söyleyeyim Sayın Cumhurbaşkanı "natonun Libya da ne işi var" dedikçe Fransa uçak gemilerini haçlı seferi diye gönderiyordu İngiltere ve Almanya gözü kararmış amerikan politikalarına boyun eğmek bir yana tapmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı Suriye bizim iç meselemizdir dediğinde daha ortak meclis toplantısının dumanı tutuyordu. Amerika dinlemediği gibi golan tepeleri ilhak edilip İsraile verilmiş Kudüs başkenti ilan edilmiş golan tepelerinin Lübnan da kalan diğer kısmı da şimdiki Lübnan baharına bırakılmıştır... Hala zalimin hiç mi suçu yok... Artık Suriye ve Irak diye bir devlet yok... İsrail in arka bahçesi diye bir yer var arap ülkelerine gelince Yalova kaymakamını kim sever diyeceğim ama Nevşehir in valisi ondan aşağı kalır değil... Velhasıl kelam zalime en azından buğuz edin tarafınız belli olsun...
İktidarı biz eleştirebiliriz ama hal edemeyiz... iktidarı eleştirirken deaştan pkk ya pyd den ışid e tamamen batının icad ettiği ve her nedense haçlı topraklarında hiç bir törist faliyette bulunmayan teröristlerin kendilerini hem silah hem maddi olarak destekleyen batının politikalarına hizmet etmeleri hiç garip değil öyle mi... Iraklılara Libyalılara Suriye Mısır kısacası diktatörlükle yönetilen tüm ülkelere sorun bakalım kim daha diktatör. Batılılar doğulular için özgürlük istiyorsa onları kendi sokaklarında köpek gibi vurmaktan vazgeçsin önce sonra bakarız demokrasi nedir nasıl yenir diye... üç kağıtçı ahlaksız bir yazı düzeltilecek yanı bile yok..
Haymatlos geçmiş olsun...
Hava kapalı
cam buğulu
sokak ıslanmış
yollarda küçük halkaları var yağmurun
inatçı bir sinek yazın bittigini anlamıyor bir türlü
sokuldukça sokuluyor lambaya
öyle anlıyorum ki onu
elimde çay bardağıyla bir kışın kapısını bekliyorum
İstemeden kabul ediyorum
Bir yaz daha bitti.
Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan, Ersan Şen hükümeti ve bizzat Tayyip Erdoğan' ı kıyasıya eleştiren laflarını hiç eğip bükmeyen bir çok insandan sadece aklıma gelen bir kaçı . ve bunlar yandaş dedğiniz medya tarafından ne fetöcülükle ne bölücülükle ne hainlikle suçlanmışlardır.
Mehmet Ocaktan' a cevap
Barut Can verdiğiniz bilgi doğru.
kel keçal
Severek Evlendiği Eşiyle 20 Yıl Boyunca Hiç Konuşmadı Otou ve Katayama Yumi isimli Japon çift severek evlendi. Ancak işler istedikleri gibi gitmedi, aynı evin içinde yaşamalarına rağmen tam 20 yıl konuşmadılar.
BİR KADINI ANLAMAK
Hiçbir kadın bir ilişkiye biteceğini düşünerek başlamaz, son olmasını diler..
Erkek için tecrübeden ibaret olan bazı yaşanmışlıklar, kadın için büyük kayıplar demektir.
Bu yüzden kolay bitiremezler yüreklerinde, biraz zaman gerekir.
Dünyanın neresine gidersen git bu böyle..
Yaşadığı ilişkinin etkisinden çıkmaya başlayan kadın daha da güzelleşir.
İşte tüm güzellik ve ihtişamıyla evren o zaman kucak açar ona.
Keşfedilmemiş bütün harikalarını sunar.
Hayatın tadılmamış en muhteşem günlerinin kapıları aralanır.
Etrafındaki insanların sayısı artar..
Bu yüzden kaybetmek istemediğin kadını sakın yokluğuna alışacak kadar yalnız bırakma.
Seviyorsan eğer; basit tartışmalardan sonra onu aramamakla cezalandırmaya çalışma, gurur yapma..
Bir kadın, bir erkeğin sesini duymamaya alışırsa daha sonradan duymaya tahammül bile edemez.
Çünkü kadını bağlayan şey ne kadar sevildiği değil, ne kadar sevdiğidir.
Sen ne kadar seversen sev, onun sevgisi bittiğinde her şey bitmiş demektir.
Bir kadın gitmeyi koymuşsa kafasına, buna engel olamazsın..
Sevse de gider..
Aklı sende olsa gider, gönlü sende kalsa da gider..
Kaybetmek istemediğin bir kadını asla incitme, çünkü bunu telafi edemezsin.
Çünkü kadın vazgeçtiği kalbe yabancılaşır.
Bir kadın karşısında hiç tanımadığı sıradan bir erkek bile, beyninde bitmiş bir erkekten daha şanslıdır..
Bir kadını mutlu etmek o kadar da zor değil, çünkü çok şey istemez bir kadın.
Onu gülümsetebilmek için pahalı hediyelere ihtiyacın yok aslında.
Ona kendini hediye et, ona ait olduğunu hissettir..
Biraz ilgi göster, onu sevdiğini söyle, kendini değerli ve özel hissetmesini sağla yeter.
Çünkü bir kadını fethetmek, ona teslim olmaktan geçer..
kürsü değişmemiş .,
Hala sınırı “vasatın “çizdiği düşünceler ve aforizma zorlamalı cümleler .,,
Günlerin damla damla ilerlediği sekiz aylık zindan tutsaklığının ardında yeniden bu çok kullanılmış gökyüzünün altındayım ...
İnsanı insandan ayıran tecriti bu gayya kuyusuna atılma hissini biyografime ekledikten sonra ....
Artık uzağı görebiliyorum dört duvara çakılıp kalmıyor görmek istediklerim ve uzun yürüyüşlere çıkabilirim on adımlık voltalara alışılmışken ..
Şimdi dokunduğum her şey dünya kokuyor ..ve hayatın dokunuşlarını hissedebiliyorum ..cezaevine girerken ilkbahar gülümsüyordu bana ..şimdiyse doğadaki değişimi kendime bakarak da görebiliyorum ..saçımda sakalımda çoğalan aklar nasılda benziyor sonbahara ..
Bir çok insanın görmediğin görünce,görmeninde bir bedeli olduğunu yeniden görüyorsun ..
Ve özgürlüğün kaybedilene kadar fark edilmeyen çok boyutlu bir duygu/düşünce olduğunu anlıyorsun ..
Sığlık çukuruna yuvarlanmış bu ülkede toplum ürünü kalıba dökülmüş bir insan olmamanı,giysilerimiz gibi ambalajlı fikirlere tavır almanın ,modern kadercilik anlayışının ruhumuza korku üfleyen bütün duygularımızı düşüncelerimizi köreltiğini bilmenin bir bedeli olmalıydı ve oldu ..
Bazen düşünüyordum ya Tanrı'nın bilmediğim bir hesabı vardı benimle yada bu acı gerekliydi bana ....hem aşkı hem hayatı daha iyi anlayabilmek için ..sanırım bundan sonra geçmişimin sadece hatırlamakta zevk alacağım kadarını düşüneceğim ..başka türlü kendimin ve yaşamımın mimarı olamam ..(geçmişe dair bir restorasyon şart)..
Sürekli içimde bir boşluk hissi ve o hissin içinde yaşamın gelgitlerinin ikilemi bunun kolay olmadığını söylese bile..
İçerde yeni bir düşünce biçimi yaratıyorsun ..sahip olduğun tek özgürlük düşünmek olunca ..kendi kendine yakın olma sanatını yeniden keşfediyorsun ..kafandaki sınırlar kalkıyor ,düğümler çözülüyor,ruh izini süre süre yeniden kendini buluyorsun ..bunca zamandır içinde taşıyıpta tanımadığın benleri yeniden tanıyorsun ..
Her an bir önceki anın kötü bir kopyası olsa bile ,geçmişinle hesaplaşıp borçlu çıkarken gün içinde kitaplara gömülüp duvarları kaldırıyorsun ..
Bu betondan fanusun içinde iyice fark ediyorsun ki en büyük acı acıya dayanmaktır ..
Ve artık biliyorsun ,yeni acılar eski acıları eskitiyor ..
Bütün güzel şeylerden uzak duruyorum
Hayata tekrar bağlanacak kadar geri zekalı değilim
Önce yüreğine giriyor
Sonra sakalına
sigarasına karışıyorsunuz
Gerçekten cehaletinizin sınırlarını aklım almıyor. Dünya üzerinde nerede görülmüş devrimsiz, ihtilalsiz monarşinin Cumhuriyetle takas edildiği. Nereden okuyorsunuz, okuduğunuzu nasıl anlıyorsunuz bilemedim ben. Yahu adam 30 küsur sene iktidarda kalıp iki kez meşrutiyet ilan edip başaramamış. NEDEN ? Ondan sonra meşrutiyet dillendiren kimse olmuş mu? Onun bunu yapma sebebi kendi isteğiyle mi olmuş yoksa JÖN TÜKlerin parmağı ve dahi köşeye sıkıiştığı başka meseleler mi olmuş? Gidin biraz gerçekten anlayarak tarih okuyun da böyle komik olmayın. Senin öve öve bitiremediğin esaretin koynundaki abdülhamit otuz seneyi neler feda ederek geçirmiş bir öğren bakalım. sonra da git ATATÜRK'ün sadece beş yılda hem de savaştan çıkmış bir memlekette neler yapmış bir öğren.
Osmanlı devleti monarşisini lağvedip ne yapacaktı? Nasıl olacaktı? Hangi şehzade sınırsız gücünden vazgeçecekti? Hepsi birden oldu tamam ya artık biz bir çeşit tanrı olmaktan vazgeçelim de halk kendi kendisini yönetsin mi diyeceklerdi? Yavaş yavaş cuhmuriyete geçmek diye birşey nasıl oluyor yahu ? :)))
Saçma sapan tipler ya!
Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün
Cumhuriyet sayesinde Cumhuriyete ağız dolusu hakaret edebildiğiniz için gidin ATATÜRK'e dua edin. Kabaran hain damarlarınızla bile özgürlüğünüzün sebebinin Yüce Önder ATATÜRK olduğu gerçeğini yutkuna yutkuna da olsa bal gibi biliyorsunuz. ATAM'ın sizlere bahşettiği özgür nefeslerinizi onu karalamaya çalışmak için dahi olsa kullanabiliyor olmanız bir ATATÜRKÇÜ olarak beni mutlu ediyor. Bir kadın olarak biliyorum ki eğer ki ATATÜRK ve devrimleri olmasa idi bugün burada yazan pek çok kadın üye sırf bunu yaptıkları için bile en ağır şekilde cezalandırılacaktı. YAŞASIN ÖZGÜRLÜK!
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. DAHA NİCE 100 YILLARA İNŞALLAH.
anneler ve kudüsler
1
Güz suları bizim şehrin önünden akar
Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölümü çeken
*
Geleceği parmakların bir bir gösterdi
Yeşil bir harmani dizlerinde
Çek denizi aradan
And anıtları koy
Eski çağ taşlarının üstüne
Yeni çağ silahları üstüne
*
Eylem öğlesi
Gül kurularını birbirine bağladık
Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını
Kitabı açarak
Yonttuk
*
Soluğunda gül kokusu
Okunan ve bitmeyen bir sayfa
Gibi
Beni çeker bir girişime
*
Daha dinç ötede
Gerçekte olduğundan daha parlak
Yeresel
Otuzüç katlı bir yapı gibi
Damarlarımızda dolaşan kan gibi
Hamid çizgisi
*
II
At ipi atladı
Kitap soluyan atlar
Çocuk atı çağırdı
At çocuğu tanıdı
*
Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili
At geçer o zaman denizi
*
Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir
Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir
Biner ona
Sünnetçi
*
Cezayir’e atlarla gidilirdi
Babam atla bağa gelirdi
Yeni Ali
Paris’i atla dolaşacak
*
İyi binen ata
Bir solukta geçer Hazer’i
Yavaş yavaş ingiliz
Tuzağına düşer at süren yiğitlerin
*
III
Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur
*
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar
*
Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır
*
Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin
(Ocak 1972)
*
IV
Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğun
çöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini
*
Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim
*
Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler
*
Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır
*
Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir
*
Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar
*
Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır
*
Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse
ben çok önce çıktım doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni
*
Çocuk akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır
*
Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme
*
Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder
*
Devletler birlikten oluşurlar.. Devleti oluşturan millet bilinci onu ebediyete kadar payidar kılar.. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir birliktelik destanının adıdır...
Lafımın arkasındayım şayet Cumhuriyet gösterilerini güven içinde sağlayacak valiler yoksa bir an önce işgal ettikleri makamlardan istifa etsinler zira bu Cumhuriyeti kuranlar canları pahasına kurdular koruyamayacak olan kansızlar istifa etmeleri şerefsizlik içinde yaşamlarından evladır...
Cumhuriyet Bayramının birlik beraberlik huzur barış içerisinde geçecek nice yüzyıllar nasip etmesini yüce Allah tan niyaz ederim. Türkiye Cumhuriyeti bize miras bırakan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi Rahmet selamet ve minnetle anıyoruz
Yeniyim:)
İstenmeyen işte..aykırı:) bulursaniz sıradışı bir rumuz isterim yoksa ayrık olarak kalayim
Boşuna ayrikotu değilim:) aranizda yine en çirkiniz gibisinden durudum:))baksana biri salkim sogut biri çöl şulesii
Çöl şulesi?
Siyaset yeri mi burası anlamadim
Sanat yapan yok ?
29 ekim Cumhuriyet bayramı kutlu olsun
Ne mutlu türküm diyene
Hükümetin ortadoğu politikasında tavrı baştan yanlış olabilir ve bunu defalarca eleştirdik... Terör konusunda ki hatalarını da... Ama Avrupa ve amerikanın o zaman ki tehditi şimdikinden daha az değildi. Hatırlamayanlarınız için ben söyleyeyim Sayın Cumhurbaşkanı "natonun Libya da ne işi var" dedikçe Fransa uçak gemilerini haçlı seferi diye gönderiyordu İngiltere ve Almanya gözü kararmış amerikan politikalarına boyun eğmek bir yana tapmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı Suriye bizim iç meselemizdir dediğinde daha ortak meclis toplantısının dumanı tutuyordu. Amerika dinlemediği gibi golan tepeleri ilhak edilip İsraile verilmiş Kudüs başkenti ilan edilmiş golan tepelerinin Lübnan da kalan diğer kısmı da şimdiki Lübnan baharına bırakılmıştır... Hala zalimin hiç mi suçu yok... Artık Suriye ve Irak diye bir devlet yok... İsrail in arka bahçesi diye bir yer var arap ülkelerine gelince Yalova kaymakamını kim sever diyeceğim ama Nevşehir in valisi ondan aşağı kalır değil... Velhasıl kelam zalime en azından buğuz edin tarafınız belli olsun...
Ulu Önder Atamız demişki 29 Ekim tatili için,
tatil değil,... Bayramdır bu ulusumuz için,
çok manidar değil mi ?
sana da katılıyorum Yolcu...birzamanlar alt yapıdan ne ünlü futbolcular yetişmişti..
örneğin Beşiktaş alt yapısından..
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
sana katılıyoruum Rabia Acar...