Dikkat ederseniz hep aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz...Bizim adımıza düşünüyor, bizim adımıza öngörüyor, bizim adımıza konuşuyorsunuz...Ya anlamak istemiyorsunuz ya işinize gelmiyor.Batı oldum olası düşman, Amerika Kıbrıs çıkarmasından beri hedefe koydu bizi.Suriye, İran, Ermenistan, Rusya, Yunanistan komşu ve ortak düşmanlar...Bir de elleri, ayakları olan terör örgütleri..İçerde ve dışarda...Coğrafi konum gereği zor topraklarda yaşıyoruz.Ama anlamak istemediğiniz ortada.Ne savaşlardan haberiniz var, ne terörden, ne ülkenin bunlarla mücadelesinden.Hastalık, savaş, ekonomik buhran yokmuş gibi davranıyorsunuz.Askerin, polisin nasıl gece gündüz çalıştığını bilmiyorsunuz.Sınırlardan sürekli mülteci akını oluyor, sınırlar dağlık ve müsait üstelik içerden ve dışardan gelsinler diye işbirliği yapılıyor.Batı akdenizden sürekli bize geri itiyor ya da öldürüyor.Sağlıkçılar, öğretmenler ve daha nice kamu görevlisi hem ülkesi adına hem insanlık adına elinden geleni yapıyor...Bunlara rağmen sizin gibiler bilerek ve isteyerek karga gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz.Çok basit ve yüzeysel düşünüyorsunuz.O yüzdendir ki bu ülke onlarca yıl bir arpa boyu yol alamadı.Ama şimdi dünya biliyor, görüyor, farkında ve engel olmak isterken sizin görmemeniz düşündürücü. Kaldı ki devletimiz, halkımız yoluna devam ediyor hem size hem sizin gibilere rağmen.
Kim neyi hak etmişse onu alır...Hak etmediği zaman adı haksızlık, hakaret olur.Bunun da karşılığı hakkını aramadır.Hakkaniyetli olmakta fayda var.Hakim karşısına bu yüzden çıkılır.Kimi haklıdır kimi haksız.Haksız olan bedelini öder, ödenmiş bedellere bakılarak kimlerin hakaret ettiğini, haksız olduğunu, kaz kez ve ne kadar tazminat ödediğini kolayca bulabilir insanlar...Kaldı ki konu saygı değil, saygı üzerinden bile "kaos çıkarmaya" eğilimli insanların haksever insanlar hakkındaki haksız tutumları ve söylemleridir.
Biat değil, sevgi-saygı...Oy verdim hizmet alırım, hizmet beklerim.Siz oy vermediniz mi kimseye?Niçin verdiniz?Biat mı ettiniz, cennetin anahtarını mı vaat ettiler yoksa vaat edilmiş toprakları mı?..Oy verdim hizmet alıyorum, sizler de alıyorsunuz, herkes alıyor, amaç da bu değil mi zaten, millete hizmet etmek...Ama birileri batıya hizmete, batıya yaranmaya, batıya yağcılığa alışmış ya vazgeçemiyor...Bu dediğim birileri de ya batı kökenli ya da devlet düşmanı...Ne diyordu Atatürk gerçek Türk Milleti için, lütfen siz üzerinize alınmayın, "Bu millete her şeyi öğrettim, uşaklığı öğretemedim." Biz asla batının uşağı olmayacağız, içimizdeki batılıların batının uşağı olması, onlara BİAT etmesi, sorgulamaması, eleştirmemesi, koşulsuz şartsız kabullenmesi, kendini ADAMIŞLIĞI çok normal...Bunlardaki ADANMIŞLIK batının kendi içindeki insanlarda bile yok...Siz kıskanmayın da batı kıskanmış kıskanmamış çok da önemli değil.
Şu paradoksunuz öldürecek beni...Biz konuşunca kendi adımıza konuşmalıyız ama siz konuşunca başkası adına konuşma hakkına doğuştan sahip oluyorsunuz...Siz de kendi adınıza konuşun o zaman...Bir de kime sorsam "çok şükür bende sıkıntı yok, ya asgari ücretliler, ya işsizler, ya üniversite mezunları..." Herkes bir şekilde yaşamını idame ettiriyor.Ev 300 bin liralık iken maaşı da 3 bin olan ev 1 milyon olduğunda maaşı da 10 bin lira olmuş zaten.Tabii ki ekonomik sıkıntı var ülkede, inkar eden yok fakat sebepleri bilindiği halde bunu bahane edip dünyadaki olaylardan bağımsızmış gibi kimi ülkede yaşanmaz der, kimi devlet katil der, kimi falan gitsin de kim gelirse gelsin der.Görünen o ki demokrasi deyip sonuçlarını sindiremeyenler, kendisi gibi düşünmeyenleri çekemeyenler, ülkenin özüne dönüşünü hazmedemeyenler, gelişmesini ve değişmesini istemeyenler ellerine geçen her bahaneyi, her fırsatı sürekli başkalarını örnek göstererek haklı çıkmaya, bilerek veya bilmeyerek devleti yıpratmaya, iktidarı çökertmeye çalışıyorlar...Kimi bilinçli yapıyor, kimi bilinçsiz...Musluk açılışı yapmakla, tommy heykeli yapmakla, mezarlığa ibrik asmakla, gavura kendi devletini şikayet etmekle de 300 bin liralık evi 100 bin liraya alamazsınız heralde.
"Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"...Kafa sağlam, kemik sağlam, ameliyata gerek yok...Hele hele Amerikalı, Avrupalı velhasıl gavur doktorlara hiç ihtiyaç yok."Türk hekimlerine emanetiz"...Türk halkı onlarca yıl sabrının sonucu selameti yaşıyor zaten...Çok şükür herkesin keyfi yerinde...İnsan ister istemez sorası geliyor; hakket sizin sıkıntınız ne?
aday adayımızın adayyının adayını belirledikten sonra sizin sorunlarınıza projeler çözümler üreteceğiz şu iddia ettiğimiz sorun bellediğimiz konulara eğilebileceğiz az biraz sabır sabrın sonu selamettir her karanlığın sonu aydınlıktır uzun ince bir yolda gidiyoruz gündüz gece olucak inşallah itişmeyin kakışmayın lütfen efendim edeplice bekleyin
efendim altılı masa altı soru mu yöneltecekmiş millete ve adaylarını öyle açıklayacaklarmış sorular erdoğanın karşısına kemal kılıçdaroğlu mu geçseymiş daha çok oy alırmış meral Akşener hanfendi mi geçseymiş daha çok oy alırmış ali babacan mı geçseymiş daha çok oy alırmış Davutoğlu mu geçseymiş daha çok oy alırmış sezai karamola mı geçseymiş daha çok oy alırmış diğer ismi gerçekten unuttum işte o mu mu geçseymiş daha çok oy alırmış bence topunuz birden gidin geçin pardon
günaydın kürsü gökten düşen meteoru bile hükümete bağlayacak olanlara da günaydın bu ülkeyi beğenmeyenlere ve ama avrupada dadılık tuvalet temizleyicisi olmaya razı olanlara her akşam patates haşlama yiyip Mercedes fabrikasında kanıra kanıra çalışmaya razı olanlara da günaydın enflasyon farklarını maaşlarına yansıtacağız diyen başkanına güvenmeyip temmuzda maaşlar bile ödenmeyecekmiş asparagaslarına inanmayı seçenlere de günaydın
Can kurban bu ülkeye, bu vatana, bu millete...Beğenmeyen başka ülkeye gitsin, bu kadar basit...İşiniz gücünüz fitne fesat...Salgın zamanı da gördük, savaş zamanı da gördük dünyadaki insanlığı...Amerikayı da biliyoruz,Avrupayı da, Rusyayı da, Çini de...Ortadoğuda olanları söylemeye bile gerek yok...Ermenileri tanımayan yok...Eee, aya mı gideceniz...Ve hala görüyoruz...Gerçekleri herkes görüyor, biliyor; onurlu millet, onurlu devlet, onurlu vatan, onurlu ülke Türkiye Cumhuriyeti...Amaç başka tabi, amaç başka; o kadar sırıtıyor ki art niyet, gerçek niyet...Kurban olun bu ülkeye.
Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." Albert Camus;Sanki bu topraklar için söylemiş . Ve bu ülkeyi tanımak istiyorsanız Şenyaşar ailesinin yaşadıklarına bir bakın ..
Bişey yapma Nurgül. Sen haklısın. Görevi başında ölen bir askere şehit denir. Görevi başında ölen bir sağlıkçı içinse ne yapalım yani denir. Durumu daha iyi açıklayamazdım. Sokaktaki vatandaş, aydınlar, hepsi için ne yapalım yani! Temmuzda memur maaşları ödenmeyebilirmiş. Aydınlar da biraz çenesini tutsun şimdi bunu da konuşurlar. Nurgül, Sabiha Gökçen havalimanı THY için kapatıldı. Sadece Anadolu jet uçuşları var. Bunun sebebi kesinlikle hükümet dışında herkes. Sen haklısın Nurgül. Artık gidiş dönüş otobüs bileti alınamıyor. Yarın yakıt kaç para olur bilinmez çünkü. Ama vatandaşı geren aydınlar olmasa Yunanistan goy goyu ile açlık bile unutulur. İyi geceler...
Öyle mi Nurgül? Senin kaç arkadaşın pandemi sebebiyle görevi başında öldü? Ben de diyebilirim ki bir öğretmenin ssdece eşofman giydiği için genç bir kız öğrenciye okul içinde söylediği aşağılık sözleri meslektaşları günlerce övgüyle anlattılar.
Elmalarla armutları karıştırmadan aç bak bakalım sağlukçıya şiddet yüzdeleri nereden nereye gelmiş yıllar içinde? Bunu hükümete değil de nereye bsğlasak? Bu artan şiddetin devletin sağlık politikaları yüzünden sağlıkçıları halkın önüne sürmesi değil mi diyorsun? Mesela evde sağlık hizmeti hakkında doktor ayağınıza gelecek diye medyada açıklama yaparken bir yandanda evde sağlık hastası kriterlerini sadece sağlıkçılara genelge ile bildiren devlet ''bakan açıkladı köpek gibi geleceksin eve'' diyerek doktoru döven vatandaşa bu gazı kim verdi?
Bir sağlıkçı olarak bugün de darp edilmedim, ölmedim, bulaşıcı bir hastalık kapmadım, pandemiden bile maskem sayesinde sağ çıktım, karnım doydu. Şükür kurumuna minnettarım.
19 Mayıs'ta '19 Mayıs Pontus soykırımıdır' iftirasını atan Apolas Lermi'ye konser verdireceksin, ekmek-su-süt bedava, öğrenci yolcu indirimli diyeceksin sonra ne kadar zam yaptığını bile bilmeyeceksin ibb konutu adı altında 20 milyon liraya köşk yapacaksın doğaçlama dans adı altında kimseye hayrı olmayan festivale 16 milyon lira harcayacaksın metro için 580 milyon dolar dış borç alacaksın namus sözü verip işten çıkarmayacağız deyip 13.312 kişiyi işten çıkaracaksın ... ortada hizmet yok, bakım yok, metro yok,
Sonra da birileri kalkıp emekten, emekçiden, temizlikçiden, haktan, hukuktan, ekmekten söz edecek.
Kılavuz'u karga olanın yani kargalar bile güler...
evet şimdi ekonomi kötü gidiyah muhabbetine devam nerde kalmıştık ben şahsen bizzat kendim evimi artık kendim temizliyorum düşünsenize süpürge nedir nasıl bir alettir bu eller gördü tanıdı bildi, hü hü vah vah hüngürt
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran içimize güneşler bırakan nal sesleri. Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın varınca bayrakları, marşları duyuyorum başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor durup dineliyorum bütün taframla bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün hantal yüreklerin olduğu orda.
Kesik kolları var aşkın döl ve inat barındıran. Hırpanî bir okşayışla akşam yanaşınca çocuklara ben karakavruk yüzümün arkasında kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan halksa kal'am onu kal'a kılan benim boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri çünkü kavganın göbeğidir benim yerim canlarım, kollarında Parti pazubentleri dik başlar, erkek haykırışlarla göndere, en yukarlara çekiyorlar en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini. Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime? Asfalt yakıyor genzimi asfalt adamlarını topluyor aramızdan yıkılıp omuzdaşlarının seslerine yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan yani toprağın ve kanın gürzü güllerin bin yıllık mezarı bendedir yukardan bakarım efendilerin pusatlarına insanların bütün sabahlarını merak ederim gök hırpalanmaktadır merakımdan ıtır kokan benim yumruklarımdır benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.
Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa Zülküf de vursun. Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.
günaydın ayağında çizmeleriyle yorgun bir iç işleri bakanı ağırlayan çok şık takım elbisesiyle, bizim üst düzey belediye reislerimizin olduğu güzide ülkem hepimize en içten günaydınlar
sonra acıdı demeyin tokat ne kadar esaslı ise acısı o denli fazla olur demedi demeyin biz bunu çizme ile anlattık biz bunu soyluca anlattık biz bunu balıkçıda anlattık biz bunu rokacıda anlattık
Yüzüme bak ve yüzümü hırpala yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak sen her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat yaban, diri memelerinden ısırmak dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için çok oldu tepelere vurdum kendimi bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde tıraşı uzamış adamlardan huylarını öğrendim senin. Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma. Ve hatırlıyorum lokavt vardı bezgin fabrika düdüklerinin dizlerine yatırılmış olan sabah senin kalbini kakışlardı Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda patronları kudurtan gazeteler satarlardı. Ey şehre başaklar: militan ruhlar ekleyen hayat! Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken izmarit toplayan çocukların üstüne çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin bacımı koyvermiyorken şizofreni, yüzüme bak ve rahmini bana doğru tekrarla ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır çünkü biz savaşmasak anamın giydiği pazen sofrada böldüğümüz somun yani ıscacık benekleri çocukluğumun cılk yaralar halinde; yayılırlar toprağa etlerimiz kokar gökyüzünü kokutur çünkü biz savaşmasak Uzak Asya'dan çekik gözlerimiz Küba'dan kıvırcık sakallarımızla savaşmasak güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu'da Ke san'da, Kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin ve sen boynunu öperken beni sarhoş bir okyanusla titreten hayat sevgilim olur musun. Ben savaşarak senin bulanık saçlarından tutp kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya dünya kirletilmez bir inatla dönüyor altımıza yıldızlar seriliyor yüzüm suya davranıyor koşaraktan. ve inzal. İsmet Özel
Yüzüme bak ve yüzümü hırpala yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak sen her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat yaban, diri memelerinden ısırmak dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için çok oldu tepelere vurdum kendimi bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde tıraşı uzamış adamlardan huylarını öğrendim senin. Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma. Ve hatırlıyorum lokavt vardı bezgin fabrika düdüklerinin dizlerine yatırılmış olan sabah senin kalbini kakışlardı Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda patronları kudurtan gazeteler satarlardı. Ey şehre başaklar: militan ruhlar ekleyen hayat! Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken izmarit toplayan çocukların üstüne çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin bacımı koyvermiyorken şizofreni, yüzüme bak ve rahmini bana doğru tekrarla ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır çünkü biz savaşmasak anamın giydiği pazen sofrada böldüğümüz somun yani ıscacık benekleri çocukluğumun cılk yaralar halinde; yayılırlar toprağa etlerimiz kokar gökyüzünü kokutur çünkü biz savaşmasak Uzak Asya'dan çekik gözlerimiz Küba'dan kıvırcık sakallarımızla savaşmasak güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu'da Ke san'da, Kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin ve sen boynunu öperken beni sarhoş bir okyanusla titreten hayat sevgilim olur musun. Ben savaşarak senin bulanık saçlarından tutp kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya dünya kirletilmez bir inatla dönüyor altımıza yıldızlar seriliyor yüzüm suya davranıyor koşaraktan. ve inzal.
Eeeee nerde kalmıştık muhteremler
Şu Afganlara çaylarını vereyim
Biraz sonra döneceğim sizlere muhderemler
Çok eyleneceğiz çok:)))
Dikkat ederseniz hep aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz...Bizim adımıza düşünüyor, bizim adımıza öngörüyor, bizim adımıza konuşuyorsunuz...Ya anlamak istemiyorsunuz ya işinize gelmiyor.Batı oldum olası düşman, Amerika Kıbrıs çıkarmasından beri hedefe koydu bizi.Suriye, İran, Ermenistan, Rusya, Yunanistan komşu ve ortak düşmanlar...Bir de elleri, ayakları olan terör örgütleri..İçerde ve dışarda...Coğrafi konum gereği zor topraklarda yaşıyoruz.Ama anlamak istemediğiniz ortada.Ne savaşlardan haberiniz var, ne terörden, ne ülkenin bunlarla mücadelesinden.Hastalık, savaş, ekonomik buhran yokmuş gibi davranıyorsunuz.Askerin, polisin nasıl gece gündüz çalıştığını bilmiyorsunuz.Sınırlardan sürekli mülteci akını oluyor, sınırlar dağlık ve müsait üstelik içerden ve dışardan gelsinler diye işbirliği yapılıyor.Batı akdenizden sürekli bize geri itiyor ya da öldürüyor.Sağlıkçılar, öğretmenler ve daha nice kamu görevlisi hem ülkesi adına hem insanlık adına elinden geleni yapıyor...Bunlara rağmen sizin gibiler bilerek ve isteyerek karga gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz.Çok basit ve yüzeysel düşünüyorsunuz.O yüzdendir ki bu ülke onlarca yıl bir arpa boyu yol alamadı.Ama şimdi dünya biliyor, görüyor, farkında ve engel olmak isterken sizin görmemeniz düşündürücü.
Kaldı ki devletimiz, halkımız yoluna devam ediyor hem size hem sizin gibilere rağmen.
Üç tarafı denizlerle çevrili bu ülke, bu güzel ülke, bu cennet ülke; onu sevmeyenlere her zaman acı vermiştir, vermelidir, verecektir.
Kim neyi hak etmişse onu alır...Hak etmediği zaman adı haksızlık, hakaret olur.Bunun da karşılığı hakkını aramadır.Hakkaniyetli olmakta fayda var.Hakim karşısına bu yüzden çıkılır.Kimi haklıdır kimi haksız.Haksız olan bedelini öder, ödenmiş bedellere bakılarak kimlerin hakaret ettiğini, haksız olduğunu, kaz kez ve ne kadar tazminat ödediğini kolayca bulabilir insanlar...Kaldı ki konu saygı değil, saygı üzerinden bile "kaos çıkarmaya" eğilimli insanların haksever insanlar hakkındaki haksız tutumları ve söylemleridir.
Biat değil, sevgi-saygı...Oy verdim hizmet alırım, hizmet beklerim.Siz oy vermediniz mi kimseye?Niçin verdiniz?Biat mı ettiniz, cennetin anahtarını mı vaat ettiler yoksa vaat edilmiş toprakları mı?..Oy verdim hizmet alıyorum, sizler de alıyorsunuz, herkes alıyor, amaç da bu değil mi zaten, millete hizmet etmek...Ama birileri batıya hizmete, batıya yaranmaya, batıya yağcılığa alışmış ya vazgeçemiyor...Bu dediğim birileri de ya batı kökenli ya da devlet düşmanı...Ne diyordu Atatürk gerçek Türk Milleti için, lütfen siz üzerinize alınmayın, "Bu millete her şeyi öğrettim, uşaklığı öğretemedim." Biz asla batının uşağı olmayacağız, içimizdeki batılıların batının uşağı olması, onlara BİAT etmesi, sorgulamaması, eleştirmemesi, koşulsuz şartsız kabullenmesi, kendini ADAMIŞLIĞI çok normal...Bunlardaki ADANMIŞLIK batının kendi içindeki insanlarda bile yok...Siz kıskanmayın da batı kıskanmış kıskanmamış çok da önemli değil.
Şu paradoksunuz öldürecek beni...Biz konuşunca kendi adımıza konuşmalıyız ama siz konuşunca başkası adına konuşma hakkına doğuştan sahip oluyorsunuz...Siz de kendi adınıza konuşun o zaman...Bir de kime sorsam "çok şükür bende sıkıntı yok, ya asgari ücretliler, ya işsizler, ya üniversite mezunları..." Herkes bir şekilde yaşamını idame ettiriyor.Ev 300 bin liralık iken maaşı da 3 bin olan ev 1 milyon olduğunda maaşı da 10 bin lira olmuş zaten.Tabii ki ekonomik sıkıntı var ülkede, inkar eden yok fakat sebepleri bilindiği halde bunu bahane edip dünyadaki olaylardan bağımsızmış gibi kimi ülkede yaşanmaz der, kimi devlet katil der, kimi falan gitsin de kim gelirse gelsin der.Görünen o ki demokrasi deyip sonuçlarını sindiremeyenler, kendisi gibi düşünmeyenleri çekemeyenler, ülkenin özüne dönüşünü hazmedemeyenler, gelişmesini ve değişmesini istemeyenler ellerine geçen her bahaneyi, her fırsatı sürekli başkalarını örnek göstererek haklı çıkmaya, bilerek veya bilmeyerek devleti yıpratmaya, iktidarı çökertmeye çalışıyorlar...Kimi bilinçli yapıyor, kimi bilinçsiz...Musluk açılışı yapmakla, tommy heykeli yapmakla, mezarlığa ibrik asmakla, gavura kendi devletini şikayet etmekle de 300 bin liralık evi 100 bin liraya alamazsınız heralde.
"Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur"...Kafa sağlam, kemik sağlam, ameliyata gerek yok...Hele hele Amerikalı, Avrupalı velhasıl gavur doktorlara hiç ihtiyaç yok."Türk hekimlerine emanetiz"...Türk halkı onlarca yıl sabrının sonucu selameti yaşıyor zaten...Çok şükür herkesin keyfi yerinde...İnsan ister istemez sorası geliyor; hakket sizin sıkıntınız ne?
aday adayımızın adayyının adayını belirledikten sonra
sizin sorunlarınıza projeler çözümler üreteceğiz
şu iddia ettiğimiz sorun bellediğimiz konulara eğilebileceğiz
az biraz sabır
sabrın sonu selamettir
her karanlığın sonu aydınlıktır
uzun ince bir yolda gidiyoruz gündüz gece
olucak inşallah
itişmeyin kakışmayın lütfen efendim edeplice bekleyin
efendim
altılı masa altı soru mu yöneltecekmiş millete
ve adaylarını öyle açıklayacaklarmış
sorular
erdoğanın karşısına
kemal kılıçdaroğlu mu geçseymiş daha çok oy alırmış
meral Akşener hanfendi mi geçseymiş daha çok oy alırmış
ali babacan mı geçseymiş daha çok oy alırmış
Davutoğlu mu geçseymiş daha çok oy alırmış
sezai karamola mı geçseymiş daha çok oy alırmış
diğer ismi gerçekten unuttum işte o mu mu geçseymiş daha çok oy alırmış
bence topunuz birden gidin geçin pardon
sağlıkçı
öğretmen avukat
görev başında ama eceliyle ölse de nerde bu hükümet diyecek olanlar var yaaaaa
günaydın kürsü
gökten düşen meteoru bile hükümete bağlayacak olanlara da günaydın
bu ülkeyi beğenmeyenlere
ve ama avrupada dadılık tuvalet temizleyicisi olmaya razı olanlara
her akşam patates haşlama yiyip Mercedes fabrikasında kanıra kanıra çalışmaya razı olanlara
da günaydın
enflasyon farklarını maaşlarına yansıtacağız diyen başkanına güvenmeyip
temmuzda maaşlar bile ödenmeyecekmiş asparagaslarına inanmayı seçenlere de günaydın
Can kurban bu ülkeye, bu vatana, bu millete...Beğenmeyen başka ülkeye gitsin, bu kadar basit...İşiniz gücünüz fitne fesat...Salgın zamanı da gördük, savaş zamanı da gördük dünyadaki insanlığı...Amerikayı da biliyoruz,Avrupayı da, Rusyayı da, Çini de...Ortadoğuda olanları söylemeye bile gerek yok...Ermenileri tanımayan yok...Eee, aya mı gideceniz...Ve hala görüyoruz...Gerçekleri herkes görüyor, biliyor; onurlu millet, onurlu devlet, onurlu vatan, onurlu ülke Türkiye Cumhuriyeti...Amaç başka tabi, amaç başka; o kadar sırıtıyor ki art niyet, gerçek niyet...Kurban olun bu ülkeye.
Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın."
Albert Camus;Sanki bu topraklar için söylemiş .
Ve bu ülkeyi tanımak istiyorsanız
Şenyaşar ailesinin yaşadıklarına bir bakın ..
Pakistan’daki krize Pakistan hükümetinin halka önerisi daha az çay için miş…
Pakistan’ı kardeş ülkeler listemden çıkarıyorum muhderemler
çaya 50 kuruş zam yapsam beni fetöcü vatan haini ilan edecek dayılar, gelen tüm zamlara normaldir yiğen,
Almanya Amerika nın ekonomisi bitik diyor
Naçizane başgandan tavsiye
kur korumalı deyil
kul korumalı sisteme geçmediğimiz sürece sorunlar bitmeyecektir muhteremler
Sabah-ül Hayr
Bişey yapma Nurgül. Sen haklısın. Görevi başında ölen bir askere şehit denir. Görevi başında ölen bir sağlıkçı içinse ne yapalım yani denir. Durumu daha iyi açıklayamazdım. Sokaktaki vatandaş, aydınlar, hepsi için ne yapalım yani! Temmuzda memur maaşları ödenmeyebilirmiş. Aydınlar da biraz çenesini tutsun şimdi bunu da konuşurlar. Nurgül, Sabiha Gökçen havalimanı THY için kapatıldı. Sadece Anadolu jet uçuşları var. Bunun sebebi kesinlikle hükümet dışında herkes. Sen haklısın Nurgül. Artık gidiş dönüş otobüs bileti alınamıyor. Yarın yakıt kaç para olur bilinmez çünkü. Ama vatandaşı geren aydınlar olmasa Yunanistan goy goyu ile açlık bile unutulur. İyi geceler...
Öyle mi Nurgül? Senin kaç arkadaşın pandemi sebebiyle görevi başında öldü? Ben de diyebilirim ki bir öğretmenin ssdece eşofman giydiği için genç bir kız öğrenciye okul içinde söylediği aşağılık sözleri meslektaşları günlerce övgüyle anlattılar.
Elmalarla armutları karıştırmadan aç bak bakalım sağlukçıya şiddet yüzdeleri nereden nereye gelmiş yıllar içinde? Bunu hükümete değil de nereye bsğlasak? Bu artan şiddetin devletin sağlık politikaları yüzünden sağlıkçıları halkın önüne sürmesi değil mi diyorsun? Mesela evde sağlık hizmeti hakkında doktor ayağınıza gelecek diye medyada açıklama yaparken bir yandanda evde sağlık hastası kriterlerini sadece sağlıkçılara genelge ile bildiren devlet ''bakan açıkladı köpek gibi geleceksin eve'' diyerek doktoru döven vatandaşa bu gazı kim verdi?
Bir sağlıkçı olarak bugün de darp edilmedim, ölmedim, bulaşıcı bir hastalık kapmadım, pandemiden bile maskem sayesinde sağ çıktım, karnım doydu. Şükür kurumuna minnettarım.
Nefes almayı karnı doymayı yaşamak sanmak! Kur farkıyla alkışlar size gelsin.
Hem nalına, hem mıhına vuruyorsunuz...Ne güzel.
19 Mayıs'ta '19 Mayıs Pontus soykırımıdır' iftirasını atan Apolas Lermi'ye konser verdireceksin,
ekmek-su-süt bedava, öğrenci yolcu indirimli diyeceksin sonra ne kadar zam yaptığını bile bilmeyeceksin
ibb konutu adı altında 20 milyon liraya köşk yapacaksın
doğaçlama dans adı altında kimseye hayrı olmayan festivale 16 milyon lira harcayacaksın
metro için 580 milyon dolar dış borç alacaksın
namus sözü verip işten çıkarmayacağız deyip 13.312 kişiyi işten çıkaracaksın
...
ortada hizmet yok,
bakım yok,
metro yok,
Sonra da birileri kalkıp emekten, emekçiden, temizlikçiden, haktan, hukuktan, ekmekten söz edecek.
Kılavuz'u karga olanın yani kargalar bile güler...
evet şimdi ekonomi kötü gidiyah muhabbetine devam
nerde kalmıştık
ben şahsen bizzat kendim
evimi artık kendim temizliyorum düşünsenize
süpürge nedir nasıl bir alettir bu eller gördü tanıdı bildi, hü hü vah vah hüngürt
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri
saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran
içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.
Kesik kolları var aşkın
döl ve inat barındıran.
Hırpanî bir okşayışla akşam
yanaşınca çocuklara
ben karakavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.
Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.
İsmet Özel
günaydın
ayağında çizmeleriyle yorgun bir iç işleri bakanı ağırlayan
çok şık takım elbisesiyle,
bizim üst düzey belediye reislerimizin olduğu
güzide ülkem
hepimize en içten günaydınlar
sonra acıdı demeyin
tokat ne kadar esaslı ise acısı o denli fazla olur
demedi demeyin
biz bunu çizme ile anlattık
biz bunu soyluca anlattık
biz bunu balıkçıda anlattık
biz bunu rokacıda anlattık
hele şu barış kardeşlik özgürlük
savaşa hayır
deyince aklına hdpkk gelenler
hangi sınırlarda gezmekte fikrin acep
nasıl bir sınır çizmiştir akla
Yüzüme bak
ve yüzümü hırpala
yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak
sen
her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
yaban, diri memelerinden ısırmak
dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
çok oldu tepelere vurdum kendimi
bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
tıraşı uzamış adamlardan
huylarını öğrendim senin.
Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma.
Ve hatırlıyorum lokavt vardı
bezgin fabrika düdüklerinin
dizlerine yatırılmış olan sabah
senin kalbini kakışlardı
Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda
patronları kudurtan gazeteler satarlardı.
Ey şehre başaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan
çocukların üstüne
çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
bacımı koyvermiyorken şizofreni,
yüzüme bak
ve rahmini bana doğru tekrarla
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
çünkü biz savaşmasak
anamın giydiği pazen
sofrada böldüğümüz somun
yani ıscacık benekleri çocukluğumun
cılk yaralar halinde;
yayılırlar toprağa
etlerimiz kokar
gökyüzünü kokutur
çünkü biz savaşmasak
Uzak Asya'dan çekik gözlerimiz
Küba'dan kıvırcık sakallarımızla
savaşmasak
güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu'da
Ke san'da, Kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun.
Ben savaşarak senin
bulanık saçlarından tutp
kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan.
ve inzal.
İsmet Özel
Yüzüme bak
ve yüzümü hırpala
yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak
sen
her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
yaban, diri memelerinden ısırmak
dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
çok oldu tepelere vurdum kendimi
bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
tıraşı uzamış adamlardan
huylarını öğrendim senin.
Mahmur bir tohumdun delikanlı bağrıma.
Ve hatırlıyorum lokavt vardı
bezgin fabrika düdüklerinin
dizlerine yatırılmış olan sabah
senin kalbini kakışlardı
Tomarla muştuyu omuzlayarak genç adamlar
polisin sevmediği genç adamlar sokaklarda
patronları kudurtan gazeteler satarlardı.
Ey şehre başaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan
çocukların üstüne
çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
bacımı koyvermiyorken şizofreni,
yüzüme bak
ve rahmini bana doğru tekrarla
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
çünkü biz savaşmasak
anamın giydiği pazen
sofrada böldüğümüz somun
yani ıscacık benekleri çocukluğumun
cılk yaralar halinde;
yayılırlar toprağa
etlerimiz kokar
gökyüzünü kokutur
çünkü biz savaşmasak
Uzak Asya'dan çekik gözlerimiz
Küba'dan kıvırcık sakallarımızla
savaşmasak
güm güm vurur mu kömürün kalbi Kozlu'da
Ke san'da, Kandehar'da ümüğüne basılır mı vahşetin
ve sen boynunu öperken beni sarhoş
bir okyanusla titreten hayat
sevgilim olur musun.
Ben savaşarak senin
bulanık saçlarından tutp
kibirli güzelliğini çıkartıyorum ortaya
dünya
kirletilmez bir inatla dönüyor
altımıza yıldızlar seriliyor
yüzüm suya davranıyor koşaraktan.
ve inzal.
İsmet Özel
mesela
sılayı dinlemediğimizde
mor ötesini dumanı
pinhaniyi tınlamadığımızda pek bir avam oluyoz