Ne vardı kardeşçe yaşasa idiniz Ne vardı bir birinize mal karşılığı Ne vardı bu deniz, cömertliğinden Hiç bir şey anlatmadı mı size? Bu gökyüzü, maviliğinden Vermedi mi bir parça?
Gözlerimi kapalı tuttum bugün, Sesleri dinledim,karanlığı aşındıran depremi duydum, Ruhumu arındıran buğulu mavi alev, Kaybettim ellerimi ceplerim rahat,bir yola çıktım
Gözyaşlarım sıkı sıkıya kilitlediğim gözlerimden kaçtı bağıra bağıra,yüreğimin ortalarında bir yerlere, mevsimsiz gökyüzünden kopardığım yıldızları işledim, Beyaz derinliğe daldım nefesimi bırakıp,boşlukla boyandım çırılçıplak,bir kanım vardı yanımda ıslak
Istırap çektim açlıktan,çevirdi hayallerim kuzuları,kızarmış hücrelerin çıtırtılarını duydum,sulanırken dilem,kuruken ölen gözlerim,mırıldandım hiç bilmediğim bir şarkıyı havaya,evirip rüzgarın saçlarını,şiirledim tarağımla,yeşil topraklara.
merhaba herkesin kürsüsünün cemaati ; ben olmayalı kürsünün nabzı biraz düşmüş mü ne ? yahu millet İzmirin tam da havası ha şimdilerde,gelecekler niyandasınız ? paşam sunları bir organize etseniz diyorum zahnet olmazsa tabiiki Ramazandan sonra...
Bu hatun trolden başka bir şey değil. Sürekli benzer yerlere çomak sokup sonra da ama ben şimdi ne dedim. Bir müselmana ateş ediyorlarrrrr çığlığı atıyor. Gerçekten tehlikeli!
Arkadaşlar şu hararetli tartışmanızın bir yerlerinden araya girip bir kitaptan bahsedeceğim.İsmet Özel' in Bakanlar Ve Görenler kitabı. Bence okumaya değer. Konusu mu söylemicem, süprizi kaçmasın .
Doğrularınız sizin olsun. Gerçek tektir! Atatürk hakkında ki gerçekleri çarpıtmadığınız sürece saçma da olsa doğrularınız sizi bağlar, umurumda değilsiniz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk'taki sözleri çok anlamlıdır:
"Milletimizin mutaassıp ve ortaçağ zihniyetinde olmadığını ispat etmek için yararlandık. Efendiler, tekke ve zaviyelerle, türbelerin kapatılması ve bütün tarikatlarla, şeyhlik, dervişlik, müritlik, çelebilik, falcılık, büyücülük ve türbedarlık vb. birtakım unvanların kaldırılması ve yasaklanması da takrîr-i sükûn kanunu yürürlükte iken yapılmıştır. Bu konularla ilgili yürütme ve uygulamaların, toplumumuzun, hurafelere inanan, ilkel bir kavim olmadığını göstermek bakımından ne kadar gerekli olduğu takdir olunur.
Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen, kaderlerini ve hayatlarını falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacıların ellerine bırakan insanlardan meydana gelmiş bir topluluğa bir millet gözüyle bakılabilir mi?
Milletimizin kendine has niteliğini yanlış şekilde gösterebilen ve yüzyıllarca göstermiş olan bu gibi unsurlar ve kuruluşlar, yeni Türkiye Devleti'nde Türkiye Cumhuriyeti'nde devam ettirilmeli miydi? Buna önem vermemek, ilerleme ve yenileşme adına pek büyük ve düzeltilmesi imkânsız bir yanılma olmaz mıydı? İşte biz, Takrîr-i Sükûn Kanunu'nun yürürlükte olmasından yararlandık ise, bu tarihi hatayı bir daha işlememek için, milletimizin alnını olduğu gibi açık ve ak göstermek için, milletimizin mutaassıp ve ortaçağ zihniyetinde olmadığını ispat etmek için yararlandık." (Nutuk, 2.cilt, s. 655).
Atatürk'ün kaldırdığı çarşafı din sananlar buyursun :
Osmanlı’da çarşaf:
Çarşafa Osmanlı’da 19. Yüzyılın sonlarında rastlanmaya başlanır. Yani Anadolu Müslümanlarında çarşafın tarihi 150 yılı bulmaz. İlk olarak Tanzimat döneminde hacca gidenlerin İranlı hacılardan görerek getirmeleriyle ülkeye girmiştir. Ancak başlangıçta tutulmamış ve din çevrelerince bidat olarak nitelenmiştir. Zaman içinde çarşaf kullananların sayısında artış yaşanmış, 1870’lerde yaygınlaşmıştır. Sultan 2. Abdülhamit tarafından İslam’da yeri olmadığı ve çarşaf giyenin erkek mi kadın mı olduğunun anlaşılmadığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Ancak 1913’de Rumeli’deki Ortodoks ve Yahudilerin giyimlerinden alışkanlık kazanan muhacirlerin göçüyle yeniden yayılmaya başlamıştır. (Diyanet Vakfı İslam ansiklopedisi)
Atatürk kadar başınıza taş düşe. Atatürk dinimizi elimizden aldı. Çarşafımızı kaldırdı. Yahu çarşafın tarihçesini hiç okumadınız mı? Ne milli ne de dini giyim tarzımız değilken neden çarşaf manyaklığına tutuldunuz? MANİPLASYON gazisi olduğunuzun bile farkında değilsiniz. Anadolu da 19 yy da ortaya çıkmış topu topu 150 yıllık geçmişi olan kadını kimliksizleştiren bir acayip kıyafet.
Bu hadis değil mi?
Araplarda ne İslam öncesinde ne de İslam’ın ilk dönemlerinde çarşaf giyildiğine dair hiçbir bilgi-kayıt yoktur. Eski din kitaplarında da nafaka olarak verilen giysi listelerinde çarşaf geçmez. Dolayısıyla çarşafın İslam’a çok sonra girdiğinde bir şüphe yoktur.
Tefsirlerde Ayşe’nin ferace giydiği belirtilir. Nitekim İfk hadisesini anlatan Ayşe’ye ait hadiste de ferace geçer:
“…Derken uyumuşum, Safvân b. Muattal ordunun arkasına kalır, insanların eşyalarını araştırır, bir şey kalmış ise kaybolmaması için diğer konak yerine götürürdü, beni görünce tanımış “Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz” (Bakara, 2/156) demesiyle uyandım, hemen feracemle yüzümü örttüm, devesinden indi, ben bininceye kadar çekildi, bindim. Sonra deveyi çekti, yürüdü, öğle sıcağında orduya yetiştik; inmişler, bağrışıyorlardı….”
Osmanlı’da da kadınlar ferace giyerlerdi. Ferace, uzun, yakalı, saçları örtecek yaşmağı olan, eteğe kadar uzanan manto benzeri dış giysiydi.
arkadaşlar benim naçizane fikrim o dur ki şahısları konuşarak bir yere varamayız. şahıslar da fanidir kuldur hatalar yapabilir ne Osmanlı imparatorluğunu kutsayarak ne türkiye cumhuriyetini yerden yere vurarak ne de bunun tam tersi osmanlıyı yerden yere vurup türkiye cumhuriyetini fetişleştirerek bu sorunları çözemeyiz. sorunların çözümünde hepimizin hedefi birleşmek olmalıdır. Osmanlı da günahıyla sevabıyla bizimdir türkiye cumhuriyeti de ve onları eleştirmek bizi bölmez yok etmez eleştirmemek zarar verir.elin ecnebisi bu ülkeye bir savaş açtığı zaman bu Atatürkçü bu Kemalist bu Osmanlıcı bu dindar bu beynamaz bu köylü bu çoban bu aydın diye bakmayacak bu bana tehdit oluşturan bir türk vatandaşı diye bakacak, bakar. herkes eleştiri yapabilir her kes eleştirilebilir ama kimse kimseyi hainlikle suçlamamalı bu ülkede şu an hain kimdir hain ne Kemalistler ne de Osmanlı hayranları değil, hain otuz kırk yıldır pkk ve şu an ona eklenen fetöcülerdir. yani türkiye cumhuriyetine kast eden herkesdir.
Toplu günah çıkarma ayini gibi oldu bu yahu :))
Neyse hepinizi sultan,yaver ve avanesi adına kutsadım, iyi geceler
:)))
Pudraşekeri ortodontikse?
Bazı şeyleri senden duymam unutmamam olabiliyor...
! Paslı bir ünlemdir dilim
Hadi beni yakarışımdan yala..
Beyin ortodontikse demek, gazsız şeyler düşünse bari
:))
Bir yol gidersin kilometrelerce
Bir ağaç gökyüzüne yakın
Birini seversin duraksız, mesafe tanımaksızın
Her dinde çekilir çile
Her dille anlatılır
Aynı dünyada ölür çocuklar
Herkes uyumak zorundadır
Ergen pikaçu :)
Ne vardı kardeşçe yaşasa idiniz
Ne vardı bir birinize mal karşılığı
Ne vardı bu deniz, cömertliğinden
Hiç bir şey anlatmadı mı size?
Bu gökyüzü, maviliğinden
Vermedi mi bir parça?
YEŞİL DÖL
Gözlerimi kapalı tuttum bugün,
Sesleri dinledim,karanlığı aşındıran depremi duydum,
Ruhumu arındıran buğulu mavi alev,
Kaybettim ellerimi ceplerim rahat,bir yola çıktım
Gözyaşlarım sıkı sıkıya kilitlediğim gözlerimden kaçtı bağıra bağıra,yüreğimin ortalarında bir yerlere,
mevsimsiz gökyüzünden kopardığım yıldızları işledim,
Beyaz derinliğe daldım nefesimi bırakıp,boşlukla boyandım çırılçıplak,bir kanım vardı yanımda ıslak
Istırap çektim açlıktan,çevirdi hayallerim kuzuları,kızarmış hücrelerin çıtırtılarını duydum,sulanırken dilem,kuruken ölen gözlerim,mırıldandım hiç bilmediğim bir şarkıyı havaya,evirip rüzgarın saçlarını,şiirledim tarağımla,yeşil topraklara.
sevgili gardaşım sen götürürsünde ben gelmezmiyim,her yere giderik seninle...
he..anlamsız şükür yaşıyoruk,tabiiki buna nekadar yaşanmak denirse..
Deli yaşıyorsun
Şakanın altında gerçek aramayın
merhaba herkesin kürsüsünün cemaati ;
ben olmayalı kürsünün nabzı biraz düşmüş mü ne ?
yahu millet İzmirin tam da havası ha şimdilerde,gelecekler niyandasınız ?
paşam sunları bir organize etseniz diyorum zahnet olmazsa
tabiiki Ramazandan sonra...
trollük yapmayın, neyi isterseniz konuşun
Gölgelerde gezinebilirsiniz
Güneşin izin verdiğince
Benim tek istediğim
‘’siyah kare’’
D...
İşte anlasan, neler neler söyledik. Beyindeki surları yıkmak gerek demek önce :))
Problem yaratıcıyı insanlaştırmak. Allah'ı korumaya çalışmak kadar aptalca bir eylem olabilir mi?
Merak edilecek bir şey yok, karanlık hep siyahtır!
sus ki merak etsinler ne düşündüğünü
n. b.
gizem iyidir gizem
Bu hatun trolden başka bir şey değil. Sürekli benzer yerlere çomak sokup sonra da ama ben şimdi ne dedim. Bir müselmana ateş ediyorlarrrrr çığlığı atıyor. Gerçekten tehlikeli!
Arkadaşlar şu hararetli tartışmanızın bir yerlerinden araya girip bir kitaptan bahsedeceğim.İsmet Özel' in Bakanlar Ve Görenler kitabı. Bence okumaya değer. Konusu mu söylemicem, süprizi kaçmasın .
Doğrularınız sizin olsun. Gerçek tektir! Atatürk hakkında ki gerçekleri çarpıtmadığınız sürece saçma da olsa doğrularınız sizi bağlar, umurumda değilsiniz.
Oysa ne güzel çiçekler vardı, sımsıkı güneşe aşık,
Esir kaldılar karanlık dilin hükmünde boynu bükük..
Terbiyesizlik kabul edilebilir. Neyse ki hain değilim!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk'taki sözleri çok anlamlıdır:
"Milletimizin mutaassıp ve ortaçağ zihniyetinde olmadığını ispat etmek için yararlandık. Efendiler, tekke ve zaviyelerle, türbelerin kapatılması ve bütün tarikatlarla, şeyhlik, dervişlik, müritlik, çelebilik, falcılık, büyücülük ve türbedarlık vb. birtakım unvanların kaldırılması ve yasaklanması da takrîr-i sükûn kanunu yürürlükte iken yapılmıştır. Bu konularla ilgili yürütme ve uygulamaların, toplumumuzun, hurafelere inanan, ilkel bir kavim olmadığını göstermek bakımından ne kadar gerekli olduğu takdir olunur.
Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen, kaderlerini ve hayatlarını falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacıların ellerine bırakan insanlardan meydana gelmiş bir topluluğa bir millet gözüyle bakılabilir mi?
Milletimizin kendine has niteliğini yanlış şekilde gösterebilen ve yüzyıllarca göstermiş olan bu gibi unsurlar ve kuruluşlar, yeni Türkiye Devleti'nde Türkiye Cumhuriyeti'nde devam ettirilmeli miydi? Buna önem vermemek, ilerleme ve yenileşme adına pek büyük ve düzeltilmesi imkânsız bir yanılma olmaz mıydı? İşte biz, Takrîr-i Sükûn Kanunu'nun yürürlükte olmasından yararlandık ise, bu tarihi hatayı bir daha işlememek için, milletimizin alnını olduğu gibi açık ve ak göstermek için, milletimizin mutaassıp ve ortaçağ zihniyetinde olmadığını ispat etmek için yararlandık." (Nutuk, 2.cilt, s. 655).
Evet belge istiyorum. Atatürk'ün dine hakaret ettiği, dinsiz olduğunu gösteren belge getirin bekliyorum!
Eğer getiremiyorsanız bunu kasten yapan hainlersiniz.
Atatürk'ün kaldırdığı çarşafı din sananlar buyursun :
Osmanlı’da çarşaf:
Çarşafa Osmanlı’da 19. Yüzyılın sonlarında rastlanmaya başlanır. Yani Anadolu Müslümanlarında çarşafın tarihi 150 yılı bulmaz. İlk olarak Tanzimat döneminde hacca gidenlerin İranlı hacılardan görerek getirmeleriyle ülkeye girmiştir. Ancak başlangıçta tutulmamış ve din çevrelerince bidat olarak nitelenmiştir. Zaman içinde çarşaf kullananların sayısında artış yaşanmış, 1870’lerde yaygınlaşmıştır. Sultan 2. Abdülhamit tarafından İslam’da yeri olmadığı ve çarşaf giyenin erkek mi kadın mı olduğunun anlaşılmadığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Ancak 1913’de Rumeli’deki Ortodoks ve Yahudilerin giyimlerinden alışkanlık kazanan muhacirlerin göçüyle yeniden yayılmaya başlamıştır. (Diyanet Vakfı İslam ansiklopedisi)
Atatürk kadar başınıza taş düşe. Atatürk dinimizi elimizden aldı. Çarşafımızı kaldırdı. Yahu çarşafın tarihçesini hiç okumadınız mı? Ne milli ne de dini giyim tarzımız değilken neden çarşaf manyaklığına tutuldunuz? MANİPLASYON gazisi olduğunuzun bile farkında değilsiniz. Anadolu da 19 yy da ortaya çıkmış topu topu 150 yıllık geçmişi olan kadını kimliksizleştiren bir acayip kıyafet.
Bu hadis değil mi?
Araplarda ne İslam öncesinde ne de İslam’ın ilk dönemlerinde çarşaf giyildiğine dair hiçbir bilgi-kayıt yoktur. Eski din kitaplarında da nafaka olarak verilen giysi listelerinde çarşaf geçmez. Dolayısıyla çarşafın İslam’a çok sonra girdiğinde bir şüphe yoktur.
Tefsirlerde Ayşe’nin ferace giydiği belirtilir. Nitekim İfk hadisesini anlatan Ayşe’ye ait hadiste de ferace geçer:
“…Derken uyumuşum, Safvân b. Muattal ordunun arkasına kalır, insanların eşyalarını araştırır, bir şey kalmış ise kaybolmaması için diğer konak yerine götürürdü, beni görünce tanımış “Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz” (Bakara, 2/156) demesiyle uyandım, hemen feracemle yüzümü örttüm, devesinden indi, ben bininceye kadar çekildi, bindim. Sonra deveyi çekti, yürüdü, öğle sıcağında orduya yetiştik; inmişler, bağrışıyorlardı….”
Osmanlı’da da kadınlar ferace giyerlerdi. Ferace, uzun, yakalı, saçları örtecek yaşmağı olan, eteğe kadar uzanan manto benzeri dış giysiydi.
arkadaşlar benim naçizane fikrim o dur ki şahısları konuşarak bir yere varamayız. şahıslar da fanidir kuldur hatalar yapabilir ne Osmanlı imparatorluğunu kutsayarak ne türkiye cumhuriyetini yerden yere vurarak ne de bunun tam tersi osmanlıyı yerden yere vurup türkiye cumhuriyetini fetişleştirerek bu sorunları çözemeyiz. sorunların çözümünde hepimizin hedefi birleşmek olmalıdır. Osmanlı da günahıyla sevabıyla bizimdir türkiye cumhuriyeti de ve onları eleştirmek bizi bölmez yok etmez eleştirmemek zarar verir.elin ecnebisi bu ülkeye bir savaş açtığı zaman bu Atatürkçü bu Kemalist bu Osmanlıcı bu dindar bu beynamaz bu köylü bu çoban bu aydın diye bakmayacak bu bana tehdit oluşturan bir türk vatandaşı diye bakacak, bakar. herkes eleştiri yapabilir her kes eleştirilebilir ama kimse kimseyi hainlikle suçlamamalı bu ülkede şu an hain kimdir hain ne Kemalistler ne de Osmanlı hayranları değil, hain otuz kırk yıldır pkk ve şu an ona eklenen fetöcülerdir. yani türkiye cumhuriyetine kast eden herkesdir.