Nispet yapılsa ne yapılmasa ne... İnsanın işinin olması kadar güzel bir şey olabilir mi? İroni hükümete yavşayalakalık edenler içindi... Nüfusun üçte biri işsiz üçte biri çocuk geri kalan üçte birin yarıya yakını emekli yani Türkiye Cumhuriyetinde bir kişi 6 kişi yerine çalışıyor.. (böyle de esprinin tadı olmuyor ki)
Amerikan kongresinde geçen tasarı ile ilgili sadece laf üreten iktidar ve muhalefet vatana hizmet etmemektedirler... Böyle tasarıları meclislerinde geçirmeye cüret eden her ülke için benzer tasarılar TBMM acilen geçirilmelidir... Tarihi milletlerin meclisleri yazar ve bu meclislerine yazılanlar tarih olur... Türkiye Cumhuriyeti kendisine iftira atan tüm ülkelere karşı mütekabiliyet esasına göre karşılık vermelidir... Yapmayanlar tarihe karşı suç işlemektedir... (Artık bundan daha kibar yazamayacağım)
gönlümdeki amansız tipi,bu geCe dindi. aşkımızın son perdesi, usulca indi. alkış yok,tekrar sesleri yok sadece boşluk,karanlık,ve derin sessizlik dışardaki tipi,aksine devam ediyor. içime kar ,düştü,üşüyor yüreğim,üşüyor. gönülde yanmayan yangınlar, ve tamiri tamirsiz pişmanlıklar gözlerim,iki yağmur bulutu, ha yağdı,ha yağacak, yağarsa içimde kıyametler kopacak nedense anlamadın sen,yada anlatamadım ben, oysa ne çok sevmiştim seni,ne çok,bir bilsen. içimdeki gülen çocuktun sen,büyümeyen ufkumda güneştin,ömrümde ışık umutsuzluğun içinde umuttun sancısız doğan yoksulluğun içinde varlıktın, yazda pınar,karanlık kışta,nurdun yaşamıma bir ömür daha katan,ömürdün. vede,en derine gömdüğüm sevdamdın sen, fidan,fidan diktiğim,sevdam ile büyüttüğüm aşkımdın sen.. yıllarca sandım ki,ben sendim,sen de ben. nekadar yanılmışım,olmayan şeyi, olur sanmışım, nekadar kolaymış sence,aklına estikçe, çekip gitmek, sen diye çarpan yüreği,itip terketmek, kırmak incitmek. nar gibi yanarken,içime kar düştü, üşüyor yüreğim üşüyor, üzerine kor gibi gözyaşlarım düşüyor...
Çöken İskandinav ülkelerinde refah seviyesi 1.Norveç 2.isveç 3. İrlanda Türkiye 59. O da tüik in verdiği rakamlara göre yani adamlar hala onbin dolar gelirimiz var zannediyor. Bizim ekonomi de Norveç gibi çökse de her yıl ilk üçe girsek geçtik ilk on olmasa yirmili sıralara da Razıyım.... Sabah sabah böyle haber mi olur...
ay,of,aman ya...herkesin kürsüsünün cemaati...alın,... kalem muhabbeti yapan kişiler,hepinize birer düzine kalem..:= olmayan kırtasiyemden..nasıl ama nekka cömertim di mi ama ?
İslam felsefesi üzerine cahilliğimiz maalesef batı felsefesinden daha da derin..... Gâl-u Belâ nedir? İnsan yaratılmadan yaratılan insan düşüncesinin olduğu zamana Gâl-u Belâ denir... Kıyamet ise yaratılan her şeyin yok edilip Allahın huzuruna çıkarıldığı hesap gününe de kıyamet denir.. Bu iki arasında geçen zamana da yaşam denir.. Kader bunları yaşayacak olmamız kaza ise yaşadıklarımız... Şimdi geç kalmış sayılmazsınız "OKU" yun.. "YARATAN RABBİN ADIYLA OKU " yun ki Rahmet bulasınız Hikmet bulasınız Hakikat bulasınız...
Rivayet odur ki ölüm insanın ruh düzeyinde bilince varmasıdır. Yani doğumdan önceki yaşam, doğumdan sonraki yaşam ve ölümden sonraki yaşam Gâl-u Belâ dan kıyamete olan yaşamımızı oluşturur.. Ve ancak ölümden uyananlar fark eder yaşamın öldüğünü...
ben sende güzde, baharı... ben sende,zemheride, yazı gördüm. ben senin gözlerinde, denizi... o deniz de,sevdaya kulaç atmayı gördüm... ben, sen de beni, ben de, seni gördüm. beni, seni, değil, sende,..bizi gördüm. sende,.. seven yüreği, o yürekte,sevdaya yelken açan, beni gördüm. ben,.. sende sevdim sevdayı, yüreğim hep,..sen diye çarptı. çorak yüreğimde, sen açtırdın,gülü,laleyi. gözümde sevda, sendin.. ve ben, hep seni düşleyip, seni sevdim... hazan rüzgarları esen, YÜREĞİMLE..
Kuantum teorisine göre birşeyin kopyalanması mümkün değildir.. Bu eski zaman felsefecilerinin akan su tekrar yıkanamazsınız demesi gibi bir şey.. Yani Bacon dediği gibi değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. 0 ve 1 olarak tanımladığınız uzay 0 ve 1 olarak tanımladığınız diğer uzayla aynı şey değildir... Özne farklı yüklem farklı fiil farklı...
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati, GÜZEL GÜNLER
Akşam ezanı okununca herkes evine girerdi. Akşam çalışılacak işler, gezilecek yerler yoktu. Evde huzur vardı. Yemek menüsü pek değişmezdi. Ekmek yemeğin paşası, bulgur pilavı vezirdi. İhtiyaçlarımız azdı, çünkü azgın değildik. Gaz lambasının ışığında yapılan sohbetler çok uzun olmazdı. Hem idare lazımdı hem de gece 12’ye kadar izleyeceğimiz dizilerimiz yoktu. Erken yatardık. Bu yüzden sabah namazı kaçmazdı. Zaten hayat namazla başlardı. Sabah namazına kalkanların riya ile de işi olmazdı. Riya fışkıran sosyal medya da yoktu. Her şeyimizi, herkesle değil ev halkıyla ya da dostlarla paylaşırdık. Onlar bilirdi kıymetini çünkü. Sevincinde sarılır, üzüntünde sırtını okşardı. Dokunmak “like” (beğeni) atmaya benzemezdi. Radyoda “fake news”ler (sahte haberler) yoktu doğrulayacağımız ya da işimize gelince “kesin doğrudur” diyeceğimiz”... Siyaset mi? Yapanların işiydi. Bu kadar “uzman” yoktu. Dolar artınca değiştirmekten korktuğumuz ithal mobilyalarımız yoktu. Bir çift halı, kamıştan 12 duvar yastığı ve bir karyola ile evlenirdik. Torunlarımız da o yastıklara yaslanırdı. Ayrı eve çıkmazdık evlenince. Evlenen her “oğlan” için bir oda eklenirdi eve. Öderken ömrümüzü tüketen tüketici kredilerine gerek yoktu. Tüketmek istemiyorduk ki... Kanaati sadece bilmez, sonuna “kâr” ekler, olurduk. Olgunduk. Sen olmazsan olgunlaştırırdı hayat. İyinin kötüden çok olduğu günlerdi. Güzel günlerdi. Geri gelmeyecek...
Hey benim Boydan boya cömert denizlerle çevrili Güzel memleketim Bu yaz tenha denizlerinde yıkandım İnsan eli değmemiş ormanlar gibi vahşi Dağ başında unutulmuş küçük kundaklar gibi yetim. B.R EYÜBOĞLU
İltifat olarak kabul ediyorum...
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati ;
aman işte yine klasik kürsü,yakında bende beremi alıp gidersem şaşmayın,
baksanıza kimler,kimler gitti,bir deli eksilse ne yazar ki,di mi ama ?
Nispet yapılsa ne yapılmasa ne... İnsanın işinin olması kadar güzel bir şey olabilir mi? İroni hükümete yavşayalakalık edenler içindi... Nüfusun üçte biri işsiz üçte biri çocuk geri kalan üçte birin yarıya yakını emekli yani Türkiye Cumhuriyetinde bir kişi 6 kişi yerine çalışıyor.. (böyle de esprinin tadı olmuyor ki)
Amerikan kongresinde geçen tasarı ile ilgili sadece laf üreten iktidar ve muhalefet vatana hizmet etmemektedirler... Böyle tasarıları meclislerinde geçirmeye cüret eden her ülke için benzer tasarılar TBMM acilen geçirilmelidir... Tarihi milletlerin meclisleri yazar ve bu meclislerine yazılanlar tarih olur... Türkiye Cumhuriyeti kendisine iftira atan tüm ülkelere karşı mütekabiliyet esasına göre karşılık vermelidir... Yapmayanlar tarihe karşı suç işlemektedir... (Artık bundan daha kibar yazamayacağım)
Akıllım deli deli konuşma aleykümselam dedim ya.. İş kısmı tamamen ironiydi... Alınganlık neden gösterildi anlayamadım...
yahu anlamadığım bişey var
,verilen selamı almanın ve edilen duaya amin demenin nesini eksiliyorsunuz Allahaşkına ?
Sanki iş varmış gibi işsizlere nispet yapar gibi... Aleykümselam
amin ve teşekkürler bay Barut,
Üşüyor yüreğim
gönlümdeki amansız tipi,bu geCe dindi.
aşkımızın son perdesi, usulca indi.
alkış yok,tekrar sesleri yok
sadece boşluk,karanlık,ve derin sessizlik
dışardaki tipi,aksine devam ediyor.
içime kar ,düştü,üşüyor yüreğim,üşüyor.
gönülde yanmayan yangınlar,
ve tamiri tamirsiz pişmanlıklar
gözlerim,iki yağmur bulutu,
ha yağdı,ha yağacak,
yağarsa içimde kıyametler kopacak
nedense anlamadın sen,yada anlatamadım ben,
oysa ne çok sevmiştim seni,ne çok,bir bilsen.
içimdeki gülen çocuktun sen,büyümeyen
ufkumda güneştin,ömrümde ışık
umutsuzluğun içinde umuttun sancısız doğan
yoksulluğun içinde varlıktın,
yazda pınar,karanlık kışta,nurdun
yaşamıma bir ömür daha katan,ömürdün.
vede,en derine gömdüğüm sevdamdın sen,
fidan,fidan diktiğim,sevdam ile büyüttüğüm
aşkımdın sen..
yıllarca sandım ki,ben sendim,sen de ben.
nekadar yanılmışım,olmayan şeyi,
olur sanmışım,
nekadar kolaymış sence,aklına estikçe,
çekip gitmek,
sen diye çarpan yüreği,itip terketmek,
kırmak incitmek.
nar gibi yanarken,içime kar düştü,
üşüyor yüreğim üşüyor,
üzerine kor gibi gözyaşlarım düşüyor...
GÜLEN
en güzel günler bizlerin olması dileğiyle,
herkesin kürsüsünün cemaati...
haklısınız gizli özne biraz değil baya ,baya genelleme olmuş...
peki ya erkekler efendim,ya erkekler...?
Biraz genelleme gibi olacak
ama
her kadın sıkışınca klasikleşir
Bana katilmayan bütün kadınları tenzih ediyorum
Çöken İskandinav ülkelerinde refah seviyesi 1.Norveç
2.isveç
3. İrlanda
Türkiye 59. O da tüik in verdiği rakamlara göre yani adamlar hala onbin dolar gelirimiz var zannediyor. Bizim ekonomi de Norveç gibi çökse de her yıl ilk üçe girsek geçtik ilk on olmasa yirmili sıralara da Razıyım.... Sabah sabah böyle haber mi olur...
Gidersen ağlar aşk
Gitme
Gülüşün yüzünde Suretin gözlerimde sırlı
Kristal mavisi nefesim
Gidersen kırılır
Sarmaşıklar tutunamaz
Kıyı uçurum
Ay zamansız doğar
Bulut boşalır.
Nehirler taşar
Ovalar sel olur
Gitme şair yüreğimden
Gidersen tapınaklar yakılır
İbadet biter inaç yok olur
Yazma ...
Yaşamak bir kelebeğin ömrü kadar...
ay,of,aman ya...herkesin kürsüsünün cemaati...alın,... kalem muhabbeti yapan kişiler,hepinize birer düzine kalem..:=
olmayan kırtasiyemden..nasıl ama nekka cömertim di mi ama ?
Oktay Sinanoğlu "sizi dinlemeyen birine taş kafalı deyip taşa hakaret etmeyin, konuşmasını bilen biri için taş çok değerli bilgiler taşır" der.
İslam felsefesi üzerine cahilliğimiz maalesef batı felsefesinden daha da derin..... Gâl-u Belâ nedir? İnsan yaratılmadan yaratılan insan düşüncesinin olduğu zamana Gâl-u Belâ denir... Kıyamet ise yaratılan her şeyin yok edilip Allahın huzuruna çıkarıldığı hesap gününe de kıyamet denir.. Bu iki arasında geçen zamana da yaşam denir.. Kader bunları yaşayacak olmamız kaza ise yaşadıklarımız... Şimdi geç kalmış sayılmazsınız "OKU" yun.. "YARATAN RABBİN ADIYLA OKU " yun ki Rahmet bulasınız Hikmet bulasınız Hakikat bulasınız...
Rivayet odur ki ölüm insanın ruh düzeyinde bilince varmasıdır. Yani doğumdan önceki yaşam, doğumdan sonraki yaşam ve ölümden sonraki yaşam Gâl-u Belâ dan kıyamete olan yaşamımızı oluşturur.. Ve ancak ölümden uyananlar fark eder yaşamın öldüğünü...
Bazen konuşmaya gerek yok ki!!!
Bir şarkı tüm duyguları anlatır.
Ben sende
ben sende güzde,
baharı...
ben sende,zemheride,
yazı gördüm.
ben senin gözlerinde,
denizi...
o deniz de,sevdaya kulaç atmayı
gördüm...
ben, sen de beni,
ben de, seni gördüm.
beni, seni, değil,
sende,..bizi gördüm.
sende,.. seven yüreği,
o yürekte,sevdaya yelken açan,
beni gördüm.
ben,.. sende sevdim sevdayı,
yüreğim hep,..sen diye çarptı.
çorak yüreğimde,
sen açtırdın,gülü,laleyi.
gözümde sevda, sendin..
ve ben, hep seni düşleyip,
seni sevdim...
hazan rüzgarları esen,
YÜREĞİMLE..
GÜLEN...
en güzel geceler hepimizin olsun,
herkesin kürsüsünün cemaati...
Kuantum teorisine göre birşeyin kopyalanması mümkün değildir.. Bu eski zaman felsefecilerinin akan su tekrar yıkanamazsınız demesi gibi bir şey.. Yani Bacon dediği gibi değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. 0 ve 1 olarak tanımladığınız uzay 0 ve 1 olarak tanımladığınız diğer uzayla aynı şey değildir... Özne farklı yüklem farklı fiil farklı...
ŞİİR niye halktan kopuktur,niye halkımız okumaya teşvik etmezde,sadece belli bir kesimin okuduğu düşsel bir yazındır.
Neden iki kere iki beş eder... Çünkü "0 " dan bire uzay benim farklı sizin farklı... Üstelik bunun izafiyetle hiç alakası yok... Uzayın ta kendisi...
__Saçına düşen bir ak gibi
ömrüne çöker akşamlar
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati,
GÜZEL GÜNLER
Akşam ezanı okununca herkes evine girerdi. Akşam çalışılacak işler, gezilecek yerler yoktu. Evde huzur vardı.
Yemek menüsü pek değişmezdi. Ekmek yemeğin paşası, bulgur pilavı vezirdi. İhtiyaçlarımız azdı, çünkü azgın değildik.
Gaz lambasının ışığında yapılan sohbetler çok uzun olmazdı. Hem idare lazımdı hem de gece 12’ye kadar izleyeceğimiz dizilerimiz yoktu.
Erken yatardık. Bu yüzden sabah namazı kaçmazdı. Zaten hayat namazla başlardı. Sabah namazına kalkanların riya ile de işi olmazdı.
Riya fışkıran sosyal medya da yoktu. Her şeyimizi, herkesle değil ev halkıyla ya da dostlarla paylaşırdık. Onlar bilirdi kıymetini çünkü. Sevincinde sarılır, üzüntünde sırtını okşardı. Dokunmak “like” (beğeni) atmaya benzemezdi.
Radyoda “fake news”ler (sahte haberler) yoktu doğrulayacağımız ya da işimize gelince “kesin doğrudur” diyeceğimiz”...
Siyaset mi? Yapanların işiydi. Bu kadar “uzman” yoktu.
Dolar artınca değiştirmekten korktuğumuz ithal mobilyalarımız yoktu. Bir çift halı, kamıştan 12 duvar yastığı ve bir karyola ile evlenirdik. Torunlarımız da o yastıklara yaslanırdı.
Ayrı eve çıkmazdık evlenince. Evlenen her “oğlan” için bir oda eklenirdi eve. Öderken ömrümüzü tüketen tüketici kredilerine gerek yoktu. Tüketmek istemiyorduk ki... Kanaati sadece bilmez, sonuna “kâr” ekler, olurduk. Olgunduk. Sen olmazsan olgunlaştırırdı hayat.
İyinin kötüden çok olduğu günlerdi. Güzel günlerdi. Geri gelmeyecek...
(alıntı)
:)))
Kafamızın içinde ,aynı fikre sadık kalmamızı sağlayan çarklar var...
Ve uzun zamandır yağlanmıyor ...
Hey benim
Boydan boya cömert denizlerle çevrili
Güzel memleketim
Bu yaz tenha denizlerinde yıkandım
İnsan eli değmemiş ormanlar gibi vahşi
Dağ başında unutulmuş küçük kundaklar gibi yetim.
B.R EYÜBOĞLU
merhaba Çölün Şulesi ben artıya bastım ha...