senin uyandırma servisi de kafan gibi berbat iş yapıyor zaten hep uyuyorsun uyuyordun o servsle çalışmaya devam edersen uyuyacaksın hiç uyanamayacaksın hşşşşşşşşşşşşşş iyi uykular
on yedi senin kafa hep karışık zaten o mumya sana demiştir ki kabir azabı uhrevidir ceset bir kaç ayda çürür yok olur kemik ve kıldan başka bir şey kalmaz kabir azabı ise kıyamete kadar sürer rabbinin bu azabı kuluna hissettirmesi için o etten kemikten vücuda ihtiyacı yoktur. tıpkı yeniden dirilmek için olmadığı gibi
elif key meral ablanıza söyleyin seni dinlesin tarihle fazla uğraşmasın iç işleri bakanlığı gibitarih eğitimi de gierçekten berbat milletten tokadı iyi yiyecek yazık olacak millet abdülhamitle uğraşmıyor dördüncü sondaj gemisini yaptı millet yerli otosunu yapıyor, ihalarla sihalarla uğraşıyor abdülhamid onu fena tokatlar sonra mezarından kalkıp
bir abdülhamid hayranı seçmen olarak benim oy atacağım yer var neyseki ama meral ablam oyları düşünce gene ben zaten başbakan olacağıma bağlamasın sonra sıyırıp
akif abdülhamide bu dizeleri yazmanın ödülünü alamadı. bırakınız buruşuk bir krom madalyayı ittihatçılar tarafından aşırı dinci bulunan görüşleri nedeniyle sürgün edildi ablamız chpliler tarafından nasıl kullanılıp atılacak aceba
efenim ben şimdi kendime bir gündem belirledim gündemim küfrü normal hatta gerekli sayan muhalefet demek isterdim hatırlayınız porno izleyen şehit yakınına küfrü bir gereklilik bir ihtiyaç bir kamusal görev bilip hatta küfrü yapanı savunmak yalnız bırakmamak adına meral hanımcığımın bizzat kendi naif ağzını bozması üstüne küfürbaz cananı savunması arkasında durması ama dediğim gibi gündemim bu gibi hafif magazinsel konular değil meral ablamın şirazesinden iyice çıkıp Abdulhamid ulu hakanımızı istibsdatçı gezicileri de kahraman ilan etmesidir. aslında cananı savunmak bunu gerektirir şaşırmadık ama belki iyi partiye oy verip bi de biz ülkücüyüz diyenlere dokunmuştur bu söylenenler biri meral ablamı uyarsa mı
günaydın gezegenimin modernite adı altında dört metrekarelik tozlu, küflü odalarına hapsedilenleri modernite insanların dizi dizi devlet olmalarını o devletlerin memuriyetliklere ayrılmalarını o memuriyetliklerin insanların günün en güzel saatlerini kendi istediği gibi değil de egemen anlayış nasıl istiyorsa o şekilde dosya aralarında gezinerek geçirmelerini ister yaşasın modernite kırk kere dersem modern olucaz mı modern olunca mutlu olmasam bile başım göğe erecek mi
Sanatçı Aynur Doğan’ın Derince’de vereceği konser AKP’li Derince Belediyesi tarafından önceki gün engellendi. Doğan’ın konserinin engellenmesine AKP’de uzun süre milletvekilliği yapan ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tepki gösterdi.
Çelik’in ifadeleri şöyle:
1- “Dolmabahçe Buluşmaları” kapsamında, 20 Şubat 2010’da davet ettiğimiz ses sanatçıları arasında Aynur Doğan da vardı. O gün isimleri PKK ile birlikte anılan sanatçıları davet etmemiştik. Sayın Cumhurbaşkanı toplantıda bütün sanatçılara olduğu gibi Doğan’a da iltifat etti.
2- 2010 yılında İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması hasebiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konserde Aynur Doğan, Kürtçe “Ahmedo Roni” şarkısını söyleyince hazır bulunan Sayın Cumhurbaşkanı bir hayli duygulanmış ve Aynur’un performansını takdir etmişti.
3- Derince Belediyesi’nin Aynur Doğan’a reva gördüğü muameleyi ve ardından bizim mahallenin Aynur Doğan’ı linç girişimlerini çok yanlış buluyor ve kınıyorum. Birileri beğenir, birileri beğenmez ama Aynur Doğan bu toprakların bir çığlığıdır.
4-Karadeniz Türküsü “Ahmedum” ile “Ahmedo Roni” yi birlikte dinlemeyi deneyelim. İkisinin de bizim ağıtlarımız olduğunu hissederiz. Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar. Musiki gönlün dilidir, lütfen bunun üzerinden de kavga edilmesin.
at vuruldu; içim paramparça rüveyda gölgelerin ardına sakladım kusurumu sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin ben burda damla damla eriyip akıyorum yine de, çiğnetemem kimseye gururumu istenmediğim yeri sessizce terkederim hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an Mutlu aşk yokturHayatı Bu silahsız askerlere benzer Bir başka kader için giyinip kuşanan Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan Onlar ki akşamları aylak kararsız insan Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter Mutlu aşk yokturGüzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri Ve hemen can verdiler iri gözlerin için Mutlu aşk yokturVakit çok geç artık hayatı öğrenmeye Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine Mutlu aşk yokturBir tek aşk yoktur acıya garketmesin Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin Mutlu aşk yoktur ama Böyledir ikimizin aşkı da
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Mona Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iri iri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar.Açma pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri çek.Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, Bende çıkar güneş aydınlığına. Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi. Seni hatırlatır her zaman bana. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur. Zambaklar en ıssız yerlerde açar.Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor gibi. Ellerin, ellerin ve parmakların.Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.Akşamları gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin incirlerine. Kiminin rengi ak kiminin sarı. Ah beni vursalar bir kuş yerine. Akşamları gelir incir kuşları.Ki ben Mona Rosa bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında. Hayatla doldurur bu boş yelkeni. O masum bakışların su kenarında. Ki ben Mona Rosa bulurum seni.Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı.Yağmurdan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış. Yağmurdan sonra büyürmüş başak.Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kuş tüyüne. Bir tüy ki can verir gülümsesen, Bir tüy ki kapalı geceye güne. Altın bilezikler o kokulu ten.Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister, Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Mona Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iri iri düşer toprağa, Ulur aya karşı kirli çakallar.Açma pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri çek.Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, Bende çıkar güneş aydınlığına. Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi. Seni hatırlatır her zaman bana. Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur. Zambaklar en ıssız yerlerde açar.Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor gibi. Ellerin, ellerin ve parmakların.Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.Akşamları gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin incirlerine. Kiminin rengi ak kiminin sarı. Ah beni vursalar bir kuş yerine. Akşamları gelir incir kuşları.Ki ben Mona Rosa bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında. Hayatla doldurur bu boş yelkeni. O masum bakışların su kenarında. Ki ben Mona Rosa bulurum seni.Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden türküler. Benim aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun söyler. Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.Artık inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her tarafımı. Artık inan bana muhacir kızı.Yağmurdan sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla olgunlaşırmış. Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış. Yağmurdan sonra büyürmüş başak.Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kuş tüyüne. Bir tüy ki can verir gülümsesen, Bir tüy ki kapalı geceye güne. Altın bilezikler o kokulu ten.Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister, Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Daha yüzyıllık bile olmadıgı halde geçmişi tarihi unutturulmuş bizlerin , öğrendiği birşey var ki, aynı oyunlarının duzmecelerinin günümüzde de uygulandığını görüyoruz. Abdülhamit gitsin de nasıl giderse gitsin diyenlerde ,Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin diyenler arasında bir fark var mı? El cevap ; YOK
esela ben de çok gerildim alacam benim çoluk çocuğu bu hafta sonu güzel bir kır kafesine başka müşterinin masasından devşirilmiş zeytine peynire basacam parayı kıyacam beş yüz liraya kapış kapış görmemiş gibi yiyecem şahsen sonra burda tam bu platformda madur edebiyatına devam oldu mu şimdi kap ordan iki çay içek emmi uzun etme kaç liraysa basacam parayı ayol ne ucuz ki o ucuz olsun
amma görünen o ki bunlar birbirini yer sen başkan ben başbakan sen maliye ben belediye başkanı ol kavgası verirken tuvalet terliği aradan sıyrılıp of yeter valla ben adayım deyip adaylığını ilan edebilir
hepiciğinizi kalbinizden öperken ayacıklarınıza taş değmesin diyerek sizlere şu anlık veda etmek isterim bırakın taşlar yerinde kalsın maddi anlamda da manevi anlamda da soyut olanı da somut olanı da yoksa Sabahattin ali mezarında ters dönerek acılar içinde zıplar helalleştik biz geçti bitti yeni ufuklara geleceğe deva ile it tifak içersinde yol alalım dua edelim hep birlikte de şu aklı evvel seçmene uyup tuvalet terliğini aday diye koymasınlar yoksam dünya siyasetinde düştüğümüz seviyeyi yüz yıllarca izah edebilmenin imkanı yok efenim
unisef mi kurmuştu sözüm ona şu türk devletlerinde aile planlaması işine girişen böylelikle gün gelip o çoğalan türklerin dünyanın başına derdolmasına mani olabilmeyi uman unisefin kurduğu bir platform mor çatı eeee biz kadim kimseye vurma kimsenin gönlünü kırma diyen tasavvuftan beslenip islamla yoğrulmuş türk gelenek alışkanlık ve adetlerimizi davranış kalıplarımızı moderniteye kaptırınca meydan mor çatılara kaldı neyseki burda işe yaradı bizim mor çatı
Beni unutmayın diye arada geliyorum buraya
Çok durursam uyarın
senin uyandırma servisi de kafan gibi berbat iş yapıyor zaten hep uyuyorsun uyuyordun
o servsle çalışmaya devam edersen uyuyacaksın
hiç uyanamayacaksın
hşşşşşşşşşşşşşş
iyi uykular
on yedi senin kafa hep karışık zaten
o mumya sana
demiştir ki kabir azabı uhrevidir
ceset bir kaç ayda çürür yok olur kemik ve kıldan başka bir şey kalmaz
kabir azabı ise kıyamete kadar sürer
rabbinin bu azabı kuluna hissettirmesi için o etten kemikten vücuda ihtiyacı yoktur.
tıpkı yeniden dirilmek için olmadığı gibi
elif key
meral ablanıza söyleyin
seni dinlesin
tarihle fazla uğraşmasın
iç işleri bakanlığı gibitarih eğitimi de gierçekten berbat
milletten tokadı iyi yiyecek
yazık olacak
millet abdülhamitle uğraşmıyor
dördüncü sondaj gemisini yaptı millet
yerli otosunu yapıyor, ihalarla sihalarla uğraşıyor
abdülhamid onu fena tokatlar sonra mezarından kalkıp
neyse şimdilik bu kadar tokatlama
ben yoruldum
siz öbür yanağınızı uzatmaktan yorulmadınız
bir abdülhamid hayranı seçmen olarak benim oy atacağım yer var neyseki ama meral ablam
oyları düşünce
gene ben zaten başbakan olacağıma bağlamasın sonra sıyırıp
it iti ısırmaz diyoruz ama
menfaatler çakışınca bırakınız ısırmayı ham yapılıyor
ellerim kırılaydıya varıyor işler
rabiyama
elifime meralime duyrulur
akif abdülhamide bu dizeleri yazmanın ödülünü alamadı.
bırakınız buruşuk bir krom madalyayı
ittihatçılar tarafından aşırı dinci bulunan görüşleri nedeniyle sürgün edildi
ablamız
chpliler tarafından nasıl kullanılıp atılacak
aceba
ey uhnem vay uhnem yaaa
efenim ben şimdi kendime bir gündem belirledim
gündemim küfrü normal hatta gerekli sayan muhalefet demek isterdim
hatırlayınız
porno izleyen şehit yakınına küfrü bir gereklilik bir ihtiyaç bir kamusal görev bilip hatta küfrü yapanı savunmak yalnız bırakmamak adına meral hanımcığımın bizzat kendi naif ağzını bozması
üstüne küfürbaz cananı savunması arkasında durması
ama dediğim gibi gündemim bu gibi hafif magazinsel konular değil
meral ablamın
şirazesinden iyice çıkıp Abdulhamid ulu hakanımızı istibsdatçı gezicileri de kahraman ilan etmesidir.
aslında cananı savunmak bunu gerektirir şaşırmadık ama belki iyi partiye oy verip bi de biz ülkücüyüz diyenlere dokunmuştur bu söylenenler
biri meral ablamı uyarsa mı
günaydın
gezegenimin
modernite adı altında dört metrekarelik tozlu, küflü odalarına hapsedilenleri
modernite
insanların dizi dizi devlet olmalarını
o devletlerin
memuriyetliklere ayrılmalarını
o memuriyetliklerin insanların günün en güzel saatlerini kendi istediği gibi değil de egemen anlayış nasıl istiyorsa o şekilde dosya aralarında gezinerek geçirmelerini ister
yaşasın modernite
kırk kere dersem modern olucaz mı
modern olunca mutlu olmasam bile başım göğe erecek mi
DUA
İslam,tüm insanlığa gelen yeğane dindir.
Rabbim rahmetinle acılarımızı dindir.
Kemal Karapıçak
Sanatçı Aynur Doğan’ın Derince’de vereceği konser AKP’li Derince Belediyesi tarafından önceki gün engellendi. Doğan’ın konserinin engellenmesine AKP’de uzun süre milletvekilliği yapan ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tepki gösterdi.
Çelik’in ifadeleri şöyle:
1- “Dolmabahçe Buluşmaları” kapsamında, 20 Şubat 2010’da davet ettiğimiz ses sanatçıları arasında Aynur Doğan da vardı. O gün isimleri PKK ile birlikte anılan sanatçıları davet etmemiştik. Sayın Cumhurbaşkanı toplantıda bütün sanatçılara olduğu gibi Doğan’a da iltifat etti.
2- 2010 yılında İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması hasebiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen konserde Aynur Doğan, Kürtçe “Ahmedo Roni” şarkısını söyleyince hazır bulunan Sayın Cumhurbaşkanı bir hayli duygulanmış ve Aynur’un performansını takdir etmişti.
3- Derince Belediyesi’nin Aynur Doğan’a reva gördüğü muameleyi ve ardından bizim mahallenin Aynur Doğan’ı linç girişimlerini çok yanlış buluyor ve kınıyorum. Birileri beğenir, birileri beğenmez ama Aynur Doğan bu toprakların bir çığlığıdır.
4-Karadeniz Türküsü “Ahmedum” ile “Ahmedo Roni” yi birlikte dinlemeyi deneyelim. İkisinin de bizim ağıtlarımız olduğunu hissederiz. Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar. Musiki gönlün dilidir, lütfen bunun üzerinden de kavga edilmesin.
at vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Nurullah Genç
Rüveyda şiirinden
on yedi
çok geçmiş olsun
rabbim şifalar versin
ben de yakınının sağlık durumuna hürmeten ara veriyorum
kayış kopti
dede öldi
Mutlu Aşk Yoktur
Louis Aragon
İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yokturHayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yokturGüzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yokturVakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yokturBir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da
...
''Kadınlar tarafından inşa edilen imparatorluklar yine bir kadın tarafından yıkılır.''
FKÇ.
Sezai Karakoç
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Sezai Karakoç
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Daha yüzyıllık bile olmadıgı halde geçmişi tarihi unutturulmuş bizlerin , öğrendiği birşey var ki, aynı oyunlarının duzmecelerinin günümüzde de uygulandığını görüyoruz.
Abdülhamit gitsin de nasıl giderse gitsin diyenlerde ,Tayyip gitsin de nasıl giderse gitsin diyenler arasında bir fark var mı?
El cevap ; YOK
bu chpliler tuvalet muhabbetini seviyor
bir aşinalık var yani
esela ben de çok gerildim alacam benim çoluk çocuğu bu hafta sonu güzel bir kır kafesine başka müşterinin masasından devşirilmiş zeytine peynire basacam parayı kıyacam beş yüz liraya kapış kapış görmemiş gibi yiyecem şahsen
sonra burda tam bu platformda madur edebiyatına devam
oldu mu
şimdi kap ordan iki çay içek emmi
uzun etme
kaç liraysa basacam parayı
ayol ne ucuz ki o ucuz olsun
amma görünen o ki bunlar birbirini yer sen başkan ben başbakan sen maliye ben belediye başkanı ol kavgası verirken tuvalet terliği aradan sıyrılıp of yeter valla ben adayım deyip adaylığını ilan edebilir
hepiciğinizi kalbinizden öperken
ayacıklarınıza taş değmesin diyerek sizlere şu anlık veda etmek isterim
bırakın taşlar yerinde kalsın
maddi anlamda da manevi anlamda da soyut olanı da somut olanı da
yoksa Sabahattin ali mezarında ters dönerek acılar içinde zıplar
helalleştik biz geçti bitti
yeni ufuklara geleceğe deva ile it tifak içersinde yol alalım
dua edelim hep birlikte de şu aklı evvel seçmene uyup tuvalet terliğini aday diye koymasınlar
yoksam dünya siyasetinde düştüğümüz seviyeyi yüz yıllarca izah edebilmenin imkanı yok efenim
unisef mi kurmuştu
sözüm ona şu türk devletlerinde aile planlaması işine girişen böylelikle gün gelip o çoğalan türklerin dünyanın başına derdolmasına mani olabilmeyi uman unisefin kurduğu bir platform mor çatı
eeee biz kadim kimseye vurma
kimsenin gönlünü kırma diyen tasavvuftan beslenip islamla yoğrulmuş türk gelenek alışkanlık ve adetlerimizi davranış kalıplarımızı moderniteye kaptırınca meydan mor çatılara kaldı
neyseki burda işe yaradı bizim mor çatı
mor çatı işe yaradı