Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ruh sizce ne demek, ruh size neyi çağrıştırıyor?

ruh terimi Ayse Hilal tarafından 13.01.2003 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 06.07.2017 - 12:51

    Beden ölür ruh ölmez,peki ölmeyen bu ruh Cehennem"de nasıl yanacaktır ? Değil mi ya.

  • Lâl Vâveyla
    Lâl Vâveyla 05.06.2017 - 08:49

    ‘’ Ruhunu göremediğin bir kadının bedeninden can alamazsın ’’ B.Balcı

  • Habibe Merih Atalay
    Habibe Merih Atalay 26.05.2017 - 14:01

    Bedenin astarı.

  • Sondraktaki Şaşkınyolcu
    Sondraktaki Şaşkınyolcu 03.12.2016 - 12:03

    Cosmic Gate & Arnej - Sometimes They Come Back For More (Official Music Video)

  • Modus Operandi
    Modus Operandi 15.09.2016 - 13:37

    Suretinden sual olunmayan.

  • Zeynep Eliçora
    Zeynep Eliçora 06.05.2016 - 09:39

    Bin parçaya ayrılırsın da her parçan bir yerde kalır ve o parçaları bir daha asla toplayamazsın, toplasan da hiç bir zaman eskisi gibi olmaz..
    İşte öyle parçalanmış, dağılmış hisseder insan bazen kendini, ruhunu.. İnsanın ruhu acır mı? ? ? Acırmış...

  • Zîfîrî Karanlık
    Zîfîrî Karanlık 16.12.2013 - 16:41

    Ey ruhum! Beni azat et...

  • Öyle İşte
    Öyle İşte 25.04.2012 - 09:08

    Can kurtaran değil, ruh kurtaran yok mu?

  • Şüheda Nur
    Şüheda Nur 02.07.2011 - 09:41

    Özgür olmalı..

  • Alper Cadıroglu
    Alper Cadıroglu 06.12.2010 - 14:19

    Görmediğimiz için demekki bu dünya terimleri ile açıklanamaz.
    Birde ruh sonsuza kadar yaşayacaksa, sonsuz olan bir şeyin başlangıcı olmaz. O zaman ruhlarımız vücudumuzdan önce de vardı.

  • Sanalizasyon Faresi
    Sanalizasyon Faresi 24.08.2010 - 10:42

    Ruhun derisi de, tıpkı kemiklerin, etin, bağırsakların ve kan damarlarının, insanın görünümünü katlanır hale getiren bir deri tarafından çevrelenmesi gibi, ruhun hareketleri ve ihtirasları da kibir ile örtülmüştür... Kibir ruhun derisidir! ..

  • Sema Hancıoğlu
    Sema Hancıoğlu 11.07.2010 - 14:36

    RUH; İnsan'a ait eğitimli bir üstünlüktür..Sineğin, böceğin, yılanın bünyesinde barınamaz..RUHUMUZ; Anlama, güvenlik ve arzulama ' ihtiyacından ' oluşan üç temel alanı kullanarak hayatımızı yönetir..

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 26.08.2009 - 22:19

    Bilimsel olarak ruh maddesel koşullardan yansıyan faaliyettir.bu nedenle İran'da hava durumu tahminleri verilmemektedir.

  • Ley Yam
    Ley Yam 01.08.2009 - 16:47

    Amerikalı, ülkesinin ne kadar gelişmiş olduğunu, kızılderilinin ise ne kadar vahşi bir ortamda yaşadığını göstermek için bir kızılderiliyi arabasına alıp hızla yola koyulmuşken kızılderili arkadan seslenir:
    HEY,YAVAŞ SÜR RUHUM GERİDE KALDI.

    hep ıskaladığımız asıl hedef..

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 27.07.2009 - 02:21

    Ruhu nasıl işlemek gerekir? Marcuse'e göre,'özgür sevişmenin tadına varın(1967)

  • Mustafa Çelebi
    Mustafa Çelebi 25.06.2009 - 02:04

    “RUH” sözcüğünün anlamı “CAN (VÜCUDU DİRİ TUTAN CEVHER) ” demektir. (Lisanü’l-Arab; c. 4, s. 290. Ruh mad.)

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 21.05.2009 - 13:40

    Ruh insanın öz yapısıudır,
    sonsuza kadar yaşayacak olan ışınsal bedenidir.
    İnsanlar öldüğünde ruhları berzah alemi dediğimiz alemdedirler ve orada;
    ya cehennem çukurlarından bir çukur içinde azap çeker biçimde kıyameti ve hesabı beklemektedirler,
    ya da cennet bahçelerinden bir bahçe içöinde huzur içinde kıyameti ve hesabı beklemektedirler.

  • Adem Mutlu
    Adem Mutlu 11.05.2009 - 15:10

    Ruh; insana doğduğu anda Allah Teala tarafından üfürülen bir emanettir. İnsanın 3 vücudundan birisidir. Diğer ikisi ise Fizik Vücut ve Nefs'dir. Nefs ile Ruh birbirinden ayrıdır. Nefsin kalbinde doğduğumuzda 19 tane kötü afet vardır. %100 karanlık olarak şeytana dönüktür. Nefs, akıl baliğ olduğumuzda tezkiye edilmeyi yani temizlenmeyi gerektirir. Ruh ise kalbinde 19 tane güzel haslet ve %100 Allah'ın nuru ile doludur. Ruh, insanda Allah'ı temsil ederken, Nefs adeta şeytanı temsil eder.

    Ruh'un, Nefsin ve Fizik Vucudun dış görünümü %100 aynıdır ve insanda aynı koordinatları paylaşıp iç içedir. Hepsini de ayrı ayrı görmüş olsak (dış görünüş itibariyle) 3 tane insan görümüş olacağız. Bu 3'lü insan adını alır.

    Allah'ın Ruh'a verdiği emir, dünya hayatını yaşarken Allaha ulaşmasıdır. Kim Ruh'unu Allah'a ulaştırmayı dilerse ancak onların Ruh'unu Allah Kendisine ulaştırır. Ve sadece onlar hidayete erebilir. Ruh'un hayatta iken Allah'a ulaştırılması üzerimize farzdır. Allah teala ezelde Galü Bela günü huzurunda bizi topladığında, bize emanet olarak verilen bu Ruh'u hayatta iken Allah’a ulaştırmamız gerektiğine dair hepimizden de misak (kesin söz, yemin) almıştır.

    Ruh, vücuttan çıkarsa kişi ölmez. Ruh, işlediğimiz hiçbir günaha iştirak etmez. Günah işlenmesi sırasında gün içerse defalarca o kişinin ruhu vücudan ayrılır ve tekrar girer ama insan ölmez. İnsana hayat veren Ruh değildir. İnsana hayat veren bizzat Allah'tır. İnsana hayatı Ruh vermiş olsa hayvanların da Ruh'u olurdu. Ruh, Allah'ın katında en şerefli mahluk olan sadece ve sadece insana verilmiştir. İnsandan başka hiç bir mahlukta Ruh yoktur.

    'Namaz mü'minin miracıdır' diyen Peygamber efendimiz S.A.V her namazda ruhu vücudan ayrılan müminler için bu sözü söylediğine göre demek ki Ruh vücuttan ayrılınca kişi ölmüyor. Ruh'unu hayatta iken Allah'a ulaştıran kişi ermiş adını alır. Ruh'umuzu Allah'a ulaştırmak için, bunu kalben dilemek yeterlidir. Kim Allah'a Ruh'unu ulaştırmayı dilerse Allah onları Kendine ulaştıracağını garanti ediyor. Dilemek bizden, yerine getirmek ise Allah'tandır.

    32 / SECDE – 9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete) , kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne) .
    Sonra (Allah) , onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası) , basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

    15/HİCR-23: Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne) .
    Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz öldürürüz. Ve varis olanlar da Biziz.

    13 / RAD – 20: Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk(misâka) .
    Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah'a teslim ederler) . Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.

    misak: Ruhumuzun (ruh bedenimizin) elestibi rabbukum (kalû belâ) günü verdigi yemin

    13 / RAD – 21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi) .
    Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel) , Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını) , O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

  • Limonî Erz
    Limonî Erz 16.04.2009 - 17:51

    21 gram

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 16.04.2009 - 16:03

    Ruh Allah'ın (c.c.) hikmeti....
    Allah'ın (c.c.) yaratırken kendinden üflediğini bahşettiğini taşıyan....
    enerji dalgası....

  • Karl Marks
    Karl Marks 24.08.2008 - 11:44

    bir yokuş mudurki yürüyüş ve sonra yokuştan aşşagıya inme heyecanı içinde tırmanmakmıdır tüm gücünle o yokuşu hayatta böylemidir yaşarken sonundaki ufak seyleri düşünüp olanları öylece yaşamak hayatın içinde bir düzen kurma telaşı iyi bir iş iyi bir aile iyi bir gelir ve sanki bunlar önceden kurgulanmış ve bize verilmiş gizli metinler beklide hayat bize bunu yapmayı emrediyor ama kimse emirle yaşamayı kabul ettigini itiraf edemiyor biryerlere kimselerin ulaşamayacagı biryerlere gömme telaşı içindeyken ruhlarımızı hala edebi metinlere sıgınıp bir acıklama yapma teleşı zaten ruh acıklanamayacak kadar sonsuzdur yeterki gömmeyelim biryerlere....

  • Ali Soydoğan
    Ali Soydoğan 23.07.2008 - 21:34

    ruh Allah'ın hayat sıfatından olduğundan hep helali ister.

  • Melsa Koç
    Melsa Koç 26.06.2008 - 09:53

    İnsan kendi ruhunun labirentlerinde dolaşıyor, kendisini tanıyor. Bir zamanlar olduğu kendisini arıyor. Yalan! Aslında her geçmiş kendi sahibini arıyor...

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 07.02.2008 - 10:51

    kendimdekini çözememişken diğerlerine ne lafım olabilir ki?

    sarfettiğim cümlelerimin yegâne öznesidir aslında ruhum...

    yazdıklarım,anlattıklarım,seslendiklerim sen,o bu,şu değildi ki hiçbir zaman...

    hep bendekineydi fısıldamam,haykırışım,gülümsemem,ağlamam...

    serzenişim,kucaklamam,yalnız bırakmam,sahiplenmem....

    Ruhumda aslında bedenimden farksızdır....

    kalabalıklar ortasında soyunmaktan oldum olası utanmıştır....

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 07.12.2007 - 12:25

    ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
    koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
    o kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
    yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
    ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
    başım toprak altında bir maden gibi pişmiş.
    nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
    fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
    dalacağım kendimin hayran hayran seyrine,
    diyeceğim; bu dönen şeyler eski yerine,
    benim diye baktığım şeylermiydi bir zaman?
    külümün rüyasımı yoksa gördüğüm? .. aman!
    başımda açılacak fanilerin seması,
    ve onların toprağa gercek teması,
    bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
    toprağın, koşacağım üzerinde yalınayak;
    şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
    bir beyaz hayaletin up uzun çarşafında,
    gezeceğim doğduğum evin odalarını.
    geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
    bir keskin üfleyişim söndürmeye yetecek;
    korku şehrin çelikten sesini tüketecek.
    her şey susacak o ân, çalınacak kapılar;
    kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
    ağzımdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
    erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
    sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
    başı görünmez hayâl, sonu gelmez nedamet...

    N.F.K

  • Busra Korkmaz
    Busra Korkmaz 15.11.2007 - 01:31

    Bizi yaşatan, soyut varlık...
    Bedenime sahip olabilirsin ama, ruhuma asla diye geyiği de yapılır kendisinin; ...Elbette duymuyordur! ..

  • Birgül Meral
    Birgül Meral 12.11.2007 - 21:32

    fırlatıp attı ruhunu
    ama bilmiyordu
    kapatıyor gözlerinin kapaklarını

  • Ahmet Bayrak
    Ahmet Bayrak 06.11.2007 - 00:39

    ...
    'Yıldız gibi tertemiz ruhlar, gökyüzündeki yıldızlara feyiz verir, yardım eder! Görünüşte o yıldızlar, bizim varlığımıza, sağlığımıza sebeptir ama hakikatte bizim batınımız, bizim içyüzümüz, gökyüzünün durmasına, varlığına sebeptir! '.........................................................................(*)

  • Melsa Koç
    Melsa Koç 23.09.2007 - 13:38

    BİRİNCİ EŞİMİZ RUHUMUZ

    Bir zamanlar büyük ve güçlü bir sultan varmış, muktedir sultanın dört eşi varmış. Sultan en çok dördüncü eşini sever, ona özen gösterir, bir dediğini iki etmezmiş.

    Bu en çok sevdiği eşi günün her saatinde yanında, gözünün önündeymiş, sultan ondan ayrılmayı aklının ucundan geçirmezmiş. Yüreği ve merhameti geniş olan sultan, üçüncü eşini de severmiş. Ancak nedense bu eşinin günün birinde kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. Öyle de olsa, ona sahip olduğu için gurur duyar, başkalarına tanıtmaktan özel bir zevk alırmış.
    Her sözü ferman olan sultanın ikinci eşine olan sevgisi ve ilgisi de az değilmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima yanında olur, ona destek verirmiş. Birinci ve ikinci eşinin kendilerine özgü özellikleri var; ama sultan en çok kendini üçüncü eşinin yanında huzurlu ve güvende hissedermiş.
    Sarayın kraliçesi, hanım sultan olan kudretli hükümdarın birinci eşiymiş. Onu en çok seven, karşılık beklemeden sadakat gösteren, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen sultan, birinci eşiyle pek ilgilenmezmiş. Farkında olup olmadığı bile kuşkuluymuş. Oysa o da hep yanında dolaşır, gölgesi gibi bir an olsun sultanı yalnız bırakmazmış.
    Her ölümlü (fani) gibi sultanın da bir gün vadesi dolmuş, artık dünyada yiyeceği lokma, alıp vereceği nefes kalmamış. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Kesin olarak öleceğini anlamış. Öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.
    En çok sevdiği dördüncü eşine, ölüm yolculuğunda kendine eşlik edip etmeyeceğini sormuş. Aldığı cevap kalbine bıçak gibi saplanmış. Herkesten çok sevdiği, üzerinde titrediği eşi kısa ve net olarak, 'Hükümdarım, mümkün değil.' diye cevap vermiş. Üzülmüş, sarsılmış ama yine de ümidini yitirmeden üçüncü eşine sormuş: 'Hayatım boyunca seni sevdim, sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin? ' Üçüncü eşi de, hiç tereddüt etmeden, 'Hayır, hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim.' diye cevaplamış. Sultan adeta yıkılmış, ölüm acısı gibi bir acının ta kalbine saplandığını hissetmiş. Çarnaçar ikinci eşine dönmüş ve, 'Her zaman yanımda oldun, beni hiç yalnız bırakmadın, ne zaman yardım istesem elini uzattın, kendimi senin yanında hep güvende hissettim, ölüyorum. Tek başıma bu yolculuğa çıkmak istemiyorum, bana eşlik eder misin? ' İkinci eşinden de şu cevabı almış: 'İsterdim; ama bu konuda sana yardımcı olamam. Senin için yapabileceğim tek şey, sana mezara kadar eşlik etmektir. Senin için yas tutacağımdan da emin olabilirsin; ama elimden başka şey gelmez! '
    İlk üç eşine karşı hayatı boyunca cömert davranan, sevgisini, ilgisini hiç eksik etmeyen sultanın durumunu, uğradığı derin hayal kırıklığını tahmin edebiliriz. Aklına birinci eşi gelmiş; ama ona sormamış. Hem üç eşinden aldığı olumsuz cevaplardan hem de zaten ömrü boyunca ona gerektiği, hak ettiği ilgiyi göstermediğinden ona sormaya cesaret edememiş. Ama birinci eşi her şeyin farkında, ilk üç eşten aldığı cevapları duymuş. Yatağının ucuna ilişmiş, büyük bir sevgi ve metanetle, 'Sultanım, ben yanındayım, nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim.' demiş. Sultan, çok şaşırmış, üzülmüş, içini derin bir pişmanlık duygusu kaplamış. Yakınarak ve utanarak: 'Keşke bir şansım daha olsaydı, sana hakkını verirdim.' demiş.
    Gerçek hayatta hepimiz dört eşi olan bir sultanız: Dördüncü eşimiz bedenimizdir; güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir. Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarının eline geçer. İkinci eş ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı onlarla paylaşırız, ölünce bizim için gözyaşı dökerler; ama bizimle ahirete gelmezler. Birinci eşimiz ise ruhumuzdur. Kıssadaki sultan gibi gafillerden isek onu ömrümüz boyunca ihmal ederiz.

  • Leyla Gül
    Leyla Gül 06.09.2007 - 07:05

    ''..umuzun içinde kar yağar..'' S.Karakoç

    Yoksa üşüyor musunuz efendim..
    Oysa bu kar yakar..

    ..

  • Leyla Şenkal
    Leyla Şenkal 01.09.2007 - 16:18

    ruhu diriler bilmez ölmeye razı mısın..

  • Cgl Cgl
    Cgl Cgl 01.09.2007 - 02:23

    ruhun bedene ihtiyacı yoktur!
    (bedenin ruha ihtiyacı vardır)

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 02.04.2007 - 19:26

    '...birine ruh yapısının ne biçim olduğunu açıklamak,dilediği gibi davranmasına izin vermenin bir yoludur...'

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 13.03.2007 - 19:32

    Ağladım sensiz gecelerde...Yorgun ruhum, bitap düştü bu çaresizlikle...Gel, gel ki ruhum özgürlüğüne kavuşsun yeniden...

  • Tolga Mert
    Tolga Mert 27.02.2007 - 12:34

    Ruh için aşağıdaki tanımlar yapılır:

    “Can. Canlılık. Nefes. Cebrail (as.) ...”
    “Bir kanun-u zîvücud-u haricî.” (Hariçte müstakil bir varlığı bulunan bir kanun.) (Sözler)
    “Emir âleminden olup, beden ülkesini idare etmesi için kendisine müstakil bir varlık verilen bir kanun. Bedenden ayrılınca da varlığını devam ettirebilen lâtif bir cisim.”

    Bazı insanlar Peygamber Efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: “O, rabbimin emrindendir, de.” Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, muhatapların söyleneni anlamasına imkân yoktu. Akıl, “emir aleminden” olan bir varlığı kavrayacak kapasitede değildi.

    “emir alemi” ölçüden, tartıdan, şekilden, renkten uzak varlıkların dünyasıdır. Maddeler için söylenen uzun, kısa, mavi, sarı, yuvarlak, düz, ağır, hafif gibi kelimelerin o alemde karşılığı yoktur. Ölçülere mahkum akıllar, ölçülemeyeni nasıl anlasın?

    Hadiste “Kendini bilen rabbini bilir.” buyuruluyor. Bir büyük mütefekkirimiz de, “ey kendini insan bilen insan! Kendini oku...” Diyor. Şu halde, insanın kendini tanımaya çalışması şart. Kendimizden giderek Ona ulaşacağız!

    Ruh hakkında neler biliyoruz? Ruhun kendisini bilemiyoruz. Ancak bazı özelliklerinden söz edebiliriz. Beden, anne karnında belli bir olgunluğa erişince, ruh verilir.

    Ruh, sonradan yaratılmıştır, ama ebedidir. Birdir, bölünmez, parçalara ayrılmaz. İcraatıyla ve tesirleriyle bedenin her yerinde bulunur, fakat mekanı yoktur. Bedenin içinde olmadığı gibi, dışında da değildir. Bütün işleri aynı anda idare eder, bir iş diğerine engel olmaz. O, tabiattaki kanunlara benzer. Mesela, bir yerçekimi kanunu hayat ve şuur sahibi olsaydı ruh özelliği kazanırdı.

    Ruh, şuuruyla fark eder, aklıyla anlar, vicdanıyla tartar, karar verir, hayaliyle plânlar yapar, hafızasıyla bilgi depolar, kalbiyle sever. Onun sayılamayacak kadar çok kabiliyeti vardır. Bunların bir kısmı da maddi uzuvlarla ortaya çıkar. Ruh, eliyle tutar, gözüyle görür, kulağıyla işitir, ayağıyla yürür... Bedende bulunduğu sürece bedene muhtaçtır. Faaliyetleri bedenle sınırlıdır. Ölüm, onun beden zindanından kurtulup, hürriyetine kavuşmasıdır. O zaman bedene ihtiyacı kalmaz. Gözsüz görür, kulaksız işitir, beyinsiz düşünür. Mahşere kadar bedensiz bekler. Ahirette yeniden ve yeni bir bedene kavuşur.

  • İmran Tekin
    İmran Tekin 01.01.2007 - 18:58

    onun hakkında çok az şey bildirmiş allah onun bilgisi allah katındadır...

  • Hamza
    Hamza 26.12.2006 - 22:20

    eyyyyyy ruhhhh geldiysen masaya üç kez vur..
    ruhcell cevap verir 'aradığınız ruha şuan ulaşılamıyor lütfen fincanı ters çevirip tekrar deneyiniz'... :)

  • Alameti Kiyamet
    Alameti Kiyamet 26.12.2006 - 22:17

    'Ruha giden yolu buldum' değil;
    'Kendi yolumda yürürken ruhu buldum' deyin.
    Çünkü ruh, her yolda yürür.
    Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür;
    ne de bir kamış gibi dümdüz büyür.
    Ruh, sayısız taç yaprakları olan
    bir lotus çiçeği gibi açılır.'

  • Edaa
    Edaa 25.12.2006 - 12:54

    Rüyada ruh bedenden ayrılır mı?

    Rüyada ruh bedenden ayrılır mı meselesine gelince; ruh, madde gibi belli bir yeri ihraz etmez. Madde, boşlukta bir yer işgal eden veya Newton'un görüşüne göre yer çekimine tabi olan hacimli bir şeydir. Ruh ise bütün bunlardan müberradır. Çünkü o, âlem-i halka değil âlem-i emre aittir. Avamca anlayışımızla ifade edecek olursak, ruh, Cenab-ı Hakk'ın 'kün' demesiyle olan bir varlıktır; görüp kavrayacağımız, yakalayıp tutabileceğiniz bir şey değildir. O, şuurlu bir kanundur ve bir manada hayyizden (vüs'at, mekan, yön) müstağnidir. Bir anda değişik yerlerde temessül edebilir. Tıpkı bin aynayı güneşe mukabil tuttuğunuz zaman bu aynalar içinde güneşin temessülünü gördüğünüz gibi, ruhu da, nuraniyeti ve ruhaniyeti itibarıyla bin insanın mir'at-ı ruhunda görmek mümkündür. Ama bu her zaman böyle olur demek de değildir. O, dilediğinde olur. Onun için Efendimiz bir gecede belki bir milyon insanın rüyasına girer ve onlara temessül eder. Bu açıdan, ruhun bedenden ayrılması meselesi bahis mevzuu değildir. Kur'an, uykuya 'sübât' demektedir (Bkz: Nebe Sûresi, 78/9) ki, o da, değişik faktörlerden ötürü bünyeye adem-i merkeziyet havasının hakim olması ve dinlenmek üzere, seni uyutmayan ve gözlerini açık tutan mekanizmanın devreden çıkmasından ibarettir. Ne var ki, bu durumda da ruh, bedenle alakasını kesmemektedir. Çünkü beden hâlâ bütün fonksiyonlarını icra etmekte ve teneffüsünü sürdürmektedir.

    Öyleyse rüya halindeyken ruhun çıkması bahis mevzuu değildir. Uykuyla insanın gözleri âlem-i şehadete kapandığı için, bu defa ruh, âlem-i gayba açılan gözlerle âlem-i misali müşahede etmektedir.

    Evet, ruhu iyi anlarsak rüya halindeyken onun bedenden ayrılmadığını da anlamış oluruz.

  • Edaa
    Edaa 24.12.2006 - 13:46

    Beden, anne karnında belli bir olgunluğa erişince, ruh verilir.

    Ruh, sonradan yaratılmıştır, ama ebedidir. Birdir, bölünmez, parçalara ayrılmaz. İcraatıyla ve tesirleriyle bedenin her yerinde bulunur, fakat mekanı yoktur. Bedenin içinde olmadığı gibi, dışında da değildir. Bütün işleri aynı anda idare eder, bir iş diğerine engel olmaz. O, tabiattaki kanunlara benzer. Mesela, bir yerçekimi kanunu hayat ve şuur sahibi olsaydı ruh özelliği kazanırdı.

    Ruh, şuuruyla fark eder, aklıyla anlar, vicdanıyla tartar, karar verir, hayaliyle plânlar yapar, hafızasıyla bilgi depolar, kalbiyle sever. Onun sayılamayacak kadar çok kabiliyeti vardır. Bunların bir kısmı da maddi uzuvlarla ortaya çıkar. Ruh, eliyle tutar, gözüyle görür, kulağıyla işitir, ayağıyla yürür... Bedende bulunduğu sürece bedene muhtaçtır. Faaliyetleri bedenle sınırlıdır. Ölüm, onun beden zindanından kurtulup, hürriyetine kavuşmasıdır. O zaman bedene ihtiyacı kalmaz. Gözsüz görür, kulaksız işitir, beyinsiz düşünür. Mahşere kadar bedensiz bekler. Ahirette yeniden ve yeni bir bedene kavuşur.

  • Edaa
    Edaa 21.12.2006 - 19:58

    Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: 'Ruh rabbimin emrindendir'.(İsrâ/85)

  • Bon Jovi
    Bon Jovi 25.10.2006 - 00:05

    müslüm...

  • 24.09.2006 - 05:10

    Ölürken insandan eksilen nedir ki o olmayınca neşe, sevinç, hüzünde... olmuyor. İşte o ruhtur.

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 23.09.2006 - 08:19

    '...ruh Arapça'da rih,reyh,riyah ile aynı kökten gelir,rüzgar ve koku anlamındadır.İbranice'de ruah da aynı manadadır.Grekçe psycho üflemek,solumak; psukhe kelebek ve ruh anlamındadır.Azteklerde jolio; haiti adalarında lod; Avusturya yerlilerinde wang hep rüzgar anlamına gelir.Sanskritçe atman kelimesi de Almanca'daki atem=soluk kelimesiyle akrabadır.Çince'de chi kelimesi de enerji ile ruh arası bir anlamdadır ve hava,soluk,koku gibi uçucu görünmeyen şeyleri ifadeye yarar.

    Ruh kelimesinin hemen her dilde hava ve soluk isimleriyle ilgili olması,büyük ihtimalle Yaratıcı'nın ilk nefhettiği ruhla olan ilgisinden dolayıdır.Elbette burada nefhetme yani üfleme bir teşbihtir.Çünkü Allah'ın canlılar gibi nefes alıp verdiği gibi bir düşünce,O'nun yarattıklarından hiçbirine benzemeyen sıfatına aykırıdır.Ama bu benzetme insan ruhuyla Allah'ın zatı arasındaki kuvvetli bağa işaret etmektedir.'

    (iktibas)

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 14.09.2006 - 17:51

    suçlayamıyorum seni ey ben!
    eğer hakiki gıdâlarla besleseydim seni
    bu yalancı sahte emziklere meyletmezdin..
    beslendiğini sanıyorsun fakat
    giderek zayıflıyorsun
    ruh çöküntüsü eşiklerinde
    dolaşıp
    tehlikeli sularda yüzüyorsun..

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 23.07.2006 - 22:48

    ...larda hiçbir sızı yok
    bir tek soru var kalplerde
    bir çizgi koydu yaşamına
    bir nokta yaşadıklarına
    bir ünlem aradı
    sonra sonra sonra
    günlerce unuttuğu bir insana
    ruhlarda hiçbir sızı yok
    bir tek soru var kalplerde
    hiçkimseyi üzmeden
    nasıl hata yapıldı
    hiçkimseyi üzmeden
    yaşanılan yaşandı
    yalnız kalmaktan değil
    yalnız olmaktan kork sen

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 22.05.2006 - 13:17

    ruhu bulmak..hayatın kendimize ait parçasında yürürken ruha ermek..

    öyle bir şey ki ruh dediğimiz,her yolda yürümek ister..

    sazlıklardaki kamışlar misali dosdoğru büyümezler tek yönlü...

    bir doğru çizgi üzerinde de yürütemezsiniz ruhunuzu..

    Ruhumuz bir tavuskuşunun kuyruğu gibi ihtişamlı renklere sahiptir...kimimiz o renklerin bir çoğunu sergileyemeden göçüp gidiyoruz yazık ki...

  • Esra Işık
    Esra Işık 31.03.2006 - 19:19

    talih insana bütün nimetlerini verse; onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden bir şeyin sahibi olmak değil tadına varabilmektir...

  • Aydın Aydın
    Aydın Aydın 31.03.2006 - 11:15

    Ruhun kıyam etsin can olsun mürşit olsun!
    Bedenin talip olsun can'a mürşid'e mürid olsun!

  • Zeynep Deniz
    Zeynep Deniz 27.11.2005 - 01:42

    'Ah ruhum, gitmek midir niyetin kalmak mı? '