Kültür Sanat Edebiyat Şiir

cahit zarifoğlu sizce ne demek, cahit zarifoğlu size neyi çağrıştırıyor?

cahit zarifoğlu terimi Salvo tarafından 01.09.2003 tarihinde eklendi

  • Furkan Sağlam
    Furkan Sağlam 21.10.2017 - 22:55

    Seçkin
    Bir kimse değilim
    İsmimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim

    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim

    Sana zorsa yanmaya razıyım
    Kolaysa affı esirgeme

    Hayat boş geçti
    Geri kalan korkulu
    Her adımım dolu olsa
    İşe yaramaz katında
    Biliyorum
    Bağışlanmamı diliyorum
    Abdurahman Cahit Zarifoğlu

  • Zulmü Alkışlayamam
    Zulmü Alkışlayamam 21.10.2017 - 22:14

    – Ateşe hakiki bir çay koyalım,
    Kenti unutanlardan olalım.

    ...dedi/m.

  • Azize Suat
    Azize Suat 01.07.2017 - 23:52

    "Bize sözlerimizden çok,yüreğimizden anlayan gerek"

  • Furkan Sağlam
    Furkan Sağlam 13.06.2017 - 22:04

    seni anlamak şiiri anlamak, seni anlamak aşkı anlamak, seni anlamak Allah'ı anlamak, seni anlamak hayatı anlamaktır Zarif şair. Bir analayabilsem seni, kendimi de anlayacağım. örtünmüş şiirlerin ne ulaşılır ne de kaçılır. kızlara değil de buzlara yazıyorsun ya bende buzlara yazacağım. her şiirin başka mana ve başka güzel. şiirleri dile takılan esrarengiz bir şair...
    sanırım seni bu dünyada anlamayacağım.....

  • Çiçek Seval
    Çiçek Seval 31.01.2017 - 16:17

    Her şiiri bir başka güzel...Bu aralar 'çölde gizli bezginler'e takılıp kaldım..

  • Yarine Meftun
    Yarine Meftun 19.06.2015 - 11:04

    •••
    “Ve giderek bütün gençleri saran,
    Bir gırgır furyası,
    Bir gevezelik,
    Malayanilik,
    Bir seviyesizlik..” | Cahit Zarifoğlu

  • Emine Özbostan
    Emine Özbostan 05.01.2015 - 02:49

    dedim ya oturuyorum öylece.. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok... Dedim ya işte bocalıyorum.. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
    Abdurahman Cahit Zarifoğlu

  • Mehmet Yildiz
    Mehmet Yildiz 27.07.2009 - 01:27

    aaaah zarif adam..
    en çok filistine ve çocuklarına yanardın
    ben de senin yokluğuna

  • Fastina Lente
    Fastina Lente 09.06.2009 - 18:55

    İsmini çok sık duyuyor, şiirleriyle karşılaşıyor olmama rağmen fazla bir malumatım yoktu bu zarif insan hakkında. Programlarla, etkinliklerle anılıyor bugün. Eserlerini incelerken gözüme bir kitap ilişti ki çocukluğuma götürdü beni.

    Yedi Güzel Adam

    Bu kitabı okumuş olmama rağmen, Cahit Zarifoğluna ait olduğunu bilmiyordum. Hangimiz Cin Ali'nin müellifini hatırlar ki? Oku deniliyordu, okuyorduk. Güç bela kitaptan bir şey hatrımda kalmış, hiç unutmamışım. Cümle dizilimini anımsayamasamda,

    (bu yedi güzel adamdan birinin) Canı sıkılıyordu. Vakit öğlendi ve güneş tepedeydi. Üstelik günlerden de cuma(*) ydı.

    Cuma günü öğlen vakti canı sıkılan birini tasvir ediyordu. Sonra o çocuksu can sıkıntısını bir şekilde Cuma Namazına bağlıyordu.

    Gerçekten zarif bir pedagoji metodu. Allah rahmet eylesin.

    ' Ah şu yalnızlık
    kemik gibi..
    Ne yana dönsen batar..'

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz 23.04.2009 - 16:13

    KIRK YAŞLARINDAKİ BİR ADAMIN KONUSU

    Karşılaşabildikse
    Ağzını kullan ve lütfen sor:
    - Nasılsın
    Cevap veriyorum
    - Bulanık

    Yıllar
    Gerçekler
    Birini söyle

    Kimden sorsak sevginin saklambaçlarını
    Bir böcek bakışı yassı
    Göğsümüzün gergefinde

    Yıllar yirmi yıl açmış arayı

    Mantığı öldüreceksin
    Bir sabah
    Bir ferman kaleme alarak:
    tarihi yıkmalıydık
    ırkları ve suçları yakmalıydık
    Kalbi alışverişten almalıydık
    kırk yaşlarındaki bir adamın konusuna bakmalıydık
    ...
    ....

  • Gül Gül
    Gül Gül 19.02.2009 - 13:52

    Sultan

    Seçkin bir kimse değilim
    ismimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim

    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim

    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    Hayat boş geçti
    Geri kalan korkulu
    Her adımım dolu olsa
    İşe yaramaz katında
    Biliyorum
    Bağışlanmamı diliyorum


    Cahit Zarifoğlu

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 03.06.2008 - 19:37

    ıssız bir istasyon vadide
    ipince yağmur
    istim fener ve çıngırak
    herşey hazır
    bekliyor bedeviler seni
    galileli çobanlar
    kurtlar rengeyikleri
    boynunda iki hayatın süsleri
    ganimetleri

    sen yüreklere inmede mâhir
    sen seslerin sözlerin prensi.'

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz 12.11.2007 - 15:48

    Sahip olun!
    taşa
    demire
    aleve
    küle bile...

    zarif insan, zarif şair..

  • Leyla Şenkal
    Leyla Şenkal 30.08.2007 - 19:46

    kardeşim dedim
    acılarıma da kardeş olur musun

  • Gül Gül
    Gül Gül 26.03.2007 - 11:33

    Zariflik, yoğun bir duygusallık, şuur, teslimiyet, kanaat, gariblik, gönül insanı olmak, adam gibi adam, inanç....... Allah Rahmet eylesin.....

  • Cin
    Cin 06.02.2007 - 21:03

    bir sıra gümüş bilezik
    küçük küçük halkalar
    genç bir kız durdu şavkında
    hülya dolu bakışlar

    c.z

  • Süleyman
    Süleyman 22.11.2006 - 10:45

    BÖYLE OL BÖYLE SÖYLE

    Doğuyor çocuklar
    Türkiyede
    Cezairde
    Kenyada
    Eskimolar ülkesinde

    Dünya ne uzun
    Ne kısa

    Milyarlarca milyarlarca çocuk
    Geldi yeryüzüne
    Her birinde bir çift göz
    Baktılar yer-gök aleme

    Şimdi gözler
    Eğleşir eşyada
    İki kere milyarlarca gözle
    Baktılar nehirlere
    Yanyana akıp
    Karışmayan
    Tuzlu suyu tatlı suya
    Kuşlara
    Dağlarda dolanan kartala

    Şurada bir savaş var kan akıyor
    Şurada. İki kere müslüman kan

    Ve milyarlarca çocuk
    Tarih boyunca
    Büyüyüp
    Avuçladı dünyayı

    Giderken
    Bıraktılar hep

    Doğuyor çocuklar
    Çinde
    Afganistanda
    Türkiyede
    Şimşek sabahta yıldız gecede
    Doğumlara artık ebeler
    Anneler de karışmıyor

    Ya bu sonbahar
    Dünyanın mevcudu ne
    Nereye gitti
    Doğup doğup boy atan nağra atanlar

    Ne sesleri kaldı
    Ne cisimleri

    Ah çocuklar çocuklar
    İçiniz kararmasın sakın
    Açıp
    Okuyunca bu şiiri

    Şimdi biraz
    Baksın dikkatle bana gözleriniz

    Ögrenelim şu duayı
    Yol boyunca
    Beşikten başlayıp
    Mezarlara kadar

    Önce besmele
    En güzel kelime

    Allahım
    Yol boyunca
    Bırakma elimi
    Düşerim sonra

    Allahım
    Niçin halkettinse beni
    Kalbime söyle iyice
    Engellerden arınsın yolum

    Allahım
    O güzeller güzeli
    Hangi iyilik diledi senden
    Dilerim ben de öylelerini


    Allahım
    Peygamber efendimiz
    Hangi şerlerden sığındıysa sana
    Upuzak tut benden de onları

    Allahım
    Yol boyunca
    Tarih boyunca
    Başıboş bırakma bizi



    Böyle olmuş böyle söylemiş... güzel zarif amca. Allah rahmet eylesin.

  • Salim Kanat
    Salim Kanat 18.11.2006 - 23:23

    en sevdiğim şairdi.. erken gitti öte dünyaya.. ne yapalım ki takdir böyleymiş.. Allah rahmet eylesin gani ganil...amin..

  • Baran Çaçan
    Baran Çaçan 02.06.2006 - 21:04

    seçkin bir kimse değilim
    ismimin baş harfleri acz tutuyor...

  • Duney Neuh
    Duney Neuh 21.04.2006 - 18:33

    Gözleri yumuşak yüzü yorgun bileği sert toprak
    Sanma ki harp derdinden geçtim
    Düşünme ki dökeceğin kanlar hunhar
    Derimin altında ne belalar baygın
    Bir devlet taşıyorum başımda
    Bu ev bana dayanmaz
    Çöker kızıllar kuduran inleri dünyanın
    Arkadaş
    Şimdi yalnız savaş

  • Elif İnsirah
    Elif İnsirah 17.01.2006 - 20:18

    sesini duyuyorum kendimin\kelimeler kendinden emin degil
    yanlis anlasilmisda olabilir
    aklim basimda mi degil

  • Ormia Falan
    Ormia Falan 03.12.2005 - 20:30

    Uzak
    'İlle gerek mi özlediğimi söylemek
    ya da sevdiğimi seni
    Hem gelecek günlere bıraktım seni
    seninle ölmeyi bir güzel
    seninle.'
    A.C.Z.

  • Mehmet Safa
    Mehmet Safa 04.08.2005 - 21:04

    Batıpark'ta otururdu ACZ.

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 17.06.2005 - 01:23

    ZARİF BİR YÜREK: CAHİT ZARİFOĞLU
    M.NİHAT MALKOÇ

    Şâirler yüreklerimizin tercümanıdır.Onlarla görürüz,onlarla düşünür,onlarla hayal ederiz.Bu yürek dostları olmasa nasıl ifade ederdik hislerimizi? ....Dünya onlarla güzel…Kanın ve barut kokusunun gök kubbemizi sardığı bu çağda şâirler az da olsa hayatımıza renk katıyorlar.Bize insanî hislerin ölmediğini haykırıyorlar.Katılaşan yüreklerimizi yumuşatıyorlar.
    Hislerimizin soylu tercümanlarından olan Cahit Zarifoğlu’nu bundan 18 yıl evvel kaybettik.1 Temmuz 1940 tarihinde Ankara’da başlayan hayat serüveni 47 yıllık bir ömürden sonra 7 Haziran l987’de İstanbul'da tamamlandı.Bu kısa ömre çok şey sığdırdı O…Dördü şiir, biri hikâye, biri roman, biri deneme, biri günlük, biri tiyatro ve altısı çocuk hikâyesi olmak üzere on beş eser bıraktı bizlere...
    Bir elinde birden çok karpuz tutan ender şahsiyetlerden biri olan Cahit Zarifoğlu,edebiyat dünyasında şâir olarak tanıttı kendini.Her ne kadar hikâye,roman,deneme,günlük ve tiyatro türlerinde eserler yazsa da şiirde yoğunlaştı. “İşaret Çocukları” adını taşıyan şiir kitabı onun şiirinin çıkış ve zirve noktasıdır.
    O da pek çok şâir gibi Maraşlı’dır.Maraş’ın bu kadar çok ve büyük şâirler çıkarması da ayrı bir merak ve araştırma konusudur.
    Onun dört tane şiir kitabı var,demiştik.Bunlar: “İşaret Çocukları (1967) ”, “Yedi Güzel Adam (1973) ”, “Menziller (1977) ”, “Şiirler (1989) ” adlarını taşıyor.
    Zor şiirlerdir Cahit Zarifoğlu’nun yazdıkları….Vasat bir okuyucu onu anlamakta hayli zorlanır.Onun için de geniş kitlelere hitap edememiştir.Fakat bu durum onun şiirinin edebî açıdan kıymetini asla düşürmez; aksine artırır.
    O,şiirlerinde sürekli bilinçaltını kurcalar durur.Bununla beraber felsefî uzantıları var şiirlerinin…Yazdığı pek çok şiirde gözle görülür bir derinlik mevcuttur.Bazen kelimeleri şifreler…Anahtar rolü oynayan mazmunu bulduktan sonra mânâ,çorap söküğü gibi gelir.Onu ve şiirlerini anlamak için okuyan kişinin belli bir fikri altyapısı olması gerekir.Bu yönüyle onu Behçet Necatigil’e benzetenler de olmuştur.
    Aslında Zarifoğlu,şiirlerinde sade bir dil kullanmıştır.Bu yönüyle anlaşılır gözükse de şiirsel derinliği çözme bakımından zordur eserleri…İlk bakışta sıradan gözükür yazdıkları….Fakat her kelimede bir derinlik ve mesaj yükü vardır.Bunu anlamak için köklü bir şiir bilgisi ve felsefi birikim gerekir.Bu demek değildir ki bütün şiirleri böyledir.Vasat okuyucunun vakıf olabileceği şiirleri de vardır.
    Onun şiirlerinde ölçü ve kafiye bulamazsınız.Bu boşluğu mânâ derinliğiyle doldurmuştur.Yani kafiyenin ahenginden istifade etmemiştir.Lâkin şiirlerinde zaman zaman bir iç kafiye sezilir.Kelimeleri kullanışı ölçülüdür.Görünürde basit gözükse de yazmaya kalktığınızda zor olduğunu fark ettiğimiz şiirlerdir bunlar….Bu şiirlerin çok uzun zaman dilimlerinde yazıldığı da bir gerçektir.Bazı insanların sandığı gibi bir çırpıda yazılmamıştır bu şiirler….Bir çilenin ve fikir sancısının ürünüdürler.Dostlarıyla ve şiirle ilgili enteresan kanaatleri vardır Zarifoğlu’nun...Bunları kendisinden dinleyelim isterseniz:
    “Biri benimle şiirim yüzünden ilgilenirse ve hele beğenirse, çok sıkılırım.Tepeleme bir şâir gibi yaşarım. Ama şiir hayatımda hiç yer almaz. Şiir yazdığımdan habersiz çok samimi arkadaşlarım vardır. Bilmelerini de hiç istemem, zira hemen tavır alırlar. Onlar bu yönde belli bir tavır alınca da benim şâir yaşamımı etkiler. Zira, dostlarım 'halktan' tabir edilen kişilerdir. Esnaf, küçük memur, şoför, balıkçı, küçük muhasebeci, işçi vs. gibi kişiler….
    Ben yaşarım. Hareketli, canlı, kıvıl kıvıl yaşarım. Ve hayattan sızlandığım hemen hiç görülmez. Günlük dış hayatımda şiir hiç yoktur. Ama içimde her an kilolarla şiir ağırlanır. Hep şiir tezgâhlayan bir mekanizma vardır içimde. Aman ne de bencildir. Şiir bir tüm olarak hep kendisinde kalsın ister. Ne zaman ki doymuş bir eriyik gibi, şiire doyar ve benim içeriye habire dolduklarımı artık kabul edemez olup, gelenlerin ısrarı karşısında bir yara gibi zonklamaya başlar, o zaman izin verir, bir-iki şiir yazarım. Onun vekili gibi yaşarım...”
    Bazı insanların zannettiği gibi Cahit Zarifoğlu,halktan kopuk ve içine kapanık bir insan değildir.Yüreği sevgi dolu,sıcak bir yürek dostudur.Şiirini anladığımızda şüphesiz ki onu daha çok sevecek ve kendimize yakın bulacağız.Bu,kadri bilinmemiş,büyüklüğü göz ardı edilmiş aydını ve şâiri ölümünün 18. yılında rahmetle anıyoruz.Bıraktığı boşluğu her geçen gün daha çok hissediyoruz.

  • Eda Yıldırımtürk
    Eda Yıldırımtürk 23.05.2005 - 03:48

    Bir Çiçek Açıyordu Sana

    Gökyüzü vardı,yeryüzü vardı
    Ve ikisi arasında sen,dokuyup gidiyordun yalnızlığı
    Birden farkettin çocukları
    Kuşları farkettin,dağları farkettin
    Bir çocuk bir masala takılmış gidiyordu,farkettin
    Heryerde acı vardı ve bir çiçek sana açıyordu farkettin
    Eğri bir dünyada doğru bir şarkı farkettin
    Akşam eve dönerken kucağında açmamış çiçekler olurdu
    Ve sen sabaha kadar beklerdin onları
    Çiçek patlarken yüzünde bir gülümseme
    Cennetteki ırmak,üstümüzdeki rahmet,ellerimizdeki hayret....
    Farkettin
    Biz şimdi bıraktığın dünyadayız birşey değişmedi
    Bombalar değişmedi
    Geliyor ve gidiyoruz birşey değişmedi
    Acz dedin,güzel şeyler söyledin canım Zarifoğlu
    Seni biraz daha özledik her haziranda
    '' Bağışlanmamı dilerim ''diyen unutulmaz sesin
    Dolaşıyor hala her yanımızda
    Bir değirmenmiş dünya farkettik.

    Mevlana İdris

  • Eylem Esra
    Eylem Esra 08.04.2005 - 22:52

    kimi vakit geldim sana..
    ama hüznüm geri döndü...
    baktım ki işgal gözlerin...

    bilirim aydınlık için karanlık gerekli...

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 20.02.2005 - 22:13

    ***
    Tam şimdi ipe koşan
    beni elleriyle alkışlayan
    ağrıyan bir gün geliyor..

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 20.02.2005 - 22:06

    Eski şairliklerim gitti gözümden
    Gayridir başka bir hal kuşanıyorum...

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 08.01.2005 - 12:50

    Sana zorsa birak yanayim
    Kolaysa esirgeme..

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 08.01.2005 - 12:35

    Istanbul Üniversitesi Alman dili ve Edebiyatini bölümünde okuyan Zarifoglu 1940 yilinda ankarada dogmustur. Benim icin mavera demek zarifoglu kolay kolay begenmeyenlerden cünkü kendisine gönderilen siir ve makalelerin cogu geri dönmüstür ve ben sanirim bu titizliginden seviyorum maverayi bir kisim yazar ve sair grubu onun icin burnu havada tanimi yapmis olsalarda gizliden hayranlardir hani!

  • Var Mısın?
    Var Mısın? 23.07.2004 - 18:48

    Cahit Zarifoğlu

    1940 yılında Ankara'da doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini yurdun çeşitli yerlerinde yaptı. Liseyi memleketi K.Maraş'ta tamamladı. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Çevirmenlik yaptı. Avrupa'yı dolaştı. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ve TRT'de çevirmen olarak çalıştı. Son olarak TRT İstanbul Radyosu'nda denetçilik yaptı. İlk şiir ve hikâyelerini K.Maraş'ta mahalli gazetelerde yayımladı. Yine K.Maraş'ta Açı adında bir dergi çıkardı. Başta Diriliş ve Edebiyat olmak üzere birçok dergide yazdı. Mavera dergisi ve Akabe Yayınlarının kurucuları arasında yeraldı. Çeşitli gazetelerde müstear isimlerle günlük yazılar yazdı. Şiirden başka, öykü, roman, günlük, oyun ve çocuk edebiyatı alanlarında ürünler verdi. 1987 İstanbul’da öldü.

    ESERLERİ
    İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış adlı kitaplarında yeralan şiirleri, kitaplarına girmemiş şiirleriyle birlikte vefatından sonra Bütün Eserleri I/Şiirler adı altında yayınlandı.Günlüklerini Yaşamak adıyla topladı.

  • Mustafa Evci
    Mustafa Evci 20.05.2004 - 02:22

    zarif şairimiz...

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 16.05.2004 - 13:51

    Kutsal Mavi Çocuk Şiiri

    Ellerin çıktı ve göğün ortasına geldi
    Tarlada
    Bakışı gittikçe yer toprağına
    Çakılan
    Bu kadar beklerken habersizdi
    Ve hatta onlar da habersizdiler
    Sular mı anladı
    Dağlar mı sezdi
    Yoksa birdenbire bir çiçek mi
    Bir gün
    Herhangi bir an
    Ama bir çelik an
    Herşey
    Ve hepsi başlarını kaldırdılar
    Ve hemen ellerinin gölgesi düştü yüzlerine
    Karmakarışık belirsiz uzun
    Geçti ve geçti gölgesi
    Zerdüştün ayaklarından bir kartalın



    Lokomotif

    Gaflet
    Padişah kılındın
    Bir gövde mülkünde
    Ömür ve devlet idin
    Kara zünnar belinde
    Bir yürüdün bin düştün
    Gölge içinde yüzün
    Kara leke o siyah
    Neyi gölgesi düşün
    Uyanış
    Gece yarısı uyandın
    Nerede düğüm, aradın
    Yanıyor akıl ve alem
    Vakit kapı vuruyor
    Nefes alıyor veriyor eşya
    Mekan hem, hem zaman kayıyor
    Çatıyı çatmış biri
    Ete can katmış biri
    Derken
    Yürek aklın koynuna giriyor
    Kıdem
    Kim baş eğik girdi
    De eli boş döndü?
    Düşüş
    Kim başı dik girdi
    Kibir ilinde yitti
    Korku
    Tevbe onuma, kalın boynuma
    Tevbe bunuma, ince boynuma
    Reca
    Bohçam boş
    Öteberim eksik
    Azığım kuru
    Canım aç
    Yüzüm sana çevrili
    Adımım sana
    Irmaklarına
    Bir lokma suyla geldin, su denmez
    Kabul ola affola


    Meç İki

    Ve solmadan güller
    Lahitler verdim
    Sokağımızda yatan bir serinlik vardı
    Saklambaç bile oyna(ya) mazdı çocuklar
    /bir dağ çekilir bir serinlik vardı
    aralanıverince o küçük
    sedef süslemeli kapı
    sandım ki yine o görünecek
    kaplayacak bütün karşımı
    küçükken rüyamda gördüğüm
    o güzeller sultanı/
    Bir ara bağlıyorlar beni
    Yoksa gidiyorum ki mezarları sallıyayım


    Menziller

    Sözün ve yolun başçeşmesi ruhumun
    Canım içre sevinç verir sözlerin
    Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni
    Hür olurum buyruklarını bir bir donansam sultanım.
    Aşkın bin gözlü devasa bir baş imiş
    Vur herbirini uykulardan sohbetin
    Dinlen ey Zarif bilatedbir çok sözün açtın
    Bu kırık akılla ne cürettir yaptığın


    Muntazam

    Seni kamçılardan çıkardım
    Tevbelerle başladı rahmet vuruşları
    İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun
    Sesimi işkencelerden alırdın
    Elimin altına dökerdin etlerini
    Hızlı varışlara bile hazırım daha
    Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri
    Bir geçmiş zaman kalkanı indi
    Çınar ağaçlarından sahil sularına
    Kalbim kalkıp indi gemilerden
    Çok tarandım başka saçlar tarandım sokaklarda
    Kabris kamburu çıkardı yıllar
    Ve bir tek çıban çıkaran yoktu sancılarla
    Habire vuran rüzgar
    Kabirlerde su yollarında
    Dehlizlerde
    İç çekmeler
    Sızlanmalar fısıltılar
    Ne zora çekiyor zaman ki bildiler farkettim
    Götürüp
    Kelimeleri başka bir semte attılar beni
    Üzgün melal içre ve aşık
    Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim
    Yakın sabahlarda öğlelerde ve daha
    Üç parıltısında günün
    Devlerimi güreştirmek işim
    üstüm başım heykel kırıkları


    O Çocuk

    Bahçeden çocuk sesleri geliyor
    Hayatı dinliyorum
    İçim yoruluyor, ruh yoruluyor
    Büyük gözlü çocuk
    İnsanın içine kadar bakıyor
    Sorar gibi
    - Nerede benim babam
    Kendimi şöyle görürüm düşümde
    İki ata birden binmişim
    Biriyle kuzeye saldırıyorum
    Ötekiyle
    Alkan lalelerin
    Kıpkızıl tutuştuğu sulara
    Nerde babam
    Karşısında yapayalnızsın
    Duvar gibi dikilen
    Bu sorunun
    Okşuyorsun başını
    Şehit çocuğunun
    Bahçeden kuş sesleri geliyor
    Sabahı dinliyorum
    Bu sefer bezgin
    Bir vakit
    Darağaçları kurdum
    Elimden fırlayıp gidiyor cellatlar
    Silah olarak
    Bir tek soru var elimde
    Nerede babam, nerede


    Sultan

    Seçkin
    Bir kimse değilim
    İsmimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim
    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme
    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim
    Sana zorsa yanmaya razıyım
    Kolaysa affı esirgeme
    Hayat boş geçti
    Geri kalan korkulu
    Her adımım dolu olsa
    İşe yaramaz katında
    Biliyorum
    Bağışlanmamı diliyorum



    Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle

    Uzun bir geçmişimiz var
    Hiç yorulmadan
    En azından bir kere
    eğlenceli beşik
    ha biz varız
    ha biz maskeli balo
    Saygıya durup üstün bir gecede
    Bir sır payı katlayıp
    sade bir kahveden
    Keyifsiz bir detayın hükmüyle
    ha biz yokuz
    ha biz seferde
    Ya bu kez ölenleri görmeliysek
    Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle
    Parka dolalım
    Park bizi alır önce
    Seyrimizden bir sabah kazanır
    Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şöförle
    Sayısız rampaya katlanır
    ya güneşten daha zengin
    sofraya diz çökeriz
    ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle
    Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 16.05.2004 - 13:32

    Kanat Kaparken

    Kalıcı keser hammaddesi insan sahrası
    Keser düzeltir ve yoluna verir
    Upuzun yakıcı dili eski enli kelimelerin
    İncelip ağırlaşarak çelik
    İnce uçlarına doğru
    Akıl almaz hızlanışlarla
    Arka arkaya varışlarla
    Yanağını yere koyup ağlıyan insanın kalbine yayılır
    Karşı koyanı batırır basar geçer
    Ne sağlam bırakır ne gelecek bırakır
    Keser kılıç ağaç dalında asılıyken bile
    Kabzadan alır rüzgarını
    At biner gibi oturur et kemik içine
    Kalbimiz iki parmağın arasında olana
    Yöneldik kapısına
    Safkan
    Mahcub ve müştak
    Kan Ve Toprak İçinde Yatırma Beni



    Kavga

    Taş ve sopa
    İki köylü karşı karşıya

    Kavak ağaçları şahit
    Bir de ibibik kuşu
    İncir yalnız
    Badem yeşil kabuklu
    Camdaki hayalinle
    İki öfkeli boğa
    Sevdalılar kapışıyor
    Tabiatın ortasında
    Irmak göz kırpıyor akıyor
    Çoban köpeği şöyle bir bakıyor
    Yaman indi omzuna sopa
    Güçlü çarptı taş başına

    Hayalin akıyor kanda
    Yüzün zonkluyor yarada
    Taş ve sopa
    İki köylü karşı karşıya


    Koşu

    Mağaralar taştan yolcu örüyor
    Böyle üstünlük görülmemiştir bir bebek
    Göğü sevmeyi
    Ve yerden korkmayı biliyor
    Kendine bir ses bekliyor bir sarık
    Aleme tanrı
    Bir bebek susar nihayet
    Sezer de ağaçların otların
    Topraktan çıktığını
    Bir bebek ağlar
    Bir bebek mor ağzından
    Bilinir söyleyince
    Zerdüşt nereye gittiyse
    Hep kartalı gördü
    Ve güneş tek hüneriyle
    Bir yaprağı kertenkeleyi çakıltaşını
    Ve mor olduğunu suların
    Beyin tırtıl
    Taş taşlar taşların
    Dipsiz süresiz seslerine tırmanır
    Çünkü ses katlanır
    Kazılır kayalara
    Ses geçilir iki kaşın arasından
    Sonsuz nefes alır
    Ülkedir dudakta
    Zerdüşt neredeyse
    Kartal orada yığınak
    O
    Zincirli ayakların durmadan çıktığı
    Tek bir basamak
    Kaya gözlü ağaç saçlı
    Taşın içindeki böcek
    Bu ilk fırtına kapısında
    Taşın içinde böcek
    Taşır kendini yürür
    Bedenini bir uçtan bir uca
    Nabzı vurur dinler şaşırır
    Çalışan eşyasını yakalar
    Sorar fare kuş balık
    Herşey kendi yerinde
    Taşın içindeki böcek
    Ki inanır
    Ve çatlar taş
    Gök eğilir
    O geçer kartalıyla
    Yüreği büyülenir burkulur
    Gözleri gerilir
    Ağzından bir donanmayla bekler
    Mermer yerine şahlanır
    Çizilir kanar
    Bardağa ilk düşen damlasında
    Uyuyan güvercin
    Ve ilk taşan damlasında
    Bir azgın güvercin
    Bulutları saçlarından sürükler
    Bayram yerlerini geçer hızla
    Bir sabah kartalın bembeyaz kadınıyla
    Dağlardan düzlere nehirlerle
    Çırpınarak çığlıklar atarak
    O
    Durmadan saratustra

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 16.05.2004 - 13:24

    Busat

    Artist milletizdir
    Bizde defaten ölünür
    ve kalkılır ki sofralardan
    hamdüsenalarla palalarla
    el yıkanmadan
    ağız misvaklanmadan
    zinhar vurulmaz ha
    ne dosta ne düşmana



    Evet

    Evet hatırladım
    Küçük basit şeyler
    Yetiyor kederlenmeye
    Ya mutluluğa

    Efendim

    I

    Boynuna bir ip at
    Kölen diye yollardan gezdir beni

    II

    Gözlerini süzüyorsun
    Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda
    Bir daha yüreğini kaparsan bana
    'Bu yaprağı parampaça yaparım'
    Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı
    Ağız ağıza sin ve cim harfleri
    Ateş kararıyor, bu içimin alevleri
    Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi
    Bir mektup hikayemiz olacak
    Baştan başa notalar bülbül ağızları
    Dik kafalı bir baş görüyorlar
    Başını eğmiş dalların yaprağında
    Zayıf bir çocuk yüzü, gülümsüyor
    Dikkatle bak, korku dolu bakışları
    O boğulurken gülücükler
    Saçılıyor
    Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan
    Ak kanatları, hayat yok oluyor
    Çıkıp geliyorsun
    Kor gibisin, bir kar gibisin
    Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
    Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
    'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan
    Zamansız mekansız bir tünel başındayız şimdi
    O mavi gözleri görmüş olmalıyım
    Bir ikindi vakti kaskatı ellerimin altında
    Uçuşlu saçlar bukleler
    Üstünde uyuyan eller
    Sevgim uzanıyor
    Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
    Görüyorum kıpırdanışlarını
    Uykunda gül açan yanaklarını


    Güzelcin

    Koşu koşuver nar gözlüm
    Yuvarlak biçimli ayakların
    Küheylan kolanı gibi kuşağın
    Gürbüz kalçalarının üzerinde
    Koştur azaplardan kaçalım
    Koruklar üzümlenmiş mi bakalım
    Bir söze iki gülüş bir öpücük
    İki bedeni birbirine katalım
    Ruhsatlım sevdamsın beri gel
    Kanın höpürtülü başın dik
    O seven yuyan bakışınla
    İçimi yu mermer döşegel
    Dorukta yeni ay ince işaret
    Geceye bir şey olmaz gayri
    Ne kem gözler gizlenir karanlığa
    Ne evin sevincinden korkan bulunur
    Asmalarda güneş ve çocuklarımız
    Çardakta ıslak ve ekşi uyur
    Bacın bazlama yağlasın sahan
    Mutluyuz tüm dünyaya duyur

    Güzelcin


    Koşu koşuver nar gözlüm
    Yuvarlak biçimli ayakların
    Küheylan kolanı gibi kuşağın
    Gürbüz kalçalarının üzerinde
    Koştur azaplardan kaçalım
    Koruklar üzümlenmiş mi bakalım
    Bir söze iki gülüş bir öpücük
    İki bedeni birbirine katalım
    Ruhsatlım sevdamsın beri gel
    Kanın höpürtülü başın dik
    O seven yuyan bakışınla
    İçimi yu mermer döşegel
    Dorukta yeni ay ince işaret
    Geceye bir şey olmaz gayri
    Ne kem gözler gizlenir karanlığa
    Ne evin sevincinden korkan bulunur
    Asmalarda güneş ve çocuklarımız
    Çardakta ıslak ve ekşi uyur
    Bacın bazlama yağlasın sahan
    Mutluyuz tüm dünyaya duyur



    Işaret Çocuklari

    Yasin okunan tütsü tüten çarşilardan
    Geçerdi babam
    Başinda yagmur halkalari
    Anam yeşil hirkalar görürdü düşünde
    Daha ilk güzelliginde
    Alnini iki dagin arasina germiş
    Bir devin gögsüne benzer
    Gögsünden dualar geçermiş
    Çarşilar ellerinde ekmek igneleri
    Cami avlularina açilan
    Havuz sularina kapilan çocuklar
    Görmeden güneşin bütün renklerini
    Götürmezlerdi dükkandaki babalarina
    Ocaktan akan kaynar yemekleri
    Nenelerinin koydugu avuç taslarina
    Başi ve yüregi şahbaz
    Kaleleri agirlayan kadinlarin
    Süslerini kemerlerini
    Başlarini agirlaştiran
    Agir siyah şelale saçlarini
    Tutunca gençleşirdi erkekler
    Sonra insan o ki denizde
    Küçük ve büyük nehirde
    Bedeni islatan afsunlu suda
    Önce niyet sonra yikanirdi
    Zaman dert getirdi sulara
    Içinde eski baliklarin yattigi kayalar
    Savaşan insanlarin elinde
    Ince yontulup taşindi balta mizrak şekline
    Anam kanlari kuruyan
    Kavga ayiran bir kargi elinde
    Kara ocagin taşlarina
    Işaret koydu çocuklarini
    Belinde gezdiren babamin
    Beyaz yazilarla kazindigi adlari
    Yüregi korkuyla kuvvetlendi babamin
    Unutup genç gelen günleri
    Zamanin sürerken çektigi günleri
    Çetin bilmecelerle
    Sürdü atini şehirlere
    Yün ören at güden kadinlar
    Ormanlara tepeden egilen toprak evlerde
    Küçük pencereli karanlik dar odalarda
    Uzaktan uzayip gelen kurt seslerinin
    Uzaga çekilip giden
    Ayazda donan gülmeler içinde
    Ormanlarda süt emziren anne
    Unuttu gittikçe uzayan çocugunu
    Hep kaçarmiş şehirlerin
    Demir daglarina
    Uyuyunca toprak beşigimde
    Sahipsiz kalan
    Ellerimden kayan aydinlik günlerim


    İstanbul

    Bir tohumdan daha az değil
    Fatihin büyük güvercin kanatları
    Meleklerin sık aralıklarla
    Dokunduğu toprak
    Güzel buyruklar
    Gürbüz havalar
    Boğaziçi bir akımdır
    Bir akan sudur
    Nice dergahlar
    Dinler gibi nabzını
    Yeni doğan çocukların
    Yamaçlarda mezarlıklar
    Sever gibi bazıları
    Açık havada gömülmeyi
    Çocuklar Topkapıda
    Sedef kabzalı kılıçlar ellerinde
    Rahlelerde Kur’an
    Tefsir
    Arapça
    Farsça
    Dikkatle önünü iliklemede
    Padişah ve şehzade
    Açiliyor dev bir kapi
    Dikiliyor dev gibi bir sütun
    Sütun başi sütun ayagi
    Dibinde dilek şikayet sahipleri
    Birer gürz gibi sag ellerinde
    Iradeleri
    Bir ellerinde arzuhalleri
    Ogullarim
    Dikkat edin
    Hak yemeyin
    Ogullarim
    Mümkündür
    Topal bir karinca
    Mihnettir
    Ogullarim
    Mümkündür ki
    Bir baş kesilir avluda
    Akin, akan kanla
    Cihangir
    Taş yokuşlar
    Eyüp
    Sila sila Medine
    Aci
    Bu tortu
    Karartir camlari
    Yorar küpleri
    En berrak sular bile
    Ve kapaniyor saray kapisi
    Saklaniyor
    Sari sari altinlar
    Korkup
    Şimdi birden Eminönü kalabaligi
    Kimseyi tanimazsin
    Kiyafetinden
    Yüz çizgisinden
    Katil efendi
    Hirsiz baş köşede
    Haksiz hakli
    Şer belali
    Örtünmüş güneş
    Çoktandir, yüzü nerde
    Ya o ay
    Kara bir zibin biçmiş kendine
    Bir düş
    O buyruk
    Şefaat
    Gürbüz hava
    O güzelleri Istanbulun
    Dönüyor demir teker

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 16.05.2004 - 13:17

    Açık Açık Çağırır Aşkını

    I

    Çabuk akan tez giden
    ilk geyik avında ölenler
    çarpıntı başlarıdır insanlığın
    Uzakta, ta burada
    Ünlü bir can sıkıntısını
    Ufalar bir zümrüt sakal
    Yeldeğirmeni
    ve uçuşan leylekler
    beyaz saçlı atın
    kar yıllığını rüzgar hallerini
    kahraman atın
    madalya anına bitişik
    dört nala koşan sesi
    oradan uzaktan ta buradan
    siyah
    çatık kaşlı gelincik tohumlarına
    benzer sezişleriyle
    gelişir yapılı kaygılar

    II

    bir ayıp giyotin
    çün ağaç sağa dönmez
    soldan kuşatılır
    çün ağaç şaşırır
    ağaç ölür
    Ama sapına kadar
    Bilhassa büyük
    Erkek
    Tam erkek bir el
    Yani kolun ucuna kadar gelmiş de
    Yumruk bile olmuş
    ve bilhassa bu büyük bir el
    beynelmilel büküp yapma çelikleri
    gündelik insanı kaldırıp
    bir de tanrıya şarkısını söylerse
    Belirli bir yapısı
    belli bir geçmişi olan
    nereye değdiğini bilen
    düğün yapısı fırçasıyla
    toprak ve topraktan sonrasını
    aynı çığlığı atan
    ve karalar içinde

    III

    haydi
    şu kaçar su durur mu
    gök içimizden bir zenci çağırır
    zenci zenci
    bir büyük geniş başlı
    şikayet mi ne olur
    açık açık çağırır aşkını
    burda mı daha mı uzakta
    bütün bir geceye
    dayar alnını
    öyle ki alın
    mübarek bir şeydir


    Busat

    Artist milletizdir
    Bizde defaten ölünür
    ve kalkılır ki sofralardan
    hamdüsenalarla palalarla
    el yıkanmadan
    ağız misvaklanmadan
    zinhar vurulmaz ha
    ne dosta ne düşmana


    Çoğalmak

    Çocuklarımızla
    Atlara biniyorduk
    Dönüp bakarken geçmişe - kumandalı
    Atlara biniyorduk
    Benim çok çocuğum oldu
    Kadınım sen onların yüzlerini
    Çalılardan kolla
    Bütün çıplaksın - omuzların
    Birbirine içiçe iki saat rakkası
    Gelecekte kumandalı - dönüyor
    Güneşi alıyor - alıyor gövden
    Karanlık eşyada bulup
    Ürkünce parlayıp koşan hayvanda bularak
    Çocuklarımızlaysa - seçerek beni
    İçinin çağırması bir kır hayvanı düzlüğüyle
    Bedensel - seçerek ve buyruk üzerine
    İçine alışın doyuruşun
    O erkek giysilerine giydirişin
    Doğanın çizdiğini
    Çizip kanattığını hiç görmedim seni
    Çalı eğildi yumuşadı batan taş
    Kabuklar düz bir sıyrılma oldu
    İşte en başta ve değişen dünyada - durmadan 'sen'
    kalabilirlikle
    Güzel kılınan sen
    Beni de kutsal sıvama

  • Selim Sağır
    Selim Sağır 25.02.2004 - 06:16

    nedir bölümünde hakkında yazılmış üç adet yazı görünce popüler kültüre küfürler savurduğum adam gibi adam
    ORASI NERESİ? BURASI BİR ADAM...

  • Mustafa Adil
    Mustafa Adil 12.02.2004 - 18:31

    incelikler yüzünden...
    ne zaman dalsam satırlarına taşıdığım zihnin literatürüne küfrederim ve öyle bir incelikle nakşeder şiirlerini, (a.c.z.)
    İlah senin güzelliğince gölgelerinde uyutsun...

  • Selim Sağır
    Selim Sağır 23.11.2003 - 01:28

    son sigaramdın;
    gidişin:antinikotin...
    efendim ismi ahmet değil zannedersem abdurrahimdi ve bu ismide sonradan almıştı.

  • Uğur Kuleli
    Uğur Kuleli 06.09.2003 - 20:39

    zarif bir insan... asi bir insan... toprak gibi mütevazı, su gibi aziz... eserlerini okuyunca bugünkü şairlerden biraz farklı olduğunu gördüm... anlaşılması da zor aslında... televole şairi değil... iki gözü var, ama, o iki gözle görülecek şeylerden daha çok görüyor... gözleri ufukta... sanki görüp te aktarmak istediği çok önemli şeyler var ve bunları işaret ediyor... kapalı bir şair... ama sanki bu kapalılığı bir eksiklik değil, bir şeyler söylemek istiyor, söyleyemiyor ve ne olur beni anlayın diyor... aciz olduğunu söylüyor isminin baş harflerini göstererek; ahmet cahit zarifoğlu...

    şimdi biz onsuz şiirler okuyoruz, şiirler yazıyoruz...

    keşke onu anlayabilsem...