Kur'an-ı Kerim, Hadis-İ Şerifler, İlmihaller, Fıkıh, Tarih, Çay Vakti, Aramalar, Kuran Kursu, Namaz, Hocası, Namaz Vakitleri, Nameler, Hattat gibi bölümleri içeren bir tür din konusunda database CD çalışması
Tarifi: Kibe ve bumbarlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra iç malçemeleri hazırlanır. İçine pirinç, pul biber, nane, kuyruk yağı, kımya, soğan, maydanos doğranıp karıştırılarak konur. Kibeler yumurta büyüklüğünde kesilir içi doldurularak dikilir. Bununla beraber bumbar (bağırsaklara) doldurulup her iki başı iple bağlanır. Doldurulan kibe ve bumbarlar azıcık tuzlanır. Bir tencere içinde su kaynatılır. Daha sonra kibe ve bumbarlar bırakılır. Yeteri kadar pişirilir. - Didem Süer (www.dicle.net/yemek.html)
'Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespear'in olduğu gibi. Onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir.' J.W.Goethe
Wolfgang Amadeus Mozart (1756 - 1791)
27 Ocak 1756'da Avusturya'da dünyaya gelen Mozart daha üç yaşında duyduğu melodileri çalabilen mucezevi bir çocuktu. Babasının da Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası'nda bestacı ve kemancısı olması bu yeteneğin keşfinin de hemen olmasını sağladı. Minicik elleriyle bile o yaşta nota kağıtlarına çizmes, doğuştan yetenekli olan Mozart'tı müzik tarihinde en üst seviyeye çıkması kaderidir.
Denildiğine göre ''Kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek derecede hassastı ve çirkin seslere, gürültülere karşı tepkisi ise baygınlık geçirecek ölçüde şiddetlenebiliyordu. ''
''Beş yaşında menuet, yedi yaşında konçerto ve sekiz yaşında senfoni meydana getir''mesi, resim ve matematik gibi konularda da deha olan ve cevresinde Harika Çocuk olarak da bilinen küçük Mozart konserler vererek her gittiği yerde hayretler uyandırıyordu. Zamanın ünlü ressamları resmini çiziyor ve Voltaire gibi ünlü düşünürler ve Goethe gibi ünlü şairlerse övgüler yazıyor ve krallıklar tarafından ise şovalyelik bile veriliyordu… ve kısa zamanda Papa'nın karşısında bile konser vermesi bile Avrupa'da ne kadar büyük bir şöhret olduğunun yanında hiç kalırdı… O zamanın yıldızı olmak bile onu çok şımartmayıp kendini hep bestelerine verdi, ülke ülke, kent kent dolaşıp aç ve yorgun bile düştü… 25 yaşına geldiğinda yorulmuş ve yıpranmış haldeydi zaten geçirdiği tifo gibi büyük hastalıklara karşı bile dayandı. Bu kadar hızla şöhret basamaklarına tırmanan kişinin çok zengin ve şımarık bir kişi olduğu düşünmek zor olmasa gerek ama tam tersine romatizmalarıyla, harıl harıl besteler üretmesi ve hiç durmadan 7 den 77 ye devam ettiği konserler, hastalıkları, yorgunluğu, onu yoksulluğa itmiş, onu pof poflyan krallar tarafından ise yüz vermemişleridir ama o keyfini kaçırmamış dersler ve halk konserleri vererek 100 metre koşusuna devam etmiştir.. Tarihin daha önce hiç görmediği bu şohret 36'sını doldurmadan 5 Aralık 1791'de Viyana'da öldü. Mozart mozart diye anılan bu kişinin mezarının yeri ve ölümü bilinmemektedir. Belki 1984 çekilen Amadeus filminde ki gibi vebadan ölüp toplu mezara atıldı. Fenomen bir kişi ve fenomen bir hayat….
Akdeniz'in sesi olan grup 25 yıldan uzun bir süredir berbaerliklerini koruyorlar. Onllarla büyüyüp, onlar sayesin türkçe müziğüni daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Şimdiye kadar birbirinden güzel 12 tane albümleri oldu, ve yenileri çıkartmaktalar. Ne kadar Süper Baba ile yine tanınsa da 80'lerin vazgeçilmez grubunun çoşturucu konserleri unutamam.
Söz ve müzikleri Derya Köroğlu, Murathan Mungan, Can Yücel, Meral Özbek, Bülent Ortaçgil, Selim Atakan, Cengiz Onural ve Mete Özgencil’e ait olan ‘Fırtına’, ‘Olmasa Mektubun’, ‘Vira Vira’, ‘Dalgacı Mahmut’, ‘Deliler’, ‘Aşk Yeniden’, ‘Yağmurun Elleri’, ‘Telli Telli’, ‘Bana Bir Masal Anlat Baba’, ‘Rüzgar’, ‘Destina’, ‘Yedi Kule’, ‘Maskeli Balo’ gibi birbirinden ünlü şarkıların bulunduğu çok sesli gurur kaynağımız olan müzik topluluğu...
Halizinasyonlara da yol açan, insanı sanki bir güç ile yatağa mıhlayan bir nevi terörle uyanma durumu olduğundan, eskiden (ve bazı yerlerde hala) kişinin içine cin veya şeytan girmeye çalışıldığı düşünülürdü...
Uyku felci diyede bilinen bu olay hatırlıyorsam kan basıncıyla oluşan bir çeşit kabus (nightmare) .
Halkımız arasında Ayatel Kürsi gibi dualarla yani bir çeşit telkin ile kişinin durumdan kolayca kurtululacağına inanılır..
bkz. materyalist felsefe
Kur'an-ı Kerim, Hadis-İ Şerifler, İlmihaller, Fıkıh, Tarih, Çay Vakti, Aramalar, Kuran Kursu, Namaz, Hocası, Namaz Vakitleri, Nameler, Hattat gibi bölümleri içeren bir tür din konusunda database CD çalışması
Turan Yazılım'ın Murşid CD'si
www.turan.com.tr/
çok yararlı bir cd
doğrusu Armageddon
Diyarbakır yöremizden bir yemek...
Daha önce yemedim ama başlığı dolduralım...
Tarifi: Kibe ve bumbarlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra iç malçemeleri hazırlanır. İçine pirinç, pul biber, nane, kuyruk yağı, kımya, soğan, maydanos doğranıp karıştırılarak konur. Kibeler yumurta büyüklüğünde kesilir içi doldurularak dikilir. Bununla beraber bumbar (bağırsaklara) doldurulup her iki başı iple bağlanır.
Doldurulan kibe ve bumbarlar azıcık tuzlanır. Bir tencere içinde su kaynatılır. Daha sonra kibe ve bumbarlar bırakılır. Yeteri kadar pişirilir. - Didem Süer (www.dicle.net/yemek.html)
'Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespear'in olduğu gibi. Onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir.'
J.W.Goethe
Wolfgang Amadeus Mozart (1756 - 1791)
27 Ocak 1756'da Avusturya'da dünyaya gelen Mozart daha üç yaşında duyduğu melodileri çalabilen mucezevi bir çocuktu. Babasının da Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası'nda bestacı ve kemancısı olması bu yeteneğin keşfinin de hemen olmasını sağladı. Minicik elleriyle bile o yaşta nota kağıtlarına çizmes, doğuştan yetenekli olan Mozart'tı müzik tarihinde en üst seviyeye çıkması kaderidir.
Denildiğine göre ''Kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek derecede hassastı ve çirkin seslere, gürültülere karşı tepkisi ise baygınlık geçirecek ölçüde şiddetlenebiliyordu. ''
''Beş yaşında menuet, yedi yaşında konçerto ve sekiz yaşında senfoni meydana getir''mesi, resim ve matematik gibi konularda da deha olan ve cevresinde Harika Çocuk olarak da bilinen küçük Mozart konserler vererek her gittiği yerde hayretler uyandırıyordu. Zamanın ünlü ressamları resmini çiziyor ve Voltaire gibi ünlü düşünürler ve Goethe gibi ünlü şairlerse övgüler yazıyor ve krallıklar tarafından ise şovalyelik bile veriliyordu… ve kısa zamanda Papa'nın karşısında bile konser vermesi bile Avrupa'da ne kadar büyük bir şöhret olduğunun yanında hiç kalırdı… O zamanın yıldızı olmak bile onu çok şımartmayıp kendini hep bestelerine verdi, ülke ülke, kent kent dolaşıp aç ve yorgun bile düştü… 25 yaşına geldiğinda yorulmuş ve yıpranmış haldeydi zaten geçirdiği tifo gibi büyük hastalıklara karşı bile dayandı. Bu kadar hızla şöhret basamaklarına tırmanan kişinin çok zengin ve şımarık bir kişi olduğu düşünmek zor olmasa gerek ama tam tersine romatizmalarıyla, harıl harıl besteler üretmesi ve hiç durmadan 7 den 77 ye devam ettiği konserler, hastalıkları, yorgunluğu, onu yoksulluğa itmiş, onu pof poflyan krallar tarafından ise yüz vermemişleridir ama o keyfini kaçırmamış dersler ve halk konserleri vererek 100 metre koşusuna devam etmiştir.. Tarihin daha önce hiç görmediği bu şohret 36'sını doldurmadan 5 Aralık 1791'de Viyana'da öldü. Mozart mozart diye anılan bu kişinin mezarının yeri ve ölümü bilinmemektedir. Belki 1984 çekilen Amadeus filminde ki gibi vebadan ölüp toplu mezara atıldı. Fenomen bir kişi ve fenomen bir hayat….
Akdeniz'in sesi olan grup 25 yıldan uzun bir süredir berbaerliklerini koruyorlar. Onllarla büyüyüp, onlar sayesin türkçe müziğüni daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Şimdiye kadar birbirinden güzel 12 tane albümleri oldu, ve yenileri çıkartmaktalar. Ne kadar Süper Baba ile yine tanınsa da 80'lerin vazgeçilmez grubunun çoşturucu konserleri unutamam.
Söz ve müzikleri Derya Köroğlu, Murathan Mungan, Can Yücel, Meral Özbek, Bülent Ortaçgil, Selim Atakan, Cengiz Onural ve Mete Özgencil’e ait olan ‘Fırtına’, ‘Olmasa Mektubun’, ‘Vira Vira’, ‘Dalgacı Mahmut’, ‘Deliler’, ‘Aşk Yeniden’, ‘Yağmurun Elleri’, ‘Telli Telli’, ‘Bana Bir Masal Anlat Baba’, ‘Rüzgar’, ‘Destina’, ‘Yedi Kule’, ‘Maskeli Balo’ gibi birbirinden ünlü şarkıların bulunduğu çok sesli gurur kaynağımız olan müzik topluluğu...
Bir milletin daha önce kullandığı, bir nevi esas dili olarak da kabul edilen dil için kullanılan bir tanım.
Mesala ülkemizde Osmanlıca eski dil olarak kabul edilir...
www.maximumbilgi.com/tarih/rusjapon.htm
Rus-Japon savaşı Mançurya yüzünden ve Çin'de meydana gelen gelişmeler neticesinde patlak vermiştir.
Halizinasyonlara da yol açan, insanı sanki bir güç ile yatağa mıhlayan bir nevi terörle uyanma durumu olduğundan, eskiden (ve bazı yerlerde hala) kişinin içine cin veya şeytan girmeye çalışıldığı düşünülürdü...
Uyku felci diyede bilinen bu olay hatırlıyorsam kan basıncıyla oluşan bir çeşit kabus (nightmare) .
Halkımız arasında Ayatel Kürsi gibi dualarla yani bir çeşit telkin ile kişinin durumdan kolayca kurtululacağına inanılır..
Çok kötü bir tecrübe...
Latince olan alfabelerin ilk üç harfi olarak bir çeşit alfabenin kısaltılmış hali...
CNN'le iilgisi olan ABC amerikan televizyon kanalıydı sanırım
Deterjan markasıda var mıydı yoksa karıştırıyor muyuz...
Çoğu yerde başka kuruluşların ya da terimlerin kısaltılmış hali olarak da kullanıldığına rastlayabilirsiniz.
Arap alfabesin Elifbâ'nın tükçesi...