Kültür Sanat Edebiyat Şiir

marksist felsefe sizce ne demek, marksist felsefe size neyi çağrıştırıyor?

marksist felsefe terimi Sermet Sait tarafından 11.04.2003 tarihinde eklendi

  • ´m e R n n`
    ´m e R n n`04.10.2009 - 17:43

    bknz: diyalektik materyalizm

  • Kaan Atalay
    Kaan Atalay25.04.2006 - 21:04

    MÜSLÜMAN OLMAYAN MÜSLÜMANLIKTAN ÇIKMIŞ ALLAH KORKUSU NEDİR BİLMEYEN ALLAH'I ORTAK KOŞAN KİŞİLERDİR.

    YATACAK YERİNİZ YOKKKKKKK

  • Gokhan Darlı
    Gokhan Darlı11.12.2005 - 22:42

    1. Materyalizmin felsefesi, marksizmin temelini oluşturur.[2]
    2. Dünyanın sorunlarına bilimsel bir açıklama getirmek isteyen bu materyalist felsefe, tarih boyunca, bilimlerle birlikte aynı zamanda ilerler. Dolayısıyla, marksizm de bilimlerden çıkmıştır, bilimlere dayanır ve bilimlerle birlikte evrim gösterir.
    3. Marx ve Engels'ten önce de, birçok kez ve değişik biçimlerde materyalist felsefeler ortaya çıktı. Ama, 19. yüzyılda bilimler ileriye doğru büyük bir adım attıklarından, Marx ve Engels, çağdaş bilimlerden yola çıkarak, bu eski materyalizmi yenilediler ve bize, diyalektik materyalzim denilen ve marksizmin temelini oluşturan çağdaş materyalizmi sundular.
    Bu birkaç açıklama ile görüyoruz ki, materyalist felsefenin, söylenenin tersine, bir tarihi vardır. Bu tarih, bilimlerin tarihine sıkısıkıya bağlıdır. Materyalizm üzerine kurulmuş olan marksizm, tek bir adamın kafasından çıkmamıştır. O, daha Diderot'da çok ilerlemiş bulunan eski materyalizmin uzantısı ve sonucudur. Marksizm, 18. yüzyıl ansiklopedicilerinin geliştirdiği ve 19. yüzyılın büyük buluşlarının zenginleştirdiği materyalizmin açılıp gelişmesidir. Marksizm, canlı, yaşayan bir teoridir ve hemen burada, marksizmin, sorunları nasıl ele aldığını göstermek için herkesin bildiği sınıf savaşımı sorununu bir örnek olarak alacağız.
    İnsanlar bu sorun üzerinde ne düşünürler? Bazıları, ekmeği savunmanın, siyasal savaşımdan ayrı bir şey olduğunu düşünür. Diğer bazıları, örgütlenme zorunluluğunu yadsıyarak, sokakta yumruklaşmanın yeterli olduğu görüşündedirler. Daha başkaları ise, yalnızca siyasal savaşımın bu soruna çözüm getireceğini önü sürerler.
    Marksist için, sınıf savaşımı, şunları içerir:
    a. Bir ekonomik savaşımı,
    b. Bir siyasal savaşımı,
    c. Bir ideolojik savaşımı,
    Şu halde sorun, bu üç alana birlikte yerleştirilmelidir.
    a. Barış uğruna savaşım verilmeksizin, özgürlüğü savunmaksızın ve bu amaçlar için savaşıma yarayan bütün fikirleri savunmaksızın, ekmek için savaşım verilemez.
    b. Marx'tan beri gerçek bir bilim haline gelmiş olan siyasal savaşım için de durum aynıdır: Böyle bir savaşım yürütmek için, hem ekonomik durumu, hem de ideolojik akımları, aynı zamanda hesaba katmak zorunludur.
    c. Propaganda ile kendini gösteren ideolojik savaşıma gelince, bu savaşımın etkili olması için, ekonomik ve siyasal durumu hesaba katmak gerekir.
    Demek ki, bütün bu sorunlar, birbirlerine sımsıkı bağlıdır ve bu bakımdan, sınıf savaşımı denilen bu büyük sorunun herhangi bir görünümü -örneğin bir grev- karşısında, sorunun bütün verilerini ve bütünüyle sorunun kendisini dikkate almadan bir karar alınamaz.
    Şu halde, bütün bu alanlarda savaşım verme yeteneğinde olan, harekete en iyi yönü verecektir.
    Bir marksist, bu sınıf savaşımı sorununu işte böyle anlar. Oysa, her gün sürdürmek zorunda olduğumuz ideolojik savaşımda, ruhun ölümsüzlüğü, tanrının varlığı, evrenin başlangıcı gibi çözümlenmesi güç sorunlarla karşı karşıya bulunuruz. İşte diyalektik materyalizm, bize, bir uslamlama yöntemi verecek, bütün bu sorunları çözümlememize ve aynı zamanda marksizmi tamamlamak ve yenilemek iddiası ile marksizmi bozmaya çalışanların gerçek yüzünü ortaya çıkarmamıza olanak sağlayacaktır.

  • Abdülbaki Kavlakoğlu
    Abdülbaki Kavlakoğlu27.11.2005 - 21:53

    ATATÜRK'TEN MATERYALİSTLERE CEVAPLAR


    'Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.'


    'Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.'


    'Ey Arkadaşlar!
    Tanrı birdir, büyüktür- Adalet-i ilahiye, O’nun tecellilerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki devrede mütalaa olunabilir, ilk devir insanlığın çocukluk ve gençlik devridir. Ikinci devir, insanligin kemal (olgunluk) devridir.'


    'Ey millet!
    Allah birdir, sani, büyüktür. Allah’iın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’ani azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır.'


    'Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayi takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (tefsirler, hurafeler gibi) binayı fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşerek ve sağlam temeller üzerinde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır.'

  • Abdülbaki Kavlakoğlu
    Abdülbaki Kavlakoğlu27.11.2005 - 21:51

    BUGÜNKÜ İKTİSAT KİTAPLARININ hemen hepsi şu tarifle başlar:

    “İktisat, insanın sınırsız ihtiyaçlarını, sınırlı yani kıt kaynaklarla karşılamayı konu alan bir ilim dalıdır.”

    Herhangi bir iktisat kitabında yüzlerce sayfa anlatılan konular, teoriler, hattâ iktisadî sistemler hep bu tarif üzerine bina edilir. Ekonomi binası bu tariften yola çıkılarak kurulur.

    Bu bakımdan, bu tarifi ele alarak unsurlarına ayırmak ve doğruluğunu sorgulamak, zamanımızda hüküm süren materyalist ekonomik anlayışı biraz olsun analiz etmeyi sağlayabilir.

    Tekrar sözkonusu tarife dönersek, burada, “Sınırsız ihtiyaçlarını karşılamak isteyen insan” vardır. Zaten tarifteki başlıca unsurdan biridir insan. Diğerleri ise, ihtiyaçlar ve kıt kaynaklar, yani varlıklar âlemi. Materyalist ekonomi, insanı “ihtiyaçlarını karşılayarak haz arayan bir varlık” olarak kabul eder. Diğer bir ifadeyle insanın gayesi, ihtiyaçlarını gidererek mutlu olmaktır.
    Kısaca budalalıktır....

  • Hakkı Göl
    Hakkı Göl24.10.2005 - 12:24

    bir çoklarının güncel olarak kullandıkları bir terim,ve yine bir çoklarının
    anlam yüklemeye çalıştıkları bir terim..vaar oluşuyla kabullenilmesi gereken bilimsel ve yaratıcı felsefe..

  • Burak Özdemir
    Burak Özdemir29.05.2005 - 15:14

    kitaplarda veya internette yazılanları birebir aktarmadan marksizm hakkındaki görüşlerim şunlardır:marksizm,doğaya ve topluma bilimsel bir bakış getirmiş ve insanlığı skolastik ve metafizik düşüncelerden kurtarmış olan bilimdir.marks'ın getirdiği bir bilimsel analiz metodudur ve bu metodla antika tarihten günümüzün toplumuna kadar olan bütün insanlık tarihini çözümleyebiliriz.marksizm hep vardır ve varolacaktır.

  • Emrah Çekiç
    Emrah Çekiç27.04.2005 - 23:22

    yanlış yol.

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu03.01.2005 - 20:07

    tükenmiştir...

  • Oğuzhan Demirci
    Oğuzhan Demirci07.11.2004 - 17:29

    iki,üç kitap okuyup konuşulamayacak kadar derin bir mevzudur
    herkes haddini bilsin