Mektup, kimi zaman bir gözyaşı, kimi zaman bir kucaklamadır...yazılan mektuba cevap vermemek, verilen bir selamı almamaya eşdeğerdir. Mektup yalnızların ebediyetle hasbuhalidir. S.O.S'tir.
Fıkıh yada tefsirle ilgili eserlerde,' alimin ilmiyle ameli farzdır' diye bir hüküm bilmiyorum. Herkes gibi alimler de bildiklerinden sorumludur o kadar. Bu sorumluluk 'farz' şeklinde terki günah olan bir hükme terettüp etmez. Hatta Kurtubi, 'Ahkamu'lKuran' adlı tefsirinde, kendisi teeeccüd namazı kılmayan bir kimsenin, başkalarına bunun güzel bir ibadet olduğundan bahisle tavsiye edebileceğini belirtir.
Hurafeler din yapımcısı TGRT'nin kimi çevrelere şirin görünmek adına ekranlarına buyur ettiği, 'bacım'gerek kişiliğiyle gerekse ölçüsüz davranış ve konuşmalarıyla bir seviyesizlik örneği, bayağılaşan kadın modeline güzel bir örnek.
9.hariciye koğuşu gerçekten anıt değerinde bir eser. Yalnızız'ı ben de başladığım halde bitiremedim.Ne acı ki yeni nesil tanımıyor ne Peyyamiyi ne okumaya değer başka bir değeri...Peyyami mektep medrese görmeden kendi kendine yetişmiş bir kabiliyettir.
Üslupkar...edebiyattan hazzedenlerin zevk alabileceği bir tını...Uslubunun omurga yapısında Cemil Meriç var...o da kelimede asalet arıyor...Yalnız kurgu tarzı Reşat Nuri ve Hüseyin Rahmi'ye çok yakın. Kalem işçisi. Osmanlı Türkçesini yeni nesle sevdiren adam. Allah'tan uzun ömürler diliyorum.
O, kumaşı farklı bir insandı. Şarkıları müzik psikolojisi açısından akademik çalışma yapılacak kadar sıradışı ve etkileyici. Bu ülkeye dargın ayrıldı bu dünyadan. Keşke mücadelesini şarkıları ve düşüncesiyle verseydi ve terör örgütüne yakın durmasaydı...Pkk ya olan yakınlığı, sanatına kan bulaştırmıştır.
Şam'ın, Osmanlı dönemindeki kullanımı bu günkü Filistini de içine alan geniş bir bölgeyi içine alır. Devlet-i aliyye üç şehri 'şerif' sifatıyla nitelemiştir ki bunlardan bir tanesi de Şam-ı şeriftir. Eski adı 'feyha' olan bu şehir, bir zamanlar gerçek bir İslam şehri profiline sahipti tıpkı İstanbul gibi...
Türk asıllı arap şair Ahmet Şevkı'nin, Şamı görünce söylediği ve Ummü Külsüm tarafından okunan 'Ne zaman söz bitti, gözlerin aşk diliyle gözlerime seslendi...'şarkısını hatırlatmaktadır...
Mahvetti bu ülkeyi, ümitlerimizi, talan etti o ve ekibi bu milleti...Bu dünyada alamassa ahirette mutlaka hakkını alacak bu millet
Cemil Meriç Üstadın Jurnal1-2 eserleri şahane mektup örnekleriyle doludur. Mektup kültürüne ilgi duyanların dikkatine arz ederim.
Mektup, kimi zaman bir gözyaşı, kimi zaman bir kucaklamadır...yazılan mektuba cevap vermemek, verilen bir selamı almamaya eşdeğerdir. Mektup yalnızların ebediyetle hasbuhalidir. S.O.S'tir.
Fıkıh yada tefsirle ilgili eserlerde,' alimin ilmiyle ameli farzdır' diye bir hüküm bilmiyorum. Herkes gibi alimler de bildiklerinden sorumludur o kadar. Bu sorumluluk 'farz' şeklinde terki günah olan bir hükme terettüp etmez. Hatta Kurtubi, 'Ahkamu'lKuran' adlı tefsirinde, kendisi teeeccüd namazı kılmayan bir kimsenin, başkalarına bunun güzel bir ibadet olduğundan bahisle tavsiye edebileceğini belirtir.
Hurafeler din yapımcısı TGRT'nin kimi çevrelere şirin görünmek adına ekranlarına buyur ettiği, 'bacım'gerek kişiliğiyle gerekse ölçüsüz davranış ve konuşmalarıyla bir seviyesizlik örneği, bayağılaşan kadın modeline güzel bir örnek.
9.hariciye koğuşu gerçekten anıt değerinde bir eser. Yalnızız'ı ben de başladığım halde bitiremedim.Ne acı ki yeni nesil tanımıyor ne Peyyamiyi ne okumaya değer başka bir değeri...Peyyami mektep medrese görmeden kendi kendine yetişmiş bir kabiliyettir.
Üslupkar...edebiyattan hazzedenlerin zevk alabileceği bir tını...Uslubunun omurga yapısında Cemil Meriç var...o da kelimede asalet arıyor...Yalnız kurgu tarzı Reşat Nuri ve Hüseyin Rahmi'ye çok yakın. Kalem işçisi. Osmanlı Türkçesini yeni nesle sevdiren adam. Allah'tan uzun ömürler diliyorum.
O, kumaşı farklı bir insandı. Şarkıları müzik psikolojisi açısından akademik çalışma yapılacak kadar sıradışı ve etkileyici. Bu ülkeye dargın ayrıldı bu dünyadan. Keşke mücadelesini şarkıları ve düşüncesiyle verseydi ve terör örgütüne yakın durmasaydı...Pkk ya olan yakınlığı, sanatına kan bulaştırmıştır.
Tam bir eski İstanbul efendisi. Üsküdarda Bir Attar Dükkanı adlı kitabı bir harikalar diyarı.
Şam'ın, Osmanlı dönemindeki kullanımı bu günkü Filistini de içine alan geniş bir bölgeyi içine alır. Devlet-i aliyye üç şehri 'şerif' sifatıyla nitelemiştir ki bunlardan bir tanesi de Şam-ı şeriftir. Eski adı 'feyha' olan bu şehir, bir zamanlar gerçek bir İslam şehri profiline sahipti tıpkı İstanbul gibi...
Türk asıllı arap şair Ahmet Şevkı'nin, Şamı görünce söylediği ve Ummü Külsüm tarafından okunan 'Ne zaman söz bitti, gözlerin aşk diliyle gözlerime seslendi...'şarkısını hatırlatmaktadır...