Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • nedensiz de sevilir23.04.2026 - 01:45

    neden

    ve zihnimde kandiller söndüğünde,
    kuytumdan bakınca insanlar,
    karınca misal,
    yüzümü cama yaslar izlerim onları,
    hayat;
    aynı filmi yüz milyon kez oynatır,
    herkes kendi yükünü taşır,
    sırtında aşını ve bir başınalığını kalbinde…

    pencereden bakar hislenirim,
    ufacık tefecik karınca insan…
    hey hayat;
    ölüyorum an be an,
    ama sor bana neden,
    neden;
    iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar,
    sabah namazından dağılan cami cemaatinin
    en arkasında kalmışlığım neden…

  • âsûde23.04.2026 - 01:43

    âsûde

    ömrümden ömrün geçer ömrüme…
    ve ah ben şimdi kederliyim,
    kendi kendine konuşan bir deliyim,
    ölüyorum senden savruluşumdan,
    ve şu halimle,
    mecburum kapına dayanmaya şiirim,
    yürek tımarhanesinden bir serseri belle beni,
    bir şair bozuntusu desen de olur,

    ey bütün rotalarımın
    sözleriyle istikamet bulduğu,
    sana attım demir
    ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin,
    ama sor bana neden,
    neden bir turuncu gülün suretiyle gelen,
    vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…

    ah sevgili içim söyle bana;
    bu kendimden habersizlik gafletinden,
    beni paklasın istemezken teneşir bile,
    kurulduğun keder tahtında,
    bu yakınmasız halin ve
    asude memnuniyetli tavrın,
    hangi mukaddes kabulden gelir,
    söyle…

  • multi disipliner yaklaşım23.04.2026 - 01:40

    kıyam

    ara ki bulasın artık,
    yılan dilli kısaltmalarda o yaşama sevincini,
    kulağına fısıldasam
    ve bak alınma ama istanbul,
    nefesin anason ve uluorta
    döl bereketi kokuyor sokakların,
    egenin kucağına akıyor bakteri kominleri,
    gözlerimin tirilyesi,
    zeytinin karası,
    kokuşmuş ölüüüüüüüü sardalya,
    ve ha sendeki ben,
    ha bendeki sen din kardeşim,
    al sendeki beni,
    vur bendeki sana,
    karma karışık artık bizim mahalle,
    kördüğüm,
    ortaya tepside şöyle karışık yaptırıyoruz malum…

    ve çok kutuplu/kalp kaçağı,
    elektrik akımından cereyan alan ocaklarda,
    çingene sarmaşığı ve sırnaşık
    pişkin yüzsüzlükler…

    yanık kozada erdemler
    ve mecalsiz kelebek olmaya,
    tırtıldan iyi niyetler…

    kabahatler olmuş birer piç ki sorma desen,
    kim bana diyor, diyor güzel kardeşim…
    ve kimse haliyle nüfusuna almıyor;
    sittin senedir bitmeyen bakla takla devranı,
    yere bat e mi…

    örülmüş ağına düştük cümleten zehirli örümceğin,
    ki panzehir ne mi,
    ah ayol o da sorulur mu,
    aşk olsun; aşk elbet,

    kimimiz var kendimizden başka diyerek,
    öfkelerimiz en çok kendimize olmalı,
    bunu bilseydik hiç değilse keşke,

    ah neredesin,
    korkuyla ümit arasında durmaya muktedir,
    muvazene/denge,
    neredesin irade ve
    karar kılmışlık
    ve kıyam mukavemeti,
    öz disiplin,
    ah

  • sabah ezanı23.04.2026 - 01:34

    sabâ

    \ah, gidemedin bizden
    ve gidemedik senden bu sefer de,
    ki biz senin esirin sanırdık kendimizi,
    oysa asıl tutsak senmişsin bize, aşk…;
    uzun senelerin umuduyla vadeye bağlanmış
    ve bozulma sebebi ölüm dahi olmayan bir vaadle,
    sabâ makamında bir sabaha daha çıktık,
    çok şükür,
    ah;

  • allaha yakın olmak23.04.2026 - 01:31

    umman

    e/y\n/ sevgili\aşk;
    biz, kadim yadigâr tuna ve nil,
    t\aksim görmüş bulutların altında,
    hürriyetleri ellerinde,
    avuç avuca muhibbânız biz…
    aydınlık kuytumuzda biz ikimiz,
    ki ezelden ebede birbirine akan
    ve ummanına hasret çeken her demde
    ikimiz, senlik/benliksiz,
    ah

  • kırdığımız oyuncaklar20.04.2026 - 21:05

    oyuncak

    çiziyorum şimdi zihnimin anlayış bekleyen
    açıklamalarının altını ve tutmayan hesapların
    dört işlemini yapmayı deniyorken,
    ikaz lambaları yanıyor her adım başı
    ve oyuncakları hayatlarımızın,
    alt üst alt üst alt üst etmede hayatlarımızı,
    ah

  • haberin yok ölüyorum19.04.2026 - 16:16

    delta

    ve sen ki aşk;
    felçli bir yatalaksın artık,
    yatağına kırgın akan ölü bir ırmağın deltasında...

  • açıklamasına açıklık getirmek19.04.2026 - 15:51

    açıklamalar:

    (1)“berlin duvarı”, doğu almanya’nın(ddr)vatandaşlarının batı’ya kaçışını engellemek amacıyla 13 ağustos 1961’de inşa etmeye başladığı, 155 km uzunluğunda 28 yıl ayakta kalan (9.kasım. 1989)ayakta kalan beton ”utanç duvarı” dır. “duvarlar ayırdıkça, yıkımları yaklaşır.”

    (2) hegelyen (hegelci) alman filozofgeorg wiyhelm friedrich hegel (1770-1831)felsefesine mutlak idealizme veya diyalektik yönteme(tez-anti tez) dayanan yaklaşım. marksist, karl marx ve friedricn engels ‘in geliştirdiği toplumsal değişimin tarihsel materyalist , diyalektik bakış ile sınıf mücadelesine dayandığnı benimseyen.sufizm,yaşamın esaretli dayatmalarından içsel yolculukla çıkılacağını benimseyen görüş.

    (3) siyasal gözaltı ve tutuklama sayılarının çokluğu hakkında ifade kendisinindir: hulki cevizoğlu ile ceviz kabuğu; doğu perinçek-yalçın küçük 12.03.2016; ulusal kanal

    (4)yalçın küçük-bütün eserleri; atamanoğlu fatih; kırmızı kedi yayınevi 2021; sy.283)

    özer ataç, kemalpaşa/izmir, 19.04.2026 pazar

  • doğa ananın mektubu19.04.2026 - 15:50

    doğadaki güç perestlik, insan oluşuncaya kadar var oluşsaldı. insan doğanın en gelişmiş meyvesi olarak ortaya çıkınca, bu güç perestliği azaltmadı. aksine teknoloji ile daha da çoğalttı. bu düzey orta çağın tekrar aşamasıdır.

    yalçın küçük; marksit görüş tutum ve eylemlerinden dolayı “türkiye’de en çok gözaltına alınan ve en çok tutuklananların ikincisi” prof. dr yalçın küçük, 6 nisan 2026 tarihinde 87 yaşında ankara’da büyük kritikçi bedenine sığmayan küçük bedeninden “terhis” oldu. (3)

    yoğun çalışmalarında, “emperyalist dönemde orta çağın bitmeyeceğine” dair tespit ve analizleri doğrulanıyor.

    tükenmeyen araştırma, öğrenme azminin izlerini taşıyan kitapları, özgün çekici söyleyiş, yazış tarzı; görülmeyeni gösterme cehdine adanışı kitaplarında hatırlatacak.
    artık, “yüce gök” (deyişi) onu konuk etti.

    bir alıntı ile “terhisini” tamamlıyorum:

    “akıllı insan, düşündüğümüz ve kabul ettiğimiz ölçüde akıllı mıdır; artık bu soruyu formüle etmeliyiz. tersinden söylersek; insan aklının imkanları , sanıldığı kadar sınırsız mı; “sınırlı akıl” aydınlanma çağı’nda ve/veya erken kapitalizmde aklımızın dışında kalıyordu. şimdi sormak için zorlanıyoruz.

    insan aklının fizikte var olan ve tarihte sezilen yasaları çıkarmak türünden yüce bir işlevi var; hemen kabul ediyoruz. ancak bu kabul ile insan aklının bağımlılığı düşüncesine yaklaşmakta olduğumuzu da idrak zorunda kalıyoruz. tabii bu olumsuzluktur; amma bilimsel yasaları çıkarma yükü daha çok sıradan akıl üzerine binmişse, olumsuzluğu önemsememiz yerindedir.

    peki, bilimsel akıl ile sıradan akıl arasında bir ayrım yapabilir miyiz; eğer aklın türetilmiş olduğunu öngörürsek, en azından soyutlama düzeyinde böyle bir ayrıma yer var demektir. yer varsa, pratikte kullanılır.”(4)

  • doğa ananın mektubu19.04.2026 - 15:50

    doğadaki güç perestlik, insan oluşuncaya kadar var oluşsaldı. insan doğanın en gelişmiş meyvesi olarak ortaya çıkınca, bu güç perestliği azaltmadı. aksine teknoloji ile daha da çoğalttı. bu düzey orta çağın tekrar aşamasıdır.

    yalçın küçük; marksit görüş tutum ve eylemlerinden dolayı “türkiye’de en çok gözaltına alınan ve en çok tutuklananların ikincisi” prof. dr yalçın küçük, 6 nisan 2026 tarihinde 87 yaşında ankara’da büyük kritikçi bedenine sığmayan küçük bedeninden “terhis” oldu. (3)

    yoğun çalışmalarında, “emperyalist dönemde orta çağın bitmeyeceğine” dair tespit ve analizleri doğrulanıyor.

    tükenmeyen araştırma, öğrenme azminin izlerini taşıyan kitapları, özgün çekici söyleyiş, yazış tarzı; görülmeyeni gösterme cehdine adanışı kitaplarında hatırlatacak.
    artık, “yüce gök” (deyişi) onu konuk etti.

    bir alıntı ile “terhisini” tamamlıyorum:

    “akıllı insan, düşündüğümüz ve kabul ettiğimiz ölçüde akıllı mıdır; artık bu soruyu formüle etmeliyiz. tersinden söylersek; insan aklının imkanları , sanıldığı kadar sınırsız mı; “sınırlı akıl” aydınlanma çağı’nda ve/veya erken kapitalizmde aklımızın dışında kalıyordu. şimdi sormak için zorlanıyoruz.

    insan aklının fizikte var olan ve tarihte sezilen yasaları çıkarmak türünden yüce bir işlevi var; hemen kabul ediyoruz. ancak bu kabul ile insan aklının bağımlılığı düşüncesine yaklaşmakta olduğumuzu da idrak zorunda kalıyoruz. tabii bu olumsuzluktur; amma bilimsel yasaları çıkarma yükü daha çok sıradan akıl üzerine binmişse, olumsuzluğu önemsememiz yerindedir.

    peki, bilimsel akıl ile sıradan akıl arasında bir ayrım yapabilir miyiz; eğer aklın türetilmiş olduğunu öngörürsek, en azından soyutlama düzeyinde böyle bir ayrıma yer var demektir. yer varsa, pratikte kullanılır.”(4)

    açıklamalar:

    (1)“berlin duvarı”, doğu almanya’nın(ddr)vatandaşlarının batı’ya kaçışını engellemek amacıyla 13 ağustos 1961’de inşa etmeye başladığı, 155 km uzunluğunda 28 yıl ayakta kalan (9.kasım. 1989)ayakta kalan beton ”utanç duvarı” dır. “duvarlar ayırdıkça, yıkımları yaklaşır.”

    (2) hegelyen (hegelci) alman filozofgeorg wiyhelm friedrich hegel (1770-1831)felsefesine mutlak idealizme veya diyalektik yönteme(tez-anti tez) dayanan yaklaşım. marksist, karl marx ve friedricn engels ‘in geliştirdiği toplumsal değişimin tarihsel materyalist , diyalektik bakış ile sınıf mücadelesine dayandığnı benimseyen.sufizm,yaşamın esaretli dayatmalarından içsel yolculukla çıkılacağını benimseyen görüş.

    (3) siyasal gözaltı ve tutuklama sayılarının çokluğu hakkında ifade kendisinindir: hulki cevizoğlu ile ceviz kabuğu; doğu perinçek-yalçın küçük 12.03.2016; ulusal kanal

    (4)yalçın küçük-bütün eserleri; atamanoğlu fatih; kırmızı kedi yayınevi 2021; sy.283)

    özer ataç, kemalpaşa/izmir, 19.04.2026 pazar