Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kıpçak
Tuna Kıpçak

hangi yeryüzü gökyüzüne bakmaz; ve sanılıyor mu ki, gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir... manası; allah matematik olarak da inkar edilemez...

  • kusursuz cinayetler çağında18.04.2026 - 14:27

    trafik

    ahtapot ayaklı ve üstünde insanların
    ancak kuğu gölü balesi figürleri ile
    ilerleyebildikleri bir kent üstgeçidinin,
    ömür törpüsü uğultulu ses kirliliği pisliğinden,
    kuduz köpekten kaçar gibi kaçıp,
    ecdat yadigârı, geniş ve huzurlu ön avlusu
    ve bilge sütunları olan,
    kibirsiz mimarili bir kamu binasının
    önünden geçerken,
    bahçe saatine baktım,
    09:25

    evet günümüz insanlarının,
    birbirini arayabilir olduğu güya \medenî\ vakte,
    otuzbeş kalaydı ve anladım ki,
    hikmetleri bilinmediğinde trafik ışıkları dahi,
    sadece aptallaradır…

    oysa ki basit arkadaş;
    sabırsızlanmadan sükûnetle kırmızıda bekleyip,
    yeşilde mutluluk içinde geçeceksin karşıya,
    şu kirli sarıya gelince,
    hayat onu takmaz ve hazır da olmaz kimse zaten,
    ki bir anlıktır…

    hayat trafiği var bir de işte hayat trafiği,
    örümcek ağından yuvalardaki cinayetler,
    kan donduruyor,
    kırmızıda…

  • küfelik olmak18.04.2026 - 00:24

    ki dibi tutmuş bir kere
    akdeniz kokusunun dahi…,
    çukulatadan beklene dursun seretonin,
    harman yerindeki yanık tenin
    yerini tutacak tarımsal/kırsal kalkınma,
    öyle mi…,
    tabi tabi bekleyelim,
    sirkecideki han hamallarının sırtındaki,
    küfe ip izlerinin helali olan,
    ayran aşı kadar,
    içimize aş olacak ha…,
    emekçilerin emekleri;

  • aşk-ı memnu17.04.2026 - 16:18

    eros

    ve okunu esas kendi kalbine fırlatan aptal eros,
    aşkın kerpeteniyle söküyorum mitolojik çivilerini,
    tek tek...
    şimdi öp o çivi izlerini
    bir bir...
    ve seni; artık şizofren bir bulutun
    kendini astığı göğe teslim ediyorum...

  • Çivitlemek17.04.2026 - 16:02

    çivit

    hiç mi seçilmezsin sen gecenin derin ve
    çivit mavisi karanlığına asılmış,
    kandiller arasından; hiç aşk…
    hep mi utangaç ve
    keşfedilme dertlisi ve saklısın,

    sürekli sende olan gözlerime bir bak,
    çık ortaya; hırka… ceket… parka…
    tam üç perdeyle örtülüsün,
    kendine bürünüksen de sararsın yine de
    sana medyun ve
    senden mahrum olan divâneni,
    üşümesin elleri, ayakları, burnu ve ruhu diye,
    diye sen aşk…

    bilirim, ama;
    evet işte bir ama daha ki,
    gür çayırların bezediği bir dalgalı tepede,
    görüş mesafesini sıfırlayan,
    akça dumanlı ve puslu;
    bulut bulut bir beyazlıkta,
    çenemden süzülen yağmur sularıyla,
    sırılsıklam sarılabilseydim sana aşk…
    senelerce kanal kanal pislik akmış
    bir tuhaf körfez denizi,
    kesilmesi sonrasında kirliliğin tedricen,
    hani kendini temizleyip
    nasıl yeniden ma/ss/mavi olabiliyorsa,
    sende öyle arındır seni senden,
    sende aşk, seni senden…
    ah

  • rüya tabiri17.04.2026 - 15:45

    nar

    ki;
    kanlı gözyaşlarıyla,
    uyudum ve düşümde,
    hep o nar ağacı…

    öylece bana bakar,
    dallarını gözlerimden ayırmadan,
    hep o kederli nar ağacı…

    küçüldüm rüyaya ve
    içine girdim,
    gördüğüm en güzel bahçeydi,
    eğildim, yerde bir eflatun ayrılığın çiçek tozları,
    eflatun çiçek tozları her yer,

    nar çiçeğim;
    senden mi süzüldü
    eflatun çiçek tozları söyle…

    ve uyandım;
    kara boşlukta dönen,
    rengi bozulmaya yüz tutmuş,
    meymenetsiz bir dünya,
    sabah etmiş ortalığı düşüm dedim,
    yüzünü buruşturdu düş ve
    sabırsızlıkla bekledim geceyi,
    aklımda hep o nar ağacı,
    dalları yüreğime batan…



    ki gözlerimi kapadım işte orada;
    bir turnayı seviyorum dedi,
    ve turnam derken,
    saçıldı etrafa kızıl iri taneli göz yaşları…
    ah

    kapandım secdeye,
    yerdeki tekâvûd kalemefendisi seccademden
    eflatun çiçek tozları topladım,
    bağrıma saplanmış dalını çıkardım hüda-i nâbit alıcın,
    ve serpiştirdim tozlarını,
    beti benzi atmış dünyaya ve
    bir dua okudum kulağına,
    sesim bir başka sese çarptı,
    tuz buz mısralar kırıntısı rüyam
    ah,
    turnam…

    keklik değil, güvercin ol diye fısıldayanım,
    dudağımda hep aynı şarkı,
    notalarını nar ağacının altına gömdüm...

    yüreği kimsenin üzülmesine el vermeyen,
    bir yalancıyı sevdin sen
    ve varsın gedanız kendine kıysın ey maşuk,
    olgunlaşsın keder,
    çiçek yüklü dalında…
    ah

  • Benim Hüzünlü Orospularım17.04.2026 - 15:32

    kaybol

    evlatları ve yakınları sevgisiz bir ihtiyar kadının,
    bayram sabahında sevince zorlanmış
    gözleri gibi nemlisin ve mazidesin
    ve bir tüketim tapınağı mescidi kadar,
    havasız ve sümmet/tedariksin sen aşk…

    sağ yanından süzülen gün ışığının,
    saçlarında ışıldadığı bir güz günü,
    çerçeveledim yüzünü ki,
    bir boz kazak küheylanın,
    gözyaşı düşmesin diye tek
    yeryüzüne…
    kıyamadım sana evet gene aşk,
    sesinle ürperir bedenim,
    bakınamam o an etrafıma ve çözülürüm sesinle,
    ki düğüm düğüm dünyanın uğultularını,
    susturan sesindir bana ve
    sesindedir içimi dolduran pediatri kokulu nefes,
    adımladığım kaldırım taşları üzerinde,
    buz tutmuş su birikintisi çatlağı kadar
    kırılgansın sen aşk…
    erisen bile; suya dönsen bile ne çıkar,
    görünenden çok,
    görünmez yanları olan bir buzdağısın sen…
    içlerine işleyen ayazda,
    bağrı başı açık kalan gariplerin,
    ısınmayı bekleyen tenlerine vurup
    üstüne doğarken etkisiz kalan
    bir kış güneşi gibi yükseldin sen gökyüzünde madem,
    usul usul da kaybol şimdi artık aşk…,
    ah

  • kalemden düşen duygular16.04.2026 - 00:27

    ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
    müstafiyim artık bu,
    hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
    ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
    aileliği kütükte kalmışların ve
    aşkını vatanı bilmeyen,
    gözdelik ve ikbal peşindeki
    dilberlerin davasından,

  • yönetim istifa15.04.2026 - 23:48

    ve aşkını vatanı bilmeyen, gözdelik ve ikbal peşindeki dilberlerin davasından, istifa ettim..

  • hayat size neler öğretti?15.04.2026 - 17:02

    hayatta olmak ve iyi olmak ve, uğrunda savaşmayı sevmek; ummanın tarafında yer almak için yapılırsa bir anlam ifade edecektir derya ve okyanus adına… böylesi müşterek mefkureleri olmayan derya okyanus yol arkadaşlığının; yavan, pamuk ipliği ile birbirine bağlı ve kasvetli bir yolculuktan başka verebileceği nesi olabilir ömürlerine ve ummana sunabilecekleri neleri olabilir değerli…

  • çatışmazlıktan doğan sevgi15.04.2026 - 16:55

    derya ve okyanus çatışmasında, umman sözünü aşktan yana kullanmıştır, yürürken durmak ve ayaktayken oturmak ihtiyâdıdır bu peygamber uygulamasında da keza, nefs ve ruhun çatışma anlarının yönetimindeki ilk yapılacak olan; durmak, oturmak, yani nefesim ve kalbim var benim diyebilmektir…