"Zor zamanlarda sükuneti koruyan bir duruşla nesillerin sağlıkla yarınlara ulaşmasını sağlamak kahramanlıktır" Bu güçlü duruşun sahibi, milyonlarca çocuğa ve gence umut olan, onların geleceğe tebessümle bakmalarını sağlayan kahramanlarımızın "Öğretmenler Günü" Kutlu Olsun...
Geleceği inşaa eden öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.Başta Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmet , minnet ve saygıyla anıyoruz.
Hep başkalarının gözüyle baktırdılar göremedim. Her kes kendi gözlerinin arkasındaki korkularla izlettirdi hayatı. Bir cennetten çıkardılar, kopardılar göbek bağımı. Ağladım. Umut ettim daha güzel bir cennettir diye. Bekledim… Yıllarca ağlamamam için yapmadıkları komiklik kalmadı, sarılmadık ten kalmadı vücudumda. Hep böyle olacak zannettim. Yağmurda mutsuz oldular, karda üşüdüler, sıcaklar bunalttı dediler, seyrettim… Eksi soğuklarda çıplak ayaklarla gezip eğlendim. Ben güldükçe onlar korktu. Adı hastalık olan duraklarda durdum ama iyileştim. Onlar gibi konuşamıyordum ama onlardan daha mutluydum. Her şeyi bildiklerini sandıkları için keyifsizdiler. Öğretmeye çalıştılar , reddettim. Daha önemli bir şey vardı çünkü, hayat. Üç saat ağlayıp bir saat gülüyorlardı. Kalan saatlerde mimiksiz robotlardı. En sevdiğim oyuncağımdı robotlar. Kurup kurup oynadım hepsiyle. Birinin adı anne diğerinin ki babaydı . Robotlarımdı onlar. Her gün her saat her dakika aynılardı. Hep aynı şeyi istediler, mutlu olmak. Ben zaten mutluydum. Düğmesi kopan önlüğüm için dertler yaratırken annem, ben kopan düğmeden suratlar yapıyordum zeminlere, çünkü hayat güzeldi. Birlikte yaşadığımızı unuttular çoğu zaman. Birlikte yaşamaktan çok şey beklediler çünkü . Ama mutluluk birlikte olmaktı , söyleyemedim. Ödenmemiş faturalara üzüldü babam. Daha çok ödenmemiş faturaları olacak diye hep korktu, zor geldi hayat. Ben faturalardan uçak yapmayı öğrenmiştim. Ben uçurdum , onlar korktu. Ne zaman birimiz hastalansa hayat dururdu. Her kes her şeyini bırakıp hasta olanla ilgilenirdi. Hastalığı dünyanın sonu zannettiler. Aslında hastalıklar yaşamın başlangıcıydı. Bazen bilerek hastalandım, daha çok bir arada olalım diye. Sabaha kadar baş ucumda beklerken birbirlerine sabrettiler. Hastalık ta güzeldi. Birileri öldü mahallede. Çalınmayan kapılar çalmaya başladı. Verilmemiş selamlar verildi. Bir anda kalabalık olurdu evler. Ölümün olduğu yerde kalabalıklar olurdu. Herkesin yüzü aynı, herkes sarılırdı birbirine. Ölüm de güzeldi çünkü. Kalanların en büyük buluşmasıydı çünkü. Bunları kim yaptı? Yağmur nereden geliyor, anne sen nasıl doğdun, güneş nerede? Hırsızlara ne oluyor, neden kötülükler var gibi sorularımın cevabıydı Allah! Büyük, kocaman ve gökyüzünde bizi seyreden gibi zannettim önceleri. İlk zamanlar annem, babam , oyuncaklar ve Allah vardı benim için. Sonra yanlarına hayat eklendi. Sorularım arttıkça cevapları azalıyordu. Büyüdükçe kendin oluyorsun dediler, merak etmek güzeldi. Zor gelen merak edecek zamanın uzun olmasıydı. Karıncalar ve aslanlarla tanıştım. En küçüğünü ezme, en büyüğüne ezilme dendi. Hep ikisinin arasında kaldım. Karıncalara merhametim, aslanlara hayranlığım vardı. Ama ikisinden de kork dediler. Biri kadar küçük ve zayıf diğeri kadar büyük ve zalim olma dediler, ikisini de sevdim. Biri çok çalışkan diğeri çok güçlüydü. Hayat ta böyleydi, çalışınca güçlenince güzeldi. Sonraları anladım, hiçbir şeyi ben yapmamıştım. Annem babam da yapmamış, onların annesi babası da yapmamış. Her şey Allah’ın kurgusuymuş. Bana sadece bakmam için göz, görmem için gönül vermiş. Aynı hayatın farklı gözleriymişiz seninle ben. Aynı resme bakıp aynı şeyleri görene kadar başımıza gelmedik kalmayacakmış. Gelenler de güzeldi. Gidenler baktıklarım, gelenler görebildiklerim oldu hep. Çünkü hayat bakıp görebildiklerim arasındaki zanlarımdı.
Alman frakateyini israil gibi geminize saldırmıştır. Özür dilemesi veya tazminat ödemesi bir anlam ifade etmez. Bunu yapacak cüreti kendinde bulması tam bir hitler vari yaklaşımdır. Almaya Türkiyeyi Yunanistanla karıştırıyor olabilir.. Türkler alman askerleri gibi ellerini omuzuna koyup namuslarını ruslara Amerikalılara teslim etmezler... Hala namusları üzerinde duran amerikan sürgüsü dünyanın malumudur.. Biraz utanma biraz onur varsa böyle aşağılık olaylardan uzak durmalılardır...
Biten bir trilyondan bitmeyen bir 100 milyon her zaman iyidir bunun adına bereket denir, mal hırsıyla çalışmaktansa şükredip kanaatkar olmak daha iktisatlı ve faziletlidir.Malın çokluğuna değil malın bereketine talip olun....
Alaattin çakıcı muhalefet liderini tehdit etmişde bizim gazeteciler haberci olduğunu hatırlamış. Vayy arkadaş ne arşivleri varmış mafya konusunda.. Tarihin en adi en aşağılık terör örgütlerinden biri olan pkk kadın ticaretinden uyuşturucu ticaretine kadar silah ticaretinden kitlesel katliamlara kadar her türlü insanlık dışı faaliyete kulağının üstüne yatan insanların gazeteci diye mafya ahkamı kesmesi tamamen sahibinin sesi olma isteğindendir.. Bütün bu gazeteciler yanı başımızda duran Azerbaycan ermeni savaşını ve bu savaşta yaşanan ermeni katliamlarını görmemiştir... Hatta ermenilerin 90lı yıllarda yaptığı katliamları bile arşivlerinden çıkaramayanların terör örgütü pkk nın azmettiricisi bir mahkumun sözcülüğüne savunan bir muhalefet liderinin tehdit edilmesi ne babayiğit gazeteciliktir...
"Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını Albümün tozunda darmadağın anılar Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi? Neye dokunsam çürüyorum kuytumda Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı" ...
Cennet kokulu insanlar gördüm, Şu ahiri zamanda, Müptela oldum desem yeri, İçimde bir hasret kokusu, Bir özlem güzel insanlara, Sonunda yine Tanrı'yla başbaşa kalmak vardı, Anladım ki kıyamete ramak kaldı...
Yersiz bir kahramanlık duygusu yüreğimi sardı, Elimde bir sigara,bende işe efkar vardı, Ve Adem de aldandı...
Ben ki bir ademoğlu, Ben ki bir deli rüzgar, Ruhumun derinliklerinde, Meryem oğlu İsa var, Dedim ya ahiri zaman şimdi, Hâlbuki Muhammed'in hatırı vardı...
Ve, kıyamete ramak kaldı...
Bütün putperestleri sinir ettiğim an, Müminlere bayram vardı. O anda Muhammed tebessümüyle bana bakardı, Yüreğimde sabır,yüreğimde şükür, Yüreğimde tevekkül vardı, Azıcık da olsa efkarım kaldı....
Ne varsa kutsaldan yana zamandi,imkandi ve imtihandi... Ve,Adem de aldandı...
Işler güçler yoğunluk Meltem, Önem sırasına göre vakit ayırıyorum. Seni görünce yazdım. Klavyenin mürekkebi bitmesin diye herkese herşeye yazmıyorum. :-)
Anayasa çalışmalarında ilk dört maddeyi tartışmaya açan tüm partiler fetönün lacivert renkleri dir.. Anayasa yı değiştirdim diye ortada gezen akape madenleri ingiliz ve benzeri şirketlere babalar gibi satmıştır.. Oysa anayasa kararı vardı yeraltı zenginliklerini yabancılara satılamaz diye.. Yani iktidarı muhalefeti anlaşmış madenleri satmak için yarışıyor. Vatandaş da yoksulluktan dolayı harap ve bitap düşmüş durumda.
Bir ağır yükün altındayım, Sanki cahilliğin nedameti boynumda, Bir sarık bir hırka arasam ne çıkar, Başım bir tac bir dua ile korunmakta...
Kaç kıskançlık yedim bilmiyorum, Hastahaneler mekanım oldu, Neden bütün bu acıyı ben çekiyorum....
Hangi ukalalığım sebep oldu, Hangi tevazu yanımdan geçmedi, Neden bu zamana kadar başım hiç üşümedi, Ve neden kış erken gelmedi.....
Keşke herşeyi bilen ben olmasaydım, Bir ustadım olsun ne olur, Oturayım dizinin dibinde, Kaç kıskançlığın esiri oldum, Kaç kez hased yedim ben....bimiyorum..
Neden övünmek için kendimi seçiyorum, Neden bir kez de ben kıskanç olmuyorum, Umursamıyorum. Neden dürüstlüğü abdest sayıyorum, Ve riyaya bir tekme vuruyorum,
Ey merhametin menbaı! Bu gidişle ben, Aldanıyorum,aldanıyorum... Aldanıyorumuyum?
Hayır hayır bir zikre dalıyorum, Bir kitap okuyorum, Ey evradı kudsiyem elimden tut istiyorum, İstiyorum,istiyorum....
"Perşembeningelişi / Çarşambadanbelliydi / Niyeyse ben / S a l ı y a t a k ı l ı p k a l m ı ş t ı m"
"Zor zamanlarda sükuneti koruyan bir duruşla nesillerin sağlıkla yarınlara ulaşmasını sağlamak kahramanlıktır" Bu güçlü duruşun sahibi, milyonlarca çocuğa ve gence umut olan, onların geleceğe tebessümle bakmalarını sağlayan kahramanlarımızın "Öğretmenler Günü" Kutlu Olsun...
Geleceği inşaa eden öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.Başta Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmet , minnet ve saygıyla anıyoruz.
Hep başkalarının gözüyle baktırdılar göremedim.
Her kes kendi gözlerinin arkasındaki korkularla izlettirdi hayatı.
Bir cennetten çıkardılar, kopardılar göbek bağımı. Ağladım. Umut ettim daha güzel bir cennettir diye. Bekledim…
Yıllarca ağlamamam için yapmadıkları komiklik kalmadı, sarılmadık ten kalmadı vücudumda. Hep böyle olacak zannettim. Yağmurda mutsuz oldular, karda üşüdüler, sıcaklar bunalttı dediler, seyrettim…
Eksi soğuklarda çıplak ayaklarla gezip eğlendim. Ben güldükçe onlar korktu.
Adı hastalık olan duraklarda durdum ama iyileştim. Onlar gibi konuşamıyordum ama onlardan daha mutluydum.
Her şeyi bildiklerini sandıkları için keyifsizdiler. Öğretmeye çalıştılar , reddettim. Daha önemli bir şey vardı çünkü, hayat.
Üç saat ağlayıp bir saat gülüyorlardı. Kalan saatlerde mimiksiz robotlardı. En sevdiğim oyuncağımdı robotlar. Kurup kurup oynadım hepsiyle.
Birinin adı anne diğerinin ki babaydı . Robotlarımdı onlar. Her gün her saat her dakika aynılardı. Hep aynı şeyi istediler, mutlu olmak. Ben zaten mutluydum. Düğmesi kopan önlüğüm için dertler yaratırken annem, ben kopan düğmeden suratlar yapıyordum zeminlere, çünkü hayat güzeldi.
Birlikte yaşadığımızı unuttular çoğu zaman. Birlikte yaşamaktan çok şey beklediler çünkü . Ama mutluluk birlikte olmaktı , söyleyemedim.
Ödenmemiş faturalara üzüldü babam. Daha çok ödenmemiş faturaları olacak diye hep korktu, zor geldi hayat. Ben faturalardan uçak yapmayı öğrenmiştim. Ben uçurdum , onlar korktu. Ne zaman birimiz hastalansa hayat dururdu. Her kes her şeyini bırakıp hasta olanla ilgilenirdi. Hastalığı dünyanın sonu zannettiler. Aslında hastalıklar yaşamın başlangıcıydı.
Bazen bilerek hastalandım, daha çok bir arada olalım diye. Sabaha kadar baş ucumda beklerken birbirlerine sabrettiler. Hastalık ta güzeldi. Birileri öldü mahallede. Çalınmayan kapılar çalmaya başladı. Verilmemiş selamlar verildi. Bir anda kalabalık olurdu evler. Ölümün olduğu yerde kalabalıklar olurdu. Herkesin yüzü aynı, herkes sarılırdı birbirine.
Ölüm de güzeldi çünkü. Kalanların en büyük buluşmasıydı çünkü. Bunları kim yaptı? Yağmur nereden geliyor, anne sen nasıl doğdun, güneş nerede? Hırsızlara ne oluyor, neden kötülükler var gibi sorularımın cevabıydı Allah!
Büyük, kocaman ve gökyüzünde bizi seyreden gibi zannettim önceleri. İlk zamanlar annem, babam , oyuncaklar ve Allah vardı benim için. Sonra yanlarına hayat eklendi. Sorularım arttıkça cevapları azalıyordu. Büyüdükçe kendin oluyorsun dediler, merak etmek güzeldi.
Zor gelen merak edecek zamanın uzun olmasıydı. Karıncalar ve aslanlarla tanıştım. En küçüğünü ezme, en büyüğüne ezilme dendi. Hep ikisinin arasında kaldım. Karıncalara merhametim, aslanlara hayranlığım vardı. Ama ikisinden de kork dediler. Biri kadar küçük ve zayıf diğeri kadar büyük ve zalim olma dediler, ikisini de sevdim.
Biri çok çalışkan diğeri çok güçlüydü. Hayat ta böyleydi, çalışınca güçlenince güzeldi.
Sonraları anladım, hiçbir şeyi ben yapmamıştım. Annem babam da yapmamış, onların annesi babası da yapmamış. Her şey Allah’ın kurgusuymuş. Bana sadece bakmam için göz, görmem için gönül vermiş. Aynı hayatın farklı gözleriymişiz seninle ben.
Aynı resme bakıp aynı şeyleri görene kadar başımıza gelmedik kalmayacakmış. Gelenler de güzeldi. Gidenler baktıklarım, gelenler görebildiklerim oldu hep. Çünkü hayat bakıp görebildiklerim arasındaki zanlarımdı.
Türkiyenin bağırsaklarına fitne tıkandı...
Naaş
Bediüzzamana olmuşuz talebe,
Nurdan payidarız nam salmışız zulmete.
Boyun eğmedik huyumuz değil boyun eğmeyiz ye'se,
Sarıldıkça nura şüphe gider gem vururuz nefse.
Tevbe kapısın kapatmasın Nuru Hüda,
Eylemesin beni nura hasret ve nurdan cüda.
Arzu felek döndürmesin aklımı yeter.
Nur gelirse aydınlık gelir tüm karanlık yiter.
Ayrı bir gayret verir köreldikçe vicdanlar,
Okuyun nurdan katreleri ey samimi müslümanlar.
Nurlu yollara ayak olsun söz bu başım,
Tabutumu taşısın dört nurlu el işte naaşım...
Hükümete gelince eteklik giyip dolansınlar... Ticari gemilerini koruyamayan bir ülkenin dünya lideri pozları kimse yemez
Alman frakateyini israil gibi geminize saldırmıştır. Özür dilemesi veya tazminat ödemesi bir anlam ifade etmez. Bunu yapacak cüreti kendinde bulması tam bir hitler vari yaklaşımdır. Almaya Türkiyeyi Yunanistanla karıştırıyor olabilir.. Türkler alman askerleri gibi ellerini omuzuna koyup namuslarını ruslara Amerikalılara teslim etmezler... Hala namusları üzerinde duran amerikan sürgüsü dünyanın malumudur.. Biraz utanma biraz onur varsa böyle aşağılık olaylardan uzak durmalılardır...
"Üçe kadar sayıyorum" diye tehdit ederken bile, araya "iki buçuğu" sığdıran vicdanlı çocuklardık biz..
Hangi ara vicdanımız bu kadar köreldi..?
Kendime Konuşmalar
Birden düşündüm zamanı,
Bir deva derdime,
Bir bela ki geliyor üstüme üstüme,
Çıkmaz sokaklardayım,
İçimde nurdan bir çıkış,
Gözlerim bayram dolu.
İhanet etme,nankörlük etme,
Yalan mı?Hiç deneme,
Tedbirini al son yüzdesin,
Finishi çoktan gördün,
acele etme.
Birden düşündüm zamanı,
Bir deva derdime,
Bir bela ki geliyor üstüme üstüme.
Haydi şimdi yat uyu,
Keyfine bak nurdan katreler avucunda,
Zafer bir bakışta göz ucunda,
Karanlığı delen yıldız gibi bakışlarını sakla.
Zamanı değil aceleciliğin,
Rahat ol, bak üstadın orda.
La tahzen innallahe meana..
Han gi tehdite boyun eğdi ruhun karanlık odalarda,
Bak erkekçesine,
Bıyığına dokundurma,
Üzülme ağlama
La tahzen innallahe meana.
Bak üstadın orda....
Biten bir trilyondan bitmeyen bir 100 milyon her zaman iyidir bunun adına bereket denir, mal hırsıyla çalışmaktansa şükredip kanaatkar olmak daha iktisatlı ve faziletlidir.Malın çokluğuna değil malın bereketine talip olun....
Yüreğine sağlık Aslı Birer.
Bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır.
Yok bir sitemim
Hayatta hersey kısmet...
Son nefes zor nefes
Alaattin çakıcı muhalefet liderini tehdit etmişde bizim gazeteciler haberci olduğunu hatırlamış. Vayy arkadaş ne arşivleri varmış mafya konusunda..
Tarihin en adi en aşağılık terör örgütlerinden biri olan pkk kadın ticaretinden uyuşturucu ticaretine kadar silah ticaretinden kitlesel katliamlara kadar her türlü insanlık dışı faaliyete kulağının üstüne yatan insanların gazeteci diye mafya ahkamı kesmesi tamamen sahibinin sesi olma isteğindendir.. Bütün bu gazeteciler yanı başımızda duran Azerbaycan ermeni savaşını ve bu savaşta yaşanan ermeni katliamlarını görmemiştir... Hatta ermenilerin 90lı yıllarda yaptığı katliamları bile arşivlerinden çıkaramayanların terör örgütü pkk nın azmettiricisi bir mahkumun sözcülüğüne savunan bir muhalefet liderinin tehdit edilmesi ne babayiğit gazeteciliktir...
Teşekkürler Aslı Birer.
Öğrendikçe daha çok "bilmiyorum" diyesi geliyor insanın...
"Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını
Albümün tozunda darmadağın anılar
Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi?
Neye dokunsam çürüyorum kuytumda
Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı"
...
Adem
Cennet kokulu insanlar gördüm,
Şu ahiri zamanda,
Müptela oldum desem yeri,
İçimde bir hasret kokusu,
Bir özlem güzel insanlara,
Sonunda yine Tanrı'yla başbaşa kalmak vardı,
Anladım ki kıyamete ramak kaldı...
Yersiz bir kahramanlık duygusu yüreğimi sardı,
Elimde bir sigara,bende işe efkar vardı,
Ve Adem de aldandı...
Ben ki bir ademoğlu,
Ben ki bir deli rüzgar,
Ruhumun derinliklerinde,
Meryem oğlu İsa var,
Dedim ya ahiri zaman şimdi,
Hâlbuki Muhammed'in hatırı vardı...
Ve, kıyamete ramak kaldı...
Bütün putperestleri sinir ettiğim an,
Müminlere bayram vardı.
O anda Muhammed tebessümüyle bana bakardı,
Yüreğimde sabır,yüreğimde şükür,
Yüreğimde tevekkül vardı,
Azıcık da olsa efkarım kaldı....
Ne varsa kutsaldan yana zamandi,imkandi ve imtihandi...
Ve,Adem de aldandı...
İngiliz şirketlerinin avukatı kim
"Ne mutlu Türk'üm diyene " bu ülkenin kurucu felsefesidir... İktidarı muhalefeti aklınıza koyun de-ğiş-tir-emez-sin-iz.
Işler güçler yoğunluk Meltem,
Önem sırasına göre vakit ayırıyorum. Seni görünce yazdım.
Klavyenin mürekkebi bitmesin diye herkese herşeye yazmıyorum. :-)
Anayasa çalışmalarında ilk dört maddeyi tartışmaya açan tüm partiler fetönün lacivert renkleri dir.. Anayasa yı değiştirdim diye ortada gezen akape madenleri ingiliz ve benzeri şirketlere babalar gibi satmıştır.. Oysa anayasa kararı vardı yeraltı zenginliklerini yabancılara satılamaz diye.. Yani iktidarı muhalefeti anlaşmış madenleri satmak için yarışıyor. Vatandaş da yoksulluktan dolayı harap ve bitap düşmüş durumda.
Acıyı hissedenler öfkeli konuşurlar. Acıyı hissetmeyenler, acıyı hissedenleri anlamazlar...
Evradı Kudsiyye
Bir ağır yükün altındayım,
Sanki cahilliğin nedameti boynumda,
Bir sarık bir hırka arasam ne çıkar,
Başım bir tac bir dua ile korunmakta...
Kaç kıskançlık yedim bilmiyorum,
Hastahaneler mekanım oldu,
Neden bütün bu acıyı ben çekiyorum....
Hangi ukalalığım sebep oldu,
Hangi tevazu yanımdan geçmedi,
Neden bu zamana kadar başım hiç üşümedi,
Ve neden kış erken gelmedi.....
Keşke herşeyi bilen ben olmasaydım,
Bir ustadım olsun ne olur,
Oturayım dizinin dibinde,
Kaç kıskançlığın esiri oldum,
Kaç kez hased yedim ben....bimiyorum..
Neden övünmek için kendimi seçiyorum,
Neden bir kez de ben kıskanç olmuyorum,
Umursamıyorum.
Neden dürüstlüğü abdest sayıyorum,
Ve riyaya bir tekme vuruyorum,
Ey merhametin menbaı!
Bu gidişle ben,
Aldanıyorum,aldanıyorum...
Aldanıyorumuyum?
Hayır hayır bir zikre dalıyorum,
Bir kitap okuyorum,
Ey evradı kudsiyem elimden tut istiyorum,
İstiyorum,istiyorum....
ooo artaçbeylerdegelmişlerrrr...