batının bizi köşeye sıkıştırmak için kullandığı elverişli bir manivela durumundadır sözde soykırım meselesi yoksa daha dün denebilecek bir tarihte olmuş bir olayın belgelerini incelemek ve hakkaniyetli bir karar vermek çok zor olmasa gerek. türkiye bu konuda binlerce belge ve doküman sunmuştur dünya kamuoyu nezdinde ama önce millet olarak biz sıkı durup safları birleştirebiliyor muyuz mesela bir mesai arkadaşım bu onuda bir seminer verilirken çıkıp dedi ki ben kürt bir vatandaşım ve Osmanlının bunu yaptığını düşünüyorum. bunu hiçbir belge ve kanıta dayandırmadan bu kadar rahat söyleyebildi, buna inanabiliyor. yine içimizde canan Kaftancıoğlu gibi atatürkün kurduğu bir partinin İstanbul il teşkilatlığı gibi gözde bir makamındaki kişi dillendirdi ve bırakın tepki almayı o insan hala el üstünde tutulabiliyor bu konuda biz birlik olamamışız ki dışarıda nasıl mücadelesini verebilelim.
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin Bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca Konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim Burda yanım yöremsin Beni ruh gibi saran Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Yavuz Bülent Bakiler
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin. Özdemir Asaf
sayın nurgül kılavuz hanımefendi efendim söylediğiniz gibi ülkede bir enflasyon sorunu olduğu doğrudur, bunun altında yatan sebepleri hepimiz biliyoruz iki yıldır uğraşılmakta olan salgın sürecindeki kapanmadan sonra üretimin yeniden artması sonucu enerji ve doğalgaz talebi arz fiyatlarını arttırmış ve enflasyonu azdırmıştır öte taraftan bizim dolar manüpülasyonlarıyla uğraşıyor olmamızın aynı döneme denk gelmesi bal bla bla ancak tüm bunlar artan enflasyona mazeret değildir dediğinizi duyar gibiyim beni her şeyden evvel tüm bunlar karşısında çaresiz oturan bir hükümet olmaması ve süreklei gelirlere zam yapılarak vergiler indirilerek bu sorunlarla baş edilmeye çalışılıyor yani birilerinin dediği gibi aciz bir yönetim olmuş olsa idi buradaki vergi indirmez vergi muafiyeti getirmez vergi bindirir yeni vergiler koyardı sorunlar krizler olabilir, bunlar olmayacak diye bir gerçeklik yok ama o sorunlarla mücadele ruhunuzdur sizi başarılı kılan daha başka şeyler de söylemek isterdim ancak herkesin ve sizin de aslında neyin ne olduğunu iyi bildiğinizi biliyorum onun için tekrar etmeye gerek duymuyorum iyi günler diliyorum efendim.
şimdi çok sayın kılıçdaroğlu başkanım genel başkanım pek muteber abijim millet sana uyup biz de su faturalarını ödemiyoruz dese benim halim nicolur arzolunur efendim gierçekten
hizmetlerini beğenmediğiniz ibb genel başkanı ekrem balıkçıyanoğlu
günaydın kürsünün karanlıktan vidyo çekip iki üç hafta evvel de geceliği yüz yirmi bin tl lik otel odalarından frikik pardon görüntü verenlerinin derin çelişkilerini dikkatle gözden kaçırmaya çalışanları günaydın kadın dayanışması adı altında ittifak ortağının eylemini küçümseyenleri günaydın popülizmden beslenenleri hepinize günaydın
Türkiye’de İstanbul ne ise, İstanbul’da gece ne ise Gecede yürümek ne ise Yürürken düşünmek ne ise Seni unutamamacasına düşünmek ne ise Unutamamanın anlamı ne ise Seni sevmek ne ise Saklayayım mı yok söyleyeyim derken Birden aşka düşmek ne ise Her neyse...
Şair Eşref İzmir’de bulunduğu bir gün yolda vali Kamil Paşa ile karşılaşır. Hoşbeş ettikten sonra Kamil Paşa yakında Mısır’a gideceğini, gelirken şaire bir eşek getireceğini latife yoluyla söyler. Aradan hayli zaman geçer, yine bir gün yolda ikisi karşılaşır. Kamil Paşa şaire hitaben: - Seni gördüm de aklıma geldi, sana eşek getirecektim, ama unuttum, der. Şair Eşref hiç bozuntuya vermeden cevabı yapıştırır. - Önemli değil paşam, siz geldiniz ya, yeterli, der.
on bir iyidir paganların sözde ilahlarının temsili ben de diyorum ki on birde jübilemi yapayım evet evet on bir iyidir
(dış ses) ulan bu sefer kendin gitmezsen zaten paket yapılıp geldiğin şekilde ve geldiğin yerin de aşağısına zaten gönderileceksin bunu bile bile kendin istemiş te gitmiş gibi yapıp bizi kıllandırma halen zevahir derdinde yav
ha bir de çok lütufkar gördüm seni canımsın ya elli binin lafı olmaz diyorsun ya bayıldım elli binden beş yüz lira der gibi bir evin bir yıllık harcırahı değilmiş te ancak ibb başkanı millet ittifakı adayı İmamoğlu dört porsiyon balık iki şişe şarap için harcayabilirmiş gibi bahsettin de sanki devletin kasasından değil de imamoğlunun kar küreyerek kazandığı alın teri bir paraymış gibi çok alicenapsın çok işte sana bu yüzden mi aşık oldum gibi sanki ben
aslıcığım şu güne kadar mecliste neden halkınkinden daha ucuz et yiyoruz diye millet ittifakından bir milletvekili çıkmış mı gen soru önergesi veren itiraz eden yani demem o ki burdan bir muhalefet devşiremezsin elinde kalır yalnız kalırsın canım sonra seni faik öztraklar trak yapar özden özerler özünden eder aman ha cıks sen bize lazımsın
aslıcığım aşığım seninle siyaset nedeniyle karşı karşıya gelmeyi hiç istemezdim ama buna cevap vermeden edemedim meclis lokantasında eti neden çok ucuza yiyoruz diye gen soru önergesi veren bir millet ittifakı millet vekili var mı olmuş mu yani onlar da memnunken bu durumdan burdan bir muhalefet çıkmaz canım cıks yalnız kalırsın
aslında çok üzülüyorum çok sayın kılıçdaroğlu ekrem İmamoğlu murat ongun, mansur yavaş gibi tipleri savunmak zorunda hissetmek ve bunu yapabilememenin çaresizliği ezikliği tüm iyi niyetlerinize tüm gayretkeşliğinize rağmen sizin jargonunuzu çaydan yağdan öteye taşıyamayan sizi mentalite olarak et balık kurumuna gittim alınmadım, hazine müsteşarı da beni reddetti kapılar kiylitli zincir şakırtıları ühü ühü ühü beni kimse sevmiyor oysa ekremime yapraklar bile titreyerek reverans yapıyor noktasına kilitleyen bir sistemi savunmak zorunda bırakıyor sizi henüz hiçbir sosyolog bu toplumsal çıldırma haline anlam tanım getiremedi niceleri intihara yeltendi sırf bu beceriksizliklerinden dolayı
günaydın kürsümün şiir bırakıcam bahanesiyle siyasete doyamayanları yağı bulamayıp lüküs balıkçılarda sabahlayanları nevşinimde şirinimde dündarımda yağ çok
yenilip te yağ bulamayan güreşecektim de yağım kalmadı diyen penlivanlara duyrulur amma öyle sanmayın iktidaradır o yağlar niye iktidara yağlama yapsınlar ki onlar da haklı iktidar bir iftar menüsüne yirmi lira bedel öderken muhalif kanal gecede elli bini dört kişi yeyince muhalefete iki gözüm muhalefet iktidara gelirse nasıl bir hüküm edeceğinin reklamlarını yemeli içmeli bol keseden çakma sanatçılara konserler çakma tablolara milyon dolarlar vereceğinin emarelerini ibb de gösterince bizim şu yukarda saydığım şürekâ yağı esirgemedi muhalefetten tadından yenmeyen bir yağlama yalakalanma örneği sergilediler
O zamanlar yağ ucuzdu hem yerli Hemde miliydi .. Pehlivanlar tepeden tırnağa yağ içindeydi .. Evet yenilen pehlivanlar güreşe doymazdı ama yağa doyarlardı... Ne günlerdi -:)))
" içimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere Ve bir kurtuluş bulamadık. Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için Ama kimse duymuyor bizi. Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz."
şu bölümü sevdim on yedi kırkbeş çok sayın kılıçdaroğlu için düşündüm de çok dokundu naapim düşkünüm siyasete onsuz yapamıyorum sonum hazin olacak olsada sahi bu kaçıncı olacak dokuz mu on mu on bir mi çıkmışsın yenilmişsin
güvercinlerin yemlenmesi de dolarlandı di mi bak az daha unutuyor idim güvercin dediysek bunlar şahin bakışlı paranın kokusunu insan ırkını bir de istendiği şekilde istenen şekilde ötmesini bilen eğitimli özgürlüğüne düşkün yalınız dolar kokusuna esir güvercinler
size bir fıkra bir gün sahibi eşeğine bir sürpriz yapmak istemiş ve iki aynı uzaklıkta fakat farklı yöndeki noktalara ot demeti koymuş fakat ikisi de çok taze çok yenesi zavallı eşek önce şu mu önce bu mu derken ikisinin de yiyemeden bir ona koşmaktan sonra vaz geçip buna koşmaktan çatlayıp ölmüş bizim millet ittifakı da şu mu bu mu derken adaysız orta yerde kalıverecek diye korkmaktayım daaaa
batının bizi köşeye sıkıştırmak için kullandığı elverişli bir manivela durumundadır
sözde soykırım meselesi
yoksa daha dün denebilecek bir tarihte olmuş bir olayın belgelerini incelemek ve hakkaniyetli bir karar vermek çok zor olmasa gerek.
türkiye bu konuda binlerce belge ve doküman sunmuştur dünya kamuoyu nezdinde
ama önce millet olarak biz sıkı durup safları birleştirebiliyor muyuz
mesela bir mesai arkadaşım bu onuda bir seminer verilirken çıkıp dedi ki ben kürt bir vatandaşım ve Osmanlının bunu yaptığını düşünüyorum.
bunu hiçbir belge ve kanıta dayandırmadan bu kadar rahat söyleyebildi, buna inanabiliyor.
yine içimizde canan Kaftancıoğlu gibi atatürkün kurduğu bir partinin İstanbul il teşkilatlığı gibi gözde bir makamındaki kişi dillendirdi ve bırakın tepki almayı
o insan hala el üstünde tutulabiliyor
bu konuda biz birlik olamamışız ki dışarıda nasıl mücadelesini verebilelim.
kendime bir şiir bırakayım
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Bazen kız kardeşimsin
Bazen öp öz annemsin
Sultanımsın susunca
Konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim
Burda yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran
Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Yavuz Bülent Bakiler
kendime bu şiir
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Özdemir Asaf
sayın nurgül kılavuz hanımefendi
efendim söylediğiniz gibi ülkede bir enflasyon sorunu olduğu doğrudur,
bunun altında yatan sebepleri hepimiz biliyoruz
iki yıldır uğraşılmakta olan salgın sürecindeki kapanmadan sonra üretimin yeniden artması sonucu enerji ve doğalgaz talebi arz fiyatlarını arttırmış ve enflasyonu azdırmıştır
öte taraftan bizim dolar manüpülasyonlarıyla uğraşıyor olmamızın aynı döneme denk gelmesi bal bla bla
ancak tüm bunlar artan enflasyona mazeret değildir dediğinizi duyar gibiyim
beni her şeyden evvel tüm bunlar karşısında çaresiz oturan bir hükümet olmaması ve süreklei gelirlere zam yapılarak
vergiler indirilerek bu sorunlarla baş edilmeye çalışılıyor
yani birilerinin dediği gibi aciz bir yönetim olmuş olsa idi buradaki vergi indirmez vergi muafiyeti getirmez vergi bindirir
yeni vergiler koyardı
sorunlar krizler olabilir, bunlar olmayacak diye bir gerçeklik yok ama o sorunlarla mücadele ruhunuzdur sizi başarılı kılan
daha başka şeyler de söylemek isterdim ancak
herkesin ve sizin de aslında neyin ne olduğunu iyi bildiğinizi biliyorum onun için tekrar etmeye gerek duymuyorum
iyi günler diliyorum efendim.
şimdi çok sayın kılıçdaroğlu başkanım
genel başkanım
pek muteber abijim
millet sana uyup biz de su faturalarını ödemiyoruz dese
benim halim nicolur
arzolunur efendim
gierçekten
hizmetlerini beğenmediğiniz
ibb genel başkanı
ekrem balıkçıyanoğlu
günaydın kürsünün
karanlıktan vidyo çekip
iki üç hafta evvel de
geceliği yüz yirmi bin tl lik otel odalarından frikik pardon görüntü verenlerinin derin çelişkilerini dikkatle gözden kaçırmaya çalışanları
günaydın
kadın dayanışması adı altında ittifak ortağının eylemini küçümseyenleri
günaydın popülizmden beslenenleri
hepinize günaydın
Bunlar engerekler ve çıyanlardır
Bunlar aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü
Ahmed Arif
Türkiye’de İstanbul ne ise,
İstanbul’da gece ne ise
Gecede yürümek ne ise
Yürürken düşünmek ne ise
Seni unutamamacasına düşünmek ne ise
Unutamamanın anlamı ne ise
Seni sevmek ne ise
Saklayayım mı yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise
Her neyse...
Ö. ASAF
Tüm şehitlere ve şehit annelerine gelsin gül kırmızı olur anne.....
Kiraz kars’lı ..
Bu paylaşımı İnanın sizin paylaşımlarınıza cevap olsun diye yazmadım ..
Buna İnanın ki yazdıklarınızı okumamıştım bile ..
Burada bi Mavi Salon olacaktı. Yıktılar mı o odayı? Kimler var ihtiyar heyetinden?
haymatlos bu arada sahiden kendin gelmen yetti
Şair Eşref İzmir’de bulunduğu bir gün yolda vali Kamil Paşa ile karşılaşır. Hoşbeş ettikten sonra Kamil Paşa yakında Mısır’a gideceğini, gelirken şaire bir eşek getireceğini latife yoluyla söyler. Aradan hayli zaman geçer, yine bir gün yolda ikisi karşılaşır. Kamil Paşa şaire hitaben:
- Seni gördüm de aklıma geldi, sana eşek getirecektim, ama unuttum, der.
Şair Eşref hiç bozuntuya vermeden cevabı yapıştırır.
- Önemli değil paşam, siz geldiniz ya, yeterli, der.
on bir iyidir
paganların sözde ilahlarının temsili
ben de diyorum ki on birde jübilemi yapayım
evet evet on bir iyidir
(dış ses)
ulan bu sefer
kendin gitmezsen
zaten paket yapılıp geldiğin şekilde ve geldiğin yerin de aşağısına zaten gönderileceksin
bunu bile bile kendin istemiş te gitmiş gibi yapıp bizi kıllandırma
halen zevahir derdinde yav
ha bir de çok lütufkar gördüm seni canımsın ya
elli binin lafı olmaz diyorsun ya
bayıldım elli binden beş yüz lira der gibi
bir evin bir yıllık harcırahı değilmiş te
ancak ibb başkanı millet ittifakı adayı İmamoğlu
dört porsiyon balık iki şişe şarap için harcayabilirmiş gibi bahsettin de
sanki devletin kasasından değil de imamoğlunun kar küreyerek kazandığı alın teri bir paraymış gibi
çok alicenapsın çok
işte sana bu yüzden mi aşık oldum gibi sanki ben
aslıcığım
şu güne kadar
mecliste neden halkınkinden daha ucuz et yiyoruz diye
millet ittifakından bir milletvekili çıkmış mı gen soru önergesi veren
itiraz eden
yani demem o ki burdan bir muhalefet devşiremezsin elinde kalır
yalnız kalırsın canım
sonra seni faik öztraklar trak yapar
özden özerler özünden eder
aman ha
cıks
sen bize lazımsın
aslıcığım
aşığım
seninle siyaset nedeniyle karşı karşıya gelmeyi hiç istemezdim ama
buna cevap vermeden edemedim
meclis lokantasında eti neden çok ucuza yiyoruz diye
gen soru önergesi veren bir millet ittifakı millet vekili var mı olmuş mu
yani onlar da memnunken bu durumdan
burdan bir muhalefet çıkmaz canım
cıks
yalnız kalırsın
aslında çok üzülüyorum
çok sayın kılıçdaroğlu ekrem İmamoğlu murat ongun, mansur yavaş gibi tipleri savunmak zorunda hissetmek ve bunu yapabilememenin çaresizliği ezikliği
tüm iyi niyetlerinize tüm gayretkeşliğinize rağmen
sizin jargonunuzu çaydan yağdan öteye taşıyamayan
sizi mentalite olarak
et balık kurumuna gittim alınmadım, hazine müsteşarı da beni reddetti
kapılar kiylitli zincir şakırtıları
ühü ühü ühü
beni kimse sevmiyor
oysa ekremime yapraklar bile titreyerek reverans yapıyor
noktasına kilitleyen
bir sistemi savunmak zorunda bırakıyor sizi
henüz hiçbir sosyolog
bu toplumsal çıldırma haline anlam tanım getiremedi
niceleri intihara yeltendi
sırf bu beceriksizliklerinden dolayı
günaydın
kürsümün
şiir bırakıcam bahanesiyle
siyasete doyamayanları
yağı bulamayıp
lüküs balıkçılarda sabahlayanları
nevşinimde şirinimde dündarımda yağ çok
yenilip te yağ bulamayan güreşecektim de yağım kalmadı diyen
penlivanlara duyrulur
amma öyle sanmayın iktidaradır o yağlar
niye iktidara yağlama yapsınlar ki
onlar da haklı
iktidar bir iftar menüsüne yirmi lira bedel öderken muhalif kanal gecede elli bini dört kişi yeyince muhalefete iki gözüm
muhalefet iktidara gelirse nasıl bir hüküm edeceğinin reklamlarını yemeli içmeli bol keseden çakma sanatçılara konserler çakma tablolara milyon dolarlar vereceğinin emarelerini ibb de gösterince bizim şu yukarda saydığım şürekâ yağı esirgemedi muhalefetten
tadından yenmeyen bir yağlama yalakalanma örneği sergilediler
her operasyon olduğunda kim barıştan söz ediyorsa... süzme pkklıdır
O zamanlar yağ ucuzdu hem yerli Hemde miliydi ..
Pehlivanlar tepeden tırnağa yağ içindeydi ..
Evet yenilen pehlivanlar güreşe doymazdı ama yağa doyarlardı...
Ne günlerdi -:)))
Kırkpınar güreşlerini severiz milletçe hele bi de yenilen pehlivanınki bambaşkadır.
" içimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını
Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere
Ve bir kurtuluş bulamadık.
Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için
Ama kimse duymuyor bizi.
Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz."
şu bölümü sevdim on yedi kırkbeş
çok sayın kılıçdaroğlu için düşündüm de
çok dokundu
naapim düşkünüm siyasete
onsuz yapamıyorum
sonum hazin olacak olsada
sahi bu kaçıncı olacak dokuz mu on mu on bir mi
çıkmışsın yenilmişsin
güvercinlerin yemlenmesi de dolarlandı di mi
bak az daha unutuyor idim
güvercin dediysek bunlar şahin bakışlı
paranın kokusunu insan ırkını bir de istendiği şekilde istenen şekilde ötmesini bilen
eğitimli özgürlüğüne düşkün yalınız
dolar kokusuna esir güvercinler
fuzuli güzeldir
O dilber ki, devamlı aşığa yüzünü göstermez;
O dilber ki, devamlı aşığa yüzünü göstermez;
Noksan kalır; bakış feyzi bulup, olgunluk kesbetmez...
Aşıkları kendine çekmeyen, gerçek maşuk sayılmaz;
Ne çıkar o suret güzelliğinden ki, hal ehlini cezp etmez? ...
Maşukun yüzü, bilge olmayandan gizli kalmalı;
Çünkü bilge olmayan, Allah’ın sanatını idrak etmez...
Güzellerin vuslatına talip olan, nefsin arzusudur;
Yoksa gerçek aşk için: ayrılık: ya da vuslat: fark etmez...
Maşuk, aşığın var olan hayat nakdini harcıyor;
Korkulur ki, bu zulmü maşukuna aşık helal etmez!
Güzeller naz cilvelerini mecaz ehline göstersinler;
Hakikat ehli, kendini zülüf ve bene müptela etmez!
Fuzuli, suret aleminde şaşkın ve gafil gezer durur...
Nasıl gafil? Bu sevdanın sonunu hiç hayal etmez...
Fuzuli
size bir fıkra
bir gün sahibi eşeğine bir sürpriz yapmak istemiş ve iki aynı uzaklıkta fakat farklı yöndeki noktalara ot demeti koymuş
fakat ikisi de çok taze çok yenesi
zavallı eşek önce şu mu önce bu mu derken ikisinin de yiyemeden bir ona koşmaktan sonra vaz geçip buna koşmaktan çatlayıp ölmüş
bizim millet ittifakı da şu mu bu mu derken adaysız orta yerde kalıverecek diye korkmaktayım
daaaa
barış kuşlarınızı nasıl eğittiniz
de arap ırkıyla slav ırkını bu kadar iyi ayırdedebiliyor
akabinde siyaset değil mi
çözdük seni
direk gir bence
elif key
tarkovsky
iyidir
süper paylaşım