Kültür Sanat Edebiyat Şiir

atabetül hakayık sizce ne demek, atabetül hakayık size neyi çağrıştırıyor?

atabetül hakayık terimi Göktürk Kutluhan tarafından 23.11.2004 tarihinde eklendi

  • Gün Dönümü
    Gün Dönümü 13.12.2013 - 11:31

    hakikatler eşi(tli) ği...

  • İlhan Coşkun
    İlhan Coşkun 06.12.2013 - 00:44

    bu ne la

  • Nehir Savaş
    Nehir Savaş 15.11.2013 - 01:27

    Edebiyat dersinden hatırlar gibiyim:(

  • Mehmet Karagöz
    Mehmet Karagöz 14.10.2013 - 23:11

    Dini konuları içeren iman, itikat, amel ve ahlak bilgilerini aruz vezniyle okuyucuyu sıkmadan öğretme amacı taşıyan bir eser. Böyle eserler sayesinde milletimiz her konuda duyarlı, bilgili ve eğitimli bir birey olmuş bu bireylerden teşekkül eden mümtaz bir millet olmuşuz. İleri ki yıllarda bu tarz şiirler yazmayı ben de düşünüyorum.

  • Mahmut Demir
    Mahmut Demir 10.09.2013 - 15:07

    yorum lara bakmadan yazıyorum; kpssye çalışırken 50 kere ezberlemişimdir ya kitabın adını unutuyorum ya da yazarını edib ahmet yükneki'ydi galiba :)

  • Sultan Şeker
    Sultan Şeker 17.12.2012 - 15:52

    hakikatlerin eşiği

  • Semra Siyah Kapak
    Semra Siyah Kapak 08.11.2012 - 23:41

    Kpss ye girerken zor ezberlemiştim. İnsan daha kolay bir isim koyar kitabına ya:s

  • Zeynep Mete
    Zeynep Mete 29.11.2010 - 09:27

    Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği) , Edip Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur. 'Hibetü'l-Hakayık', veya 'Aybetü'l-Akayık' olarak da isimlendirilir.Eserde dünyayı, tanrıyı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.
    Türk nazım birimi dörtlüklerle oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib'in 'Kutadgu Bilig'i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar diliyle yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l Hakayık'ın Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.
    ==Özellikleri==
    Gerçeklerin eşiği anlamına gelir.
    Konusu din ve ahlaktır.
    Didaktik (öğretici) bir eserdir.
    Mesnevi tarzında yazılmıştır.
    46 beyit ve 101 dörtlükten oluşmaktadır.
    Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
    Arapça ve Farsça kelimeler vardır.
    Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır.
    Eserin Konusu:Eser 14 bölümden oluşur.Baştaki 5 bölüm giriş,şairin {nevi}adını verdiği8 bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş bölümüdür.
    Giriş bölümleri {kaside}biçimiyle(aa ba ca da...) ,asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü (dörtlüklerle) [aaba]yazılmıştır.Giriş bölümünde 80 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük vardır.Eserin tamamı 484 dizeden oluşur.

  • Kubilay Tek
    Kubilay Tek 07.12.2009 - 00:35

    hakikatların eşigi 12. yy de yazılmış olan eser edip ahmet yükneki tarafından kaleme alınmıştır

  • Zeytin Zeytin
    Zeytin Zeytin 07.11.2009 - 21:37

    edip ahmet yükneki.

  • Ömer Akdeniz
    Ömer Akdeniz 01.03.2009 - 10:04

    Atabetü'l-Hakayık
    Kutadgu Bilig'e göre çok daha kısa, basit ve hattâ bir dereceye kadar kaba, cansız bir başka Türk eseri, Edip Ahmed'in Atabetü'l-Hakayık adlı eseridir. Kimliği hakkında fazla bilgi bulunamayan Edip Ahmed'in Yüknek'li Mahmud'un oğlu olduğu, ama olduğu ve manzum olarak Türkçe vaaz ve öğütler verdiği bilinmektedir.
    Eser, Kutadgu Bilig'den çok daha İslâmidir; önce Allaha, Peygambere ve dört halifeye övgü ile başlaması, onun İslâm geleneğine daha çok girdiğini gösterir. 'Gerçeklerin Eşiği' anlamındaki bu eser gene tarihi kişiliği fazla bilinmeyen Muhammed Dad İspehsalar Bey'e takdim edilmiştir. Fazla orijinalitesi olmayan, o devirdeki inanç ve kültür ortamına uygun bilgileri manzum olarak söyleyen, bunları âyet ve hadislerle destekleyen bir kitaptır. Ancak eserin daha sonra çeşitli yerlerde ve çeşitli zamanlarda çoğaltılması ve düzenlenmesi, eğitim alanında önemli bir ihtiyacı karşıladığını göstermektedir.
    Atabetü'l-Hakayık, halka verilen öğütlerdir. Ancak buna rağmen içindeki Arapca ve Farsça kelimelerin bir hayli arttığı görülmektedir. Cömertliği, tevazuyu, keremi övmesi; kibir ve harisliği yermesi o zamanki kültür ortamında bir gelenek olmuştu. Bu eser, eğitim tarihimiz bakımından şu noktalarda ilginçtir. Emir övülürken
    'O akıl, anlayış, şu'ur ve zekâ mekanı, bilgi ocağı ve fazilet kaynağıdır'
    denmesi, o zaman beğenilen, takdir edilen ideal bir şahsiyet tipinden neler anlaşılması gerektiğini çok iyi göstermektedir. Aynı Kutadgu Bilig'de olduğu gibi, burada da bilgi ve dil konuları üzerinde en başta ve hassasiyetle durulmaktadır. Edip Ahmed'e göre de bilginin faydası veya bilgisizliğin zararı açıkça görülmektedir. Bilgi, mutluluk yoludur. Kemik için ilik ne ise, insan için de bilgi odur. Bilgisiz insan hiç bir şeydir, bir ölüdür. Bilgisize doğru söz ve öğüt tatsız, faydasız gelir. Yaradan Tanrı ancak bilgili olmakla bilinir; insanın kendisi de bilgi ile yükselir. Bilginin temeli olan akıl, insanın gerçek ziynetidir.
    Atabetü'l-Hakayık'ta üzerinde durulan bir başka konu da, insanın diline sahip olmasıdır. Edeblerin başı, dili gözetmektir. Düşünerek konuşmalıdır, yoksa dil ve söz insanın başına bela olur. İnsana ne gelirse dili yüzünden gelir. Zaten Hz. Muhammed de 'İnsanı ateşe atan dilidir' diyordu. Edip Ahmed de ok yarasının bir gün kapanabileceğini ama dil yarasının kapanamayacağına işaret ediyordu. O halde yalan söylememek, gevezelik etmemek ve doğru söylemek gerekir; çünkü doğru söz şifadır. İnsanın diline hakim olması, doğru ve güzel söz söyleyebilmesi için de, sadece maddî hayatı sürdürebilmek için gerekli bazı bilgilerin değil, son derece soyut bilgilerin de yaygın eğitim vasıtasıyla verilmesi gerekiyordu. Ancak manevî kültür gililerinin bu kadar çoğalması yaygın eğitimin gücünü zorluyor; örgün eğitimi zorunlu kılıyordu.
    yüzyılda başlayan çeşitliliğe rağmen yeni merkezler arasında devamlı ve sıkı bir münasebet vardır. Kâşgarlı Mahmud, Türk dilinin aslî harfleri olarak Uygur harflerini verirken şöyle der: 'Eski zamandan bugüne kadar, Kâşgar'dan Yukarı Çin'e dek kuş bakışıyla bütün Türk ellerinde, hakanların ve sultanların kitaplarında ve yazışmalarında bu yazı kullanılır.'(*) Demek ki, 11. yüzyılda Kâşgar'da ve Uygur merkezlerinde aynı yazı ha- kimdir. Esasen Uygur ve Karahanlı eserlerinde kullanılan dil de -dinle ilgili kelime ve terimler hariç- aynıdır. 13. yüzyılda Harezm'de yeni bir merkez kurulurken Azerbaycan ve Anadolu'da meydana getirilen Behcetü'l-Hakâyık vb. karışık dilli eserler, doğudan gelen bu tesiri gösterir. Bu eserlerde hem Doğu Türkçesi, hem de Batı Türkçesi özellikleri bir arada bulunur. Bundan başka Ha- rezm'de meydana getirilmiş Nehcü'l-Ferâdis, Muînü'l-Mürîd gibi Kuzey-Doğu Türkçesiyle ya- zılmış eserlerin İstanbul ve Anadolu kü- tüphanelerinde bulunması da karşılıklı alakaların mevcudiyetine delildir. Öte yandan Nesîmî'nin eserleri de Türkistan'da okunmakta ve hatta Nevâyî'nin diline tesir etmektedir. Karşılıklı alakalar, aşağı yukarı 16. asra kadar sıkı bir şekilde devam eder. Fatih Sultan Meh- med'in Uygur yazısını öğrenmesi ve bu yazı ile yar- lığının bulunması; Herat'ta Uygur harfleriyle ya- zılmış Kutadgu Bilig nüshasının Abdürrezzak Bahşı tarafından 1474'te İstanbul'a getirtilmesi bu alakaların en tipik örnekleridir. Aynı Abdürrezzak Bahşı 1480 yılında Atabetü'l-Hakayık'ın Uygur ve Arap harfli bir nüshasını İstanbul'da tanzim eder. Öte yandan yine Atabetü'l-Hakayık'ın 1444'te Herat'ta istinsah edilmiş Uygur harfli nüshası İs- tanbul'da Ayasofya Kütüphanesinde bulunmaktadır Hoca Ahmed Yesevî ve takipçilerinin hik- metlerini içine alan pek çok yazma, İstanbul ve Anadolu kütüphanelerinde mevcuttur. Aynı şe- kilde Çağatay Türkçesinin büyük şairi Nevâyî'nin hemen hemen bütün eserleri, bir kısmı kendi ça- ğında yazılmış yazmalar halinde, bir kısmı özel ola- rak hazırlanmış külliyat ciltleri halinde İstanbul'un muhtelif kütüphanelerinde bulunmaktadır. Diğer Çağatay şairlerinin de muhtelif yazmaları İstanbul
    Doğu Türkçesiyle yazılmış bu yazmalar silsilesi 16. yüz- yılın başındaki Şibanoğulları hükümdarlarından Şibanî Han ve UbeyduUah Han'a (Ubeydî'ye) kadar gelir. Onların divanlarının yazmaları da İstanbul kütüphanelerindedir. Dîvânü Lûgati'-t-Türk'ün yegâne yazma nüshasının da İstanbul'da bu- lunduğunu ve şu anda Millet Kütüphanesinde ol- duğunu hatırlatalım. Karahanlı, Harezm, Kıpçak ve Çağatay Türkçelerine ait yüzlerce yazmanın İs- tanbul, Bursa, Konya vb. şehirlerimizin kü- tüphanelerinde bulunması, Türkistan ile Anadolu arasındaki edebî alakaların canlılığını gösteren mü- şahhas örneklerdir. Tabiî ki bu alaka, karşılıklı tesirler halinde ken- dini gösterir. Nevâî ve diğer Çağatay şairlerinin eserlerinde Oğuz Türkçesine ait özellikler (bol-fiili yerine ol- fiilinin ve zamin n'sinin zaman zaman kullanılması) görülürken Ahmed Paşa'dan baş- layarak Osmanh Türk şairlerinin Nevâyî'ye nazireler yazması; yine Nevâyî'nin Mecâlisü'n- Nefâis'ini örnek alarak Osmanlı yazarlarının pek çok şuara tezkiresi meydana getirmesi karşılıklı te- sirlerin derecesini göstermesi bakımından ilgi çe- kicidir. Bundan da daha ileri bir husus, Çağatay Türkçesiyle şiirler yazan Osmanlı şairlerinin bu- lunmasıdır. 15. yüzyıldaki Kaygusuz Abdal*dan başlayarak Şeydi Ali Reis ve Nedim'i de içine alan ve 19. yüzyılın ilk yarısına kadar uzanan bir şairler zinciri vardır ki bunlar Çağatay Türkçesiyle şiirler yazmışlardır Osmanlı Türklerinin Çağatay Türkçesini öğ renmek ve özellikle Nevâî'yi anlamak için hususi bir sözlük yazması ve ilk kelimesinden dolayı 'Abuşka Lügati' olarak bilinen bu sözlüğün Tür kiye'de pek çok nüshasının bulunması, Batı Türk lüğünün Türkistan Türk Edebiyatma olan alakasını gösteren başka bir örnektir.. Tabiî ki Batı Türklüğü kendi içinde, Kuzey- Doğu Türklüğü de kendi içinde her zaman edebî alakalarım devam ettirmiştir. Bugün Azerbaycan edebiyat tarihlerinde yer alan Nesîmî, Kadı Bur- haneddin, Hatâyî, Fuzulî Azerbaycan'ın olduğu kadar Türkiye Türkleri'nin de şairleridir. Aynı şe- kilde Hoca Ahmet Yesevî'nin şiirleri, Ali'nin 'Kıssa-i Yûsuf'u', Kutb'un 'Hüsrev ü Şîrîn'i', Ha- rezmî'nin, 'Lûtff'si, Nevâî'nin şiirleri, Babür'ün hatıratı, Ebülgazi Bahadır Han'ın eserleri, bütün Kuzey-Doğu Türklüğünün ortak eserleridir. Yu- karıda anlattığımız gibi bu şair ve eserler, Kuzey- Doğu Türklüğü ile Batı Türklüğü arasında devamlı alâka mevzuu olmuştur. Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri ara- sındaki alâkalar ancak 16. asırda, İran'da Safevî devletinin kurulmasıyla kesilir. Bundan sonra kar- şılıklı akış durur. Ancak Osmanlı şairleri arasında Nevâî ve Çağatayca merakı 19. asra kadar devam eder. 19. asırda ise, Türkoloji araştırmalarının iler- lemesiyle daha değişik ve yeni bir alâka başlar. Yukarıda, bütün Türk dünyasının ortak malı olan yazılı edebiyat devirlerini, daha doğrusu Türk dünyasının uzak coğrafyalarında meydana ge tirilen edebiyatların karşılıklı alaka ve tesirlerini kuş bakışı olarak ele aldık. Şimdi, bütün Türk dün yası için ortak kabul ettiğimiz bu ilk devirler ayrı ayrı incelenecektir.

    Dünyada pek çok millet alfabe değişikliği yapmış, fakat hiçbirisi bizdeki gibi sert olmamıştır. Mesela Türkler İslamiyet’i kabul etmeden önce Uygur harflerini kullanmaktaydılar. İslam’ın kabulü ile birlikte İslam harflerini de kullanmaya başlamışlar, fakat çok iptidaî bir yazı da olsa Uygur harflerini asla yasaklamamışlardı. İslamiyetin tesirinde yazılmış olan ilk Türk eserlerine (Atabetül Hakayık vs.) baktığımız zaman hem Uygur harfli nüshalarına hem de İslam harfleri ile yazılmış olan nüshalarına rastlıyoruz.

    Türk edebiyatı mahsullerinden sayılmaktadır.Yazar, eserin dilini (Türk dili) yahut sadece (Türkî) diye adlandırdığı halde, esere takriz yazan Arslan Hoca Tarhan, doğrudan doğruya (Kaşgar Tili) nde yazıldığını açıklamaya lüzum görmüştür. Fakat bu deyimler arasındaki ifade farklarına rağmen, Atabetü'l-Hakayık, çağının klasik edebi Türkçe'sinden yazılmıştır.Konu ve edebi nevi itibariyle Kutadgu Bilig'in bir devamı olan Atabetül-Hakayık, dil bakımından bazı ayrılıklar göstermektedir.Bu Orta-Asya sahasında vücuda getirilen bütün eserlerde göze çarpan bir gerçektir. Yazarın kabile mensubiyeti, müstensihlerin bilgili ve kültür seviyeleri, elbette eserlerin dilinde, yapılışında ve nevinde tesirsiz kalamazdı.Buna da coğrafi ve kronoloji şartlarının da tesiri inkar edilemez.İmlâ, kelime değişikliği işbu tesirin doğurduğu gerçeklerden biridir.Hatta bazen Atabetü-ül Hakayık'ta olduğu gibi, yazarın ad ve soyu, eserin yazılış tarihi ile müellifi dahi lâyıkıyla bilinmemektedir.
    AHMET YESEVİ HİKMETLERİ
    Filoloji ve Lengüistik bakımlardan Orta-Asya'nın Karahanlı Devleti Türkçe'si üzerinde en kuvvetli ve tesirli edebi unsur, Ahmet Yesevi'nin hikmetleri olmuştur. XII.y.y asır mutasavvıf şairlerden olan Ahmed Yesevi,lakabından da anlaşılacağı üzere Yeşili bir Türk evladı idi.Hakkında çok faydalı bilgi F. Köprülü tarafından derlenerek, derinden derine, Anadolu' nün aynı tip ve ayardaki şairi Yunus Emre ile mukayese edilmiştir. Coğrafi ayrılıklara rağmen, çok verimli olan bu iki mutasavvıf şâirden, bilhassa Ahmed Yesevi, ilk Türk mektebinin gelişmesinde müessir olmuş, sade Türkçe sınırlarının genişlemesini temin etmiştir.Buna göre' de Ahmed Yesevi, çağdaşı Mahmudoğlu Edip Ahmed'i ve Kutadgu Biliğ gibi, arkada ilk Türk klasik manzum Türk edebiyatı mektebinin kurucusu kıymetini taşıyan büyük bir eser bırakmış, hatta onun genişlemesine engel olmuştur.Halkın içinden yetişme bir aydın yazar sayıldığından, ruh okşayıcı ve çekici olan hikmetleri sayesinde, pek kısa bir zamanda, çadırlarda yaşayan Bozkır Halkı'nın düşünüşü üzerinde geniş tesirleri yaratmış, bahtiyar, efsanevi şahsiyetler seviyesine yükselmiştir. Mevcut kaynaklara göre, Ahmed-Yesevi 562 Hicri = 1166 Miladi yılında vefat etmiştir.
    Saraycık Testisi Yazısı:
    Yusuf Has Hâcip, Edip Ahmet, nihayet Ahmed Yesevi gibi üç mümtaz şairin, didaktik mahiyetteki, yeni hikmet tarzındaki edebiyat nevileri elbette tesirsiz kalamazdı.Halk ruhunu okşayan bu hikmetlerden, bilhassa halk edebiyatına yakıştırılanlar, yalnız kağıt üzerinde kalmamış, diğer sanat eserlerine de geçirilmiştir.Testi, tepsi madeni eşyalarda olduğu gibi bunlar beyitler halinde usta hattatlar tarafından, çeşitli eşyalara hak edilmekle, hem cemiyet zevkini okşamış, nemde tasavvuf edebiyatının yayılımına hizmet etmişlerdir. Saraycık Testisi adıyla araştırmalarda yer almış olan bir testi üzerindeki iki beyit, klasik edebiyat havasının, uzun zaman Orta-Asya halkı arasında yaşamış olduğuna kuvvetli bir delil teşkil etmektedir. 1909 yılında yapılan bir kazı esnasında elde edilen bu testideki beyitin biri doğrudan doğruya Kutadgu Biliğ'den diğeri ise aynı değerdeki diğer meçhul bir eserden alınmıştır.Yesevi'den de alınmış olabilir.
    KUTADGU BİLİĞ MUKADDİMESİ
    Yazarı bilinmemekle birlikte, eski Kaşgar Türkçesi'nin nesir örneği olması itibarıyla, Kutadgu Biliğ mukaddimesi, Karahanlı edebiyatı için, büyük bir değer taşımaktadır.Kutadgu Biliğ'den takriben 100-200 yıl sonra yazıldığı iddia edilmektedir.Yusuf Has Hâcib'e atfedenlerde vardır. Fakat birinci iddia daha uygun görülmektedir.Üslubu, muhtevası ve edası bunu tamamıyla teyit etmektedir. Bâ husus ki Kutadgu-Biliğ'in elimizde mevcut üç nüsha fihristinde bu bahis, birbirinden farklı şekildedir. Bu düzensizlik, bizzat yazarın elinden çıkmadığını göstermektedir.
    Kaynaklar

    Karahanlı dönemine ait eserler (Divanu Lugati’t- Türk, Kutadgu Bilig, Atabetü’l -Hakayık, Divan-ı Hikmet) , 2. Karahanlı dönemine ait eserler üzerine yapılmış
    atabetü'l-hakayık. yüknekli edip ahmet tarafından 12. y.y.'da aruz ölçüsüyle, ancak 11'li hece ölçüsünü çağrıştıran bir kalıpla yazılmıştır. atabetü'l-hakayık da tıpkı kutadgu bilig gibi öğüt vermek amacıyla yazılmıştır. eserde bilgi-bilgisizlik, dilin iyi kullanılması, cömertlik-cimrilik, alçakgönüllülük, açgözlülük, iyilik-kötülük gibi belli başlı konular irdelenir.

    bu eserde de kutadgu bilig'de olduğu gibi, türk töreleriyle islam inancının harmanlanması ve uyumu ön planda tutulmuştur

  • Ömer Akdeniz
    Ömer Akdeniz 01.03.2009 - 10:03

    Orta Asya'da Hakaniye lehçesiyle yazılmış bu dönem eserlerinden bir başkası da Atabetü'l-Hakayık'ûr. Yazarı, Yüknekli Edip Ahmet olan Atabetü'l-Hakayık'ın yazılış tarihi bilinmemekle birlikte Kutadgu Bilig'den yarım yüzyıl sonra yazıldığı sanılmaktadır. Eserin yazan Edip Ahmet bin Yükneki hakkında belgelere dayalı bilgi edinemiyoruz. Ancak, eski kaynaklar, örneğin Ali Şir Nevai'nin Nesaimü'l-Mahabbe adlı eseri Edip Ahmet'le ilgili olarak daha çok destani nitelikli bazı bilgiler vermektedir. Bu da bize yazarın adının 15.yüzyıla kadar unutulmadığını gösteriyor.
    Aruzun fe'ulün/ fe'ulün/ fe'ulün/ fe'ul kalıbıyla yazılmış olan bu manzum eser İslâmi kitap düzeni gereği bir tevhidle başlar. Tevhidi, bir na't ile dört halifenin övgüsünün yapıldığı manzumeden sonra eserin sunulduğu Emir Sipehsalar'ın övgüsüne ayrılan ve yazılış nedeninin anlatıldığı bölümler izler. Sözü edilen bu bölümler, gazel, kaside kafiyesiyle kafıyelenmiştir. Atabetü'l-Hakayık'ta daha sonra dörtlüklerle söylenmiş esas metin bölümü yer alır. Bu bölüm bazı başlıklar altında

    sıralanmıştır. Anılan başlıklar altında işlenen konulardan bazıları ise, bilginin yararı ile cahilliğin zararları, cömertliğin övgüsü, cimriliğin yergisi, dünyanın geçiciliği, alçak gönüllülüğün erdemleri, kibirliliğin kötülükleri gibi ahlaki yanı ağır basan didaktik konulardır.


    Eserde işlenen konulardan da anlaşılacağı gibi Atabetü'l-Hakayık, dini-ahlaki didaktik bir eserdir. Hatta manzum bir vaaz kitabı da denilebilir. İslârni Türk edebiyatının, Müslümanlık inançlarını telkin eden ilk eseri olmasının yanı sıra edebiyatımızın elde bulunan en eski eserle­rinden olması dolayısıyla Türk dili tarihi, tarih ve edebiyat tarihi açısından da önemli bir eserdir.


    Asıl metnin dörtlüklerle söylenmiş olması yazarının milli şiir zevkini sürdürdüğünün göstergesidir. Dil bakımından Kufadgu Bilig'e göre Atabetü'l -Hakayık'ta Arapça, Farsça kelime sayısı daha fazladır. Bu durum eserin dini içeriğiyle ilgilidir. Ancak, halka hitabeden eserde konu ve düşünce kurgusu daha basittir.


    Atabetü'l-Hakayık'ın sonuna eklenmiş olan manzum parçalar, ese­rin 15.yüzyılda bile yazarına saygı duyularak okunan ve yararlanılan bir kitap olduğunun kanıtıdır. Eserin sonunda, Emir Seyfeddin tarafından ya­zılmış olan dörtlükle Emir-i Kebir Arslan Hoca Tarhan'ın manzumesi, Edip Ahmed'i takdir amacıyla kaleme alınmıştır. Bu manzumeleri yazmış olan her iki emir de Timur dönemi emirlerindendir. Takriz olarak kabul edebileceğimiz bu manzumelerde Edip Ahmed'in anadan doğma kör olduğu belirtilir ve eseriyle kazandığı saygıdan, gördüğü ilgiden söz edilir.


    Atabetü'l-Hakayık, Necip Asım (Yazıksız) tarafından Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunarak 1906 yılında bilim âlemine tanıtılmıştır. Necip Asım, hem Uygur hem de Arap harfleriyle yazılmış olan bu nüshayı 1918'de İstanbul'da bastırmıştır. Daha sonra N. Asım yine Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunan bir başka nüsha daha bulmuştur. Kitabın ayrıca İstanbul Topkapı Sarayı Kütüphane'sinde Arap harfleriyle yazılmış bir nüshası daha vardır. Reşid Rahmeti Arat, hem Uygur, hem Arap, yalnızca Uygur ve yalnızca Arap harfleriyle yazılmış olan söz konusu üç nüshayı karşılaştırarak 1951 yılında edisyon kritikli metin halinde TDK yayınları arasında çıkartmıştır (Edib Ahmed B. Mahmud Yükneki, Atabetü'l-Hakayık, Yay. Reşid Rahmeti Arat, İst. 1951) . Bu kitapta eserin Türkçe çevirisinin yanı sıra Atabetü'l-Hakayık nüshalarım tanıtan ve eser üzerinde yapılmış araştırmaları içeren bir de önsöz bulunmaktadır. Atabetü'l-Hakayık Batılı araştırmacılar tarafından da incelenmiş olup eser üzerinde en ciddi çalışma Jean Deny tarafından yapılmıştır. Eserle, Polonyalı Kovalski de ilgilenmiştir.

  • Ömer Akdeniz
    Ömer Akdeniz 01.03.2009 - 10:01

    Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği) , Edip Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur. 'Hibetü'l-Hakayık', veya 'Aybetü'l-Akayık' olarak da isimlendirilir. Eserde dünyayı, Allahı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.

    Türk nazım birimi dörtlüklerle oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib'in 'Kutadgu Bilig'i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar diliyle yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l Hakayık'ın Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. atabet_ül hakayık edip ahmet yükneli tarafından yazılmıştır-88.242.209.114 12:46, 19 Şubat 2009 (UTC)

  • Özkan Gültekin
    Özkan Gültekin 31.12.2008 - 15:15

    TARİHÇİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAKTIR.TÜRKLERİN İSLAMİYETE GEÇİŞ DÖNEMİNDEKİ İLK ESERDİR. BU YÜZDEN DÖNEMİNİN YANİ GEÇİŞ SÜRECİNİN SİYASİ SOSYAL VE EKONOMİK ÖZELLİKLERİ HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER EDİNMEKTEYİZ..

  • Ece Ecell
    Ece Ecell 28.12.2008 - 16:37

    lise müfredatında görüyoruz fakat öğrenciler sadece sınavdan iyi almak için okuyup çalışıyorlar.bu adam ne yazmış ne anlatmış, ne amaçlamış düşünen yok.varsa da az heralde ki,çünkü ben dahaca rastlamadım..

  • Ayşe Demir
    Ayşe Demir 04.12.2007 - 19:11

    Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği) , Edip Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur. 'Hibetü'l-Hakayık', veya 'Aybetü'l-Akayık' olarak da isimlendirilir.Eserde dünyayı, tanrıyı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.
    Türk nazım birimi dörtlüklerle oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib'in 'Kutadgu Bilig'i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar diliyle yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l Hakayık'ın Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.
    • ==Özellikleri==
    • Gerçeklerin eşiği anlamına gelir.
    • Konusu din ve ahlaktır.
    • Didaktik (öğretici) bir eserdir.
    • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
    • 46 beyit ve 101 dörtlükten oluşmaktadır.
    • Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
    • Arapça ve Farsça kelimeler vardır.
    • Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır.
    • Eserin Konusu:Eser 14 bölümden oluşur.Baştaki 5 bölüm giriş,şairin {nevi}adını verdiği 8 bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş bölümüdür.
    Giriş bölümleri {kaside}biçimiyle(aa ba ca da...) ,asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü (dörtlüklerle) [aaba]yazılmıştır.Giriş bölümünde 80 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük vardır.Eserin tamamı 484 dizeden oluşur.



    umarım işinize yarar... hadi yine iyisiniz :) :) :) :D

  • Zeytin Zeytin
    Zeytin Zeytin 04.11.2007 - 13:25

    edip ahmet yükneki ye ait 12. yy İslamiyet'e geçişten sonra yazılmış hakikatlerin eşigi anlamına gelen eserdir....
    lise 2. sınıf müfredatından :)))

  • Busra Korkmaz
    Busra Korkmaz 04.11.2007 - 12:38

    Bilmiyorum...

  • Habibe Kazez
    Habibe Kazez 18.12.2006 - 20:44

    12. yy da yazılmış Hakikatlein Eşiği anlamına gelir.yazarı Edip Ahmet Yüknekidir Emir Muhammed Dadİspehsalar için yazılmıştır,İslamiyete geçiş sonrası yazılan bir eserdir.bir ahlak kitabıdır.Aruz vezninin Feulun/Feulun/Feul kalıbıyla yazılmıştır.Mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.
    Ayet ve hadislere dayanarak İslam ahlakını öğretmeye çalışan didaktik bir eserdir.Cömertlik,ilim,doğruluk gibi konular işlenir.
    Eserin başında yer alan Allah a peygambere dört halifeye yapılan övgüler beyitlerle,asıl konu dörtlüklerle yazılmıştır.Eserde Arapça Farsça kelimeler vardır.

  • Şeyda Yiğit
    Şeyda Yiğit 05.12.2006 - 13:19

    İlk türk islam eserlerinden...Ayakları yere basan bir dünya anlayışı..

  • Gökhan Süner
    Gökhan Süner 04.12.2006 - 19:50

    dad ispehsalar bey için yazılmış ve o kişinin ismini unutulmasın diye yazılmıştırdünya onun adı ile yad olsun yazılmıştır bu kadar bulabildim inşaallaah yeterlidir....

  • Buse Evren
    Buse Evren 28.11.2006 - 14:48

    atabetül hakayık ın 14 lük beyitinden bir bölüm istiyorum yani eserin etkileri (ank06)

  • Mert
    Mert 04.11.2006 - 14:37

    EDİP AHMET atebetül hakaıkın yazarı ve hayatı:
    İslami dönem Türk edebiyatında, yine Karahanlılar sahasında yetişmiş ikinci önemli yazar Edip Ahmed'dir. Edip Ahmed'dir. Yüknek şehrinde doğduğundan Edip Ahmed İbn Yükneki diye de anılmaktadır.Atebetü'l Hakayık, hakikatlerin eşiği manasına gelmektedir. Eser, Dâd Sipehsâlâr Mehmed Beğ adlı bir Türk beyine sunulmuştur. Bütünü gazel şeklinde söylenmiş, 40 beyit ve 101 dörtlük olmak üzere 484 mısra tutarındaki eser, Türk dili, tarihi, edebiyatı araştırmalarında büyük öneme sahiptir. Eserde konu tamamiyle dini ve ahlakidir. Edip Ahmed, öğretici bir vaaz ve nasihat kitabı yazmak istemiş, eserini İslam ahlakçısı hüviyetinde yazmıştır.Eserde, dindarlığın fâziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol oluşundan, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan, hatta şeref, şan ve güzellik artırıcı bir tabiat olduğundan, tevazuun iyiliğinden, kibrin ve ihtirasın kötülüğünden bahsedilmiştir. Bu gibi örnekler daha da artırılabilir.

  • Burak Akbay
    Burak Akbay 27.10.2006 - 15:23

    Edip Ahmetin 12.yüzyılda yapmış olduğu 40 beyit 101 dörtlükten oluşan kelime anlamı hakikatın eşiği anlamına gelen bir eserdir.Karahanlılar döneminde müslümanlıktan etkilenen, insanların dinle hem bu dünyada hemde öteki dünyada huzura ereceklerini anlatan bir eserdir

  • Adem Akyol
    Adem Akyol 21.09.2006 - 14:33

    hakikatler eşiği

  • Korkut Baban
    Korkut Baban 21.09.2006 - 01:30

    atabetül ha kayık ha sandal :)

  • Nevi Gazel
    Nevi Gazel 30.04.2006 - 00:03

    Atabetü'l Hakayık'tan;

    'tekebbür kamuğ tilde yirlür kılık
    kılıklarda edgü kılık kodkılık
    ol er kim uluğsındı men men tidi
    anı ne halayık sever ne halık'

    kibir bütün dillerde yerilen bir huydur,
    huylar içerisinde iyi huy alçak gönüllülüktür.
    o insan ki ululuk tasladı, benim dedi,
    onu ne halk sever ne de Yaradan.

  • Hakan Bozdemir
    Hakan Bozdemir 27.03.2006 - 00:04

    atabetül hakayık türkçenin arapca ve farsçadan üstün olduğunu kanıtlamak için yazılmıştırkelimenin anlamı “hakikatlerin eşiği”dir.
    altı nüshası bulunmaktadır.
    ismi üzerine çeşitli tartışmalar vardır.
    köprülü tarafından-tüm karahanlı eserleri incelenmiştir.
    edip ahmet yükneki tarafından yazılmıştır. kendisi doğuştan görme özürlüdür.
    imam-ı azam’ın yanına gitmiş ve kendini çok iyi yetiştirmiştir.
    eseri kaşgar dili ile yazdı.
    bir şair değildir.
    manzumlarında lirizm eksikliği, söylemlerde eksiklik bulunur.
    sanat kayısı yoktur, amacı mesaj vermektir. ahlak ve öğüt kitabıdır. eserde bilginin yararlarından, bilginin yararından ve alçakgönüllülükten bahsedilir.
    iktibas (bir eserde hadis ve ayetlere yer verme) kullanılmıştır.
    tahmid ile başlar. (allah’a övgü, yakarış)
    sebeb-i telif ile devam eder. (eserin yazılışının sebebi)
    4+4+3. 7+4 hece vezni bulunur.
    dörtlük geleneğinden dolayı dörtlük kullanılır.
    (bakınız: allah (c.c) , elif, ahlak, yara, bilgi, şair, gönül, sanat, ahmet, kelime)

  • Hakan Bozdemir
    Hakan Bozdemir 27.03.2006 - 00:03

    atabetül hakayık türkçenin arapca ve farsçadan üstün olduğunu kanıtlamak için yazılmıştır

  • Salih Ay
    Salih Ay 17.03.2006 - 18:50

    eser

  • Gokay Sahiner
    Gokay Sahiner 15.02.2006 - 13:06

    yüknekli edip ahmet in yazdığı bir yazıdır ve bunun ne zaman nasıl ne için yazıldığını bilen biri varsa lüten siteye göndersin

  • Yağmur Çoban
    Yağmur Çoban 05.01.2006 - 20:11

    gerçeklerın eşiği ya da hakikatlerin eşigi anlamındadır bana çağrıştırdığı şey ise nasihattir

  • Betül Katırcıoğlu
    Betül Katırcıoğlu 30.10.2005 - 16:22

    içinde ismimi barındıran edebi eser.
    gerçeklerin eşiği anlamında.

  • Murat Güven
    Murat Güven 15.07.2005 - 18:26

    kelimenin anlamı “hakikatlerin eşiği”dir.
    altı nüshası bulunmaktadır.
    ismi üzerine çeşitli tartışmalar vardır.
    köprülü tarafından-tüm karahanlı eserleri incelenmiştir.
    edip ahmet yükneki tarafından yazılmıştır. kendisi doğuştan görme özürlüdür.
    imam-ı azam’ın yanına gitmiş ve kendini çok iyi yetiştirmiştir.
    eseri kaşgar dili ile yazdı.
    bir şair değildir.
    manzumlarında lirizm eksikliği, söylemlerde eksiklik bulunur.
    sanat kayısı yoktur, amacı mesaj vermektir. ahlak ve öğüt kitabıdır. eserde bilginin yararlarından, bilginin yararından ve alçakgönüllülükten bahsedilir.
    iktibas (bir eserde hadis ve ayetlere yer verme) kullanılmıştır.
    tahmid ile başlar. (allah’a övgü, yakarış)
    sebeb-i telif ile devam eder. (eserin yazılışının sebebi)
    4+4+3. 7+4 hece vezni bulunur.
    dörtlük geleneğinden dolayı dörtlük kullanılır.

  • Eren Mestan
    Eren Mestan 02.07.2005 - 16:51

    ismi şiir gibi geldi.

  • Ayse Mutlu
    Ayse Mutlu 26.11.2004 - 12:07

    ilk islami eserlerden.. 12. yyda Ahmet Edip tarafından yazlmş..çeşitli öğütler içeren din ve ahlak kitabıdr..Tanr'ya peygambere ve 4 halifeye övgüler yapılmş..tamamı 40 beyit 102 dörtlüktür..

    'Gerçeklerin Eşiği' anlamına gelir Atabetü'l Hakayk.. geçen hafta sınav sorumdu şakr şakr maaşallah bak hala aklımda :)