Kültür Sanat Edebiyat Şiir

aşk sizce ne demek, aşk size neyi çağrıştırıyor?

aşk terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından tarihinde eklendi

  • Dip Not
    Dip Not

    çok özetle ve kabataslak olarak aşk;
    bayanların en güzel makyajı (bilimsel olarak kanıtlandı)
    erkeklerin en sevimli hali..

  • Öykü Kaya
    Öykü Kaya

    Asla Uğraşma: Aşkını Anlatmaya


    asla uğraşma aşkını anlatmaya,
    aşk varolur yalnızca dile gelmeden;
    nasıl hareket ederse soylu rüzgar
    sessizce, görünmeden.

    anlattım aşkımı, anlattım aşkımı,
    anlattım ona tüm yüreğimdekileri;
    titreyerek dehşetli korkularla, buz gibi,
    ah! yanımdan ayrıldı.

    uzaklaştıktan az sonra benden,
    bir gezgin onu elde etti,
    sessizce, görünmeden:
    ah, bu inkar edilmezdi.

    William Blake

  • Mustafa Dağlı
    Mustafa Dağlı

    aşk aslında yanımda duran ama hiç benim olmayan şeydir aşk aslında ona bakmayı bakarken yanmamı isteyendir aşk beni benden alan ona kul köle edendir aslında aşk herşeydir

  • Sibel Topal
    Sibel Topal

    aşkı bulmak çölde su bulmak kadar zordur. aranınca gelmeyen, bulunca yakan bir duygu. acıdan başka bir şey vermez. ben henüz bulamadım. ama hava gibi önemli. onla da olmuyor, onsuz da

  • Öykü Kaya
    Öykü Kaya

    aşk; ulaşıldıkça kaybolan bi duygu
    ben hep inanmışımdırki leyla-mecnun, kerem-aslı, tahir-zühre kavuşamadıkça daha da çok aşıktılar, belkide kavuşsalardı öyle büyük bir aşk yaşayamayacaklardı... tıpkı evlenince aşkın yokolması gibi!

  • Seda Aydın
    Seda Aydın

    aşk sarhoş olmak gibi bence...bulutlar sarmıştır heryanını düşsen de birşey olmıycak gibi gelir insana ne yaptığının farkındasındır ama kendini kontrol edemezsin bir türlü...seni ayıltmak isteyenlere kızarsın..
    aşk sarhoş olmak gibi birsey bence...
    zil zurna hem de...

  • Oğuzhan Demirci
    Oğuzhan Demirci

    bağırsak tatlısı

  • Esma Taner
    Esma Taner

    ASk sadece bir his'dir nasil görüyorsak, nasil duyuyorsak, nasil kokluyorsak, iste böyle. Aman bana sormayin hic asik olmadimki ne bileyim? ? ? ? ? ? ?

  • Mustafa Yıldırım
    Mustafa Yıldırım

    gerçek anlamını yitirmiş, fakat şimdi başka anlamlar uydurularak
    anlaşılamamamış, ancak başka türlü anlaşılarak kullanılan
    garip bir duygu

  • Muhammed
    Muhammed

    selam aleyküm..
    Aşka dair sözleri gene aşktan dinlemek gerek çünkü aşk aynaya benzer hem söyler konuşur anlatır hem dilsizdir susar durur... HZ.. MEVLANA

  • Felat Gol
    Felat Gol

    aşk biireyden bireye görecelidir ve aşkın sadece bireye duyulan duygular olmadığını düşünüyorum . yaşamda sayısız aşklar var ama aşk kesinlikle basit değildir, tutku dediğimiz olay aşktır, bu her neye duyuluyorsa.

  • Abdulkadir Kahraman
    Abdulkadir Kahraman

    'Ben ol da bil' der bir hakikat eri.... ben nasıl bileyim ki...

  • Uğur Sönmez Özlü
    Uğur Sönmez Özlü

    'Tanrı Türk'ü Korusun ve Yüceltsin! ' diyebilmektir!

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin

    En büyük aşk Allah aşkıdır! ....
    Sonra da benim bir kıza duyduğum aşk! ...

  • Muhammed
    Muhammed

    selam aleyküm
    AŞK vuslat gününün özlemiyle yanmak yandıkça körüklemek
    köz olup bir kenara atılmak ve SUS maktır...

  • ¯`°²¤dimitrina¤²°`¯
    ¯`°²¤dimitrina¤²°`¯

    Ask ve sevgi iki farkli duygudur. Insan birisini sevebilir ama asik olmasi zor hatta imkansizdir.

  • Burcukarakurum
    Burcukarakurum

    Aşk sonsuzluk demek, ulaşılamıyan en zor düşünce.Bitmesini düşünmediğiniz, her an aklınızdaki bir soru işareti, sonu ne olur düşüncesi, bir yerde bitmesi, ardından dökülen gözyaşlarının yenilmezliği, hayattaki en büyük özleminiz AŞKTIR...nerde ve ne zaman karşılacağınızı bilmeniz çok zor.belki her an yanınızda, belkide o küçük yüreğinizdeki bir umut! ! Aşık mısınız, seviyor musunuz? onunla her anı paylaşmak, gözlerindeki o ışığı yakalayabilmek, her defasında onu düşünmek, nereye baksanız, sanki her an karşınızda, sözcüklerin bile dili yetersiz kaldığında o anı AŞK olarak yaşamalı.Hayatta gecikmeyen en güzel, yaşanması en zevk veren bir tutkudur belki.BEN AŞIĞIMMMMMM.......

  • Ali Yuruz
    Ali Yuruz

    Aşk sevgiyi getirebiliyorsa güzeldir.
    Sevgi çaba ister emek ister..
    Aşk bir anlık ayaklarinizi yerden keser..

    Ne mutlu imkansiz aşklarindan erişilmez sevgiler çıkarabilenlere..

  • Adem Yiğit
    Adem Yiğit

    neylimey, kendi dünyanizda yasananlarla bizim dunyamizda yasananlar arasinda benzetme yapilamaz.En azindan a$k vaziyetlerinde.

  • Hakan Ozan
    Hakan Ozan

    Aşk nedir biliyormusun.. aşk, onu görünce dilinin tutulması, konuşamamaktır.. aşk, özlemini çekmek hasretiyle yaşamaktır.. aşk, karşılık beklemeden beslenen en güzel duygudur.. aşk, sonsuz birlikteliğin başlangıcıdır kimi zaman.. aşk, bulutlu akşamlarda adını bağırmaktır.. aşk, gece yatıp saatlerce onu düşünmektir.. aşk, gözlerine dalıp uzaklara gitmektir.. aşk, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamaktır sessizce.. aşk, usulca yaklaşıp onu seyretmektir sıkılmadan.. aşk, sonsuza dek beklemektir.. aşk, anlatmaya kelimelerin yetmediği bir serüvendir.. aşk, bir maceradır.. aşk, çekilen acıların yaşanan mutlulukların diğer adıdır.. aşk, tanımlanamaz.. En önemlisi ne biliyormusun.. Aşk, seni sevmektir.. Yürekten sevmek..

  • Mehmetaltinbay
    Mehmetaltinbay

    aşk diye birşey yoktur bunu herkez bilsin

  • Hakan Güler
    Hakan Güler

    Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin
    Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin
    Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür
    Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin

    aşk...

  • Hamza Çelik
    Hamza Çelik

    Su kaynağının yanında susuz kalmaktır AŞK.

  • Nurdan Çubukçu
    Nurdan Çubukçu

    ..çok monoton bir konu..yok mu daha beyin çalıştıracak konulaaar _? ?

  • İsmail
    İsmail

    bir köşe yazısından alınan aşağıdaki yazı aşkın nasıl olması gerektiğini tanımlı yor kanaatimce...
    'Aşkın tarifi mümkün mü?

    Mâşukun gölgesi üzerine düşen âşık, kavuşacağı günün özlemiyle, cömertçe tüketmiş ona verilen her anı. Bağışlamış binlercesini her bir saatin, mâşukun gözlerine gözlerinin değeceği dakika gelinceye dek. Dönüyor gibi görünse de kendi ekseninde; daha büyük bir helezonun çekiminde olduğunu ancak kendi bilmiş. Bir sır gibi saklamış içinde dolup taşan sevginin ‘özne’sini. Ve o gün gelmiş... Sevgilinin kapısında kendisini bulduğu gün! Her kavşakta karmaşıklaşan yollar, bir inayetin desteğiyle düze çıkmış; dipsiz kuyu kesafetinde, bir heyula gibi tarifi imkansız sorular dize gelmiş... Ve sevgilinin kapısını tıklatmış, mecalinin tükendiği, bedeninin ağırlaşan yüküyle dizlerinin isyanda olduğu bir anda... Kısa bir tereddüt ve suskunluğun peşi sıra, ince bir mahcubiyetin perdelediği tiz bir ses duyulmuş içerden: “Kim o? ”

    Genç âşık, duyduğu sesin şaşkınlığından belki; belki de yıllardır düşünü kurduğu ‘aşk’ın, bir ses cesametinde karşısında durmasının helecanından, duraklamış önce. Onlarca ‘kim(?) ’lik içerisinden, hangisini seçmeli ve sorunun en uygun cevabı olarak sunmalı telaşındayken, dudaklarının aralığından bir zamir fırlayıvermiş: “Ben”... Kısa bir süre de olsa ufunetli bir sessizlik, kapının ardından âşığın yüzüne doğru yayılmış. Bu susuş, bir tersliğin habercisi; uzun bir hicretin işaretçisi; bir sınavın, hepsinden çetin bir sınavın adresi gibi girmiş âşıkla maşukun arasına... İçeriden, rüzgâra karışmış bir ses duyulmuş nice sonra: “Git biraz dolaş... Gez, düşün! ..”

    Yine yol görünmüş âşığa... Yine kozmik bir seferin yolcusu olmak düşmüş bahtına. Bir delinin kaotik güzergahında ilerliyor gibi görünse de, kaderi bir yörüngede, maşukun bulunduğu yeri kutsal belleyip, yolu uzatmış ama mesafeyi asla açmamış... Kendini çöllere vurmuş. Ateşin çöllerde, kızgın güneş altında pişirmiş aşkını. Nice âşıklardan yol, yordam öğrenmiş. Kâh kervanların peşinde kâh çoban yıldızının izinde, günleri gecelere ulayıp, çilesini doldurmuş. Günü bıraktığı yerde bulduğunda, sevgilinin kapısında bulmuş kendisini. Tekrar kapısını tıklatmadan, durmuş, düşünmüş önce. İçeriden gelebilecek sorunun her türlü ihtimalini geçirmiş zihninden. Çilekeşliğinden cesaret alıp, bir kez daha tıklatmış kapıyı. Mütereddit bir sessizliğin peşi sıra, istediği cevabı alma ısrarının nezaketinde, kapının ardından fısıltıyla karışık bildik bir soru yinelenmiş: “Kimsin? ”

    Şaşırmış genç âşık... Yeni bir hatanın peşinden gelecek uzun yolculuğu, ateşi, soğuğu, hasreti, gurbeti, aşkı düşünmüş. Düşündükçe, gözündeki perdeler kalkmış bir bir. Ve susuzluktan kurumuş, birbirine tutuşmuş dudaklarını güçlükle aralayarak vermiş cevabını: “Sen! ..” Katran karası gecelerden, bir ay aydınlığının dinginliğine geçivermiş bir an için âşık. Mâşukun gülen çehresi, aydınlatmış yeri göğü. Bu seferki susuş, sevincin boğazda düğümlenmesindenmiş daha çok. Ve nice sonra, aralanan dudaklar baharı müjdelemiş: “Gel, yerim dar. İki kişi sığamaz ki.”

    Hayatı ve aşkı yabancıdan temrin etme sürecimiz devam ediyor bir bakıma... Ölümü, ‘sevgili’ye kavuşma günü olarak gören Mevlana’nın ne kadar uzağındayız bugün... Beigbeder’in reklamcı opurtünizminin sözce kalıbı “Aşkın Ömrü Üç Yıldır”a azımız tutulmadı o günlerde... Oysa, bu tutukluluğumuz, çakılı kaldığımız çıkmaz sokakta, hali(mizi) tespitin aynasıydı bir bakıma. Hallac–ı Mansur, ‘üç gündür’ diyordu aşk için, başına geleceklerden haberdar olmanın bilgeliğinde. İlk gün öldürdüler; ikinci gün yaktılar; üçüncü gün de küllerini savurdular Hallac’ın. Peki bizce kaç gündür aşk? Her vadide aşk deyu sarındığımız her gölge, kaç gün serinliğinde dinlendiriyor bizleri? Yahut, kaç zaman, aşkın gölgesinde kalmaya yetiyor yüreğimiz? ..

    Aşka bir ömür biçenler kadar, her viraja bulma umuduyla girenler de aldanıyor aslında. Hele ki, beş duyunun yordamıyla bulduklarını tarife kalkışanlar... Her durakta, bir yanılgının gayyasına düşmekten kurtaramıyorlar kendilerini... Gölgeler, gölgelerin gölgesinde dinlenirken; gölgeleri tarife kalkışanlar, elinden oyuncağı alınmış çocuk kırılganlığı ve hırçınlığında, yok saymaya yelteniyorlar, var olanı. Tanımlardaki eksiklik, çokça döndürürken başımızı, tariflerimize hezeyanlarımız hükmediyor. Kimi zaman, “geride tiksinti bırakan geçici bir bunalım” oluyor aşk; kimi zaman, çöl ortasında bir vaha... Ama, her ikisi de geçici oysa...

    Peki, kalıcı olan ne? .. ' ne düşünüyorsunuz...... böyle yaşanması gerekmez mi aşkın... ve bence aşk 'acının sanatıdır.......'

  • Serhat Serdaroglu
    Serhat Serdaroglu

    Başladığında en güzelini,
    Zaman geçtikçe çok....k'tan olduğunu düşündüğünüz
    Bittiğinde de bir daha hiç yaşamayacağınızı düşündüğünüz şey....

  • Meral Aydın
    Meral Aydın

    Aşk..Söylerken bile içim umutla doldu..Benim yaşama sevincim, bana beni anlatan bir kavram. beni anlatır çünkü karşımdaki benim aynamdır, yansıtır..Ancakk genel bir aşk tanımı varmı bilemiyorum..Murat başaran güzel ifade etmiş: Her baktığımda ilk defa gmörüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi..

  • Bülent Şenlik
    Bülent Şenlik

    aşk bir yalandır

  • Xxx Xxx
    Xxx Xxx

    Aşkı bugüne kadar kim tam olarak anlatabilmiş ki?

    Bence aşk; herkesin kendi kurallarıyla oynadığı bir oyundur.

    Yani bize ait parmak izleri gibi, kurallarını yalnız bizim koyduğumuz bir oyun...

    Adı herkes için aynı, tadı herkes için farklıdır.

    Bu yüzden, aşkın uğruna ölünebileceğide doğrudur, aşkın hiç var olmamasıda.Kuralları herkes kendi başına koyuyorsa, herkesin fikri kendi adına doğrudur.

    Bu dünya 6.5 milyar insan,6.5 milyar aşk,6.5 milyar aşk tanımı vardır.

  • Burcu
    Burcu

    kısaca geçici delilik hali diyebiliriz.