Kültür Sanat Edebiyat Şiir

zülkarneyn peygamber sizce ne demek, zülkarneyn peygamber size neyi çağrıştırıyor?

zülkarneyn peygamber terimi Cay Keyfi tarafından 27.12.2003 tarihinde eklendi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 30.04.2009 - 14:55

    Terimi ekleyen Ahmet kardeşimiz,
    Nedir'de; 'Zülkarneyn Peygamber' nedir diye başlık açmış ama,
    Zülkarneyn'in Peygambermi, eliyadan veli kimselerden biri mi olduğu tam net belli değildir.
    Zülkarneyn ismi Kur'an'da geçer ama peygamber mi, yoksa veli mi olduğu
    belli değildir, kesin olan Allah'ın veli kulu olduğu ve Allah'ın ondan övgü ile bahsettiğidir. Kesin olmadığı içinde peygamber diye yazmamak daha temkinli olurdu herhalde.
    Ahmer kardeşin kasıtlı olmadığı düşüncesiyle, düzeltmek istedim.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 27.04.2009 - 04:26

    Enbiya Suresi,96. ayet:Ye'cuc ve Me'cüc,önü açıldığı zaman onlar,her tepeden akın ederler.Nihayetinde onlar yok edilinceye kadar... İslam Bilgini Buhari,Razi,ve Asım efendi bunların Türk olduklarını kitaplarında yazmışlardır.O devirde tepelerden inenler hiç şüphesiz ki savaşçı bir topluluktu.Kuranı-Kerimde bu isimde bir peygamber yok.Büyük İskender olması en kuvvetli ihtimal

  • Özlem Aras
    Özlem Aras 06.12.2008 - 14:32

    (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: 'Size ondan bir anı okuyacağım.'

    84. Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

    85. O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

    86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. 'Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın' dedik.

    87. Zülkarneyn, 'Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır' dedi.

    88. 'Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.'

    89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

    90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

    91. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

    92. Sonra yine bir yol tuttu.

    93. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

    94. Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi? '

    95. Zülkarneyn, 'Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım' dedi.

    96. 'Bana (yeterince) demir madeni getirin' dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince 'körükleyin! ' dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, 'Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım' dedi.

    97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

    98. Zülkarneyn, 'Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir' dedi.

    99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

    100, 101. O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
    kehf süresini paylaşmak istedim.

  • Ali Soydoğan
    Ali Soydoğan 23.07.2008 - 22:11

    zülkarneyn hızır aleyhisselam gibi nur halinde dolaşabilen biridir
    isimden de anlaşılacağı üzere karneyn (geçiş belgeleri) hakkında yetki sahibidir
    eski zamanda seddi zülkarneyn büyük ve aşılmaz bir duvar olarak tanımlanıyor ki doğrudur.
    şimdi o duvarın arasında bakır kullanılması ve insanların imanları bakımından değerlendirilirken hz. Ebu Bekir'in imanının ölçü olarak alındığı varsayılır.
    ki bkr temiz lafzının temel harfleridir. bakir temiz demektir. bu lafz hz. meryem gibi pek çok kimseyide temsil eder.selam üzerlerine olsun.
    şimdi kullandığınız ve içinde iletken maddeler olan tlf kartı, banka kartı, kredi kartı, bilgisayar çipleri gibi kimlikler dikkat ediniz birer geçiş belgesidir.
    hata varsa bizimdir tevfik Allah'dandır.

  • Savaş Hacıoğlu
    Savaş Hacıoğlu 02.01.2008 - 15:56

    Zülkarneyn söz sahibi benlik demektir.Mutlak Hüküm sahibi,Mutlak Hükümdardır.Sedd i Zülkarneyn, o Mutlak olandan doğan,Mutlak hükümdür.İşte onun sözünü.onun hükmünü,o Emir in emrini,o seddi aşabilecek birbirine göre olan zıtlıksal karşıtlıkları(Yecüc,Mecüc) içinde barındıran hiçbir Muğlaklık yoktur.Yecüc,Mecüclük,Yecüc Mecücden doğar.Dolayısıyla kendisinde Yecüc Mecüclük doğan,Yecüc Mecücdür.

  • Sevda Sevgi
    Sevda Sevgi 18.09.2006 - 23:17

    PEYGAMBER DİR.DOĞUDAN BATIYA HÜKMETTİĞİ SÖYLENİR.GERÇEK ADINI İSKENDER OLDUĞU SÖYLENİYOR.HIZIR ALEYHİSSELEMLA BERABER ABI HAYAT SUYU NU ARALAR; HIZIR ALEYHİSSELAM BULUR AMA O BULAMAZ....

  • Serkan Serinkan
    Serkan Serinkan 30.06.2006 - 15:06

    peygamber olduğunu yazmıyor... Zül-karn-eyn iki-boynuz(corn) -sahibi demektir.
    Azteklerin quatl-ZAL-QUATL olarak bildiği geçmişteki kurtarıcıdır.

  • Mustafa Yıldırım
    Mustafa Yıldırım 27.04.2006 - 14:51

    kamil-i mükemmel bir imparator

  • Ebrar Hasene
    Ebrar Hasene 17.04.2006 - 22:16

    ilk mesaj gayet açıklayıcı tek bir şey eklemek istiyorum.ZÜLKARNEYN a.s hayatında gördüğümüz ve şuan bizde en büyük eksik olan değer CİHAD ve EMR-İ Bİ'L - MAR'UF TUR.....Zülarneyn a.s hayatının içeriği tam anlamıyla bundan ibarettir...
    'Sizden hayra davet eden,iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun! İşte onlar gerçekten felaha erenlerdir.'(Al-i İmran,104)

  • Nerminözdemir
    Nerminözdemir 01.02.2006 - 12:30

    Ye'cüc-Me'cüc'ün türkler olduğu şeklinde bir mesaj var.Kişiliklerinin -genel olarak-güzelliği ve asaletleriyle tarih boyunca temeyyüz edegelmiş bir ırkın, bozguncu oldukları ifade edilen ismi geçen kavim olabileceğini-şahsen- zannetmiyorum.

  • Nerminözdemir
    Nerminözdemir 01.02.2006 - 12:23

    Konu ile ilgili söyleyecek bir sözün yoksa,bu başlığın altına niye yazıyorsun? Sadece dini karalamak için mi? Yazık..
    Adem peygamber'e Allah sordu:'neden benim emrime uymayıp,iblisin sözüne kandın? '.Adem(as) cevap verdi:'O,beni senin adınla yemin ederek kandırdı.Rabbim,ben hiçkimsenin senin adını vererek yalan söyleyebileceğini zannetmezdim,bu nedenle ona inandım.'Şeytan,Adem babamızı,yasak meyvenin yiyene ebedilik verdiği,Allah'ın bu yüzden ondan yemelerini yasakladığını söyleyip,bu sözünü de Allah'ın adına yemin ederek kuvvetlendirmişti.
    Başlıkla ilgili değildi,ama Allah tarafından yaratıldıkları kafalarına bir türlü denk edemeyip,her şeyi fırsat bilerek İslam'ın belirttiği kutsal değerlere saldıranları görünce de ben dayanamıyorum.Aynen onların Allah,peygamber lafını duyunca hakaret etmemeye dayanamamaları gibi.Farkımız,ben bu satırlarla sevap kazandım,dini değerlere saldıran satırlarıyla hiçbir şey kazanamadı.

  • Mm
    Mm 01.01.2004 - 14:50

    düzeltiyorum..ihtilaf...

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 01.01.2004 - 13:05

    Türkler tek tanrıya inanırdı bencede ama Manas destanında tek tanrı vurgulansada doğa tanrısı hayvanların tanırsı gibi ayırımlar yapılıyor ama dediğim gibi genelde dua tanrıya yapılıyor ve adı verilmiyor. Oğuz Kağan destanını okudum ama akdeneize kadar dünyanın Dörtte üçünü ele geçirdiği ni okumadım ama mesela demirci davud A.S dan bahseder buda Hz Davud dan başkası değildir. Tabi bu destanların bütününü okuyunca müslümanlık geldiği zaman bazı eklemeler olduğu çok açıkça belli oluyor nasıl ilyadaya asırlar sonra yunanlı yazarların ekleme yaptığı açıkça anlaşılıyorsa buda en az onun kadar açık. O yüzden tek tanrı veya çok tanrıya inanmalarını tartışmamak gerekiyor bence konu onlarmıydı değilmiydi o olmalı.
    Kaynak
    http://www.kultur.gov.tr/portal/tarih_tr.asp? belgeno=6440
    Hoşçakalın.

  • Okan Okyanus
    Okan Okyanus 01.01.2004 - 04:36

    'KAYNAKSIZ KONUSAN KURUSUN'

    ...ESKi iNSANLARI TOPTAN PUTPEREST GORMEK iSTEYENLER
    buna birde yer tanrisi ilave etmislerdir.Eski Turklerde yer tanrisi Dag tanrisi gibi putperest zihniyet yoktu.Zaten bu onlardaki tek tanri inanciyla ve Yaraticinin sifatlariyla celismektedirEski insanlarin toptan putperest olduklari daha sonra tek tanriciliga ulastigi fikri 'tek tanriciliga Tevrat ile ulasildi' iddiasinda bulunan batili bilim adamlarinin tezidir.


    KAYNAK
    secere-ti terakime ebul Gazi bahadir han s,239,Haz.Z.K olmez ankara 1996
    Tam ilmihal sadet-i ebediyye; s,1115,72 baski Istanbul -1997
    ...OGUZHAN BUYUK OKYANUSTAN AKDENIZE KADAR MUAZZAM
    BIR BOLGEYE SAHIP OLMUSTUR.O ZAMANIN DUNYASINDA NERDEYSE DUNYANIN DORTTE UCUNU KONTROL ETMISTIR.
    BU OZELLIKLERINDEN DOLAYI OGUZ HANIN KURAN-DA ISMI GECEN ZULKARNEYN{AS} OLDUGU ILERI SURULMUSTUR.

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 31.12.2003 - 11:12

    İhtilaflı olsa da, genelle Peygamber olarak anılır.

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 31.12.2003 - 10:27

    Baktım peygambermiş

  • Mm
    Mm 31.12.2003 - 00:10

    zülkarney nin peygamber olduğu itilaflıdır..kesin değildir..başlık yanlıştır..

    bknz.kehf süresi.83-98.ayetler...

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 29.12.2003 - 15:17

    ZÜLKARNEYN PEYGAMBER' in Büyük iskender olduğu rivayetide vardır. Tarihte en doğuyu en batıyı en güneyi en kuzeyi alan başka biri yok çünkü ayrıca Afrikadan bahsederken kuran afrikada yaşayan insanların çıplak ve ev kurmayı bilmediklerini yazar tabir yanlış hatırlamıyorsam 'üzerlerine güneşin direk vurduğu insanlar' idi burda giyinmeyi ve ev kurmayı onlara H.Z ZÜLKARNEYN 'in öğrettiği öğütleniyordu.
    En doğuya gittiğinde ye-cüc ve me-cüc kavminin zulmedici olduğundan çok savaşçı olduğundan ve hep fitne ve fesat yaydığından söz eder H.Z ZÜLKARNEYN onları demirden bir set ile bir vadiye hapseder ve kıyamete yakın çıkacaklarını söyler gelin görünki Ergenekon destanında Türkler büyük bir savaşta yenilirler ve ergenekon vadisine sığınırlar neden sonra vadiye sığmazlar ve çıkmak isterler ama hiç yol yoktur Asena adlı dişi bir kurt onlara yol gösterir ama yinede önlerinde 'demirden' bir dağ vardır bu dağı büyük bir ateş yakarak eritirler ve ergenekondan kurtulurlar. bayağı benzer. Buna görede Ye-cüc ve Me-cüc türkler.

  • Okan Okyanus
    Okan Okyanus 28.12.2003 - 21:57

    Kuran-i Kerimde ismi gecen Zulkarneyn aleyhisselam
    dunyaya hakim olan birkac kisiden biridir.
    yaptigi seferlerde birinde gunesin dogdugu en uzak yere kadar gider
    burada mayasi temiz mazlum bir toplulukla karsilasir bunlar komsulari olan ye-cuc ve mecuc isimli topluluklarin zulumlerinden sikayet ederler.
    Hz Zulkarneyn zalim topluluk ile bunlarin arasinda buyukce bir set kurarak serlerinden korunmasini saglar. kaynaklarda mayasi temiz bu toplulugun Turk milleti oldugu yazilidir.

    {Zulkarneyn{ as}ile benzerliklerinin olmasindan dolayi Oguz hanin Hz Zulkarneyn oldugu dahi ileri surulmustur }

  • Cay Keyfi
    Cay Keyfi 28.12.2003 - 20:39

    Velî veyâ peygamberdir.

    Peygamber veyâ veli. Kur'ân-ı kerimde kıssası, doğuya ve batıya seferleri zükr edilmiştir. Asıl ismi İskender'dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes'in soyundandır. Peygamber olup olmadığı açıkca bildirilmedi. Yemen'de yaşamış olan münzir iskender ile Aristo'nun talebesi olan Makedonyalı İskender'den daha önce yaşadı. Sâlih bir zât olan Zülkarneyn aleyhisselâmı Allahü teâlâ yeryüzündeki insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile vazifelendirdi. Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlâ niyâzda bulunup; kendisine kuvvet vermesini, insanlar arasında hangi ilim ve adâletle hükmesini gerektiğinin bildirilmesini istedi. Allahü teâlâ şöyle buyurdu: 'Sana verdiğim vazifeyi yapabikmen için kuvvet ihsân ederim. Göüsini açarım. Herşeye gücün yetecek hâle gelirsin. Anlayışını açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ uzaktakileri işitirsin. basiretini genişletirim, çok uzakları görür, herşey nüfûz edersin. Her şeyi sağlam yaparsın. İstediğin herşeyi ihsân ederim. Sana heybet veririm hiç kimse sana kötü gözle bakamaz. Ben sana yardım ederim. Hiç bir şey sana zarar vermez. seni kuvvetlendiririm. hiş bir şeye yenilmezsin. Kalbine kuvvet veririm hiçbir şeyden korkmazsın. Aydınlık ve karanlığı emrine verir, onları senin askerin yaparım. Aydınlık senin önünde yol gösterir, karanlık arkandan seni muhâfaza eder.' Allahü teâlâ hazret-i Zülkarneyn'in emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Ayrıca beyaz ve siyah olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri karanlık olan gecede beyaz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını açar, düşman tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmana kısa zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü aydınlık, arkası karanlık olurdu. Çok geçmeden memleketi genişledi. Devleti güçlendi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bütün dünyâya yaymağı azmetti. Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselâmı kendisine vezir, ordusuna kumandan tâyin etti. Allahü teâlânın emriyle müminlerden meydana gelen ordusu ilk önce batıya yürüdü. Vardığı yerlerde kâfirleri hak dine dâvet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn (yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş denizler başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim kÂfir olup vahşi hayvan derisinden elbise giyerler, denizin dışarı attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn aleyhisselâm bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dine dâvet etti. Kavimden bir kısmı imânla şereflendi bir kısmı ise imân etmekten yüz çevirdi. zülkarneyn aleyhisselâm inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı.Onlar karanlıkta ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar. Zülkarneyn aleyhisselâm müminlerden kurduğu ordusu ile uğradığı her yerdeki bütün insanları hak dine dâvet etti. Allahü teâlâya imân ve ibâdete çağırdı. İmân etmeyenler cezâlarını gördüler. Yaya olarak Mekke-i mükerremeye gitti ve haccetti.İbrâhim aleyhisselâmla görüşüp hayır duâsını aldı. Nasihatlerine kavuştu. Daha sonra doğuya yöneldi. Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına vardı.Zülkarneyn aleyhisselâm orada, yer altındaki manzenlerde yaşayan kavmi hak dine dâvet etti. Daha sonra kuzeye bir sefer yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki dağın yakınında oturan kalabalık bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dine dâvet etti. Kavmin pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselâmı iyilikle karşıladı ve hediyeler takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dini kabul etti. Zülkarneyn aleyhisselâmın iltifatlarına kavuştu. Ye'cüc ve Me'cüc adlı kavimlerin zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavimle birlikte Ye'cüc ve Me'cüc'ün zararından korunmak için sed yaptılar.

    Zülkarneyn aleyhisselâm bir seferi esnâsında hiçbir dünyâ malı ve serveti olmayan, rızıklarını sebzeden temin eden bir kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada yaparlardı. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavmin hükümdarıyla da görüştü. Hükümdar kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhiretini hatırlamak için de ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı. Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayma vazifesini tamamladıktan sonra, askerine izin verdi. Kendisi Medine ileŞam arasında Dûmet-ül-Cendel denilen yerde insanlardan ayrıldı. Yanlız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldu. Vefât etmeden önce yakınlarına 'Ben vefât edince usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yanlız kollarım dışarda sarkık kalsın. Hazinelerimi de katırlara yükleyin' diye vâsiyette bulundu. Söyledikleri aynen yapıldı. Az bir zaman sonra da vefât etti.Mekke'ye veya Mekke civârındaki Tehâme Dağlarında bir yere defn edildi. İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyet etmekle 'Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazinelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ nimetleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı dünyâda kalıyor. Sizler âhirette de faydalı olacak işler yapın.' demek istedi. Zülkarneyn aleyhisselâm beyaz-kırmızı benizli, orta boylu idi. Güzel ahlâk sâhibi, Hakka teslimiyeti tam, halkına karşı mütevâzi, alçak gönüllü ve adâler sâhibi idi.Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri tâmirdeçok gayretli idi. Dünyâ malına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri ile geçinirdi. Bunun için zenbil örer kendine, çoluk çocuğuna bu paradan harcar, artanını fakirlere sadaka verirdi. Ye'cüc ve Me'cüc kavminin zararlarına mâni olmak için sed yapmıştı. Sedi rivâyetlere göre Asya'nın doğusundaki mümin Türklerin ricâsı üzerine inşâ etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu sed bugünkü Çin seddinden başkadır. Kur'ân-ı kerimin Kehf sûresi:83-98. âyet-i kerimelerinde Zülkarneyn aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir. Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki:

    İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi.Mümin olan ikisi Zülkarneyn il Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktır.