Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • cemil meriç16.06.2003 - 15:28

    Düşünce de sınır tanımayan insan, buna katılıyorum, ve şu sözü ile hem kendisinin davasını çok güzel tanımlamış hem de (bence) Nedir Bölüm'ünün ihtiyaçı olan noktayı çok güzel belirtmiş.

    “...Ben herhangi bir ta-rikatın sözcüsü değilim. Yani ilan edilecek hazır bir formülüm yok. Derslerimde ve konuşmalarımda da tekrarladığım ve darağacına kadar tekrarlayaca-ğım tek hakikat: HER DÜŞÜNCEYE SAYGI.” Cemil Meriç (Jurnal 28.4.1964)

    Düşünceye, bilgiye ve hakikate aç olan bir insanın söyleyeceği en güzel söz, yapıbileceği en güzel propaganda, savunulacak hatta uğrunda can verilecek bir dava... Her düşünceye ama her düşünceye saygı... zor ama imkansız değil

  • cemil meriç16.06.2003 - 15:23

    orto yolu tutturmak zor olabilir ama imkansız değildir. Cemil Meriç'in ortada mı olup olmadığı tabi ki tartışılır ama benim Cemil Meriç'i incelediğim kadarıyla ortayolu savunan bir insan. Bunları yazılarından çok iyi görebilirsiniz.

    'Ben hayatımın delikanlılık çağından bu yana düşüncelerimde hiçbir değişiklik yapmadım. Yani soldan hareket ettiğim de, sağda karar kıldı-ğım da yanlış bir değerlendirmedir. Hiçbir zaman sol da olmadım, sağ da. Böyle bir sınıflama, sokak-taki adam için geçerli olabilir. Ömrünü düşünceye adayan, Eflatun’dan Marx'a kadar her düşünce adamını sevgi ve saygıyla selamlayan, bütün dinle-re, bütün mezheplere saygılı bir kimsenin herhangi bir kilise de barınabileceği nasıl düşünülebilir! ..” (Cemil Meriç - somut)

  • din15.06.2003 - 18:57

    Hakk Teala bu dini kendisi için seçmiştir. Bu yüzden dininize cömertlik ve iyi huyluluktan başkası yakışmaz. Sözüme dikkat edin ve dininizi bu iki meziyet ile donatın.
    (Müttefakün Aleyh)

    “dikkat edin ve dininizi” sözüne iyice düşünülmeli. Burada bence “Dininiz” den maksat; “İnsanın yaşadığı düşünceleri ve duyguları insanın dinidir.” denilmektir. Bilgisinin haricinde, insanın yapısı, hareketleri, düşünceleri, insanın dinidir. İşte bizim dinimiz, olması gereken kaynaktan; yani Kur’an’dan, Hadis’ten, fıkıhtan ve bir takım İslami kaynaklardan bilgi alır; beslenir. Bizim kendi içimizdeki yapımızdır, bu da bir dindir. Ve kendi dininizi gerçek kaynaklarla besleyin ki bu iki meziyetle donatın.

  • islamiyet15.06.2003 - 18:55

    'Hakk Teala bu dini kendisi için seçmiştir. Bu yüzden dininize cömertlik ve iyi huyluluktan başkası yakışmaz. Sözüme dikkat edin ve dininizi bu iki meziyet ile donatın. '
    (Müttefakün Aleyh)

  • mümin15.06.2003 - 18:50

    www.kuranikerim.com/islam_ansiklopedisi/M/mumin.htm
    ________________________

    'Müminler sevişmelerinde, birbirlerine merhametlerinde, lütuf ve şefkatlerinde bir vücut gibidirler. O vücuttan bir uzuv şikayette bulunursa, cesedin diğer uzuvları da uykusuz kalmak ve ızdırabını duymak sureti ile o uzuva iştirak ederler.'
    (Müttefakün Aleyh)


    Aslında zahiri anlamıyla oldukça açık olan Hadis’lerden biri de bu Hadis’tir.

    Mü’min olanların en büyük özelliğini anlatmaktadır. Onlar vahdet deryasına daldıklarından ve gerek düşüncelerinde, gerekse gönüllerinde benlik duygusunu barındırmadıklarından; başkalarının acılarını paylaşır, mutluluklarını da arttırmak için çaba sarfederler. Yani bir başka deyişle Mü’min, kendini unutup başkaları için yaşayan demektir.

  • nazım hikmet15.06.2003 - 18:46

    Nazım'ın niyeti nedir? Şiirlerine bunu hiç mi yansıtamamış ki bu tartışma uzayıp gidiyor? Bir İNSANın leşinin etrafına çökülmüş, nefsler aç...

    İriş
    Dede Sultanım iriş!

  • yobaz15.06.2003 - 17:26

    KADERİN CİLVESİ

    Savunduğunuz konularda haklı olmaya çalışırken dikkatli olalım, bilin ki nefs dışarda değil içimizdedir ve bize haklıyım dedirtmek için şeytanla bile yatağa yatırır. Bir bakarsınız yobazlarla, yobazlıkla uğraşırken farkında olmadan yobaz olup çıkmışınızdır

    Dinde zorlama yoktur... Dinini seven bunu bilsin ve zorlamayı bıraksın...

    Bir kimse kardeşini haksız olarak bir kusur ile ayıplarsa, kendisi o kusuru işlemeden ölmez. (Tirmiz-i)

    Bu Hadis, Allah’ın kullar üzerindeki sonsuz adeletini çok açık bir şekilde ifade ediyor.

    İnsanoğlu, tekamül planına eksiklikleri ve kusurları ile gönderilir ki zaten tekamülde asıl amaç; bunların tamamlanması ya da kusurların bertaraf edilmesidir. Hepimiz biliyoruz ki kişi, manevi eksikliklerini tamamladığı ölçüde realitesini yükseltir.

    Herne kadar bu, manevi değerler için geçerli ise de; Hadis’i dünyasal şartlarda yorumladığımızda, bunun dünyasal eksiklikler için de geçerli olduğunu görüyoruz. İşte bu sebeple, Takdir-i İlahi adeletini gösteriyor ve yarattıklarının her ne sebeple olursa olsun birbirinin hiçbir kusurunu ayıplamalarını istemiyor, bunu tasvip etmiyor. Hele ki haksız olarak yani tek taraflı nefsi düşünceler ile bir kusur ortaya atıldığında, kişinin yaptığı hatayı en acı bir şekilde idrak edebilmesi için, o olayı ya da fiili bizzat yaşatıyor. Buna en basit örnek de “Büyük söylemek” tir.

  • allah (c.c)13.06.2003 - 19:37

    'Allah(c.c.) bana dedi ki “Ben kulumun zannı içindeyim, istediği gibi bana zannetsin.”

    Hadis-i Şerif
    Kaynak: Müttefakün Aleyh
    _____________________

    Pek çok sahih kaynaklarda da geçen bir Hadis-i Şerif’tir. Peygamber Efendimize Allah’ın hitabıdır. “Ben kulumun zannı içindeyim.” Buradaki zan bence sanı değildir; buradaki zan kişinin tahayyülüdür (Hayalde canlandırma, sembolleştirme) .

    Kişi realitesi ölçüsünde tahayyül eder. Ufacık bir çocuğa sorarsanız, belki Allah(c.c.) göklerde sakallı bir dededir. Ancak realitesi yüksek bir kişiye sorarsanızbelki Allah (c.c.) çok büyük bir enerjidir. Hakikat ilminde olan bir kişiye sorarsanız, belki Allah’ın idrak edilemiyeceğini idrak edendir diyebilir.

    Demek ki şunu anlıyoruz: İnsan, realitesi ölçüsünde zanneder, Allah’ı nasıl tahayyül ederse ben o tahayyülün içindeyim diyor.

    Tabi burada Allah'a inandık rahat bırakılacağız anlamında bir görüş bildirmeye çalışmıyorum.

  • nazım hikmet13.06.2003 - 03:54

    BEŞ SATIRLA

    Annelerin ninnilerinden
    spikerin okuduğu habere kadar,
    yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
    anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
    anlamak gideni ve gelmekte olanı.

    1946

    NHR

  • necip fazıl kısakürek13.06.2003 - 03:41

    ÖLÜLER

    Ölüler bağırıyor mezarlarından;
    Yolcular, oturun taşlarımızda!
    Onları deviren biziz toprağa,
    Biz attık onları böyle ayağa;
    Sakın atlamayın kenarlarından!
    Ölüler bağırıyor mezarlarından...
    Yolcular, uzanın yere upuzun;
    Dayayın taşlara başlarınızı!
    Tüy yastıklar gibi rahat taşımız,
    Birleşsin bir lahza ora başımız!
    Bizdedir cevabı kuruntunuzun;
    Yolcular, uzanın yere upuzun!
    Ben de bir gün böyle haykıracağım:
    Yolcular, oturun mezar taşımda!
    Yolcular önümde fısıldaşacak,
    Yolcular aşılmaz yollar aşacak.
    Taşımı yerlere yatıracağım;
    Ben de bir gün böyle haykıracağım!

    NFK