Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • yasin19.11.2003 - 18:24

    Yasin Kelimesini 'Sen Ey İnsanoğlu'' diye karşılamam hakkında bir açıklama:

    Bazı klasik müseffirler, bu surenin başındaki y-s harflerinin (yâ-sin şeklinde okunur) , Kur'an surelerinin bir çoğunun başındaki esrarlı harf-semboller (el-mukatta-at) kategorisine girdiği görüşünü savunurken, Abdullah b. Abbas, bu harflerin aslında iki farklı kelimeyi, yani nidâ edatı olan Yâ ('Ey') ile Tayy kabilesi lehçesinde insan ile eş anlamlı kullanılan 'sîn' kelimesini temsil ettiğini, dolasıyla, 20. suredeki tâ-bâ hecelerine benzer şekilde, yâ-sîn'in 'Sen ey insanoğlu' anlamına geldiğini ifade eder. Bu yorum, 'İkrime, Dehhâk, Hasan Basrî, Sâ-id b. Cubeyr ve diğer bazı ilk dönem Ku'ran müfessirleri tarafından da benimsenmiştir (bkz. Taberî,Beğavî, Beydavî, İbn kesir vb.) . Zemahşeri'ye göre Tayy kabilesinin hitaplarda kullandığı sîn hecesi, insan'ın tasğir (küçültme) hali olan ubeysîn'in kısaltılması şeklidir. (Burada klasik Arapça'da küçültme halinin, genelde sevgi ve şefkat ifade ettiğini unutmamalıyız: sözgelimi, yâ buneyye hitabı, 'Ey benim küçük oğlum' anlamından çok, yaşı ne olursa olsun,'Ey benim oğlum' anlamına gelir) . Sonuç olarak, ya-sin kelimelerinin, surenin devamında açıkça muhatab alınan Allah'ın Elçisi Muhammed'i (s) kastettiği ve - Kur'an'nın sıkça yaptığı gibi - o'nun ve yakın arkadaşlarının beşer olma özelliklerini vurgulamayı amaçladığı söylenebilir.

    'Orta' Mekke dönemi olarak nitelendiren zaman diliminin başlarında (belki de Furkan'dan hemen önce) nazil olan bu sure, hemen hemen tümüyle insanın ahlaki sorumululuğu problemine ve dolasıyla yeniden dirilmenin ve Allah'ın yargılamasının tartışılmazlığına tahsis olunmuştur. Hz. Peygamber, bu sebeple, bu sureyi ölüm halinde olan ve ölmüş bulunana yapılan duada okumalarını müminlere tavsiye etmiştir (karşılaştırınız: İbni Kesir'in bu sure ile ilgili yorumunun başında naklettiği bu mealdeki bazı Hadisler)

    Kaynak: Muhammed Esed - Kur'an Mesajı (Meal-Tefsir)

  • yunus emre19.11.2003 - 16:45

    Yunus Emre çoğu din büyüğünün yaşadığı acı kaderi gibi zamanında yanlış anlaşılarak hep karalanmış ve kuyusu kazılmıştır. Hatta zamanın şeyhülislâmı tarafından dine saldırıp, halkı tahrik ettiği için din düşmanıdır diye fetva çıkartılmış, şahsına karşı yapılan bu suçlamlar sonunda belli kesimleri ona karşı proveke etmiş... rivayate göre bir gezisinde kıstırılırak yobazlar tarafından linç edilerek öldürülmüştür.

  • joe satriani19.11.2003 - 15:31

    Gitarın babalrından sayılan Joe Satriani'yi, Türkiye daha çok 1992'de çıkan, başarılı, The Extremist Albümüye tanıdı.

    Esasında çok eskilerden beri muzik piyasısında bulunan gitarist, Steve Vai, Yngwie Malmsteen, Kirk Hammett, Alex Skolnick gibi gitar devlerinin hocası olarak bilinir. Deep Purple gibi baba gruplarda bile çalmış olan Satriani şu G3 adında Steve Vai, Eric Johnson ve sonradan Yngwie Malmsteen oluşan üçlü silahşölerin Dartagnan' ı...

    Ne kadar G3 könserini kaçırdım diye kahr olsam da daha önce könserine gitmem biraz acımı hafifletiyor. Belki konser günü grip olduğumdan mıdır nedir muhteşem bir performası olan Satriani 15 Temmuz 1956 Long Island (New York) doğumludur. 15'ten fazla solo albümüne imza atan Satriani diğer gitaristçilerin aksine solo çalışmalarıyla daha çok ünlü olmuştur. En son albümü Anthology ile hala muzik kariyerine devam ediyor. Daha yakından tanımanız için Time Machine albümünü dinleminizi tavsiye ederim.

  • joe satriani19.11.2003 - 15:31

    Albümleri:

    The Electric Joe Satriani - An Anthology (2003)
    The Satch Tapes (2003/1993)
    Strange Beautiful Music (2002)
    Live in San Francisco (2001)
    Additional Creations (2000)
    Engines Of Creation (2000)
    Crystal Planet (1998)
    G3 Live (1997)
    Joe Satriani (1995)
    Time Machine (1993)
    The Beautiful Guitar (1993)
    The Extremist (1992)
    Flying In A Blue Dream (1989)
    Dreaming #11 (1988)
    Surfing With The Alien (1987)
    Not Of This Earth (1986)

    daha geniş bilgi için:
    www.satriani.com
    http://www.satriani.com/2002/discography/G3_Live_In_Concert/

  • jim morrison19.11.2003 - 14:47

    - SON DAN DAN SESLERİ -
    (Jim Morrison’a)

    Cisimler vuruyor gözüme,
    Hiç durmayacak gibi.
    Bir bebek ağlıyor,
    Hiç susmayacak gibi.

    Bir uçustu yürüdüğüm kaldırımlar
    Bir arzuydu koştuğum ölüme
    Terastaki yıldızlardı hayallerimin fazlalığı
    Doyumu ve açlığı inkar eden asilik

    Duygular ve zevkler
    Bir adam geliyor Eski Yunan’dan,
    Filozofların beynini bxxxrmiş.
    Adını söyle dedim, adını,
    Sadece baktı ölüme ve gitti.

    Bir rüyadı göründüğü
    Oydu elinde tuttuğu aşk alevlerini
    Bir bilmeceydi gözleri
    Senfoninin zehri

    Yaşamın ve ölümün klavuzu
    Bulunduğum ve göründüğüm
    Bir ruh kaçıran adam

    nizam 1992

  • hz.muhammed19.11.2003 - 14:26

    Cebrâil (a.s.) peygamberimize (denildiğine göre 50) değişik şekillerde gelmiştir. Bunların çoğunda peygamberimiz gül kokusunu duymuştur. Uzun ve sık görüşmelerinden dolayı bu kokunun Peygamberimizin üstüne sinip hep gül gibi koktuğu rivayet edilir. O yüzden gül suyu sürünmek dinimizin geleneklerine yer etmiş.

  • nazım hikmet19.11.2003 - 13:13

    ''Kedi ulaşamadığı ete mundar dermiş.''
    ya da şöyle de denir.
    ''Kedi ulaşamadığı ete pis dermiş.''

    Esasında çoğu açılan başlıkların altına yazılması gereken bir söz. Ama en çok karalamalar bu başlık altında olduğundan buraya daha çok uyuyor. Yine de bu yazdıklarım sadece bu başlık için geçerli değildir.

    Eğer biri bir şeyi okuduğu zaman tüylerinin ürperdiğini hissediyorsa tabi ki sevdiğini muhteşem görür. Fakat birisine değer verenler ve sevenler varken, hala günahtan nefret edileceğine günahkardan tiksinircesine birisini yerin dibine geçirmek bence ahlaka sığmaz... Demek ki bir şey dürtüyor da sevmediğimiz birisine mundar demek için kendimizi tutamıyoruz...

    O dürten işte kişinin kulağına: Nasıl olurda böyle vatan haini, dinsiz, gomunistin biri güzel şiir yazabilir diye fısıldar. Fısıdadıkça daha da tiksindirtir, iğrenir ve artık gece deki bile ışığı göremeyecek kadar gözü kararır... İşte bu durumda, ne kadar o sevilmeyen kişi iyi olsa bile; söyledikleri, karşındakinin anladığı kadar olacağından hep mundar olacaktır...

  • türban19.11.2003 - 04:04

    Türban kelimesi Fransızca'dan gelir. Anlamı '“başlık'” veya 'baş tuvaleti'dir. ''Korunma'' anlamında bir çeşit baş ve saç kısmını örtme işlevi görür... ve de uç noktalardaki insanların ağzını sulandıran hassas konulardan da biridir.

    Ne dinin ahlakına, ne de sözde demokrasinin ve laikliğin inanç özgürlüğüne sığan bir polemik. Önceleri zorlama ile takıtılıyor denilen örtü, sonradan giyme yasağı getirilmesi gibi saçmalıklar; pireyi nasıl deve yaptığımızı gösteriyor. Zamanında irtica konusudan daha çok, Türkçemiz de başlık veya baş örtüsü terimleri varken neden yabancı kelime kullanılıyor diye gündeme gelmişti... İlginçtir, giyenler tarafından bile çok kullanılmayan bu kelime nedense ''Türban Sorunu'' diye karşımıza çıkıyor. İşte Baş Örtüsü diye mal edilen bu sorun, milletin başının üstünde değil esas içindedir. Tamamen sembolik olarak, iğrenç politakaların şaması haline gelmiş bir tuzak.

    Bazı anlaşılması gereken konular vardır. Esas Türbanın şekli Arab kültüründen değil Hristiyan kültüründeki rahibelerin giyinişinden gelir. Güneşten tutun soğuğa kadar başı ve saçı koruduğunu göz önüne alırsak kullanışı çok daha eskilere bile dayanır. Hatta zamanında Avrupasının bazı yerlerinde kadınların güzelliğini gözlerden korumak amacı ile Kilise tarafından zorla giyme uygulması bile getirilmiştir. Yine de çok yönlü yararları olduğundan farklı şekillerde dünyanın dört bir tarafında kültürsel olarak kullanılmış ve kullanılıyordur...

    İngiltere'de Üniversite okumuş bir insan olarak... Türkiye'de öne sürelen, Üniversiteler gibi yerlerde, Türban yasağının getirilmesi nedenleri mantıklı bulmuyorum. Belki diyeceksiniz oradan anlamazsın ama dıştan çoğu şey daha rahat görünlüyor... diyeceksiniz daha milletimiz bu konularda olgunlaşmadı ama şu gavurlardan bile fazla kültür birikimimimiz var... diyeceksiniz orası İngiltere burası Türkiye ama terör örgütlerin merkezi haline gelmiş, teröre savaş açmış, İslam ülkelerine karşı ordularını göndermiş, hatta laik bile olmayan ve hala sözde kilise ve monarşi ile yönetilen bu ülke de nasıl oluyorda yasaklanmıyor da her yerinde insanlar serbestçe türbanıyla dolaşabiliyor. Temizliği, ilimleri ve bir çok şeyi bizden öğrenmiş bir millet nasıl bizden daha serbest?

    Malesef sağlıklı bir tartışma havası olmadığından ne söylesem yersiz olacağından yazdıklarımın şimdiden yanlış anlaşılacağına da eminim. Yine de kişinin ''inanç özgürlüğü; kişinin inanç özgürlüğünü kısıtlayarak elde edilemez! ''... Çok üzücüdür ki zamanında solculara yaşatılmaz hale getirilen bu ülke şimdi dindar kesim için yaşatılmaz hale getiriliyor. Bir ülkenin esas kaynağı olan beyinlerin bu kadar incir çekirdeğini bile doldurmayacak olaylardan dolayı baska ülkelere göç etmesi çok üzücü. Milli mücadele böyle başlasaydı acaba ne kadar başarılı olurdu sorarım?

    Her şeye rağmen kapanma konusunda ki görüşlerim, gelenekçi anlayıştan, farklı olsa bile... böyle yaşatılan zülme sonuna kadar karşıyım. Zorla hiç bir zaman güzellik oalmaz! Karşılıklı anlayışı öğreninceye böyle sorunlar devam edecektir.

  • saçma şarkı sözleri17.11.2003 - 19:15

    İki türlü şarkı vardır, bir sözleri için diğeride melodisi için bestelenen şarkılar.

    Sözleri için yapılan şarkılar çoğu kez şiir veya hikayesi olduğundan anlamlı olur. Muziği için yazılan şarkılar ise işte bunların çoğunun anlamı olmaz sadece müzüğün melodisine, nakaratına ya da kafiyesine uyması uydurulur. Mesela, Sezan Aksu ilham geldiğinde, ilk başta ıslık ile şarkıyı oluşturduğundan, şarkı sözleri sonradan girer şarkıya.

    Bu esasında ekspresyonist bir çalışma olduğundan şarkı sözlerinin saçma olduğu anlamına gelemez. Yani şarkı ile şarkı sözleri birbirini bütünlediği için şarkı sözlerini müziksiz okumak tabi ki ahengi ortadan kaldırır. Burada dikkati alınması gereken sadece sözler değil şarkının tamamıdır çünkü eğer şarkı melodisi ile bile berbatsa ''istediği kadar sözleri iyi olsun'' diye de bakılabilir.

  • karpuz17.11.2003 - 18:13

    Allah yapar yapısını, kullar açar kapısını

    :)