Üretim tesisleri, fabrikalar yıkıldı. Daha depremin üçüncü günü yazdığım göç sorunu İleriki günlerde Türkiye’yi oldukça zorlayacak. Kadercilik oynamak yerine olabilecek sorunlar tespit edilerek önlemler alınsaydı hem yıkım bu kadar büyük olmayacak hem de deprem sonrası oluşan sorunlardan korunmuş olacaktık. Sorunları gidermek için gücümüz yetmiyor. Güven ortamı oluşmuyor. Ekonomik dengeler açısından çok önemli olan problemlerin en başında gelen güven unsuru hem iç hem dış yatırımcı açısından kan kaybetti. Dolardaki yükseliş maalesef ki baskılanamıyor çünkü dışarıdan aldığı destekle baskı altına alındığı için merkez bankasında yeterli rezerv olmadığından dolayı yükselmesini önleyemezler. Şimdi hangi prensten ne teminat verilerek yardım istenecek. Kör düğüm olmak noktasına getirilen ekonomi kimin sorumluluğunda? Suçlu ya da yanılan, hata yapan kim? Küresel olarak dünya bu kadar zor dönemden geçerken ekonomistler diken üzerindeyken biz de sorumlular neden bu kadar rahatlar? Bir ülkeyi, hem de bu kadar zenginlikleri olan bir ülkeyi; afetlere, liyakatsizliğe, oluşabilecek sorunlara karşı planlamak çok mu zordu? Benim bildiğim kadarıyla Gelişi güzel planlanmadan yapılan her iş fiyaskoyla sonuçlanır. Afetler planlanamıyor! Hiç değilse çadır kentler kurulurken yerleri, altyapıları, düşünülerek hazırlansaydı da çadırlar Selin içinde kalmasaydı. Selden ölen insanlar olmasaydı. Kadere yüklenen bunca vebali öldüklerinde Allah’ta kabul etmeyecek niye biliyor musunuz? “ akıl fikir kullanmıyorsan bunun sonuçlarından kaynaklanan yıkımların ölümlerin sorumluğu Allah’a değil bizzat sorumlu olan faniye aittir. Aslı Birer
Ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş Görür görmez anladım hemen o anda Sarı sandıklara kilitlemiştim aşkımızı Sahip çıkmışsın canım eksik olma Nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı Oysa yerini bile unuttu, Mucizeler hep böyle ansızın gelir
Teşekkür ederim böyle baktığın için Teşekkürler aklımda kaldığın için
Karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi Senin yanın en aydınlık beyaz benim için
..ve teşekkürler hiç vazgeçmediğin için... Yıllarca vuslata inandığın için Teşekkürler bu kadar sevdiğin için.
Şimdi bütün şehirler el pençe divan dursun bu aşk’a Rüzgar titresin tenimde, gözlerim gözlerine değdiğinde. Şimdi el pençe divan dursun önümde şehvet, mahremiyetinde, senin mabedinde, Dudağın dudağıma değdiğinde... Şimdi kör olsun üzerime kitlenen piç bakışlar. Gözüme başka göz değerse kör olsun. Aslı Birer (...)
Gürbüz sevdalım koca yüreklim, Ayaz kesmesin tut yüreğini Şimal’e dönmesin iri siyah gözlerin Ay dolunca vurur gözüne şavkım Sabahın seherinde sev beni Karlı dağlara duman duman çağlama Çığ düşürme kalp otağına can’a Bahara vurunca mevsim yeşillenirim Gelincikte bul beni sevgilim Hırçındı dalgalarımız yaz da, ayaz da, Tek şahit ürkek kum taneleriyle Azgın dalgalardı aşk’a Bir de titreyen lodostu, yürek yüreğe Şimal’e dönme sakın yüzünü Ay dolunca vurur şavkım yüzüne Mavinin derininde duy beni...
Ve sen ömrümün yareni, özlemim, tek aşkım, hiç kimseye veremediğim yüreğim. Anamın ak sütü gibi helalim. Aşk olsa çoktan biterdin Sen ömrümsün sevgilim.
Üretim tesisleri, fabrikalar yıkıldı. Daha depremin üçüncü günü yazdığım göç sorunu İleriki günlerde Türkiye’yi oldukça zorlayacak. Kadercilik oynamak yerine olabilecek sorunlar tespit edilerek önlemler alınsaydı hem yıkım bu kadar büyük olmayacak hem de deprem sonrası oluşan sorunlardan korunmuş olacaktık. Sorunları gidermek için gücümüz yetmiyor. Güven ortamı oluşmuyor. Ekonomik dengeler açısından çok önemli olan problemlerin en başında gelen güven unsuru hem iç hem dış yatırımcı açısından kan kaybetti. Dolardaki yükseliş maalesef ki baskılanamıyor çünkü dışarıdan aldığı destekle baskı altına alındığı için merkez bankasında yeterli rezerv olmadığından dolayı yükselmesini önleyemezler. Şimdi hangi prensten ne teminat verilerek yardım istenecek. Kör düğüm olmak noktasına getirilen ekonomi kimin sorumluluğunda? Suçlu ya da yanılan, hata yapan kim? Küresel olarak dünya bu kadar zor dönemden geçerken ekonomistler diken üzerindeyken biz de sorumlular neden bu kadar rahatlar? Bir ülkeyi, hem de bu kadar zenginlikleri olan bir ülkeyi; afetlere, liyakatsizliğe, oluşabilecek sorunlara karşı planlamak çok mu zordu? Benim bildiğim kadarıyla Gelişi güzel planlanmadan yapılan her iş fiyaskoyla sonuçlanır. Afetler planlanamıyor! Hiç değilse çadır kentler kurulurken yerleri, altyapıları, düşünülerek hazırlansaydı da çadırlar Selin içinde kalmasaydı. Selden ölen insanlar olmasaydı. Kadere yüklenen bunca vebali öldüklerinde Allah’ta kabul etmeyecek niye biliyor musunuz? “ akıl fikir kullanmıyorsan bunun sonuçlarından kaynaklanan yıkımların ölümlerin sorumluğu Allah’a değil bizzat sorumlu olan faniye aittir.
Aslı Birer
Devlet yönetimlerinde filozoflardan oluşan bir kurul olmalı diye düşünüyorum.
Ecelleri geldi ya cami duvarını mesken tuttular.
#tümçirkinliklereinatgülengözlerimiz
Güftesi olmasın bugün bestelerin
Çünkü tüm sözleri ben yazacağım
Işığı olmasın yarın güneşin
Bulutun ardından ben doğacağım...
Aslı Birer
Ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş
Görür görmez anladım hemen o anda
Sarı sandıklara kilitlemiştim aşkımızı
Sahip çıkmışsın canım eksik olma
Nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı
Oysa yerini bile unuttu,
Mucizeler hep böyle ansızın gelir
Teşekkür ederim böyle baktığın için
Teşekkürler aklımda kaldığın için
Karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi
Senin yanın en aydınlık beyaz benim için
..ve teşekkürler hiç vazgeçmediğin için...
Yıllarca vuslata inandığın için
Teşekkürler bu kadar sevdiğin için.
Mikenmel
Hayatın adı kimileri için mücadeleydi;
Aşk için,
Aş için,
Altın kaşıkla sunulmayan şanslılardık biz.
Selamlar sevgiler
Şimdi bütün şehirler el pençe divan dursun bu aşk’a
Rüzgar titresin tenimde, gözlerim gözlerine değdiğinde.
Şimdi el pençe divan dursun önümde şehvet, mahremiyetinde, senin mabedinde,
Dudağın dudağıma değdiğinde...
Şimdi kör olsun üzerime kitlenen piç bakışlar.
Gözüme başka göz değerse kör olsun.
Aslı Birer (...)
Gürbüz sevdalım koca yüreklim,
Ayaz kesmesin tut yüreğini
Şimal’e dönmesin iri siyah gözlerin
Ay dolunca vurur gözüne şavkım
Sabahın seherinde sev beni
Karlı dağlara duman duman çağlama
Çığ düşürme kalp otağına can’a
Bahara vurunca mevsim yeşillenirim
Gelincikte bul beni sevgilim
Hırçındı dalgalarımız yaz da, ayaz da,
Tek şahit ürkek kum taneleriyle
Azgın dalgalardı aşk’a
Bir de titreyen lodostu, yürek yüreğe
Şimal’e dönme sakın yüzünü
Ay dolunca vurur şavkım yüzüne
Mavinin derininde duy beni...
Ve sen ömrümün yareni, özlemim, tek aşkım, hiç kimseye veremediğim yüreğim. Anamın ak sütü gibi helalim.
Aşk olsa çoktan biterdin
Sen ömrümsün sevgilim.
Tüm doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarının 14 Mart TIP bayramlarını senin nezdinde kutluyorum canımın içi. Hakkınız ödenmez.