Merhabalar Turhan bey, Kapitalist devletlerin çıkarları İçin ulaştıkları son nokta olan, emperyalizm maalesef ki Türkiye’nin konumu ve doğal zenginlikleri itibariyle de ülkeyi çekici kılıyor. Yıllardır çeşitli oyunlar ile bulunduğumuz noktaya kadar geldik. Benim şahsi görüşüm şudur ki; islam üzerinden, gösterişte dindar olup, milletin dini duygularını kullanarak önce ikiye bölmekti. Çünkü; Türkiye kozmopolit bir yapıya sahip olduğu için bunu kolayca yapacaktılar. Aynı yöntemle; Yıllarca Atatürk üzerinden dinsizlikle suçlayarak yine din üzerinden milliyetçi duygularımızla oynadılar. Başarılı da oldular. Bugün geldiğimiz noktada kutuplaştırılmış aynı ülkenin aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların birbirine düşmanca tavırlatına tanıklık ediyoruz. Oysaki sorun, bizim ne din ne de farklı ırklardan olmamızdı. Sorun, yazının başında belirttiğim sömürü düzeninden başka bir şey değildi. Kimilerimiz oynanan oyunun farkındayken ne yazık ki ülkenin %50 sine ulaşan rakamlara varan bir kesim hala farkında değiller. İşte bu durumdan dolayı gelinen noktada içim hiç rahat değil. Diliyorum ki sonumuz sizin dediğiniz gibi olsun. Ortalıkta menfaatleri uğruna sahte Atatürkçüden geçilmiyor o denli karışık durumdayız.
Onurunla yaşamak İçin evvela özgürlüğünü koruyacaksın. Özgürlüğünü kaybeden milletler; kişiliksiz, itibarsız, köle olarak yaşamaya mahkum olurlar. Türkiye cumhuriyeti bölünmeye çalışılıyor. Halk kutuplaştırılıyor, “Türk milleti ferasetlidir” diyor Atatürk. Şimdi o feraseti kullanma vaktidir. Meydanlarda boy gösteren değil ülkeyi ilk evvela bütünlüğünü bozmayacak, halkı din ile sömürmeyecek, yasa dışı işleri meşrulaştırmayacak, dürüst bir lidere ihtiyaç var. Herkes aklını kullanabilir ve halk tek vücut olabilir. Biz ülke bütünlüğünü koruyacak güce sahip bir milletiz. Ne Mutlu Türküm Diyene... Umuyorum ki bu sözün değerini, değerlerimizi yitirmeden anlarız.
“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir.
* Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları'nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer, Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay, vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum. Mustafa Kemal Atatürk
Üretim tesisleri, fabrikalar yıkıldı. Daha depremin üçüncü günü yazdığım göç sorunu İleriki günlerde Türkiye’yi oldukça zorlayacak. Kadercilik oynamak yerine olabilecek sorunlar tespit edilerek önlemler alınsaydı hem yıkım bu kadar büyük olmayacak hem de deprem sonrası oluşan sorunlardan korunmuş olacaktık. Sorunları gidermek için gücümüz yetmiyor. Güven ortamı oluşmuyor. Ekonomik dengeler açısından çok önemli olan problemlerin en başında gelen güven unsuru hem iç hem dış yatırımcı açısından kan kaybetti. Dolardaki yükseliş maalesef ki baskılanamıyor çünkü dışarıdan aldığı destekle baskı altına alındığı için merkez bankasında yeterli rezerv olmadığından dolayı yükselmesini önleyemezler. Şimdi hangi prensten ne teminat verilerek yardım istenecek. Kör düğüm olmak noktasına getirilen ekonomi kimin sorumluluğunda? Suçlu ya da yanılan, hata yapan kim? Küresel olarak dünya bu kadar zor dönemden geçerken ekonomistler diken üzerindeyken biz de sorumlular neden bu kadar rahatlar? Bir ülkeyi, hem de bu kadar zenginlikleri olan bir ülkeyi; afetlere, liyakatsizliğe, oluşabilecek sorunlara karşı planlamak çok mu zordu? Benim bildiğim kadarıyla Gelişi güzel planlanmadan yapılan her iş fiyaskoyla sonuçlanır. Afetler planlanamıyor! Hiç değilse çadır kentler kurulurken yerleri, altyapıları, düşünülerek hazırlansaydı da çadırlar Selin içinde kalmasaydı. Selden ölen insanlar olmasaydı. Kadere yüklenen bunca vebali öldüklerinde Allah’ta kabul etmeyecek niye biliyor musunuz? “ akıl fikir kullanmıyorsan bunun sonuçlarından kaynaklanan yıkımların ölümlerin sorumluğu Allah’a değil bizzat sorumlu olan faniye aittir. Aslı Birer
Ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş Görür görmez anladım hemen o anda Sarı sandıklara kilitlemiştim aşkımızı Sahip çıkmışsın canım eksik olma Nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı Oysa yerini bile unuttu, Mucizeler hep böyle ansızın gelir
Teşekkür ederim böyle baktığın için Teşekkürler aklımda kaldığın için
Karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi Senin yanın en aydınlık beyaz benim için
..ve teşekkürler hiç vazgeçmediğin için... Yıllarca vuslata inandığın için Teşekkürler bu kadar sevdiğin için.
Merhabalar Turhan bey,
Kapitalist devletlerin çıkarları İçin ulaştıkları son nokta olan, emperyalizm maalesef ki Türkiye’nin konumu ve doğal zenginlikleri itibariyle de ülkeyi çekici kılıyor. Yıllardır çeşitli oyunlar ile bulunduğumuz noktaya kadar geldik. Benim şahsi görüşüm şudur ki; islam üzerinden, gösterişte dindar olup, milletin dini duygularını kullanarak önce ikiye bölmekti. Çünkü; Türkiye kozmopolit bir yapıya sahip olduğu için bunu kolayca yapacaktılar. Aynı yöntemle; Yıllarca Atatürk üzerinden dinsizlikle suçlayarak yine din üzerinden milliyetçi duygularımızla oynadılar. Başarılı da oldular. Bugün geldiğimiz noktada kutuplaştırılmış aynı ülkenin aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların birbirine düşmanca tavırlatına tanıklık ediyoruz. Oysaki sorun, bizim ne din ne de farklı ırklardan olmamızdı. Sorun, yazının başında belirttiğim sömürü düzeninden başka bir şey değildi. Kimilerimiz oynanan oyunun farkındayken ne yazık ki ülkenin %50 sine ulaşan rakamlara varan bir kesim hala farkında değiller. İşte bu durumdan dolayı gelinen noktada içim hiç rahat değil. Diliyorum ki sonumuz sizin dediğiniz gibi olsun.
Ortalıkta menfaatleri uğruna sahte Atatürkçüden geçilmiyor o denli karışık durumdayız.
Onurunla yaşamak İçin evvela özgürlüğünü koruyacaksın. Özgürlüğünü kaybeden milletler; kişiliksiz, itibarsız, köle olarak yaşamaya mahkum olurlar. Türkiye cumhuriyeti bölünmeye çalışılıyor. Halk kutuplaştırılıyor, “Türk milleti ferasetlidir” diyor Atatürk. Şimdi o feraseti kullanma vaktidir. Meydanlarda boy gösteren değil ülkeyi ilk evvela bütünlüğünü bozmayacak, halkı din ile sömürmeyecek, yasa dışı işleri meşrulaştırmayacak, dürüst bir lidere ihtiyaç var. Herkes aklını kullanabilir ve halk tek vücut olabilir. Biz ülke bütünlüğünü koruyacak güce sahip bir milletiz.
Ne Mutlu Türküm Diyene...
Umuyorum ki bu sözün değerini, değerlerimizi yitirmeden anlarız.
“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir.
* Onlar mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vermişler, Çanakkale Savaşları'nın kaderini değiştirmişlerdir. Burada geçen her saniye, kullanılan her an, ölen her nefer, Türk vatan ve milletinin mukadderatını çizmiştir. Kara savaşlarına katılan ilk birlik olan 57. Alay, vatan sevgisinin ne olduğunu insanlığa göstermiştir. Bu kahraman Alayı hayranlık, minnet ve rahmetle anıyorum.
Mustafa Kemal Atatürk
O zaman Bu güzel güne Ata kızından “İzmir marşı,” sayfaya armağan olsun. Gün, güzel aysın herkes için.
Üretim tesisleri, fabrikalar yıkıldı. Daha depremin üçüncü günü yazdığım göç sorunu İleriki günlerde Türkiye’yi oldukça zorlayacak. Kadercilik oynamak yerine olabilecek sorunlar tespit edilerek önlemler alınsaydı hem yıkım bu kadar büyük olmayacak hem de deprem sonrası oluşan sorunlardan korunmuş olacaktık. Sorunları gidermek için gücümüz yetmiyor. Güven ortamı oluşmuyor. Ekonomik dengeler açısından çok önemli olan problemlerin en başında gelen güven unsuru hem iç hem dış yatırımcı açısından kan kaybetti. Dolardaki yükseliş maalesef ki baskılanamıyor çünkü dışarıdan aldığı destekle baskı altına alındığı için merkez bankasında yeterli rezerv olmadığından dolayı yükselmesini önleyemezler. Şimdi hangi prensten ne teminat verilerek yardım istenecek. Kör düğüm olmak noktasına getirilen ekonomi kimin sorumluluğunda? Suçlu ya da yanılan, hata yapan kim? Küresel olarak dünya bu kadar zor dönemden geçerken ekonomistler diken üzerindeyken biz de sorumlular neden bu kadar rahatlar? Bir ülkeyi, hem de bu kadar zenginlikleri olan bir ülkeyi; afetlere, liyakatsizliğe, oluşabilecek sorunlara karşı planlamak çok mu zordu? Benim bildiğim kadarıyla Gelişi güzel planlanmadan yapılan her iş fiyaskoyla sonuçlanır. Afetler planlanamıyor! Hiç değilse çadır kentler kurulurken yerleri, altyapıları, düşünülerek hazırlansaydı da çadırlar Selin içinde kalmasaydı. Selden ölen insanlar olmasaydı. Kadere yüklenen bunca vebali öldüklerinde Allah’ta kabul etmeyecek niye biliyor musunuz? “ akıl fikir kullanmıyorsan bunun sonuçlarından kaynaklanan yıkımların ölümlerin sorumluğu Allah’a değil bizzat sorumlu olan faniye aittir.
Aslı Birer
Devlet yönetimlerinde filozoflardan oluşan bir kurul olmalı diye düşünüyorum.
Ecelleri geldi ya cami duvarını mesken tuttular.
#tümçirkinliklereinatgülengözlerimiz
Güftesi olmasın bugün bestelerin
Çünkü tüm sözleri ben yazacağım
Işığı olmasın yarın güneşin
Bulutun ardından ben doğacağım...
Aslı Birer
Ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş
Görür görmez anladım hemen o anda
Sarı sandıklara kilitlemiştim aşkımızı
Sahip çıkmışsın canım eksik olma
Nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı
Oysa yerini bile unuttu,
Mucizeler hep böyle ansızın gelir
Teşekkür ederim böyle baktığın için
Teşekkürler aklımda kaldığın için
Karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi
Senin yanın en aydınlık beyaz benim için
..ve teşekkürler hiç vazgeçmediğin için...
Yıllarca vuslata inandığın için
Teşekkürler bu kadar sevdiğin için.
Mikenmel