Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? sizce ne demek, Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? size neyi çağrıştırıyor?
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
Gölgesini yitirmiş bir ağaç gibi,
Döküldü yaprağım, kurudu dibi.
Ben bu hüznün en sadık sahibi,
Kendi dumanımda dumanlı, efkarlıyım.
Her damla yağmurda bir soru gizli,
Denizin ufkuna diktim gözümü.
Merakla ararım o kayıp izi,
Sularda bulurum kendi özümü.
Bir yanım derin deniz, romantik bir bilmece,
Diğer yanım bir şenlik, ışıldar her gece.
Niye bu kadar dilenir olduk bir avuççuk sevgi için? Çok mu zor du papatyaları toprağında sevmek. Irkına bakmadan ekilmez miydi güller?
Din çok mu önemliydi sevgi için? Hangi çiçeği dini mezhebi için kokladınız? İnsan topraktansa şayet; sırf bunun için sevmeye değmez miydi? …
Aslı Birer
İnsanlık;
Halbuki barış savaştan daha faydalı, güçlü ve özgür bir çocuktu. Bizim için savaşı büyütüp, barışı neden öldürdüler?
Aslı Birer
bir dörtlük değil bu ata kızı,
şu nedirin çektiği nedir sizden böyle allah aşkınıza...,
işiniz gücünüz hep istismar ve kötüye kullanım :)
Evet, kapı diyorum muvakkit adı yirmi dört soyadı saat. Eşikte duruyor kimileri yani hiç anlamıyorum ne içeri ne dışarı… madem ki çalmışız kapıyı Allah misafirisin işte, gir içeri Allah ne verdiyse ye iç çalış, ama eşikte durma…
Aslı Birer
Bir kapı var ama kalıcı değil. Üstelik biz o kapıyı seçmiyoruz.
Doğum çalıyor - biz içeri itiliyoruz.
Ölüm çalıyor - biz dışarı çıkarılıyoruz.
Ne menem bir şey şu yaşamak, bir kapın var önü doğum, arkası ölüm.
Aslı Birer
Muvakkit;
Yani, burada sıradan bir reformdan değil, acil ve varoluşsal bir meseleden söz ediyorsun. Kadınların öldürüldüğü, değersizleştirildiği, kamusal alandan dışlandığı bir dünyada mesele artık bireysel değil; medeniyet meselesidir diyorsun.
Aslı Birer
Çakır;
Dünyanın gerçek kalkınma seferberliği, kadınların eğitimine öncelik verdiği gün başlar. Seferberlik diyorum, çünkü, kadınların öldürüldüğü bir dünyada nesilleri hem fiziksel hem de yetiştiren vasfını unutmasını insanın kendi ayağının altını eşmesi olarak görüyorum Muvakkit.
Aslı Birer
Muvakkit;
Neden “seferberlik” Çakır? Bu çok zorlayıcı bir ton değil mi?
-Çakır;
Zaman ilerledikçe daha çok şey değişiyor muvakkit, perdenin arasından süzülen ışığın parlaklığı daha da artıyor. Gözlerimden süzülüp bilmediğim karanlıklara ulaşıyor. Mesela diyorum memlekette bir seferberlik olacaksa bu kadınları eğitmek üzerine olmalı…
Aslı Birer
Zaman sadece fiziksel güzelliğinizi negatif yönlü değiştirmez, aynı zamanda ruhunuzu tıpkı bir heykeltraş gibi şekillendirip onarır. Bu yüzden yaşlanmaktan hayıflanmayı bırakın ve sanat eserinizle övünün.
Anlam sadece görüntü değildir. İnsanın, insana yaşattığı faydadır.
Düşünsene gülün güzelliğini sadece bakan görür. Lakin kokusunu ona yaklaşan herkes duyar.
İnsanın değeri, vitrinde nasıl durduğuyla değil;
hayata girdikten sonra ne işe yaradığıyla ölçülür.
Aslı Birer
2026
ŞİDDET ZEHİRDİR
Epstein Adası, insan beyninin vardığı en karanlık istasyonu gösterir.
Para ve güç, karakter gelişmemişse; sahibinin üstüne sürülmüş zehirli bir parfümdür:
etrafını öldürür, sahibini ise insanlıktan çıkarır ve çürütür.
Anne ve babalar;
İnsan yetiştirin.
Diğerlerine özenmeye gerek yoktur.
Bilgisayar başında şiddeti oyun diye oynatın,
sevmeyi değil nefret etmeyi öğretin.
Kitap okumasın, tiyatroya gitmesin — yeter.
Sonra akran zorbası olsunlar.
Büyüyünce kadın tüccarı, katil, çocuk istismarcısı…
“Kaliteli” hırsızlar, namuslu namussuzlar,
mesleğine ve mevkiine yakışmayan meslek erbapları.
Ve en sonunda:
sizi yöneten katiller olsunlar. Bana masal anlatmasınlar hiç kimse dünyanın iyiliği için kılını bile kıpırdatmıyor..
Aslı Birer
Siir siir olmalı
Titrer.i kalbin telini
Az sözle belirtmeli
Gönülun icini
Güzeldin bahar, güzeldin çiçek
Güneşe olan sevdam hiç bitmeyecek
Hiçbir zaman “gönder’e” demedim. Hep “göğe” dedim. Çünkü benim gözümde bayrağım hep göklere çekildi.
Daldan dala
Üç kuruşa beş kuruşa
Biraz orada biraz burada
Asla !
Ne bir dereyi
Ne de bir ırmağı
Dağ başında bir gölü istemem
Ben okyanuslara talibim
Çakır:
Öyleyse muvakkit şimdi tam da zamanı rüzgarlı tepeden uçurtmalar uçurmanın. Belki de güllerle konuşuruz sanki kokladıkça özlem giderir gibi. Ya da gülücükler saçarız öyle olur olmadık.
Muvakkit:
Bugün,
saat durabilir.
Zaman incinmez
Çakır:
İnsanları uzun süre gözlemledim; olayları, yönelimleri ve tekrar eden yazgıları sabırla tarttım. Şunu fark ettim ki, ister erkek ister kadın olsun, libidosu ölçüsüzce işleyen birey, yaşamını çoğu zaman tek bir eksene kilitler. Hayalini daraltır, bakışını dışarıya başkalarının bedenine, onayına, arzusuna sabitler. Böylece hayatı bir imkânlar bütünü olarak değil, tek bir itkiden ibaret sanır. Bu yönelimin bedeli zamanla görünür olur. Elli yaşına gelindiğinde, kaçırılmış bir hayat sessizce karşılarına dikilir. Ne bir tiyatro salonunun karanlığında kendileriyle yüzleşmişlerdir ne bir kitabın sayfaları arasında başka bilinçlerle temas etmişlerdir. Çocuklarıyla oyun oynamadan büyümüş, eşleriyle en verimli çağlarında ortak bir hatıra inşa edememişlerdir. Yaşanabilecek olan yaşanmamış, ertelenen her şey zamanın kasasına kilitlenmiştir. Zamanın acımasızlığıyla meşhur olduğu söylenir; oysa zaman zalim değildir, sadece öğretmendir.
Ne var ki dersini uzun uzun anlatmaz. İnsanlara çoğu zaman tek bir salise tanır: Geriye dönüp bakma anı. O anda anlaşılan şudur hayat, dar bir arzunun değil, çoğul bir anlamın talebidir.
Muvakkit:
Ben muvakkitim; saatleri kurar, anları tartarım. Sana şunu söyleyeyim: Zaman kimseyi acele ettirmez, ama kimseyi de beklemez. İnsan, bir itkisini hayatın tamamı sandığında, ben sessizce ilerlerim.
Ne uyarırım ne de engellerim.
Şunu bil: Arzu, yaşamak için bir işarettir; ama yönsüz bırakıldığında bir put olur. Hayatını tek bir dürtünün saatine ayarlayan, sonunda benimle yüzleşir ve geç kalmış olduğunu sanır. Oysa geç kalan zaman değildir; idrak geç uyanmıştır.
Eğer şimdi bu satırları okuyorsan, sana henüz saliselerim var demektir. Onları harcama. Kur. Ayarla. Çünkü ben, sadece ölçerim; anlamı sen inşa edersin.
Çakır ile muvakkit arasında geçen zaman hakkındaki diyalog
Çakır::
Canım çok sıkılıyor muvakkit dünya saatiyle; insan, insana “kıyasıya” yaşamayı seçmiş.
Muvakkit:
Dünya saati bazen
dakikaları değil,
hayatları öğütür.
Ve güçlü olan,
zamanı da silah gibi kullanır.
Çakır;
Güçsüz ülke” dedikleri şey
aslında nedir biliyor musun?
zamanı savunmasız bırakılmış insanlardır.
Çoluk çocuk demeden olan da bu:
Saat,
kimi koruyacağını seçmez, oysa insan seçiyor! Demek ki muvakkit asıl acımasız olan bizmişiz.
Aslı Birer
Yeni yıl hepimize sağlık huzur mutluluk getirsin diliyorum dünyaya da merhamet sevgi ve bereket
Yazıyorum; çünkü içim doluyor, taşıyor. Yazıyorum; çünkü anlaşılmak, okunmak, görülmek istiyorum. Çünkü düşünüyorum ve insana dair olan kelimelerin samimiyeti beni büyülüyor, beni büyütüyor…
Aslı Birer
?si=1VSRyHd59IlY3SV0
Zamanın içinde pervasızca dönen kanatları iyice açılmış simsiyah bir yoz ejderhası var ve o uçtukça aklıma, yüreğime, bedenime çarpıp duruyor, yaralanıyorum, çocukların, kadınların, güçsüzlerin çığlıklarını duymak istemiyorum. Ama duymazsam olmaz, o zaman insan olmaktan çıkarım. Olmaz olamaz bir şeylerim olmayabilir ama ben de hala insana dair bir şeyler var. Don kişot’un yel değirmeni gibi belki umut ama savaşmak da onun meselesi değil ki yani onur meselesi.
Aslı Birer
Ben bir eskiciyim
Eski kafalı
Eskiler alırım
Satışım yoktur.