Bir han bilirim, herkes uğrayıp geçer,
Tozunu bırakır, selâmını alır gider.
Ben hep aynı taşın üzerinde beklerim,
Mevsimler değişir, gölgeler değişir ve hep gider.
Kıyısında durduğum nice ırmak gördüm,
Susuzluğunu ugultusunu bana bırakıp aktılar.
Ben avuçlarımda eksilen suyu tutmaya çabalarken,
Onlar çoktan vardıkları denizleri anlattılar.
Bir ağacın dalları gibiydi ellerim,
Yorulana gölge, üşüyene bahar oldum sandım.
Sonra rüzgâr yön değiştirince anladım,
Kuşlar konacak dal ararmış, iste buna yandim .
İnsan en çok ses çıkarmayan yerinden kırılırmış,
Bunu aynalar söyledi bana.
Yüzümde çogalan çizgiler değil aslında,
Gönlüme susturduğum tonlarca cümle yaşlandı.
İçimde çöken bu korkunç sessizlik,
Gıden güneşe inleyen akşam sisi gibi ağır.
Yürümek istediğim yollar önümde dururken,
Ayaklarım gönlüm kadar cesur değil, tüm seslere sağır.
Şimdi düşünüyorum da yeniden...
Belki mesele kullanılmak değildi.
Bıraktıklarını zannettikleri boşluk, hic degildi,
En çok kendime olan inancımı aldılar benden.
Yine de kimseye küsmeyi öğrenemedim.
Çünkü yüreğim, toprağın huyunu taşıyor;
Üzerine basanı büyütüyor en cok,
Çiçeğini koparanı da sessizce uğurluyor.
Vakit döner de yollar kesiştiğinde yeniden
Ne sitem ederim ne hesap sorarım.
Sadece gölge olmam, sessizce bakarım;
Çünkü bazı ağaçlar, en geç kendi sonbaharında öğrenir
Yapraklarını kime açacağını...
Kayıt Tarihi : 29.07.2026 15:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!