Sen o gece
çantana iki gömlek koydun,
bir hırka,
bir de aylardır açmadığın kitabı.
Pencerenin önünde duruyordun.
Ben bağırmadım hiç,
Sessizliğimi duysunlar istedim.
Kalbimi saklamadım,
Yine de gözlerime inanmadılar.
Oysa samimiyet,
Bir yol düştü gönlüme, sonu nerde bilmedim,
Nice kapı eyledim, hiçbirinde kalmadım.
Bir ses vardı içimde, sustuğunda bulmadım.
Kendimi arar iken kendimden de olmadım,
Gecelerden geçtim de sabahlara varmadım,
Gece,
şehrin üzerine eski bir korku gibi çökmüştü.
Pencerelerin bazıları açıktı.
Bazıları yıllardır açılmıyordu.
Bir yerlerde bir kadın,
karanlığı kendine battaniye yapmış,
Eskiden evlerin en büyük sırrı
aynı yastığın içinde saklıydı.
Gece iki nefes aynı patiskaya siner,
Rüyalar birbirinin omzuna yaslanırdı.
Sabah olunca kimse "ben" diye uyanmazdı.
Rüzgârın kanadna takildım,
Sabah henüz kendi adını söylemeden,
Çiy taneleri otların ucunda,
küçük birer secde misalinde...
.
Bir kuş geçti üzerimden,
Bana bişey söyle ilkbahar gibi
Çiçek aç mesela,
Veya yağ rahmet olarak içime
Veya gökkuşağı ol,
Sar ruhumu
Bişey söyle,
Birileri var diye birilerine fatura kesmek...
Sevmediği komşusu da o fırından ekmek alıyor diye, insan mahallesinin ekmeğinden vazgeçer mi?
Hayata kendisi gibi bakmayanlar da biniyor diye, aynı minibüse binmekten vazgeçer mi?
Sen gittin.
Öyle büyük bir gürültü olmadı ardından. Gökyüzü yerinden inmedi, şehir susmadı, insanlar sabah yine işe yetişti.
Bir otobüs durağında bekleyenler senin gittiğini bilmiyordu mesela.
Bir çocuk simidini martılara bölüyordu,
bir adam telefonda birine “akşam görüşürüz” diyordu.
Hayat, benim içimden bir şey koparılmış gibi devam etmedi yani.
Bir gün çıkıp geldin,
öyle büyük sözler söylemeden,
öyle dünyayı değiştirecekmiş gibi değil…
Bir çay koydun mesela,
pencereyi açtın,
evin içine biraz akşam doldurdun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!