Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ütopya sizce ne demek, ütopya size neyi çağrıştırıyor?

ütopya terimi Cem Nizamoglu tarafından 29.06.2003 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 06.07.2017 - 12:57

    Diktatörlerin ütopyası,halklarının felaketidir.

  • İdil Ce
    İdil Ce 02.11.2015 - 10:50

    Onu defalarca sordum kalbime.

    Sevmek zorunda misin? Neden sevmek zorundasin?

  • İmelda Cisil
    İmelda Cisil 20.09.2010 - 21:03

    var olmayan ulke,belli olmayan yer anlamindadir.zihinde tasarlanmis bir takim ilkelere gore olusturulmus hayali toplumu ifade eden kavramdir.

  • Emine Kurt
    Emine Kurt 07.07.2010 - 16:01

    hayal edebileceğimiz kadar olağan yaşıyamıyacağımız kadar olağanüstü hayalimizde yanımızda ama gerçekte çok uzağımızda olan bir dünya...

  • Emine Kurt
    Emine Kurt 07.07.2010 - 15:54

    hayalimizde olan ama yanımızda olmayan,yada bizim orda olmadığımız mükemmellikler...

  • Elvanı Seba
    Elvanı Seba 03.07.2010 - 23:24

    Gökyüzüne, maviye, aşka yasak setlerin
    Yenik bayraklar geçer üstünden cesetlerin!

    Hayali ümit yaptın; acıları kardın da..
    Sevgili, erişilmez Kaf Dağı’nın ardında

    Gün: hüzün öğretisi, kurcalar ruhumuzu
    Kader gizli bir mecaz, ölümün gül-rumuzu

    İnce elifler düşer bir gecenin karına
    Buzda güz-yazıları neyi taşır yarına?

    Ütopya: sığınağı kölelerle, Han’ların
    Melankolik rüyası erken erguvanların

    Dolu-dizgin koşarak durulduğumuz kıyı
    Soylu, gökkır küheylân, kanıksar mı yılkıyı?

    Olcay Yazıcı

  • Ayşe
    Ayşe 13.07.2009 - 22:46

    Mükemmel sistem projeleri...Hakikat olan SON'la birlikte tamamlanacak olan insanlık tarihinde mükemmeli yakalamak mı? Mümkün değil. Mümkünü mü? CENNET :)

  • Kemal Esad
    Kemal Esad 02.12.2008 - 20:26

    olmayacak hayallerın
    başkenti

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 16.08.2007 - 17:43

    baskı altında tutulan beyinlerin üretkenliklerine devam edebilmek için kurguladıkları, tasarladıkları, düşledikleri mekan. sıradan insanlar için herşeyin kendi istekleri doğrultusunda daha güzel olduğu bir yer iken, kendinde dünyayı değiştirebilme gücü bulan cesur insanlar için ideal bir geleceğin öngörüsüdür.

  • Nehir Kılıç
    Nehir Kılıç 27.11.2006 - 10:38

    olmayacakla ilgili değil, olacabilecekle ilgili fikir jimlastiği...

  • Vera Tunahan
    Vera Tunahan 11.11.2006 - 14:37

    olmayacak rüyaların ülkesi.


    mor göllerin üzerine pembe yağmurların yağdığı günler.

    yağmur yağmadığı halde ebemkuşaklarının birlerle değil binlerle göğü süslediği diyarlar.


    elinizi uzattığınızda avcunuza alıp ısındığınız yıldızlar.ama gecelerde baktığınızdaysa bir o kadar uzaklarda avizeler gibi asılı ışıltı parçacıkları.


    çarşambaların ertesinin perşembe olmadığı günler.


    tozunu üflemeye gerek göremiyeceğiniz saflıkta ruhlar.


    devasa çikolata dağları,şeker ağaçları,renkli balon bulutları..tamam tamam abarttım.e ne de olsa bunların tümü ütopik dünyamdan esintiler :)

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 26.09.2006 - 20:41

    ahahahaha... :))
    bilgecan konuştu..
    ya bir kere de hayr söyle be adam..
    ne olur yani..
    artık söylediklerini üstüme almıyorum
    ama gülüyorum haline
    bak kardeş kardeş geçiniyoruz.
    nedir sende ki bu tahammülsüzlük..
    zihninde başka çağrışımlar yok mudur senin
    molla faşistler kovalasın seni rüyanda..

  • Suna Sarılale
    Suna Sarılale 26.09.2006 - 20:36

    aşırı dinci molla faşistlerin, türkiyedeki şeriat özlemi...

    woooooy.....! ! ! ......nanaçkimi, nanaçkimi woy woy woy

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 26.09.2006 - 19:51

    kurgulanmış hayâl..

  • Sema Yaylı
    Sema Yaylı 13.08.2006 - 23:10

    imkansız mükemmel,imkansızı başar(mak) -abilmek.

  • Kemal Değer
    Kemal Değer 15.07.2006 - 10:03

    Dünya üstünde olmuycak şey

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 08.06.2006 - 20:19

    hayâl dünyasının sınırlarındaki yaşam alanı........- ;)) ...Pp

  • Seda
    Seda 27.05.2006 - 09:49

    gerceklestirilmesi olanaksız dusunce yada tasarı

  • Önder Bağcı
    Önder Bağcı 06.10.2005 - 20:34

    bence gerçek ütopya ulaşamadığınız insanlardır...hep hayalinizdir, yalnız bir türlü yakalayamzsınız...çünkü onun da ütopyaları vardır...

  • Önder Bağcı
    Önder Bağcı 06.10.2005 - 20:30

    kelime anlamı olarak ulaşılamayan ülke anlamına gelir...bayıldığım bi kaç tane vardır: aldous huxley kara ütopyalarıyla ünlüdür.en bilineni cesur yeni dünya...george orwell'ın '1984'ü var....

  • Ali Güler
    Ali Güler 16.07.2005 - 12:44

    mutlu olmayı istemek.sen için ben için biz için

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 10.05.2005 - 17:05

    platone nun ütopyası...
    8 yıllık felsefe eğitimi verilir her bireye...eğitim sonunda tek bir sınav yapılır geçilemezse bir 4 yıl daha okunur...
    bu eğitim sırasında kral dahil herkes çıplak vaziyette sabah sporu yapmak zorundadır ve evliliğe kadar hertürlü cinsel münasebet serbesttir ki nedeni insanların aklı cinsellikten soğusunda başka bişeye çalışsın diye...
    bknz: günümüz gençliği....

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 09.05.2005 - 10:46

    aşk

  • Banu Culha
    Banu Culha 01.05.2005 - 20:28

    olani degil olmasi gerekeni soyleyenlere utopist derim....

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 17.02.2005 - 14:12

    Uğraşama olmaaaz.

  • Mehmet
    Mehmet 14.01.2005 - 21:35

    SİMERANYA
    zamyatin:biz
    george orwell:1984
    alev alatlı
    peyami safa:YALNIZIZ
    more...
    huxley

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 23.12.2004 - 21:50

    .... izm'ler.

  • F
    F 19.04.2004 - 15:05

    Thomas More’un Ütopyası:
    Thomas More’un “Ütopya”sı, roman sanatının henüz ortaya çıkmadığı o tarihlerde, bir anlatı metni olarak kurgulanmıştır ve Kolomb’un keşiflerinin etkisiyle yazılmış ilk kurgusal metin olması nedeniyle de ilginçtir. Ütopya, Güney yarım küresinde bir adadır. Hikaye, bu adada yaşamış bir gemicinin, ada halkının kurduğu düzeninin mükemmelliğini Avrupa’ya tanıtması biçiminde sürer. Böylece More, hem İngiltere’deki iktidarın mutlak olamayacağını belirtir, hem de olması gerekenleri işaret eder. Siyasi ve ekonomik hayatı yeniden kurgular.

    “Ütopya”, devletin ilk mimari tasarım olarak da ilgiye değer; Bu ada devletinde, hepsi aynı plana sahip 54 kent var ve sadece başkentin planları değişik. Bütün cadde genişlikleri aynı (10 metre kadar) . Herkesin evi aynı stilde. Evlerde bir sokak bir de bahçe kapısı var ve kilit yok. Herkes istediği eve girebilir, damlar da düzdür. Sahiplik duygusu olmasın diye 10 yılda bir ev değiştirilir. Köylerde her biri 40 kişiyi barındıran çiftlikler bulunur ve şimdi More’nun eşitliğinin sınırına geliyoruz, bu 40 kişiden ikisi köle! Her çiftlik yaşlı ve bilge olan bir kadın ve bir erkek tarafından yönetiliyor. Evlerin bile bu denli aynı olduğu adada elbette kılık ve kıyafet de belirlenmiş, herkes daha doğrusu her kategori yaz kış aynı türde giyiniyor. Bir giysi yedi yıl dayanacaktır. Çalışma sonunda giyilen yün harmaniyeler(pelerin) de aynıdır ve doğal yün rengindedir.

    Tanıtımı More’un cümleleri ile sürdürürsek; “bizim toplumumuzda kadınlar, rahipler, hizmetçiler, dilenciler çoğunluk yararlı bir iş yapmaz. Zenginlerin varlığı dolayısıyla da gereksiz lüksler için çok emek harcanır. Ütopya cumhuriyetinde bunların önüne geçileceğinden çalışma 6 saat olarak belirlenmiştir. Eğer artık değer ortaya çıkarsa, günlük çalışma saati kısıtlanır. Aile ataerkildir. Evlenen oğul babasıyla oturur. Eve sığmazsa yeni bir eve aktarılınır. Kentler büyürse yeni bir kent kurulur. Hayvanların öldürülmesi, özgür yurttaşlar zalimliği öğrenmesin diye kölelere havale edilir. Yemek kamuya ait salonlarda yenir ve buradaki ayak işlerini de köleler görür. Evlenirken hem erkeğin hem kadının bakir olması esastır. Demirin olmadığı adada bunu sağlamak için dış ticaret yapılır. Savaş zaferleri ile övünülmez, ancak zorunluluk halinde savaşa girilir ve mümkünse paralı askerler tutulur. Altın ve gümüş birikimi savaş için yapılır. Gündelik hayatta ise altın ve gümüş oturak ya da hayvan zinciri olarak kullanılır ki nefret edilsinler. Mutluluğu zevkte bulan bir ahlak ve çilecilikten uzak bir dinsel tutum söz konusu. Kadınlar da rahip olabilir, rahipler onurlandırılır ama toplumda güç sahibi de değillerdir. Tanrıya inanmayanlar yurttaş sayılmaz ve siyasal yaşantıya katılmazlar ama hiçbir bakımdan rahatsız edilmezler.

    Görülüyor ki More’un ütopyası şaşırtıcı ölçüde liberal ve o ana dek Hıristiyan dünyasında görülmedik derecede laiktir. Komünizm tasarısı ise pek önemli değil, çünkü ondan ne anlaşıldığı belirsiz; üstelik bu tarz bir komünizm pek çok dinin söyleminde de fark edilir. Mesela, Müslümanlığın cennet tasarımını bile göz önüne getirirsek, mülkiyet ilişkilerinden söz edilmeyen eşitlikçi bir yaşantı algılarız. Buradaki liberal düşünceler; savaş, dinsel hoşgörü, yumuşak cezalar, hayvanların öldürülmesine karşı duyulan irkilti incelendiğinde ortaya çıkıyor. Sanki kendi geleceğini okumuşçasına, More, “Ütopya”sına, hırsızlığa ölüm cezası verilmesini eleştiren bir kanıtla başlar.

    Her ütopya, kendi çağının toplumsal koşullarının bir eleştirisi niteliğini barındırır. Dinsel bir inançla, yaşanan kötülüklerden, Hıristiyanlığın başlangıcındaki eşitlikçi görüşlerle arınılacağı öğretisine inanan Thomas More, siyasi iktidarın tek elde toplanmasına ve sınıfsal imtiyazlara karşı çıkan bir metin yazmıştır. Ne var ki, ilk bakışta eşitlikçi görünen bu ütopyanın da altını kazıyınca, bir çok ütopyada olduğu gibi, bireyi yok sayan ve tek tipleştirici bir toplum mühendisliği ile karşılaşırız. Toplumda farklılığa yer yokmuş gibi görünür, ama yönetimle ilgili kişiler bilgililer arasından seçilir. Yani ütopik de olsa, bilginin topluma yayılacağı düşüncesi öne sürülmez. Buradan, soylu kesimin yoksul halkı ne denli küçümsediği çıkarılabilir. Toplumun en hümanist ve aydın insanları bile, toplum tasarılarında sınıf farklılıklarını bir biçimde ortaya koyuyorlar. Ancak, 1518 yılında yazılmış bu metni kendi dönemindeki düşünceler, yasalar ve inançlar eşliğinde değerlendirmek gerekir. Buradaki tek tipleştirmedeki abartı, dönemin soylularının debdebesi ve toplumun büyük yoksulluğuna bir tepkidir mesela.

    Thomas More’dan sonra da bir çok ütopya yazıldı. Hatta, kimilerine göre Marx’ın komünizmi de bir ütopyaydı. Ütopya yazımının seçkinciliğine karşı anti-ütopyalar da üretildi. Ama, yapısı ne olursa olsun, “toplumsal ütopya, yoksul sınıfların ayrıcalıklı sınıflara ya da düşünen insanın varolan düzene karşı duyduğu hınçla başlar ama onu aşarak yeni toplum modelini çizer; yeni toplumun varlığını geçmişte ya da gelecek içinde, boşlukta bir yere yerleştirir, zamansa belirsizdir. Bu yeni toplum varolanın negatifidir. Bu düşünce çağının insanlarını devrimci eyleme çağırmamakla birlikte, mutluluk arayışı içinde, kurulu düzenin yıkılması için çalışır ve ara sıra yolunu şaşırmış olsa da her zaman bir değişiklik gereğini dile getirir”.

  • Tarık Buğra
    Tarık Buğra 15.04.2004 - 23:29

    hep ulaşmayı isteyipte ulaşmadığımızdır...
    olmayanı olan yapmaya çalışmaktır...

  • Yavuz Bahadır
    Yavuz Bahadır 15.04.2004 - 11:19

    Asla yetişemediğimiz.

  • Gamze
    Gamze 26.03.2004 - 16:39

    bence kesinlikle ömür boyu mutluluk bundan başka ütopya var mı...............

  • Abdulkadir Kahraman
    Abdulkadir Kahraman 25.03.2004 - 07:50

    Hakikatten bunalan kişilerin hayalin kucağına kaçması...

    Bazen de korkuya....

  • Hasan Ateş
    Hasan Ateş 16.03.2004 - 14:08

    mükemmeliyetçilerin vazgeçilmezi, ikâmetgâh istenikleri, hayat amaçları, ermek istedikleri kemâl; mükemmeliyetler diyârı.

  • Ahmet Dinler
    Ahmet Dinler 15.03.2004 - 20:19

    HAYALLER ÜLKESİ

    (yerine göre)

  • Halıl Unal
    Halıl Unal 03.03.2004 - 11:52

    ÜTOPYALAR

    Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum ve devlet şekli anlamı taşır. Ütopyalar, ideal düzen arayışlarının tasarlanmış tipik örnekleridir. Ütopyalar üzerine görüşler iki biçimde ortaya çıkmıştır. Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.

    İstenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar

    Bu tür ütopyalar, ideal bir toplum ve devlet tasarımlarıdır. Bu özellikteki ütopyaların en önemlileri şunlardır:

    Platon’un Ütopyası

    Platon, 'Devlet' adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (işçiler, çiftçiler, zanaatkarlar) , bekçiler (askerler) ve yöneticiler. İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlığını savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.

    Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

    Platon’un açtığı bu ütopik devlet anlayışı yolu, gelecekte hem doğu hem de batı felsefelerinde temsilciler bulmuştur. Doğu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayışını Fârâbî’de görmekteyiz.

    Fârâbî’nin Ütopyası

    Platon’dan etkilenen Fârâbî, 'Medinet’ül Fâzıla' (Erdemli Şehir) adlı esrinde böyle ütopik bir devlet tasarlamıştır. Ona göre, insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Sağlıklı bir organizmada bütün organlar nasıl uyumlu bir şekilde çalışıyorsa, toplum da böyle olmalıdır.

    Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır. Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.

    Thomas Morus‘un Ütopyası

    Roman tarzında yazdığı 'Ütopya Adası' adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir. Para geçerli değildir. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.

    Tommaso Campanella’nın Ütopyası

    Güneş Devleti adlı eserinde ütopik bir devlet yasarımı yaparken, o da Platon’un etkisi altında kalır. Güneş kentte her şey ortaktır. Aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetimce yapılır. Kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Herkes dört saat çalışır. Geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır. Adları 'Güç', 'Akıl', ' Sevgi' anlamına gelen üç yardımcısı vardır.

    Francis Bacon’un Ütopyası

    Yeni Atlantis adlı eserinde ütopik devletini tanıtır. 'Ben Salen' adlı adada sağlam bir ahlâk anlayışı egemendir. Özel bir örgüt, halkın bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre 'Yeni Atlantis' bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.

    Korkutucu Nitelikte Ütopyalar

    Günümüzde de ütopyalar yazılmaktadır. Ancak, bunların ortak bir niteliği vardır, o da toplumları gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makineleşen bir toplumda insanın duygu, düşünce ve değer sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik hakların kurulacak bir despotik devlet tarafından yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanları, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.

    Huxley’in Ütopyası

    Yeni Dünya adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. 'Yeni Dünya' da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku ütopyasıdır.

    G. Orwel’ın Ütopyası

    Orwel, '1984' adlı eserinde despotizmin (zorbalık) egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.

    Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir.

  • Ramazan Aktas
    Ramazan Aktas 13.02.2004 - 21:02

    ayakta duramıyacak düşüncedir 'ütopya'...

  • Umut Baydar
    Umut Baydar 29.12.2003 - 10:47

    ammada resmatik adamsınız yahu kısaca ütopia için hayal ürünü safsata densene yahu

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 29.06.2003 - 06:26

    Yunancada da utopia, Gerçekleşmesi mümkün olmayan ideal demektir.
    ya da gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce.

    Ütopya kelimesi 16. yüzyılda Thomas More'un yazdığı ünlü, ideal toplumun temellerini anlattığı romanın adındaki kitabına isim olmuştur. Yazar bu kitabında dini müsamahanın hakim olduğu, idarecilerin halk tarafından şeçildiği, yoksulluğun olmadığı bir ülkeyi tasvir etmektedir.

    Bu terim Karl Marx'dan önceki bir çok sosyalist düşünür içinde kullanılmıştır.