Sus dediğin an susabilirmi O .. Aç dediğin zaman açabilirmi O çiçek Doğ dediğin zaman doğabilirmi O güneş Bir tek yıldızlar vardır özgür gözüdür O nun Bir an vardır egemen özüdür O nun O RUH.. Tahtın sahibi varlığın benliğin sahibi O varsa zaman durmuş sayılır yaşanır doyumsuz sorunsuz. efes//35
Küçük kız, babası ile ormanda yürüyüş yaparken, ayağı takılıp yere düşüyor. Can acısıyla “Ahhh” diye bağırınca, ilerideki dağın tepesinden “Ahhh” diye bir ses duyuyor ve küçük kız, dağın tepesinde başka birinin olduğunu sanıp bu kez de “Sen kimsin? ” diye bağırıyor. Aldığı yanıt “Sen kimsin? ” oluyor…
Küçük kız bu yanıta iyice sinirlenip “Sen bir korkaksın! Neden saklanıyorsun? ” diye haykırıyor. Dağdan gelen ses “Sen bir korkaksın! ” diye cevap veriyor……
Sonunda babasına soruyor “Baba ne oluyor böyle? ” “Dinle ve öğren…” diyor adam, bu kez kendisi dağa doğru “Sana hayranım! ” diye bağırıyor. Gelen cevap “Sana hayranım! ” oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “Sen muhteşemsin! ” ve gelen cevap “Sen muhteşemsin! ” oluyor. Küçük kız çok şaşırıyor ama halen ne olduğunu anlayamıyor…
Adam, küçük kızına hayatın sırrını anlatmaya başlıyor…
Buna “Yankı” denir. Ama aslında bu “Yaşam”dır. Yaşam daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yaşam, yaptığımız davranışların aynasıdır…
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan, insanlara daha çok saygı duy!
İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan, sen de daha sabırlı olmayı öğren.Çünkü yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarımızın aynadan bir yansımasıdır…
Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir… Bunu unutma!
Diyanet ne işe yarar... Eskiden olsa bilimsel gelişmeler ışığında yeni içtihatlar kapı açacak ve milletin maneviyatını hurafelerden arındırıp güzel ahlak kazandıracak bir kurumsal yapı derdim.. Şimdi ise milletin bırakın camideki namazı evindeki ibadetine musallat olmuş ahlaksız niteliksiz cahil yobaz biat süreleri ile sadece millete değil devlete de musallat olmuş haramzade bir yapı... İşi mi devletin diğer kurumlarına musallat olmuş iktidar artıkları gibi milletin anasını... Ağlatmak...
Bize bu aziz ülkeyi vatan bırakan yüce insanları saygıyla selamlıyor Aziz Hatıralarının simgesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum
Çocuklar bir gün evden giderler… Bir şekilde, bir nedenle, öyle olduğu için, koşullar onu gerektirdiği için giderler. Ama gönlümüzden asla…
Gözlerinde hayata karşı bir heves, omuzlarında ince bir ağırlık, ellerinde uçarı bir telaş…
Kapıyı çekip giderler…
Çocuklar evden gidince, ev de sizden gider biraz, sabah kızaran ekmeğin kokusu, ütünün buharı, bir türlü şekle girmeyen saçlar, kapıdan çıkarken aceleyle öpülen yanaklar gider…
Antrede biriken ayakkabılar, teki kaybolan terlikler, yatağın üstündeki elbise yığınları gider.
Saatler sanki bir yerlerde durmuş gibi olur. Hayatınız hasreti kuşanmış mevsimsiz bir ülkeye benzer bir zaman…
Çocuklar evden gidince;
Ansızın yapılan şakalar, vakitsiz istenen sandviçler, pencere önünde beklediğiniz geceler gider...
Artık kapının önündeki ayak seslerini duymazsınız,
Sokaktan geçen simitçiye seslenen kimse yoktur.
Arka odadan yükselen müzik sesi, banyodaki parfüm kokusu, ortasından sıkılmış dişmacunları anılarınızda kalır.
Mutfak masası çoktan unutmuştur sıcacık ve neşeli sohbetleri.
Fırında patatesin tadı eskisi gibi değildir artık,
Kareli yatak örtüsünde izi kalmıştır aşk acısıyla dökülen genç gözyaşlarının…
Çocuklar evden gidince ;
“Annem duymasın”lar, “Babamı idare et”ler “Ben zaten biliyorum”lar, “Beni çocuk muyum?”lar, “Beni anlamıyorsunuz!”lar, “Amma meraklısınız”lar … El ele tutuşup hep birlikte giderler...
Onlar olmadığı zaman da “ben ne giyeceğim”ler “arkadaşımda kalacağım”lar, “arkadaşlarımla çıkıyorum”lar peşi sıra ortalıktan kaybolurlar..
Çocuklar bir gün evden giderler;
Giderken yüreğinizin bir parçasını da yanlarında götürürler…
Onda kalan parçada sizden o kadar çok şey vardır ki,
Onlar bunu bilirler,
Aldıkları her kararda, yaşadıkları her yol ayrımında, her sevinçlerinde ve her acılarında
Fark ederler bu eşsiz bilgiyi,
Yeter ki onların yaşam pınarlarına hayat veren kaynağın suyu berrak, hikmeti bol olsun.
Yeter ki sizden doğup hayatın içine akan bu pınar ırmak olsun, nehir olsun ve en doğru yönü bulsun...
Allah ,Allah ya nerede bizin kürsünün o çok bilmiş beddua kumkuması..oldu mu ama şimdi...bana kim canı gönülden beddua edecek daha da hasta olayım diye..hıııı kim.. elma dersemde çık,armut dersemde çık..bak bekliyorum ama...
efendim ben hiçbir zaman akıllıyım iddiasında nulunmadım ki zaten,yani deliliğim nerdeyse tesçilli.. ha sayın salkım söğüt anto o cinslerle dolu.. aman ha ...dikkat edin..derim ben
merhaba herkesin kürsüsünün cemaati ; en şavklı günler hepimizin olsun,olsunda...ben şimdi merak ettim zeka testlerini nerede yaptırıyorsunuz ben de benimkini bir ölçtürsem diyorum... asla sizinkileri yakalıyamaz daaaaa..yine de bili bakim dedim di
Hayır Efruz Ağa sizinle bir ilgisi yok :) bak çok merak etme Günahsız Şeytan aramızda dikkatli olmak lazım ;)
Yorumsuz kalmayı seçiyorum (:
anlaması gereken arkadaş anladı bence ;)
Bir hayalet olarak gerçeği gördüm Efruz Ağa
İnanamıyorum , son 40 dakikadır yaşadığım şoku nasıl atlata bilirim bilemiyorum :D
NEDEN
ANLIYORUM
ŞİMDİ
;)
Sus dediğin an susabilirmi
O ..
Aç dediğin zaman açabilirmi
O çiçek
Doğ dediğin zaman doğabilirmi
O güneş
Bir tek yıldızlar vardır özgür
gözüdür O nun
Bir an vardır egemen
özüdür O nun
O RUH..
Tahtın sahibi
varlığın benliğin sahibi
O varsa zaman durmuş sayılır
yaşanır doyumsuz sorunsuz.
efes//35
YANKI
Küçük kız, babası ile ormanda yürüyüş yaparken, ayağı takılıp yere düşüyor. Can acısıyla “Ahhh” diye bağırınca, ilerideki dağın tepesinden “Ahhh” diye bir ses duyuyor ve küçük kız, dağın tepesinde başka birinin olduğunu sanıp bu kez de “Sen kimsin? ” diye bağırıyor. Aldığı yanıt “Sen kimsin? ” oluyor…
Küçük kız bu yanıta iyice sinirlenip “Sen bir korkaksın! Neden saklanıyorsun? ” diye haykırıyor. Dağdan gelen ses “Sen bir korkaksın! ” diye cevap veriyor……
Sonunda babasına soruyor “Baba ne oluyor böyle? ”
“Dinle ve öğren…” diyor adam, bu kez kendisi dağa doğru “Sana hayranım! ” diye bağırıyor. Gelen cevap “Sana hayranım! ” oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “Sen muhteşemsin! ” ve gelen cevap “Sen muhteşemsin! ” oluyor. Küçük kız çok şaşırıyor ama halen ne olduğunu anlayamıyor…
Adam, küçük kızına hayatın sırrını anlatmaya başlıyor…
Buna “Yankı” denir. Ama aslında bu “Yaşam”dır. Yaşam daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yaşam, yaptığımız davranışların aynasıdır…
Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev!
Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol!
Saygı istiyorsan, insanlara daha çok saygı duy!
İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan, sen de daha sabırlı olmayı öğren.Çünkü yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarımızın aynadan bir yansımasıdır…
Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir…
Bunu unutma!
(Alıntı)
çok güzel şiir her dinlediğime içime hüzün düşer
Hadi yıldızları sayalım , daha zamanımız varken ;)
Özlemler bile farklıdır; kimi hayaller kurduranı özler, kimi hayaller öldüreni...
Omurgası yoktu vicdanını aradım !
Ben gidiyorum dediğimde; gitme diyen birini değil, ben de geliyorum, yalnız gidemezsin diyen birini istiyorum.
Can Yücel
Diyanet ne işe yarar...
Eskiden olsa bilimsel gelişmeler ışığında yeni içtihatlar kapı açacak ve milletin maneviyatını hurafelerden arındırıp güzel ahlak kazandıracak bir kurumsal yapı derdim.. Şimdi ise milletin bırakın camideki namazı evindeki ibadetine musallat olmuş ahlaksız niteliksiz cahil yobaz biat süreleri ile sadece millete değil devlete de musallat olmuş haramzade bir yapı... İşi mi devletin diğer kurumlarına musallat olmuş iktidar artıkları gibi milletin anasını... Ağlatmak...
Yolcu Bey;
Diyanet devletin anayasal kurumlarındandır.
Diğer kurumlar ile aynıdır.
Bir tarafı çok işe yararken diğer tarafı hiç bir işe yaramaz.
Yani bütçeden hiç bir kuruma para vermeyelim; Her yere basma fabrikaları kuralım var mısınız.
Bize bu aziz ülkeyi vatan bırakan yüce insanları saygıyla selamlıyor Aziz Hatıralarının simgesi olan 30 Ağustos Zafer Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum
:=)))) ha bakınız bu resim biraz daha güzel hiç olmazsa,
ayrıca sözümü kaale alıp resminizi değişrirdiğiniz içinde teşekkürler..
ÇOCUKLAR EVDEN GİDİNCE
Çocuklar bir gün evden giderler… Bir şekilde, bir nedenle, öyle olduğu için, koşullar onu gerektirdiği için giderler. Ama gönlümüzden asla…
Gözlerinde hayata karşı bir heves, omuzlarında ince bir ağırlık, ellerinde uçarı bir telaş…
Kapıyı çekip giderler…
Çocuklar evden gidince, ev de sizden gider biraz, sabah kızaran ekmeğin kokusu, ütünün buharı, bir türlü şekle girmeyen saçlar, kapıdan çıkarken aceleyle öpülen yanaklar gider…
Antrede biriken ayakkabılar, teki kaybolan terlikler, yatağın üstündeki elbise yığınları gider.
Saatler sanki bir yerlerde durmuş gibi olur. Hayatınız hasreti kuşanmış mevsimsiz bir ülkeye benzer bir zaman…
Çocuklar evden gidince;
Ansızın yapılan şakalar, vakitsiz istenen sandviçler, pencere önünde beklediğiniz geceler gider...
Artık kapının önündeki ayak seslerini duymazsınız,
Sokaktan geçen simitçiye seslenen kimse yoktur.
Arka odadan yükselen müzik sesi, banyodaki parfüm kokusu, ortasından sıkılmış dişmacunları anılarınızda kalır.
Mutfak masası çoktan unutmuştur sıcacık ve neşeli sohbetleri.
Fırında patatesin tadı eskisi gibi değildir artık,
Kareli yatak örtüsünde izi kalmıştır aşk acısıyla dökülen genç gözyaşlarının…
Çocuklar evden gidince ;
“Annem duymasın”lar, “Babamı idare et”ler “Ben zaten biliyorum”lar, “Beni çocuk muyum?”lar, “Beni anlamıyorsunuz!”lar, “Amma meraklısınız”lar … El ele tutuşup hep birlikte giderler...
Onlar olmadığı zaman da “ben ne giyeceğim”ler “arkadaşımda kalacağım”lar, “arkadaşlarımla çıkıyorum”lar peşi sıra ortalıktan kaybolurlar..
Çocuklar bir gün evden giderler;
Giderken yüreğinizin bir parçasını da yanlarında götürürler…
Onda kalan parçada sizden o kadar çok şey vardır ki,
Onlar bunu bilirler,
Aldıkları her kararda, yaşadıkları her yol ayrımında, her sevinçlerinde ve her acılarında
Fark ederler bu eşsiz bilgiyi,
Yeter ki onların yaşam pınarlarına hayat veren kaynağın suyu berrak, hikmeti bol olsun.
Yeter ki sizden doğup hayatın içine akan bu pınar ırmak olsun, nehir olsun ve en doğru yönü bulsun...
Evet çocuklar bir gün giderler,
Ama gelecekleri yolu da asla unutmazlar.
(alıntı)
merhaba herkesin kürsüsünün cenaati İ
Türklüğün bu en büyük ve nuhteşem bayramı cümlemize kutlu ola
sadece bana gelsin
Taşırım kalbini/Taşırım kalbimde..
Geceleri göklerden indirdigimiz cesareti
Gün ile birlikte yerin dibine gönderiyoruz
Bu yüzden en çok kendimizden kaçıyor
En çok kendimizi kandırıyoruz
4+4=16 bilmeyen devet memuru varsa hemen istifa etsin.. Yalakalıkta tarağı olanın nafakalıkta yarası olur... Anlayan anlasın artık... Uğraştırmayın beni...
Allah ,Allah ya nerede bizin kürsünün o çok bilmiş beddua kumkuması..oldu mu ama şimdi...bana kim canı gönülden beddua edecek daha da hasta olayım diye..hıııı kim..
elma dersemde çık,armut dersemde çık..bak bekliyorum ama...
haaaa bide vaktinize yazık,
uğraşmayın benim gibi ABDALLA ..:=))
hanımefendi / beyedendi
kuvvetle muhtemeldir :=))
efendim ben hiçbir zaman akıllıyım iddiasında nulunmadım ki zaten,yani deliliğim nerdeyse tesçilli..
ha sayın salkım söğüt anto o cinslerle dolu..
aman ha ...dikkat edin..derim ben
Allah ,Allah ya şu Maria de olması Kürsümüzün hatunları,yada hatun görünen beyleri neye kafayı takacaklardı ki
Size bile faydası olur bence de okumalısınız
Farkındalıklarınız bol olsun efenim. Farkındalık illüzyonu içinde olmak fena bir durum gibi duruyor. Geçmiş olsun o zaman ne diyelim.
merhaba herkesin kürsüsünün cemaati ;
en şavklı günler hepimizin olsun,olsunda...ben şimdi merak ettim zeka testlerini nerede yaptırıyorsunuz
ben de benimkini bir ölçtürsem diyorum...
asla sizinkileri yakalıyamaz daaaaa..yine de bili bakim dedim di
Basit bir cümlenin ne ifade ettiğini anlamayacak kadar geri zekalı olmadığıma seviniyorum.
:))