sarhoşum Kordon da ıssız bir köşede acı acı ötüyor Karşıyaka vapuru hadi kalk son sefer bu diye kim takar güneyden gelmiş bir hece dallanıp budaklanmış dilde bin hece şarkılar sızar geceye hasret bam telinde susmuş ruh beyin yürek hepsi nafilede efes//35
"Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kuyruğunu kesmek zorunda kalmış. Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde “Kuyruğunu neden kestin?" diye sormuş. Kuyruğu kesik olan "Böyle mutlu hissediyorum. Sevincimden havalara uçuyorum”demiş. Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş. Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş. Hemen tilkiye gelip "Neden bana yalan söyledin?" demiş. Tilki; "Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler." demiş. Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu(!) anlatmışlar. Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler. Çoğunluk onlara geçince bu sefer kuyruğu olanlarla dalga geçmeye başlamışlar. İşte böyle... Önce toplumu bozarlar, sonra iyi insanları, kötü insanlara ayıplatırlar. Kendiniz olun, fazlasını olmaya çalışırsanız bir hiç olursunuz."
"Derisini değiştirmeyen yılanlar ölmeye mahkûmdur." der ve ekler Nietzsche... "Bu durum düşüncelerini değiştirmeyen zihinler için de geçerlidir."
Bûtimâr; denize aşık bir kuştur. Her gün kenarına konduğu suya uzun uzun bakar ve "Bu deniz bir gün kurursa, ben ne içerim?" diye endişe eder. Bu ölçüsüz aşk Bûtimâr'in sonu olur, kenarından ayrılmadığı ve içmeye kıyamadığı denizin yanı başında susuzluktan ölür.
kıyılar sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde tedirgin su gürültüyle çarparsonsuz dünyalarının kıyısında çığlıklarlaoyunlarla buluşur çocuklar
duygunuz ne ise en çok hangi duygunuzu kullanıyorsanız etrafınızda o duyguda insanlar toplanır diyor ünlü bir iletişimci. benim gözlerimi kapattığımda iki görüntü gelir bilincime gördüğüm günden beri: kıyıya vuran aylan bebek ve şimdilerde arabanın kapısına eli sıkışıp ta arabayı kullanan halası tarafından bu durum farkedilmeyince metrelerce acılar içinde sürüklerek daha da büyük bir acıyla aracın arka lastiği altında feci şekilde can veren sekiz yaşındaki körpecik yavru. biri sömürü düzeninin kör ve sağırlaşmasının kurbanı olmuş bir diğeri teknolojinin dişlilerinin her tür acıyı bize reva gören en sevdiklerimizi elimizden korkunç bir şekilde almasının şahane birer prototipi. ve benim duygum çaresiz bir insan olarak acıma ve merhamet. ben acıması olan merhametli insanlar toplansın istiyorum etrafımda. ilahtan bize yayılan rahmetin tecellileri olan merhametli insanlar.
muhabbet etmek, iki lafın belini kırmak, geyik döndürmek güzel de sadede bir türlü gelemiyorsanız hep böyle sürsün mayışıklığındaysanız işte sorun var demektir
dün yu tubda ekranıma düşen video mehmet ali erbil ile ünlü yu tuburun aynı klipte oynayıp sonra birbirlerini tacizle suçlamaları ile ilgili içerikti. kaç izlenmiş. saatler içerisinde dokuzyüzbinlerde üstelik aynı içerikle ilgili farklı videolar da aynen yüksek izlenme oranına sahip. ah güzel ülkemin güzel insanları ah z kuşağı iyi güzel şeylere bu kadar çabuk yüz dönüp ne ara bu kadar dedikoducu oldun sen tacizin her türüne karşısın da biz mi anlamadık pardon
Eleştiriye güneş kişisinden başla o zaman. Tarafsız olamamanın yansısı bu yazdıkların. Ayrıca senin saygı duyman insanlar için bir payeymiş gibi davranman da neyin kibri böyle? Umurumda olduğunu düşünme lütfen. Hakkımda ne düşündüğün seni bağlar, benim öyle olduğumu göstermez. Ben de seni tanımıyorum ve bunun için bir çabam da yok.
Birini savunmak onun bunu kendi başına yapamayacak durumda olduğunu gösterir. Arkadaşına bunu yapmak istediğine eminsen devam et. Ben bu sığ ortamdan gidip güzel pazar günümü daha iyi değerlendirmek istiyorum. Sanırım kendi cevabını kendin okuyacaksın.
Sürrealizm, alegori vs. içinde bunlardan bir sürü örnek var. Bu bir yöntemdir. Somutlamaya elli tane örnek de ben yazayım. Mesele şu ki bana rüzgara bunu gerçekten yapan birini getirirsen ben de sözümü geri alacağım.
Rabia sürrealizm, alegori vs. bunlarla dolu. İmgeler istediğimiz gibi kullanılabilir. Somutlamaya elli tane örnek de ben yazayım ama bu onları somut yapmıyor. Sadece daha anlaşılır olması için kullanılan bir yöntemdir. Bana rüzgara bunu gerçekten yapan birini getirirsen ben de sözümü geri alacağım. Bilmem anlatabildim mi?
Örneğin Nâilî, aşağıdaki beytinde kullanmış olduğu “nigeh-i çeşm-i emel” ve “gûşe-i ebrû-yı taleb” terkiplerinde emel ve istek gibi soyut olan iki kavramın detaylarını öne çıkararak onları somutlaştırır... hocam örneklemeye devam edelim mi?:)
Öncelikle aptalca bir söz söylemek aptal olmak anlamına gelmez. Bunu anlamayan birine aptal diyebiliriz, evet. Haddini aşmış hakaretler bütünü içinde kendine yakışan yerdesin. Ben seni uyardım, tehdit etmedim. Kelimelerden anladığın kadarsın, fazlası olamazsın. Seviyesiz cümlelerinden örnek verecek olursak ''saçma sapan fikirlerini git başkasına yuttur. '' Eğer bir düzeyin olsa idi şöyle diyebilirdin: '' Fikirlerine katılmıyorum. Bence somut, ... '' diye devam eden bir tartışma şekli. Bu kadar bayağı bir insanla tartışmaya gerek yoktur.
Ha! Cümle içinde bana tek bir hakaret daha edersen hakettiğin gibi davranırım. Sana söz veriyorum.
Kaç çeşit üslup var, hiçbir zaman küfürlü olanını tercih etmedim... önce sen bi araştır bence somut soyut kavramını. Edebi açıdan, fiziki açıdan, “ aptal” kötü söz sahibine aittir. Eleştirilmeye gelince, eleştiriye açığım, lakin! Karşımdaki insanın da aynı şekilde eleştiriyi kabul etmesi gerekir. Nüanslar kullanarak insanlara hakaret etme hakkını hiç kimseye verecek değilim. Herkes kendi üslubunu düzeltsin. Ayrıca üslup konusunu vurgulayan ben değilim. İlkokul seviyesi mi? Bu çok komikti. Bir de tehdit edilmekten hiç hoşlanmam herkes fikrini söylemekte özgürdür tıpkı sizin gibi. Biz konuştuğumuz gibi susup dinlemeyi de biliriz. Bundan sonra sizler açıklayın da bizler de okuyalım.
Hatta! Fizik ve mantık kurallarına da aykırıymış! Aklındaki düşünceyi fizik kurallarına göre somutlaştırmak ise bambaşka bir mevzu düşünceleri konuşarak eyleme dönüştürmek de bana ve fizik kurallarına göre çok mantıklı. Git o saçma sapan fikirlerini başkalarına yuttur, aşağıda bu durumun birbirinden nasıl ayrılması gerektiğini rakamlarla açıklamışlar hiçbir şey bilmiyorsan oraya bir kafa yor olur mu?
Üç türlü aristokrasi vardır; birincisi yaş ve kıdem; ikincisi servet; üçüncüsü akıl ve bilgidir. En şereflisi sonuncusudur.”
Schopenhauer
Dilimiz sürçse of ola demeyi öğrendik biz...
İstediğin kadar hesaplar yap, hayat denen yolculuğun duraklarında bekleyen, senden öte bir sen var ki! Ne isteğinde binebilir ne de inebilirsin.
Antolojinin " nedir " bölümleri
Türk dizilerine dönmüş durumda
İsimleri farklı farklı olsada
Konuları hep aynı....
sarhoşum Kordon da ıssız bir köşede
acı acı ötüyor Karşıyaka vapuru
hadi kalk son sefer bu diye
kim takar güneyden gelmiş bir hece
dallanıp budaklanmış dilde bin hece
şarkılar sızar geceye hasret bam telinde
susmuş ruh beyin yürek hepsi nafilede
efes//35
"Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kuyruğunu kesmek zorunda kalmış. Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde “Kuyruğunu neden kestin?" diye sormuş. Kuyruğu kesik olan "Böyle mutlu hissediyorum. Sevincimden havalara uçuyorum”demiş. Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş. Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş. Hemen tilkiye gelip "Neden bana yalan söyledin?" demiş. Tilki; "Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler." demiş. Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu(!) anlatmışlar. Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler. Çoğunluk onlara geçince bu sefer kuyruğu olanlarla dalga geçmeye başlamışlar.
İşte böyle... Önce toplumu bozarlar, sonra iyi insanları, kötü insanlara ayıplatırlar. Kendiniz olun, fazlasını olmaya çalışırsanız bir hiç olursunuz."
"Derisini değiştirmeyen yılanlar ölmeye mahkûmdur." der ve ekler Nietzsche...
"Bu durum düşüncelerini değiştirmeyen zihinler için de geçerlidir."
Bûtimâr; denize aşık bir kuştur. Her gün kenarına konduğu suya uzun uzun bakar ve "Bu deniz bir gün kurursa, ben ne içerim?" diye endişe eder. Bu ölçüsüz aşk Bûtimâr'in sonu olur, kenarından ayrılmadığı ve içmeye kıyamadığı denizin yanı başında susuzluktan ölür.
Gizli özne... aynı cümle içerisinde zümrüt ile taşı kullanmak ahlaksızlıktır... silersen bu rezalet cümleleri iyi yaparsın...
Bir kadın kızdırır bütün kadınlara küserim
Yalnız kalmak için herkesi harcadım
Her gelene
Seni değil...
“O, sen misin?” diye soruyorum...
Yandı...
O kadar hatırımdasın ki
Hatırlayamıyorum artık seni...
B.Ş.
Kolonya döksek temizlenmez mi ; iğrenç karakteriniz. Çitilesek mesela , dökülür mü kirleriniz?
kıyılar
sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar
uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde
tedirgin su gürültüyle çarparsonsuz dünyalarının kıyısında çığlıklarlaoyunlarla buluşur çocuklar
tagore
duygunuz ne ise en çok hangi duygunuzu kullanıyorsanız etrafınızda o duyguda insanlar toplanır diyor ünlü bir iletişimci.
benim gözlerimi kapattığımda iki görüntü gelir bilincime gördüğüm günden beri:
kıyıya vuran aylan bebek ve şimdilerde arabanın kapısına eli sıkışıp ta arabayı kullanan halası tarafından bu durum farkedilmeyince metrelerce acılar içinde sürüklerek daha da büyük bir acıyla aracın arka lastiği altında feci şekilde can veren sekiz yaşındaki körpecik yavru.
biri sömürü düzeninin kör ve sağırlaşmasının kurbanı olmuş bir diğeri teknolojinin dişlilerinin her tür acıyı bize reva gören en sevdiklerimizi elimizden korkunç bir şekilde almasının şahane birer prototipi.
ve benim duygum çaresiz bir insan olarak acıma ve merhamet. ben acıması olan merhametli insanlar toplansın istiyorum etrafımda. ilahtan bize yayılan rahmetin tecellileri olan merhametli insanlar.
muhabbet etmek, iki lafın belini kırmak, geyik döndürmek güzel de sadede bir türlü gelemiyorsanız hep böyle sürsün mayışıklığındaysanız işte sorun var demektir
dün yu tubda ekranıma düşen video mehmet ali erbil ile ünlü yu tuburun aynı klipte oynayıp sonra birbirlerini tacizle suçlamaları ile ilgili içerikti.
kaç izlenmiş. saatler içerisinde dokuzyüzbinlerde
üstelik aynı içerikle ilgili farklı videolar da aynen yüksek izlenme oranına sahip.
ah güzel ülkemin güzel insanları
ah z kuşağı iyi güzel şeylere bu kadar çabuk yüz dönüp ne ara bu kadar dedikoducu oldun sen
tacizin her türüne karşısın da biz mi anlamadık
pardon
Fırlamışlar apansızca meydane
Her biri de birbirinden merdane (?)
G.Ç
''İn vino veritas''
Gerçek şarapta..
Zırva tevil götürmez.
:)
Helbest hunera xemilandina hestane
Rabia canım,
İşte çözüm bu zaten. Somutlama bir yöntemin soyut ifadesidir. Ortada somut bir şiir hiç olmadı.
:))
Görüşelim böyle böyle.
Eleştiriye güneş kişisinden başla o zaman. Tarafsız olamamanın yansısı bu yazdıkların. Ayrıca senin saygı duyman insanlar için bir payeymiş gibi davranman da neyin kibri böyle? Umurumda olduğunu düşünme lütfen. Hakkımda ne düşündüğün seni bağlar, benim öyle olduğumu göstermez. Ben de seni tanımıyorum ve bunun için bir çabam da yok.
Birini savunmak onun bunu kendi başına yapamayacak durumda olduğunu gösterir. Arkadaşına bunu yapmak istediğine eminsen devam et. Ben bu sığ ortamdan gidip güzel pazar günümü daha iyi değerlendirmek istiyorum. Sanırım kendi cevabını kendin okuyacaksın.
İyi günler...
Sürrealizm, alegori vs. içinde bunlardan bir sürü örnek var. Bu bir yöntemdir. Somutlamaya elli tane örnek de ben yazayım. Mesele şu ki bana rüzgara bunu gerçekten yapan birini getirirsen ben de sözümü geri alacağım.
Neyse sana iyi pazarlar Rabia.
Rabia sürrealizm, alegori vs. bunlarla dolu. İmgeler istediğimiz gibi kullanılabilir. Somutlamaya elli tane örnek de ben yazayım ama bu onları somut yapmıyor. Sadece daha anlaşılır olması için kullanılan bir yöntemdir. Bana rüzgara bunu gerçekten yapan birini getirirsen ben de sözümü geri alacağım. Bilmem anlatabildim mi?
Neyse sana iyi pazarlar Rabia
Örneğin Nâilî, aşağıdaki beytinde kullanmış olduğu “nigeh-i çeşm-i emel” ve “gûşe-i ebrû-yı taleb” terkiplerinde emel ve istek gibi soyut olan iki kavramın detaylarını öne çıkararak onları somutlaştırır...
hocam örneklemeye devam edelim mi?:)
Öncelikle aptalca bir söz söylemek aptal olmak anlamına gelmez. Bunu anlamayan birine aptal diyebiliriz, evet. Haddini aşmış hakaretler bütünü içinde kendine yakışan yerdesin. Ben seni uyardım, tehdit etmedim. Kelimelerden anladığın kadarsın, fazlası olamazsın. Seviyesiz cümlelerinden örnek verecek olursak ''saçma sapan fikirlerini git başkasına yuttur. '' Eğer bir düzeyin olsa idi şöyle diyebilirdin: '' Fikirlerine katılmıyorum. Bence somut, ... '' diye devam eden bir tartışma şekli. Bu kadar bayağı bir insanla tartışmaya gerek yoktur.
Ha! Cümle içinde bana tek bir hakaret daha edersen hakettiğin gibi davranırım. Sana söz veriyorum.
Kaç çeşit üslup var, hiçbir zaman küfürlü olanını tercih etmedim... önce sen bi araştır bence somut soyut kavramını. Edebi açıdan, fiziki açıdan, “ aptal” kötü söz sahibine aittir. Eleştirilmeye gelince, eleştiriye açığım, lakin! Karşımdaki insanın da aynı şekilde eleştiriyi kabul etmesi gerekir. Nüanslar kullanarak insanlara hakaret etme hakkını hiç kimseye verecek değilim. Herkes kendi üslubunu düzeltsin. Ayrıca üslup konusunu vurgulayan ben değilim. İlkokul seviyesi mi? Bu çok komikti. Bir de tehdit edilmekten hiç hoşlanmam herkes fikrini söylemekte özgürdür tıpkı sizin gibi. Biz konuştuğumuz gibi susup dinlemeyi de biliriz. Bundan sonra sizler açıklayın da bizler de okuyalım.
Güneş Çetin insanları üslup açısından eleştirip kendine yapılan eleştiriye bu kadar seviyesiz cevap verebildiğin için bence sen önce kendini sorgula.
Terkip somutmuş
:)
Daha aptalca şeylerde okudum burada. Sorun değil, üzülme.
Somut kelimesinin anlamını biri arkadaşa yazsın lütfen. Ben ilkokul düzeyi Türkçe dersi vermiyorum.
Son olarak benimle bu üslupta konuşmaya devam edersen yazacaklarım dan sorumlu değilim. Herkes sınırını bilsin, bilmeyene öğretiriz.
Hatta! Fizik ve mantık kurallarına da aykırıymış! Aklındaki düşünceyi fizik kurallarına göre somutlaştırmak ise bambaşka bir mevzu düşünceleri konuşarak eyleme dönüştürmek de bana ve fizik kurallarına göre çok mantıklı. Git o saçma sapan fikirlerini başkalarına yuttur, aşağıda bu durumun birbirinden nasıl ayrılması gerektiğini rakamlarla açıklamışlar hiçbir şey bilmiyorsan oraya bir kafa yor olur mu?