Kültür Sanat Edebiyat Şiir

dizi sizce ne demek, dizi size neyi çağrıştırıyor?

dizi terimi Yeşim Erkurt tarafından 08.03.2003 tarihinde eklendi

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 01.09.2009 - 12:50

    ABD dizilerini tek geçerim..

  • Şamil Tuğrul
    Şamil Tuğrul 28.12.2008 - 17:47

    Geçenlerde, gazetelerin magazin sayfalarında, yerli Türk TV dizilerinin Ortadoğu ülkelerinde büyük rağbet gördüğüne dair haberler vardı. Haberde, Türk dizilerine Ortadoğu ülkelerinde gösterilen yoğun ilgiye dikkat çekiliyor. Dublajı yapılan Türk dizileri, o kadar benimsenmiş ki izleyicilerinin Türk dizilerini izlediğinin farkına bile varmadığı kaydediliyordu.


    Aynı gün bu konu ile ilgili başka bir haber de vardı gazetelerde: Mısır Müftüsü; Türk dizilerinin ülkedeki aile düzenin sarstığını, ailede büyük yıkımlara sebep olduğunu bunun neticesinde bu dizileri seyredenler arasında boşanmaların hızla arttığını bahsederek, Müslümanların bu dizilerden uzak kalmasını tavsiye ediyordu.


    Bu, basit önemsiz bir haber olarak gazetelerde yer aldıysa da, aslında çok tehlikeli gidişin işaretidir bu haber. Sebebi şu: Batı Hıristiyan alemi, ekonomik ve siyasi gücüne güvenerek Müslümanlığı 20. yüzyılın ikinci yarısında tamemen yok etmeği veya en azından varlığı ile yokluğu bir hale getirmeyi planlamıştı. Fakat plan tutmadı; islam alemi dinine daha çok sarıldı, sahiplendi.


    “MADEM Kİ YOK EDEMİYORUZ… “


    Bu durum yeni projelerin gündeme alınmasına sebep oldu. “Madem ki yok edemiyoruz, kaleyi içeriden fethedelim” projesini yürürlüğe koydular: Müslümanlar, sinsice İslamdan uzaklaştırılacak, hissettirmeden İslamdan soğutulacaktı. Bunu, okulda, işyerinde kısaca sokakta başarı ile yürüttüler. Fakat ulaşamadıkları bir saha vardı; o da aile idi. Bütün tahribata rağmen aile; yaşayışı, kültürü, inancı nesilden nesile ulaştırıyordu. Bunu fark edince, aileyi dejenere etmedikçe istedikleri neticeyi alamayacaklarına karar verdiler.


    Bunun için de ailenin ulaşamadıkları fertlerine ulaşmaları gerekiyordu.Ulaşamadıkları fertlerin başında da, çalışmayan evde çoluk çocuğunun etiğimi ve yetişmesi ile uğraşan anne ve kız çocukları vardı. Bir şekilde bunların yuvalarından çıkartılması gerekiyordu.


    Bütün bu işlerin denemesini öncelikle Türk halkı üzerinden yaptılar. Son yıllardaki kadının sesi, kadın hakları gibi programlarla sözde kadının özgürlüğü konusu her gün işlendi. Kadının mutlaka ekonomik yönden bağımsız olması, kendi ayakları üzerinde durması programların ana konusu idi. Programa çıkarttıkları ruh hastası zorbacı, dayakçı koca tipleri ile korkutulan kadınlar ekonomik bağımsızlığa, çalışmaya şartlandırıldı. Bir mesleği, kariyeri olmayan, sadece koca parasına bağlı olan kadının mutlaka bir gün sokakta kalacağı korkusu salındı. Öyleki kadınlarımız rızkından endişe eder hale getiridi. Böylece huzur yuvası olan aileler huzursuzluk yuvası haline getirildi.


    Malum aile toplumun en küçük birimidir. Bir toplumun başsız olamayacağı gibi ailenin de başsız olması mümkün değildir. En küçük iş yerinde bile son sözü söylecek bir amir yoksa orada kargaşa, husursuzluk olur. İşte bu programlarla devamlı kadın - erkek eşitliği konusu dile getirerek evde son sözü söyleyecek kimse bırakılmadı. Örfümüzde, kültürümüzde olan evin resi baba anlayışı yıkıldı. Evde herkes kendi başına buyruk hale geldi.


    Aileyi bozmak için bunlar yetmedi. Brezilya dizileri tarzı yeri TV dizileri ortalığı sardı. Kim kimin karısı veya kocası belli olmayan diziler. Her dizide boy gösteren gayri meşru çocuk olgusu. Kahvaltına bile içki içen aile fertleri. Yetişkin kızının erkek arkadaşı olmadığı için üzüntü duyan anne baba tipleri. Gayri meşru beraberlikleri, birliktelikleri evliliğe tercih eden gençlik anlayışı. Yıllarca birliktelikleri huzurlu gösterip evlilikleri gavgalı gürültülü gösteren; sakın evlenmeyin evlenirseniz başınıza bunlar gelir, siz gayri meşru yaşamaya devam edin düşüncesini telkin eden dizi seneryoları…Bütün bunlarda nihai hedef, aileyi dejenere edip, İslami özelliğini yok etmek; İslamın yeni nesillere intikaline mani olmak!


    KURULAN TUZAĞIN FARKINA VARILAMIYOR!


    Batı Hıristiyan alemi, son yıllarda bu ve buna benzer projelerle: Türk aile yapısında; kültüründe, yaşayışında hissettirmeden istedikleri doğrultuda önemli reformlar gerçekleştirdiler, gerçekleştirmeye devam ediyorlar.


    Şimdi, Türkiye üzerinden gerçekleştirdikleri bu projeleri diğer İslam ülkelerine ihraç etmektedirler. İslam ülkeleri, Batı’nın dizilerine karşı ön yargılı olduğu için bunlara karşı mesafeli duruyor; kendinden kabul ettiği Türk dizilerine ön yargısız yaklaştığı için bunlara daha sıcak yaklaşıyor. Kendisine kurulan tuzağın farkına varamıyor. Mısır Müftüsü’nün feryadı da bundan.


    05 Ağustos 2008 Salı



    Ailenin bozulmasında çok kesimin menfaati var!

    Dün, TV dizileri ile geleneksel aile yapımızın hızla değişime uğratıldığından bahsetmiştik. Kültürün, örf ve adetlerin yeni nesillere intikalinde ailenin çok büyük önemi vardır. Ailenin orijinal yapısı buzulduğunda, o milletin medeniyeti, kültürü de sona ermiş olur.


    Ailenin sarsıntı geçirmesi, boşanmalarının artması geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız için de büyük tehlikedir. Californialı psikiyatrist Judith VVallerstein, ana-babası boşanmış 131 çocuk üzerin­de onbeş yıl müddetle yaptığı inceleme sonucunda, 'Üzerinde boşanma hadisesinin tesiri kalmayan, uyumlu, normal bir yetişkin hali­ne gelen bir tek çocuk görmedik.' diyor. Boşanmalarında ana sebebinin de “eşitlik” mücadelesinden kaynaklandığını söylüyor. Psikiyatrist Wallerstein devam ediyor: “ Bo­şanma ve kadının erkekle eşit olma arzusunu elde etmesi ile her şeyin hallolacağı sanıldı. Gelin nokta bunun ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu”


    “YENİ ROLDE KADIN ZARARDA! ”


    Batı’da bugün evliliklerin yarısından çoğu boşanma ile neticeleniyor. 30-40 sene önce böyle değildi. Peki bu geçimsizliğe sebep ne? Wallerstein bunu şöyle izah ediyor: 'O zamanlar ailede roller net bir şekilde paylaşılmış, benimsenmişti. Erkek ekmeği getiren, kadın onu pişirendi.Halbuki bugün böyle değildir. Bugün roller karışmıştır. Sahnedeki rol karışıklığı oyunun düzensizliğine ve bozulmasına yol açmaktadır. Bugün aile hayatındaki sarsıntı sahnedeki iki esas oyuncu arasındaki çekişmeden, rol kavgasından kaynaklan­maktadır.Rol değişikliği isteyen kadın olduğuna göre bu işte en çok kadının kârlı çıkması beklenirken tam tersi oldu. Ekmek getirme sorumluluğunu paylaşacak birini bulduk­ları için erkekler, bu rol değişikliğinden kârlı çıktı. Yani kadınlar zararda. En büyük zarar gören ise, aile sıcaklığından eğitiminden uzak kalarak ruhi dengeleri bozulan çocuklar. ”


    Yapılan araştırmalara göre, Türk aile yapısı Batı’ya göre daha kuvvetli olduğundan, boşanma oranı en düşük düzeyde. Dünyada en yüksek boşanma oranı İngiltere’de.


    İngiltere’de, yakın bir gelecekte aile mefhumunun kalmayacağı görüşünden hareketle, yeni kanunlar hazırlanıyor. Boşanma oranının vahametini gören İngiliz hükümeti, giderek çöken aile kurumunu koruma altına alma gayretinde...


    Ne hazindir ki, Batı’nın hali bu durumdayken, onlar aileyi kurtarmak için yeni arayışlar içindeyken, bizler olup bitenden ders almıyor, sonu belli olan bu yanlış yolda hızla ilerlemeye çalışıyoruz. Batı, geri dönemeyecek mesafede yol aldığı, geri dönüşü olmayan yola girdiği için, bir şey yapamıyor. Biz, onlara göre daha avantajlıyız. Ne yazık ki, basiretimiz bağlanmış, bunu değerlendirecek durumda da değiliz. Manevi değerlerimizi birer birer peşkeş çekmeye devam ediyoruz.


    Geleneksel aile yapısını dejenere etmede birçok kurumun ortak menfaati var. Bunun için, aile yapımızın geleceği hayli karanlık. Aile yapısı bozulduğunda, islama zarar vermek kolay olacağı için misyonerlerin işine gelir. Kadın ucuz işçi olduğu için ve onların bedenleri istismar ederek mal pazarladıkları için patronların menfaatine geliyor. Onlara satış yapacakları için alış veriş merkezlerinin işine gelir. Tuzaklarına daha kolay düşürecekleri için feministlerin işine gelir…




    “ONU SOKAĞA ÇEKMEMİZ LAZIM! ”


    Araştırmacı-yazar Sayın Aytunç Altındal kadını sokağa kimlerin, niçin çektiğini bakınız nasıl anlatıyor: “Feminist hareketler Masonluğun etkisi altındadır. Son 50 yıldaki feminist hareketlere baktığımızda bunların arasında ilaç ve kozmetik üreticileri olduğunu görüyoruz. ‘Kadına bir şey satabilmemiz için onu sokağa ve inançsız bir alana çekmemiz lazım’, diyorlar. Onun için birçok paneller düzenliyorlar. Önde kadın var, arkada ise görünmeyen bir sponsor. Ya da çok agresif bir kadını köşe yazarı yaptırıyorlar. Bu yeni değerleri savunması için.”(Sabah,10.8.2005)


    Kadının istismarından memnun olan çok. Bu kadar “memnuniyet” menfaat birliğinden kadının dolayısıyla ailenin kurtulması çok zor. (Ailemizi, bu tehlikelerden korumak için neler yapmamız konusunda, “Huzurun Kaynağı Aile” kitabını – Arı sanat, 0212 5204151- özellikle gençlere önemle tavsiye ederim.)


    06 Ağustos 2008 Çarşamba
    Mehmet Oruç

  • Jiyana Berxwedan
    Jiyana Berxwedan 12.04.2008 - 00:52

    Türkiye'de ünlü olmak ne kadar kolaysa dizi çekmekte o kadar kolaylaştı önüne gelen dizi yapıyor hep aynı konular işleniyor izleyiciyi bıktırdılar artık biri hayrına bi DuR desin..........

  • Hasan Hüseyin Dağdelen
    Hasan Hüseyin Dağdelen 07.11.2006 - 14:21

    dizi yazısı nedir

  • Ergunari
    Ergunari 17.09.2006 - 19:16

    Sos Mi Vida
    NATALİA OREİRO

  • Deniz Deniz
    Deniz Deniz 10.09.2006 - 23:10

    bıkmadınızmı aynı senaryolardan. köy ağası, polat alemdarı, şehir entrikaları, aldatanı, aldananı.

    ama komediler müstesna... :)) özellikle

    AVRUPA YAKASI

  • Cemal Dalgalı
    Cemal Dalgalı 23.06.2006 - 21:40

    oyalama sanatı....

  • Suna Sarılale
    Suna Sarılale 03.06.2006 - 20:07

    tren vagonu gibi peşpeşe giden bölümlere dizi deniyor (muş) evlat! ......- ;))

    uydudan geçen alt yazı izledim bir tane kore kanalından....bir atasözü var.....çok anlamlıymış! tercüme için yardım bekliyorum....lütfen ilgilenin kore seven arkadaşlar....

    jumatımo norsedaro ailo, tendiroşkili mo zoundokine balımoro tsunomi.

    yukardaki ne demek? ? ?

  • Tuncay Karadeniz
    Tuncay Karadeniz 15.05.2006 - 18:25

    Bir zamanlar Bugay Yapım'ın ' Oğlum Adam olacak ' diye bir dizisi vardı hatırlarmsınız? Bana göre konu itibari ıle Türk Televizyon Tarihinin en muhteşem dizisidir.

  • Sait Alev
    Sait Alev 15.05.2006 - 09:49

    Dizi; ard arda duran devamı olan demek.

  • Lale Özdemir
    Lale Özdemir 02.05.2006 - 18:48

    cogu zaman haylaz insanlara psikolojik bir meskalee :)

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 21.02.2006 - 22:31

    imdaaattt...sırtımı dönüp kaçarak uzaklaşayım... :)

  • Nihan Aydın
    Nihan Aydın 07.02.2006 - 00:45

    çoğunun tvde iç baydıkları yetmiyormuş gibi antolojide de iç bayması, sürekli göz önünde tutulması.

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 05.02.2006 - 15:09

    'nedire birki,nedire birkiiiii! ! '
    bknz.anasayfa ;)

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel 02.02.2006 - 16:06

    Tam bi kısmından kurtulduk derken nedir bölümüne dizi dizi yüzler kazandırası terimcikler...

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 02.02.2006 - 11:33

    tv yi işgal etmeleri yetmiyordu şimdi de antoloji işgal altında..

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 02.02.2006 - 00:04

    aaaaa inanamıyorum...
    nedir kategorilerine TV DİZİLERİ eklenmiş
    çıldırmışız galiba...

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 01.02.2006 - 23:57

    ya ne bu ya nediri diziler istila etmiş noluyo yaaaa....

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 31.01.2006 - 20:21

    sıra sıra bugün ne hikmetse :)

  • Nihan Aydın
    Nihan Aydın 31.01.2006 - 14:49

    en çok tıklananları bgn diziler sarmış. ilgiiinç...

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 29.12.2005 - 13:56

    Toplumun olaylar karşısında vereceği tepkileri belirleyen, öğreten en önemli eğitim aracı.

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 19.09.2005 - 02:01

    kamera arkalrını çok merak ediyorum Bir arkadaşım bir gün sinema filmi vs çekecek ve kamera arkasında olacağıma dair söz verdi.İşin kötü yanı arkadaştan uzun süredir haber alınamıyor.Sanırım EKİLDİM...

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 19.09.2005 - 01:59

    NE ONLARLA NE DE ONLARSIZ....

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 19.09.2005 - 01:58

    insanları yalanların içine sürükleyen o karakterlere inandıran zamanı geçirmemize yardımcı olan zırvalıklardır bir kısmı..
    fakat bir kısmı da vardır ki hiç bilmediğimiz duyguları öğretir bizlere...

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 17.03.2005 - 15:07

    Var olan tüm dizilerdeki karakterleri tek tek incelediğinizde büyük çoğunluğu psikopat geri kalanının embesil tiplemelerin canlandırıldığı tuhaf bir toplumsal takıntı...

    Sağlıklı karakterlerin olduğu dizi yapılamaz mantığı mı var anlamadım ki..

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 04.07.2003 - 17:28

    Tabi ilk akla geleln TV'deki diziler yani genel olarak yarım saatlik filmler serisi...

    Dizi kitaplar diye de kullanlır...

    Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra.

    askerlikte, okulllar olduğu gibi daha çok törenlerde ki art arda sıralanma...

    matematikte değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.

    Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.

    müzikte, bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.