Kültür Sanat Edebiyat Şiir

sema sizce ne demek, sema size neyi çağrıştırıyor?

sema terimi Ayse Mutlu tarafından 17.03.2005 tarihinde eklendi

  • Cumhur Başıbüyük
    Cumhur Başıbüyük 04.05.2010 - 19:43

    Sema kelime olarak 'gökler', sema' ise 'işitmek demektir.
    Bilinen mevlevi ayini olarak sema; kuran-ı kerim'in manasının, aşk ve zevkle, görsel sunuma arz edilmiş halidir. Kuran-ı kerim'in 'ikiz kardeşi' olan, mana-i Muhammed sahibi İNSAN'ın doğuşunu ifade eder. Her bir ayrıntısı bir ayet-i kerime karşılığıdır.

  • Esra Gök
    Esra Gök 20.12.2009 - 21:52

    Peygamber Efendimiz (sav) zamanında sema

    Rasululah (sav) Efendimiz’in Sahabeleri ve Evliyaullah’ta sema etmişlerdir. Bu konuda en güzel örnek Hazreti Ebubekir’in sema edişidir. Şöyle ki:

    Peygamber (sav) Efendimiz Mekke’de ki zalimlerin zulmünden Medine’ye hicret ederken yol arkadaşı Hazreti Ebubekir (ra) ile Serv mağrasına girdiler. Ebubekir Sıdık (ra) kendilerini arayan müşriklerin Peygamber Efendimiz’e zarar vereceğinden korkmaya başladı. Resulullah (sav) Hazretleri: “Ya Ebubekir, korkma Allah (cc) Muin’imizdir. Allah Habir’dir (Haberdardır) , Allah Semi’dir (İşiticidir) , Basir’dir (Görücüdür) , O bizimle beraberdir. Dilini damağına yapıştır, Tevhid’e devam et.” diye zikr-i telkin etmişlerdir. Böylece Ebubekir Sıdık (ra) Hazretleri Allah’a giden yolda Seyr-i Süluküne bu mağrada başladı.

    Hazreti Ebubekir’in Müslüman olduğu zaman kırk bin dirhemi vardı. Müşriklerin, işkence altında kıvrandıkları Müslüman köleleri, onlardan satın alıp azad etmek ve Müslümanları güçlendirmek için, bu servetini harcamaktan gayri durmadı. Medine’ye hicret edeceği zaman, ancak beş bin veya altı bin dirhemi kalmıştı. Oğlu Abdullah’ı gönderip onları da alıp Serv mağarasına getirdi ve yanında Medine’ye götürdü. Orada da Mekke’de yaptığı gibi yaptı. Develeri, cariyeleri, köleleri teneke ile altın ve gümüşü Allah yolunda tasadduk etti. Ashab-ı Suffe için, Beytü’l-Mal için mallarını tasadduk etti.

    Nefs-i Mutmaine makamına gelmişti ki, Cenab-ı Allah:
    - Ey Cibril! Habibim’e selam söyle, kulum Ebubekir’den razı oldum. O benden razı oldu mu?
    - Ya Rabbi Ebubekir rıza makamına nasıl erişti? diye sordu. Allah-u Zülcelal Havretleri:
    - Ey Cibril git de imtihan et, dedi. Cibril-i Emin insan suretine girip, Ebubekir Sıdık (ra) ’a geldi ve:
    - Allah rızası için giyecek cübbem yok. Ne olur bana yardım et, dedi.
    Ebubekir Sıdık (ra) , hemen cübbesini çıkarıp Cibril-i Emin’e verdi. Oradan ayrıldı evine gitti. Bir müddet sonra kapı çalındı. Kapıyı açtı yine insan suretinde Cibril-i Emin geldi ve şöyle dedi:
    - Giyecek gömleğim yok. Allah’ın Resulü Muhammed Mustafa (sav) hakkı için bana gömlek ver, deyince Ebubekir Sıdık (ra) Efendimiz üzerindeki kalan tek gömleği de verdi ve sadece göbeği ve diz kapağını örtecek iç çamaşırı kalmıştı. Allah’ın Resulü’ne aşık, her anı onunla beraber olan Hazreti Ebubekir (ra) , çıplak olduğu için edep ve haya etti de, Resullullah (sav) Efendimiz’in yanına varamadı. Hatta mescide dahi gidemedi.

    Hazreti Peygamber’in gülü Hazreti Fatıma (ra) annemiz, Ebubekir Sıdık (ra) Efendimiz’in evinin önünden geçerken omuzlarının çıplak olduğunu gördü. Resullullah (sav) Efendimiz’in haneyi saadetlerine gitti: O’na:
    - Ya Resulullah! Ebubekir Sıdık (ra) Hazretleri geldi mi? diye sordu.
    Resulullah Efendimiz (sav) :
    - Hayır kızım, mescide de iki vakittir gelmiyor, dedi.
    Hazreti Fatıma (ra) validemiz:
    - Ya Resulullah! Ben biraz önce Ebubekir’in omuzlarının çıplak olduğunu gördüm. Herhalde giyecek bir şeyi yok. Müsaade ederseniz evdeki kilimden bir parça götürüp kendisine vereyim, dedi. Evdeki kilimin yarısını keserek kendisine götürerek, Hazreti Ebubekir’in evinin penceresinden içeri bıraktı. Hazreti Ebubekir (ra) kilimi iki parça yapıp ortasını deldi, boğazından geçirdi.Sağından ve solundan hurma lifleri ile ördü. Aşık olduğu Hazreti Muhammed Mustafa (sav) ’e üzerine geçirmiş olduğu kilim parçası ile gitti. Edep ediyor, kapıyı çalamıyor, ağlamaya başlıyor. İşte bu sırada Cebrail Aleyhisselam:
    - Ya Muhammed (sav) ! Allah’ın selamı var. Senin ümmetinden bir kişi Allah’ın rıza makamına yükseldi. Allah (cc) ondan razı oldu. Bu hali ile o kul da Allah’tan razı mı? O kul şu anda kapıya geldi. Hayasından edebinden içeri giremiyor, deyince. Resulullah (sav) kapıyı açtıklarında Ebubekir Sıdık (ra) ’ı karşısında görür. Ve der ki:
    - Hoş geldin Ya Ebubekir, buyurdu.
    Cibril-i Emin:
    - Ya Resulullah! Ebubekir’e: “Sen küfür halinde iken malın, servetin vardı. İman ettin ve şimdi bir kilim parçasına büründün. Bu halde iken Allah’tan razı, hoşnut musun? Yoksa değil misin? diye sor, buyurdu. Resulullah Efendimiz (sav) Ebubekir Sıdık Hazretleri’ne sordu. Bunun üzerine Ebubekir Sıdık (ra) Efendimiz ağlayarak:
    - Ben Rabb’imden de, Muhammed-ül Mustafa’dan da razıyım. Onlar benden razı mı? Vücudum lime lime, parça parça olsa da ben onlardan yine razıyım, dedi.
    Resullullah (sav) :
    - Allah’da senden razı Ya Ebubekir, deyince, Hazreti Ebubekir (ra) “Allah” dedi ve başladı sema etmeye. Peygamberimiz’in etrafında yedi defa döndü ve Peygamber Efendimiz Kelime-i Şehadet getirerek onu durdurdu.

  • Esra Gök
    Esra Gök 10.12.2009 - 14:16

    Sema bir ibadet değil; aşk ile vecd halinin bir tezahürüdür. Nasıl ki değirmen oluğundan gelen su, değirmen taşını ihtiyarsız döndürür ise. Varidat-ı İlahiye de aşıkların ve taliplerin gönlüne dökülünce, ihtiyarsız bu kalıbı döndürür.

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 17.04.2009 - 14:50

    Selam olsun semazenlere....
    Sema sana cana şifa ruha gıdadır....

  • Ebru Ebru
    Ebru Ebru 19.03.2009 - 08:50

    Sema benim cevize benzettiğim çok sevdiğim bir arkadaşım. Tıpkı ceviz gibi ilk bakıldığında kabuktan ibaret sanılan fakat kabuğunn altındaki özü yakalayınca bırakmak istemeyeceğiniz tadından vazgeçilmez bir dost..Çok ayrı kendi özgün bir kişilk bazı yönleriyle kendimi gördüğüm arkadaş.. Allah bozmasın saflığını..

  • Muhammed
    Muhammed 21.12.2008 - 19:01

    direk ve çark.
    sabite ve devr-i ya seyr-i alem.

  • Nur Ul Envâr
    Nur Ul Envâr 20.12.2008 - 15:04

    Sağ elimi kaldırdım Sol elimi daldırdım..

  • Gitmese Yidiniz
    Gitmese Yidiniz 30.06.2008 - 03:06

    bir mahpusun özlemlerinden biri...

  • Sema Can
    Sema Can 24.04.2008 - 22:00

    benim adım
    ne kadar sema isminde kişi tanıdıysam kuralcı süper insanlar

  • Memet Sever
    Memet Sever 15.03.2007 - 20:56

    islama bulaşmış bir bidattır
    eğer bu bir ibadetse, bilinki ibadetleri yalnız allah ve rasulü emreder
    ben nebimiz muhanmmed (as) böyle birşey duymadım
    sonra onun sahabeside bunu yapmadı
    yoksa allahın ibadetlerini bıraktılarda insanların emrettiğinimi yapıyorlar

  • Ali Yazar
    Ali Yazar 28.02.2007 - 17:23

    iç dünyamın son katmanları,,, vesselam,,,

  • Selcen Koçel
    Selcen Koçel 08.02.2007 - 12:14

    'Gök toza dönerken, ve toz göğe dönerken,
    Birsin yine de, Bir kalır yine benimkiyle varlığın.

    Sana göklerin niçin her zaman döndüğünü anlatayım:
    Allahın tahtını sevginin yansısı ile doldurmak için.

    Sana niçin gecenin dünyayı tüllere bürüdüğünü anlatayım:
    Sevginin gelin çadırını kutsal gölgelikle örtmek için.

    Tüm bilmecelerini anlatabilirim yeryüzünün sana:
    Sevgidir tüm bilmecelerin cevabı çünki.' mEVLANA

  • Yağmur Bulut
    Yağmur Bulut 29.01.2007 - 21:44

    Sema işitmektir. Allah’ın ‘Elestü bir rabbiküm’ hitabını ruhlar aleminde işitip bu dünyaya indiğinde onun sedasının devam ettiğini duyan ve o sedaya aşık olan insanın, mevcudatla devrederek bir ahenk içinde Allah’ı zikrettiğini hisseden kişinin ortaya koyduğu fiildir

    Abdestsiz, zikirsiz, şükürsüz sema olmaz.

  • Sema Akıncı
    Sema Akıncı 05.01.2007 - 15:14

    gökyüzü kadar derin,bilinmez ve zengin

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 05.07.2006 - 02:13

    kabe-i muazzama'nın etrafındaydı ilkin...sonra seyre dalınca bir köşeye çekilip...sadece insan değildi dönen...

    dünya,gezegenler,sistemler...mikro alemden makro aleme herşey...

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 07.04.2006 - 12:19

    'Nereye dönersen dön, Allah’ın vechiyle muhatap olursun...'

  • Aydın Aydın
    Aydın Aydın 27.03.2006 - 14:36

    Tarikatlarda topluca yapılan zikre genellikle ayin veya sema adı verilir. Ayin merasim, adet, tören ve şölen anlamlarına Farsça bir kelimedir. Sema ise “işitmek, işittirmek ve dinlemek” anlamına gelen Arapça bir kelimedir.

    Daha sonraları, önce musiki ve ilahi dinlemek anlamına, ardından da musiki ve musiki ile birlikte yapılan ritmik hareketler anlamına kullanılmıştır. İlk devir sûfileri, meclislerinde Kur’an’dan sonra güzel sesli kimselerden Allah (CC) ve Peygamber (SAV) sevgisini anlatan ahiret ve ölüm konularını işleyen manzum ve mensur parçalar dinlerdi.

    Güzel sesle okunan Kur’an ve ilahileri dinlerken de “Elest bezmi” hatırlanıp “Elestü birabbiküm” hitabı fiilen duyulmak istenirdi. Bu amaçla başlayan bu zikir toplantıları, her tarikata göre ayrı adlar alarak kendi usul ve yöntemlerine göre şekillenmiş oldu.

    Mesela Mevlevilerin zikrine “sema”, Bektaşilerinkine 'semah' Kadirilerinkine “devran”, Sa’dîlerinkine “kıyam”, Nakşilerinkine “hatm-i hacegan” gibi adlar verildi.

  • Aydın Aydın
    Aydın Aydın 22.03.2006 - 10:42

    Bakara suresi:115.ayet-i kerime.

    115. Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır. Allah Vâsi'dir, varlığı sürekli genişletip büyütür; Alîm'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 25.02.2006 - 23:44

    Sema Safa..
    Cana Şifa..
    Ruha Gıdadır...

  • Kerim Ayvaz
    Kerim Ayvaz 06.11.2005 - 13:40

    farkli bakis huzur madi ve manavi rahatlik ve blluk icerisinde kendini Allah yoluna adayip imanla islamiyeti yasamaktir sema.

  • Niranfazla Kurcalamaz
    Niranfazla Kurcalamaz 09.10.2005 - 21:51

    sema benim en sevdiğim isim ve büyük bir anlamı olan gökyüzü...

  • Celil Can Kocaarslan
    Celil Can Kocaarslan 10.06.2005 - 09:51

    annemin evlenmemi istediği kız