Kültür Sanat Edebiyat Şiir

manav sizce ne demek, manav size neyi çağrıştırıyor?

manav terimi Suna Soylu tarafından 18.09.2005 tarihinde eklendi

  • Cihan Yaban
    Cihan Yaban 28.10.2013 - 17:32

    Kocaeli nin Gebze İlçe Ahatlıköyünde atalarım yaşamlarını sürdürmüş ve Gebzenin yerlisi olduğumuz için MANAV diye hitap ediliriz.?

    Manav Nedir? Kimlere Manav denilmiştir?

    Manavlar, batı ve kuzeybatı Anadolu'da yaşayan göçebeliği asırlar önce bırakmış Hanefi Sünni yerleşik Türkmen grubudur. Yörükân Taifesi’ne bağlı bir topluluk olarak gösterilmektedir.Manavlar için yöredeki Yörükler yórúğúŋ yörümeẽ nǐ ne manav deriS («Yörüğün yürümeyenine Manav deriz») demektedir. Adapazarı, Bilecik, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Kastamonu, Kocaeli, Eskişehir, Afyon ve Zonguldak'ta yoğun olarak yaşayan Türkmenlere Yerli veya Manav denilmektedir.

    Manavların Kökeni?
    Yörüklükten ayrılıp Yerleşik hayat düzenine geçen atalarımız Öz ve öz TÜRK'tür.

    Manav Lehçesi ve Dili.
    Manavların ayrı bir dili söz konusu değildir. Manavlarda Lehçe söz konusudur?
    Bizlere Rum soyundan geliyor diyen tarihçiler 1 tane manav köyüne gitmişlermidir?
    Bir tane manav köyünde rumca kimse bilmez.Öz dilimiz TÜRKÇE dir. İnancı farklı olan bir manav yoktur. Hepsi Müslümanlığı ve İslamiyeti en iyi şekilde yaşamaktadır.

    Lehçemize örnek: Baba kelimesi Gebzenin manav köylerinde buba diye söylenir. Domates kelime domatis - çağırıyor kelimesi çavırıyo v.b şekilde değişiklikler söz konusudur. Buda öz ve öz Türkçemizden kaynaklanmaktadır.

    Biz manav milletinin özellikleri diğer toplumumuzdaki kişilere bakılarak değerlendirildiğinde Kavgadan gürültüden uzak durup sessiz bir milletiz. Devletimiz askerimize son derece bağlı ve sadık bir milletiz.

  • Batıkan Kürşad
    Batıkan Kürşad 10.03.2013 - 12:38

    günümüzde bir insanın Türk Soyundan olup olmadığını bilmenin en kolay yolu konuştuğu lisandır. eğer konuştuğumuz ana dil Türkçe ise (anamızın ve babamızın konuştuğu ve bize aile içinde öğrettiği) Türk Kökenliğiyizdir. 1071 yılından itibaren yoğun olarak orta asyadan Anadoluya gelip yerleşen ırkımız araştırmalarmdan çıkan sonuca göre; 1000 yıllık süreçte zaman içerisinde kanaatimce de çeşitli zaman aralıkları ve coğrafi bölgelerde çeşitli isimler almıştır. burda ortak payda olarak ırk yada kavim için Anadil kıstası olmalıdır. bu bağlamda anadoluda yaşayan TÜRKLER; manav, yörük, avşar. türkmen, karakeçeli v.b. isimlerle anılıyor ve ortak bir lisanı konuşuyor (anadil olarak) .bu bakımdan ırk, olarak bu Türk dediğimiz grup, Kürt,zaza,çerkez,arap,arnavut,boşnak,ermeni,rum,gürcü,laz gibi anadolu da yaşayan diğer halklardan ayrılık ve farklılık gösteriyor.

  • Erol Akyıldız
    Erol Akyıldız 21.09.2012 - 11:31

    Çocukluğumda bu kelimeyi duydum, Adapazarına bir düğüne gittiğinde Halama sen manavsın diyorlar. bana göre biz Türkmeniz. orta asyaya ait buğdaydan yapılan Sümelek tatlısı bizde de var adı uhud. cemal şenerin anadoluda Türkmen kelimesi bir dönemler farkli bir mezhebi çağrıştırdığı için kullanılmak istenmedi tespitide doğru olabilir..Eğer manav Kürtse, rumsa v.s. biz Göynüklüler manav değiliz..Keşir, kelem,palan v.s kullandığımız kelimelerimiz Fars topraklarından geçerek gelen Türkmenler olduğumuzun işareti..Kültür, folklor, keçi, koyun ve ipek böcekciliği hepsi gerçekten bizde de var... bu ülkede hizmet eden, sadık unsur olduğumuz gerçeğinede katılıyorum. ama adımız sadece Türk-Türkmen olmalıydı, Manav olmayan bir ırk.....

  • Mesut Çelik
    Mesut Çelik 30.01.2012 - 12:54

    Bizde manavız ama ne demek olduğunu bilmiyorum... 1354 yılında Gelibolu'nun fethi ile Söğüt taraflarından geldiğimiz söyleniyor...Tek bildiğim bu kadar..

  • Kazım Yılmaz
    Kazım Yılmaz 26.09.2011 - 15:19

    Buarada yazılanları okudum. Konu ile ilgisi olmayan bazılarının tarihi bir kaç bilgi kalabalığı yaparak hiç ilgisiz yorumlarla bilgi satmaya çalıştığını gördüm.
    Ben tam Söğüt Göynük arasında bir köyde doğup büyümüş birisi olarak kısa bazı şeyler söylemek isterim.

    Köyümüzün kuruluşu 1300'lü yılların ilk yarısına tarihlenir. Bizim ailemizin köye biraz da uzakça bir vadide çok geniş arazileri var. Bu arazilerin bir bölümünün adı 'dutluk' tur. Bu dutluk denilen yerlerde geçler olmamakla birlikte birkaç tane çok yaşlı yapraklık dut ağacı (mevye vermez) vardı. Bir de 'böceklik' denilen bina kalıntısı olduğu belli duvarlar vardı.
    Dedemin söylediği bizim Osman zamanında gelen Türklerin bir kısmının bu bölgede yerleştiği ve bizimkilerin burada ipekböcekçiliği yaptıkları ve kozaları Bursa'ya sattıklarıdır. Buradan da Osman'ın yeni zaptedilen buraları yurt yapmak için bir kısım insanını buralara yerleştirdiğidir.
    Bu arada Osmanlı öncesinde burada yerleşik olanlarla ne denli karışıldığını ben bilemem.
    Bildiğim bir şey de Türkçülük yapma konusunda en kaygısız kesin manavlar olduduğudur. Türk olmayanların çok türkçülük yaptıkları dikkate alınırsa bu da onların Türklüğüne işaret sayılmalıdır.
    Kaldı ki Türk olmayanlar bu denli türkçülük yapması da aslında etnik kökenin önemli olmadığını göstermektedir. Ziya Gökalp'in adını anan arkadaş da ararştırırsa görecektir ki, kendisi türk değildir.

  • Mahir Çakır
    Mahir Çakır 18.09.2011 - 02:29

    Bende Sakarya'nın Akyazı İlçesi Vakıf Köyü'nde doğup büyümüş katıksız manavım. Manavlar, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamış, yaşamakta ve sonsuza kadar yaşayacak olan en katıksız Türklerdir ve Müslümandırlar. Gerisi laf-ı güzaf.

  • Ugur Sıkı
    Ugur Sıkı 10.10.2010 - 22:08

    MANAV DENİR

    Anadolu'ya göç ederek gelen Türkler'den bazıları yerleşik hayata geçerek tarım faaliyetlerinde bulunmaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak manavlık, “Batı Anadolu’ya dışarıdan gelen (göçmen/muhacir) ve göçebelikten yerleşmiş (Yörük) nüfus dışında eskiden yerleşmiş köylere / köylülere verilen ad veya “Yerli Halk”, “Yerleşik Türk / Türkmen Topluluğu” ya da “Yerli olan, muhacir olmayan” ve yahut “hareketli nüfusa karşın yerini değiştirmeyen, devamlı olarak orada oturan “Türkçe dışında dil bilmeyen” topluluk üyeleri olarak tanımlanmaktadır.[1] Manavlar, Anadolu Selçuklu'nun bakiyesi olan Türkmen halkıdır.

    Balkanlara Karadeniz'in kuzeyinden gelen ve Hıristiyanlığı kabul eden Peçenekler ve Kumanlar gibi Türk toplulukları da dönem dönem Bizans tarafından Anadolu'ya yerleştirilmiştir ve bu toplulukların, yerleşik hayata geçen Oğuz Türkleriyle kaynaşarak Manavları oluşturduğu da düşünülmektedir.

    Cevdet Türkay'ın 'Osmanlı İmparatorluğu'nda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar' adlı eserinde belirtilene göre Manavlar 'İçel sancağı, Anamur kazası (İçel sancağı) , Manisa kazası (Saruhan sancağı) Düşenbe kazası (Ala iye sancağı) gibi yörelerindeki yörükan taifesidir.' Diğer bir deyişle, Manavlar aslında göçebe Türkmenler olup Anadolu'nun çeşitli yerlerine dağılmış bulunmaktadırlar.

    Manav Sözcüğü

    Manav kelimesi, öz-Türkçe bir sözcüktür.[2] Zira, Manav deyimine 'Orhun kitabeleri'nde de rastlanmaktadır ve Bey anlamına gelmektedir. Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut (Saha) Türkleri’nde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır.

    Eski Türkçe’de “v” sesinin olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g” sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir. (Örneğin; berim=verim, takuk=tavuk, kagun=kavun vb gibi.) “Manap”ın; Çağatay Türkçesi’nde “asilzâde, asâlet, beyzadelik”, Kırgız Türkçesi’nde “feodal kabilelik üst tabakasının mümessili” veya “Kırgız Lideri”, Kazak Türkçesi’nde “ağa, bey” ile “Manag”ın; Yakut (Saha) Türkçesi’nde “koruyucu, güdücü, bakıcı” anlamlarını taşıması ve de Türkistan’ın kuzey bozkırlarında yaşayan Kırgız ve Kazakların boy ve oymak başlarına “Manap” demeleri ile 1860’larda Kırgızlar’dan Bugu (Geyik) kabilesi ve Sari Bağış boylarının başlarında Manapların yer alması olguları da, “Manavlar=Yerli Türk/Türkmen” görüşünü desteklemektedir.Kırgızistan'daki Manas destanında yer alan ve soylu beylere verilen Manap ifadesi de bunlara ilave edilebilir.

    Aynı zamanda manav sözcüğünün Yunan dilindeki 'manavis' sözcüğünden türediği de söylenir. Yunan dilinde manavis, '100 yıldan önce' anlamına gelmektedir. Uzun süredir belli bir bölgede yaşayan halk için, 'bilindi bilineli burada yaşayanlar' anlamında kullanılmaktadır.

    Diğer bir yanda, 'manav' sözcüğü, Türkçe'de çiftçilikle uğraşan ve geçimini ürettikleri ürünleri satarak geçinen anlamına da gelmektedir. Anadolu'ya ilk göçen Türkmenler, yerleşik hayata geçip tarım faaliyetlerine başlamış olmalarından bu sözcük kullanılmış olabilir. Bu görüşü destekleyen bir durumda, Osmanlı kayıtlarında saraya ve İstanbul'a sebze-meyve temin eden köylere 'manav köyleri' tabiri kullanılmasıdır. Zira hayvancılığın yapıldığı köylere 'kasap köyleri', arıcılığın yapıldığı köylere 'kovan köyleri', ormancılığın yapıldığı köylere 'tahtacı köyleri' şeklinde tabirlerin kullanıldığı görülmektedir. Bu görüşe göre manav sözcüğünden, tarımla uğraşan Türkmen köylerine takılan bir lakap kastedilmektedir. Daha sonra bu köyler, 18.yy'la birlikte muhacırlerden, hala konar-göçerliğe devam eden Türkmenlerden ve Anadolu'ya gelen diğer unsurlardan kendilerini ayırt etmek için manav lakabını ön plana çıkarmaya başladılar. Zira günümüzde Anadolu'da kendilerini Kasap, Kovan veya Tahtacı olduğunu söyleyen topluluklar da vardır.

    Manavların Karakteristik Özellikleri

    Türkologlar'a göre, Manavların, Türk soylu olduğunu gösteren en önemli delil, Mongolid karakteristikleridir; Manavlarda gözlerdeki çekiklik ve yuvarlak yüz hatları hemen farkedilebilir. Türkologlar'a göre başka bir delil ise, manavların eski sosyal yaşamda büyük önem tutan ipek böcekçiliğidir. Özellikle Marmara Bölgesi'ndeki manav köyleri Orta Asya'dan gelen alışkanlıklarıyla ipek böceği üreticiliği yapmaktadır. Örneğin; Osmanlı döneminde Bursa'daki ipek kumaşların üretiminde bu ipek böceği üretimini yapan manav köylerinin payı büyüktü. Son yıllara kadar manav köylerinin en büyük geçim kaynağı ipek böcek yetiştiriciliğiydi ve hala bunu sürdüren köyler mevcuttur.

    Manavlar, Türkçe'den başka bir dil anlamazlar. Türkçe'den başka sözcükler-ünlemler kullanmazlar. İkinci dilleri ya da mahalli dilleri yoktur.

    Geçmişte, yerleşik hayata geçen veya Yerleşik düzene adapte olan Türk toplulukları, Konar-Göçerliğe devam eden Yörük-Türkmen toplulukları ile sorunlar yaşamışlardır. Hatta, Manavlar, konar-göçerliğe devam eden Yörük-Türkmen grupları tarafından yerleşik hayata geçtikleri için küçümsenmişler ve her zaman alaya alınmışlardır. Çoğu zaman Konar-Göçer Yörük ve Türkmenler, göç yolunda karşılarına çıkan yerleşik (manav) Yörük ve Türkmen köyleriyle ters düşmüşlerdir. Bazı zamanlar, Konar-Göçer gruplar manav köylerini talan etmişler ve yerleşik köyler üzerinde baskı kurmuşlardır.

    Son derece uysal, mülâyim ve başkası tarafından söylenenlere fazla karşı çıkmayarak yani tartışmayarak geleneksel yaşamlarını sürdüren Manavlar kendi ifadeleri ile; “yedi kez düşünmeden adım atmayan”(yavaş davranan) bir yapıya sahiptirler. Bu uyumlu ve uysal yapıları, başkalarına “sen bilirsin” ya da “siz bilirsiniz” ifadesinin sık kullanılmasında da kendini göstermektedir.

    Manavlar, uzun yıllar Rum köyleri ile komşuluk yapmışlar ve uyumlu kişilikleriyle onlarla iyi geçinmeyi başarabilmişlerdir. Ancak kız alıp verme konusunda son derece tutucu davranıp Rumlarla kaynaşmamış ve kendi geleneklerini koruyabilmişlerdir.

    Birinci Dünya savaşı sonucunda Osmanlı'nın gittikçe toprak kaybetmesiyle, eski Osmanlı topraklarından Boşnak, Arnavut, Çerkez, Laz, Gürcü gibi anadili Türkçe olmayan göçmenler ile Muhacir diye adlandırılan ve Balkanlar'dan gelen Türk kökenli gruplar Anadolu'ya göçmüşlerdir. Bu dönemde yerli köyler kendilerini göçmenlerden ayırmak anlamında Manav olduklarını belirtmeye başlamışlardır.

    Manavlar dışa açılmayı pek tercih etmediklerinden uzun yıllar bu müslüman göçmenlerle dahi evlilik yapmamışlardır. Manavlar geleneklerine bağlı olduklarından daha çok köy yaşamını tercih etmişlerdir. Şehirlerde yaşayanlar da azımsanmayacak kadar çoktur.

    Umarım bu bilgiler yeterlidir ve inşallah herkes okuyup gerçekleri öğrenir

    MANAV HALKI RUM DEĞİLDİR

    NEDENLERİ

    * 1. Bu görüşün temel tutarsızlığı, Anadolu'nun yerli ve medeni halkının nasıl olur da kendi dilini kaybedip asimile olabileceği sorusunun yanıtlanamamasıdır. Anadolu kültürüne göre daha düşük seviyede ve göçebe kültüre dayanan Türk kültürü, yerli kültürü nasıl ekarte edeceği sorusunun karşılığının olmamasıdır. İstanbulda bile hala Rumca konuşan Rumlar varken merkezden oldukça uzak köylerde yaşayan Manavların hiç bir zaman Rumca konuştukları gözlenmemiştir. Yıllarca Kürtler köylerinde Kürtçe, Rumların yerine gelen Boşnak, Laz, Çerkez ve Gürcüler kendi köylerinde kendi dillerini rahatlıkla konuşmaktadırlar.

    * 2. Köklü bir geçmişi ve dili olan Rumlar, kendi dillerinden tamamen nasıl uzaklaşıp göçebe dilini kullanmaya başladılar? Hiç olmazsa pekçok Rum sözcüğün ve cümle yapılarının Manav köylerinde kullanılması gerekmez miydi?

    * 3. Rumların Güçlü Ortodoks yapıları ve İstanbul Patrikhanesi, Türklerin asimilasyonuna ve istilasına karşılık veremedi mi? Manavların inançlarında Ortodoks-Hristiyan izlerine niye rastlanılmamaktadır?

    * 4. Manav köylerinin son yıllara kadar en büyük geçim kaynağı ipek böceği yetiştiriciliğiydi. Özellikle İznik ve Bursa bölgesinde ipek böceği yetiştiriciliği yapan manavlar Bursadaki Koza hanın kurulmasını sağlayacak kadar çok üretim yapmaktaydılar. Herkesin bildiği gibi ipek böceği yetiştiriciliği Doğu Asya'dan gelişmiş bir meslektir. Ancak petrol ürünleriyle yapılan sentetik iplik ve kumaşlar ipek böcekçiliğini bitirmiştir.

  • Şebnem Onataslan
    Şebnem Onataslan 19.05.2010 - 16:17

    Manav gerçek Türktür. Öztürklerin Yavuz Selim zamanında YÖRÜKLÜKTEN yerleşikliğe geçmiş en eski yerleşik Türk demektir. Türkmendir. Rumla alakası yoktur.Rumlar her milletin içinde asimile olmuştur. Ama Manav Türk demek Oğuz Türküdür öz Türktür. Manavların dillerine bakıldığında bugün Türkiye Türkçesinde kullanılmayan ancak ortaasya kökenli Öztürkçeyi görürsünüz. Kullanılan Türkçenin içinde hiçbir yabancı kelime olmayıp yemek kültürüne de bakıldığında akdeniz ve ege gibi yunanlıların yaşadığı yerlerle alakası yoktur. Genelde süt yoğurt tereyağı peynir ile gözleme gibi undan yapılan mamüller dikkati çekmektedir. Eskiden Rumların yaşadığı yerlere devlet kontrolünde yerleşip onlardan da öğrendikleriyle bildiklerini harmanlamış yerleşik hayata geçmiş ancak rum değildir. Hep ve daima müslümandılar.

  • Cansu Yıldız
    Cansu Yıldız 31.03.2010 - 20:34

    Selam
    ya ben cok merak ediyorum okulda bi Hocam vardı o da Kandıra'lıydı manavLarın diLi varmıs qercekten var mı acaba bende manavım...?

    biLen varsa yardımcı oLsun lütFen

  • Mahmut Efe
    Mahmut Efe 08.03.2010 - 12:22

    bende sivrihisarlıyım ve manavım.yazılan yazılar icin mete bey ve manav kızı rumuzlu arkadaşlara teşekkür ederim çok güzel bilgiler paylaşıyorlar.

  • İffet Şakıyan
    İffet Şakıyan 19.01.2010 - 06:46

    Türkiyede etnik tartışma çıkaran insanların bizi birbirimize düşürmek için çaba gösterdiğinin göstergelerinden biride manavların türk olmadığını savunmaktır. Batı anadolunun çoğu bölgesinde yerleşik halk olan büyük te bir çoğunluğa sahip olan manavlar hakkında kimlik bunalımına sokacak ifadeler kullanılmaktadır. Bu tartışmayı yapanların Türkiyede yaşayıp kökeni türk olmayan insanların türkleri azınlık gibi gösterme çabalarından kaynaklanmaktadır. Neden Osmanlı Cumhuriyeti değilde Türkiye Cumhuriyeti? diye tartışma çıkarmak isteyenlerin düşünceleridir. Zaten günümüzde de etnik kökeni Türk olmayanların sanki kendi dillerini adetlerini koruyamadıkları düşüncelerini ortaya atmışlardır. Ancak Türkiyede etnik kökeni türk olmasada başbakan, cumhurbaşkanlarımız olmasına rağmen üzerlerinde Türk kimliğini taşımaktan utananlar bulunmaktadırlar. Aynı zihniyetteki insanlar açılım politikaları altında tartışmalarla Türk soylu insanların azınlıkta olmasını adeta ispatlamaya çalışarak Anayasadaki Türk kimliğini kaldırmaya çalışmaktadırlar. Ekonomiyi iyi yönetemeyip işsizlikten bunalıma düşmüş insanları türk kimliğinden kurtarmak karınlarını mı doyuracaktır. Ama kendi yönetim başarısızlıklarını kamufle etmek ve hatta unutturmak için dolayısıyla da oy toplamaya devam etmek için insanları Türk kimliğinden kurtarmak gibi bir hayal içine sokmuşlardır. İşte bu zihniyet özde Türk olan manav milletinin türklüğünü tartışmaktadırlar. Yarın yörüklerinde dadaşlarında türk olmadıklarını savunarak bu memlekette türk kavramını ortadan kaldırmak isteyenlerin zihniyetidir. Manavlar hakkında doktora mastır ve birçok akademik araştırma yapılmış ve kesin Türk oldukları bilinmektedir. Ama birilerinin işine gelmiyor diye manavları türk değil diyemezler. Onlar bu topraklarda türkleri silmek isterlerken esas kendilerinin adları silinip gidecektir.

    Manavlar sessizdirler ama çok akıllıdırlar. Manav türkü olduğum için gurur duyuyorum

  • Yusuf Ayçiçek
    Yusuf Ayçiçek 27.12.2009 - 01:02

    MANAVLAR YAŞADIKLARI BÖLGELERE ÇOK UZUN ZAMANLAR ÖNCE YERLEŞMİŞ,ÖYLE Kİ NEREDEN GELDİKLERİ,HANGİ SOYA AİT OLDUKLARI GİBİ EN UFAK BİR TAKINTISI OLMAYAN,KESİNLİKLE TÜRK OLDUKLARINI TARTIŞMA KONUSU DAHİ YAPMAYAN VE YİNE KESİNLİKLE TÜRKÇE KONUŞAN,TAMAMEN SÜNNİ İNANÇ VE GELENEKLERE SAHİP,ETNİK BİR TÜRK KAVMİDİR.LEHÇELERİ VE YERLEŞİM DÜZENLERİ İLE (ÖZELLİKLE KÖY KÖKENLİLERDE) RAHATÇA TANIYABİLİRSİNİZ.GANDIRA VE GAYNARCANIN(HOCAKÜV) KÖYLERİNDE BÜYÜDÜĞÜMÜZDEN MİDİR NEDİR BANA ENFES TATLI GELEN KABA KONUŞMALAR,ÖZELLİKLE İHTİYAR SOHBETLERİ HALA DAHA ARKADAŞLARIMIZLA PAYLAŞTIĞIMIZ GÜZEL ANLARDIR.

  • Yakup Kalemli
    Yakup Kalemli 11.06.2009 - 15:02

    ben sivrihisarlıyım manavım babaannemler bozok dedemler çorukoğulları nasıl kürt oluyoruz anlamadım ilk dedemler yörükoğlu ali efe şunu unutmayalım kürtleşmiş çok sayıda türk boyu var.mesela osmanlı bağlı olduğu karakeçili boyu iki ayrılmış güneydoğuya gitmiş kürtleşmiş siverektedir.kürtçe konuşurlar.manav yerleşik türktür yani ilk türklerdir çeşitli türk boylarından oluşurlar sebze meyve yetiştirdikleri için manav denilmiştir.biz türk oğlu türküz devleti kuran biziz osmanlıyıda selçuklu devletinide türkiye cumhuriyetinide bizi geri bıraktılar devlet tarafından önemsenmedik.manav=oğuzdur tamam mı şaman özellikler taşırız buda türk olduğumuzu bal gibi gösterir istanbul türkçeside bizim dilimizdir en fazla şehit veren biziz bizi hafife almasınlar nasrettin hocayı yunuemrede çandarlıda bizde manav ziya gökalp manavdır yeter artık.

  • Murat Ünlü
    Murat Ünlü 07.07.2008 - 02:41

    man- av demek man adam anlamına av ıse avcı anlamına gelıyor ben bu kelımenın anlamını su anda 98 yasında olan kuvaıı mıllıye ve tarıh uzmanı şükrü amcadan ögrendım ve bana anlattıklarının yuzde 99 ınanmaktayım kafanıza takılan sorular oldugun da cevap verebılırım saygılar sevgıler man-av kardeşlerime

  • Onuralp Camiduran
    Onuralp Camiduran 13.05.2008 - 20:14

    dersimiz meslekler

  • İdris Şeremet
    İdris Şeremet 08.04.2008 - 23:00

    BÜYÜKYENİCE ŞİVESİ KELİME VE KARŞILIĞI
    CÜMLE İÇERİSİNDE KULLANILIŞI

    A aşı = sütlaç
    Konak a aşı olmadan olmaz,

    alentrik = elektrik
    Alentriklede bi kitdi. Bide gelmedi.

    alfat = ahlat
    Yarın alfat toplama kitçen,

    Aş/ yimek = yemek
    Yimekleri hiç yimemişle zere zebil olmuş,

    aykırı = zıt
    Dayağa aykırı aykırı gitme! Soguna garışmam bak.

    bacilik = baca
    Bacilik çekmedinden soba tütüyo.

    badırcan = patlıcan
    Bu gart gart badırcanları anagcebinemi topladıg,

    biz = bez (tülbent)
    Yarın aşam biz dizme gelin.

    Bobuç = ayakkabı
    Dost başa, düşman bobuca bakamış,

    bön = bu gün
    Bizim goyun hasta bön hiç yim yimedi.

    buycuk = bir kerecik
    Buycukda sölemeden yapsagya sende,

    caba = bedava
    Bön cabadan bi gönek gazandık.

    cıran = cereyan
    Dirig yanına sokulman, cıran çarpa!

    çımıt = sıcak
    Bön hava çok çımıt, Çıt çıkmıyo,

    davranmak = hazırlanmak
    Ben hayvanlara sulaken Siz davrana goyun

    dıngılmak = olduğu yere devrilmek
    Merdivenden aşa dıggılodu.

    di ha = işte orada
    Bizim goyunnarı gödün mü? - Bak.. - Di ha urdala…

    Diğelmek = ayakta durmak
    Sabahtan beri diğelmekten bacaklam koptu.

    dimen = değirmen
    Saçlagı dimende mi ağarttın,

    dombi=manda
    Ni bakım duryog dombi mala gibi,

    donuz = domuz
    Bön gece doguz bekleme gitçen.

    dön = düğün
    Bu dönde de toplip gelme buri.

    emme = ama
    Biz de gelcedik emme Arabi gaçırdık.

    gaste = gazete
    Bönkü gaztele gelmemiş.

    gave = kahve
    acele tarafından okgalı iki gave.

    gıra = kırağı
    Bön gece gar gibi gira yamış

    gızag = çocuk
    Şinciki gızagna hiç söz dignemiyo…

    gine = tekrar
    Salcanan gidin, gine gelin

    goz = ceviz
    Gozlagızı gapçıkladığız mı?
    gabçıklamak=kabuğunu çıkarmak
    hincik = şimdi
    Bizim dani gödügüz mü. Hincik burdadın emme.

    hurun = fırın
    Hurunu hataşladıg mı?

    ırat = rahat
    Bu olanın başını balamadan, bize ırat yok.

    ıscak = sıcak
    Bönkü ıscak ni di be,

    il = el
    Gurban kesmesek, il alem bizi ayıpla.

    ileşme = oyalanma
    Mugarın başında ileşme barda doldur eve gel.

    Kernebit =karnabahar
    Kernebit tomu ekdig mi?

    kugga = çöp
    Kuggaları yigi süpürdüm, tavukla çabıcık eşelemiş,

    natar = anahtar
    kapınıg natarını dişuri goyodidim yirinde yok

    nıgıda = ne kadar
    Ezene (Ezan) nıgıda va. Beni nıgıda sevyon? bu guducuk. Gandırdım Aha bugıda.

    olak = oğlak
    Olak yime turpolu mu, gozderi mi giryoguz?

    öleşmek = paylaşmak
    Meresleri (Miras) öleştiğiz mi?
    meres=miras
    peşkir = havlu
    Bu peşkiri kim kullandı leş gibi yapmış

    pıçak = bıçak
    Bu pıçak eşig g.tünden gurt bile çıkamaz.

    pişi = bir şey
    Bak sene pişi sölicen sakın kimsi söleme.

    pontul = pantolon
    Bizimkine de pontul dayanmıyo, hemen pontulun g.tünü delmiş.

    püsküt = bisküvi
    Ganım açıkdı da bi iki püsküt atodum azıma.

    sancak = salıncak
    Bu çocuk sanca yatmadan imkanı yok uyumaz.

    siddirmek = koşturmak
    Tükgana siddire siddire gidig, siddire siddire gelig

    söven = büyük kazık
    Senig sırtıg gaşınyo harelde.Şu söveni alırsam elime…

    şişirgen = balon
    Şişirgeni çok şişirme patladırsın

    tarna = tarhana
    Tarna aşı tali gıda, bulgur aşı öli gıda.

    tize = teyze
    Tizem evde yokmuş. Bakla çapalama kitmiş.

    ünnemek = çağırmak
    Bubaga ünnede çabuk gesin.

    velense = dokuma, tente
    Di şu velensi çocug üstüne atosagya, doga sona.

    vesait = vasıta
    Hiç vesait denk gelmedi çatal daldan beri yörüdüm.

    vi = ver
    (- Ne yiyon? Bene de visegya

    yad = yabancı
    Ge bakam yad yad durma öle.

    yalım = galiba
    Bön gece gıra yacak yalım.

    yavuz = iyi/güzel
    Bizim baça bu sene pek yavuz.

    yilek = yelek
    Hına bak dön del bayram del takım yilek gimiş,

    yort = yoğurt
    Kimse yordum işi dimez

    yüklük = büyük dolap
    Şu yüklüg perdesini katadıg bakam.

    zitin = zeytin
    Zitin yapra yeşil, altında gave pişir.

  • İdris Şeremet
    İdris Şeremet 05.04.2008 - 23:37

    Manav bizim yöremizde de yerleşik türk anlamında bilinir.Bende İvrindi,liyim; kasabamızda dil ve şive üzerinde araştırmalar yaparak bunları kasabamız forumunda yayınlıyoruz.Burada yazılanlarla benzeşen örneklere rastladık.Kasaba İnsanımız Neleri Nasıl Konuşuyor adı altında bu bilgileri topldık.

  • Erkan Kaya
    Erkan Kaya 28.03.2008 - 13:45

    Balıkesir ili ve ilçelerinin de büyük bir kısmı manav kökenlidir ve yerleşik Türkmen olduklarını söylerler. Manavların Anadolunun gerçek yerli halkı olduğu iddiası ise Yunanlıların Anadoluyu işgali sırasında ortaya atılmış bir iddiadır. Manavların kökeni ile ilgili pek çok da tez yazılmıştır. Bu tezlerde ortaya çıkan Manavların, Anadolu Selçuklu devletinin bakiyesi şehirlere yerleşmiş ve köyler kurmuş Türkmenler olduğuna yöneliktir. Dil-fonetik araştırmaları ve folklor araştırmaları da Türki menşeli olduğunu göstermektedir.

  • Ankaralı Namık
    Ankaralı Namık 01.01.2008 - 00:48

    Ben Kocaeli Kandıralıyım bende manavım.Benim bildiğim manav yerli Türk anlamına geliyor.Yapıvericem Edivericem Ori Buri şeklinde konuşulur bizim buralarda

  • İbrahim Söylemez
    İbrahim Söylemez 06.12.2007 - 02:16

    s.a ben bursa karahıdır köyündenim manavım.manav demek yörük ün yerleşik olanı demek.batı anadoluya ilk gelen türkler hepsi yörük olarak geldi.kimi göçebeliğe devam etti yörük denmeye devam edildi onlara,bizde anadoluda ilk yerleşik hayata geçen türkleriz. bize de manav denir.yörükler dağda konar göçer yaşar biz dağın biraz daha eteklerinde vaya yakın yerlerde yaşarız.bide dağlılar vardır. bunların da aslı yörüktür.yörükler gibi dağda yaşarlar ama tek fark yörükler gibi göç etmezler.yani hepimiz aynıyız.yörük de manav da dağlı da aynı şey.kültür örf adet olarakda hiçbi fark yok zaten.sadece yaşam şekline göre sonradan verilmiş bi isim yada lakap

  • Kerim Özmert
    Kerim Özmert 07.07.2007 - 14:56

    bende 'manav'lar hakkında bir kaç özellik yazmak istiyorum..bu yerli TÜRKLER sabırlı mert cömert inaçlarına bağlı ve insanı yaradan dan ötürü seven bir anlayış içerisindedirler..şöyleki kurtuluş savaşı ve diğer savaşlar ve sosyal baskılar yüzünden göç eden müslüman kardeşlerimize kucak açmış onlara hemen evinin yanında yer ver miş...adeta mekkeli muhacirleri karşılayan medineli ensar gibi yurdunu paylaşmıştır...saygılarımla....

  • Selim Kaya
    Selim Kaya 31.05.2007 - 19:36

    Kazıkçı olmalarıyla tanınırlar. :)

  • İffet Şakıyan
    İffet Şakıyan 31.05.2007 - 19:25

    Türk kökenli vatandaşların aslında Türk olmadıklarına dair bazı iddialarla Türkiye'de yaşayanların sadece % 10'nun Türk olduğu olduğunu söyleyen bazı kişiler internet sitelerinde dayanaksız bir şekilde bunu ısrarla savunmaktadırlar. Bu kişiler ısrarla bu tezi savunmaktadırlar. Amaçları Türkiye Cumhuriyeti'ndeki 'Türk' kelimesini kaldırmaktır. Bu düşüncelerde olan kişiler aynı zamanda Manav Türklerinin Türk olmadığını savunmaktadırlar. Bu tür iddaalar hiçbir bilimsel kaynaga dayanmayan ve de hakemli dergi olmayan ve akademik değeri olmayan bazı rastgele kitaplarda yine aynı art niyetli insanlar tarafından yazılmıştır.
    Manavların Türk olduğuyla ilgili ancak akademik çalışma olan yüksek lisans ve doktora tezleri kabul edilebilir ve bunlarda mevcuttur. Akademik değeri olmayan bazı kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bu kitapları dayanarak ısrarla aksini kanıtlamaya çalışan kişilerin amacı Türkiyeyi bölmek ve ortalığı karıştırmaktır. Bu tür iddialarda bulunan tarihci ve akademisyen olmayanlar kişilerdir.
    Hem anne hem de babası bir Manav Türkü olan biri olarak bu konudaki akademik olmayan hicbir iddaanın kabul edilemiyeceğini belirtmek isterim.Manavların kullandığı Türkçe içinde hiçbir rumca ve kürtçe kelime bulunmamaktadır. Bunun en canlı şahidi şahsım ve ailemdir.Ayrıca Manav Türkleri'nin açmış olduğu sitede Türkiyeden birçok şehirdeki manav kendilerinin Türk olduğunu ve gelenek ve göreneklerini tartışmaktadırlar.

  • Mete Esin
    Mete Esin 30.05.2007 - 23:18

    Manavlar ve etnisite...
    Bu başlıkla yüklediğimiz yazımızın bir cümlesi (Fakat şurası da ilgi çekicidir ki, Pomaklar ve Patriyotlardan birilerinin, Türklük adına şu internet ortamında ırkçılık yaptıklarına şâhit olmuşuzdur!) içine Manavlar unsurunu koymayı unutmuşuz. Şimdi bu cümleyi (Fakat şurası da ilgi çekicidir ki, Manavlar, Pomaklar ve Patriyotlardan birilerinin, Türklük adına şu internet ortamında ırkçılık yaptıklarına şâhit olmuşuzdur!) olarak düzeltiyoruz.

    Mete Esin

  • İffet Şakıyan
    İffet Şakıyan 30.05.2007 - 14:22

    Manavlar

    Anadolu'ya ilk yerleşen Türkler'e verilen addır.Batı Anadolu yöresine, Manavların (Yerli Türklerin) ilk yerleşimin 1291 tarihinden olduğu bilinmektedir.
    Balıkesir, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Eskişehir, Bilecik, Manisa, İzmir, Antalya-Manavgat, Konya,Afyon, Uşak, Kütahya,Düzce, Bolu, Ankara-Nallıhan, Zonguldak, Kastamonu, Mersin, Isparta ve bu şehirlerin birçok köyünde kendilerini manav olarak ifade eden türkler yaşamaktadırlar.

    Manav Türkleri Batı Anadolu'da uzun yıllar rum köyleri ile komşuluk yapmışlar ve uyumlu kişilikleriyle onlarla iyi geçinmeyi başarabilmişlerdir. Ancak kız alıp verme konusunda son derece tutucu davranıp rumlarla kaynaşmamış ve kendi geleneklerini koruyabilmişlerdir. Ancak Kurtuluş savaşından sonra rum köylerindeki yaşayanların mübadele ile Yunanistana göç etmelerinin ardından bu köylere Boşnak, Çerkez, Laz, Gürcü gibi anadili Türkçe olmayan göçmenler yerleştirilmişlerdir. Manavlar geleneklerine bağlı olduklarından ve dışa açılmayı pek tercih etmediklerinden uzun yıllar bu göçmenlerle de evlilk yapmamışlardır. Ancak son yıllarda dışa açılmaya başlamışlar ve diger göçmenlerle kız alıp vermeleriyle onlarla da kaynaşmışlardır. Manavlar daha çok köy yaşamını tercih ettiklerinden köylerinden pek dışarıya çıkmamışlardır. O yüzden şehirlerde manav sayısı daha azdır.
    Son derece çekingen, uysal, mülâyim ve başkası tarafından söylenenlere fazla karşı çıkmayarak yani tartışmayarak geleneksel yaşamlarını sürdüren Manavlar kendi ifadeleri ile; “yedi kez düşünmeden adım atmayan”(yavaş davranan) bir yapıya sahiptirler. Bu uyumlu ve uysal yapıları, başkalarına “sen bilirsin” ya da “siz bilirsiniz” ifadesinin sık kullanılmasında da kendini göstermektedir. Çekingen yapıları nedeniyle köylerinden pek çıkmayan ve geleneklerini koruyabilmiş bir topluluktur. Manav köylerinde özellikle Bursa'ya yakın köylerde Orta Asyadan gelen alışkanlıklarıyla ipek böceği üreticiliği yapılmaktadır. Bursa'daki ipek kumaşların üretiminde bu ipek böceği üretimini yapan manav köylerinin payı büyüktür.Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut (Saha) Türkleri’nde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır. Eski Türkçe’de “v” sesinin olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g” sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir. (Örneğin; berim=verim, takuk=tavuk, kagun=kavun vb gibi.) “Manap”ın; Çağatay Türkçesi’nde “asilzâde, asâlet, beyzadelik”, Kırgız Türkçesi’nde “feodal kabilelik üst tabakasının mümessili” veya “Kırgız Lideri”, Kazak Türkçesi’nde “ağa, bey” ile “Manag”ın; Yakut (Saha) Türkçesi’nde “koruyucu, güdücü, bakıcı” anlamlarını taşıması ve de Türkistan’ın kuzey bozkırlarında yaşayan Kırgız ve Kazakların boy ve oymak başlarına “Manap” demeleri ile 1860’larda Kırgızlar’dan Bugu (Geyik) kabilesi ve Sari Bağış boylarının başlarında Manapların yer alması olguları da, “Manavlar=Yerli Türk/Türkmen” görüşünü desteklemektedir.Kırgızistandaki Manas destanında yer alan ve soylu beylere verilen Manap ifadesi Manavların Manas destanıyla ilgili olduklarını da gösterir. Manav deyimine 'Orhun hitabeleri'nde de rastlanmaktadır.

  • Mete Esin
    Mete Esin 30.05.2007 - 03:47

    Manavlar ve etnisite...
    Az önce burada, adımıza (31.01.07 târih ve 'ciwanotti' rumuzlu) hitâben yazılmış iki kısa not gördük. Fakat, o kuşkuyla ilgili kısmı doğrusu anlayamadık. Öte yandan, Ülke’mizin Türklerden önceki unsurlarından Manav ve Kürt genleri benzerlik göstermekteyse, bu bizim Manav tezimizin doğruluğunu da göstermektedir. Esâsen, hiç bir zaman bunun aksini düşünmemişiz, fikrimizden sapmamışızdır.
    'Ciwanotti' rumuzlu kimlik, sözlerini biraz daha açarsa ve bizim de bundan haberimiz olursa, kendisine cevap verip aydınlatmak isterdik.
    Ayrıca… Biz, bu etnik konulara sadece ve tamâmen ilmî açıdan bakmaktayız. Haklarında yazdığımız gruplardan Manavlar, Pomaklar ve Patriyotlar’ın (hattâ bir Pontuslunun) gösterdikleri duyarlıkları bu bakımdan haksız ve yersiz buluyoruz. Çünkü… Hiçbir yazımızda ayırıcı ve dışlayıp reddedici bir ifâdemiz görülmemiştir. Görülemez de zâten. Görülemez, çünkü her şeyden önce akılcı ve gerçekçi bulmadığımız ırkçılığa karşıyızdır. Irklar, elbette ki vardırlar. Ancak… Var oldukları için vardırlar, insanları bölüp parçalamak için değil!
    Fakat şurası da ilgi çekicidir ki, Pomaklar ve Patriyotlardan birilerinin, Türklük adına şu internet ortamında ırkçılık yaptıklarına şâhit olmuşuzdur! Bu da düşündürücü ve kendileri bakımından hüzün verici bir husustur.
    Milliyet, ırk ve ırkçılık değil, hangi etnik kökenden geliyorsa gelsin, belli bir millete âit olduğunu içinde duymak ve onu da yaşamaktır. Yâni kültürdür. 'Ne mutlu Türküm diyene! ' sözü de budur işte! ..

    Mete Esin

  • Salih Ertuğrul Gökcan
    Salih Ertuğrul Gökcan 19.05.2007 - 16:25

    Öz Türkçe konuşan yerli toplulukların aldığı bir isimdir. Gelenek ve göreneklerine bağlı Türklerdir.
    Tanrı Türk'ü korusun! ...

  • Emine Ince
    Emine Ince 07.03.2007 - 23:37

    Ben bir MANAV'im ve Eskisehir'liyim. Bu terim bizde Eskisehir'in yerlisi icin kullanilir.Ve bildigim kadariylada Osmanli Imparatorlugu Sogut'te kuruldugundan bu yana yerini ve topragini hic degistirmemis kisilere MANAV deniliyor. Mesela Bulgaristan gocmenlerinede kisaca MACUR denilir.Yani 'muhacir' anlamina gelir.Eskisehir'de bu cok sorulan bir sorudur.Nesin 'Manav'misin','Macur'musun','Tatar'misin'? vs.liste uzayip gider.Bununla ilgili bir olayda anlatmak isterim. Eskisehir Anadolu Universitesinden bir arkadasimin basina gelen birsey :-)) Kendisi bir gun durakta otobus beklerken,yasli bir amcayla muhabbete baslarlar.Yasli amca sorar; 'Oglum,sen nesin manav'misin, macur'mu? ' Arkadas dusunmeye baslar 'Manav,sebze ve meyve satilan yerdir,Acaba macur ne demek diye.Galiba der; Eskisehir'lilerin dilinde bir meslek adi',Amcaya sormakta istemez ve amcaya cevap verir.; Yok Amca'cim ben ne Manav'im nede Macur. Ben Ogrenciyim..... :-))

  • Ali Han Türk
    Ali Han Türk 11.02.2007 - 19:23

    valla manavlar benim bildigim yörügün köylüsüdür

    bide sakaryanın yerlisi derler

    ama manavlara ait bi forum var bildigim kadarıyla
    www.manavforum.tr.cx

  • Özge Tuncel
    Özge Tuncel 07.02.2007 - 17:35

    yahu ne yazdınız bu kadar..manav demek meyva demek meyva demek sağlık demek..ayrıca manav demek meyva demek meyva demek çilek demek..çilek demek o biliyo:=) (=

  • İffet Şakıyan
    İffet Şakıyan 04.02.2007 - 13:51

    Halil İbrahim YAVUZ'a ait yüksek lisans tezinden alınmıştır:

    http://www.sosyalsiyaset.com/documents/tarakli.htm

    Osmanlı Devleti’nin kurulduğu bölge olan Taraklı-Göynük ve çevresi, kültürel miras yönünden çok zengindir. Bu bölgenin insanları, Osmanlı’nın kültür varlıklarını bugüne kadar koruyup yaşatabilmişlerdir. Bununla beraber kökü Eski Türk İnançlarına dayanan ve İslâm’la çatışmayan örf, âdet, gelenek ve göreneklerini yaşatmakta mahir davranmışlardır. Bayramlar, doğum, düğün, ölüm âdetleri gibi kültür unsurları, geçmiştekine benzer bir şekilde devam etmektedir.

    Taraklı, Göynük ve köylerinde yaşayan insanlara verilen ad olan Manav kelimesini ve Manavları kısaca açıklayalım. Manav bir yere sonradan gelenleri, yerleşik olanlardan ayırt etmek için kullanılan ve önceden yerleşmiş olan yerlileri ifade eden yöresel bir mefhumdur. Kırsal bölgelerde yaşayan Manavlar, genelde epey çekingen, uysal, mülayim ve başkası tarafından söylenenlere fazlı karşı çıkmayan sosyal uyumu ağır basan insanlardır. Kendi ifadelerine göre, “yedi kez düşünmeden adım atmayan, yavaş davranan, gereksiz tartışmalara girmeyen” temkinli bir insan portresi çizmektedirler [İşsever, 1994: 23-31].

    Manavlar, Osmanlı Devletinin kurulduğu bölge sayılan Aşağı Sakarya, Batı Anadolu’da Bursa çevresi, Batı Karadeniz de Kastamonu ve çevresine yaşamaktadırlar. Özellikle Aşağı Sakarya kesiminin Taraklı, Geyve, Pamukova çevresinde yoğun olarak yerleşmişlerdir. Buralarda kendilerine has yaşam süren manavlar örf ve adetlerini devam ettirmektedirler. Manav köylerinde eski Türk kültürüne ait izler çoktur. Bu bölgelerin hala tarım ve hayvancılıkla uğraşmasından, Bayat, Emirler, Demirler, Yahyalı, Akpınar gibi Türkmen boy ve oymaklarının isimlerini taşımasına barındırdıkları maddî ve manevî kültür kadar pek çok örnek verilebilir. Manavlar Türkmen gruplarında olup çok eskiden beri köy hayatına hatta şehir hayatına geçmiş yerlilerdir. Buna göre manav adının etnik bir manası yoktur, manavlardan Oğuz Türklerinden gelmektedirler [Yaşa, 1999: 293].

    Sakaya ve çevresindeki manavlar, bu bölgenin 1290’larda Osman Gazi tarafından fethedilmesiyle buralara yerleşmişlerdir. İlk Türk yurdu olan bu bölgenin yerli Türklerine hep “manav” denilmektedir ve bu bölgede manav, “yerli Türk” manasında kullanılmaktadır [Yaşa, 1999: 288].

    Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut Türklerinde kullanılan koruyucu soylu kişi ve boy beyi manasına gelen “manap” ve “manag”dan geldiği tahmin edilmektedir. Eski Türklerde “v” sesi olmadığı için “manap”taki “p” ve “manag” daki “g” sesleri yumuşayıp “manav” kelimesini oluşturmuşlardır [Yaşa, 1999: 289].

    Çağatay Türklerinde “asilzade” manasına gelen manap, Kırgız Türkçesi’nde ağa, bey anlamında kullanılmaktadır. Türkçe dışında dil bilmeyen topluluk üyelerine yerli Türk anlamında manav denilmektedir [Aktaş,2002: 10].

    Batı Anadolu’ya ve Taraklı’ya Türklerin ilk yerleşimi 1291’den hemen sonradır. Yıldırım Bayazıt döneminde İstanbul Sirkeci’de kurulan Türk mahallesinin halkı Taraklı ve Göynük’ten götürülmüş manavlardır [Aktaş, 2002:12].

    Taraklı ve Göynük köylerinde yaptığımız araştırmalar neticesinde İslâmlaştırılmış olmakla beraber bir çok eski Türk inancının izlerini görmek mümkündür. Konuşma dilindeki ortak birçok kelime davranışlardaki, giyinişlerdeki bir çok benzerlik manavların oğuz Türklerinden olduğunun işaretleridir. Yerli Türk sanılan manavlar daha Osmanlı devleti kurulmadan bu bölgelere yerleştirilmişlerdir.

    Taraklı ve Göynük, Manav denilen yerli halkın kendi kültür ve geleneklerine bağlı olarak yaşadığı göçmen bulunmadığı Sakarya İli açısından istisnaî bir bölgedir. Manav kültürünün korunduğu ve yaşatıldığı bu bölgenin dilleri, beslenme, giyim, kuşam, müzik ve eğlence biçimi tamamen kendi örf ve âdetlerine uygun olarak devam etmektedir [Sakarya Valiliği; t.y.: 130]. Dikkatle incelenir ve araştırılırsa, yöreye mahsus örf ve âdetlerin perde arkasında da Eski Türk İnançlarının gizli olduğu görülebilir.

  • İffet Şakıyan
    İffet Şakıyan 04.02.2007 - 13:45

    MANAV TÜRKLERİ

    Manav Türkleri Anadolu� ya 11.y.yılda gelmiş ve yerleşmiş yerleşik Türklerdir.Manavlar ilk geldiklerinde göçebe olarak yaşıyordu.Yani önceki adı YÖRÜK idi.Bu özelliğini kaybetmemiş Türkler şu an EGE bölgesinde ve Akdeniz bölgesinde mevcuttur. Hiç bozulmamış MANAV bölgeleri; � AKÇAKOCA,GÖYNÜK, MUDURNU, GEYVE, TARAKLI,ZONGULDAK (tamamı) ,YIĞILCA, BİLECİK � dır.Ancak 1980 den sonra hızlanan doğudan batıya göç hareketleri başta AKÇAKOCA olmak üzere diğer bölgelerimizi de tehdit etmektedir.İzmit,İzmir,İstanbul,Bursa,Muğla,Antalya,Düzce gibi şehirlerimiz önceleri sade manav kültürüne sahip idi.Ancak bu göçler sebebiyle kültürü yavaş yavaş yozlaştı ve hala yozlaşmaya devam ediyor.Bu sorunu benden başka gören yada sorun olduğunu kabul eden var mı acaba merak ediyorum. Ancak ben bir yerli Türk olarak bu durumdan çok rahatsızım. Akçakoca� lı manavların bir kısmı (Altunçay köyü, Çayağzı köyü) oğuzların Bozok koluna mensup Günhan aşiretındendir.Bu köyler 1234 (1.Aleaddin keykubat zamanında) kurlmuştur.Diğer manav köyleri ise Balatlı köyü bayat boyundan,Kınık köyü Kınık boyundan,Beğveren köyüde Oğuz boylarından biridir.Bu beş köy Akçakoca� nın en eski köyleridir.Hatta Bolu,Sakarya,Akçakoca,Yığılca,Düzce,Ereğli Bizans� ın elinde iken kurulmuştur.

    ALİ YETKİN'e ait yazıdır

    Ayrıca manav türklerini bir araya toplamaya çalışan bir site vardır:
    http://www.manavturkleri.tr.cx/

  • Bayram Altay
    Bayram Altay 31.01.2007 - 19:01

    Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Sazcı, Türkiye’deki farklı etnik grupların genetik yapılarını araştırdı.
    Toplanan bulguların incelenmesi sonucunda, Kürtler ile Manavlar’ın genetik yapılarının birbirlerine yakın olduğu ortaya çıktı.

    Evet az önce belirttiğim kuşkumu haklı çıkartacak bir habere rastladım.
    İlginize Mete Bey.

  • Bayram Altay
    Bayram Altay 31.01.2007 - 18:48

    Mete Esin kardeşim elline sağlık. Merağımı kısmen de olsa giderdiğin için. Her ne kadar tam ikna olmamış olsam da(Türk'lük vurgularından dolayı) güzel bir analiz yazısı yazmışsın. Malzgirt te saf değiştiren unsurların Türk olduğu, keza Anadolu da Selçuklu öncesi Türk varlığı resmi tarihte bile addedilmezken buna yapılan göndermeler beni kuşkuda bıraktı.

  • Ali Han Türk
    Ali Han Türk 28.01.2007 - 03:50

    manavın asıl adı manaptır manav diye birşey yoktur biz kendimize manap denir başkaları bizlere manav der manavlık sonreadan çıkmış bir şeydir bazılıları bizim türk olmadıgımızı idda etmiş olabilir ama etnik araştırmalar ve kafamızın arkasındaki türk egrisi runkarda ve ermenilerde degil sadece türklerde bulunbmaktadır


    www.manavturkleri.tr.cx

  • Durali Bergama
    Durali Bergama 22.01.2007 - 13:24

    Manav'ın anlamını ben tam bilmiyorum.Bir arkadaş gurubu arasında tartıştık.Bir grup; göçerliği bırakıp yerleşik düzene geçen,ziraat yapmaya başlayan göçer,diğer grup ta müslümanlığı seçip Anadoluda kalan rum dedi.Hangisi doğru?

  • Durali Bergama
    Durali Bergama 22.01.2007 - 13:20

    Ben tam bilmiyorum.Bir arkadaş gurubu arasında tartıştık.Bir grup; göçerliği bırakıp yerleşik düzene geçen,ziraat yapmaya başlayan göçer,diğer grup ta müslümanlığı seçip Anadoluda kalan rum dedi.Hangisi doğru?

  • Fikri Özdemir
    Fikri Özdemir 17.11.2006 - 23:50

    bende asıl yerli türk diye biliyorum

  • Serin Öztürk
    Serin Öztürk 28.09.2006 - 13:17

    İlk defa çocukluğumda duydum manav kelimesini, yani etnik bir köken olarak kullanıldığını.. Bugün ısrarla manavlığın ne demek olduğunu ararken bu siteye ve bu sitede yazılanlara rastladım.

    Bu konuda araştırma yapan insanların bunu bilmesinde yarar görüyorum. Ankaranın bir ilçesinde büyüdüm. Amcam muhacir yengemle evlendiğinde doğan çocuklarına sorulurdu sen manavmısın muhacirmisin diye. Çocuklara manav denilmesi tembihlenirdi, babanın tarafı yani.. Sonradan sorduğuma göre benim ailemde manavlığın tanımını bilen de pek yoktu.. manavlık, azınlıkların asıl yerlilere verdiği bir tanımdı yani...

    Azınlık olup olmadığı şu an tartışılır durumda olan ve kendisinede her hangi bir tanım bulma gereği duymayan türklere dışarıdan gelen insanların verdiği bir tanım....

    serin_ce

  • 25.09.2006 - 01:33

    nedir bölümü

  • Mete Esin
    Mete Esin 05.06.2006 - 18:43

    Manavlık üzerine…
    (…manav bir ırktır ama en kral türktür) (Türklerin yörüklükten yerleşik hayata geçmesiyle ve daha çok sebze meyve yetiştirip çiftçiliğe yönelmesiyle aldığı isim. Ayrı bir ırk olmasa gerek)
    Burada, Manav kavramı üzerine söylenenler, hem eksik hem de kısmen yanlıştırlar. Konuya ilişkin aşağıki bilgi bu münasebetle kaleme alınmıştır. Konu, Anadolu Türklüğünün târih ve etnolojisi açısından son derecede ilgi çekicidir. Aynı konu, Anadolu’da özellikle yaşlılar arasında açıklıkla bilinmesine rağmen, konuşulmak ve yazılmaya sıra gelince, belki bir tabu olarak görülüp üzerine gidilmemiştir.
    Bugün “manav” denildiğinde, Ülke’nin bir ucundan diğerine aynı şey anlaşılmaktadır. Bu şey, bir dükkân veyâ sergide sebze-meyve satan esnafın ta kendisidir. Söz, başka hangi komşu dillerde görülmektedir? denilecekse… Manavis şekli ve bizdeki anlamıyla Yunanca’da vardır. Esâsen bize de oradan geçmiştir. Bunun yanında, yakın bir söyleyiş ve gene bizdeki anlamıyla, belki Arap ve başka Balkan dillerinde de olabilecektir. Söz edilen yerlerin bir zaman Osmanlı toprağı olduğu hatırlanacak olursa, böylesine düşünmek mümkün olmaktadır.
    Bundan başka, bugün Ege’den Kayseri-Sivas’a (belki daha da doğudaki Fırat’a) varan alanda yaşayan bir kısım vatandaşlarımıza da “Manav” denildiği mâlûmdur! Ya bu ne olabilir? Her iki manav kavramı arasında, etimolojik bir bağ bulunduğu yüzde-yüz gibi görünmektedir. Pekiyi… Acaba manav nedir ve etimolojik gördüğümüz aradaki bağ ne olabilir? İşte, şimdi bunu irdeliyoruz.
    Geçmiş imparatorluklar arasında, tarihte bugünlere varan derin izler bıraktığı şüphesiz Roma, en geniş sınırlarına ulaştığında Orta Doğu’da Araplarla komşu olmuştu. Araplar, artık bitiştikleri bu komşularına haliyle bir isim vereceklerdi ki, “Rûm” demişlerdi. Arapların ağzındaki Rûm; dili, devleti, ülkesi ve halkıyla tamâmen Roma’yı anlatmaktaydı. Bütün bir İslâm dünyâsında bugün de geçerliğini koruyan Rûmî sözünün kaynağı zâten budur. Şu var ki, Rûm en çok da Anadolu’yu anlatıyordu. Ancak Roma’nın devlet dili Latince’yken, Anadolu’da ve Balkanların bir kısmıyla, Akdeniz’e yakın Sûriye ve Lübnan, Ürdün, Filistin hatta kısmen Mısır ülkelerinde, Roma’dan önce ticâret kolonileriyle buralarda bulunup, derin bir kültür baskısı kurmuş Yunan dili konuşulmaktaydı. Rûm veya Rûmî sözü, buralarda konuşulan Yunanca’ya Arapların verdiği isimdi. Ayrıca, Rûm’a âit olan her şey Araplarca gene Rûmî’ ydi! Biz Türkler ise, böyle uzatılarak söylenen Rûm sözünü dilimize uydurup Rum’a çevirmiştik.
    Yunanlıların bulunup, dillerinin konuşulduğu alan aslında bu kadarla sınırlı olmayıp çok daha geniş ise de, bu bizim buradaki konumuzun dışına çıkmaktadır.
    Gelelim Anadolu Rumlarına… Burada Anadolu demekle sözün şimdiki anlamını kastediyoruz. Yoksa… İyonların Anatoliya dedikleri eski Anadolu bu kadar geniş bir alan olmayıp; Ege’den içeriye doğru Orta Anadolu’nun batısı demekti. Anadolu, o zamanki bölgenin Ege’ye göre coğrâfî durumunu anlatmaktaydı.Yani; İyonların (Yunanlıların) Ege’ye yerleşip, yerel halkla karışmaya başladıkları MÖ 1000’lerin İyonya devleti döneminde; Ege’ye göre doğudaki ülke demekti!
    Pekiyi, kimlerdi bu Rumlar? .. Biz buna, Türklerle başlayan döneme göre cevap verelim. Türk unsurlar, 1071’de, Selçuklular adıyla gene bugünkü coğrafyaya göre Anadolu diyeceğimiz topraklara geldiklerinde, burada belli-başlı üç etnik unsurla bunların dilleri vardı: Fırat yayının dışındaki alanda yaygın olarak yaşayan Rumlar, hemen her alana dağılmış ve azınlıktaki Ermeniler ile güney-doğunun Arapları. Etnik bir birlik-bütünlük sağlayamadıkları gibi, bir kültür dili geliştirememiş Kürtler, bugünkü bölgenin dağlarında gene dağınık durumdaydılar. İyonların kültür potasında erimiş Rumlar, (bunların azı esâsen İyon yani Yunanlılardır) başka hangi topluluklarla karışarak ortaya çıkmışlardır? Anadolu bütününde daha önce yaşamış halkları bilince, bu sorunun da cevâbı son derecede basitleşmektedir.
    Geçmişte ve günümüzde, bâzı toplumlar (Türk ve Türkiye gibi) adlarını ülkelerine verirlerken, bâzıları da adlarını (İtalya ve İtalyan gibi) ülkelerinden almışlardır. İşte, biz burada bu ikisini birlikte değerlendiriyoruz. Rumların soy analizini yaptığımıza göre de, Fırat yayı içine girmeyeceğiz. Hatti… Evet Hatti! İşte, Anadolu denilip ilk hatırlamamız gereken etnik isim bu olacaktır. Hattilerin, Anadolu’
    ya sembol olmuş Hititlerle bir etnik bağları olacağı düşünülmektedir ki, diğer karîneler yanında isim benzerlikleri dikkat çekicidir. Hititleri zâten anıyoruz. Güney-batı Anadolu’da onlara akrabâ Luwi’ler vardır. Hurri, Mitanni, Subar ve Urartular Fırat’ın ötesindedirler. Asur, Akat ve Sümerler gene böyle. Truvalıları, Kastamonu çevresinin Pala’larıyla Sinop dolayından Kaska’ları sayalım. Traklarla akrabâ Bithynialılar, ki Batı Karadeniz kıyısından ve Marmara’nın doğusundan içeriye doğru yaşamışlardır. Onların doğu-güneyinde gene Traklarla akrabâ olan Phrygialılar. Ünlü Herodot, bunların Ermenilerin ataları oldukların yazmaktadır. Phryglerin doğusunda ve onlara akrabâ sanılan Muşkiler. Ege içinden Lydialılar. Balıkesir ve çevresindeki Mysialılar. Ona güneyden komşu Aiolialılar. Kastamonu, Çankırı, Zonguldak ve Sinop dolayında Paphlagonialılar. Eflâni adı bunlardan kalmıştır. Aydın-Muğla çevresi Karialıları ve Lelegler. Antalya-Muğla arasında Likialılar. Burdur-Isparta üstünde Pisidialılar. Adana ve çevresindeki Kilikialılar. Bugün de bilinen yerinde Kappadokialılar. Konya ve Karaman bölgesinde Lykaonialılar. Samsun dolayında Mariandynler. Erzurum dolayında Khalybler, Taokhlar ve Phasisler. Erzurum-Trabzon arasında Skythler. Samsun-Zonguldak arasında yaşayıp İyonların Makron dedikleri. Doğu Karadeniz’deki Kolkhlar. Trabzon’a yakın Drilalar. Giresun-Ordu çevresi halkı Mossynoikoslar. Trabzon’dan öte Moskhoslar. Ordu dolayında Tiberonoslar. Karadeniz’in doğusunda yaşamış Mares halkı. Antalya’da Pamphylialılar. Ankara ve çevresinde Galatlarla, yoğun olarak Ege ve Pontus’taki İyonlar. İyonlar aslında karışık ve dağınık olarak bütün kıyı kesimlerinde bulunmuşlardır. Mûsevî gibi küçük azınlıkları dikkate almamaktayız. Onlar, zâten konumuzun da dışındadırlar.
    Roma’nın egemen olduğu Anadolu’daki durum, başlangıçta özetle böyleydi. Roma bölünerek, bunun doğusuna şimdi Bizans dediğimiz devlet kurulduğunda, burayı zaman-zaman Araplar ziyârete geldiler! Öyle hemen de dönüp gitmediler. Meselâ, Adıyaman’ın eski adı Hısn-ı Mansur Arapça olarak bu dönemden kalmıştır. Bir de, Balkanlardaki Türkler vardı. Kuman, Uz, Peçenek adlarıyla anılan bu Türkler, Doğu Roma’yı rahat bırakmıyorlardı. Bunlarla kâh savaşıp, kâh uzlaşan Roma, uzlaştığında bâzı Türkleri Anadolu’ya yerleştirebiliyordu. Nitekim Selçuklular geldiğinde, Kayseri-Konya arasıyla bunun geniş çevresinde bir hayli Türk vardı. Hattâ bundan öncesi, Malazgirt’te Diyojen’i terk ederek Alparslan’ın saflarında yer tutanlar bu Türklerdi. Türkçeden başka bir dil bilmedikleri hâlde dinleriyle Hıristiyan olan ve kendilerine ayrıca “Karamanlı” dahi denilen bu Türkler bile, Rum sayılmaktaydılar. Türk Karamanlılar, gene Rumluk kavramı içinde Cumhûriyet’ten sonra Yunanistan’a gönderilmişlerdir. Bütün bunların üstüne şunu da eklemek gerekecektir ki, doğu ve batı arasındaki doğal bir köprü olan Anadolu’dan, târih boyunca nice-nice kavimler gelip-geçmişlerdi!
    İşte… Selçuklular Anadolu’ya girdiklerinde Doğu Roma yani Bizans tebaası bu unsurları, Rum adı altındaki tek bir toplum olarak bulmuştular. Selçuklu ve Osmanlı egemenliğinde geçen ilk birkaç yüz yılda, sebeplerine inmeden ifâde edelim ki, Anadolu’da bireysel, âilece ve bâzen de daha büyük bir toplulukla din değiştirenler görülmüşlerdir. Bu yönde davranış gösterenler yalnız Rumlar olmayıp, Ermeni, Mûsevî ve Karamanlı Türklerde de benzer dönüşler olmuştur. Ancak, bu konudaki büyük sayı Rumlar ve onların arasındaki Karamanlılar adına olandır. Bunun için çok çarpıcı bir örnek Isparta’nın İslâm köyüdür. Peçenek aslından Karamanlıların oturduğu adlarıyla ve dilleriyle tamâmen Türk olan bu köy, 1692’de papazlarıyla birlikte İslâm dinine geçmiştir. Eski inancın kalıntısı kilise artıkları ise, Köy’ün yakınında hâlâ ayaktadırlar! Bir Eskişehirliden dinlediğimize göre, Sivrihisar ilçe merkezinin durumu gene böyle toptandır! Bir başka örnek bundan da ilginç ve çarpıcıdır! Burdur’un Sagalassos denen bir ören yerinde, hâlen de devam eden kazılar yapılmaktadır. Kazı sırasında bulunan mezarlık içindeki iskeletlerin gen analizleriyle, bu kişilerin oradaki köyde yaşayıp kazıda çalışanların ataları oldukları anlaşılmıştır! Köylülerin -ki en az herkes kadar Türktürler- buna tepkisi şöyle olmuştur: Ne yâni, biz şimdi Rum muyuz! ?
    Konuyu kusursuz anlatabilmek için bu derecede bir ayrıntıya girdik. Sonuç îtibarıyla, bugünün Anadolu’sunda Manav denilen Türkler, yüzyıllar önce ihtidâ eden Rumların torunlarıdırlar! diyeceğiz. Biz bu konuyu tanıştığımız bâzı Manavlarla da görüştük. Şurada anlattığımıza tamâmen katılanlar da olmuştur, bunu ilk olarak bizden duyduklarını söyleyenler de! .. Doğrusu, bu husus da ilgi çekicidir!
    Öte yandan, Trakya’da Manav diye anılan bir etnik grup olmayıp, Çatalca ve Silivri dolayında yaşayan Patriyotlar vardır ki, bunlar da Manavlarla benzer bir geçmişin torunlarıdırlar. Gene Trakya-Vize’de, yaşlıların Manavlar Mahâllesi dedikleri bir yer bilinir. Burası, Mübâdele öncesinde Rumların oturdukları mâhâlleymiş. Durum şunu göstermektedir ki, yaygın söylenen adları yanında Rumlara bir de Manav denilmekteymiş. Yani, Manav denilenler yalnız Rum’dan dönüp İslâma giren ve artık Türk olanlar değil, Rumlar’ın tamamı olmaktadır. Anadolu veyâ Trakya fark etmeden, bunun böyle olduğu pek bellidir. Ülkemizin Anadolu bölgesinde artık Rum yaşamadığı cihetle, Anadolu yerlisi Türklerden başka Manav denecek kimse de yoktur.
    Atatürk “Ne mutlu Türküm diyene! ” demiştir. Bunu da, elbette ki lâf olsun diye söylememiştir! Hoş, neyi böyle söylemiştir ve hangi sözü lâf oladır ki! ?
    Buradan, sebze-meyve satıcısı manavlara gelirsek… Bâzı meslekler vardır ki, günümüzde de bir bölgeyle özdeş olmuşlardır: Kayseri ve ticâret, Karadeniz ve inşaat gibi. Manavlık mesleğinin de, önce daha çok Manav denilen kişilerce yapıldığı sonucunu çıkarmak pekala mümkündür.

    Mete Esin

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 04.06.2006 - 23:50

    çürükçü..

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 22.04.2006 - 15:17

    *taze fasülye ne kadar?
    **5 ytl
    *hayırdır amca, içine küçük altın da mı koycaksın :)
    **yok kızım.kılçıklarını ayırıp getirene,1 ytl geri vereceğim :)

  • Polat Bozkurt
    Polat Bozkurt 30.01.2006 - 15:12

    Türklerin yörüklükten yerleşik hayata geçmesiyle ve daha çok sebze meyve yetiştirip çiftçiliğe yönelmesiyle aldığı isim.Ayrı bir ırk olmasa gerek

  • Sedat Colak
    Sedat Colak 30.10.2005 - 13:55

    manav bir ırktır ama en kral türktur

  • Nurfer Yıldız
    Nurfer Yıldız 19.09.2005 - 23:08

    Kırmızı dudakların, kiraz yanakların ve de badem gözlerin zırvasıyla şiir yazan şahıslar.

  • Yavuz Balcı
    Yavuz Balcı 19.09.2005 - 20:26

    DEV EKRAN LİG TV İZLENEBİLEN BİR MEKAN

    ayriyetten

    SEBZE VE MEYVE SATAN YERLEREDE DENİLEBİLMEKTEDİR...

  • Vedat Kocakaya
    Vedat Kocakaya 19.09.2005 - 17:30

    erkek avcılığı..afrikada yygın bi spor dur............:P

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 19.09.2005 - 09:22

    gidip manavı mı kaldırsamm? ? yok daha geçen gün yaptım o işi.adam cin gibi beni görmesin her sabah karşısında..açımmmmmmm:S