bazen tatlı gelir insana ölüm.... yeni bir hayat... arzulamak suç mu...! geride kalacakları düşünmesek, anne hasretini düşünmek, sevgiliye olan sadakatı düşünmesek, baba olmayı düşünmesek, suç olmazdı belki de.... açardım ellerimi, GEL diye.... zorunluyum ki, burdayım... istemeden geldim, istemeden gitmek düşer....
Zorunluyum ki buradayım, kuşatmasında kaldım, hapsim ömre, aldım payıma düşeni, rayına koydum hayatımın tek vagonlu trenini, gitme gelme aleminde tek ve son seferdeyim. Boş mu kalbin? Doldur o zaman ansızın durabilir, defedebilir, hatır konuşmasıyla dile getir. Her satırda çıkarı virgül etme kompozisyona, bin zebani tarlasında tek ve son seferdesin...
bi ihtiyardan yatakta ne beklersin? hiçbişe..bende aynı o ihtiyar gibiyim işte. yavaş yavaş ölüm moduna girdim..neyi bekliyorum bilmiyorum..ölümümü güzel kılmaya mı? ? onu da bilmiyorum..insanlara bakınca biraz rahatlıyorum.çünkü çoğu aşk yüzünden kafayı yemiş drumda..bense bu durumda menopoza girmiş biriyle olmayı tercih ederdim diye düşünüyorum çoğu kez..yani böyle işte
bugün de uyandım! bugün de burada bir yerdeyim, bu bulut dünkü gibi, bu çay yine demini almamış! dün ölmüşler bugün de aynı, -gözlerini açmamış! ..
bugün de yatağım taş kadar sert, soğuğum mermer soğuğu, bugün de sevdalarım ısıtamıyor beni, 'Fatiha'lar unutulmuş okunmayı! , yağmurlar anlatamıyor artık, içime sızan sızıları! . bugün de ölmek için doğdum, -hadi hayırlısı! ...
şu önümde ki, yaşamaktan kırpıp getirdiğim yıllar, toprağa köle olan sevdam gibi, derin ve çatlaklarla dolular! ... -bu su aktıkça derime, derinime! abdestsiz çiçekler açacak gövdemde! .. sen koparacaksın, goncamı, kökünü ekeceğim göğsünün orta yerine! ...
ölümün sesini soruyorsun! yeşil mi kırmızı mı mavi mi rengi? deli, akıllı, bireysel, toplumsal mı? suçlu mu, suçsuz, yasaklı mı yasaksız mı? ölümün sesini soruyorsun? sevinçli mi, sessiz soluksuz mu? kendini verdiğin yaşamaların, ölümüne sevinmedi mi? ağlamakları tükendi bak! gözyaşların da gömülmedi mi? ! ... (suçsuz, suçlu, ölümüne gözyaşların)
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Yaralı bir şahin olmuş yüreğim Uy anam anam haziranda ölmek zor Çalışmışım on beş saat Tükenmişim on beş saat Yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım Anama sövmüş patron Sıkmışım dişlerimi Islıkla söylemişim umutlarımı Sıcak bir ev özlemişim Sıcak bir yemek Sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler Çıkmışım bir dalgadan Vurmuşum sokaklara Sokakta tank paleti Sokakta düdük sesi Sarı sarı yapraklarla, dallarda İnsan iskeletleri Gece leylak ve tomurcuk kokuyor “Uyarına gelirse tepemde bir de çınar” demiştin Yıllar önce Demek ki on yıl sonra Demek ki sabah sabah Demek ki “manda gönü” Demek ki “şile bezi” Bir de Memed’in yüzü Bir de saman sarısı Bir de özlem kırmızısı Demek ki göçtü usta Kaldı yürek sızısı Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü Bıraktım acının alkışlarına Üç haziran altmışüçü Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta Okşar yanan alnını Nazım Usta’nın Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta Yatıyor oralarda bir eski gömütlükte Yatıyor usta Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların Şuramda bir kuş ötüyor Haziranda ölmek zor
ya yaşamak ya da yaşamamak..... hissetmek ya da hissedememek....
acaba kaç kişi benden nefret ediyor ya da kaç kişi bendenGERÇEKTEN razı nefret ediyorum yaşmaktan... ölmekte hiç istemiyorum... uçsuz bucaksız diyarlara yalnız başıma yol almak istiyorumm
ölüm edebi olan hayatın başlangıcı.bir yok oluş değil yeniden bir başlangıç ahirete geçiş bileti çalışmalarının karşılığını almak için bir davetiye sevdiklerine kavuşmak için bir yolculuk
bazılarını sandığı gibi burası gerçek dünya değildir. bu dünya imtahan dünyasıdır. öbür dünya zaman ve mekandan ötedir. boyutlar arası transferi iki metre derinliklerde aramamalı.. ölüm güzeldir hazır olana.. insanlar ölmek için çırpınmamalı tabiki,bu inanana yakışmaz.. hiç ölmeyecek gibi bu dünya için,yarın ölecek gibi öbür dünya içinn..
ölmekten korkmuyorum...
ölmek ağrıma gidiyor, gururuma yediremiyorum ölmeyi...
zorunluyum ki burdayım dünyada; istanbul'da.....
bazen tatlı gelir insana ölüm....
yeni bir hayat...
arzulamak suç mu...!
geride kalacakları düşünmesek,
anne hasretini düşünmek,
sevgiliye olan sadakatı düşünmesek,
baba olmayı düşünmesek,
suç olmazdı belki de....
açardım ellerimi, GEL diye....
zorunluyum ki, burdayım...
istemeden geldim, istemeden gitmek düşer....
Zorunluyum ki buradayım, kuşatmasında kaldım, hapsim ömre, aldım payıma düşeni,
rayına koydum hayatımın tek vagonlu trenini, gitme gelme aleminde tek ve son seferdeyim.
Boş mu kalbin? Doldur o zaman ansızın durabilir, defedebilir,
hatır konuşmasıyla dile getir. Her satırda çıkarı virgül etme kompozisyona,
bin zebani tarlasında tek ve son seferdesin...
sagopa kajmer - uğurla bahtiyarları
bi başlangıç
kurtuluş
olabibilir
bi ihtiyardan yatakta ne beklersin? hiçbişe..bende aynı o ihtiyar gibiyim işte.
yavaş yavaş ölüm moduna girdim..neyi bekliyorum bilmiyorum..ölümümü güzel kılmaya mı? ? onu da bilmiyorum..insanlara bakınca biraz rahatlıyorum.çünkü çoğu aşk yüzünden kafayı yemiş drumda..bense bu durumda menopoza girmiş biriyle olmayı tercih ederdim diye düşünüyorum çoğu kez..yani böyle işte
ey ölüm...!
iyi ki varsın....
iyi ki varsın da zalimler sonsuza kadar zalimlik yapamayacak....
yaşam kadar saçma
tıpkı doğum gibi bir başlangıç...
bilinmez.
Sonun başlangıcı...
Ölüm,esrarı silen şifrenin ta kendisi
Ölüm,gerçeğin,veche soğuk esintisi!
ölüm bi gündür, o gün bu gündür..
bana bu psikolojiyi cagristirir.
bugün de uyandım!
bugün de burada bir yerdeyim,
bu bulut dünkü gibi, bu çay yine demini almamış!
dün ölmüşler bugün de aynı,
-gözlerini açmamış! ..
bugün de yatağım taş kadar sert,
soğuğum mermer soğuğu,
bugün de sevdalarım ısıtamıyor beni,
'Fatiha'lar unutulmuş okunmayı! ,
yağmurlar anlatamıyor artık,
içime sızan sızıları! .
bugün de ölmek için doğdum,
-hadi hayırlısı! ...
şu önümde ki,
yaşamaktan kırpıp getirdiğim yıllar,
toprağa köle olan sevdam gibi,
derin ve çatlaklarla dolular! ...
-bu su aktıkça derime, derinime!
abdestsiz çiçekler açacak gövdemde! ..
sen koparacaksın, goncamı,
kökünü ekeceğim göğsünün orta yerine! ...
ranzamda,
bir ölünün,
neler,
düşün-e-meyeceğini,
-düşünüyorum! ...
ölümün sesini soruyorsun!
yeşil mi kırmızı mı mavi mi rengi?
deli, akıllı, bireysel, toplumsal mı?
suçlu mu, suçsuz, yasaklı mı yasaksız mı?
ölümün sesini soruyorsun?
sevinçli mi, sessiz soluksuz mu?
kendini verdiğin yaşamaların,
ölümüne sevinmedi mi?
ağlamakları tükendi bak!
gözyaşların da gömülmedi mi? ! ...
(suçsuz, suçlu, ölümüne gözyaşların)
hissedememe düşünememe durumu
Yolculuk..sonsuzluğa atılan ilk adım.
Ölüm, gerçek üstü gerçek; gerçek dostla randevunun giriş kapısı, gurbetin nihayeti, hazırlıksız yakalanılan sağanak.
Haziranda Ölmek Zor
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam haziranda ölmek zor
Çalışmışım on beş saat
Tükenmişim on beş saat
Yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım
Anama sövmüş patron
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
Sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
Çıkmışım bir dalgadan
Vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla, dallarda
İnsan iskeletleri
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
“Uyarına gelirse tepemde bir de çınar” demiştin
Yıllar önce
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki “manda gönü”
Demek ki “şile bezi”
Bir de Memed’in yüzü
Bir de saman sarısı
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
Üç haziran altmışüçü
Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne
Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Okşar yanan alnını Nazım Usta’nın
Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne
Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta
Yatıyor oralarda bir eski gömütlükte
Yatıyor usta
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir kuş ötüyor
Haziranda ölmek zor
Termodinamiğin II.kanunu Entropi'nin gerekli bir sonucu...iyi ki var...var ki gelişim de var, bilgi aktarımı da var....sonsuzluğa özlem de var....
Allah'ın rahmetine kavuşmaktır...
GENÇ KARTALTEPELİLER
ya yaşamak ya da yaşamamak.....
hissetmek ya da hissedememek....
acaba kaç kişi benden nefret ediyor
ya da kaç kişi bendenGERÇEKTEN razı
nefret ediyorum yaşmaktan... ölmekte hiç istemiyorum...
uçsuz bucaksız diyarlara yalnız başıma yol almak istiyorumm
HAYAT YOLCULUĞUNDA SON DURAK
Kimilerine göre Sevgiliye ulaşma (Allah'a) , kimilerine göre Sevgililerden ayrılmak (Dünay ve içindekilerden) .
Keşke ilki gibi düşünenlerden olabilsek....
sevilmediğini anladığın andır belkide, belkide yeniden doğmak...kimbilir
Yeniden doğmayı kim istemez ki? Ölüm bence yeniden doğmak, hayat yeniden başlamak demek...
Allah'ın emri nefes almak gibi yaşamak gibi hayatın içinde hayata bir nokta...
Bende gercek anlamda özgurluk hisini uyandiran bir cumle.
ölüm edebi olan hayatın başlangıcı.bir yok oluş değil yeniden bir başlangıç ahirete geçiş bileti çalışmalarının karşılığını almak için bir davetiye sevdiklerine kavuşmak için bir yolculuk
bazılarını sandığı gibi burası gerçek dünya değildir. bu dünya imtahan dünyasıdır. öbür dünya zaman ve mekandan ötedir. boyutlar arası transferi iki metre derinliklerde aramamalı.. ölüm güzeldir hazır olana.. insanlar ölmek için çırpınmamalı tabiki,bu inanana yakışmaz.. hiç ölmeyecek gibi bu dünya için,yarın ölecek gibi öbür dünya içinn..
mümkün,,,günün her saatinde mümkün olan tek şey