Kültür Sanat Edebiyat Şiir

lale devri sizce ne demek, lale devri size neyi çağrıştırıyor?

lale devri terimi 3rd3m tarafından 07.04.2005 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün14.06.2009 - 16:48

    Lale devrinin ihtişamı,Osmanlı'da sonun başangıcıdır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün15.05.2009 - 00:11

    Batının, Osmanlı ülkesine akbabalar gibi üşüştükleri dönem.Egemen sınıfın alafranga yaşame özenip lüks ve sefahat içinde yaşadıkları dönem. İlk tepki Patrona Halil İsyanıyla geldi.Aslında ısyanı başlatanlar yeniçerililer de olsa da,isayanın bir yeniçeri isyanı olduğunu söylemek bir resmi tahih kategorisıdir.

  • Balamir Ercan
    Balamir Ercan28.07.2008 - 17:33

    İçinde yaşamak istediğim (tabii bir saray eşrafı olarak) sanatın ve edebiyatın zirve yaptığı tarih kesidi. Keşke o lale bahçeleri o mesireler tahrip edilmeseydi de günümüze kadar gelseydi. Lale devri denildiyse adını anmamak olmaz Nedim in ruhu şad olsun. Bu şehri Stanbul ki...

  • Tuba Metinsoy
    Tuba Metinsoy30.03.2008 - 21:58

    cok gec kalmışız canım
    vakit bu vakit değil
    eski radyolar gibi
    catıya saklanmış aşk
    öyle sanmışız canım artık ölümsüz değil
    leylayla mecnun gibi coktan masal olmuş aşk

    ben derim utznma iftar et
    sevmeyenler utansın
    aşksızlığa mahkum edilmişsek
    bu dünya yansın...............)

    işte böle lale devri en güzel devirmiş aşkında muhabbetinde dostluğunda en güzel ve gercek zamanıymış,ama ben inanıyorum aşk herzaman aynı aşktır daha nice yürekleri kül etmeye devam ediyor ve sonuna kadar editmeye devam edicektir,yeterki insan katkısız sevsin mertce....

  • Ozan Ekin
    Ozan Ekin14.02.2008 - 19:09

    Kenan Evren geliyor aklima! ! !

  • Alper Yalcin
    Alper Yalcin13.02.2008 - 23:00

    Osmanli icinde burjuvazinin olusmaya basladigi dönemde dersek yanlis olmaz...

  • Elif Güneş
    Elif Güneş10.08.2007 - 09:36

    1718-pasarofça antlaşmas ile 1730 patrona halil isyanı arası osmanlı padişahlarının halktan koptuğu,avrupanın da bunu fırsat bilip bütün avrupailikleri ülkeye boşalttığı,ülkenin umudunun bir hamam delleğine kaldığı(patrona halil) bir dönem...istanbulun çehresi güzelleşti,matbaa geldi,vs...ufak tefek illüzyonlarla osmanlının uyutulmaya başladığı dönem...

  • Recep Aydın
    Recep Aydın10.08.2007 - 00:30

    osmanlı devletinin bir dönemine verilen addır

  • Deniz Yavuz
    Deniz Yavuz12.04.2007 - 20:49

    hey gidi nedim,kablumbağaların üzerine mumları koyup gölgeler yaratırdın kendine..

  • Duffy Duck
    Duffy Duck29.03.2007 - 20:04

    Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren dönemdir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. Zevk ve sefâ devri olarak bilinir. Adını, o dönemde İstanbul'da yetiştirilen ve zamanla ünü dünyaya yayılan lale çiçeklerinden alır.
    Osmanlı Devleti ilk defa bu devirde batıdan bazı yenilikleri almaya başladı.
    Nedim, Lâle Devri'nin günlük hayatını ve İstanbul'un tasvirini aşağıdaki unutulmaz mısralarla yapmıştır:
    Bu sehri Stanbul kî, bî müslü bahâdir;
    Bir sengine yekpare Acem mülkî fedadir.
    Bazari hüner madeni ilmü ulemadir.
    Devrin Özellikleri
    Bu dönemde Avrupa ile savaş yaşanmamış, barış içinde yaşamak fikri ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu devirdeki diğer yenilikler ve ıslahatlar şunlardır:
    • Sait Efendi ve İbrahim Müteferrika tarafından 1727'de İstanbul'da ilk matbaa kuruldu.
    • Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
    • Yalova'da kâğıt, İstanbul'da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
    • Yeni kütüphaneler açıldı; Doğu ve Batı eserleri tercüme edildi.
    • Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
    • Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
    • Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.
    Mimarî
    İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sultan III. Ahmet, sadrazam Damat İbrahim Paşa ile uyum içerisinde çalışmış, bu sırada yaşanan Lâle Devri'nde sanata, edebiyata ve toplumsal hayata özgün bir anlayış getirilmişti. Sultan III. Ahmet, Topkapı Sarayı ile Yeni Câmii'de birer kütüphane, Ayasofya'da Bâb-ı Humâyun'un karşısında Türk sanat şaheserlerinden sayılan Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi ve İstanbul'un su ihtiyacını karşılamak amacıyla da Deryayi Sim adlı bir su bendi inşa ettirmiştir.
    Bunlardan başka Üsküdar Yeni Vâlide Câmii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul'da Yeni Postane arkasında Daarül Hadis ve Sebil, Ortaköy Camii önündeki çeşme, Üsküdar Şemsi Paşa'da Hüsrev Ağa Camii önündeki çeşme ve Çubuklu Camii yanındaki Mesire Çeşmesi gibi eserler yine bu dönemde yapılmıştır.
    Dönemin belki de en gözde eseri olan Sâdâbâd, maalesef günümüze kadar gelememiş, bize yıkıntıdan fazla bir şey kalmamıştır.
    Patrona Halil İsyanı
    Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken İstanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. Patrona Halil isimli bir yeniçeri bu durumdan memnun olmayanları yanına alarak isyan çıkardı. İsyan sonucu Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edildi ve yakınları öldürüldü. Padişah III. Ahmet tahttan indirildi, yerine I. Mahmut getirildi.