Fiziksel olarak yansıtan yerde, aynadan başka kendim kendimi göremiyorum, bulunduğum yerde insanlar ayna olmadan görebiliyorlar veya insanları görmem için ayna gerekmiyor, fakat kim karşı karşıya kalsa, kiminle karşı karşıya kalsam, yatayda vertikalde sağım solu solum ise sağı veya sağı solum solu ise sağım. Yani algı çaprazlama. Dikeyde horizontalde ise yukarısı ve aşağısı algısı herkes için aynı, çünkü gök ve yer herkesin ortak referansı... Demekki ortak referansda hakikat hep aynı fakat kılıfı estetiği değişik değişik libaslanmış hakikatlar ayrı ayrı çeşitli çeşitli...
"Bir de saklanmak var ,kırılan yerlerden içeri." Diyor Gülten Akın. İnsan kırıldığı yerlerin içinde saklanır demek ki. Oysa; "sesine konan kuşları duyuyorum" diyen de kendisi. Saklanılacak en nadide yeri bulmuşken üstelik. Sesine, sözüne sığınacağımız insanları var edene hamdolsun.
Bukowski diyor ki; “Hatalarını telafi etmeye çalışan birine geçmişteki hatalarını hatırlatmayın. Bu, düştüğü yerden kalkmaya çalışan birini tekmelemekten farksızdır.” İnsan, hata yapar. Yapılan hatayı sürekli hatırlatmak, telafi etmeye çalışanın emeğine saygısızlıktır. Günaydınlar...
And olsun ilk kelama Ki kelama dairdi ilk vahiy. Sonra ölüme yazıldı şiirler, sonra ayrılığa Sonra savaşlar kapladı yeryüzünü Sonra çocuk ölümleri Ve açlık Ve sefalet
Karnı açtı, ilk aşk şiirini yazan şairin Kıymayın diyordu çocuklara kıymayın insanlığa! Sevin, sevilin... Hiç olmazsa Yaradan'dan ötürü...
"...Y a ş a m ı y o r, sadece yaşamın b i r b i ç i m i n i sürdürüyoruz. Biz sadece ö l ü m d e n n a s ı l k o r u n a c a ğ ı m ı z ı düşünebiliyoruz..."
Er ya da geç öleceksek düşünenler veya düşünmeyenler yüzünden, düşünenler yüzünden ölmek tercihimdir. Zapta böyle geçilsin! Ama neyi düşünen? Kendini düşünenler de var, sadece ve sadece kendini... (Fiili bu haliyle kullandığımızda bütün derinliğin yitirmiştir.:))
Hayat size neler öğretti okulunun değerli öğrencileri, aynı zamanda öğretmenleri ve aynı kişilerden müteşekkil velileri; "Leyla bir mısraydı, sen bir destansın" diyen Cemil Meriç'in yüreğindeki engin ufuk ve aşk sarsın dünyanızı. Herkese merhaba. ;))
'...sonu görüyorum! horgörülmekte bilgeliğim kaos kadar. nedir ki benim hiçliğim sizi bekleyen uyuşukluğun yanında?...''A. Rimbaud / Ben Bir Başkasıdır
Zor sualler 1: Kimim, neyim, ne işe yararım, neden yaratıldım, neyle meşgulüm? vs vs vs. Rabia abla, suallerin büyüklerini pasife aldım şiirsel bir dil oluştuğunda aktif ederim. Ama başlangıç noktasını buraya açtım hep birlikte cevap bulalım diye...
"Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.” Der Cemil Meriç. Hepimizin az çok hayatını değiştiren hayatımıza anlam kazandıran kitaplar vardır. Ben de hayatımın has bahçesi saydığım bir kitabın her harfini her kelimesini ezberledim. Üstat o kadar haklıymış ki. Bazen bir kitap bütün hayatımıza yön verebiliyormuş.
Gün olur ki; Cehennemi söndürürcesine yağan yağmurdan bir damla dahi düşmez yeryüzüne. Arzı ıslatamaz artık hiçbir yağmur ve çarpmaz yıldırımlar gökyüzünde, “sağ kalan çocuklar korkmasın diye!” Yakmaz güneş ve üşütmez ayaz…
Tecavüze uğramış bir çocuğun geleceği gömülüdür bulutlara. O bulutun artık bir rengi var. Kirli pas!
Bir yetimin, bir öksüzün, bir yoksulun feryadının duyulmadığı bu yeryüzünde yaşayan herkes, en az "diğer herkes" kadar suçludur! Suçsuz olanlar, toprağın altında kalanlardır…
Ağlamayın dedi şair! Savaşı kaybeden askerlere. Ağlamayın, acınız azalır!
Ağlamayın, başınızı duvarlara vurun! Bugün, sadece bugün dünyada kaç çocuğun açlıktan, susuzluktan öldüğünü bilmediğimiz bir dünyada ağlamak, vicdanın üzerine kuş tüyünden ipek yorgan atmaktır…
Avuç avuç sitemlerim var, Başından aşağı dökmek istediğim insanlara. Ağız dolusu küfürlerim var, Hak edene söylemelik, suratına suratına. Bir yürek dolusu sevgim var, Ziyan olmuş, insan olmayanlarda...
Anksiyetsiz yaşam mutlak uyuşukluğa bağlıdır ; en küçük bilinç kırıntısı bile bize güvensiz bir dünyada yaşadığımızı hatırlatır; uyumak, sorunların farkında olmamaktır. Farkındalık ve sorunlarla yüzleşmek endişe yaratır; ancak problemimizi çözecek yeteneğimizide ortaya çıkarır...
İhsan bey, belki bir çok noktada aynı pencereden bakıyoruzdur ama çok büyük bir farkla. "Üslup." Sosyal medya ışidciliği ile varılabilecek bir yol yoktur. Sizden ricam benim herhangi bir yorumuma müspet veya menfi bir cevap vermeyiniz ve beni muhatap olarak görmeyiniz lütfen! Dili kılıçtan keskin olanlardan beriyim. Fikirlerin her türlüsüne açığız, hodbinliğe asla! Selametle efem...
Ayrıca Şule hocam, kadını öyle durduk yere dövmek yok. Dayağı hak etmiş olacak, yani itaatsizlik. Önce uyarılacak, sonra yataklar ayrılacak olmazsa şayet dövülecek. O günün toplumu bu durumu hiç yadırgamamıştır muhtemelen. Çünkü müthiş bir iyileştirme var ayette. Bu ayetin nazil olduğu ilk toplum kadını keyfi olarak bile dövüyordu. Çok sıradan bir sosyal durumdu bu. Olaya bir de böyle bakalım. Esasen ayet iyileştirme yapmış var olan uygulamada.
Fiziksel olarak yansıtan yerde, aynadan başka kendim kendimi göremiyorum, bulunduğum yerde insanlar ayna olmadan görebiliyorlar veya insanları görmem için ayna gerekmiyor, fakat kim karşı karşıya kalsa, kiminle karşı karşıya kalsam, yatayda vertikalde sağım solu solum ise sağı veya sağı solum solu ise sağım. Yani algı çaprazlama. Dikeyde horizontalde ise yukarısı ve aşağısı algısı herkes için aynı, çünkü gök ve yer herkesin ortak referansı... Demekki ortak referansda hakikat hep aynı fakat kılıfı estetiği değişik değişik libaslanmış hakikatlar ayrı ayrı çeşitli çeşitli...
"Bir de saklanmak var ,kırılan yerlerden içeri." Diyor Gülten Akın. İnsan kırıldığı yerlerin içinde saklanır demek ki.
Oysa;
"sesine konan kuşları duyuyorum" diyen de kendisi. Saklanılacak en nadide yeri bulmuşken üstelik.
Sesine, sözüne sığınacağımız insanları var edene hamdolsun.
"Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki ileride koyun gibi güdülmesinler."
--Sadi Şirazi --
Bukowski diyor ki;
“Hatalarını telafi etmeye çalışan birine geçmişteki hatalarını hatırlatmayın. Bu, düştüğü yerden kalkmaya çalışan birini tekmelemekten farksızdır.” İnsan, hata yapar. Yapılan hatayı sürekli hatırlatmak, telafi etmeye çalışanın emeğine saygısızlıktır.
Günaydınlar...
And olsun ilk kelama
Ki kelama dairdi ilk vahiy.
Sonra ölüme yazıldı şiirler, sonra ayrılığa
Sonra savaşlar kapladı yeryüzünü
Sonra çocuk ölümleri
Ve açlık
Ve sefalet
Karnı açtı, ilk aşk şiirini yazan şairin
Kıymayın diyordu çocuklara
kıymayın insanlığa!
Sevin, sevilin...
Hiç olmazsa Yaradan'dan ötürü...
M.K.
"Yeniden başlamaklarla geçiyor ömrümüz..."
Hayatın devamlılığı, anlamlı hikâyelerin sürekliliğine bağlıdır.
Ebediyet ufkuna not düşecek bir hikâyeniz olsun. Gerisini hayat doldurur zaten...
İnsan, hayata dair kendine ait bir söz bırakmalı hiç olmazsa.
"...Y a ş a m ı y o r, sadece yaşamın b i r b i ç i m i n i sürdürüyoruz. Biz sadece ö l ü m d e n n a s ı l
k o r u n a c a ğ ı m ı z ı düşünebiliyoruz..."
ERKEK dediğin, masaya yumruğunu vurmasını bilir.
KADIN dediğin ise, o masayı o erkeğin kafasına geçirir.
Yemek yerken ağız sapirdatilmaz.
Ferhan abimize rahmet olsun. Harika bir çıkarım yapmış.
Bu düşünce şekline her türlü eyvallah.
Er ya da geç öleceksek düşünenler veya düşünmeyenler yüzünden, düşünenler yüzünden ölmek tercihimdir. Zapta böyle geçilsin! Ama neyi düşünen? Kendini düşünenler de var, sadece ve sadece kendini...
(Fiili bu haliyle kullandığımızda bütün derinliğin yitirmiştir.:))
Hayat size neler öğretti okulunun değerli öğrencileri, aynı zamanda öğretmenleri ve aynı kişilerden müteşekkil velileri;
"Leyla bir mısraydı, sen bir destansın" diyen Cemil Meriç'in yüreğindeki engin ufuk ve aşk sarsın dünyanızı.
Herkese merhaba. ;))
Yaradan'ın kelamıyla
Bismillah
Zarifoğlun'dan ilhamla
Bir dünya içimde yemyeşil
İçinde ben, içimde sen...
"Bir ilişkide sevildiğinize dair kendinizi ikna etmeye çalışıyorsanız sorun var. Hiçbir gerçek sevgi; soru işaretleri, kaoslarve dramlarla yaşanmaz! "
Rabia abla benim sorulara cevap bulacaktık ama daha fazla soru birikmiş burada. :))
Ve senin soruların daha bir karışık gibi.
Herkese günaydın
'...sonu görüyorum! horgörülmekte bilgeliğim kaos kadar. nedir ki benim hiçliğim sizi bekleyen uyuşukluğun yanında?...''A. Rimbaud / Ben Bir Başkasıdır
Zor sualler 1:
Kimim, neyim, ne işe yararım, neden yaratıldım, neyle meşgulüm? vs vs vs.
Rabia abla, suallerin büyüklerini pasife aldım şiirsel bir dil oluştuğunda aktif ederim. Ama başlangıç noktasını buraya açtım hep birlikte cevap bulalım diye...
"Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.” Der Cemil Meriç.
Hepimizin az çok hayatını değiştiren hayatımıza anlam kazandıran kitaplar vardır.
Ben de hayatımın has bahçesi saydığım bir kitabın her harfini her kelimesini ezberledim.
Üstat o kadar haklıymış ki. Bazen bir kitap bütün hayatımıza yön verebiliyormuş.
Hayat, başkalarına yazılmış şiirlerin mısralarında kendini aramak gibi bir şey...
Gün olur ki;
Cehennemi söndürürcesine yağan yağmurdan bir damla dahi düşmez yeryüzüne. Arzı ıslatamaz artık hiçbir yağmur ve çarpmaz yıldırımlar gökyüzünde, “sağ kalan çocuklar korkmasın diye!” Yakmaz güneş ve üşütmez ayaz…
Tecavüze uğramış bir çocuğun geleceği gömülüdür bulutlara.
O bulutun artık bir rengi var.
Kirli pas!
Bir yetimin, bir öksüzün, bir yoksulun feryadının duyulmadığı bu yeryüzünde
yaşayan herkes, en az "diğer herkes" kadar suçludur! Suçsuz olanlar, toprağın altında kalanlardır…
Ağlamayın dedi şair!
Savaşı kaybeden askerlere.
Ağlamayın, acınız azalır!
Ağlamayın, başınızı duvarlara vurun!
Bugün, sadece bugün dünyada kaç çocuğun açlıktan, susuzluktan öldüğünü bilmediğimiz bir dünyada ağlamak, vicdanın üzerine kuş tüyünden ipek yorgan atmaktır…
Kalk! Kalk ve rastgele bir iyilik yap…
M.Kaya
Avuç avuç sitemlerim var,
Başından aşağı dökmek istediğim insanlara.
Ağız dolusu küfürlerim var,
Hak edene söylemelik, suratına suratına.
Bir yürek dolusu sevgim var,
Ziyan olmuş, insan olmayanlarda...
"..baharıngelmemekgibi b i r h u y u y o k t u r..."
Anksiyetsiz yaşam mutlak uyuşukluğa bağlıdır ; en küçük bilinç kırıntısı bile bize güvensiz bir dünyada yaşadığımızı hatırlatır; uyumak, sorunların farkında olmamaktır.
Farkındalık ve sorunlarla yüzleşmek endişe yaratır; ancak problemimizi çözecek yeteneğimizide ortaya çıkarır...
Günaydınlar
Bir odanın kapısını kapatıp yalnız kalmak, her zaman hayatımın en güzel şeylerinden biri olmuştur.
Charles Bukowski
https://www.posta.com.tr/6-lira-icin-yasli-kadini-olduren-kuryenin-cezasi-belli-oldu-2344474
yattığın yer incitmesin...
https://www.antoloji.com/uyeler/deli-diyorlar-bana-desinler-degisemem-2-1/
İhsan bey, belki bir çok noktada aynı pencereden bakıyoruzdur ama çok büyük bir farkla. "Üslup."
Sosyal medya ışidciliği ile varılabilecek bir yol yoktur.
Sizden ricam benim herhangi bir yorumuma müspet veya menfi bir cevap vermeyiniz ve beni muhatap olarak görmeyiniz lütfen!
Dili kılıçtan keskin olanlardan beriyim. Fikirlerin her türlüsüne açığız, hodbinliğe asla!
Selametle efem...
Sayın Zaman, maalesef haklısınız.
Ayrıca Şule hocam, kadını öyle durduk yere dövmek yok. Dayağı hak etmiş olacak, yani itaatsizlik. Önce uyarılacak, sonra yataklar ayrılacak olmazsa şayet dövülecek. O günün toplumu bu durumu hiç yadırgamamıştır muhtemelen. Çünkü müthiş bir iyileştirme var ayette. Bu ayetin nazil olduğu ilk toplum kadını keyfi olarak bile dövüyordu. Çok sıradan bir sosyal durumdu bu.
Olaya bir de böyle bakalım. Esasen ayet iyileştirme yapmış var olan uygulamada.