Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ermeni sorunu sizce ne demek, ermeni sorunu size neyi çağrıştırıyor?

ermeni sorunu terimi Oğuzhan Keskin tarafından 04.02.2003 tarihinde eklendi

  • Osman Özütler
    Osman Özütler05.04.2010 - 15:32

    Konuyu anlamanız için, Kürt meselesini gözünüzün önüne getirmenizde fayda vardır. Eğer bugün Kürt meselesi konusunda birşeyler değişiyorsa, bunun iki nedeni vardır; birincisi toplumdaki güçlü demokratikleşme arzusu, ikincisi ise Avrupa Birliği’nin bu konudaki dış baskılarıdır. Ermeni sorununda da benzeri bir sürecin geçerli olacağını göreceksiniz. Önce, sivil toplum bu konuyu konuşmak, tartışmak isteyecek, devleti zorlayacak ve zamanla tabulaşmış bu konu medeni bir şekilde masaya yatırılacaktır.

  • Kübra
    Kübra06.10.2007 - 11:25

    Tamamen Ermenilerin sorunu bence :) Bizden çıktı kardeşim... :)

  • Şener Ak
    Şener Ak25.01.2007 - 17:45

    Sorunu bitirmenin en iyi yolu soruna neden olan şeyi ortadan kaldırmaktır

  • Savas Karakaş
    Savas Karakaş15.01.2007 - 19:49

    türkiye ermeni sorununu sadece bir şekilde çözer. o da ermenistanı hizaya getirerek.

    ermenistanın dünyaya açılan tek kapısı gürcistandır.(iranla da iyiler ama gürcistana daha çok muhtaçlar.

    türkiye gürcistanda yaşayan ermenileri provake edip gürcülere saldırtırsa, ermenistan ve gürcisatnın arası bozulur.böyle bir durumda ermnistan türkiyen ile sırnılarını tanımak ve aptalca isteklerinden vazgeçmek zorunda kalır.bu işin başka bir yolu yoktur.

  • Tevfik Pekel
    Tevfik Pekel02.01.2007 - 14:15

    GERMENİN sonu yok,...!
    Bence; Ermeni'lerin en büyük sorunu kendileriyle alakalı...Neden? Tarih sayfalarına bakın ve dünyaya bir fayda getirecek ne bulmuşlar? ne faydaları dokunmuş? Onu görelim...işte böylesine; yaralı parmak üzerine Küçük çişlerini yapmayan bir toplululuğun en büyük sorunu kendilerindedir...Ben sadece; Sinek küçük ama mide bulandırıyor..! diyebilmekteyim...

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu20.04.2005 - 02:26

    tahriclerin yapmasi gereken tartismalari (ermeni, turk dahil) sokaktaki adama birakilirsa tabi ki sorun olur...

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş13.03.2005 - 03:14

    Yakın bir olay ki yaşayanlar hala anlatır.

    Bizim oralarda ruslarla iş birliğine giren ermeniler Osmanlı tarafından dışlanmış ve topraklarından sürülmek istenmiş, halktan yüksek antipati doğmuştur. Halk rus yandaşlığı yaptığı için birşeyler yapmış olabilir. Fakat ortada resmi birşey yok.

    Bir de eğer biz hala Osmanlıysak neden;

    Bir zamanlar yurdumda başka bir devlet(OSMANLI) varmış
    Başındaki padişah ne isterse yaparmış
    Millet onun yanında köle imiş kul imiş
    Türklerin vatanında yıllar sürmüş bu gidiş

    Tarzı vatan ülke şiirleri üretiyoruz, öğreniyoruz, söylüyoruz..

  • Kathleen Kelly
    Kathleen Kelly19.01.2005 - 21:27

    pontus dewleti kurmak isteyenlerin çıkarttıkları sorun kibarca 3 ün 1 ini aldınız.. Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür.. BÖLÜNEMEZ...

  • Aslı Sibel
    Aslı Sibel16.01.2005 - 21:59

    ERMENİ SORUNU
    Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküntü dönemine girmesini takiben Rusya, İngiltere, Fransa ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun teşvikiyle, imparatorluğu oluşturan milletler birbiri ardına bağımsızlık mücadelesine girişmişler ve bunda başarı sağlamışlardır. Bu gelişmeler Ermeniler için de örnek teşkil etmiş, onlar da Osmanlıları parçalamak isteyenlerin maddi ve manevi desteğiyle yer yer ayaklanmalar başlatmışlardır.Böylece, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bir 'Ermeni sorunu'ndan söz edilir olmuştur.

    Bu dönemde dünya güç dengesinde giderek daha önemli bir devlet olarak ortaya çıkan Çarlık Rusya'sı Osmanlı Devleti topraklarını bir doğal yayılma alanı olarak kabul etmekte ve Osmanlıların sırtından güneyde sıcak denizlere açılma hedefini gütmektedir. Bu hedefe ulaşmak için kullandığı başlıca araçları savaşların yanı sıra, Osmanlı yönetimi altındaki Hristiyan toplumların hamisi rolünü oynamaktır. Diğer taraftan dönemin diğer iki başlıca gücü olan İngiltere ve Fransa da Osmanlı Ermenilerini Protestanlık ve Katolikliğe kazandırmak amacındadır ve bu amaçlar bağlamında, İstanbul'da 1830'da Ermeni Katolik, 1847'de Ermeni Protestan kiliselerini kurdurmuşlardır. Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Ermenilerine ve diğer Hristiyan toplumlara gösterdikleri bu ilginin gerisinde esas itibariyle azınlıkları himaye görüntüsü altında Osmanlı Devleti'nin içişlerine müdahale edebilmek ve imparatorluğu parçalamak amacı yatmaktadır.
    Ermenilere bu güçlerce Doğu Anadolu'da bir Ermenistan devletinin kurulması vaad edilmiştir. Halbuki söz konusu dönemde bu bölgedeki Ermeni nüfusu bölge genel nüfusu içinde ancak %15 oranında bir yer işgal etmektedir. Örneğin, en kalabalık oldukları Bitlis'de bile nüfusun 1/3 ünü dahi teşkil edememektedirler.
    'Ermeni sorunu' için bir başlangıç noktası bulmak gerekirse, bu 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nı izleyen Ayastefanos Anlaşması ve Berlin Konferansı'dır.

    ŞARK MESELESİ VE ORYANTALİZM

    Sanayi inkılâbı ve sömürgecilik dönemiyle birlikte Doğu; özelde de Ortadoğu ve İslâm Dünyası, Batılı Devletler nazarında büyük bir cazibe merkezi haline gelmişti. Çünkü, dünya ulaşım ve ticaret hattının en işlek noktasında yer alması, sömürgelere giden yolda son derece stratejik bir mevkide bulunması; hele de yapılan geniş çaplı araştırmalar sonucunda zengin petrol rezervlerini barındırdığının anlaşılması, sömürgeci güçler nazarında bu coğrafyayı bir kat daha vazgeçilmez kılmıştı. Öyle ki, zamanla dünyaya hakim olmanın öncelikle Ortadoğu’ya hükmetmekten geçtiği düşüncesi yaygınlık kazanır olmuştu.
    Bölgeye tek başına egemen olmak isteyen her bir Batılı devlet, bu uğurda pek çok taktik ve strateji geliştirmiş ve aralarında kıyasıya bir mücadeleye tutuşmuşlardır. Bütün bunların önünü açmak ve zeminini hazırlamak için de, sunî birtakım meseleler ve kavramlar üretip, bunların üzerine bina ettikleri sözde ilmi ve politik çabalarla hedeflerine ulaşmaya çalışmışlardır.
    Şark Meselesi: Sömürgeciliğin Siyasî Gerekçesi
    Batılı güçler ve bilhassa İngiltere, bölgede uzun süreli bir hakimiyetin kapısını açabilmek için “Şark Meselesi” adı altında bir çok siyasİ oyun tertiplemişti. Böylece, “Şark Meselesi” kılıfını giydirdikleri koloniyalist yayılma ve ekonomik emperyalizm politikalarını gerçekleştirme fırsatını elde edeceklerdi.
    1815 Viyana Kongresi’nden sonra politik bir terim olarak ifade edilmeye başlanan Şark Meselesi’nin tarihî kökeni aslında oldukça eskidir. Zaman ve mekâna bağlı olarak çeşitli görünümlerde ortaya çıkan ve değişik şekillerde tarif edilen Şark Meselesi’nin temelinde Hıristiyan-Müslüman veya Avrupa-Osmanlı münasebeti yatmaktadır. Kavramın Avrupa’da doğduğu dikkate alınırsa, Şark Meselesi’nin esasen Avrupa’nın haçlı zihniyetiyle üstüne eğildiği yapay/provoke bir mesele olduğu kendiliğinden anlaşılır. Ancak burada hemen şunu da belirtelim ki, Osmanlılar İslâmiyet’in hamisi ve İslâm Alemi’nin lideri konumuna gelmekle Avrupa için Şark Meselesi, Osmanlı meselesi halini almıştır.
    İşte müstemlekeci Avrupalılar, bu alem üzerindeki çıkar ve plânlarını temin edebilmek için, esaslı bir “siyasî gerekçe hüviyeti” kazandırdıkları “Şark Meselesi”ni sözde ilmi ve akademik bir çerçeveye oturtarak, Oryantalizm (Şarkiyatçılık-Doğu Bilimi) ekolünü geliştirme yoluna gideceklerdir.

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca16.02.2004 - 11:33

    Vardır diyenlerin, tarih kitabı okumadan yazdıkları konu başlığı