Kültür Sanat Edebiyat Şiir

enver paşa sizce ne demek, enver paşa size neyi çağrıştırıyor?

enver paşa terimi Tarhan Tekelioglu tarafından 25.01.2004 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.05.2009 - 21:39

    3 Ağustos 1914 Pazar günü, sadrazamın yalısında, Enver Paşa, ayda 2 milyon ister.Sonra 500 bin liraya razı olur.
    * Cavit Bey'in hatıralarından

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 22.04.2009 - 13:43

    Enver Paşa,hayalperest,Almancı,Sarıkamış'ın baş sorumlusu,Osmanlıyı savaşa sokan(Talat,Cemal paşalarla birlikte) Turan mefküresiyle Rusya'da öldürülen, daha sonra cenezesi Abide-i Hürriyet tepesine gömülen (talat, Cemalle beraber) bir Osmanlı Paşasıdır.

  • Onur Tuncay
    Onur Tuncay 30.01.2009 - 11:05

    enver turancılık fikrinin üzerine en çok giden insanlardan biridir.bunun için sarıkamışa gitmiş,hindistanda isyan çıkarmaya çalışmış ve cumhuriyetten sonra ruslarla savaşırken şehit düşmüştür.

  • Gökhan Mum
    Gökhan Mum 04.02.2007 - 17:58

    Basayev_34 arkadaşım 1.Dünya savaşı'na girmenin doğru yanı neydi anlamadım.Osmanlı İmparatorluğu 3 yıl aralıksız savaşmıştır
    1911 Trablusgarb Savaşı
    1912 1.Balkan Savaşı
    1913 2.Balkan Savaşı
    Sence Busavaşlardan sonra böyle büyük bir savaşa girmek ne kadar doğru olur.Para desen para yok,ordu desen eski gücü yok ve disiplinsiz,halk sefalet içinde böyle bir ortamda Alman fanatiği Enver Paşa'Almanya bu savaşı kesin kazanır Almanya'nın yanında savaşa katılırsak bizde eski topraklarımızı geri almış oluruz'demesi sence nederece doğru.Birkere yandaşlarınında(Bulgaristan,Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) durumu iyi değildi.Almanya bizi sadece halifenin gücünden yararlanmak için savaşa girmemizi istedi halife cihad çarısında bulunup bütün müslüman devletleri Osmanlı İmp. yanına çekip daha güçlü oluruz diye düşündüler oysa halifenin itibarı kalmamıştı.İtibarı kalsaydı Arabistan bize niye ihanet etti.İngiltere'nin'bizim safımıza geçerseniz size bağımsızlık veririz'sözüne kanıp bize ihanet etmedilermi? Bu durumları görmezden gelip bizi 4 yıllık bir savaşa girdirdi.Sonuç ne oldu? elde kalanlar da gitti.Sadece Karadeniz kıyıları ve İçanadolu bölgesi kaldı.Geri kalan heryer işgaledildi.Ardından 4 yıl Kurtuluş Savaşı.Kısacası Enver Paşa'nın Alman hayranlığı bu millete pahalıya maloldu.

  • Savt-ı Dicle
    Savt-ı Dicle 28.10.2006 - 23:59

    Farz edelim ki Enever Paşa Kafkas cephesinde başarılı oldu ve tasarladıgı her şeyi yaptı.O zaman biz hakkında nasıl düşünürdük? Bunu hiç sorgualdınız mı? Üç beyinsiz takımının bir üyesi mi yoksa............

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 28.10.2006 - 23:50

    ayaz adana adlı arkadaşım evet enver paşa hatalıdır ama şunu anlamak gerek Sarıkamış faciasına emin o senden benden çok daha fazla üzülmüştür..
    Unutmayalımki Türk halkı ilk demokrasiyle tam olmasada ittihat terakki partisinin getirttiği meşrutiyet ile tanışmıştır.
    Tamam Enver paşa ve arkadaşları ebdülhamid han gibi bir dehayı alt ederk büyük hata yapmıştır ama siz ona hatalı biri gibi, değil vatan haini gibi davranıyorsunuz.
    Ayrıca Birinci Dünya savaşına bizi enver paşa soktu ama bu karar bence son derece doğruydu ne yani savaş bittikten sonra diğer devletler siz savaşa girmediniz diye bizle dostmu olacaktı yoooo gene bizi parçalamak isteyeceklerdi biz bir mecbur olarak bir kumar oynadık ama oynamak zorundaydık çünkü eğer savaşa girmeseydikde itilaf devletleri kazansaydıe gene bize düşmanca tavır alacaklardı ittifak devletleri savaşı kazansaydı o zmanda bizi sizi çağırdık gelmediniz diye düşman olacaklardı....
    Bakın enver paşayı böyle gösterenler yahudiler çünkü o yahudilerin istediğini yapmadı....
    Dağılma döneminde Osmanlıda Türk halkı perişan haldeydi araplar ve gayri müslimler askere alınmazlardı düşük vergi verirlerdi oh ne güzel ekmek elden su gölden yaşıyorlardı ama Türkler hem tüm askeriyeyi oluşturuyorlardı hemde vergi yükünü çekiyorlardı...
    Devlet Türk ama devletin içinde ezilen Türkler işte Enver paşa bunun kavgasını verdi...
    Ayrıca Turancılık politikasına gelince batı güçlü ve bizi sevmeyen hristiyan halk doğu ise batıya göre daha az bozulmuş ve çoğunluğu milletdaşımız ve anayurdumuz eeee batıya değilde doğuya yönelmekte ne kötülük var anlayamadım yani...
    Gene unutmayalımki Türk halkı başta Enver paşa olmak üzere İttihat terakki partisinin Türk halkına verdiği vatan millet hisleriyle Çanakkaleyi geçilmez kıldı...Sarıkamışda imkansızı zorladı....Ortadoğuda kanlarıyla destan yazdılar....Balkanlarda müttefiklerin imdadına yetiştiler....
    Enver paşanın başlıca hatalarından biri neydi Almanlara gerektiğinden fazla güvendi ama bu hata şunu engelleyemezki Enver paşa bu ülke için herşeyini ortaya koymuş sadece bu vatan için birşeyler yapmış veya yapmaya çalışmış...

  • Cem Sagol
    Cem Sagol 17.10.2006 - 00:07

    orda türklerde öldü biz ayırmıyoruz............. kürtler...türkler......... diye iki tarafta vatanımızın evladıydı........tarafta yok da.......ne diyim......

  • Bay Grey
    Bay Grey 17.10.2006 - 00:03

    Hiç bişey yapmadıysa bile Sarıkamışta katline sebep olduğu çoğunluğu Kürt olan 90 bin vatan evladı yeter ona günah olarak...

  • Cem Sagol
    Cem Sagol 16.10.2006 - 23:57

    birilerine cevap yazmak adetim değildir ama.......çok az şey biliyosun onla ilgili.......bence biraz daha tanısan bu kadar olumlu bakmazdın....

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 16.10.2006 - 23:54

    Beyler adamın bu kadar üstüne gitmeniz bence haksızlık bırakında adam mezarında rahat uyusun nerdeyse adama vatan haini damgasını vuracaksınız ya.
    Enver Paşa Makedonya dan Orta Asya ya kadar Türk ulusu için mücadele vermedi.
    Bingazi Makedonya ve Azerbaycan başarıları ve Genelkurmay Başkanı iken başarısızlıkları gösteriyorki onun büyük işler başarabilecek bir insan değil ona orduda mirlivalıktan(tuğgenerallik) yukarı rütbe vermek hata olur.
    Ama adam bu göreve heralde başarısız olmak için ülkesini yenilgiye götürmek için gelmedi.
    Sarıkamış harekatını hazırlayan Enver Paşa değildi.
    Alman General Falkenhayn daha önceden bölge ile bilgi almış ve harekatı ince incesine kadar hazırlamıştı daha doğrusu nasıl mehmetçiği kesin bir ölüme gönderebilirim hazırlığını yapmıştı çünkü müttefikde olsa düşmanda olsa askerimiz sevilmiyor çünkü kıskanılıyor.
    Enver paşa hayatında o bölgeye gitmediği için hava şartlarını bilmiyordu ve elinde herhangi bir bilgi olmadığı gibi sadece eski bir harita vardı.
    Enver Paşa için şu yakıştırma yapmak sanırım doğru olur iyi niyetli ama başarısız bir vatanperverdi.

  • Ahmet Abdulbaki Karahan
    Ahmet Abdulbaki Karahan 09.06.2006 - 15:38

    enver paşa neverdi bu millete...benim ona adavet beslememe 90000 mehmetçiği tek rus kursunu değmeksizin ALLAHU EKBER dağlarında soğuktan harap etmesi kurtlara yem etmesi kafi.turancı olmak kızılelmacı olmak beaberinde aklı gerektirir...bi beyinsiz turan turan dedi diye onu kahraman olarak görecek değiliz ya...turan dedi durdu koskoca devlet i aliyye yi de bitirdi.mehmet akif boşuna dememiş bu ve bunun avanesine üç beyinsiz kafa diye.hasilı bir it çi.

  • Necmiye Çakıcı Sarpkaya Çobanyıldızı
    Necmiye Çakıcı Sarpkaya Çobanyıldızı 07.07.2005 - 09:02

    Ben bu soruya bir şiirim ile karşılık vermek istiyorum


    Beyaz Hüzün (Beyaz Ölüm)



    ah ah durdurabilse zaman çarkları
    kanatlanılabilse uçulabilse varılabilse
    Enver Paşanın mağrur kulaklarına
    Fısıldanılabilse al paşa al emri dense
    Ne olur salma civanlarımı dense
    Dağlar dağlar ölümlü dağlar

    Çileli dondurucu dağlar
    Yıl 13 ARALIK 1913
    Yarbaylıktan Albaylığa
    Arkasından paşalık
    Başkumandan vekilliği
    Henüz 32 yaşında mağrur kumandan

    25 ARALIK Mehmetçik çıkar yollara
    Marş marş istikamet Sarıkamış
    Kışlık parke içlik postal yok
    Ayaklarda çarıklar
    Yemenden yolculuklar
    Açlık yorgunluk yokluk
    Ağaç üzerinde geceler
    Mehmedim donmuş
    Mübarek bedenler
    Dökülür teker teker

    Hırsın bürüdüğü
    Dengelerin öldüğü
    Liyakatın yok olduğu
    Tecrübelerin kovulduğu
    Yalancı şöhretin sardığı
    Beyinler ah o beyinler

    Bize yanık türküler bırakır
    Mazinin kucaklarında günahlar
    Mazinin kucaklarında sevaplar
    Karbeyazı elbiseler yiğitlerim
    Yanık türküler sesleri keser
    Bülbüller susar
    Güller ağlar
    Dağlar taşlar ağlar
    Kurtlar kuşlar yas tutar
    Kara buza keser

    Beyaz hüzün yürekleri dağlar
    Kara haber tez ulaşır
    Kalbleri yaralar vicdanları paralar
    Ah dağlar ah yürükleri dağlar
    mübarek 90 bin can
    90 bin Mehmetim
    Beyaz kefenlerde
    Ruhlar havalanır ak güvercinler
    sonsuzluğu saran dağlar
    Cepheye çarıkla
    Cepheye yelekle
    Yollanan Mehmetimin
    Askerimin türküsü yankılanır
    Dağlar dağlar başı dumanlı
    Başı çileli dağlar

    Necmiye Sarpkaya




    (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

  • Esra Tahtalıoğlu
    Esra Tahtalıoğlu 27.06.2005 - 17:26

    İttihat ve terakkinin yönetime el koymasıyla, II.Dünya savaşı'na Almanya'nın yanında girmemizi sağlamıştır.Almanya'ya duyduğu hayranlık sebebiyle.

  • Nart Beg
    Nart Beg 24.06.2005 - 03:41

    HEROISM = ENVER PASHA

  • Ali Erdem
    Ali Erdem 20.12.2004 - 11:11

    Bab-ı Ali baskınını düzenliyen ittihatçı kadronun önde gelenlerinden.Pekçok cephede korkusuzca ön saflarda savaştı.Ölüm onu savaş alanında buldu.Nede olsa su testisi su yolunda kırılır. Ama onun ölümünde bir başkalık vardı.Bu aslında bir intihardı. Gençlik yıllarında müttefiki olarak gördüğü rusya şimdi onun kızıl elma düşünün karşısında bir engeldi.Basmacılar ise artık onun dostuydu.Onları örgütlemek için Belcuvan bölgesindeki Âbıderyâ köyüne geçti, burada kurduğu karargahta rusların baskınına uğradı.O Rus mitralyözlerinden çıkan dengesiz ateşin üzerine yalın kılıcı ile karşı koymaya kaltı.Atladı atına çekti kılıcını ve Turan ordusu komutanı ENVER PAŞA intihar etti..Kızıl elma belki bir düştü ama uğruna ölünmeye değer bir düş.

  • Fatih Yalçın
    Fatih Yalçın 01.11.2004 - 23:19

    TURAN ORDUSU KUMANDANI ENVER PAŞA...

    Asıl adı İsmail Enver'dir. İstanbul Divanyolu'nda doğdu, Doğumu ile ilgili olarak Türkçe ve Almanca otobiyografilerinde farklı tarihler verilmektedir (23 Kasım 1881 Çarşamba, 6 Aralık 1882 Çarşamba) . Ailesi Manastırlı olup babası, önceleri Nâfıa Nezâreti fen memurluğu yapan, daha sonra surre emini olan sivil paşalık rütbesine yükselen Ahmed Bey, annesi Ayşe Hanım'dır. Küçük yaşta gösterdiği aşın İstek sebebiyle henüz üç yaşında iken ibtidâi mektebine kaydedildi. Ardından Fâtih Mekteb-i İbtidâisi'ne girdi. Bu okulun ikinci sınıfında iken babasının Manastır vilâyeti Nâfia fen memurluğuna tayini üzerine öğrenimine bu şehirde devam ettikten sonra yine aynı yerde askeri rüşdiye ve askerî idadi tahsilini tamamlayarak Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'ye girdi. Daha o sıralarda, yüksek okullarda yaygın olan II. Abdülhamid aleyhten propagandadan etkilendiği otobiyografisinden anlaşılan Enver Bey, Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne'yi dokuzuncu olarak bitirip erkânı harp sınıfı için ayrılan kırk beş kişilik kontenjan içerisine girmeyi başardı.

    Erkânıharp eğitimi sırasında bir defa Yıldız Sarayına götürülerek sorgulandıysa da hüküm giymedi. Ancak bu dönemdeki İttihat ve Terakki Cemiyeti faaliyetlerine katılmadığı kesindir. Sınıf ikincisi olarak okuldan mezun olduktan sonra 1903 yılı Ocak ayında erkânıharp yüzbaşısı rütbesiyle Manastır'daki 13. Seyyar Topçu Alayı'na tayin edildi. Bu esnada Bulgar çetelerinin takip ve tenkili için yapılan harekâta katıldı, 1903 yılı Eylülünde Koçana'da bulunan 20. Piyade Alayı'nın birinci bölüğüne nakledildi. Nisan 1904 tarihinde Üsküp'teki 16, Süvari Alayı'nda görevlendirildi. Aynı yılın Ekim ayında İştip'teki alaya giren Enver Bey iki ay sona 'sunûf-i muhtelife' hizmetini tamamlayarak Manastır'daki karargâhına geri döndü. Burada erkânıharp dairesinin birinci ve ikinci şubelerinde yirmi sekiz gün çalıştı. Ardından Manastır Mıntıka-i Askeriyyesİ Ohri ve Kırçova mıntıkaları müfettişliğine tayin edildi. 7 Mart 1905'te kolağası oldu. Bu görev sırasında Bulgar, Rum ve Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî harekâtta üstün başarılar gösterdiğinden dördüncü ve üçüncü Mecidi, dördüncü Osmani nişanlan ve altın liyakat madalyası ile ödüllendirildi: 13 Eylül 1906 tarihinde binbaşılığa yükseltildi. Bulgar çeteleri-ne karşı yürüttüğü faaliyet onun üzerinde Milliyetçilik fikirlerinin etkili olmasında rol oynadı. Bu ay içinde Selanik'te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne on ikinci üye olarak katıldı. Manastır'a dönüşünde cemiyetin buradaki teşkilatım kurma faaliyetinde bulundu. Bu faaliyetleri, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile merkezi Paris'te olan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti'nin birleşmesi ve ilk örgütün Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti Dahili Merkez-i Umumisi adını almasından sonra daha yoğun olarak sürdürdü. Terakki ve İttihat Cemiyeti tarafından başlatılan ihtilal girişimlerine katıldı. Faaliyetinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul'a davet edildi. Ancak 24 Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilalde öncü rol oynadı.

    Tikveş'teki örgütlenme faaliyetinden sonra 21 Temmuz 1908'de Köprülü'ye geçen Enver Bey, 23 Temmuz 1908 tarihinde II Abdülhamid'in Meclis-i Mebusan'ı yeniden toplantıya çağıran iradesi sonrasında Selanik'e giderek bu şehirdeki kutlamalara katıldı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğundan ve Kolağası Niyazi Bey ile beraber en önemli faaliyeti gerçekleştirdiğinden bir anda 'kahraman-ı hürriyet' haline geldi ve bu tarihten itibaren yeniden Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını kullanmaya başlayan örgüt içindeki askeri kanadın önde gelen isimlerinden biri oldu. 23 Ağustos 1908'de Rumeli Vilayeti Müfettişliği refakatine verilen Enver Bey, 5 Mart 1909'da 5000 kuruş maaşla Berlin askeri ataşesi olarak görevlendirildi.

    31 Mart Vak'ası üzerine geçici olarak yurda dönen Enver Bey İstanbul'da Hareket Ordu'-suna katıldıktan sonra tekrar Berlin'e gitti. 12 Ekim 1910 tarihinde Birinci ve İkinci Ordu manevralarında hakem olarak görev yapmak üzere yeniden İstanbul'a geldi ve kısa bir şiire sonra geri döndü. Mart 1911'de İstanbul'a gelen Enver Bey, 19 Mart 1911'de Makedonya'daki çete faaliyetlerine karşı alınacak tedbirleri denetlemek ve bu alanda rapor hazırlamak üzere bölgeye gitti. Enver Bey dolaştığı Selanik, Üsküp, Manastır, Köprülü ve Tikveş'te bir yandan çetelere karşı alınacak tedbirler üzerinde çalışırken öte yandan İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleriyle görüştü. 11 Mayıs 1911 tarihinde İstanbul'a döndü. 15 Mayıs 1911'de Sultan Mehmed Reşad'ın yeğenlerinden Naciye Sultan ile nişanlandı. 27 Temmuz 1911'de Malisör isyanı sebebiyle İşkodra'da toplanan İkinci Kolordu'nun erkânıharp reisi olarak Trieste üzerinden İşkodra'ya gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldı. 29 Temmuz'da ulaştığı İşkodra'da Malisör isyanının bastırılması, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Arnavut üyeleriyle olan meselelerinin hallinde önemli rol oynadı. Daha sonra Berlin'e geçtiyse de İtalyanlar'ın Trablusgarp'a saldırmaları üzerine yurda döndü.

    3 Eylül 1911 tarihinde Selanik'te yapılan İttihat ve Terakki Cemiyeti merkez-i umumi toplantısında İtalyanlar'a karşı bir gerilla savaşı yürütmesi fikrini savunan Enver Bey bu görüşünü diğer örgüt üyelerine de kabul ettirdi. 8 Ekim 1911'de padişah ve hükümet yetkilileriyle görüştükten sonra İskenderiye'ye gitmek üzere 10 Ekim 1911'de İstanbul'dan ayrıldı. Mısır'da ileri gelen Arap liderleriyle çeşitli temaslar kurup 22 Ekim'de Bingazi'ye hareket etti. Çölü geçerek 8 Kasımda Tobruk'a ulaştı, l Aralık 1911 'de Aynülmansûr'da askeri karargahını kurdu. İtalyanlar'a karşı yapılan muharebe ve gerilla harekatında büyük başarılar elde etti. 24 Ocak 1912 tarihinde bu görevine ilaveten Bingazi mutaasarrıflığına tayin edildi. 10 Haziran 1912'de kaymakam oldu. Kasım 1912 sonlarında Balkan Savaşı'na katılmak üzere Bingazi'yi terkederek tebdili kıyafetle İskenderiye'ye, oradan de bir İtalyan gemisiyle Brindisi'ye gitti. Viyana üzerinden İstanbul'a dönen Enver Bey, l Ocak 1913'te Nazım Paşa ile görüştü. Harbiye nazırı ile Kamil Paşa'nın istifaya zorlanması ve yerine savaşa devam edecek bir hükümetin kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Daha sonda bu fikri, Kamil Paşa'nın görevde kalmasını isteyen Sultan Mehmed Reşad'a da kabul ettirmeye ça-îıştı.

    Enver Bey ile İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri 23 Ocak 1913 tarihinde Bâ-biâli Baskını'nı gerçekleştirdiler. Enver Bey öncü rol oynadığı bu hükümet darbesinde Kamil Paşa'ya İstifanamesini imzalattı. Ardından padişahı ziyaret ederek Mahmud Şevket Paşa'nın sadarete getirilmesini sağladı. 12 Haziran 1913'de Mahmud Şevket Paşa'nın hallinden sonra ülke yönetimine fiilen el koyan İttihat ve Terakki içindeki askeri kadronun da lideri haline gelen Enver Bey, hayati kararların alınmasında etkili oldu. II Balkan Savaşı sırasında 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girişi toplum nezdindeki prestijini daha da artırdı. 15 Aralık 1913'de Miralay, 3 Ocak 1914'te Mirliva, aynı tarihte Ahmed İzzet Paşa'nın yerine Harbiye nazırı oldu.

    8 Ocak 1914 tarihinde aynı zamanda Erkan-i Harbiye-i Umumiyye reisliği görevini üstlenen Enver Paşa yeni görevinde büyük bir gayretle, I. Balkan Savaş'nda bozguna uğrayan Osmanlı ordusunun yeniden düzenlenmesine çalıştı. II. Abdülhamid dönemin yaşlı paşalarının tamamına yakın bir kısmı emekli edildi ve genç subaylar orduda önemli göreve getirildi. Enver Paşa'nın mahiyetinde çalışmış olan İsmet İnönü ve Kazım Karabekir gibi subaylar onun bu çabalarının başarılı olduğunu kabul ederler. Enver Paşa'nın bu düzenlemesi bir anlamda Cumhuriyet'in kuruluşunda önemli rol oynayan a kadronun da Osmanlı ordu teşkilatında yükselmesini sağladı. Enver Paşa, Harbiye n sırasında 'enverîye' adı verilen askeri ve aynı adla anılan, sesli, sessiz harflerin her harfinin ayrı yazılması ile uygulanan bir yazı gibi yenilikler yaptı. 5 Mart 1914 tarihim Naciye Sultan ile evlenen Enver Paşa, İttihat i Terakki Cemiyeti tarafından Almanya ile ittifak anlaşması sağlamak İçin girişimlerde bulunmak üzere görevlendirildi. Enver Paşa'nın ilk girişim ve teklifleri Alman İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim tarafından reddedildi. Daha sonra Avusturya-Maceristan yetkililerin de baskıları ile Wangenheim'ın Şansölye Betmann Hollweg'in itirazlarına neden olan Kayser II. Wilhelm'in şahsi emriyle Ağustos 1914 tarihli ittifak anlaşması ile Genel kanaatin aksine, ittifak anlaşması Almanlar'dan gelmediği gibi bu alanda yanaşmamakta uzun süre direnen de Alman İmparatorluğu olmuştur. Dolayısıyla Enver Paşa'nın Osmanlı Devleti'ni bir oldu bitti sı cunda Almanlar'la ittifak anlaşması imzalat zorladığı tezi doğru değildir; ayrıca hiç bir büyük Avrupa devleti tarafından ittifaka ne dahil edilmeyen Osmanlı Devleti'nin Alman ittifakını sağlaması gerektiği konusunda İttihat ve Terakki liderlerinin tamamı aynı kaanati taşıyordu.

    10 Ağustos 1914 günü Çanakkale önüne gelen Goeben ve Breslau buharlı Alman savaş gemileri peşlerindeki İngiliz gemilerinden kaçabilmek için giriş izni isteyince kendisiyle görüşen Kress von Kressenstein'in talebiyle Enver Paşa re'sen verdiği bir emirle gemilerin içeri alınmasını ve eğer takip etmek isterlerse İngiliz gemilerine ateş açılmasını emretti. Olayları yaşayan bazı subaylar, 22 Ekim 1914'de Enver Paşa'nın Amiral Souchon'a Karadeniz'deki Rus donanmasına saldırması için şifahi emir verdiğini iddia etmektedirler. Ancak bu konuda yazılı bir emir 25 Ekim 1914'te Enver Paşa tarafından amirale gönderilmişti. 29 Ekim 1914 günü Karadeniz'e manevra gerekçesiyle çıkan Osmanlı donanmasının Rus Çarlığı liman ve gemilerine saldırısı sonrasında Enver Paşa, müttefiklerine tazminat ödeyerek tarafsızlığın korunması fikrini savunan hükümet üyelerine karşı savaşa giriş tezinin en hararetli savunucusu oldu.

    Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye nazırı olarak askeri harekatın yönetimini de ele aldı. Ancak kendisinin tamamen bir Alman kuklası olup onların isteklerini yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler doğru değildir. Bizzat Alman belgeleri, Enver Paşa'nın çeşitli hususlarda Alman askeri yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Enver Paşa'nın I. Dünya savaşı sırasındaki fiili tek kumandası Kafkas cephesinde olmuştur. 14 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa kabinesinin istifası ile Enver Paşa'nın da Harbiye nazırlığı sona erdi ve 1-2 Kasım 1918'de İttihat ve Terakki'nin diğer yedi lideriyle birlikte Ülkeden ayrıldı.

    Enver Paşa ülkeden ayrılmadan önce Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'ya yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun Azerbaycan'da müstakil bir Türk hükümeti kurmaya çalışacağı intibasını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım'da Berlin'e giden arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Bey'in denetiminde bulunan Kafkasya'daki ordu birliklerine ulaşmak üzere oraya hareket etti. Ancak kayalara bindiren takanın batması sonucunda bunu gerçekleştiremediği gibi bölgedeki birliklerin etkisiz hale getirilerek kumanda heyetinin tutuklandığım öğrenince de Berlin'e gitmeye karar verdi. Nisan 1919'da Berlin'e gidip Babelsberg semtine yerleşti ve Almanya'da yeniden teşkilatlanmaya çalışan İttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol oynadı; ayrıca İngilizler'le de çeşitli pazarlıklarda bulundu, fakat bu alanda bir anlaşma sağlanamadı. Enver Paşa Talat Paşa ile birlikte 1919 Ağustos ayı sonunda Bolşevik liderlerinden Kari Radek'i tutuklu bulunduğu hücresinde ziyaret etti. Radek İttihat ve Terakki'nin bu iki liderini Moskova'ya davet etti. 10 Ekim 1919 tarihinde Mehmet Ali Sami takma adı ve Rusya'daki Türk Hilal'i Ahmar temsilcisi bir doktor kimliğiyle uçakla Berlin'den Moskova'ya hareket eden Enver Paşa, 13 Ekimde Königsberg'e ve 15 Ekim'de Shiaulai'ye (Litvanya) vardı. Daha sonra Abe-li'ye iniş yapan uçak yolcuları Litvanya yetkilileri tarafından göz altına alındılar ve Kaunas'sa gönderildiler. Enver Paşa Kaunas'taki hapishanede iki ay geçirdikten sonra tekrar Berlin'e döndü.

    Bu sırada hapisten çıkan Radek'in talebi üzerine bazı İttihat ve Terakki liderleri Moskova'ya hareket ettiler ve 27 Mayıs 1920 tarihinde burada buluştular. Berlin'de kalan Enver Paşa'da çeşitli temaslardan sonra Altman adına düzenlenmiş sahte belgelerle yola çıktı. Ancak bu uçağı yine zorunlu iniş yapınca tekrar yakalandı ve Riga hapishanesine götürüldü. Burada bir komünist, bir Alman yahudisi olarak muamele gören Enver Paşa tekrar serbest bırakıldı. 1920 Ağustos ayının başında üçüncü defa Berlin'i terk eden Enver Paşa Stettin, Königsberg, Mingskve Somalengk üzerinden 16 Ağustos tarihinde Moskova'ya ulaştı. Burada gayet iyi karşılandı ve Kremlin'in büyük duvarına bakan Sopiskaia Naberezhnaya semtindeki bir konuk evine yerleştirildi.

    Enver Paşa eski ittihatçı arkadaşları ve Orta Asya'dan gelen temsilcilerle görüştü. Ayrıca Çiçerin, Radek, Zinoiev ve Lenİn ile görüşmeler yaptı ve Sovyet-Alman temaslarında arabuluculuk görevini üstlendi. Berlin'den Moskova'ya gelmesinde yardımcı olan eski arkadaşı Hans von Seect'e yazdığı 25 ve 26 Ağustos tarihli iki mektuba göre, Troçki ve temsilcisi E.M. Skliansky'le yaptığı görüşmelerde Anadolu hareketine silah yardımında bulunulmasını istedi ve söz dahi aldı. îslâm İhtilal Cemiyetleri İttihadı adında bir örgüt kurdu. Enver Paşa 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen Doğu Halkları Kongresi'ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katıldı. Ankara hükümeti de kongrede İbrahim Tali (Öngören) tarafından temsil edildi. Ancak bu kongre önemli sonuçlar doğurmadı. Sovyetlerin ihtilalci grupları değil, Mustafa Kemal, Rıza Şah, Çang-Kay-Şek Emanullah Han gibi tarafsız liderlerin yönetimlerini destekleme kararları Enver Paşa'nın işini zorlaştırdı. Ekim 1920 başlarında yeniden Berlin'e döndü ve Lüksgrunewald semtine yerleşti. Daha sonra İsviçre'ye giden Enver Paşa burada Hakkı Paşa ile görüşerek Rusya'dan Anadolu'ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli teşkilat kurmaya karar verdi. Komitede H. Von Seect'in eski yaveri binbaşı Fischer ve Alman harb bakanlığında askeri teçhizat sorumlusu yüzbaşı Kress'de bulunmaktaydı. Ancak Moskova'dan gerekli maddi yardım sağlanamadı. Halil Paşa'mn Enver Paşa'ya yazdığı 4 Kasım 1920 tarihli mektuba göre bu alandaki yeni taleplerde Karahan tarafından reddedildi. Enver Paşa 1921 Şubat! ı sonunda yeniden Moskovaya gitti ve burada Çiçerin ve yeni Ankara hükümeti temsilcisi Bekir Sami Bey'le çeşitli görüşmeler yaptı. 16 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri hakkındaki şikayetleri ve Anadolu Hareketine el koyma iddialarına karşı çıktı. 30 Temmuz'da Ankara'ya yönelik Yunan saldırısı başladığında Enver Paşa diğer İttihatçı liderlerle birlikte Anadolu'ya geçme fikriyle Batum'a gitti. Bu sırada Trabzon'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'de onu destekliyordu. 5 Eylül'de burada yapılan ve Halk Şuralar Fırkası Toplantısı olarak ilan edilen İttihatçı toplantısında Ankara'daki T.B.M.M.'ne İttihatçı sürgünlerle soğuk ilişkilerin sona erdirilmesi içinde başvuruda bulunması kararlaştırıldı. Ancak Sakarya zaferi Enver Paşa'nın planlarının bir defa daha bütünüyle değişmesine yo! açtı. Baku'yu terk eden Enver Paşa Tiflis. Aşkabat ve Merv'e uğradıktan sonda Ekim 1921 tarihinde kendisine refakat eden Teşkilat-ı Mahsusa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer bazı İttihattçılarla birlikte Buhara'ya gitti.

    8 Kasımda Türk subaylarla birlikte tekrar yola çıktı ve 19 Kasım'da Akbulağ, 21 Kasım'da Başçardak kışlağında ve 24 Kasım'da Gurgantepe'ye ulaştı. Burada Cedidci Alehytarı Lakay İsmalil Bey'in esiri durumuna geldi. Şubat 1922 sonunda buradan kurtulan Enver Paşa Ruslara karşı savaşan Basmacıları örgütlemek için tekrar Duşanbe ilerisindeki kışlaklara gitti. 24 Temmuz'da Rusların Duşanbe'yi alması üzerine geri çekilerek Satılmış Kışlağına vardı. Buradan Belcuvan bölgesindeki Âbıderyâ köyüne geçti ve son karartı; burada kurdu. 4 Ağustos 1922'de karargahta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde mahiyetinde kalan askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus baskınına uğradı; yanındaki otuza yakın atlıyla yöneldiği Çegan tepesi mevkiinde giriştiği çarpışmada ön safta vuruşurken öldürüldü.

    Enver Paşa'nın eşyaları müfreze kumandanı Kulikof tarafından Taşkent'e gönderildi. Buradan daha sonra Moskova'daki askeri müzeye nakledildi. Cenazesi Âbıderyâ köyünde toprağa verildi.

    Enver Paşa'nın siyasi ve askeri kariyeri hakkında değişik ve birbiriyle çelişen yorumlar yapılmıştır. 1908 ihtilalinde oynadığı rol, Trablusgarp Harb'indeki başarıları sebebiyle kamuoyunda büyük prestij kazanan Enver Bey'in aleyhine Mondros Mütearekesi'nin ardından bir kampanya başlatılmış, 1922 sonrasında ise yeni rejim Enver Paşa ve arkadaşlarını gereksiz yere l. Dünya Savaşı'na girilmesinden sorumlu tutmuş, mütareke dönemi faaliyetleride bir maceracı olarak yorumlanmıştır. Belirli dönemlerde leyhine ve aleyhine yoğun yayın yapılmalısı, Enver Paşa hakkında ojektif bir değerlendirilme yapılmasını güçleştiren temel sebep olmuştur.

    Yetiştirdiği dönemin Osmanlı zabitanı içinde kendini geliştiren Enver Paşa Makedonya'daki çete savaşlarında gösterdiği başarılarla sivrilmiştir. 1908 hareketinde öncü rolü onu halk kahramanı mertebesine getirdiği gibi İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki durumunu da güçlendirmiş, 1913 Babıali Baskınından itibaren gerek bu örgütün askeri kanadının gerekse Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri haline gelmiştir. ş Bu dönemde kendi kaleminden çıkan mektuplar, Enver Paşa'nın Fransızca ve Almancayı iyi düzeyde kullanabilen ve batı düşünürlerin kitaplarını okuyan bir kişi olduğunu göstermektedir. Enver Paşa'nın l. Dünya savaşına girilme-sindeki sorumluğu ve rolü ise son dönemlerinde yayımlanan Alman ve Avusturya belgelerinden anlaşıldığına göre daha ziyade Goeben ve Bresleu zırhlılarının boğazlardan geçirilmesi ve Rus limanlarının bombardımanı emrinin verilmesi çevresinde şekillenmektedir. Onun Mütareke sırasındaki faaliyetleri ise özellikle son dönemlerde yayımlanan belgelerin ışığı altında şahsi girişimler olmaktan ziyade İttihat ve Terakki kadrosunun faaliyetleri olarak değerlendirilmelidir. Ancak Enver Paşa'nın maceracılık boyutlarına varan hareketleri konusunda yorumda bulunulurken içinde yaşadığı çağın da bir macera çağı olduğu hesaba katılmalıdır.



    BELCIVAN

    FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN VARLIĞINI;

    ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP ATSIN!

    GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR YİĞİDİN

    DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ GİBİ,

    DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR GEYİĞİN

    MATEMLER İNMİŞ KARA GÖZLERİNE.

    DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR YİĞİT,

    YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN YIKILIP KALMIŞ,

    KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE KARIŞMIŞ

    SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR ALMIŞ.

    MARMARA BOYLARI, EDİRNE YOLU

    ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD t,

    KARPAT DAĞLARI, TRABLUS ÇÖLLER!

    GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN BAHÇELERİ.

    ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN NURLAR,

    BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA HABER.

    BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN BİRİNİ

    DOPDOLU KOYNUNA ALIP SARDI,

    TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR KURTARICI YİĞİDİ

    KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA SALDI.

    TARİHİN RENGİNİ KANLARLA KARARTIP DOLDURAN

    EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI O BELCİVAN

    AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ,

    FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI BOĞUP ÖLDÜRSÜN,

    KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR GÜLSÜN!

    Özbek Şairi Çulpan'ın
    Enver Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir

    SEMERKANT -1992

  • Mustafa Evci
    Mustafa Evci 19.06.2004 - 21:25

    28 Aralık 1918 Allahuekber Dağları ve 90 bin savaşmadan,açlık,soğuk ve salgın hastalıktan şehit düşen askerlerin, Alman hayranı komutanı...

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 17.06.2004 - 13:59

    Haftada bir cephedeki komutanları değiştirmesiyle ünlenmiş, hataları hep kendisinin değil cephedeki zavallıların yaptığına inanan bi megaloman; tabi başarılı olsaydı iyi olurdu, güzel olurdu, ama rüya görmemek lazım böyle biri başarılı olamazdı zaten.

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 27.05.2004 - 18:49

    kaş yapayım derken göz çıkartan deyimi çağırıştırıyor.

    Ne yaptıysa ülkesi için yapmıştır bu yüzden kendini milliyetçi, vatan ya da yurtsever, ülkücü sayan nesillere ibret olması açısından muhteşem bir örnek.

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 27.05.2004 - 18:45

    başarılı olsaydı belki onun büstlerini görürdük etrafta ama malesef tarihin sayflarında acı ve bahtsız bir yere sahiptir...